Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/1348 E. 2024/1615 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/1348
- Karar No
- 2024/1615
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1348 KARAR NO : 2024/1615
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 03/03/2021 NUMARASI : 2019/152 Esas - 2021/46 Karar DAVA : Marka Hakkına Tecavüzün Ve Haksız Rekabetin Tespiti,Men'i, Ortadan Kaldırılması, Ticaret Unvanının Terkini İle İnternet Alan Adına Erişimin Engellenmesi DAVA TARİHİ : 18/11/2019 BAM KARAR TARİHİ : 06/11/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 06/11/2024 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 03/03/2021 tarihli, 2019/152 Esas ve 2021/46 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket; 13/08/1973 yılında "..." olarak ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasına kayıtlanarak kurulduğunu ve ilan edildiğini, daha sonra 1991 yılında "..." olarak ismini değiştirdiğini, son olarak 1993 yılında "..." olarak nevi değiştirdiğini ve günümüzde de bu isim ile varlığını sürdürdüğünü, "..." ibaresi müvekkili şirketin ticaret ünvanının esas unsuru olup "..." aynı zamanda aile şirketi olan ve babadan oğula geçerek devamlılığı sağlanan şirket ortaklarının da soy ismi olduğunu, müvekkili şirketin ticaret unvanında yer alan ve unvanın esas unsuru olan "..." kelimesi ve yine ilk olarak müvekkili şirket tarafından kullanılan çark şeklinde logo; Marka ve Patent Enstitüsü nezdinde de 31.12.1978 tarih ve 62460 no, 22 05.1995 tarih ve ... no, 10.09.1997 tarih ve ... no, 31.12.1997 tarih ve ... no, 09.03.2006 tarih ve 2004/... no, 09.08.2017 tarih ve 2017/... no ile müvekkili şirket adına tescillenmiş bir marka olup 07, 11, 12 sınıflarındaki mal ve hizmetler bakımından da koruma altında olduğunu, davalı şirket; müvekkili şirketle aynı iş kolunda faaliyet göstermekte ve tarım makinesi kabinleri ile kaporta aksamlarını ürettiğini, müvekkili şirketle aynı ve benzer iş kollarında varlığını sürdürme amaçlı kurulan, ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 21.10.2002 tarih ve ... sicil numarasında kayıtlı davalı "..."nin ticaret unvanının esas unsurunun "..." ibaresi olduğunu, davalı yanca müvekkili şirket unvanının neredeyse aynısı Ticaret Siciline tescil edildiğini ve şirketin iştigal/faaliyet konusunun da müvekkili şirket ile aynı ve benzer olduğunun tespit edildiğini, davalı yanca, müvekkili şirket unvanının çekirdek unsuru olan "..." kelimesinin çok benzeri olan "..." kelimesi ticaret unvanı olarak seçildiğini, TTK'nın ilgili maddeleri gereğince davalının ticaret unvanı oluşturmasında dikkat edilmesi gereken hususlara riayet etmediğini ya da kasten görmezden geldiğini, halihazırda tarım makineleri, yedek parçaları ve traktör ekipmanları üreten bir işletme olan müvekkili şirketin markasını bilen sektör temsilcileri "..." gördüklerinde yine müvekkili şirkete ait seri markalardan biri olduğunu düşüneceklerini, "..." ibaresi doğrudan müvekkili şirketi hatırlamalarına neden olacağını, müvekkili şirketin markası olan "..." jenerik olmayan ve ayırt gücü yüksek bir marka olduğunu, davalı yan aynı zamanda, müvekkili şirketin logosunun da neredeyse aynısı olan bir logo kullanmakta bu durum da yaşanan karışıklığı artırdığını, "..." markası, 1973 yılından bu yana müvekkili şirketin ticareti sırasında kullandığının bir işaret olduğunu, müvekkili şirket; 1973 yılından bu yana kullandığı "..." ibareli ticaret unvanını/markasını güvenilir ve tanınır bir marka haline getirdiğini, müvekkili şirket yurt içinde ve yurt dışında"..." ticaret unvanı ve markasıyla tanındığını, davalı şirketin, müvekkili şirketin ticaret unvanı ve markası olan "..." ile iltibas yaracak şekilde oluşturtuğu "..." ibareli ticaret unvanı, iki farklı şirketin müşteriler tarafından aynı sanılmasına yol açmakta ve bu durum müvekkili şirketi zarara uğrattığını, ticaret sicilden terkini talep edilen davalının "..." şeklindeki ticaret unvanı ile müvekkili şirkete ait *"..." ibareli ticaret unvanı arasında ayırt edici fark bulunmadığı gibi “U” ve "Ü" harflerindeki farklılık her iki unvan arasında ayırt ediciliği sağlamaya yetmediğini, mevcut benzerlik ortalama alıcılar arasında unvanların sahibi şirketler arası irtibat olduğu sonucunu doğurduğunu, "..." ticaret unvanının davalı şirket tarafından kullanılması ve/ veya kullanılmasına izin verilmesi halk nezdinde güvendiği şirket ile mal aldığı şirket arasında bir bağlantı bulunduğu zannı ile karıştırılma ihtimaline sebebiyet vereceğini, müvekkilinin haklı olarak elde ettiği ticari prestij, müvekkilinden satın alınmak istenen makinelerin davalı şirketten satın alınması ve davalı şirketin müvekkili şirket sanılması sebebiyle sarsıldığını, müvekkili ile davalının faaliyet alanları aynı olup, müvekkilinin kuruluş ve tescil önceliği nedeni ile ülke genelinde bir hak elde ettiği, her iki tarafın unvanlarının çekirdek unsurunun çok benzer olmasının karışıklığa neden olduğunu ve müvekkilinin terkin isteme hakkı bulunduğunu, müvekkilinin adına tescilli "..." markasındaki esaslı unsur olan "..." ibaresini öne çıkarmak suretiyle davalının ürünlerinde ... ibaresini markasal olarak kullandığını, bu kullanım sebebiyle bir harf farklı olsa dahi tüketicilerin davalının ürünlerini müvekkilinin markası olduğu zannıyla ya da en azından müvekkilinin markası ile bağlantı olduğu düşüncesiyle alabileceklerini, "..." ibaresinde müvekkilin davalıya göre önceye dayanan hakkı olduğu gözetilerek, müvekkili şirketin ticaret unvanı ve adına tescilli markası olan “..." ibaresi üzerinde önceye dayanan hakkı olduğunun tespitine, sonradan tescil edilen, ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 21.10.2002 tarih ve ... sicil numarasında kayıtlı davalı "..."nin ticaret unvanındaki "..." ibaresinin TTK.'nın 55. maddesi uyarınca Ticaret Sicilinden terkinine ve hüküm özetinin gazetede ilanına, müvekkilinin “..." ibareli tescilli markası ile davalının markasal kullandığı “..." ibaresinin iltibas oluşturduğunu ve bu kullanımının müvekkilinin markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturulduğunun tespiti ile men ve refine, “..." ibaresinin ve ticari unvanının davalı şirket tarafından internet ortamı dahil ticari hayatın her alanında kullanılmasının önlenmesine ve davalı adma tescilli "..." ibareli siteye erişimin engellenmesine, resen gözetilecek nedenlerle; öncelikle ve ivedilikle "..." ibaresinin davalı şirket tarafından İnternet ortamı dahil ticari hayatın her alanında marka ve ticari unvan olarak kullanımının tedbiren durdurulmasına, "..." ibaresini ihtiva eden her türlü yazılı-basılı belgelerin, tanıtım faaliyetlerinin tabelaların eşyaların toplatılmasına eğer bunların değiştirilerek kullanılması mümkün değil ise imha edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın ürünlerinin üzerinde "..." markasının olduğunu, "..." markası davacı firma tarafından 2010/... başvuru numarası ile 02.11.2010 tarihinde ... adına tescillendiğini, “...” ibaresini marka olarak kullanmadığını, bu nedenle de herhangi bir karışıklık söz konusu olma ihtimali bulunmadığını, dişli logonun ise davacıya özgülenmesinin söz konusu olmadığını, sektörde bir çok logoda dişli çarkın yer aldığını müvekkiliyle iltibas yaratmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR: Mahkemece;"...Dosya kapsamında toplanan deliller ve bilirkişi raporu dikkate alındığında davalının "..., ..." şeklindeki kullanımlarının ticari ünvanını aşar mahiyette olduğu, markasal kullanım olduğu davacının markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu anlaşılmıştır. Davacı, davalı şirketin ticaret ünvanında yer alan "..." ibaresinin de terkinini talep etmektedir. Benzer konuda Y11 HD 2015/2572 E - 2015/8392 K ve 16/06/2015 tarihli ilamı da dikkate alındığında; TTK'nun 54. maddesi uyarınca davacı, iltibasa neden olan ticaret ünvanının terkinini isteyebilme hakkına sahip ise de; yargıtayın yerleşmiş içtihatları da dikkate alındığında , böyle bir davanın makul sürede açılması gerekir. Ticaret ünvanları tescil ve ilana tabi bulunduğundan makul sürenin hesabında bunun da nazara alınması icap eder. Makul sürenin geçirilmesi halinde sessiz kalma nedeni ile hak kaybı oluşur. Somut uyuşmazlıkta, her ne kadar her iki tarafın ticaret ünvanının esas unsurları benzer ise de, davalı ile davacının ortak fuarlara katılışları, iştigal alanları benzer oluşu ve davalının ünvanının tescilinden yaklaşık 17 yıl sonra terk talepli dava açıldığından, kendisini mevcut ünvanı ile tanıtan davalının ünvanının terkini talebinin yerinde olmadığı anlaşılmakla davacının bu talebinin reddine.." gerekçesiyle "...Davacının davasının kısmen kabulüne, davalının “...” ve “...” şeklindeki ibarelerin; ticaret unvanını aşar şekilde markasal kullanımı davacı markasının tecavüz ve haksız rekabet olduğunun tespitine, menine ve ref’ine, davalının “...” şeklindeki ibareyi ticaret unvanını aşar şekilde markasal kullanımı içeren eşya, tanıtım, reklam, belge vb. evrakların toplatılmasına, değiştirilmesi mümkünse değiştirilmesine, değilse imhasına, davalının “...” ve “...” şeklindeki ibarelerin ticaret unvanı aşar şekilde markasal kullanımını içeren ... adlı internet sitesine erişimin engellenmesine, davacının davalı ticaret unvanından “...” ibaresinin terki talebinin reddine, hüküm özetinin kesinleşmesinden itibaren masrafları davalıya ait olmak üzere ulusal çapta yayın yapan gazetede ilanına, kesinleşmeden itibaren 3 ay içerisinde davacı tarafından başvuruda bulunmadığında ilan hakkının düşeceğinin ihtarına, alınması gereken 59,30 TL karar harcının davacı tarafından peşin olarak yatırılan 44,40 TL harçtan mahsubu ile eksik 14,90 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 44,40 TL harcın da davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine, davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden, AAÜT.'ne göre belirlenen 5,900 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacı tarafa ödenmesine, davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden, AAÜT.'ne göre belirlenen 5,900 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalı tarafa ödenmesine, davada red/ kabul oranının takdiren %30- %70 olduğuna, yargılama giderlerinin yanlar arasında bu orana göre pay edilmesine, davacı tarafından yapılan toplam 1,715 TL yargılama giderinin %70'i olan 1.200,5 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan toplam 6,40 TL yargılama giderinin %30'lik kısmı olan 1,92 TL'nin davacı tarafından alınıp davalı tarafa yatırılmasına, kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına..." şeklinde hüküm kurulmuştur. Karara karşı davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme; davalı şirketin ticaret ünvanında yer alan "..." ibaresinin TTK'nun 54. maddesi uyarınca terkinini isteme hakkına sahip olduklarını belirtmekle davanın makul sürede açılmadığı gerekçesiyle taleplerini reddettiğini, sessiz kalma olgusunu da davalı ile ortak fuarlara katıldıkları kabul edilerek gerçekleştiğinin kabul edildiğini, öncelikle; bilirkişi raporunda müvekkilinin 2015 yılında davalı ile aynı fuara katıldığına, dolayısıyla müvekkilinin 2015 yılından bu yana davalıdan haberdar olduğuna yönelik görüş bildirilmişse de bilirkişi raporunu hazırlarken dosyada mevcut olmayan belgeleri resen araştırdığını ve bununla ilgili bilgi belge topladığınıbelirttiğini, bilirkişilerin dosya mevcudiyedi üzerinden rapor hazırlaması gerekliliği ve resen delil toplayamayacağını, bu nedenle ön inceleme aşamasına kadar taraflarca ibraz edilmemiş bilirkişi raporunda hazırlarken esas alınan belgelere davacı tarafça muvafakat edilmemiş rapora bu yönüyle de itiraz edildiğini, öte yandan bilirkişi yine tarafların katıldığı fuar bilgilerini taraflardan istendiğini ve tarafların ilk olarak 2015 yılında aynı fuarda birlikte katıldıklarına yönelik tespitte bulunduğunu, öncelikle bilirkişiye davacı tarafça böyle bir bilgi belgenin ulaştırılmadığını, bilirkişinin davacı tarafın teyit alındığına dair iddiasının da kabul edilemeyeceğini, taraflar 2015 yılında aynı fuara katılmamış olmakla bir an için katıldıklarını düşünsek dahi bu tarafların birbirlerinden haberdar oldukları anlamına gelemeyeceğini, müvekkilinin katıldığı her bir fuarın katılımcı sayısı 1500 ün üzerinde ki müvekkilinin her bir katılımcıdan haberdar olmasının beklenemeyeceğini, izah olunan nedenlerle; kararın kaldırılmasına, davalının ticaret unvanında yer alan ... ibaresinin terkinine ilişkin taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, davacının 62460,157454,175008,101532 nolu markalarının TPE kayıtlarının müddet olarak tutulduğunu ve işbu markalarının yenilemelerinin yapılmayarak düşmüş olmasının mümkün olduğunu, bu sebeple karıştırılma ihtimali yönünden incelemeye alınmayarak; koruma süresi devam eden 2004/21039, 2017/07106 markalarının incelemeye esas alınmasına karar verilerek; açıklandığı üzere davalının kullanımlarının davacının işbu markaları ile aynı ve benzer mal ve hizmet sınıflarında, benzer kullanım nedeni ile tüketici nezdinde karışıklığa yol açacağının ifade edildiğini, tescil edilme ile korunacak ürünler bakımından önem arz eden nice kodları nice antlaşma ile oluşturulmuş olup bu bakımdan yapılan düzenlemeler taraf ülkeler için bağlayıcı olduğunu, bu yönüyle Türkiye bu sözleşmeye taraf olduğundan Anayasa m.90 gereğince Nice Anlaşması iç hukukumuz açısından da kanun hükmünde uygulama alanı bulduğunu, yürürlükte bulunan SMK m.11 ve SMK' nın Uygulanmasına Dair Yönetmelik m.9'da sınıflandırmaların Nice Antlaşmasına göre yapılacağının düzenlendiğini, Nicé sınıflandırmasına ait sınıf numaralarının malların ve/veya hizmetlerin benzerliğine ilişkin bir etkisinin bulunmadığını, malların /hizmetlerin aynı sınıf içerisinde yer almaları nedeniyle benzer mallar /hizmetler olarak kabul edilmelerinin mümkün olmadığını, kıyaslamaya tabii tutulacak olan mallar /hizmetlerin kendi içlerinde değerlendirilerek benzerlik hususunun ortaya konmasının şart olduğunu, bu değerlendirme neticesinde iltibas halinin oluşup oluşmadığının açıklığa kavuşacağını, bu yönüyle davacı ile müvekkili şirketin koruma altındaki ürünlerinin yalnızca aynı sınıflarda yer aldığı gerekçesiyle marka hakkına tecavüz teşkil ettiği mesnetsiz bir iddiadan başka bir şey olmadığını, davacının 2004/21039 numaralı başvurusunda nice sınıflarından 07/11/12 kodları koruma altına alındığını, müvekkilinin 07 ve 11 kodlarında belirtilen işlerden herhangi bir işle iştigali bulunmadığını, davacının Nice sınıflarından 12 kodunun açıklamasında "traktör römorkları, frigorifik kasalar ve traktör emniyet kabini" iştigal alanlarından bahsedildiğini, davacının 2017/07106 numaralı başvurusunda nice sınıflarından 07/12 kodları koruma altına alındığını, davacının Nice sınıflarından 12 kodunun açıklamasında "traktör römorkları, frigorifik kasalar ve römork bağlantıları" iştigal alanlarından bahsedildiğini, müvekkilinin 2019/106018 numaralı başvurusunda Nice sınıflarından 12 kodunun açıklamasında "traktör kabini ve traktör kaporta aksamı" alanında iştigal ettiğinin tespit edildiğini, ticaret sicilinden ve ana sözleşme belgesinden anlaşılacağı üzere müvekkilinin faaliyet alanı traktör kabini ve kaportalarının imalatı yönünde olduğunu, müvekkilinin tarım aletleri ve makinelerinin üretimine ilişkin herhangi bir iştigalinin bulunmadığını, bu hususta bilirkişi raporuyla tespit edildiği üzere müvekkili şirket ile davacı şirketin aynı faaliyet alanında olmadığı müvekkili şirketin tarım aletleri üretmediğini, yalnızca traktör kabin ve yedek parçaları ürettiğini, Nice Sınıflarından 12 olmasının sınıflandırmadan kaynaklı olduğu alt listede belirtilen iştigallerin aynı olmadığının tespit edildiğini, bu nedenlerle müvekkili ile davacının tüketici nezdinde karışıklığa yol açacağından bahsedilemeyeceğini, bilirkişilerce yapılan değerlendirmede yalnızca 2004/21039 ve 2017/07106 numaralı TPE başvurularının göz önünde bulundurulduğunun ifade edildiğini, davacının 2004/21039 numaralı başvurusunda "..." yazısının alt ve üstünde bulunan yarım dişliler logo olarak kullanıldığını, davacının 2017/07106 numaralı başvurusunda logo değişikliğine gidilerek dişli figürü terk edildiğini, yalnızca farklı punto ve stilde "..." harfinin yanında "..." yazısının bulunduğunu, müvekkili şirketçe 2019/106018 numaralı başvuruda kalın sütunlarla "..." harfine benzeyen bir figürü alttan kaplayan dişlinin altında "..." ibaresinin yer aldığını, davacının 2004/21039 numaralı başvurusunda belirtilen görsel ile müvekkilinin 2019/106018 numaralı başvurusunda kullanılan figürlerin benzerliğinin bulunmadığını, müvekkilinin ... ibaresini tek başına kullanması da söz konusu olmayıp ... kelimelerinin baş harflerinden oluşan "..." öncelikli vurgulanarak "kabin" üreticisi olmasına vurgunun yapıldığını, dişli çark, sektörde bir firmaya mal olabilecek, yalnızca davacı firmanın kullanımına özgü bir işaret olmadığını, bu sebeple benzerlik olduğu iddiasının abesle iştigal olduğunu, davacı ... markasını çark şekli ile birlikte ilk defa 03.10.1978 tarihinde tescil ettirmiş sonrasında da muhtelif zamanlarda çark şekli olan ... yazılı logoyu tescil amacıyla farklı mallar bazında başvuruda bulunduğunu, ancak bu marka tescillerinin korunma süresi 556 sayılı KHK uyarınca başvuru tarihinden itibaren on yıl olduğunu, bu marka ve logolara ilişkin koruma süresinin dolduğunu, davacı tarafından 26.01.2017 tarihinde yapılan tescil talebinde ise önceki başvurularından tamamen farklı olarak çarktan arındırılmış başında farklı biçimde "..." harfinin bulunduğu ... yazısının tescillendiğini, bu logo ise müvekkili şirket tarafından 30.10.2019 tarihinde yapılan 2019/106018 marka başvuru numaralı çark içine geçmiş "..." harfinin altında yazılı "..." "... " kelimelerini barındıran şekildeki marka logosundan oldukça farklı olup, iltibasa yol açtığının düşünülemeyeceğini, müvekkili şirket yalnızca traktör kabini ürettiğini, davacı şirket ile piyasaya aynı mal ve hizmetleri sunduğuna ilişkin bir benzerliğin bulunmadığını, davacı şirket tarım aletleri üreten bir firma olarak iç ve dış piyasaya çalıştığını ve müvekkili şirketin de aynı alanda benzer isimle çalışmakta olduğunu iddia etmişse de; müvekkilinin asıl iştigal alanı traktör kabini ve traktör kaporta aksamı olduğunu, davacı şirketin kurulduğu dönemden itibaren farklı yıllarda Türk Patent Enstitüsüne yaptığı başvuruların tamamı incelendiğinde müvekkili ile aynı iştigal alanını kapsar bir mal ve hizmet sunmadığının görüleceğini, davacı tarafça, dava dilekçesi ekinde müvekkili şirketin üretimini yaptığı ürünlerin kataloğunun sunulduğunu, müvekkili şirkete ait katalog incelendiğinde, müvekkilinin yalnızca traktör kabini ve kabin içerisinde kullanılabilecek yedek parçalar ürettiğinin görüleceğini, davacı şirketin internet sitesinde davalı tarafça yapılan inceleme sonucunda davacı şirketin tüm ürünlerinin olduğu ekran fotoğrafı cevap dilekçelerinde dosyaya sunulduğunu, tamamı tarım aleti olan bu makinelerin müvekkili şirketçe geçmiş dönemde üretimi olmadığı gibi gelecekte de üretilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirket piyasada “yedek parçacı” yahut “kaportacı” olarak bilinmekte olup, kurulduğu dönemden bu zamana kadar tarım makinesi üretimi yapmadığını, davacıya ait ... isimli web sitesi incelendiğinde kullanılan logonun davaya konu olan logo görselinden farklı olduğunun görüldüğünü, tüm ürünlerin gösterildiği sekmede sayılan ürünler ile müvekkiline ait katalogda belirtilen ürünler ile karşılaştırıldığından tamamen farklı olduğunun görüldüğünü, listede verilen makinelerin tamamı tarımda kullanılan ve traktör tarafından çalıştırılan makineler olduğunu, gerek ürünlerin tamamının gösterildiği listede gerekse web sayfasında verilen bağlantılarda müvekkilinin iştigali olan "traktör kabini ve aksamlarının" üretimine ilişkin bilgi bulunmadığının görüleceğini, davacının "online katalog" sekmesinde kapak sayfasında 2017/07106 numaralı başvurusunda kullanılan logonun kullanıldığının görüldüğünü, katalog içerisinde tanıtımı yapılan makineler üzerinde de yine 2017/07106 numaralı başvuruda kullanılan davaya konu olmayan logonun kullanıldığının görüldüğünü, davacı şirket müvekkili ile hiçbir benzerliği olmayan ... markası ile bahsi geçen fuarlara katılım sağladığını, müvekkilinin ne şekilde davacının müşterilerine hitap ederek onları kendi portföyüne kattığının açıklanmadığını, her iki şirketin de kendilerine özgü müşteri ve tüketici çevrelerinin olduğunu, tarım makinesi almak isteyen bir müşterinin aynı şehirde bulunmayan müvekkili şirketten tarım makinesi alması yahut traktör kabini ve yedek parçası almak isteyen bir müşterinin davacı şirketten aynı mal ve ürün alımı gerçekleştirmesinin mümkün olmadığını, davacının bu husustaki iddialarının incelenmesi hususunda mahkemece davacı ve müvekkiline ait fatura, makbuz ve ticari defterlerin incelenmesi ile ortaya çıkabileceğini, ancak, mahkemece başvurulan bilirkişi değerlendirmesinde de bu gibi hukuki delillerin hiçbir şekilde göz önünde bulundurulmadığını ve buna bağlı olarak müvekkilinin marka hakkına tecavüz gerçekleştirdiğini, ispata dayanmayan soyut iddialar üzerinden karara bağlandığını, ... ibaresinin müvekkili tarafından tek başına kullanılması halinde tüketici nezdinde iltibas oluşturabileceğinin düşünülebildiğini, fakat müvekkilinin sektörü itibariyle METAL ve KABİN ifadelerini kullanmış olması tüm müşteri çevresi tarafından bu şekilde anılmasını sağladığını, davacı da internet sitesinde ... olarak kullandığını, müvekkilinin ... ve ... ifadelerini ticaret unvanını aşar şekilde markasal olarak kullandığı ve tüketici nezdinde davacı şirket ile karıştırıldığı yönündeki bilirkişilerce yapılan tespit somut bir delile dayanmadığını, bu hususta belirtildiği üzere müvekkili şirket ve davacı şirketin ticari defterleri incelenerek bu hususta müşteri çevrelerinin incelenebileceğini, izah olunan nedenlerle; kararın kaldırılmasına, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini, kararının kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i, ortadan kaldırılması, ticaret unvanının terkini ile internet alan adına erişimin engellenmesi istemlerine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Mahkemece gerekçeli kararda dava dosyası kapsamında alınan rapora dayanılmış ise de, davalılar vekilinin rapora yapmış olduğu somut itirazlarının karşılanmadığı, davalı delilleri arasında yer alan davacı şirket ile davalı şirketin birlikte katıldıkları yurtiçi ve yurt dışı fuar kayıtlarının getirtilmediği, davalıya ait olduğu tespit edilen ... web sitesindeki alan adının hangi tarihte aldığının, ... ve ... ifadelerinin ticaret unvanını aşar şekilde ciddi suretle markasal olarak hangi tarihte kullanmaya başladığının tespit edilmediği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2021/4776 esas, 2022/9040 karar sayılı kararında vurgulandığı üzere, Daire içtihatları ile varlığı kabul edilen 5 yıllık sessiz kalma sebebiyle hak kaybının ticaret unvanı ve alan adının tescili tarihinden itibaren değil davalının ticaret unvanını ve alan adını ciddi surette markasal olarak kullanımının üzerinden 5 yıl ve daha fazla bir sürenin geçmesi halinde uygulanabileceği, davalının ticaret unvanını ve alan adını markasal olarak hangi tarihte kullanmaya başladığının ise bilirkişilerce tespit edilmediği, mahkemece verilen kararın eksik incelemeye dayandığı ve hatalı olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, öncelikle incelenmesi gereken yukarıda açıklanan belgelerin dosyaya kazandırılması, bu eksiklik giderildikten daha önceki bilirkişi heyetine bilişim uzmanı bir bilirkişi de katılarak, dosya kapsamında tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirilerek davalıya ait olduğu tespit edilen ... web sitesindeki alan adının hangi tarihte alındığı, ... ve ... ifadelerinin ticaret unvanını aşar şekilde markasal olarak hangi tarihte kullanılmaya başlandığının tespit eden, davalının kök rapora itirazlarının da karşılayan taraf ve yargı denetimine uygun hüküm kurmaya elverişli ek rapor alınarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine, kararın kaldırma sebep ve şekline göre taraflar vekillerinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile; İzmir Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 03/03/2021 tarihli, 2019/152 Esas ve 2021/46 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Kararın kaldırılması sebep ve şekline göre taraflar vekillerinin sair istinaf taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-İSTİNAF AŞAMASINDA; taraflarca yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendilerine iadesine (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine), 5-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda ele alınmasına, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359-(3) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. 06/11/2024