Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/13975 E. 2022/7544 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/13975
Karar No
2022/7544
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2022/191 KARAR NO: 2024/1119 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 05/10/2021 NUMARASI: 2017/707 Esas - 2021/855 Karar DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ: 28/06/2024 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçesi ile teminat altına alınan ... plakalı aracın 10/03/2017 tarihinde yaya davacıya çarpması sonucu davacının ağır yaralandığını ve malul kaldığını belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00TL geçici iş göremezlik, 2.500,00TL sürekli iş göremezlik zararı olmak üzere toplam 3.500,00TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile geçici iş göremezlik tazminatını 8.577,56 TL'ye, kalıcı iş göremezlik tazminatını 31.078,80 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın ZMMS poliçesinin davalı sigorta şirketi nezdinde düzenlendiğini, sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve 310.000,00TL ile sınırlı olduğunu, davacı tarafın kazadan sonra 1 yıllık süre dolmadan önce ve maluliyet raporu düzenlenmeden tazminat talebinde bulunduğunu, genel şartlarda belirtilen belgelerin tamamının davalı sigorta şirketine teslim edilmediğini, öncelikle davaya konu olayda kusur durumunun tespiti gerektiğini, davacının maluliyetinin ATK tarafından düzenlenecek raporla tespitini talep ettiklerini, tazminatın genel şartlar doğrultusunda TRH 2010 Yaşam Tablosu ve 1,8 teknik faiz uygulanarak aktüeryal hesaplama ile yapılması gerektiğini, usulüne uygun başvuru yapılmamış olması nedeni ile davacının ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edebileceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kısmen kabulü ile 8.577,56TL geçici iş göremezlik, 15.284,65TL sürekli iş görmezlik zararı olmak üzere toplam 23.862,22 TL tazminatın 22/06/2017 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Sigorta A.Ş.'den tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalı ... Sigorta vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, hükmedilen kalıcı iş göremezlik tazminatının müvekkilinin uğradığı zararın çok altında olduğunu, dilekçe ekinde sundukları Osmaniye Devlet Hastanesinin 12/12/2017 tarihli Sağlık Kurulu Raporu'nda müvekkilinin Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre %8 oranında kalıcı maluliyeti olduğunun belirtildiğini, dosyada daha yüksek oranlı maluliyet raporları mevcutken mahkemece en düşük oranlı maluliyet raporunun hükme esas alınmasının kabul edilemeyeceğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Hükme esas alınan bilirkişi raporu ile kaza tespit tutanağında tespit edilen kusur oranları arasında açık bir çelişki olduğunu, çelişkiler giderilmeden karar verildiğini, müvekkili şirketin geçici iş göremezlik tazminatından sorumluluğunun bulunmadığını, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve % 0 teknik faiz esas alınarak hazırlanan rapor uyarınca hüküm kurulduğunu, 1,8 teknik faiz ile hesap yapılması gerektiğini, dava konusu olayın 09/10/2020 tarihinden önce gerçekleşmiş olduğundan Anayasa Mahkemesi iptal kararının hukuki güvenlik ilkesi gereği somut olaya uygulanamayacağını, Progresif Rant yöntemi ile hesaplama yapılmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, mahkemece eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesis edildiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Somut olayda, 10/03/2017 tarihinde sürücü ...'ın sevk ve idaresinde bulunan ...plakalı araç ile seyir halinde iken yolun sağ tarafında bulunan kaldırımdan karşı tarafa geçmeye çalışan davacı yaya ...'ya sağ ön tampon bölgesi ile çarpması neticesinde yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği görülmüştür. Trafik kaza tespit tutanağında; 10/03/2017 tarihinde saat 16:45 sıralarında sürücü ...'ın sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracı ile seyir halinde iken yolun sağ tarafında bulunan kaldırımdan karşı tarafa geçmeye çalışan yaya ...'ya sağ ön tampon bölgesi ile çarpması neticesinde yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği, bu kazada ... plakalı araç sürücüsünün KTK Madde 52/1-A "....Aracın hızını, kavşaklara ve yaya geçitlerine yaklaşırken azaltmamak" yaya ...'nın ise KTK Madde 68/1-b-2 "Karşıdan karşıya geçişlerde işaretlere riayet etmemek..." kurallarını ihlal etmiş olduğu belirtilmiştir. Mahkemece alınan 15/03/2021 tarihli kusur raporu ile itiraz üzerine alınan 01/08/2021 tarihli ek kusur raporunda; ... plakalı araç sürücüsü ...'ın %75 oranında, davacı yaya ...'nın %25 kusur oranında kusurlu oldukları bildirilmiştir. Mahkemece alınan kusur kök ve ek raporu ile kaza tespit tutanağının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında davalı vekilinin kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. ATK 2.İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 08/10/2019 tarihli raporda; Davacı ...’nın 10/03/2017 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanmasının, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre %6.1 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği bildirilmiştir. Davacı vekilinin itirazı üzerine kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak ATK 2.İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan 17/01/2020 tarihli maluliyet raporunda ise davacı ...’nın 10/03/2017 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanmasının Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre tüm vücut engellilik oranının %3 olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği belirtilmiştir. Maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için ATK 2. İhtisas Kurulundan alınan 08/12/2020 tarihli raporda, ATK 2. İhtisas Kurulunun 30/12/2019 tarihli raporuna eklenecek veya değiştirilecek herhangi bir husus bulunmadığı bildirilmiştir. Osmaniye Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen davacının %8 oranında kalıcı maluliyeti bulunduğuna ilişkin Sağlık Kurulu Raporu 12/12/2017 tarihinde düzenlenmiş olup, hangi yönetmeliğe göre düzenlendiğinin anlaşılmamaktadır. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına, çelişkileri gidermesine ve davacının mevcut maluliyet durumunu yansıtmasına göre hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel kararları gereğince Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alınarak davacı için TRH 2010 Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi, % 1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından "progresif rant" formülü kullanılarak tazminat hesaplaması gerekmektedir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21.06.2023, 2023/585 Esas ve 2023/8309 Karar, 24/05/2021 tarih, 2021/3033 Esas ve 2021/1560 Karar sayılı kararları). Mahkemenin hükme esas aldığı hesap raporunda da; TRH 2010 Yaşam Tablosu ve bilinmeyen dönem için her yıl %10 arttırım ve %10 iskonto yapılmasını öngören “progressif rant” tekniğine göre yapılan hesaplamadaki raporun hükme esas alınmasında isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenle davalı vekilinin 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiği yönündeki istinaf talebi yerinde değildir. TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. madde hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine, poliçe bulunmaması halinde ise Güvence Hesabı'na aittir. Geçici ve kalıcı bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, kalıcı işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadıklarına ilişkin istinaf talepleri yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/13975 E. - 2022/7544 K. ve 2021/15255 E. - 2022/7709 K. sayılı kararları). Bu nedenlerle; davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacı vekili ve davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre davacıdan alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-Harçlar Yasası'na göre davalıdan alınması gereken 1.630,03 TL harçtan peşin alınan 466,81‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 1.163,22‬ TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,5-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 28/06/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/13975, K. 2022/7544, T. 21.06.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-13975-e-2022-7544-k-fb7b6b889ff8