Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2020/5 E. 2001/483 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2020/5
Karar No
2001/483
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/673 Esas KARAR NO:2024/1602 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI:2020/5 Esas- 2021/871 Karar TARİH:08/12/2021 DAVA:İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:17/10/2024 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı temlik eden ... A.Ş. ile dava dışı borçlu ....Ltd.Şti arasında 22.11.2013 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi imza edildiğini, Genel Kredi Sözleşmesini davalı borçlu ...'ın müteselsil kefil/müşterek borçlu sıfatı ile imzaladığını, genel Kredi Sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredilerin geri ödenmemesi neticesinde temlik eden banka tarafından Beşiktaş .... Noterliğinin 3.12.2014 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide dilerek hesapların kat edildiğini, iş bu alacağın varlığı taahhüt eden ... A.Ş. ile ... A.Ş. arasında akdedilen Beyoğlu ....Noterliğinin 28.6.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı temlik sözleşmesi ile ... A.Ş.ye devir ve temlik edildiğini, temlik beyanı ve eklerinin dayanak icra dosyasında mübrez olduğunu, .... mersis numaralı ... A.Ş.'nin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 155/1-b maddesi ve 156. maddesi hükümleri gereği ... mersis numaralı ... A.Ş. tüzel kişiliği altında birleşmesine yönelik başvurunun Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun ... numaralı kararıyla uygun görüldüğünü, ... A.Ş.’nin .... A.Ş. tüzel kişiliği altında birleşmesine ilişkin tescil işleminin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde yapıldığını, TTK madde153/1 “Birleşmenin ticaret siciline tescili ile geçerlilik kazanır Tescil anında devrolunan şirketin bütün aktif ve pasifi kendiliğinden devralan şirkete geçeceği” hükmünü amir olmakla müvekkili ...A.Ş.'nin yapılacak tüm işlemler, resmi yazışmalar, icra takipleri ve davalarda .... A.Ş. yerine kendiliğinden taraf sıfatı kazandığını, müvekkili şirketin böylelikle temlik edilen alacak bakımından da alacaklı sıfatını haiz olduğunu, temlik alınan alacak ile ilgili olarak bu kez 25.3.2019 tarihinde ... sayılı dosyasından davalı borçlu ... hakkında bakiye alacak tutarı olan 112.423,19 TL üzerinden ilamsız icra takibine girişildiğini, davalı borçlunun takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu, davalının itirazları haksız ve kötü niyetli olup icra takibini sürüncemede bırakmak amacını taşımakta olduğunu, zira bu takibe dayanılarak davalı borçlu ... tarafından alacaklılarından kaçırılan mallara el atmak için Tasarrufun İptali talepli davaların ikame edilmiş durumda olduğunu beyanla ... sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının mahkeme dosyasına sunduğu Genel Kredi Sözleşmesindeki imzanın müvekkili ...’a ait olmadığını, dolayısıyla müvekkilinin imza atmadığı bir belgeden kaynaklı sorumluluğunun olduğunun iddia edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, dolayısıyla mevcut davanın hukuki bir dayanağının bulunmadığını, Mahkeme tarafından imza incelemesi yapıldığında takibe konu sözleşmede yer alan imzanın müvekkiline ait olmadığının görüleceğini, ödeme emrinde belirtildiği gibi alacaklı tarafa müvekkilinin herhangi bir borcunun bulunmamakta olduğunu, davacı tarafından yine müvekkili aleyhine icra dosyasından ödeme emri dahi gönderilmeden haksız yere açılan İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/87 Esas sayılı Tasarrufun İptali davasının mevcut olduğunu, dosyanın 24.10.2019 tarihli duruşma zaptında görüleceği üzere müvekkiline icra dosyasından ödeme emri gönderilmediği taraflarınca beyan edildikten sonra davacı tarafından ödeme emrinin müvekkiline gönderilmiş ve haksız yere açılan icra dosyasında imzaya borca ve faize itiraz edilmiş olduğunu, müvekkili 1990 yılından beri yurtdışında yaşamakta olup Türkiye de herhangi bir ticareti veya işi olmadığı gibi davacının iddia ettiği gibi kaçıracak herhangi bir malının da bulunmadığını, genel kredi sözleşmesinde açık bir şekilde imza sahtekarlığı yapıldığını, bu sebeple müvekkilini de imza itirazında bulunduğunu, 1990 yılından beri yurtdışında yaşayan müvekkilinin icra dosyasını durdurmak için haksız itiraz ettiği iddiasının somut bir delile dayanmamakta olduğunu, davaların uzamasının müvekkiline herhangi bir faydasının bulunmamakta olduğunu, hatta müvekkilinin uğradığı haksızlık dolayısıyla bu davalarla karşılaşmaktan manevi olarak büyük rahatsızlık duyduğunu, bu davalar dolayısıyla zaman zaman Türkiye'ye gelmekte olup maddi olarak da zarara uğradığını, davacı vekilinin 07.10.2020 tarihli celsede derdest olan tasarrufun iptali davasında müvekkili aleyhine aciz vesikası alındığı iddiasının da gerçeği yansıtmadığını, İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/87 Esas sayılı Tasarrufun iptali dosyasında bu dosyanın bekletici mesele yapılmasına karar verildiğini beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 08/12/2021 tarih 2020/5 Esas- 2021/871 Karar sayılı kararında;"Dava; Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklı alacak talebi ile başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.Taraf delillerinin ibraz edildiği, ...kredi işlem dosyası, takip dosyası ile imza incelemesine esas belgelerin ve imza örneklerinin dosyada mübrez olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce görevlendirilen grafoloji uzmanı bilirkişiler ..., ... ve ... marifetiyle hazırlanan 18/10/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; ''...Söz konusu dosyada mevcut, farklı zaman dilimlerini kapsayan değişik belgelere atılan ve huzur alınan ...'a ait, mukayese imzaların tümünün, kendi aralarında şeklen ve imza yapısı itibariyle uygunluk ve benzerlikler gösteren, baş tarafta (S) harfi olması muhtemel tersimle başlayıp, uzatılan çizgisi üzerinde yer alan gramaların tersimi ve yukarı dönen hatla tamamlanan işlek ve suratlı imzalar oldukları, söz konusu 22/11/2013 tarihli ...'de müşterek borçlu ve müteselsil kefil ...'a atfen atılan imzalar ile ...'a ait mukayese imzalar arasında yapılan detaylı incelemede, imzalarda mevcut gramaların tersim biçimi, ebadı, şekli, başlama ve bitirme itiyatları ile bağlantı itiyatlarının farklı olduğunu, imzaların bitiriliş itiyatlarının ve fulaj izlerinin de farklı olduğunu, imzaların bütün halinde tersim biçimi, ebadı, eğimi, yönü, doğrultusu, seyir, sürat, istif, alışkanlıklar ve baskı derecesi bakımında aralarında uygunluk ve benzerliklerinin bulunmadığını, tetkik konusu 22/11/2013 tarihli 1.000,000-TL bedelli ...'de müşterek borçlu ve müteselsil kefil ...'a atfen atılan imzaların, dosyada mevcut mukayese imzalara kıyasla, ...'ın eli ürünü olmadığını...'' mütalaa ettikleri görülmüştür.Huzurdaki davada; temlik alan davacı varlık yönetimi şirketinin, temlik eden dava dışı banka ile davalının müteselsil kefil/müşterek borçlu sıfatı ile imzasının yer aldığı ''22/11/2013 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinden'' (...) kaynaklı alacak talebi ile başlatılan icra takibine itirazın iptali istemini ileri sürdüğü, davalı kefilin imza inkarına dayalı savunması kapsamında davanın reddini savunduğu görülmüştür. Bu kapsamda somut olaydaki temel uyuşmazlığın; ...'ye atfen atılan imzanın, davalı asilin eli ürünü olup olmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06/06/2001 tarih ve 2001/12-466 E. - 2001/483 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere; ''...Herhangi bir belgedeki imza veya yazının, atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak; grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması; bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özellikleri tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması; gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır...'' Anılı içtihat ışığında değerlendirme yapılmış olup, davaya konu imza inkarı yöneltilen 22/11/2013 tarihli ... aslı getirtilmiş, davalının uygulamaya elverişli imza asılları, davaya ve imza inkarına konu ...'nin düzenleme tarihinden önceki dönemlere ait mukayeseye elverişli belge asılları (yalnızca bir belgenin fotokopi olup diğerlerinin belge asılları olduğu görülmüştür), yine ...'nin düzenlenme tarihinden önceki dönemlere ait davalının resmi kurumlar önünde atılmış imzaları içerir belge asılları celp edilmiş ve davalının mahkeme huzurunda imza örnekleri alınmış olup Adli Tıp Kurumu ve Emniyet Genel Müdürlüğü uzmanlarından oluşan 3 kişilik uzman bilirkişi heyeti marifeti ile inceleme yapılmıştır. Bu kapsamda anılı izahatlara uygun olarak yapılan inceleme neticesinde; davaya konu ... üzerindeki imzanın davalının eli ürünü olmadığının açıkça tespit edildiği anlaşılmıştır. Bu hali ile imza incelemesinin hukuki düzenlemeler ile uyumlu olduğu anlaşılmış olup usul ekonomisi ilkesi gözetilerek yeniden rapor alınması yoluna gidilmemiştir. Tüm bu gerekçeler ışığında; davalıya ait olmadığı tespit edilen imza kapsamında anılı ..'ye dayalı olarak sorumlu tutulamayacağı anlaşılmakla; davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir..."gerekçesi ile ''Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 16.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08.12.2021 tarihli 2020/5 E., 2021/871 K. sayılı usul ve yasaya aykırı kararı kendilerine 09.02.2022 tarihinde tebliğ edilmiş olup süresi içinde istinaf başvuru dilekçesini dosyaya ibraz ettiklerini, Yerel mahkemenin, işbu itirazın iptali davasına konu alacağın dayanağı olan 22.11.2013 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi'ndeki imzaların davalıya ait olmadığı gerekçesiyle usul ve yasaya aykırı şekilde davanın reddine karar verdiğini;Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalının imzaladığı Genel Kredi Sözleşmesi ile 2006 tarihli emlak vergi bildirimi, 2012 ve 2013 yıllarına ait iki adet dekont, 2008 tarihli başvuru istem belgesi, 2008 tarihli resmi senet fotokopisinin mukayese edildiğini ve bu imzaların uyuşmadığı sonucuna ulaşıldığını, raporda, mukayeseye tabi tutulan fotokopi nitelikli evrakta bulunan imzaların davalı/borçluya ait olup olmadığı araştırılmadan, sorgusuz sualsiz davalıya ait imzalar olduğu kabul edildiğinden, Genel Kredi Sözleşmesindeki imzanın davalı/borçluya ait olmadığı sonucuna ulaşıldığını;Genel Kredi Sözleşmesi üzerinde bulunan imza borçluya ait olup mukayeseye tabi tutulan fotokopi evrakta bulunan imzaların borçluya ait olmadığını, somut olayda imzanın kendisine ait olduğunu ispat ile mükellef olan davalının ısrarla imza örneği vermekten imtina ettiğini, davalıya 14.4.2021 tarihli duruşmada verilen 4 nolu ara karar ile imza örneklerini vermek üzere son kez kesin süre verilmiş olmasına rağmen davalının imza örneği vermediğini, mukayeseye tabi tutulan imzaların davalı/borçluya ait olduğunu ispat yükü yine davalı/borçluya ait olup, verilen kesin süreye rağmen imza örneği vermemiş olan davalının artık mukayese evrak üzeirndeki imzanın kendisine ait olduğunu ispat imkanının kalmadığını Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.5.2001 tarih, 2001/12-436 E., 2001/467 K. ve 6.6.2001 tarih 2001/12-466 E., 2001/483 K. sayılı kararlarında da benimsendiği üzere herhangi bir belgedeki imza veya yazının atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması gerektiğini, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması gerektiğini, sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay'ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi sebeple farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesinin şart olduğunu; Hükme esas alınan bilirkişi raporunda Yargıtay'ın benimsediği kıstaslar uyarınca herhangi bir inceleme yapılmadığını, bu kıstaslar olmadan imzanın kime ait olduğuna dair bir yargıya varmanın mümkün olmadığını, diğer taraftan fotokopi evraklar üzerinden bu şekilde bir incelemeye de girişilmesinin mümkün olmadığını, dolayısıyla bilirkişi raporunun güvenilir olmadığını, mukayese evrak üzerindeki imzaların en yenisinin (2012 ve 2013 tarihli dekontların -fotokopili evrak olması nedeni ile- ispata elverişli olmaması karşısında) Genel Kredi Sözleşmesinin imzasından 4 yıl öncesine, günümüzden ise 13 yıl öncesine gittiğini, bilirkişilerce imza örneklerine raporda net olarak yer verilmediğinden (4 adet mukayese belge bulunmakta iken 2 adet mukayese evrak raporda karşılaştırma için bulundurulmuştur.) mukayese imzaların dahi aynı şekilde atılmış olduğuna dair bir incelemeyi rapor üzerinden gerçekleştiremediklerini;Borçlunun geçen 13 yıllık süreçte farklı imzalar atmasının da elbette imkan dahilinde olduğunu, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde tüm bu hususlar belirtilmiş olmasına rağmen Yerel Mahkemenin eksik inceleme ile ".... Bu hali ile imza incelemesinin hukuki düzenlemeler ile uyumlu olduğu anlaşılmış olup usul ekonomisi ilkesi gözetilerek yeniden rapor alınması yoluna gidilmemiştir." gerekçesiyle davanın reddine karar verdiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm vermeye elverişli olmadığından eksik inceleme neticesinde davanın reddine karar verildiğini beyanla İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08.12.2021 tarihli 2020/5 E., 2021/871 K. sayılı usul ve yasaya aykırı kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, genel kredi sözleşmesinden doğduğu iddia olunan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.Davacı taraf, devreden banka ile davalı arasında, davalının müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzaladığı genel kredi sözleşmesinin bulunduğunu, asıl borçlu tarafından kredi borcunun vadesinde ödenmemesi nedeniyle hesapların kat edildiğini, davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itirazının haksız olduğunu beyan ederek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, icra takibi ve davaya dayanak olarak sunulan genel kredi sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığını, yurtdışında yaşadığını, Türkiye'de herhangi bir iş yapmadığını, takip konusu borçtan sorumluluğunun bulunmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; Mahkemece genel kredi sözleşmesindeki imzanın davalıya ait olup olmadığının tespiti hususunda alınan bilirkişi raporunun usul ve yasaya aykırı olduğu, hangi belgelerin incelendiğinin rapordan anlaşılamadığı, incelenen en yakın tarihli belgenin sözleşme tarihinden 4 yıl öncesine ait olduğu, genel kredi sözleşmesindeki imzanın davalıya ait olduğu, aksine inceleme konusu belgelerdeki imzaların davalıya ait olmadığı, Mahkemece kesin süre verilmesine rağmen davalının huzurda imza atmadığı, bu sebeplerle rapora itiraz edildiği, Mahkemece itirazları dikkate alınmadan verilen kararın hatalı olduğuna ilişkindir. Bir senetteki imzanın inkar edilmesi halinde, mahkemenin imzanın sahte olup olmadığı konusunda kendiliğinden araştırma yapması gerekir. Bu araştırma ve incelemenin sırası ise 6100 sayılı HMK’nın 211. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan madde uyarınca İlk Derece Mahkemesince, öncelikle aslı celp edilen belge gösterilmek suretiyle davalının isticvap edilmesi, bu konuda davalıya usulüne uygun şekilde ihtaratlı tebligat çıkarılması, isticvap işlemi ile bir kanaat edinilememesi halinde huzurda davalının imza örneklerinin alınması ile genel kredi sözleşmesinde yer alan imza ile bunların karşılaştırılması, başka bir incelemeye gerek duyulmadığının anlaşılması halinde bunun gerekçeleri ile açıklanması, bu şekilde yapılan incelemenin yeterli görülmemesi halinde yine davalıya ait medarı tatbik imza örneklerini içerir belge asıllarının bulunduğu kurumları bildirmek üzere her iki tarafa süre verilmesi ve re'sen araştırma yapılması, bu belgeler celp edildikten sonra sözleşmedeki imzanın sahteliği hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekirken, açıklanan inceleme sırasına uyulmaksızın, davalı taraf isticvap edilerek gerekirse huzurda imza örnekleri alınmaksızın, genel kredi sözleşmesi tarihinden önce ve bu tarihe yakın mukayese imzaları içerir yeterli sayıda belge celp edilmeden bilirkişi incelemesi yaptırılması ve davacı vekilinin alınan bilirkişi raporuna bu hususlardaki itirazları değerlendirilmeksizin verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın yukarıda açıklandığı şekilde inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmek üzere mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/12/2021 ve 2020/5 Esas- 2021/871 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 17/10/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2020/5, K. 2001/483, T. 08.12.2021, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2020-5-e-2001-483-k-c2fc161323c8