Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2020/223 E. 2022/69 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2020/223
- Karar No
- 2022/69
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/1339 KARAR NO : 2024/1516 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 23/02/2022 NUMARASI : 2020/223 E. - 2022/69 K. DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23/02/2022 tarih ve 2020/223 E. - 2022/69 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 1991 yılında kurulduğunu, 1993 yılından beri “...” ibaresini kullandığını, ilk olarak 1996 yılında 175704 sayısı ile marka tescili aldığını, 2010 tarihinde tanınmış marka olarak tespit edildiğini, dava konusu markanın 2019/45200 sayılı “...” ibaresini içerdiğini, başvuruya yönelik itirazlarının reddedildiğini, oysa verilen kararın hatalı olduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin “...” markasının bir serisi gibi algılanabileceğini, “...” ve “...” ibarelerinin benzer olduklarını, dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, her iki markanın birbirileri ile aynı yönde algılar bırakacağını, muhatap firmanın bilinçli olarak müvekkilinin markasını taklit ettiğini, müvekkilinin markasından haberdar olmamasının mümkün bulunmadığını, yine taraf markalarının kapsamlarının da birbirleri ile benzer olduklarını ileri sürerek 2020-M-5711 sayılı YİDK kararının iptaline ve dava konusu 2019/45200 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, dava konusu "..." ibaresinin davacı markalarından tamamen farklı bir çağrışım oluşturduğunu, “...” markasını gören bir tüketicinin, dava konusu markanın izleniminin görünüşte ve söylenişte davacı markalarından tamamen farklılaştığını, SMK'nın 6/1. hükmündeki şartların hiçbirinin somut olayda gerçekleşmediğini savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı .... vekili, davacı yanın müvekkilinin markasının tesciline yönelik davaya konu kararın iptalini 39 ve 42. Sınıfta isterken kendisinin ilgili sınıftaki tüm emtia için dayanak yaptığı markaların kullanımını ispatlaması gerektiğini, müvekkilinin markasının bir bütün olduğunu, dolayısıyla da incelemenin bütün üzerinden yapılması gerektiğini, taraf markaları arasında müvekkilinin markasında ikinci sırada yer alan kelimenin ilk dört harfinden kaynaklı bir benzerlik bulunduğundan bahisle markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğundan bahsedilemeyeceğini, kaldı ki müvekkilinin 2007/44388 sayılı “...” markasının zaten tescilli olduğunu, müvekkilinin markasının gerek ABD gerekse de AB ülkelerinde 1998 yılından bu yana korunduğunu, taraf markalarının benzer olmadıklarını, müvekkilinin 39 ve 42. Sınıflardaki tescilinin, davacı markalarına zarar vermeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 2019/45200 sayılı marka başvurusunun tescil edilmediği, markanın hükümsüzlüğü istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ve Hukuk Genel Kurulunun yerleşmiş uygulamasına göre (HGK. 19.11.2003 T, E. 2003/11-578, K. 2003/703) YİDK kararının yerinde olup olmadığının, kararın alındığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmesi gerektiği (11. HD, 21.01.2010 T, 2008/4266 E 2010/586 K), YİDK kararının iptali istemi bakımından YİDK karar tarihi olan 06.08.2020 tarihindeki marka işlem dosyasında mevcut maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak ve salt marka işlem dosyası ile sınırlı olarak değerlendirme yapıldığı, marka işlem dosyasına sunulmayan, ancak dava aşamasında ibraz edilen bilgi ve belgelerin değerlendirme dışı bırakıldığı, marka işlem dosyasında davalı şirketin karşı görüş dilekçesi ile davacıya ait T/01943, 2014/56225 sayılı markaların kullanılmadığına ilişkin def'i ileri sürüldüğünden, SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi yapılmadan önce, SMK m.19/2 hükmü uyarınca bu hususun ön sorun olarak incelendiği, davacı yana ait T/01943 sayılı tanınmış marka belgesi, mal veya hizmet markası olmadığından bu markaya yönelik olarak ileri sürülen kullanmama def'i yerinde görülmediği, davacıya ait 2014/56225 sayılı markanın 14.06.2016 tarihinde tescil edildiği, bu markanın tescil tarihi ile dava konusu marka başvuru tarihi arasında 5 yıldan daha az süre bulunduğundan, bu marka bakımından da ileri sürülen kullanmama def'i yerinde bulunmadığı, dava konusu 2019/45200 sayılı marka başvurusu kapsamında bulunan "39.Sınıf: Freight consolidation and distribution, namely, pickup and packing for shipment of documents, packages, raw materials, and other freight for others by air, rail, ship or truck, including freight deconsolidation services, namely, unloading of freight containers, parceling and transport of freight to designee, and freight on forwarding services; transportation logistics services, namely, planning and scheduling shipments for users of transportation services and arranging the transportation of goods for others. / Türkçesi; Yük birleştirilmesi ve dağıtımı, diğer bir ifadeyle, belgelerin, paketlerin, hammaddelerin ve diğerleri için hava, demiryolu, gemi veya kamyonla diğer yüklerin taşınması için toplama ve paketleme, yük dekonsolidasyon hizmetleri, yani yük konteynerlerinin boşaltılması, kolileme ve yükün atanan kişiye taşınması ve nakliye hizmetlerinde yük; ulaşım lojistiği hizmetleri, yani ulaşım hizmetleri kullanıcıları için sevkiyatların planlanması ve programlanması ve başkaları için malların taşınmasının düzenlenmesi.) 42. Sınıf: Providing temporary use of online non-downloadable computer software for scheduling, arranging, tracking and payment processing of shipments and freight over computer networks, intranets and the internet; hosting a web site featuring online non-downloadable software that enables shippers of freight using truck, rail, ocean or air carriers, arrange payment, and schedule and manage pickup and delivery of shipments. / Türkçesi; Bilgisayar ağları, intranetler ve internet üzerinden gönderilerin ve yüklerin programlanması, düzenlenmesi, izlenmesi ve ödeme işlemleri için çevrimiçi indirilemeyen bilgisayar yazılımının geçici olarak kullanılması; kamyon, demiryolu, deniz veya hava taşıyıcıları kullanarak yük göndericilerine, ödeme düzenlemelerine ve gönderilerin teslim alınmasını ve teslim edilmesini planlamaya ve yönetmeye olanak tanıyan, indirilemeyen çevrimiçi yazılım içeren bir web sitesine ev sahipliği yapmak." hizmetlerin tamamının, davacı yanın işlem dosyasına dayanak tek markası olan 2014/56225 sayılı markası kapsamında yer alan "39. Sınıf: Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri. Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri. 42. Sınıf: Bilgisayar hizmetleri; bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru ağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık ve kiralanması hizmetleri." ile benzer hizmetler olduğu, somut uyuşmazlıkta taraf markaları arasında benzerliği tespit olunan 39 ve 42. Sınıf hizmetlerin ilgili tüketicilerinin genel anlamda yetişkin bireyler oldukları, bu hizmetlerin tüketicinin günlük hayatında rutin olarak yararlandığı hizmetler arasında yer almadığı gibi görece de yüksek fiyatlı hizmetler oldukları, dava konusu 2019/45200 sayılı "..." şeklindeki ön sesinin “...” kelimesinden ikincil kelimesinin ise “...” sözcüğünden oluştuğu, her iki kelimenin de somut ve bilinen bir anlamı bulunmadığı, her iki elimenin de birbirine nazaran ön plana çıkartılmadığı, davacıya ait itiraza mesnet 2014/56225 sayılı "..." şeklinde mor renkli harflerle yazılmış tek kelime beş harften oluşan markasının bilinen bir anlamı bulunmadığı, taraf markaları bir bütün olarak karşılaştırıldığında, ... ve ... kelimelerinin görsel intibaları açısından güçlü bir benzerlik ilişkisi içerisinde olmadıkları, kaldı ki dava konusu marka tek başına “...” şeklinde değil bir bütün olarak “...” şeklinde bir bütünden oluştuğu, tüketicinin de dava konusu markayı bütün olarak algılayacağı, dava konusu marka başvurusu ile itiraza mesnet davacı markası arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, tanınmışlık iddiasını somutlaştırmaya elverişli delil olmadığı, davacı yanın T/01943 sayısı ile tanınmış markalar sicilinde kayıtlı markası mevcut ise de yine tek başına tanınmış marka kaydının yeterli olmadığı, zira 03.11.2009 tarihli olduğu görülen bu kayda rağmen tanınmışlığın geçici ve değişken bir olgu olması nedeniyle her somut olayda ayrıca ispatlanması gerektiği, kaldı ki tüm bu hususların yanı sıra SMK'nın 6/5. maddesinde düzenlenen koşulların da yine her somut olayda meydana gelme ihtimalinin mevcut olup olmadığının ayrıca incelenmesi gerektiği, hal böyleyken davacı yanın markalarının tanınmışlığı hususunda bir kanaate varılamadığı gibi 39 ve 42. Sınıf hizmetler açısından dava konusu marka başvurusunun tescilinin de SMK'nın 6/5. maddesinde düzenlenmiş herhangi bir koşulu ortaya çıkarmayacağı, dolayısı ile tanınmışlık temelli bir tescil engelinin somut olayda mevcut olmadığı, kötüniyet iddiasının yerinde olmadığı gerekçesi ile YİDK kararının iptali isteminin reddine, dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden markanın hükümsüzlüğü istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalının onlarca ibare içerisinden kendine özgü, orijinal bir ibare bulabilecekken, müvekkilinin markası ile ayniyet derecesinde bir ibare seçmesinin tesadüfî bir durum olamayacağını, müvekkilinin markasından haksız olarak yararlanılmaya çalışıldığını, davalının marka olarak kendisine sadece "..." ibaresini seçebilecekken, sırf müvekkili şirketin tanınmışlığından, kalitesinden faydalanmak için, ... markasını hatırlatması için ... ibaresini getirdiğini, kötüniyetli olduğunu, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesiz olduğunu, ileri sürülen hususların gerekçeli kararda tartışılmadığını, davalı markasını, müvekkilinin markası olan "..." zanneceklerini veya "..." markasının bir serisi zannedeceklerini, ilke olan, bütüncel değerlendirme yapılmadığını, bütüncül değerlendirme yapıldığında, markaların ayırt edilemeycek kadar benzer olduğunun, iltibasa yol açacağının görüleceğini, SMK m.6/1 hükmü koşullarının somut olayda oluştuğunu, "..." markasının ayırt edicilik özelliği yüksek bir marka olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyada kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacıya ait "..." esas ibareli markanın, davalının “...” ibareli marka başvurusu yönünden SMK'nın 6/1, 6/5 ve 6/9. maddeleri çerçevesinde tescil engeli olup olmadığı ve sonucuna göre YİDK kararının hukuka uygun bulunup bulunmadığına ve hükümsüzlük isteminin yerinde olup olmadığına ilişkin bulunduğu anlaşılmaktadır. Marka işlem dosyasında davalı şirketin karşı görüş dilekçesi ile davacıya ait T/01943, 2014/56225 sayılı markaların kullanılmadığına ilişkin def'i ileri sürüldüğünden, SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi yapılmadan önce, SMK m.19/2 hükmü uyarınca bu hususun Mahkemece ön sorun olarak incelendiği, davacı yana ait T/01943 sayılı tanınmış marka belgesi, mal veya hizmet markası olmadığından bu markaya yönelik olarak ileri sürülen kullanmama def'i yerinde görülmediği, davacıya ait 2014/56225 sayılı markanın 14.06.2016 tarihinde tescil edildiği, bu markanın tescil tarihi ile dava konusu marka başvuru tarihi arasında 5 yıldan daha az süre bulunduğundan, bu marka bakımından da ileri sürülen kullanmama def'i yerinde bulunmadığı kanaatine ulaşılmış olup, bu husus Dairemizce de yerinde görülmüştür. Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davalının “...” ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet olan “...” esas unsurlu markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, zira taraf markalarının kapsamındaki hizmetlerin benzer oldukları, itiraza mesnet markanın “...”, redde mesnet markanın ise “...” asıl unsurlarından oluştuğu, davacıya ait markanın ilk dört harfi ile davalının başvurusunun ilk dört harfinin aynı “...” ibaresi tarafından temsil edildiği, davacının sonraki “e” harfi ile davalı başvurusunun “so” harflerinin farklılığının başvuruya yeterli ayırt edicilik sağlamadığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin, bu uyuşmazlık için emsal olabilecek "... - ..." markalarına yönelik olarak verdiği 2023/879 Esas, 2024/4532 Karar ve 30/05/2024 Tarihli kararının da bu yönde olduğu, ayrıca markada bulunan “...” ibaresinin de markaya yeterli farklılığı sağlamadığı, dolayısıyla davacının markası ile işitsel, görsel, anlam ve genel izlenim itibariyle benzer olduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davalının marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği anlaşılmıştır. Ancak 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinin somut uyuşmazlığa uygulanabilmesi için karşılaştırılan markaların kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği şartının da gerçekleşmesi gerekmektedir. Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerden davacının itirazına mesnet markaları ile davalının başvurusunun kapsamında bulunan 2019/45200 sayılı marka başvurusu kapsamında bulunan "39.Sınıf: Freight consolidation and distribution, namely, pickup and packing for shipment of documents, packages, raw materials, and other freight for others by air, rail, ship or truck, including freight deconsolidation services, namely, unloading of freight containers, parceling and transport of freight to designee, and freight on forwarding services; transportation logistics services, namely, planning and scheduling shipments for users of transportation services and arranging the transportation of goods for others. / Türkçesi; Yük birleştirilmesi ve dağıtımı, diğer bir ifadeyle, belgelerin, paketlerin, hammaddelerin ve diğerleri için hava, demiryolu, gemi veya kamyonla diğer yüklerin taşınması için toplama ve paketleme, yük dekonsolidasyon hizmetleri, yani yük konteynerlerinin boşaltılması, kolileme ve yükün atanan kişiye taşınması ve nakliye hizmetlerinde yük; ulaşım lojistiği hizmetleri, yani ulaşım hizmetleri kullanıcıları için sevkiyatların planlanması ve programlanması ve başkaları için malların taşınmasının düzenlenmesi.) 42.sınıf: Providing temporary use of online non-downloadable computer software for scheduling, arranging, tracking and payment processing of shipments and freight over computer networks, intranets and the internet; hosting a web site featuring online non-downloadable software that enables shippers of freight using truck, rail, ocean or air carriers, arrange payment, and schedule and manage pickup and delivery of shipments. / Türkçesi; Bilgisayar ağları, intranetler ve internet üzerinden gönderilerin ve yüklerin programlanması, düzenlenmesi, izlenmesi ve ödeme işlemleri için çevrimiçi indirilemeyen bilgisayar yazılımının geçici olarak kullanılması; kamyon, demiryolu, deniz veya hava taşıyıcıları kullanarak yük göndericilerine, ödeme düzenlemelerine ve gönderilerin teslim alınmasını ve teslim edilmesini planlamaya ve yönetmeye olanak tanıyan, indirilemeyen çevrimiçi yazılım içeren bir web sitesine ev sahipliği yapmak." hizmetlerin tamamının, davacı yanın işlem dosyasına dayanak tek markası olan 2014/56225 sayılı markası kapsamında yer alan "39. Sınıf: Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri. Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri. 42. Sınıf: Bilgisayar hizmetleri; bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru ağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık ve kiralanması hizmetleri." ile benzer hizmetler olduğu, zira karşılaştırılan mal ve hizmetlerin dağıtım kanalları, kullanım yöntemleri, hedeflenen halk kesimleri aynı olduğu gibi birbirlerini tamamlama veya birbiri yerine ikame edilebilme niteliklerinin de bulunduğu görülmüştür. Diğer yandan, SMK'nın 6/5. maddesi uyarınca, tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. Mahkemece, tanınmışlık iddiasını somutlaştırmaya elverişli delil olmadığı, davacı yanın T/01943 sayısı ile tanınmış markalar sicilinde kayıtlı markası mevcut ise de yine tek başına tanınmış marka kaydının yeterli olmadığı, zira 03.11.2009 tarihli olduğu görülen bu kayda rağmen tanınmışlığın geçici ve değişken bir olgu olması nedeniyle her somut olayda ayrıca ispatlanması gerektiği, kaldı ki tüm bu hususların yanı sıra SMK'nın 6/5. maddesinde düzenlenen koşulların da yine her somut olayda meydana gelme ihtimalinin mevcut olup olmadığının ayrıca incelenmesi gerektiği, hal böyleyken davacı yanın markalarının tanınmışlığı hususunun ispatlanamadığı da yerinde olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca, SMK'nın 6/9. maddesi uyarınca kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Tescil başvurusu sırasında kötüniyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesi de mümkündür. Çünkü bu düzenlemeler, esasen, TMK'nın 2. maddesinin özel bir uygulamasından ibarettir (Yargıtay HGK 16/07/2008 T., 2008/11-501 Esas, 2008/507 Karar). Ancak dosya kapsamında dava konusu başvurunun kötüniyetle yapıldığına dair bir ispat bulunmadığından ilk derece mahkemesinin bu yöne ilişkin değerlendirmesi de yerinde bulunmuştur. Bu itibarla mahkemece davanın yukarıda açıklanan gerekçe ile kabulüne yönelik karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru bulunmamıştır. Diğer taraftan, yargılama sırasında dava konusu markanın tescil edilmiş olduğu da anlaşıldığından davacının hükümsüzlük talebi yönünden de yazılı gerekçe ile davanın kabulüne dair hüküm verilmesi gerekmiştir. HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmelidir. Diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilen yerel mahkeme hükmünün düzeltilerek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmemiş, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan bu yanlışlığın giderilmesinin ise yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile, Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23/02/2022 tarih ve 2020/223 E. - 2022/69 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-DAVANIN KABULÜ ile, Türk Patent ve Marka Kurumunun 2020-M-5711 sayılı YİDK kararının İPTALİNE, 3- Davalı adına tescil edildiği anlaşılan 2019/45200 sayılı “...” ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, sicilden terkin edilmesine, 4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 427,60 maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20.TL'nin davalı şirketten ve davalı ... tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00.TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 3.950,00.TL bilirkişi ücreti, 182,90.TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 93,70.TL tebligat ve posta giderleri, 220,70.TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı toplamından oluşan 4.447,30 TL yargılama giderine, 54,40.TL peşin harç, 54,40.TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 4.556,10 TL'nin davalı şirketten ve davalı ... tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davalı şirket ve davalı ... tarafından herhangi bir yargılama giderleri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 9-Davacıdan peşin olarak alınan 80,70.TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/09/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/09/2024 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...