Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/1427 E. 2025/51 K. – Ticari Şirket

Konu: Ticari Şirket

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/1427
Karar No
2025/51
Karar Tarihi
Konu
Ticari Şirket

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2021/1427

KARAR NO:2025/51

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:02/06/2021

NUMARASI:2020/700 Esas - 2021/346 Karar

DAVA:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ:16/01/2025

Taraflar arasındaki Ticari Şirket davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin ortaklarının davacı ile ..., ... oldukları, müdürlerinin davacı ile ... olduğu ve bunlardan ...'in müdürler kurulu başkanı sıfatının da bulunduğu; 13/08/2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısına davacının kanuni şartlara uygun olarak çağırılmadığı ve davacısının toplantıya katılamadığı; TTK. Madde 414 ve 617. madde gereklerinin karşılanmadığı; haberdar olunması üzerine yapılan araştırmada ticaret sicil gazetesinde yapılan ilanda 21/07/2020 tarihli müdürler kurulunca alınan karara dayanılmış ise de davacının söz konusu müdürler kurulu toplantısında bulunmadığı için söz konusu toplantı hakkında bilgi sahibi olmadığı, araştırmaya bağlı olarak ilgili memurdan öğrenilen iadeli taahhütlü mektubun barkod sorgulamasına göre de iadeli taahhütlü mektubun bila tebliğ iade edildiğinin öğrenildiği, dilekçede belirtilen şekilde memur işleminde hata olduğu ve ayrıca gündem dışında kalan hususlar da görüşülerek bu hususlar yönünden de karar alındığı ve TTK. madde 413 düzenlenmesine aykırı hareket edildiği, gündem dışı maddelerin hem kanuna ve hem de dürüstlük kuralına aykırı olduğu ileri sürülerek 13/08/2020 tarihli olağanüstü genel kurul kararlarının iptaline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 13/08/2020 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı yapılacağının 28/07/2020 tarih ve 10127 sayılı ticaret sicil gazetesinde ilan edilip şirketin internet sitesinde yayınlandığı ve davacıya tebligat gönderildiği, kaldı ki toplantı çağrısının usulüne uygun yapılmamasının çağrıya ilişkin bir eksiklik olup davacıya iptal davası açma hakkı vermekle birlikte tek başına bu aykırılığın genel kurulun iptali sonucunu doğurmayacağı ve gündem dışı olduğu halde gündeme alınıp karara bağlanan hususun TTK. madde 413 düzenlemesinde ön görülen istisna kapsamında olduğu ve alınan kararların hem kanuna hem de dürüstlük kuralına uygun olduğu savunularak davanın reddine karar verilmesi istenmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Davalı vekili 28/04/2021 tarihli itiraz dilekçesinde şirketin internet sitesinde yayın yapıldığı ileri sürülerek bu dilekçe de Ek-1 olarak belirtilen bu sitedeki yayına dair ekran görüntüsünü bu dilekçe ekinde sunulduğu belirtilmiş ise de böyle bir ekran görüntüsü dilekçe ekinde çıkmadığı gibi UYAP üzerinden bu bakımdan ayrıca yapılan kontrolde böyle bir belgenin sunulmadığı anlaşılmış olup fiziki dosya kapsamında da böyle bir delil ibraz edilmemiştir. Son duruşmada davalı vekili rapora itiraz dilekçesini tekrar ederek söz konusu dilekçesinde Ek-1 olarak belirtilen ekran görüntüsü yönünden süre verilirse ibraz edilebileceğini ifade etmiş ise de kendisine duruşma sırasında şirketin internet sitesine giriş yapmak suretiyle söz konusu ilanı gösterme ve çıktısını alma yönünden imkanın hatırlatılması üzerine bu imkanı kullanmak istemeyip müvekkili ile görüştükten sonra söz konusu internet çıktısını sunabileceğini ifade etmiştir. Davacı vekili aynı duruşmadaki beyanında davalı vekilinin süre talebinin davayı uzatmaya yönelik olduğunu ve şimdiye kadar böyle bir delil sunulmadığı gibi esasında internet sitesinde ilanın da yapılmadığını belirterek karar verilmesini talep etmiştir.Davanın basit yargılama usulüne tabi olması, HMK. 322. madde atfıyla 7251 sayılı Kanunla değişik HMK. madde 139 düzenlemesi ve buna uygun olarak tensiben oluşturulan 15. madde içeriği, buna göre tebligatın yapılarak taraf teşkilinin sağlanmış olması, süre talebinin aşaması, davacı vekilinin itirazı, davalı vekilinin internet imkanını kullanmaması ve tüm dosya kapsamı ile iyi niyet kuralları birlikte değerlendirildiğinde söz konusu süre talebinin karşılanmasına yer olmadığı ve ileri sürülen rapora itirazlar yönünden de yapılması gereken bir tahkikat işlemi olmadığı, itirazlar yönünden ek rapor alınmasında herhangi bir hukuki yarar bulunmadığı sonucuna varılarak tahkikat bitirilmiştir. Dava konusu genel kurul toplantı tutanağına, hazirun cetveline ve dosya kapsamına nazaran davacı söz konusu genel kurula iştirak etmemiş olup bu husus esasen taraflar arasında ihtilaflı da değildir. Dava ile ilgili maddeler TTK. madde 413, 414, 445, 446 ve 617 maddeleri olup bu düzenlemelerden madde 414 metninin buraya aynen alınması uygun görülmekle TTK. madde 414: " III - ÇAĞRININ ŞEKLİ 1. GENEL OLARAK Madde 414- (1) Genel kurul toplantıya, esas sözleşmede gösterilen şekilde, şirketin internet sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilanla çağrılır. Bu çağrı, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılır. Pay defterinde yazılı pay sahipleriyle önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler, iadeli taahhütlü mektupla bildirilir.(2) Sermaye Piyasası Kanununun 11 inci maddesinin altıncı fıkrası hükmü saklıdır."şeklinde düzenleme içermektedir. Bilirkişi heyeti raporunda gündemde olmadığı halde karara bağlanan 8. madde yönünden usule aykırılık olduğu kanaati açıkça belirtilmiş ve internet sitesinde ilana ilişkin belge olmamasının takdirinin mahkemede olduğu hatırlatılarak bu yönden herhangi bir kanaat belirtilmeden 8. madde dışında kalan maddeler yönünden yasaya aykırılık olmadığı belirtilmiş ise de delil ibrazına ilişkin yukarıda değinilen usul hükümleri, dosya kapsamı, davalı vekilinin duruşma sırasında internet sitesinden ilanı gösterip buna ilişkin belgeyi alma imkanını kullanmamış olması karşısında internet sitesinde ilan yapılmadığı sonucu ortaya çıkmıştır. Yukarıya aynen alınan TTK. madde 414 düzenlemesinde "ve" bağlacı ile şirketin internet sitesinde de ilan yapılması ön görülmüş olup bu maddedeki şekli düzenlemeler emredici nitelikte olduğundan ve davacı toplantıya da iştirak etmemiş olduğundan çağrının usule uygun olmadığı sonucuna varılmış olup bu yönden rapordaki kanaat isabetli görülmemiştir. Davalı vekilinin çağrının usulsüzlüğünün tek başına iptal sebebi olmayacağına ilişkin savunma davacının toplantıya iştirak etmiş olma ihtimaline dönük bir husus olduğundan ve davacı toplantıya katılmamış olduğundan dolayı eldeki dava yönünden böyle bir savunma yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak dava konusu genel kurula ilişkin toplantı tutanağı, hazirun cetveli, davacının toplantıya iştirak etmemiş olması, bu hususun esasen taraflar arasında da ihtilafsız olması, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler, delillerin sunulmasına ilişkin yukarıda açıklanan usuli gerekler, duruşmada internet imkanının kullanılmamış olması, şirketin internet sitesinde ilanın yapılmadığı sonucunun ortaya çıkması, internet sitesinde ilanın da zorunlu olması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde çağrıya ilişkin yasal düzenlemeye aykırılık nedeniyle dava konusu genel kurul kararlarının bütünüyle iptaline karar verilmesi gerektiği kanaatine varıldığından sübut bulan davanın kabulüne davalı şirketin 13/08/2020 tarihli olağanüstü genel kurul kararlarının iptaline " karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;müvekkili şirketin internet sitesi açma zorunluluğu bulunmadığını, ilk derece mahkemesi gerekli tetkiki yapmaksızın davayı karara çıkardığını, açıkça görüleceği üzere müvekkil şirketin gerekli şartları taşıyıp taşımadığı dahi sorgulanmaksızın ve araştırma yapılmaksızın internet sitesi üzerinden ilan yapılmadığı gerekçesiyle yapılan tebligatın yeterli olmadığına kanaat getirdiğini ve davayı haksız olarak kabul ettiğini , şirket sicil kayıtlarında da açıkça görüleceği üzere şirket sermayesi ve çalışan sayısı internet sitesi açma zorunluluğunun sınırlarının altında kaldığını, internet sitesi açma zorunluluğu olmayan müvekkil şirketin genel kurul toplantısını internet sitesinde ilan etmesinin zorunlu olmadığını, toplantı çağrısının usulüne uygun yapılamaması çağrıya ilişkin bir eksiklik olup davacıya iptal davası açma hakkı vereceğini ancak tek başına bu aykırılığın genel kurul toplantının iptali sonucunu doğurmayacağını , olağanüstü genel kurul toplantılarında gündeme bağlılık hususu olmadığı gibi TTK'nın 413.üncü maddesinin 2.fıkrasında gündemde bulunmayan konuların genel kurulda müzakere edilemeyeceği ve karara bağlanamayacağını ancak kanuni istisnaların saklı olduğunu, bu hüküm doğrultusunda davacının gündem dışı olarak görüşüldüğünü iddia ettiği hususlar TTK 413/2 maddesinde düzenlenen istisna kapsamında olduğunu, gerekçeli kararın ise işbu yargılamada ortaya konan genel kurulun tamamen iptal edilmiş olmasının gerekçelendirilmediğini, bu nedenle hukuki olarak aydınlatılmayan ve gerekçelendirilmeyen kararın bozulması gerektiğini beyanla istinaf talebinin kabulü ile İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2020/700 Esas ve 2021/346 Karar sayılı kararını bozulmasına ve yeniden yargılama yapılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE:Dava; davalı limited şirketin 13.08.2020 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan kararların Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 445 ve devamı maddeleri uyarınca iptaline karar verilmesi istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dosya kapsamına göre 8.515.000 TL sermayeli, 3 ortaklı olan davalı şirkette davacının 85.250 TL sermayeye karşılık gelen hisseye sahip olduğu, dava dışı ortakların ise 4.347.750 TL'ye ve 4.092.000 TL'ye karşılık gelen hisselere sahip oldukları, davacının iptali istenen genel kurul toplantısına katılmadığı anlaşılmaktadır. Dosyaya ibraz edilen 13.08.2020 tarihli genel kurul toplantısında; 22.01.2020 tarihinde Kartal ...Noterliğinden ... yevmiye no'su ile şirket müdürlüğünden istifasını bildiren davacının şirket müdürlüğünden istifasının kabulüne, şirket hissedarlarından ...'ın şirkette mevcut 4.347.750 TL'ye karşılık gelen hissesinin Kartal ... Noterliğinden 20.07.2020 tarih ve ... sayı ile tasdikli hisse devri sözleşmesi ile devrinin kabulüne ve devir hususunun şirket pay defterine işlenmesine, şirket merkez adresinin taşınmasına, şirketin ünvanının ... Şirketi olarak değiştirilmesine, ...'in ibra edilmesine, davacının toplantıya katılmayıp hesap raporu veremediğinden, iş bu toplantıya katılmadığından ve ayrıca 2019 yılına ait finansal tablolar ve kâr zarar tablosunun görüşülmesi ve şirket sözleşmesinin 17. Maddesine göre ortaklara payları oranında dağıtılmasını konusunda daha önce ... tarafından yapılan tebligata rağmen genel kurul toplantısını yapmadığından ibra edilmemesine, şirket müdürü ve ortağı davacı ile şirket avukatı ...'in şirkete vermiş oldukları zararlardan dolayı ve bu zararlardan şirket ortağı ...'ın devir öncesinde uğramış olduğu tüm zararlardan dolayı davacı ve ... hakkında her türlü hukuki cezai dava şikayet hakkını diğer ortaklar lehine de kullanmak üzere yetkili kılınmasına ve haklarının tazmin edilmesine, ... adına çıkarılan vekâletnameler kullanılarak Tahkim Komisyonuna gönderilen ve buna ilişkin sonuçlanan raporlar ve dosya vekâlet ücretlerinin ...'a ödenmesine karar verildiği görülmektedir. TTK'nın "kanunun anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına ve iptaline ilişkin hükümlerinin, kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanacağı"na ilişkin 662. maddesi atfıyla TTK'nın 445 ve 446. maddelerinde; toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu ile kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa, yönetim kurulu üyelerinden her birinin kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabileceği belirtilmiştir. Eldeki davanın, iptal davası için aranan üç aylık hak düşürücü süre içinde 17.09.2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.TTK'nun butlan sebeplerini düzenleyen 447. Maddesi "(1) Genel kurulun, özellikle; a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır." düzenlemesini içermektedir.Genel kurul toplantısına çağrı usulü ise TTK'nın 414. maddesinde açıklanmıştır. Anılan madde hükmü gereğince genel kurul, toplantıya esas sözleşmede gösterilen şekilde şirketin internet sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilanla çağrılır. Bu çağrı, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılır. Pay defterinde yazılı pay sahipleriyle önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler, iadeli taahhütlü mektupla bildirilir.Toplantıya çağrının usulüne uygun yapılmaması çağrıya dair bir eksiklik olup, pay sahibi davacıya iptal davası açma hakkı vermekle birlikte tek başına bu aykırılık genel kurul toplantının iptali sonucunu doğurmaz.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi. 2016/6268 E. 2018/353 K. sayılı 17.1.2018 tarihli, 2016/5401 E. 2017/4832 K sayılı 28.9.2017 tarihli kararı) Çağrıdaki usulsüzlüğün yaptırımı, genel kurula katılmayan ortağa kararlara muhalefet şerhi yazdırmadan süresinde dava açma hakkı vermesidir. Bunun dışında alınan kararların kanuna, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı bulunduğunun davacı tarafından ayrıca kanıtlanması gerektiği gibi çağrı usulsüzlüğü nedeniyle toplantıya katılamamanın, kararın neticesine etkili olduğunun saptanması zorunludur.Dosya kapsamından dava konusu 13.08.2020 tarihli genel kurul toplantısının tarihi ve gündeminin Ticaret Sicil Gazetesinin 28.07.2020 tarih ve 10127 sayılı nüshasında ilan edildiği, genel kurul bildiriminin davacının adresine 23.07.2020 tarihinde iadeli taahhütlü olarak gönderildiği, anılan adresin davacının vekiline verdiği vekaletnamedeki adresle aynı olduğu, dosyadaki ... yazı cevabına göre iadeli taahhütlü mektubun davacıya tebliğ edilemeyerek iade edildiği anlaşılmaktadır. Buna göre çağrının usulüne uygun şekilde yapılmasına rağmen davacının şirkete bildirdiği ve dava dilekçesinde gösterdiği adrese tebligat yapılamamış olması çağrı usulsüzlüğü olarak değerlendirilemez.Diğer yandan, TTK'nın 414.maddesinde yer alan genel kurul çağrısının internet sitesinde ilan edilmesi gerekliliğine ilişkin olarak TTK’nun 1524/1.maddesinde 397. maddenin dördüncü fıkrası uyarınca denetime tabi olan sermaye şirketlerinin, kuruluşlarının ticaret siciline tescili tarihinden itibaren üç ay içinde bir internet sitesi açmak ve bu sitenin belirli bir bölümünü şirketçe kanunen yapılması gereken ilanların yayımlanmasına özgülemek zorunda oldukları düzenlenmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında, bu yükümlülüğe uyulmamasının ilgili kararların iptal edilmesinin sebebini oluşturacağı, Kanuna aykırılığın tüm sonuçlarının doğmasına yol açacağı ve kusuru bulunan yöneticiler ile yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna neden olacağı belirtilmiştir. TTK'nın 397.maddesinde aynı kanunun 398. madde kapsamında denetime tabi olacak şirketlerin Cumhurbaşkanınca belirleneceği düzenlenmiş olup, bu kapsamda hazırlanan Bakanlar Kurulu'nun 2018/11597 karar sayılı 26.05.2018 tarihli Bağımsız Denetime Tabi Şirketlerin Belirlenmesi Hakkında Karar'ın 3.maddesi ;"1) Aşağıda belirtilen şirketler, 6102 sayılı Kanun ile 26/9/2011 tarihli ve 660 sayılı Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümleri çerçevesinde bağımsız denetime tabidir:a) Herhangi bir ölçüte bağlı olmaksızın ekli (I) sayılı listede belirtilen şirketler.b) Aşağıdaki üç ölçütten en az ikisinin eşik değerlerini art arda iki hesap döneminde aşan diğer şirketler:1) Sermaye piyasası araçları bir borsada veya teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem görmeyen ancak 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında halka açık sayılan şirketler için eşik değerler:i) Aktif toplamı 15 milyon Türk Lirası.ii) Yıllık net satış hasılatı 20 milyon Türk Lirası. iii) Çalışan sayısı 50 kişi.2) Ekli (II) sayılı listede belirtilen şirketler için eşik değerler:i) Aktif toplamı 30 milyon Türk Lirası.ii) Yıllık net satış hasılatı 40 milyon Türk Lirası. iii) Çalışan sayısı 125 kişi.3) (1) ve (2) numaralı alt bentlerde belirtilenler kapsamında olmayan şirketler için eşik değerler: i) Aktif toplamı 35 milyon Türk Lirası.ii) Yıllık net satış hasılatı 70 milyon Türk Lirası.iii) Çalışan sayısı 175 kişi." şeklindedir.Yukarıda belirtilen düzenlemeler ışığında somut olaya gelindiğinde, mahkemece davalı şirketin internet sitesi açma zorunluluğu bulunan şirketlerden olup olmadığı araştırılmamıştır. Bu husus davalı vekilince istinaf dilekçesinde ileri sürülmüş ise de genel kurul kararının iptali davasında çağrı usulüne ilişkin TTK'nın 414.maddesindeki şartların sağlanıp sağlanmadığının taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemece öncelikle ve resen incelenmesi gerekir. İnternet sitesi açma yükümlülüğü bulunmayan şirketin genel kurul çağrısını internet sitesinde ilan etme gibi bir zorunluluğu bulunmadığı gözetildiğinde Mahkemece bu yönde araştırma yapılmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 16/01/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/1427, K. 2025/51, T. 16.01.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-1427-e-2025-51-k-b3d1dc61a59e