Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2020/747 E. 2021/1069 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2020/747
Karar No
2021/1069
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/511 Esas KARAR NO: 2024/1373 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2020/747 Esas - 2021/1069 Karar TARİH: 09/11/2021 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 19/09/2024 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında, müvekkilinin taş ve dolgu malzemelerini davalı şirketin talebi üzerine teslim ettiği bir ticari satım mevcut olduğunu, davalı şirketin talebi üzerine teslimatlar yapıldığını ve 28.02.2020 tarihli 19.038,03 TL tutarlı fatura ile 28.02.2020 tarihli 38.024,32 TL tutarlı faturalar kesildiğini, ayrıca yeminli mali müşavir tarafından davalı şirketin müvekkilinin şirkete olan borcunu gösterir muavin defteri de ekte olduğunu, davalı şirket bu ticari ilişkiden doğan borcunu haksız ve hukuki dayanaktan yoksun şekilde ödemeyerek, Bakırköy ... Noterliği 12.03.2020 tarih ... yev numaralı ihtarname ile bu ödemeyi yapmamasının gerekçesi olarak; ilgili faturaların 213 sayılı Vergi Usul Kanunu 230/5 maddesi hükümlerine aykırı olduğunu, ayrıca teslim alınan malın teknik özelliklere haiz olmadığından idarece kabul edilmediği gerekçesiyle borçlu oldukları tutarı ödemekten kaçındıklarını, bunun üzerine müvekkili firma tüm edimlerini eksiksiz yerine getirmiş olmasına rağmen davalı tarafça haksız olarak ödemeden kaçınılan toplam 58.609,77 TL tutarın ödenmesi için davalı tarafa 04.06.2019 tarihli Ankara ... Noterliği ... yev. numaralı ihtar keşide edilmiş ancak bir sonuç alınamadığını; davalı şirketin, borcunun ihtara rağmen ödemeyince Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosya üzerinden, ... numaralı 38.024,32 TL bedelli fatura ile ... numaralı 19.038,03 TL bedelli faturalar alacağı sebebiyle icra takibini başlatılmış ve borçlu şirkete ödeme emri gönderildiğini ancak davalı şirketin ödeme emrine haksız olarak itiraz ettiğini, ödeme emrine yapılan itiraz üzerine 13.08.2020 tarihinde ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk gereği arabulucuya başvuru yapılmış ancak 16.09.2020 tarihinde yapılan toplantı gereğince anlaşma sağlanmadığını, davalı şirket haksız bir şekilde malzemelerin bedelini ödememek adına, müvekkili şirkettten satın aldığı malların idare tarafından belirtilen teknik şartlara haiz malzemelerden olmadığını ileri sürdüğünü, davalı tarafından müvekkili şirkete verilen sipariş gereğince istenilen malzeme bypas-dolgu malzemesi olduğunu, Bypas malzemesi konkasör tesisinden çıkan toprak karışımlı atık bir malzeme olduğunu, müvekkili şirketin , davalı şirket ile aralarındaki anlaşma gereği istedikleri dolgu malzemelerini üreterek, kantar fişleri ile eksiksiz teslim ettiğini, bu doğrultuda da yaptığı hizmetin bedeli olarak fatura kestiğini, davalı şirket icra takibine itiraz dilekçesinde anlaşma konusu malzemelerin teknik şartlara haiz olmadığını ve eksik olduğunu iddia ettiğini, bir an için bu iddianın doğru olduğunu varsaysak dahi, bir malın belirlenen teknik şartlara haiz olmaması ve eksik olması maddi olarak kısa sürede tespit edilebilecek bir ayıp olduğunu, Keza Türk Ticaret Kanunu’nun 23. maddesinde, teslim sırasında açıkça belli olan ayıplar yönünden ayıbın 2 gün içinde satıcıya bildirilmesi gerektiğinin düzenlendiğini, açık ayıptan kasıt; detaylı ve özel bir incelemeye gerek kalmadan maldaki ayıbın alıcı tarafından tespit edilebilmesidir. Düzenlemenin devamında, malda açık ayıp söz konusu olmasa bile, malı satım ve teslim alan tacirin 8 gün içinde malı inceleme veya incelettirmekle yükümlü olduğu düzenlendiğini, 8 günlük süre malın alıcı tarafından satım ve teslim alındığı tarih itibariyle başlamadığını, davalı bu sürelere de riayet etmediğini, tüm bu sebeplerde haksız şekilde yapılan icra takibine itirazın kaldırılmasını ve davalı tarafın icra inkar tazminatına mahküm edilmesi gerektiğini ileri sürerek davalıların Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyasına yapmış oldukları itirazların iptaline, davalılar tarafından borcun tamamına ve ferilerine haksız ve dayanaktan yoksun olarak kötü niyetli itiraz edildiğinde %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama gideri ve Ücreti vekâletin karşı taraf üzerine tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanca dava dilekçesinin 7. Fıkrasında Türk Ticaret Kanunun 21/2. Maddesi gereğince bir faturayı alan kişinin faturayı aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde itiraz etmesi gerektiği, itiraz etmemesi halinde fatura içeriğini kabul etmiş sayılacağının düzenlendiğini, müvekkil şirkete faturaların 28.02.2020 tarihinde ulaştığını fakat davalı şirketin faturalara ilk itirazını 12.03.2020 tarihinde yaptığını bu nedenle faturaya itirazın süresinde yapılmadığını iddia ettiğini, davacı yanca müvekkili şirkete karşı ilk olarak biri 12.02.2020 tarihinde oluşturulan ikisi 25.02.2020 tarihinde oluşturulan 3 adet kabul onayına açık e fatura düzenlendiğini, müvekkili tarafından, 12.02.2020 oluşturulma tarihli fatura "malzeme ve miktar uyuşmazlığı(kantardan imtina edilmesi) notu ile 15.02.2020 tarihinde 25.02.2020 tarihli faturalar ise 29.02.2020 tarihinde aynı not ile e fatura sistemi üzerinden reddedildiğini, bu nedenle davacı yanın dava dilekçesinde yer alan dava konusu faturalara süresi içerisinde itiraz edilmediği iddiası haksız ve gerçeklikten uzak bir iddia olduğundan reddi gerektiğini, söz konusu talep karşısında davacı şirket çalışanlarının davacı şirketten onay alması beklenirken, davacı şirket çalışanları tarafından nakliye araçlarında bekletilen taş ve dolgu malzemesi izinsiz bir şekilde şantiyeye boşaltılmış ve şantiye alanı terk edildiğini, bu olay karşısında müvekkili şirket tarafından dava dışı başka bir şirketten taş ve dolgu malzemesi tedariki sağlanarak işin tamamlandığını, fiili durumu yansıtmadığından dolayıda müvekkili şirket tarafından fatura içeriklerine Türk Ticaret Kanunu 21. Maddesi kapsamında itiraz edildiğini ve faturalar Bakırköy ... Noterliği 12.03.2020 Tarih ... Yev. Numaralı ihtarnamesi ile iade edildiğini, müvekkili şirket 213 sayılı kanun 230/5. Maddesi gereğince taşıması gereken şartları taşımayan ve içeriği de fiili durumu yansıtmayan faturalara dayanarak başlatılan takibe haklı olarak itiraz ettiğini, dava dilekçesi ekinde sunulan kantar fişleri incelendiğinde bir kısmının teslim alan kişinin isminin bulunmadığını, bir kısmında ise teslim alan kişinin isminin okunamadığının görüldüğünü, davacı yanca dava dosyasına sunulan 70 adet kantar fişi incelendiğinde görülmektedir ki, söz konusu kantar fişlerinin büyük bir bölümü müvekkili şirket çalışanları tarafından imzalanmadığını, diğer bir bölümünde ise imza bulunmakla beraber imzayı atan kişi ismi kantar fişlerinde bulunmamaktadır. Kantar fişlerinin bir bölümde ismi bulunan ... ise şantiyede görevli bekçi olup, şahsın şirket adına mal teslim alma yetkisi olmadığı gibi gelen malın kantar fişinde belirtilen miktarda olup olmayacağını tespit edecek bilgisi de olmadığını, kaldı ki söz konusu şahsın ismi ve imzasının bulunduğu kantar fişlerinden şimdilik tespit edebilen ..., ..., ..., ..., ..., ..., .., ..., ... numaralı olanlarda yer alan imzada adı geçen ...'ya ait olmadığını, söz konusu imzaların birbirinden oldukça farklı olduğu ve bu nedenle gerçek olmadığı zaten çıplak gözle dahi anlaşılacağını ileri sürerek, davacı yanın huzurdaki davasının reddi ile alacaklı hakkında İİK 67/2. Fıkrası hükmü gereğince kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 09/11/2021 tarih 2020/747 Esas - 2021/1069 Karar sayılı kararında; "Dava, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu' nun 67. maddesine dayalı itirazın iptali isteminden ibarettir. Dava konusu, faturaya dayalı alacağın tahsili için davacı tarafça davalı hakkında başlatılan icra takibine vaki davalının itirazının iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsili istemine ilişkin olduğu görülmüştür. Yargılamaya konu Bakırköy ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; 57.062,35 TL asıl ve 1.547,42 TL faiz olmak üzere toplam 58.609,77 TL' nin takip tarihinden itibaren faiziyle tahsili talep edilmiştir. Davalıya ödeme emri tebliğ edilmiş, davalı borçlu vekilinin borca itiraz ettiği görülmüştür. İtiraz üzerine takibin durduğu ve süresinde iş bu davanın açıldığı görülmüştür. Dava konusu miktar 58.609,77 TL'dir. Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ile 85 ve HMK'nun 222'nci maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. Davacının ve davalının incelemeye konu ticari defterlerinin yasal şartları taşıdığı ve davacı ve davalı lehine delil niteliğinin olduğu dosya kapsamı içeriğinden anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığı taraf beyanlarından ve defter ve belgeler içeriğinden anlaşılmaktadır. - Yargılamaya konu davacı tarafından düzenlenen 28.02.2020 tarihli 19.038,03 TL ve 38.024,32 TL tutarlı iki adet faturanın bulunduğu; bu faturaların davalı tarafa gönderildiği, davalı tarafça bu iki faturanın 05.03.2020 tarihinde tebliği alındığı, 8 günlük süresi içerisinde 12.03.2020 tarihinde noter kanalıyla itiraz ederek davacıya iade edildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. - Davalının defter ve kayıtlarında, davacıya herhangi bir borcu gözükmemektedir. * Davacı ve davalı arasında, bypas - dolgu malzemesi alım satımına ilişkin sözleşme yapıldığı tarafların kabulündedir. Davacı taraf sözleşme kapsamında ...' nin teknik şartnamesine uygun dolgu malzemesini temin ve teslim edecek, davalı tarafta karşılığı ücreti ödeyecektir. - Davacı taraf, davalı tarafa dolgu malzemesi teslim etmiştir. Ancak, davalı taraf teslim edilen bu malzemelerin teknik şartnameye uygun olmadığını ve bu malzemenin kullanılmayıp, başka bir yerden temin edildiğini ileri sürmektedir. - Öncelikle davacı tarafın, teslim ettiği malzemenin sözleşme kapsamında teknik şartnameye uygun olduğunu ispat emesi gerekmektedir. Salt malzemenin teslimi, sözleşmeye uygun hareket edildiğini göstermez. - Aldırılan teknik bilirkişi ek ve kök raporlarından anlaşıldığı üzere de, teslim edilen malzemenin niteliği anlaşılamamıştır. Davacı tarafça da, teslim edilen malzemenin teknik şartnameye uygun teslim edilen bir mal olduğu da herhangi bir delille ispat edilememiştir. Davacı tarafça dava dilekçesinde de açıkça yemin deliline dayanmadığı görülmüştür.Davalı tarafça, davacının kötüniyetinin ispatı yapılamadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle aşağıdaki şekilde karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile, '' 1-Davacının davasının sübut bulmadığından REDDİNE, -Davalının kötü niyet tazminat talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Yerel mahkemenin, 09.11.2021 tarihli kararında müvekkil şirketin davalıya karşı açtığı dava sonucunda, iki adet fatura ile ilgili olarak davanın reddine karar verdiğini, mahkemenin gerekçesinde, davalı tarafından faturalara itiraz edildiğini ve teslim edilen malzemenin teknik şartnameye uygun olmadığını, bu nedenle teslim alınmadığını belirtildiğini, ayrıca bilirkişi raporuna dayanarak, teslim edilen malzemenin teknik şartnameye uygun olmadığının ispat edilemediğini belirttiğini, ancak yerel mahkemenin bu kararının hukuka aykırı olduğunu ve istinaf yoluyla kaldırılması gerektiğini, Müvekkil şirket ile davalı arasında ticari bir ilişki olduğunu ve davalının, müvekkil tarafından teslim edilen mallara yönelik faturalara itiraz ettiğini, ancak faturalara itiraz edilmesinin, davalının borçlu olmadığı anlamına gelmeyeceğini, davalı borçlunun, teslim aldığı mallara ilişkin olarak borçtan kaçınmak amacıyla faturalara kötü niyetle itiraz ettiğini ve borcun tahsil sürecini uzattığını, yerel mahkemenin, davalının faturalara itirazını dikkate alarak, malların teslim edilip edilmediğinin yeterince araştırılmadan hüküm kurduğunu, ayrıca, davalının ticari defterlerinde faturalara yer verilmemesinin borçluluğunu ortadan kaldırmadığını, Davalının, malların kendisine teslim edildiğini ikrar ettiğini ve malların teknik şartnameye uygun olmadığını iddia ettiğini ancak davalı tarafın, teslim edilen malların ayıplı olduğunu kanıtlayamadığını ve süresi içinde ayıp ihbarında bulunmadığını, mahkemenin, malların ayıplı olduğunu iddia eden alıcının ispat yükümlülüğünü göz ardı ederek, malların ayıpsız olduğunu ispat etme yükümlülüğünü müvekkil şirkete yüklediğini, bu yaklaşımın hukuka aykırı olduğunu, zira alıcının, ayıplı mal teslimi iddiasını ispat etmek zorunda olduğunu, Dosyada alınan bilirkişi raporlarının, teslim edilen malzemenin teknik şartnameye uygun olup olmadığına dair kesin bir sonuç ortaya koymadığını, bilirkişinin, fiziksel ve kimyasal analiz yapılmadan bu konuda bir değerlendirme yapamayacağını belirttiğini, ancak yerel mahkemenin, bu eksik raporlara dayanarak hüküm kurduğunu e davayı reddettiğini, bilirkişi raporlarının eksik olduğunun açık olup, mahkemenin yeni bir bilirkişi raporu aldırması gerekirken bu eksiklik giderilmeden karar verildiğini, Dosyaya sunulan kantar fişlerinin, müvekkil şirketin davalıya mal teslim ettiğini açıkça gösterdiğini, kantar fişlerinin, teslimat tarihleri ve malların teslim edildiği araç bilgilerini içermekte olup, teslimin gerçekleştiğinin bu belgelerle sabit olduğunu, davalının, teslim edilen malların bir kısmının eksik olduğunu iddia etmişse de, bu iddiasını ispatlayacak herhangi bir delil sunmadığını, Davalı tarafın, müvekkil şirketten aldığı malzemeleri kullandığını ve borcu ödememek amacıyla faturalara itiraz ettiğini, davalının, ayıplı olduğu iddia edilen malzemelerle ilgili süresi içinde ayıp ihbarında bulunmadığını bu nedenle malların ayıplı olduğu iddiasının geçersiz olduğunu, ayrıca, davalı malzemenin teslim alınmadığını da iddia etmediğini, tüm bu hususların, davalının kötü niyetli olarak borçtan kaçınmaya çalıştığını ve borca haksız yere itiraz ettiğini ortaya koyduğunu beyanla, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/747 E., 2021/1069 K. sayılı 09.11.2021 tarihli kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne ve icra takibinin devamına karar verilmesini, davalının kötü niyetli olarak borca itiraz etmesi nedeniyle alacağın %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; dava ve takip dayanağı faturalara konu ürünlerin davacı tarafından davalıya satılıp teslim edilmesine rağmen davalı tarafından fatura bedelinin ödenmediği iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, dava ve takip dayanağı faturalara konu ürünlerin davacı tarafından davalıya satılıp teslim edilmesine rağmen davalı tarafından fatura bedelinin ödenmediğini, dava konusu ürünlerin davalı tarafından davalı ile idare arasında bulunan şartnameye aykırı olduğunun haksız olarak ileri sürüldüğünü, davacı tarafından davalının istediği ürünlerin üretilerek davalıya teslim edildiğini, ürünlerin ayıplı olmadığını ve davalı tarafından süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini, haksız itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacı tarafından düzenlenen faturalara davalı tarafından itiraz edildiğini, davalı tarafından davacının kendilerine hiç ürün teslim etmediğinin iddia edilmediğini, ancak davacının iddia ettiği ürün miktarı kadar ürün tesliminin yapılmadığını, davacı şirket çalışanının kantara girmesi istendiğinde yükünü boşaltarak kaçtığını ve kantara girmediğini ve kendi denetimlerinde olmayan bir kantardan alınan kantar fişlerinin sunulduğunu, dosyaya sunulan kantar fişlerinin bir kısmında teslim alan kişinin isminin bulunmadığını, bir kısmında isim ve imzanın bulunmadığını, bir kısmında teslim alan olarak gözüken kişinin davalı şirket çalışanı olmadığını ve imzanın da bu kişiye ait olmadığını, kantar fişlerinin tek başına teslim olgusunu ispat etmediğini, şantiyeye boşaltılan ürünlerin ... ile aralarında akdedilen teknik şartnamaye uygun olmadığını, bu sebeple söz konusu ürünlerin başka firmalardan tedarik edilerek işin tamamlandığını, davalının davacıya borçlu olmadığını ve davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. Taraflar arasında faturalara konu ürünlerin davacı tarafından davalıya satılıp teslim edilmesine ve davalı tarafından bedelin ödenmesine ilişkin sözlü satış sözleşmesi akdedildiğine ilişkin bir ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf; davacı tarafından faturalara konu miktarda ürünün davalıya teslim edilip edilmediği, teslim edilen ürünlerin ayıplı olup olmadığı, ayıplı olması halinde süresinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığı, davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı ve olması halinde alacak miktarıdır. Somut uyuşmazlıkta; davacı tarafından düzenlenen dava ve icra takibi dayanağı faturalar davacı tarafından defter ve kayıtlarına kaydedildiği, davacının davalıdan 57.062,35 TL alacaklı göründüğü, ancak söz konusu faturaların davalı tarafından defter ve kayıtlarına işlenmediği, ba formlarında beyan edilmediği, davacı tarafa ait herhangi bir kayıt ve cari hesap hareketinin gözükmediği, davalı tarafından söz konusu faturalara ihtarname ile itiraz edildiği ve iade edildiği görülmüştür.Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Tek başına fatura düzenlenmesi alacağın ispatı için yeterli değildir. Fatura içeriği malın teslim edildiğinin/hizmetin verildiğinin, faturaya konu alacağın dayanağının ve iade faturası düzenlenmesi halinde iade faturası dayanağının düzenleyen tarafça ispat edilmesi gerekir. Davacının tek taraflı düzenlediği ve kendi defterine kaydettiği faturalar davasını ispatlaması için yeterli değildir. Fatura sözleşmenin ifası aşamasına ilikin olmakla fatura düzenlenmesine dayanak mal veya hizmet tesliminin faturayı düzenleyen tarafından, somut olayda davacı tarafından geçerli yazılı ve kesin deliller ile ispat edilmesi gerekmektedir. Davalı tarafından dava konusu faturalardaki miktarda ürünün davacı tarafından kendilerine teslim edilmediği savunulmuş ve kantar fişlerine itiraz edilmiştir. Ancak Mahkemece davalının bu yöndeki savunmaları üzerinde durulmamış, davacı tarafından davalıya ne kadar miktar ve bedelli ürünün tesliminin yapıldığı ve ispat edildiği hususu irdelenmemiştir. Satış sözleşmesinde, satıcı zapttan ve ayıptan ari bir şekilde satılanın mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle, alıcıda bedeli ödemekle yükümlüdür. Satılanın ayıplı olması halinde alıcı TBK'nın 227/1. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarını kullanabilir. Anılan maddenin 2.fıkrasında da alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklı tutulmuştur. Satılıp teslim edilen ürünün ayıplı olduğu ve ayıp ihbarının süresinde yapıldığı hususlarını ispat külfeti iddia eden tarafa, somut davada davalıya aittir. Davalı tarafından davacı tarafından teslim edilen ürünlerin tarafların sözlü anlaşmasına göre kendileri ile idare arasında yapılan ihale şartnamesine uygun olmadığı, ayıplı olduğu, idare tarafından kabul edilmediği, kendilerinin ürünleri başka bir firmadan tedarik ederek işi tamamladıkları savunulmuştur. Davacı tarafından da davalının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığı iddia edilmiştir. Mahkemece davacı tarafından davalıya teslim edilen ve ispat edilen ürün miktarı belirlendikten sonra, satılıp teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğu ve ayıp ihbarının süresinde yapıldığı hususlarını ispat külfeti davalıda olmasına, buna göre davalının davacıya hangi özellikte ve nitelikte ürün siparişi verdiği, teknik şartnameye göre ürün siparişi verip vermediği, ürünün özelliklerini belirtip belirtmediği, söz konusu hususların davacıya bildirildiğinin ispat edilmesi üzerine davacı tarafından teslim edilen ürünlerin bu nitelikte olup olmadığı, ayıplı olup olmadığı, olması halinde hangi gerekçe ile ayıplı olduğu, ayıbın gizli mi açık mı ayıp olduğu, davacı tarafından teslim edilen ve ayıplı olduğu belirtilen ürünlerin akıbetinin ne olduğu, ayıplı olması halinde ayıp ihbar sürelerine uyulup uyulmadığı ve tarafların tüm iddia ve savunmalarına ilişkin taraf delilleri incelenerek ve irdelenerek sonuca gidilmesi gerekmesine rağmen, Mahkemece bu yöndeki ispat külfetinin davacıya yüklenmek suretiyle ve eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. Açıklanan nedenle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/11/2021 tarih ve 2020/747 Esas - 2021/1069 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 19/09/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2020/747, K. 2021/1069, T. 09.11.2021, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2020-747-e-2021-1069-k-b13ae0387c7f