Bölge Adliye Mahkemesi · İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2021/147 E. 2024/1117 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/147
Karar No
2024/1117
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2021/147 KARAR NO : 2024/1117 KARAR TARİHİ : 23/05/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/10/2020 NUMARASI : 2016/873 Esas 2020/581 Karar DAVANIN KONUSU : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 23/05/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 23/05/2024

Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı şirketin ticari ilişkide olduğu, davalı şirketin 2014 yılında müvekkili şirketten 47.525,00 Euro tutarında siparişte bulunduğu, verilen siparişe uygun olarak anlaşma doğrultusunda ürünlerin üretimini tamamlayan müvekkili şirketin 20.06.2014 tarihinde 47.525,00 Euro bedelli proforma faturasını keserek davalı şirkete gönderdiği, faturada müvekkili şirketin ...bank'daki banka bilgilerinin bildirildiği, müvekkili şirketin ürettiği malların paketlemelerini yaparak gümrüğe vermeye hazır hale getirdiği, uzun zaman geçmesine rağmen malların bedellerinin ödenmediği, malların paketli halde müvekkili şirkette kaldığı, davalı şirketin müvekkili şirketi hiç aramadığı, daha sonra davalı şirket vekili ile görüşüldüğü, 24 Mart 2015 tarihinde gönderilen belgelerle davacı şirket adına İngiltere'de bulunan ... Bank'ta bulunan hesaba 02.07.2014 tarihinde 14.257,50 Euro, 31.07.2014 tarihinde 1.500,00 Euro ve 04.09.2014 tarihinde 31.767,50 Euro ödeme yapıldığı, ancak müvekkili şirketin böyle bir hesabının bulunmadığı, bu hesabın kimin adına açıldığının bilinmediği, bu nedenle davalı şirkette bulunan 37.718,40 Euro alacağın malların teslim tarihi olan 10.04.2015 tarihinden itibaren devlet bankalarının bir yıl vadeli Euro hesaplarına uyguladığı en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davacı şirket ile ticari ilişkisinden doğan tüm yükümlülükleri yerine getirdiği, müvekkili şirket tarafından davacı şirketin yurt dışında bildirilen hesabına toplam 47.525,00 Euro ödendiğini, davacı şirketin dava dilekçesindeki iddialarını kanıtlar nitelikte hiçbir delilinin olmadığı, bu nedenle açılan davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...Dava; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalı tarafça verilen sipariş kapsamında davacı tarafça davalıya satılıp teslim edildiği bildirilen mallardan dolayı ödenmediği iddia olunan dava konusu alacağın davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekili sunmuş olduğu dava dilekçesiyle, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalı şirketin 2014 yılının mayıs ayında davacıdan toplamda 47.525,00 Euro tutarında mal siparişinde bulunduğu, alınan sipariş doğrultusunda davacı tarafça malların üretiminin gerçekleştirildiği ve bu kapsamda davalıya 20.06.2014 tarihli toplam 47.525,00 Euro bedelli faturanın düzenlendiği ve davalı şirkete gönderildiği, iş bu faturada davacı şirketin ...bank'taki hesap numarasının karşı tarafa bildirildiği, davacı tarafça malların gümrüğe gönderilmesi için paketleme işlemi yapılarak malların teslim alınmasının beklendiği, bu arada mal bedellerinin de ödenmediği, ancak paketleme işlemi yapılarak hazır hale getirilen malların davalı tarafça teslim alınmaması nedeniyle davalı tarafça yapılan görüşmeler neticesinde davalı şirket tarafından davacıya 24.03.2015 tarihli mail ekinde gönderilen belgelerin incelenmesinden davacı şirket adına İngiltere'de bulunan ... Bank'ta bulunan hesaba 02.07.2014 tarihinde 14.257,50 Euro, 31.07.2014 tarihinde 1.500.000,00 Euro, 04.09.2014 tarihinde ise 31.767,50 Euro ödeme yapıldığına dair belgelerin gönderildiği, ancak bu belgelerde bildirilen banka hesap numarasının davacı şirketle hiçbir alakasının olmadığı, karşılıklı yapılan görüşmeler neticesinde davacı şirket çalışanı ...'ın mail adresinden gönderildiği iddia edilen mail üzerine davalı tarafça ödemenin yapıldığının bildirildiği, ilgili mailin incelenmesinden maildeki proforma faturaya müdahale edilerek üzerindeki banka bilgilerin silindiği, farklı renkte ve farklı yazı karakterleriyle ... Bank'ın bilgilerinin yazıldığının görüldüğü, teknoloji şirketleriyle yapılan görüşmelerde ilgili mailin davacı şirket çalışanı ...'ın gerçek mailinden gönderilmediğin öğrenildiği, bu nedenle davacı şirket çalışanı tarafından böyle bir mailin gönderilmediği, ancak davalı şirket vekili ile yapılan karşılıklı görüşmeler neticesinde davaya konu ödemenin davacı şirkete aktarılması için davalının vereceği destek karşılığında davacının da daha önce sipariş verilen 47.525,00 Euro üzerinden %20 oranında indirim yapması konusunda anlaşma sağlandığı ve bu anlaşma kapsamında da davacı tarafça 09.04.2015 tarihli 37.718,40 Euro bedelli faturanın düzenlendiği ve 10.04.2015 tarihinde malların İzmir Gümrük Müdürlüğü'nden gönderildiği, ancak buna rağmen davacı tarafça düzenlenen 09.04.2015 tarihli 37.718,40 Euro bedelli fatura bedelinin ödenmediğinden bahisle davaya konu olan ve davacı tarafça davalıya teslim edilen mal bedeline ilişkin olarak düzenlenen 09.04.2015 tarihli 37.718,40 Euro bedelli faturadan kaynaklı alacağın malların teslim tarihi olan 10.04.2015 tarihinden itibaren Euro faizi işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili sunmuş olduğu cevap dilekçesiyle, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında 2014 yılının mayıs ayı içerisinde davalı şirket tarafından davacı şirkete verilen sipariş doğrultusunda davacı şirket çalışanı ... tarafından davalıya taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden elektronik posta yoluyla 47.525,00 Euro tutarındaki proforma faturanın gönderildiği, iş bu fatura içeriğinde ödeme yapılacak bankanın İngiltere'de bulunan ... Bankası olarak gösterildiği ve bu bankaya ödeme yapılmasının istendiği ve davalı şirket tarafından gönderilen proforma faturadaki banka hesabına 02.07.2014 tarihinde 14.257,50 Euro, 31.07.2014 tarihinde 1.500,00 Euro ve 04.09.2014 tarihinde 31.267,50 Euro olmak üzere toplam 47.525,00 Euro ödeme yapıldığı, bu nedenle davalı şirketin yapması gereken tüm ödemeyi yaptığı, iki şirket arasında yapılan mail alışverişi neticesinde davacı şirket çalışanı ...'ın 29.12.2014 tarihinde davalı şirkete gönderdiği mailde ... Bank'ın kendi bankası olduğu, bu banka ile iletişime geçtiğini ve paranın davalı şirkete iade edileceğini bildirmesine rağmen ... Bank tarafından böyle bir iadenin yapılmadığı, ayrıca davacı şirket çalışanı ... tarafından davalıya gönderilen maillerin yanı sıra dava konusu ticari ilişkide aracılık yapan ...'ın da davalı şirkete gönderdiği maillerle ... Bank'ın bilgilerini doğruluğunu teyit ettiği, taraflar arasındaki dava konusu uyuşmazlıktan önceki ticari ilişkide de davacının İngiltere'deki başka bir banka hesabına ödemenin yapılmasını talep ettiği, ayrıca davalı şirketçe yapılan ödemenin davacı şirketin ticari unvanı belirtilerek İngiltere'deki ... Bank'a yapıldığı, yine davacı tarafça dava dilekçesinde her ne kadar teknoloji şirketleriyle yapılan görüşmeler neticesinde davacı çalışanı ...'ın mail adresine ve proforma faturaya dışarıdan müdahale edilerek bilgilerinin değiştirildiği iddia edilmiş ise de bu iddiayı kanıtlar nitelikte hiçbir delilin dosyada mevcut bulunmadığı, ayrıca davacı şirket çalışanı ... tarafından gönderilen 20.06.2014 tarihli proforma faturada bulunan kaşe ve imzanın daha önce gönderilen proforma faturadaki imza ve kaşelerle aynı olduğu, bu nedenle davalı şirketin İngiltere'deki ... Bank'a yapılan ödemelerinin geçerli olduğundan bahisle açılan davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. Dosya kapsamı belgelerin incelenmesinden taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalının verdiği sipariş üzerine davacı tarafça davalı şirket adına ilk olarak 20.06.2014 tarihli 47.525,00 Euro bedelli proforma faturanın düzenlendiği, iş bu proforma faturası üzerinde banka ismi olarak "... Bank PLC", hesap sahibi olarak ".. Şti.", hesap numarası olarak "...", sort code numarası olarakt "...", IBAN numarası olarak "...", swift numarası olarak "...", banka adresi olarak da "...,..." yazılı olduğu ve proforma faturanın üzerinde davacı şirket kaşe ve kaşe üzerinde de imzanın bulunduğu görülmüştür. Yine davacı tarafça dava konusu mal alım satımına ilişkin olarak davalı adına 09.04.2015 tarihli ve 37.718,40 Euro bedelli proforma faturanın düzenlendiği ve bu fatura üzerinde ...bank hesap numarasının yazılı olduğu ve proforma faturanın üzerinde davacı şirket kaşe ve imzasının bulunduğu dosyada sureti bulunan proforma faturanın incelenmesinden anlaşılmış olup davacı tarafça dava dilekçesinde; taraflar arasındaki ticari ilişki sırasında davalı tarafça verilen sipariş üzerine hazırlanan mallarla ilgili olarak davacı tarafça davalı adına ilk olarak düzenlenen 20.06.2014 tarihli ve 47.525,00 Euro bedelli faturaya istinaden davalı tarafça yurt dışındaki bankaya yapıldığı bildirilen ödemelerin davacı şirkete aktarılması konusunda davalının her türlü kolaylığı sağlaması ile ilgili olarak karşılıklı olarak yapılan görüşmeler sonucunda taraflar arasında sözlü olarak varılan mutabakat gereğince davacının ilk olarak düzenlemiş olduğu 20.06.2014 tarihli fatura tutarı üzerinden %20 oranında indirim yapması, bunun karşılığında da davalının yurt dışındaki ödemenin davacı şirkete yönlendirilmesi konusunda yapıldığı iddia olunan anlaşma nedeniyle davacı şirket tarafından davalı şirket adına 09.04.2015 tarihli ve 37.718,40 Euro bedelli iş bu proforma faturanın düzenlendiği iddia edilmiştir. Davacı tarafça düzenlenen 20.06.2014 tarihli 47.525,00 Euro bedelli ve davacı iddiasına göre davalının yurt dışındaki bankaya yapılan ödemenin davacı şirkete aktarılması için vereceği destek karşılığında taraflar arasındaki sözlü mutabakat gereğince bu fatura üzerinden %20 indirim yapıldıktan sonra aynı faturaya ilişkin olarak düzenlenen 09.04.2015 tarihli ve 37.718,40 Euro bedelli fatura muhteviyatı malların davacı tarafça davalıya teslim edildiği dosya kapsamı belgelerle ve taraf beyanlarıyla sabit olup, bu konuda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Yine davalı vekilinin cevap dilekçesi ekindeki ödeme bilgilerine ilişkin dekontların incelenmesinden davalı tarafça 02.07.2014 tarihinde 14.257,50 Euro, 31.07.2014 tarihinde 1.500,00 Euro ve 04.09.2014 tarihinde 31.767,50 Euro'yu, davacı şirket adına ...'ın mail adresinden davalı şirkete gönderildiği bildirilen davaya konu 20.06.2014 tarihli 47.525,00 Euro bedelli proforma fatura üzerinde yazılı olan yurt dışındaki banka hesap numarasına davacı şirket lehtar olarak gösterilmek koşulu ile yatırılmış olduğu davalı tarafça cevap dilekçesi ekinde sunulan dekontlar ve yine yurt dışı bankadan istinabe sureti ile getirtilen banka ödeme bilgilerinin incelenmesinden anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki ihtilaf davacı tarafça davalı adına düzenlenen 20.06.2014 tarihli 47.525,00 Euro bedelli proforma fatura üzerinde bulunan yurt dışı banka bilgilerinin davacı şirket bilgisi dahilinde davalı şirkete mail yoluyla gönderilip gönderilmediği, davacı tarafça iddia edildiği şekilde davacı şirket adına ...'ın mail adresinden davalıya gönderilen 20.06.2014 tarihli 47.525,00 Euro bedelli proforma fatura üzerindeki banka bilgilerinin dışarıdan müdahale edilerek değiştirilip değiştirilmediği, bu kapsamda davalı tarafça proforma faturada bildirilen yurt dışındaki bankaya yapıldığı bildirilen ödemelerin geçerli olup olmadığı, davalının yurt dışı bankaya yaptığını bildirdiği bu ödemelerle borçtan kurtulup kurtulmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkememizce yapılan yargılama sırasında davalı tarafça ödemelerin yapıldığı bildirilen İngiltere'deki ... Bank'tan istinabe yoluyla ödemelerle ilgili banka bilgileri istenilmiş olup Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Hukuk İstinabe ve Müteferrik Bürosu tarafından dosyaya gönderilen 26.12.2018 tarihli cevabi yazı ekindeki evrakların Türkçe tercümesi mahkememizce yaptırılmış olup, incelenmesinden davaya konu proforma fatura üzerindeki ilgili bankanın .../... numaralı hesabının ...'e ait olduğu, ... numaralı banka hesabının banka kayıtlarına göre ... iban numaralı hesabın ... adına açılmış olan .../... numaralı cari hesap olduğunun alınan tanık ifadesine göre bildirildiği, paranın kim tarafından çekildiğine dair bilgi verilemeyeceğinin bildirildiği, ayrıca istinabe evrakları arasında banka hesap hareketlerinin gönderildiği, gönderilen hesap hareketleri arasında davalı tarafça cevap dilekçesi ekinde suretleri sunulan 02.07.2014 tarihinde 14.257,50 Euro, 31.07.2014 tarihinde 1.500,00 Euro ve 04.09.2014 tarihinde 31.767,50 Euro'lu ödemeleri teyit eder şekilde ilgili ödemelere ilişkin lehtar bilgileri kısmında davacı şirketin adının olduğu ve yine davaya konu 20.06.2014 tarihli 47.525,00 Euro bedelli proforma fatura üzerindeki hesap numarasına paranın davalı tarafça yatırılmış olduğuna dair banka hesap hareketlerinin gönderildiği görülmüştür. Davacı şirkete ilişkin olarak İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünden ticaret sicil kayıtları getirtilmiş olup, incelenmesinden evraklar arasında bulunan 06.03.2013 tarihli ortaklar kurulu kararına göre ...'ın şirket ortaklarından olduğu ve ...'ın ...'la birlikte 10 yıllığına şirket müdürü olarak seçildiği ve her birine münferiden yetki verildiği, daha sonra yine evraklar arasında bulunan 12.08.2014 tarihli ortaklar kurulu kararına göre şirket ortaklarından ...'ın hissesini ...'e devrederek şirket ortaklığından ayrıldığı ve aynı karar ile müdürlük görevine de son verildiği görülmüştür. Mahkememizce yapılan yargılama sırasında davacı tarafça iddia edildiği şekilde davacı şirket çalışanı ...'ın mail adresinden gönderildiği bildirilen 20.06.2014 tarihli 47.525,00 Euro bedelli proforma faturanın davacı şirket çalışanı ...'ın mail adresinden gönderilip gönderilmediği, bu kişinin mailinden gönderilmiş ise tespiti mümkün ise davaya konu 20.06.2014 tarihli proforma fatura ile ilgili banka bilgileri ile ilgili kısma dışarıdan müdahale edilip edilmediği, bu kısım üzerinde oynama olup olmadığı ile ilgili olarak bilirkişi incelemesine yaptırılmasına karar verilmiş olup, bilgisayar mühendisi bilirkişi ... tarafından düzenlenen raporda, davaya konu 20.06.2014 tarihli proforma faturadaki banka bilgileri ile ilgili kısma dışarıdan müdahale olup olmadığının tespiti amacıyla dava konusu epostaların gönderildiği ifade edilen bilgisayarda ... adına birçok farklı dosya bulunduğu, epostalar filtrelediğinde ise 663 adet epostanın ...@hotmail.com eposta hesabından farklı eposta adreslerine gönderildiği, bu epostaların çoğunluğunun 2010 yılında gönderilmiş olduğu, davaya konu epostanın gönderildiği tarihlerde gönderilen bir eposta kaydının tespit tarihi itibarıyla bulunmadığı, eposta yedeklerinin .DBX uzantılı dosyaların ....@... crypto virüsü ile etkilendiği ve tüm bilgisayara bu virüsün yayıldığı, ancak tespitin gerçekleştiği tarih itibariyle temizlenmiş olduğu, dava konusu epostanın gönderildiğine dair bir izin tespit tarihi itibarıyla bulunmadığı, davacı şirket çalışanı ...'ın dava konusu epostanın gönderildiği eposta adresinin bu bilgisayarda defalarca kullanıldığı, dava konusu eposta incelendiğinde banka hesap bilgilerinin daha önceki yazılanlardan farklı bir font tipi ve kalın olarak başka bir yerden yapıştırılmış gibi durduğu, ancak aynı banka bilgilerinin ... tarafından davalı çalışanı ....'e 01.09.2014 tarihinde tekrar gönderildiği, eposta orijinalleri incelendiğinde davaya konu 20.06.2014 tarihli proforma faturanın davacı şirket çalışanı ...'ın ...@gmail.com eposta adresinden gönderildiği ve aynı eposta adresinden davalı şirket çalışanı ...'e gönderilen birçok eposta olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Yine mahkememizce yapılan yargılama sırasında dosyada bir sureti bulunan ve davacı şirket tarafından " ..."'ye hitaben yazılan 28.05.2015 tarihli yazı kapsamında dava konusu olayla ilgili olarak suç duyurusunda bulunulup bulunulmadığı konusunda beyanda bulunmak üzere süre verilmiş olup, davacı vekilince dosyaya sunulan 23.09.2019 tarihli dilekçede herhangi bir suç duyurusunda bulunulmadığı bildirilmiş olduğundan dava konusu olayla ilgili olarak bir cezai soruşturmanın açılmadığı anlaşılmıştır. Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller, yurt dışı bankadan istinabe yoluyla getirtilen belgeler, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalı tarafça davacıya sipariş edilen ürünler nedeniyle ilk olarak 20.06.2014 tarih ve 47.525,00 Euro bedelli proforma faturanın düzenlendiği, düzenlenen bu faturanın, getirtilen davacı şirket sicil kayıtlarına göre o dönemde ortağı ve aynı zamanda münferiden yetkili temsilcisi olduğu anlaşılan ...'ın mail adresinden davalı şirket çalışanı ...'e gönderildiği alınan bilirkişi raporundan ve dosya kapsamı belgelerden anlaşılmış olup davalı şirket tarafından da mail yolu ile davacı tarafça davalıya gönderilen 20.06.2014 tarih ve 47.525,00 Euro bedelli proforma fatura üzerinde yazılı olan yurt dışındaki banka hesap numarasına bu faturaya ilişkin olarak davacı şirket adına 02.07.2014 tarihinde 14.257,50 Euro, 31.07.2014 tarihinde 1.500,00 Euro ve 04.09.2014 tarihinde 31.767,50 Euro olmak üzere toplam 47.525,00 Euro para gönderdiği davalı vekilince delil olarak sunulan banka dekontları ile yurt dışı bankadan istinabe sureti ile gelen belgeler arasında bulunan ve davalı ödemelerini teyit eden şube hesap hareketlerine ilişkin belgelerden anlaşılmıştır. Davacı tarafça her ne kadar davacı şirket adına ...'ın mail adresinden davalı şirkete gönderildiği bildirilen 20.06.2014 tarih ve 47.525,00 proforma faturaya dışarıdan müdahale edilerek banka bilgileri silinmek suretiyle farklı renkte ve farklı yazı karakteriyle ... Bank bilgilerinin yazıldığı, proforma fatura üzerinde bulunan ve davalı tarafça toplam 47.525,00 Euro ödeme yapıldığı bildirilen bankanın davacı şirketle hiçbir ilgisinin bulunmadığı iddia edilmiş ise de, bu yöndeki iddiasını kanıtlayacak nitelikte dosyada yazılı bir belge ve delil tespitinin mevcut olmadığı, mahkememizce yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda da sonuç olarak ilgili mailin o dönemde davacı şirketin ortağı ve yetkilisi olduğu mahkememizce yapılan yargılama sırasında getirtilen ticaret sicil kayıtlarından anlaşılan ...'ın mail adresinden davalı şirket çalışanı ...'e gönderildiği ve aynı şekilde aynı eposta adresinden davalı çalışanı ...'e gönderilen birçok epostanın bulunduğu, incelemenin gerçekleştirildiği tarih itibariyle dava konusu epostanın gönderildiği tarihlerde gönderilen bir epostanın kaydının tespit edilemediği, eposta yedeklerinin .DBX uzantılı dosyaların virüs nedeniyle etkilendiği ve tüm bilgisayara bu virüsün yayılmış olduğu, ancak bilirkişi incelemesinin yapıldığı tarih itibarıyla temizlenmiş olduğunun bildirildiği, bu nedenle davacı tarafın bu yöndeki iddiasının alınan bilirkişi raporu ile de kanıtlanamadığı, davacı tarafın bu yöndeki iddiası ile ilgili olarak ta davacı şirketin şikayeti üzerine başlatılmış bir ceza soruşturması da bulunmadığı gibi, davacı tarafça dava konusu fatura muhteviyatı malların, taraflar arasında yapılan görüşmelerden sonra sözlü olarak varıldığı iddia olunan mutabakat gereğince bu fatura üzerinden %20 indirim yapıldıktan sonra aynı fatura konusu mallara ilişkin olarak ikinci kez 09.04.2015 tarihli ve 37.718,40 Euro bedelli fatura düzenlenerek, davacı şirket ile ilgisiz olduğu iddia edilen yurt dışı banka hesabına davalı tarafça yapıldığı bildirilen ödemelerinden sonra fatura konusu malların davalı tarafa teslim edilmiş olması karşısında davacı tarafın davaya konu 20.06.2014 tarihli proforma fatura üzerinde yazılı olup davacı şirketin o dönemde yetkilisi ve ortağı olduğu anlaşılan ve davacı şirket tarafından da davacı çalışanı olduğu kabul edilen ...'ın mailinden davalıya gönderilen yabancı banka bilgilerinin dışarıdan müdahale ile faturaya eklendiği ve banka bilgilerinin değiştirildiği yönündeki iddiasının kanıtlanamadığı sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak tüm dosya kapsamı belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde, davacı şirket tarafından mail yolu ile gönderilen davaya konu 20.06.2014 tarihli proforma fatura üzerinde yazılı olan yabancı banka hesap numarasına davacı tarafın isteği üzerine yine davacı şirket adına 02.07.2014 tarihinde 14.257,50 Euro, 31.07.2014 tarihinde 1.500,00 Euro ve 04.09.2014 tarihinde 31.767,50 Euro olmak üzere toplamda 47.525,00 Euro ödeme yapmakla davalı şirketin edimini yerine getirdiği sonucuna varılarak açılan davanın bu nedenle reddine karar verme gereği doğmuştur," gerekçesi ile, "Yerinde görülmeyen davanın REDDİNE,"şeklinde karar verilmiştir, Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyadaki delillerin dikkatlice incelenmeden eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu davanın reddine karar verildiğini, davacı müvekkilinin İzmir’de toptan erkek giyimi imalatı yaptığını, Fransız şirketi olan davalı şirketin 2014 yılının Nisan ayının ortalarında davacı şirkete gelerek ürünlerini beğendiğini,toplam 47.525.00 EUR tutarında sipariş verdiğini, verilen siparişe uygun olarak,yapılan anlaşma doğrultusunda ürünlerin üretimini tamamlayan davacı şirketin 20.06.2014 tarihli 47.525.00 EUR bedelli Proforma faturasını keserek davalı şirkete gönderdiğini, faturada ... Bank’ta bulunan şirkete ait banka hesap numarasının bildirildiğini, aradan uzun zaman geçmesine rağmen malların bedellerinin ödenmediğini, malların paketli halde davacı şirketin elinde kaldığını, davacı ve davalı şirketler arasında doğrudan telefon görüşmesi ve yazışma yapılmadığını, iki şirketi tanıştıran, bu alış verişi aracılık organize eden komisyoncu ... ile görüşüldüğünü, yabancı dil bilen bu kişinin sürekli paranın gönderileceğini söylediğini, davalı şirketin de davacı şirketi hiç arayıp sormadığını, 2015 yılının Mart ayının ikinci yarısında Fransa Ticari Ateşesi olduğunu söyleyen ... 'ın davacı şirketi telefonla arayarak davalı şirketten parayı aldıkları halde siparişlerini göndermediklerini söylemesi ve akabinde yapılan görüşmelerden sonra gerçeğin anlaşıldığını, davacı şirketin, gönderdiği proforma faturaya İzmir’de bulunan ...bank hesap numarasını ve İBAN numarasını yazmasına rağmen davacı işyerinde çalışan ... isimli çalışanın mail adresinden gönderilmiş gibi görünen bir mail ile bu proforma faturanın üzerindeki davacı şirkete ait ...bank hesap numarası ve İBAN numarasının silinip yerine şirketin hesap numarası olarak İngiltere’de Londra’da bulunan ... Bank yazılmış ve İBAN numarasının da bu bankaya ait İBAN numarasının yazıldığını, aynı günlerde davalı şirketin Türkiye’de bulunan avukatı olan ...'ın davacı şirketi arayarak parayı aldıkları halde malları göndermediklerini müvekkili olan davalı şirketi zarara uğrattıklarını beyan ettiklerini, davacı şirketin kendilerinin İngiltere’de ... Bank’ta hesaplarının olmadığını, para almadıklarını asıl kendilerinin zarara uğratıldığını beyan ettiklerini, daha sonra davalı şirket vekili ...'ın 24 Mart 2015 tarihinde şirket temsilcisine ve taraflarına mail gönderdiklerini ve mailin ekinde davacı şirket adına İngiltere’de bulunan ... Bank’ta bulunan hesaba 02.07.2014 tarihinde 14.257.50 EUR,31.07.2014 tarihinde 1500.00 EUR, 04.09.2014 tarihinde 31.767.50 EUR ödeme yapıldığına dair belgeleri gönderdiklerini, şirketleri ile hiç ilgisi bulunmayan bu hesabı kimin açtığını, nasıl açtığını, bu bankaya ödeme talimatını kimin verdiği gibi bir çok konuda yapılan araştırma ve karşılıklı yapılan görüşmelerden, davalı tarafından gönderilen belgelerden anlaşıldığına göre davacı şirkette çalışan ... isimli yetkilinin mail adresinden gönderildiği iddia edilen bir mail üzerine ödemenin yapıldığının iddia edildiğini, teknoloji şirketleriyle yapılan görüşmelerde mailin ...’ın gerçek mailinden gönderilmediğinin söylendiğini, davacı vekili Av.... ile yapılan görüşmelerde davacı şirket siparişi verilen 47.525.00 Euro üzerinden %20 indirim yapacak, malların teslimi hemen yapılacak, buna karşılık davalı şirket ve vekili İngiltere’de bulunan ... Bank hesabına yatan paranın davacı müvekkile ödenmesi için her türlü desteği vereceğini, ödenen paranın %20’si alınır alınmaz davalı şirketin veya vekili olan Av.... hesabına ödenecek, davacı müvekkilinin malların teslimatını gerçekleştireceğini, davalı şirket vekilinin %20 indirim yapılması veya %20 paranın iade edilmesi ve malların teslim edilmesi durumunda davacı ve davalı arasında sekteye uğrayan ticareti yeniden başlatmak için çaba harcayacağını sözlü olarak söylemesi üzerine davacı müvekkili şirket kabul ederek toplam fatura üzerinden %20 indirim yaparak 09.04.2015 tarihli 37.718.40 EUR bedelli faturasını kestiğini,10.04.2015 tarihinde İzmir Gümrük Müdürlüğü’nden malları gönderdiğini, davacı şirket temsilcisinin şirket adına yattığı iddia edilen parayı almak bu hesabı kimin açtığını öğrenmek üzere İngiltere’ye gittiğini, Londra’da bir avukattan yardım aldığını, ... Bank ile yapılan görüşmede dekontlarda davacı şirkete gönderildiği görülen paranın davacı şirketle ilgisinin bulunmadığının bildirildiğini, başka bir kişi adına olan hesaba bu paraların gönderildiği belirtilerek başkasının hesabıyla ilgili bilgi vermelerinin mümkün olmadığının söylenildiğini, davalı şirketin bu paranın çekilmesi için elinden gelen tüm yardımı yapacağını belirtmiş olmasına rağmen hiç yardım etmediğini, davacı şirketin davalı şirkete ihracat yapacağını, zararını kurtaracağını düşünerek bu indirimi yaptığını, davalı şirketin yöneticisinin Mayıs 2015 te davacı şirkete gelerek 100 adet takım elbise siparişi verdiğini, davacı şirketin bu siparişleri de hazırladığını ancak bu siparişin parasını da ödemediğini ve malları da almadıklarını, dava dosyasındaki olaya ve verilen karara dönülecek olursa mahkeme hakiminin dosyayı dikkatli incelemeden, delilleri irdelemeden hatalı karar verdiğinin görüldüğünü, mahkeme hakiminin kararında, davacı şirket adına ... Banka yatan paranın davacı şirketin hesaplarına aktarılmasına karşılık olarak %20 oranında indirim yapılması hususunda sözlü mutabakata varıldığından bahsedildiğini, bunun sözlü bir mutabakat olmadığını, davalı vekilinin bu yardımı yapmasına karşılık %20 fatura üzerinden indirim yapılması ve malların teslim edilmesini şart koştuğu epostasının dosya içesinde bulunduğunu, bunun yazılı bir delil olmasına rağmen sözlü bir mutabakat gibi bahsetmesinin hatalı olduğunu, mahkeme hakiminin kararın gerekçesinde, taraflar arasındaki ticari ilişki sebebiyle ilk olarak kesilen14.06.2014 tarihli 47.525.00 Euro bedelli proforma fatura düzenlendiği, o dönem şirketin ortağı ve temsilcisi olan ...’ın mail adresinden bu profarma faturanın davalı şirket çalışanı ...’e gönderdiği, gönderilen bu faturanın üzerine yurtdışındaki ... Banka ait hesap bilgilerinin yazıldığı, davalı şirketin üç parça halinde fatura bedelini bu bankaya ödediğinin anlaşıldığı sonucuna varıldığını belirttiğini, mahkemenin bu tespitinin oldukça hatalı olduğunu, açılan bir ceza davasının olmamasının sebebinin bu e postanın davacı şirket çalışanı tarafından gönderilmediğinin kesin olarak ortaya çıkması olduğunu, yurtdışından Türkçeye çevrilerek gelen evraklar incelendiğinde iki şirket arasında komisyonculuk yapan ... ismli kişiyle davalı şirketteki bir kişinin bu işi organize ettikleri yolunda şüphelerin güçlendiğini, davacı şirketin davalıyla tekrar çalışmayı sağlama ümidiyle parasının ödeneceğini ümit ederek toplam fatura bedeli üzerinden %20 indirim yaptığını, bu yetmezmiş gibi parası ödenmediği halde ödeneceği ümidiyle ürettiği malları gümrüğe teslim ederek gönderdiğini, davacı şirketin çok küçük bir para kazanmasına rağmen indirimle zararına bu işi yapar duruma düştüğünü, davalının ise mallarını aldığını, %20 indirimi de alıp mallarını satarak paraya çevirdiğini, büyük olasılıkla yanlış gönderdiği parasının da hesabına iade edildiğini, oysa davalı şirketin basiretli bir tacir gibi hareket etmemesi sebebiyle bu olayın davacı şirketin başına geldiğini, davalı şirketin gereken dikkati ve özeni göstermediği, basiretli bir tacir gibi davranmadığının açık olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak usul yasaya uygun bulunan davalarının kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, satımdan kaynaklı alacak istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir. İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.” Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre “(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir. Davacı taraf, davalının 2014 yılında müvekkili şirketten 47.525,00 Euro tutarında siparişte bulunduğu, 20.06.2014 tarihinde 47.525,00 Euro bedelli proforma faturasını keserek davalı şirkete gönderdiği, faturada müvekkili şirketin ...bank'daki banka bilgilerinin bildirildiği, 24 Mart 2015 tarihinde gönderilen belgelerle davacı şirket adına İngiltere'de bulunan ... Bank'ta bulunan hesaba 02.07.2014 tarihinde 14.257,50 Euro, 31.07.2014 tarihinde 1.500,00 Euro ve 04.09.2014 tarihinde 31.767,50 Euro ödeme yapıldığı, ancak müvekkili şirketin böyle bir hesabının bulunmadığı, bu hesabın kimin adına açıldığının bilinmediği, bu nedenle davalı şirkette bulunan 37.718,40 Euro alacağın malların teslim tarihi olan 10.04.2015 tarihinden itibaren faiziyle tahsilini talep etmiştir. Davalı taraf, davacı şirketin yurt dışında bildirilen hesabına toplam 47.525,00 Euro ödendiğini, davacının dava dilekçesindeki iddialarını kanıtlar nitelikte hiçbir delilinin olmadığını beyanla açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davacı şirket yetkilisi tarafından gönderilen hesap numarasına ve davacı adı belirtilerek ödeme yapıldığının görülmesine, davacıya ödemenin ulaşmadığı ve bunun davalıdan kaynaklığı iddiasının kanıtlanmadığının, denetime elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiğinin anlaşılmasına göre davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/10/2020 tarih, 2016/873 Esas ve 2020/581 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 368,30 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 23/05/2024

Atıf: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2021/147, K. 2024/1117, T. 23.05.2024, www.arakarar.com/karar/izmir-bolge-adliye-mahkemesi-17-hukuk-dairesi-2021-147-e-2024-1117-k-571bfdad419b