Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2023/2274 E. 2024/2169 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2274
Karar No
2024/2169
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2274 - 2024/2169 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2274 KARAR NO : 2024/2169 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/06/2022 NUMARASI : 2020/404 E. - 2022/478 K. DAVACI VEKİLİ : DAVALI : DAVANIN KONUSU : Üçüncü Şahıs Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesine Dayalı Tazminat Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 10/06/2022 tarih ve 2020/404 E. - 2022/478 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, 13/12/2018 tarihinde davacının YHT yolcu treni ile seyahati sırasında trenin çarpışması sonucunda davacının yaralandığını, davayı belirsiz alacak davası olarak açtıklarını ileri sürerek, 5.100,00 TL sürekli iş gücü kaybı tazminatı ile 2.500,00 TL tedavi giderinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; bedel artırım dilekçesi ile maddi tazminat tutarını sürekli iş gücü kaybı tazminatı yönünden 365.745,15 TL, tedavi gideri tazminatının 2.702,87 TL olarak artırmıştır. Davalı vekili, ceza dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, müvekkili sigortalısının kazadan sorumlu olmadığını, sorumluluğun TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğüne ait olduğunu, bu nedenle davacının talebinin poliçe teminatı kapsamında kalmadığını, müvekkilinin sorumluluğunun her halükarda poliçe şartları ile sınırlı olduğunu, savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalı tarafından düzenlenen üçüncü şahıs mali mesuliyet sigorta poliçesinin incelenmesinde sigortalının ... A.Ş. olduğu 01/01/2018 - 01/01/2019 tarihleri arasında teminat sağladığı, teminat limitinin kişi başı 368.448,02 TL olduğu; davacının kaza sonrasında meydana gelen yaralanması nedeniyle işgücü kaybı olup olmadığının belirlenmesi için alınan raporda, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 14/09/2021 tarihli raporda davacının kaza nedeni ile % 34 oranında sürekli iş gücü kaybına uğradığının belirtildiği; davacının tren içinde yolcu olması, YHT'nin davalı tarafından sigortalanan ... A.Ş.'nin sorumluluğunda işletilmesi, dava konusu kazaya ilişkin çok sayıda açılan ve istinaf incelemesinden de geçen kararlarda sorumluluğuna hükmedilmesi ve davacının kusursuz olması nedeniyle ayrıca kusur raporu alınmadığı; bilirkişi tarafından düzenlenen 14/01/2022 tarihli raporda davacının SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinin 2.702,87 TL olduğunun hesaplandığı; dava konusu sürekli iş gücü kaybı tazminatının belirlenmesi için bilirkişi raporu alındığı, bilirkişi tarafından düzenlenen 18/03/2022 tarihli raporda dosya kapsamında bulunan iki ayrı iş gücü raporuna göre alternatifli tazminat hesabında TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant tekniğine göre davacının Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmeliğe göre 922.615,65 TL, Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe göre 515.579,33 TL sürekli iş gücü kaybı zararı olduğunun belirtildiği, emsal dosyalarda esas alınan ve istinaf incelemesinden geçen (Ankara BAM 20. Hukuk Dairesi 2021/261 E. - 1151 K., 2019/1786 E. - 2021/1059 K., 2020/1752 E. - 2021/31 K. sayılı) örnek kararlar ve Yargıtay uygulaması dikkate alınarak kaza tarihinde geçerli olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmeliğe göre hesaplanan 922.615,65 TL davacı tarafından talep edilebilecek tazminat olup, davalı sigorta şirketinin poliçe limitinin toplam 368.448,02 TL olduğu, dava tarihinden önce temerrüt kanıtlanamadığından dava tarihinden itibaren avans faiz uygulandığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, 368.448,02 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tren kazasına ilişkin devam eden ceza dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, ilk derece mahkemesince davacının kusuru bulunmadığından bahisle kusur raporu alınmasına gerek görülmemiş ise de, müvekkilinin poliçe tahtında bir sorumluluğu olup olmadığına dair bir inceleme de yapılmadığını, öncelikle davaya konu edilen tren kazası ve zararın meydana gelmesinde müvekkili sigortalısı ... A.Ş.'nin bir kusur ve sorumluluğunun bulunup bulunmadığının, şayet müvekkilimiz sigortalısı ... A.Ş.'nin kusurlu bir eylemi tespit edilirse bu kusurun tren kazası ve davaya konu edilen zarara etkisi ve oranının, bu halde, müvekkilinin poliçe tahtındaki sorumluluğunun ne olduğu ve kapsamının, davaya konu edilen olay ve zararın poliçe teminatı içerisinde kalıp kalmadığının tespiti yapılmaksızın tesis edilen yerel mahkeme kararının eksik incelemeye dayalı olduğunu; ... A.Ş. ile TCDD Genel Müdürlüğünün faaliyet ve sorumluluk alanları ayrı birbirinden bağımsız iki ayrı tüzel kişilik olduğunu, tren kazasının meydana gelmesine neden olan durumun hangi tüzel kişilik faaliyet ve sorumluluk alanında olduğunun tespit edilerek bu yönde hüküm kurulması gerektiğini, müvekkilin ise TCDD Genel Müdürlüğünün değil ... A.Ş.’nin sigortacısı olduğunu, soruşturma dosyasında alınan rapora göre tren kazasının TCDD Genel Müdürlüğü alanında kalan altyapı eksiklikliğinden meydana geldiğini, kazanın asıl sebebinin sinyalizasyon eksikliği olduğunu, Genel Müdürlük görev ve sorumluluğundaki eksiklikler nedeniyle müvekkiline sorumluluk atfedilemeyeceğini, şayet ... A.Ş.’nin tren kazasında bir sorumluluğu olduğu tespit edilse dahi, bu sorumluluğu kuracak illiyet bağının da ayrı bir tüzel kişiliğe sahip bir üçüncü kişi olan TCDD Genel Müdürlüğünün ağır kusuru nedeniyle kesileceğinin kabulünün gerektiğini; ... Ltd. Şti. tarafından hazırlanan 14 Nisan 2020 tarihli mali mesuliyet sigorta ekspertiz raporu ile de müvekkili sigortalısı olmayan, TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğünün kazanın meydana gelmesinde kusurlu ve sorumlu olduğunu ve dava konusu talebin Üçüncü Şahıs Mali Sorumluluk Poliçesi teminatı kapsamında değerlendirilemeyeceği tespit edildiğini, bu durumun ... Ltd. Şti. tarafından hazırlanan 17.06.2022 tarihli tren kazası olayı kök neden inceleme ve değerlendirme raporu ile de ortaya koyulduğunu: dosyada mevcut iki adlı tıp raporu arasındaki çelişkilerin giderilmediğini, hem 24.01.2020 hem de 14.09.2021 tarihli adli tıp raporlarında, "diz ve tibia kırıkları/memisektomi, medial veya lateral parsiyel/alt ekstremite özürlülük oranı %10", "kişinin özürlülük oranı %5" olarak tespit edildiğini, bununla birlikte 24.01.2020 tarihli raporda travma sonrası stres bozukluğu/tedavi ile işlevselliği kısmen düzelen, kişinin özürlülük oranı %40 olarak tespit edildiğini, 14.09.2021 tarihli raporda ise bu oranın %30 olarak tespit edilmiş olduğunu; 24.01.2020 tarihli raporda ek olarak "hastanın kliniği dikkate alındığında engel oranı %15 olduğu, baltazardla %19 olduğu" ve sonuç olarak "kişinin tüm vücut fonksiyon kaybı oranının %19 olduğu"nun tespit edildiğini, ancak buna rağmen, her nasılsa, 14.09.2021 tarihli raporda davacının özür oranının %34 olarak tespit edildiğini; davacının tazminat talebinin teminat dışı olduğunu; müvekkilinin sorumluluğunun her halükarda poliçe şartları ile sınırlı olduğunu (kişi başı 368.448,02 TL, olay başı 23.770.840,20 TL ve yıllık toplam 47.541.680,40 TL ile sınırlı), ancak bu halde dahi, müvekkilinin olay başı ve yıllık toplam sorumluluğu Üçüncü Şahıs Mali Sorumluluk Poliçesi ile sınırlandırıldığından, tren kazası bakımından müvekkiline iletilen toplam taleplerin, ne kadarının poliçe tahtında tüketildiğine de bakılması gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, sigorta (kaza sigortası kaynaklı) istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere, davacının iş göremezlik tazminatı talebi için yapılan hesaplamaya esas alınan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 14.09.2021 tarihli raporda "diz ve tibia kırıkları/Menisektomi, medial veya lateral parsiyel/Alt ekstremite özürlülük oranı %10, kişinin özürlülük oranı %5, tedavi ile kısmen düzelen travma sonrası stres bozukluğu için Zihinsel, Ruhsal, Davranışsal Bozukluklar/Geçici Ruhsal Kaybına Neden Olan Hastalıklar/D-Travma Sonrası Stres Bozukluğu/Tedavi ile işlevselliği kısmen düzelen, kişinin özürlülük oranı %30, Baltazard formülü ile toplandığında kişinin özür oranı %34 olarak hesaplanmıştır" tespitlerine yer verilmiş; davalı vekili ise 12.10.2021 tarihinde tebliğ edilen söz konusu rapora karşı sunduğu 26.10.2021 havale tarihli dilekçesi ile, tespit edilen oranın daimi maluliyet oranı olup olmadığının belirsiz olduğunu, raporlar arasındaki çelişkilen giderilmeden ve rapordaki belirsizliğe açıklık getirilmeden raporların dikkate alınmasının mümkün olmadığını, 24.01.2020 tarihli adli tıp raporunda sürekli engel oranının %19 olarak tespit edildiğini ileri sürerek, rapora itiraz etmiştir. 6100 sayılı HMK'nın "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281/1. maddesinde tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiş olup; gerçekten de 14.09.2021 tarihli söz konusu raporda %30'luk maluliyet oranına karşılık gelen açıklamalardan, bu maluliyet oranının geçici mi yoksa kalıcı mı olduğu hususunda tereddüt oluşmaktadır. Her ne kadar, dava dilekçesine ekli Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen 24.01.2020 tarihli raporda % 19 olarak belirlenen iş göremezlik oranına doğru yönetmeliğe göre düzenlenmemesi nedeniyle itibar edilmediği anlaşılmakta ise, davalı vekilinin 14.09.2021 tarihli rapora yönelik ciddi itirazları karşılanmamıştır. Açıklanan nedenle, söz konusu belirsizlikler giderilmeden, bahse konu raporun tazminat hesabına esas alınarak hüküm kurulması doğru olmamıştır. Bunun yanında, HMK'nın 297/1-c maddesi gereğince hükümde; taraflar arasındaki çekişmeli vakıalar, bu vakıalar hakkında toplanan delillerin neler olduğu, toplanan delillerin ne suretle tartışılıp değerlendirildiği, bunun sonucunda hangi vakıaların sabit görüldüğü, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin neler olduğunun gösterilmesi zorunludur. Davalı tarafça, tazminat talebinin poliçe teminatı kapsamında kalmadığı savunulmuş olup, ilk derece mahkemesince, bu hususta bir değerlendirme de yapılmamıştır. Bu nedenle, davalı tarafın bu yöndeki savunması kapsamında bir değerlendirme yapılmadan hüküm kurulması da isabetli bulunmamıştır. Bu itibarla Dairemizce, davalı vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 10/06/2022 gün ve 2020/404 E. - 2022/478 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davalı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 6.293,00-TL nispi istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, 8-İİK'nın 36/5. maddesi uyarınca yasal şartların oluşması nedeniyle ve istinaf kararının neden ve şekline göre, icranın geri bırakılması için davalı ... Sigorta A.Ş.'den alınan ... Şubesine ait 08/08/2022 tarih ve 30910002340 sayılı 600.000,00 TL tutarındaki teminat mektubunun GERİ VERİLMESİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 30/12/2024 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 30/01/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/2274, K. 2024/2169, T. 30.12.2024, www.arakarar.com/karar/ankara-bolge-adliye-mahkemesi-20-hukuk-dairesi-2023-2274-e-2024-2169-k-f631f66d8c77