Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2020/87 E. 2021/236 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2020/87
Karar No
2021/236
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/108 KARAR NO : 2024/1488 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 10/11/2021 NUMARASI : 2020/87 E. 2021/236 K. DAVANIN KONUSU : Patente Tecavüzün Tespiti, Önlenmesi, Ref'i KARAR TARİHİ : 12.09.2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 12.09.2024 Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10.11.2021 gün ve 2020/87 E. 2021/236 K. sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, davacı şirketin 2016/09020 sayılı bir kompozit streç ipliğe ve bu tür bir ipliği içeren streç dokuma kumaş ile bahsedilen streç ipliğin üretimi için bir tertibat ve usulüne ilişkin patentin sahibi olduğunu, davalının ... kodlu ürününün davacının patent hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu, belirterek, patente tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, önlenmesine, tecavüze konu tüm materyalin toplanarak imha edilmesine ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, tespiti istenen malların yurt içi dolaşımına çıkmadan önce gümrük müdürülüğünce gümrük işlemleri durdurularak yurda girişi engellendiğini, mallara geçici olarak mallara el konulduğunu, davacının tespiti istenen malları alması veya bu malların nevini değiştirmesi veya mallara herhangi bir müdahalesin söz konusu olmadığını, kumaşların teslim alınmadığını, aldıktan sonra işleyip işlemeyeceği belli olmadığını, iade edilme ihtimalinin de bulunduğunu, tespite konu buluşların davacı tarafından ilk defa halka arz edildiğine ilişkin de tartışma, şüphe ve davaların mevcut olduğunu, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, tüm dosya kapsamına göre, ihlal iddiasının değerlendirilebilmesi için dava konusu ürünün elyaf ve iplik analizlerinin yapılması gerektiği, bu kapsamda Ege Üniversitesinde elyaf ve iplik analizi yapılması bilirkişi ara kararı kurulduğu, davacı vekiline gerekli delil avansı ücretini yatırmak üzere ihtar çıkartıldığı, usulüne uygun tebliğe rağmen verilen kesin sürede masrafları yatırmadığı, delilden vazgeçmiş sayıldığı, ispat yükü kendisine düşen davacı tarafın iddiasını net somut delillerle ispatlayamadığı, belirtilerek; davacının davasının reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, kesin sürenin usulüne uygun olmadığını, dosyayı takip eden vekil dışındaki vekile tebligat yapıldığını, kesin sürenin bitiminden sonraki ilk duruşmada eksik avansın aynı gün tamamlanabileceğinin belirtilmesine rağmen süre verilmediğini, bu halde dahi davanın reddine karar verilmeyip dosyadaki mevcut delillere göre davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, patente tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. 1. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 2. 6100 sayılı HMK'nın delil ikamesi için avans başlıklı 324. maddesinin birinci fıkrasında; taraflardan herbiri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin sürede yatırmak zorunda oldukları, taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak ödeyecekleri düzenlendikten sonra, ikinci fıkrasında; tarafların bu yükümlülüğü yerine getirmemeleri halinde talep ettikleri delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılacakları öngörülmüştür. 3. 6100 sayılı HMK'da öngörülen süreler, nitelikleri bakımından, taraflar için ve mahkemeler için konulmuş süreler olmak üzere ikiye, taraflar için konulmuş süreler ise kanunda belirtilen süreler ve hakim tarafından belirtilen süreler olmak üzere ikiye ayrılır. Kanunda belirtilen süreler; kanun tarafından öngörülmüş (cevap süresi, temyiz süresi gibi) süreler olup, bu süreler kesindir ve işlemin kanuni süresi içinde yapılıp yapılmadığı, mahkemece re’sen gözetilir. Hakimin tespit ettiği süreler ise kural olarak kesin değildir. Hakim, kendi tayin etmiş olduğu süreyi, 6100 sayılı Kanunun 90/2. maddesine göre iki tarafı dinledikten sonra haklı nedenlere dayanarak, azaltıp çoğaltabilir ve bu sürenin, kesin olduğuna da karar verebilir. (HMK m.94/2). Hakimin verdiği sürenin kesin olması için ya hakimin kesin olduğunu belirtmeksizin verdiği ilk sürede işlemin yapılmaması nedeniyle ilgili tarafın yeniden süre talep hakkının varlığı karşısında, bu talep üzerine hakimin verdiği ikinci sürenin kanundan kaynaklanan şekilde kesin olması (HMK 94/2); ya da hakimin tayin ettiği ilk sürenin kesin olduğuna karar vermiş olması gerekir. Hakimin tayin ettiği bu ilk sürenin kesin süre olarak hukuki sonuç doğurabilmesi için, buna ilişkin ara kararının kanuna ve içtihatlara uygun şekilde oluşturulması, hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık olması ve kesin süreye uyulmamasının sonuçlarının ilgili tarafa ihtar edilmesi gerekir. Kesin süreye ilişkin ara kararının verilmesiyle karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak doğmaktadır. Başka bir deyişle; ister kanun, ister hâkim tarafından tayin edilmiş olsun, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen işlemin, bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesi olanaklı değildir. 4. Öte yandan 6100 sayılı Kanunun 94. maddesi uyarınca kesin süreye ilişkin ara kararın hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması, taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her iş için yatırılacak ücretin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. Bazı hallerde kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Böyle bir durumda, geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Bu cümleden olarak, kesin sürenin amacına uygun olarak kullanılması ve yeterli uzunlukta olmasının yanı sıra, tarafların yargılamadaki tutumları ile süreye konu işlemin özelliğinin de göz önünde bulundurulması gerekir. 5. Bu yasal düzenlemeler göstermektedir ki, kesin süre tarafların yanında hâkimi de bağlayacağından uyulmaması hâlinde, gereğinin hâkim tarafından hemen yerine getirilmesi gerekir. Bazı hâllerde kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Böyle bir durumda, geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Buradan hareketle, kesin sürenin amacına uygun olarak kullanılması ve yeterli uzunlukta olmasının yanı sıra, tarafların yargılamadaki tutumları ile süreye konu işlemin özelliğinin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Önemle vurgulanmalıdır ki, mahkemelerin gerek maddi hukuka ve gerekse usul hukukuna ilişkin hak düşürücü ara kararlarının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması ve sonuçlarının, sıfatı ne olursa olsun ilgilisine bildirilmesi zorunludur. (Yargıtay HGK'nun 17.05.2023 tarih ve 2021/(14)7-844 E. 2023/473 K.) 6. Eldeki, dava dosyası kapsamında; 06.09.2019 tarihli ara karar ile " bilirkişiden İzmir Ege Üniversitesi Laboratuvarında elyaf ve iplik analizlerinin yapılması hususunda ilgili laboratuar ücretinin dosyaya bildirilmesinin istenilmesine, davacı vekiline ihtarına, ücret yatırıldığında gerekli inceleme ve değerlendirmenin yapılmasına, bilirkişiye emek ve mesaisine karşılık 300,00-TL ücret takdirine, bilirkişi ücretinin davacı tarafından yatırılan gider avansından karşılanmasına, davacı tarafa ek 400,00-TL gider avansı yatırması konusunda 2 hafta kesin süre verilmesine, yatırılmadığı takdirde bilirkişi incelemesinden vazgeçmiş sayılacağının, mevcut duruma göre karar verileceğinin ihtarına " karar verilmiş, ara kararın taraf vekillerine 12.09.2021 elektronik tebliğat ile usulüne uygun olarak tebliğ edilmesini müteakip, davacı tarafından bu ara karar gereğince belirtilen ek ücret 15.09.2021 tarihinde dosyaya yatırılmıştır. Ara karara belirtilen laboratuvar ücretine ilişkin E.Ü. Tekstil ve Konfeksiyon UAMM'nün 28.09.2021 tarihli yazısıla bilirkişiye verilen cevap aynı tarihli mahkeme yazı işleri müdürü havalesiyle dosyaya alınmış ve UYAP sistemine " bilirkişi genel talep dilekçesi " olarak eklenmiştir. Mahkemece bu yazı cevabı gereğince davacının yatırması gereken delil avansına ilişkin yeni bir ara karar oluşturulmaksızın, 06.09.2019 tarihli ara karar ve bilirkişi genel talep dilekçesi başlıklı evraklar eklenerek " laboratuvar ücretinin yatırlaması hususunda 2 hafta süre verildiği, yatırılmadığı takdirde bilirkişi incelemesinden vazgeçmiş sayılacağınızın mevcut duruma göre karar verileceği ihtar ve tebliğ olunur " açılaması ile davacı vekiline 03.10.2021 tarihinde elektronik tebliğat ile usulüne uygun olarak tebligat yapılmış ise de ( var ise ) dosyadaki mevcut avans da gözetilerek laboratuvar incelemesi yapılması için davacının yatırması gereken ( bakiye ) delil avansı net olarak belirtilmediği gibi çıkartılan tebligat açıklamasında da delil avansının miktarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmediği gözetildiğinde davacı tarafa usulüne uygun şekilde verilen bir kesin sürenin varlığı söz konusu olmayacağından, söz konusu ara kararın davacı aleyhine kazanılmış bir hak doğurması mümkün değildir. Dolayısıyla, davalının sorumluluğunun tespiti konusunda yapılan araştırma eksiktir. Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz. 7. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; İDM tarafından anılan ilke ve esaslara uygun şekilde kesin süre verilmek suretilye eksik delil avansının tamamlatılmasını müteakip dosyanın yeniden bilirkişine tevdi ile ayrıntılı, denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak varsa rapora yönelik itirazlar da giderilip oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar gözetilerek infazda tereddüte neden olmayacak şekilde bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10.11.2021 gün ve 2020/87 E. 2021/236 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 12.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2020/87, K. 2021/236, T. 12.09.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2020-87-e-2021-236-k-833e6e037888