Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/1397 E. 2024/1445 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/1397
Karar No
2024/1445
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2021/1397

KARAR NO:2024/1445

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:17/06/2021

NUMARASI:2020/43 Esas - 2021/283 Karar

DAVANIN KONUSU:Tazminat (Rücuen Tazminat)

Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilİ şirketçe ... Poliçesi ile sigortalanan ... Şti.'ne ait gıda katkı maddesinin Çin'den Türkiye'ye nakliyesi işinin davalı şirket tarafından üstlenildiğini, emtianın davalı şirketçe temin edilen 4 adet konteynere yüklenerek yine davalı şirket sorumluluğunda ... isimli gemi ile Haydarpaşa Limam'na taşındığını, konteynerlerin tahliyesinden sonra 4 adet tır ile sigortalının Tuzla'da bulunan deposuna sevk edildiğini, ... nolu konteyner açıldığında alınan yoğun küf kokusu sebebiyle yapılan inceleme sonucunda kraft torbalar üzerinde küf lekeleri ve ıslaklıklar tespit edilerek ekspertiz incelemesi yapıldığını, inceleme sonucu konteyner tabanındaki metal ile ahşap kaplamasını birleştiren vida yerlerinden ve/veya ek izolasyon yerlerinden bir şekilde su girdiği sonucuna varıldığını, diğer konteynerde herhangi bir sorun meydana gelmemesinin de ... nolu kontevnerin kusurlu olduğunu gösterdiğini, hasarsız olarak teslim aldığı emtiayı hasarlı olarak teslim eden davalının hasardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, sigortalıya ödenen 54.822,03 TL'nin 22.04.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin dava konusu edilen taşımada taşıyan, taşıtan geminin sahibi/işleteni, kiracısı olmadığını gibi konteynerlerin de sahibi olmadığından davanın öncelikle husumet yönünden reddi gerektiğini, emtianın 2 kara taşıması ve 1 deniz yolu ile taşındığını, hasarın hangi aşamada meydana geldiğinin belli olmadığını, konteynerin taşıyanın nezaretinde olmadan sigortalı şirketin satıcısı/yükleteni tarafından doldurulup, istiflenip ve mühürlendiğini, taşıyanın bunda sorumluluğunun bulunmadığını, hasarın usulüne uygun olarak tespit ve ihbar edilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, davacı tarafca sigortalısına ödenen ve taraflar arasındaki Deniz Taşıma ilişkisinden kaynaklı emtia hasarlanması iddiasına dayalı bedelin rücuen tahsili talepli alacak davası olup Uyuşmazlığın konusunun; tarafların aktif ve pasif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı, sigorta sözleşmesinin geçerli olup olmadığı, geçerli bir sözleşme uyarınca ödemenin yapılıp yapılmadığı, hasara ilişkin süresinde ve geçerli bir ihbarın bulunup bulunmadığı ve hasarın deniz taşıması esnasında meydana gelip gelmediği, hasarda davalının sorumlu olup olmadığı ve hasarın miktarının tespiti noktasında toplandığı görülmüştür. Mahkememizce resen seçilen bilirkişiler ..., ... ve ... tarafından tanzim edilen 02/04/2021 tarihli raporda, davacı ...etine sahip olmadığı, davalı ... A.Ş. nin taşıma akdi taşıyan olarak üstlendiği ve pasif husumet ehliyetine sahip olduğu, hasar ihbarının kanuni süreler içerisinde yapılmış olduğu, dava konusu ıslanmadan kaynaklanan zararın taşıyanın sorumlu olduğu süreçte meydana geldiğinin ispat edilememiş olması sebebiyle davalının sorumlu tutulamayacağı, Yüce Mahkeme'nin zarardan davalının sorumlu olduğuna yönelik kanaate varması halinde, tazmini gereken zararın 54.822,03.TL olduğuna ilişkin görüş ve tespitlerine yer vermişlerdir.Dava halefiyete istinaden açılmış olmakla davacı sigorta şirketinin halef sıfatını kazanabilmesi için bir sigorta sözleşmesinin mevcut olması, sigortacının himaye kapsamında yer alan riziko sebebiyle meydana gelen zararları ödemiş olması ve dava dışı sigortalının talepte bulunabileceği zararın ortaya çıkmasından sorumlu üçüncü bir kişinin varlığı gereklidir. Dosya içerisinde bulunan ... numaralı ... Sigorta Poliçesinden anlaşılacağı üzere, davacı sigorta şirketi ile dava dışı sigortalı .... Şti. arasında nakliyat rizikolarına karşı 25/01/2019- 25/01/2020 tarihleri arasında geçerli sigorta sözleşmesi yapıldığı ve bu sözleşmenin Emtia Nakliyat Sigortası Genel Şartlarına göre tanzim edildiği anlaşılmaktadır. Dosya içeriğinde yer alan ödeme dekontu ile de sabit olduğu gibi taşınan yüke gelen zarar çerçevesinde sigorta poliçesi kapsamında davacı ... Şirketi tarafından dava dışı sigortalı .... Şti adına 22/04/2019 tarihli 54.822,03 TL tutarlı bir ödeme yapıldığı görülmektedir. Bu kapsamda davacının yapmış olduğu ödemeye istinaden halef ve dolayısıyla da aktif husumet ehliyetini haiz olduğu mahkemece kabul edilmiştir. Her ne kadar dosyada rapor düzenleyen bilirkişilerce Emtia Nakliyat Sigortası Genel Şartlarının 4. Maddesi: 'Sigorta, aksine sözleşme olmadıkça, aşağıdaki rizikoları temin etmez, şöyle ki: a) Yağmur suyu, ambar buğusu ve bundan ileri gelen tekasüf.' kapsamında dosyada ıslanmaya bağlı hasar nedeniyle yapılan ödemenin sigorta teminat kapsamı dışındı olduğundan bahisle davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı görüşü sunulmuşsa da; dosyada mevcut sigorta poliçesi incelendiğinde ...(... de sigorta edilen rizikolar ve istisnalar düzenlenmiş olup buna göre yağmur suyu kaynaklı hasarların sigorta teminatı altında bulunduğu anlaşıldığından bilirkişilerin aksi yöndeki görüşü mahkemece benimsenmemiştir. Zira aktif husumet ehliyeti hukuki bir mesele olup bu konuda yorum ve takdir yetkisi mahkemeye aittir.Deniz yolu ile yük taşıma navlun sözleşmesi çerçevesinde gerçekleşir. Bu doğrultuda taşıyan, deniz yolu ile yük taşıma taahhüdünde bulunurken karşılığında taşıtan tarafında belirlenen navlun ücretinin ödenmesi taahhüdü verilir. Navlun sözleşmesinin taraflarca düzenlenmediği durumlarda, konşimentonun varlığı aranır ki, konşimento TTK m. 1228/1'deki ifadesiyle bir taşıma sözleşmesinin yapıldığını ispatlayan senettir. Keza 1238/1 maddesi uyannca konşimentoyu taşıyan sıfatıyla imzalayan veya konşimento kendi ad ve hesabına imzalanan kişi, taşıyan sayılmaktadır.Dosya içerisindeki bilgilerden, davalı vekili tarafından da kabul edildiği üzeri, ... A.Ş. taşıma faaliyetinde aracılık eden -Taşıma İşleri Komisyoncusu (freight forwarder) olarak hareket etmektedir. Kısaca ifade etmek gerekirse, taşıma İşleri Komisyoncusu ithalat ve ihracat yapan firmalara aracılık eden, malların bir yerden başka bir yere taşınmasını, teslim edilmesini sağlayan ve bu hizmet karşılığında komisyon alan firmalardır. TTK 917/1 maddesi uyarınca 'Taşıma İşleri komisyonculuğu sözleşmesi ile komisyoncu eşya taşımayı üstlenir. Bu sözleşme ile gönderen, kararlaştınlan Ücreti ödeme borcu altına girer.' Ayrıca, TTK 921 maddesi uyarınca da, eğer ücret olarak taşıma giderlerini de içeren tek bedel kararlaştırılmışa taşıma işleri komisyoncusu taşımaya ilişkin olarak taşıyanın hak ve yükümlülüklerine sahip olur. Yargıtay da çeşitli kararlarında navlun faturası düzenlenmiş olması hâlinde, faturayı düzenleyenin TTK 921 maddesi uyarınca, fiili olarak taşıma işlemini gerçekleştirmemiş olsa dahi, akdi olarak taşıyan sayılacağına hükmetmiştir. Bu kapsamda davalı ... Hizmetleri A.Ş. tarafından dava dışı sigortalı .... Şti. adına düzenlenmiş 11/02/2019 tarih ve ....numaralı faturaya göre; .... No'lu konişmento tahtında '...' isimli gemi ile Çin'in ... limanına taşman dava konusu denizyolu taşımasına ilişkin olarak '...' açıklamalı olarak toplam 7.200.-USD tutarında fatura kesildiği görülmüştür. Taraflar arasında uyuşmazlığa konu olmayan bu fatura nedeniyle davalı tarafın dava konusu taşımayı -Akdi Taşıyan- sıfatı ile üstlendiği ve netice itibairi ile taşıma sırasında meydana geldiği iddia edilen yük hasarının tazminine yönelik işbu davada davalının pasif husumet ehliyetini haiz olduğu mahkemece kabul edilmiştir.Dosyada mevcut fiili taşıyan .... LTD. tarafından tanzim edilen 28/12/2018 tarih ve ... no.lu konşimentoya göre; Yükletenin Çin'de mukim dava dışı .... şirketi, gönderilenin Türkiye ... Operasyonları Birimi ve ihbar edilenin sigortalı .... Şti. olduğu ve taşıma konusu 3920 adet kâğıt çuvalda brüt 98.980 kg. gıda katkı maddesi emtiasının ...-... ve ... no'lu 4 adet 40'lık HC kapalı konteyner içerisine istiflendiği ve kapılan mühürlendikten sonra '...' isimli gemiye (Sefer no:...) Çin'in ... limam'nda 28/12/2018 tarihinde yüklenerek varış yeri olan ... Limam'na deniz yoluyla sevk edilmiş olduğu görülmektedir. Konşimento üzerinde bulunan kayıtlar incelendiğinde;-... kaydından; emtianın konteyner içerisine yüklenmesi, sayımı ve istifi işlemlerinin bizzat yükleten tarafından gerçekleştirilmiş olduğu,-... kaydından; konteyner içi emtia hakkındaki bilgilerin gönderen tarafından beyan edilen bilgiler olduğu, anlaşılmaktadır.Davaya konu emtialara ilişkin olarak dosyaya sunulan Satıcı Çin'de mukim ....Ltd. tarafından alıcı sigortalı .... Şti. isimli firma adına düzenlenmiş olan 27/11/2018 tarihli ticari satış faturasına göre, 25 kg.lık 3920 adet kağıt çuvalda net 98.000 kg. gıda katkı maddesi cinsi emteanın toplam 49.790,00 USD bedel ve ... teslim şartı ile satıldığı anlaşılmaktadır. TTK m. 1185 f. 1 uyarınca 'Zıya veya hasarın en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında taşıyana yazılı olarak bildirilmesi şarttır. Zıya veya hasar haricen belli değilse, bildirimin eşyanın gönderilene teslimi tarihinden itibaren aralıksız olarak hesaplanacak üç gün içinde gönderilmesi yeterlidir. İhbarnamede zıya veya hasarın neden ibaret olduğunun genel olarak belirtilmesi gereklidir.' TTK m. 1185 f. 2'de 'Eşyanın incelenmesi tarafların katılımıyla mahkeme veya yetkili makam ya da bu husus için resmen atanmış uzmanlar tarafından yapılmışsa bildirime gerek yoktur.' denilmiştir. Bu hüküm taşıyanın temsilcisi tarafından hasar raporunun imzalanması hâlinde yazılı ihbara gerek olmadığı yönünde yorumlanmaktadır. TTK m. 1185 f. 4 uyarınca 'Eşyanın zıya veya hasarı ne bildirilmiş ne de tespit ettirilmiş olursa, taşıyanın eşyayı denizde taşıma senedinde yazılı olduğu gibi teslim ettiği ve eğer eşyada bir zıya veya hasarın meydana geldiği belirlenirse, bu zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği kabul olunur. Şu kadar ki, bu karinelerin aksi ispat olunabilir.'Bu kapsamda dosya muhteviyatından eşyanın teslim tarihinin 15/03/2019 olduğu, aynı gün konteynerlerin açılması ile emtiadaki hasarın fark edildiği ve dosyada bulunan; 18/03/2019 tarihli Tutanak incelendiğinde ise; '.... LTD. firmasından ithal ettiğimiz 4 konteyner muhteviyatı aroma hammaddesi 15/03/2019 tarihinde Tuzla'da bulunan depomuza varmıştır. 3 konteyner sorunsuz şekilde tahliye edilmiş, içerisindeki yük depomuza istiflenmiştir. .... plakalı tır ile ... limanından gelen ... nolu konteynerin tahliye için kapakları açıldığında içeride yoğun bir küf kokusu alınmıştır. Kapıya yakın torbalar üzerinde noktasal küf lekeleri gözlemlenmiştir. Bunun üzerine kapı tarafındın ilk 2 sıra 25 kg 'lık kraft torbalar halindeki dextrose monohydrate katkı maddesi tahliye edildiğinde konteyner tabanının tümüyle ıslak olduğu gözlemlenmiş ve fotoğraf ve video kaydı ile tespit edilmiştir. Konteyner tabanı su almıştır. Bu nedenle konteyner içerisindeki 980 torba hammaddenin tamamı dıştan küflenmiştir. Konteynerin orjinal mühürü tarafımızdan açılmıştır.' şeklinde düzenlenerek tır şöförü, sigorta eksperi ve alıcı depo sorumlusu tarafından imza altına alınmış olduğu görülmüştür.Hasar ihbarının yasanın aradığı şekil şartlarına ve usule uygun olup olmadığının değerlendirilmesi bakımından dava konusu taşımaya ilişkin olarak düzenlenmiş bulunan ... no'lu konşimentoda, Teslim Alma Yeri ile Nihai Varış Yeri belirtilmeksizin sadece ...Limanı ile ... Limanı gösterildiğinden söz konusu taşımanın Limandan Limana Taşıma (...) olduğu anlaşılmaktadır. Bu taşıma şeklinde, taşıyanın mallara ilişkin sorumluluğu malların yükleme limanında gemi küpeştesine kabul edilmesiyle başlamakta ve tahliye limanında geminin küpeştesinden tahliye edilmesiyle sona ermektedir. Taşıyan her ne şekilde olursa olsun, her nasıl kaynaklanırsa kaynaklansın yükleme limanında geminin küpeştesine kabul edilmeden önce veya tahliye limanında geminin küpeştesinden tahliye edildikten sonra mallara gelebilecek herhangi bir zarardan veya gecikmeden sorumlu olmamaktadır.Bu na göre yukarıda bahsi geçen 18/03/2019 tarihli tutanakta imzası bulunan tır şoförünün davalının yardımcısı olduğu hususunda, kara taşımasının da davalı tarafça üstlenildiğine ilişkin olarak dosyaya herhangi bir delil sunulmamış olduğundan bilirkişi raporundaki görüşün aksine, ihbarın yasanın aradığı şartlarda yapılmamış olduğu mahkemece kabul olunmuştur. İhbar yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde eşyanın konişmentoda yazılı olduğu şekilde teslim edildiği ve herhangi bir zıya veya hasar söz konusu ise bunun taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği yönünde iki karine doğmakta olup, eldeki dosyada davacının bu iki karinenin aksini ispat ederek davalının sorumluluğunu ispatlaması gerekmektedir. Konişmento üzerinde, yukarıda belirtildiği üzere SHIPPER'S LOAD AND COUNT kaydı yer almaktadır. Bu kayıt, taşıma konusu eşyanın konteynere yüklenmesi, istifi, sayımı ve bilahare konteyner kapılarının mühürlenmesi işlemlerinin bizzat yükleten tarafından yapılmış olduğunu göstermektedir. Diğer bir ifadeyle, hasarlı emtianın bulunduğu ...no.lu konteyner içerisine 980 torba .... cinsi gıda katkısı yüklendikten sonra kapıları mühürlenmiş bir halde kapalı olarak taşıyana teslim edilmiştir.Taşımanın kronolojisi ise şu şekildedir; 21.12.2018 tarihinde dava konusu yüklerin 4 adet 40' HC konteynere yüklendiği, 26.12.2018 tarihinde konteynerlerin tır ile Çin/ ... limanına getirildiği, Konteynerlerin bu limanda 28.12.2018 tarihinde ... isimli gemiye yüklendiği, Konteynerlerin 03/02/2019 tarihinde Yunanistan/ ...limanına tahliye edildiği, Konteynerlerin bu limanda 08/02/2019 tarihinde .. isimli gemiye aktarıldığı ve aynı gemi ile 10/022019 tarihinde ... limanına getirilip tahliye edildiği, dava konusu konteynerler ....limanında yaklaşık 33 gün bekledikten sonra 15/03/2019 tarihinde alıcının Tuzla'daki deposuna karayoluyla getirilip burada orijinal mühürleri söküldükten sonra boşaltıldığı anlaşılmaktadır.Dosya içerisinde ... nolu konteynerin tabanındaki ıslaklığın (yağmur suyu) denizyolu taşıması sırasında meydana geldiğine dair tahliye limanında gerek liman ve acente görevlileri tarafından, gerekse gemi görevlileri tarafından düzenlenmiş herhangi bir hasar tutanağına rastlanmamıştır. Uluslararası konteyner taşımacılığında, tüm konteynerler yükleme limanında gemiye yüklenmeden önce ve tahliye limanında gemiden indirildikten sonra gerek liman ve acente görevlileri gerekse kaptanın gözetiminde güverte zabitleri tarafından kontrol edilerek varsa gözle görülen hasarlar tespit edilip '...' olarak tanımlanan '...' işlenmektedir. Ancak somut olayımızda ... nolu konteynerin gemiden ... Limanı'na tahliye edildiği 10/02/2019 tarihinde düzenlenmiş böyle bir tutanağa dosya içeriğinde rastlanmamıştır. Buna karşılık dava dosyasına getirilen maddi vakıa, emtianın ıslanmış/küflenmiş olduğu ve konteynır tabanındaki metalle ahşap kaplamasını birleştiren vida veya ek izolasyon yerlerinden bir şekilde içeriye tatlı su sızmış olabileceği şeklindedir. Dosya kapsamından ise konteynerin elverişsiz olduğu tespit edilememektedir. Yapılan ekspertiz incelemesinde; ıslanma zararının yağmur suyundan kaynaklandığı, deniz suyu ile temas olmadığı, ...numaralı konteynerin dış yapısmda ise herhangi bir deliğe/yırtığa rastlanılmadığı ve kapı sızdırmazlık contalarının sağlam olduğu belirlenmiştir. Bu durumda dosyaya sunulan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere konteyner içerisindeki yükün taşıyanın muhafazası altında iken zarar gördüğü neticesine ulaşmak mümkün gözükmemektedir. Geminin 10/02/2019 tarihinde ... Limanı'na geldiği, burada bekleyen konteynerin 33 gün sonra 15/03/2019 tarihinde alıcının Tuzla'daki deposuna karayolu ile sevk edildiği, buradaki tahliye işlemi sırasında çuvallarda ıslaklık olduğu görülerek tutanak düzenlendiği anlaşılmaktadır. Alıcının deposunda yapılan bu işleme sadece alıcının, tır şoförünün ve sigorta eksperinin katıldığı, fakat taşıyanı temsilen kimsenin katılmamış olduğu da anlaşılmaktadır.Dosyaya sunulan teknik bilirkişi raporunda mevcut belge ve bilgilerden, gerek konişmentoda kayıt olmaması gerekse konteynerin Haydarpaşa Limanı'na tahliyesi sırasında liman yetkilileri tarafından tutulmuş bir hasar tutanağının (interchange report) bulunmaması nedeniyle dava konusu hasarın hangi aşamada gerçekleştiği konusunda kesin bir kanaate varmanın mümkün olmadığı belirtilmiştir.Dosyaya sunulan bilirkişi raporundaki teknik tespitler mahkemece denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmuş ve dayandıkları gerekçeler ile ulaştıkları tespitler ise mahkemece dosya kapsamı ve deliller ile uyumlu bulunduğundan ıslanmaya bağlı zararın taşıyanın sorumlu olduğu süreçte meydana geldiğinin ispat edilememesi gerekçesi ile davalı taşıyanın sorumlu tutulamayacağı..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Hükme esas alınan bilirkişi raporunda yer alan, dava konusu zararın taşıyanın sorumlu olduğu süreçte meydana geldiğinin ispat edilemediğine ilişkin görüşün hatalı olduğunu, sigortalı emtianın, davalı taşıyıcı tarafından 4 adet konteyner içerisinde taşınmak üzere teslim alındığını ve üç adet konteynerin sağlam teslim edildiğini, 1 adet konteynerdeki emtianın ıslanmadan kaynaklı hasarlandığının belirlendiğini, hasarın konteynerin elverişsiz olmasından kaynaklandığını, hasara ilişkin tutanakta belirlendiği üzere konteyner tabanının tümüyle ıslak olduğunu ve küflendiğini, konteynerın tabanından su aldığını, ekspertiz raporunda da bu hususun belirlenerek konteyner tabanından bir şekilde gelen suyun nakliye süresince sürekli buharlaşarak konteynerin üst kısmındaki torbalara tavandan damlayan buharlaşma damlacıkları ile ıslanarak noktasal küflere neden olduğun belirlendiğini, konteyner tabanındaki metal ile ahşap kaplamasını birleştiren vida yerlerinden, el izolasyon yerlerinden bir şekilde su girdiğinin belirlendiğini, bu nedenlerle rapora itiraz edilmesine rağmen, mahkeme itirazın dikkate alınmadan karar verildiğini, aktif husumete ilişkin görüşlerin de bilirkişinin uzmanlığı bulunmadığını gösterdiğini,Davanın tamamen reddine rağmen, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13.maddesine aykırı şekilde nisbi vekalet ücreti takdirinin hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, deniz yoluyla yük taşıması sırasında oluşan zıya nedeniyle nakliyat sigortacısı tarafından sigortalısına ödenmiş olan tazminat tutarının taşıyandan rücuen tahsili için başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali ve icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı, davalının akdi taşıyıcı olarak emtiayı taşıması nedeniyle pasif husumet ehliyetinin bulunduğu, hasar ihbarının kanuni süreler içerisinde yapıldığı, ıslanmadan kaynaklanan zararın taşıyanın sorumlu olduğu süreçte meydana geldiğinin ispat edilemediği belirlenmiştir. Bilirkişinin aktif husumete ilişkin görüşlerine rağmen, mahkemece HMK'nın 282. maddesi uyarınca, bilirkişi raporu diğer delillerle birlikte değerlendirilmiş ve geçerli bir poliçe kapsamında ödeme yapan sigortacının ... (A) 01.01.2009 NK 637 de sigorta ettirilen istisnalar kapsamında bulunmayan yağmur suyundan kaynaklı hasarların poliçe teminatı altında olduğu belirlenmiştir. Belirtmek gerekir ki bilirkişi raporu hakimi bağlayıcı kesin bir delil değildir. HMK'nın 282. maddesine göre hakim, bilirkişi raporunu diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Bu nedenle, hakimin değerlendireceği husumet ehliyetine ilişkin bilirkişi görüşleri bağlayıcı olmadığı gibi, husumet ehliyeti bakımından, poliçe genel şartlarına göre değerlendirme yapan bilirkişinin, davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını belirlemesi, taşıma süreçlerine ilişkin maddi tespitlerinin de hatalı olmasını gerektirmez. Kaldı ki ilk derece mahkemesince, taşıma süreci etraflı şekilde irdelenerek, hasarın tespit şekli ve bildirimi dikkate alınarak, hasarın taşıyıcının sorumluluğu altında gerçekleşmediği belirlenmiştir.Dosya kapsamındaki bilgilerden, 21.12.2018 tarihinde dava konusu yüklerin 4 adet 40' HC konteynere yüklendiği, 26.12.2018 tarihinde konteynerlerin tır ile Çin/... limanına getirildiği, konteynerlerin bu limanda 28.12.2018 tarihinde ... gemisine yüklendiği, konteynerlerin 03.02.2019 tarihinde Yunanistan/... limanına tahliye edildiği, bu limanda 08.02.2019 tarihinde ... isimli gemiye aktarılan konteynerlerin 10.02.2019 tarihinde ... Limanına getirerek tahliye edildiği, konteynerlerin tahliye limanında yaklaşık 33 gün bekledikten sonra 15.032019 tarihinde alıcının Tuzla'daki deposuna karayoluyla getirilip burada orijinal mühürleri söküldükten sonra boşaltıldığı görülmüştür. TTK'nın 1185. maddesi gereğince, ziya veya hasarın en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında taşıyana yazılı olarak bildirilmesi şarttır. Ziya veya hasar haricen belli değilse, bildirimin üç gün içerisinde yapılması yeterlidir. Aynı maddenin 4. fıkrasında, eşyanın ziya veya hasarı ne bildirilmiş ne de tespit ettirilmiş olursa, taşıyanın eşyayı denizde taşıma senedinde yazılı olduğu gibi teslim ettiği ve eğer eşyada bir ziya veya hasarın meydana geldiği belirlenirse, bu zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği kabul olunur. Şu kadar ki bu karinenin aksi ispat olunabilinir. Davalının navlun faturası düzenlemesi nedeniyle taşımacı olduğu açıktır. Kural olarak taşıma sırasında oluşacak zararlardan, taşımacı sorumludur. Bunun için taşımanın şekline göre, hasarın taşıma sırasında meydana geldiğinin kanıtlanması gerekmektedir. Taşımaya konu emtianın, taşıyanı, gönderileni ve aralarındaki ilişkiyi belirleyen, 28.12.2108 tarihli konşimento tahtında taşındığı ve konşimentoda "..." kaydı bulunduğu anlaşılmıştır. Bu kayıt, yükün konteynere satıcı/yükleten tarafından yüklendiği, istiflendiği, sayıldığı ve konteynerin mühürlendiği anlamındadır. Dolayısıyla somut olayda konterner içindeki yükleme ve istiflemeyi taşıyanın yapmadığı, emtianın Çin/... Limanı'ndan yüklenerek, ... Limanına sevk edildiği, oradan ...gemisine yüklenen emtianın aynı taşıma ilişkisi içinde ... limanına getirilerek tahliye edildiği, tahliye sırasında hasara ilişkin herhangi bir tutanak düzenlenmediği, yaklaşık 33 gün sonra alıcının deposunda, taşımacının veya temsilcisinin katılımı olmaksızın düzenlenen tutanağın, geçerli bir hasar ihbarı olarak değerlendirilemeyeceği açıktır. Taşımaya ilişkin belgelerde, dava konusu taşımanın Limandan Limana (....) şeklinde gerçekleştirildiği ve bu taşıma şeklide, taşıyanın mallara ilişkin sorumluluğu malların yükleme limanında gemi küpeştesine kabul edilmesiyle başlamakta ve tahliye limanında geminin küpeştesinden tahliye edilmesiyle sona ermektedir. Taşıyan her ne şekilde olursa olsun, her nasıl kaynaklanırsa kaynaklansın yükleme limanında geminin küpeştesine kabul edilmeden önce veya tahliye limanında geminin küpeştesinden tahliye edildikten sonra mallara gelebilecek herhangi bir zarardan veya gecikmeden sorumlu olmamaktadır. Mühürlü konteynerin taşımacıya teslimi veya teslim alınması sırasında düzenlenen tutanaklarda, konteynerdeki arızaya ilişkin bir tespit bulunmamaktadır. Hasara ilişkin 18.03.2019 tarihli tutanak kara taşımasından sonra düzenlenmiş ve kara taşımasının da davalı tarafça üstlenildiğine ilişkin bir delil sunulmamıştır. İhbar yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde eşyanın konişmentoda yazılı olduğu şekilde teslim edildiği ve herhangi bir zıya veya hasar söz konusu ise bunun taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği yönünde iki karine oluştuğu kabul edilmelidir. Bu karinenin aksinin ispat edilerek, hasarın deniz taşıması sırasında meydana geldiğinin kanıtlanması gerekmektedir. Ancak dosyada buna ilişkin bir kanıt bulunmadığı ve ilk derece mahkemesinin karar ve gerekçesinin yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin işin esasına ilişkin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir.Vekalet ücretine ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde, davacı vekili davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin AAÜT'nin 13/3 maddesine aykırı olduğunu ileri sürmüştür. 24.11.2020 tarih ve 31314 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/4 maddesine göre, maddi tazminat istemli davanın tamamen reddi durumunda, avukatlık ücreti bu Tarife'nin İkinci Kısmının İkinci Bölümüne göre belirlenir. Yani maktu ücrete hükmedilir.Somut olayda davacı vekili 54.822,03 TL üzerinden dava açarak ödenen sigorta tazminatının rücuan tahsilini talep etmiştir. AAÜT'nin 13/4 maddesine göre davacının maddi tazminat istemi tamamen reddedildiğinden, davalı lehine karar tarihinde yürürlükte olan 4.080,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu miktarı aşan vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile hükmün vekalet ücreti yönünden düzeltilmek üzere kaldırılarak davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin ilk derece mahkemesi karar tarihindeki maktu vekalet ücreti miktarı olan 4.080,00 TL olarak düzeltilmesine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının vekalet ücreti yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının vekalet ücreti yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın reddine,2-Alınması gerekli 427,60 TL harcın peşin alınan 936,23 TL harçtan mahsubu ile artan 508,63 TL'nin kesinleşmeye müteakip talep halinde davacıya iadesine, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 13.maddesi uyarınca 4.080,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,6-Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca suçüstü ödeneğinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 7-Bakiye gider avanslarının, yatıran taraflara iadesine,8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden; a-Davacı tarafından sarf edilen istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, peşin istinaf karar harcının ise talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacı tarafa iadesine, b-Davacı tarafından harcanan 162,10 TL kanun yolu gideri ile 23,13 TL posta gideri olmak üzere toplam 185,23 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,11-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 10.10.2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/1397, K. 2024/1445, T. 10.10.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-1397-e-2024-1445-k-3c5bbb9ea9f9