Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2020/2102 E. 2024/216 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
Esas No
2020/2102
Karar No
2024/216
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2020/2102 Esas

KARAR NO: 2024/216

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2016/310

KARAR NO: 2019/17

KARAR TARİHİ: 15/01/2019

DAVA: ALACAK (Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 15/02/2024

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, fason olarak küçük tekstil atölyelerine dikim işleri verdiğini, bu kapsamda davalı ...Tekstil sahibi ... ile 11/09/2014 tarihinde fason sözleşmesi imzalanarak ... ve ... seri numaralı irsaliyeler ile teslim edilen toplam 119 top kumaşın, kıyafet olarak işlenerek 20/09/2014 tarihinde müvekkiline teslim edilmek üzere anlaşıldığını, ürünlerin süresinde teslim edilmediği gibi müvekkilinin oyalandığını, en sonunda icra kanalıyla malların teslim alınması amacıyla adrese gidildiğinde 62 top kumaşın, ... tarafından, çalındığının beyan edilmesi sebebiyle teslim alınamadığını, müvekkilinin sigortalısı olan davalı sigorta şirketi tarafından, zararın giderilmesine yönelik taleplerinin reddedildiğini, davanın, iade edilmeyen 62 top kumaşın bedeline ilişkin olduğunu belirterek davanın kabulü ile, 46.298,43 TL'nin davalı sigorta şirketine müracaat tarihi olan 25/12/2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde; ...Tekstil sahibi ...'un Tokat Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/6776 nolu soruşturma dosyası kapsamında verdiği ifadesinde göre, dava konusu hasarın, hırsızlıktan ziyade dolandırıcılık veya emniyeti suiistimal yoluyla gerçekleştirildiğinin ve riziko oluş şeklinin, Hırsızlık Sigortası Genel Şartlarının "Sigortanın Konusu" başlıklı A.1 maddesinde sayılan riziko tanımlarından hiçbirine uymadığının açık ve net bir şekilde anlaşıldığını, ayrıca dava konusu riziko ve hasarın, emniyeti suiistimal klozu teminatı dışında kaldığını, zira emniyeti suiistimal eylemlerinde bulunan kişinin, sigortalının emrinde ve hizmetinde çalışmadığının davacının beyanları ile sabit olduğunu, fason adreslerde bulunan emtea teminatı, olayın meydana geldiği tarihten sonra ek belge ile teminata dâhil edildiğinden, dava konusu taleplerin teminat dışında kaldığını, kaldı ki iddia edilen olayın, fason işyerinde değil, nakliyenin deposunda meydana gelmesi sebebiyle hasarın teminat dışında olduğunu, olayın sigortalı işyeri ve fason adreslerde meydana gelmediğinin, ...'un şikâyet dilekçesinden anlaşıldığını, kabul anlamı içermemek kaydıyla; müvekkilinin tazminat sorumluluğunun, poliçe limitleri ve gerçek zarar tutarı ile sınırlı olduğunu, meydana gelen gerçek zarar miktarının, davacı tarafından somut olarak ispat edilmesi gerektiğini, davacının taleplerinin, tazminat miktarı bakımından taraflarınca kabul edilemeyeceğini ve ayrıca davacının ihbar tarihinden itibaren avans faizi taleplerinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davetiye tebliğine rağmen davalı ...Tekstil-... tarafından davaya cevap verilmemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; sigorta poliçesi kapsamında meydana gelen olayın, hırsızlık veya emniyet suistimal suretiyle gerçekleştiğinin ispatının davacıya ait olduğu, davaya konu poliçede, emniyeti suistimale ilişkin bir teminatın yer almadığı, kaldı ki bu teminatın işlerlik kazanamayacağı, zira dava dışı 3. kişinin, davalı ...'un emrinde bordroya kayıtlı olarak çalışmadığı ve sigortalı ile herhangi bir ilişkisinin bulunmadığı, ayrıca "fason adreslerde bulunan emtia" teminatının, olayın meydana geldiği tarihten sonra 27/09/2014 tarihli ek belge ile teminata dahil edildiği, davacının hırsızlık olarak bildirdiği olayın ise 19/09/2014 tarihinde meydana geldiği, ek belgede, vade tarihi ile tanzim tarihi arasında meydana gelen hasarların teminat kapsamında olmadığının kararlaştırıldığı, Tokat Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 27/03/2015 tarihli iddianamesi ile, sanıklar hakkında, hırsızlık suçundan değil, hileli tasarruflarla kendilerine menfaat temin etme suçundan kamu davası açılması sebebiyle bu yönüyle de dava konusu zararın, poliçe kapsamı dışında olduğunun değerlendirildiği, davacı tarafa teslim edilmeyen malların 42.864,32 TL olarak hesap edildiği, davacının 42.864,32 TL tutarındaki kumaşları davalı ...'a teslim etmesi sebebiyle davalı uhdesinde iken kaybolan mallardan davalı ...'un sorumlu olması gerektiği gerekçelerine istinaden davanın kısmen kabulü ile 42.864,32 TL tazminatın 21/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...Tekstil-...'dan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı ... Sigorta AŞ aleyhine açılan davanın reddine dair karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan 17/05/2014 başlangıç ve 17/05/2015 bitiş tarihli ... Paket Sigortası Poliçesinde "fasondaki emtea teminatı" başlığı altında fasondaki adreslerde meydana gelen zararların da teminat altına alınması sebebiyle davalı sigorta şirketinin de, zarardan sorumlu olduğunu, zararın, müvekkili şirketin fason sözleşmesi imzaladığı davalılardan ...Tekstil'de meydana geldiği konusunda bir şüphe bulunmamakta olup Mahkemenin, olayın fason adreste meydana gelmediğine yönelik kabulünün yerinde olmadığını, meydana gelen olayın, sigorta poliçesi kapsamında olduğunun, dosyada bulunan 29/06/2017 tarihli bilirkişi heyeti ek raporu ile tespit edildiğini, davaya konu olay tarihinde, fason atölyelerdeki emtialarla ilgili halen yürürlükte olan asıl poliçenin zaten mevcut olduğunu, Mahkeme kararında bahsi geçen ek belge olarak söz edilen ... Paket Sigortası Poliçesi Primsiz Düzeltme Ek Belgesi ile, sadece limit yükseltmesinin yapıldığını, yoksa fason adreslerde bulunan emteaların teminata dahil edilmesi için, yapılan yeni bir poliçe kapsamında olmadığını, keza, fason adreslerde bulunan emteaların, zaten ana poliçe ile teminat kapsamında olması sebebiyle Mahkemenin gerekçesinde, söz konusu ek belgeye dayanarak sigorta şirketini sorumluluktan çıkartmasının ciddi bir hata olduğunu, bu nedenlerle davalı sigorta şirketi hakkında da davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, meydana gelen zararın, davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı sigorta şirketinden sigorta poliçesine göre) tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, hasarın, poliçe kapsamında değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davalı sigorta şirketi yönünden davanın reddine karar verilmiş olup istinafa konu uyuşmazlık, meydana gelen olayın, taraflar arasındaki poliçe hükümleri kapsamında kalıp kalmadığı ve bu sebeple davalı sigorta şirketinin bir sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 31/12/2016 tarihli raporda; sigortalıya ait, poliçe ile teminat altına alınmış emteanın işlem görmek amacı ile farklı bir adresteki fason atölyelerinde bulunduğu sırada, poliçe kapsamıma giren yangın, ek teminatlar, deprem, grev lokavt terör ve hırsızlık risklerinin gerçekleşmesi sonucu oluşacak zararların, fason adres başına emtea bedelinin (Poliçedeki emtea 2.500.000,00 TL) %10'u azami 250.000,00 TL ile sınırlı olduğu, hırsızlık veya malın tam ziya olduğu diğer hasarlarda; çalınan malın miktarları, bedeli ve yasal sahipliği hususlarının resmi kayıtlarla belgelenmesinin şart olduğu, bu limitin ise, tüm fason adresler toplamında azami 1.000. 000,00 TL ile sınırlı olduğu, poliçe kapsamına giren yangın, ek teminatlar, deprem, terör ve hırsızlık sonucu oluşacak hasarlara 256.520,55 TL teminat verildiği, talep edilen 46.298,43 TL hasarın, incelenen poliçeye göre bu teminat içerisine girdiği, emniyeti sujistimal teminatı yönünden yapılan incelemeye göre, olayın, bu teminat kapsamına girmediği, poliçelerdeki ek belgeler (ZEYL poliçeler), asıl poliçeler ile birlikte poliçe başlangıç ve bitiş vadeleri kapsamında yükümlülük doğurduklarından, olay nedeniyle gerçekleşen zararın teminatlar dahilinde olduğu, eksper tarafından tespit edilen 42.868,00 TL zararın uygun bulunduğu, avans faiz talebinin, ihbar tarihi olan 25/12/2014 tarihinden 45 gün sonra 07/01/2015 tarihinden sonra olacağı, davacı alacaklının, fason sözleşme çerçevesinde hırsızlık nedeniyle gördüğü zarar, davalının çalışanı olarak beyan edilen kişi tarafından verilmiş olsa da, bu kişi, borcun ifası dışında alacaklıya zarar verdiği için, borçlu davalının TBK m. 116 uyarınca zararlardan sorumlu olamayacağının değerlendirilebileceği, TBK m. 112 uyarınca, davalının, sözleşme çerçevesinde sorumlu olmamak için borcun ifa edilmemesinde kusuru bulunmadığını ispata mecbur olduğu bildirilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 29/06/2017 tarihli ek raporda; işbu dava konusu olay, poliçede "Fasondaki emtea teminatı" klozu ile güvence altına alındığından, hırsızlık ve emniyeti suistimal klozu çerçevesinde değerlendirilemeyeceği, "Fasondaki Emtea Teminatı" klozunun, dava içinde hiç tartışılmamış 3. kloz olduğu, sigorta şirketinin, ana poliçede bu teminat için 50.000,00 TL teminat verdiği, riziko tanımına ve düzenlenen şartlara tamamen uygun olduğu, buna göre davacının zararının karşılanması gerektiği, davacı ile davalı sigorta şirketi arasında akdedilen sigorta sözleşmesinde, sigortalanan kumaşların farklı bir adreste oluşan zararının, "Fasondaki Emtea Teminatı" klozu kapsamında, malın tam ziya olduğu diğer hasarlar şeklinde poliçede belirtildiği, işyerim paket sigortası yangın sigortası genel şartları içerisinde değerlendirilebileceği ve 50.000,00 TL teminat limit sınırlarının içinde olduğu, davacının 46.298,43 TL tutarındaki maddi zararını, talep edebileceği, davacı firmanın KDV talebinin, poliçede belirtilen KDV uygulamasına göre, yansıtma faturasının, sigorta şirketi adına tanzim edilmek sureti ile KDV'nin ödeneceği şeklinde ki sigorta sözleşmesi hükmü gereği, dosya içerisindeki bilgi ve belgelerde, sigorta şirketi adına düzenlenmiş fatura vs. belgelere rastlanmadığından davacının, davalı sigorta şirketinden KDV talep edemeyeceği bildirilmiştir. Farklı bilirkişi heyeti tarafından sunulan 16/06/2018 tarihli raporda; davacı ile davalı sigorta şirketi arasında yapılan 17/05/2014 tarihli ... Paket Poliçesinin, davalı ...'a ait işyerindeki poliçe kapsamında tanımlanan rizikolar sonucu meydana gelen hasarları kapsamakta olduğu, 27/09/2014 tarihli ek belge ile belirlenen fason adreslerin (davalı ...'a ait işyeri de, bu adresler içerisindedir) maksimum 50.000,00 TL ile poliçeye dahil edildiği ve sonrasında yapılan 21/10/2014 tarihli ek belge ile de fason için gönderilen malların hırsızlık sonucu çalınmasının sözleşme kapsamına alınmış olduğu, derdest davaya konu suç tarihinin 21/09/2014 olduğu gözetildiğinde poliçe kapsamının, riziko tarihinden sonra genişletilmiş olduğu, Tokat Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame ve ifadelerden yola çıkıldığında suç konusunun hırsızlık olmayıp davalı ...'un ortağı tarafından dolandırılması olduğu, davacı şirkete ait kaybolan malların, 62 top yani 3,596 metre kumaş olduğu ve değerinin 21/09/2014 tarihi itibariyle değerinin 42.864,32 TL olduğu, Emniyeti Suiistimal Sigorta Poliçesi kapsamında teminat altına alınan rizikonun gerçekleştiği iddia olunmuş ise de, bu hususun hazırlık soruşturması ve/veya ceza dosyası kapsamı uyarınca ispat olunamadığı, davacı şirkete ait, davalı ...'un uhdesinde iken kaybolan 42.864,32 TL'lik kumaşlardan davalı ...'un sorumlu olduğu bildirilmiştir. Davacı şirket ile davalı sigorta şirketi arasında 17/05/2014-17/05/2015 tarihleri arasında geçerli sigorta poliçesi akdedildiği sabit olup davacı şirkete ait olan ve işlenmek üzere diğer davalı ...Tekstil-...'a teslim edilen kumaşların çalındığından bahisle davacının, oluşan zararın poliçe kapsamında giderilmesi talebi, davalı sigorta şirketi tarafından, hasarın, poliçe kapsamında olmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Eksper tarafından düzenlenen 16/01/2015 tarihli raporda, olayın, oluş şekli itibariyle, poliçede tanımlı olan emniyeti suistimal tanımı ile uyumlu olmadığı, zira malı çalan/zimmetine geçiren/dolandırıcılık yoluyla sahip olan kişinin, sigortalı şirket ile ilişigi bulunmayan bir 3. şahıs olduğu, ancak hasarın, bu kapsamda değerlendirilmesi halinde bu kloz sebebiyle olay başı ve yıllık 1.000,00 TL teminat verildiğinden ve her bir hasarda da %10 muafiyet bulunduğundan ödenecek tazminat tutarının 900,00 TL olduğu, ayrıca poliçede, sigortalıya ait emtianın, işlem görmek amacı ile farklı bir adresteki fason atölyesinde iken çalınması sebebiyle teminat verilmiş ise de, hasara konu emteanın, fason atölyesinden hırsızlık hadisesi sonucu çalınmaması sebebiyle hasarın, bu kloz ile de uyumlu olmadığı, ancak hasarın, bu kapsamda değerlendirilmesi halinde, oluşacak zararların olay başı ve yıllık emtea bedelinin %10'u ile sınırlı sebebiyle teminat limitinin 256.520,55 TL olduğu, 42.868,92 TL değerindeki hasarın, limit içerisinde değerlendirilebileceği bildirilmiştir. Somut olayda, davacı şirket tarafından, kesim ve dikimi yapılmak üzere ... ve ... seri numaralı sevk irsaliyeleri ile, iddia edildiği üzere toplam 119 top kumaşın davalı ...Tekstil-...'a teslim edildiği sabittir. İşbu dava ise, iadesi yapılmayan 62 top kumaş bedeline ilişkin olarak açılmıştır. Meydana gelen olay sebebiyle hem davacı şirket hem de davalı ...Tekstil-... tarafından Tokat Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur. Davalı ...Tekstil-...'un şikayetçi olduğu soruşturma dosyasında Tokat Cumhuriyet Başsavcılığının 27/03/2015 tarihli ve 2014/6776 Sor. Sayılı iddianamesi ile, şüpheli ... hakkında dolandırıcılık suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı; davacı şirketin şikayetçi olduğu soruşturma dosyasında ise, şüpheli ... yönünden suçun unsurlarının oluşmadığı ve hukuki ihtilaf boyutunda kaldığı, şüpheli ... yönünden ise, 2014/6776 soruşturma numaralı dosya üzerinde yürütülen soruşturmanın aynı taraf ve konuya ilişkin olduğu gerekçeleri ile, Tokat Cumhuriyet Başsavcılığının 15/01/2015 tarihli ve 2014/7354 Sor. Sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği görülmüştür.Sigorta sözleşmesi 6102 sayılı TTK'nun 1401.maddesinde, sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun meydana gelmesi halinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Tüm sigorta sözleşmelerinin gerçekleştirilmesinin ana amacı, kişinin can veya mal varlığına gelebilecek tehlikelere yani rizikolara karşı güvence sağlayabilmektir. Kural olarak geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sigortacı sorumlu olduğu gibi (TTK. 1409/1 md.) rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın da sigortacı tarafından ispat edilmesi gerekmektedir (TTK. 1409/2 md.). Ancak, sigortalı da rizikonun meydana geldiğini ve riziko sonucu oluşan zarar miktarını ispatlamalıdır (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2021/1875 Esas 2021/2724 Karar sayılı ilamı). atölyelerinde bulunduğu sırada, poliçe kapsamına giren yangın, ek teminatlar, deprem ve hırsızlık risklerinin gerçekleşmesi sonucu oluşacak zararlar olay başına ve yıllık emtea bedelinin %10'u azami poliçede belirtilen limit ile sınırlıdır, hırsızlık ve malın tam ziya olduğu diğer hasarlarda, çalınan malın miktarı, bedeli ve yasal sahipliği hususlarının resmi kayıtlarla belgelenmesi şarttır. Ayrıca davacı sigortalının ek belge tarihindeki talebine istinaden, 27/09/2014 tarihinde düzenlenen belge ile, işbu belgede belirtilen fason adreslerin (...Tekstil-... da bu adreslerin içinde yer almaktadır) teminata dahil olduğu ve maksimum bedelin 50.000,00 TL olduğu ifade edilmiş olup aynı zamanda vade başlangıcı ile tanzim tarihi arasında meydana gelen hasarların teminat kapsamında olmadığı kararlaştırılmıştır. Yine davacı sigortalının ek belge tarihindeki talebine istinaden, 21/10/2014 tarihinde düzenlenen belge ile, fasondaki emtea teminatı ve limiti işbu belgede gösterildiği şekilde güncellenmiştir. Buna göre somut olayda, sigorta poliçesinde düzenlenen "hırsızlık" ve "emniyeti suistimal" klozu kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmayan bahse konu hasarın, yine poliçede kararlaştırılan "Fasondaki Emtea Teminatı" kapsamında kalıp kalmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bunun için öncelikle, bu kloz dahilinde bir riskin gerçekleşmesi gerekir. Davalı ... 23/09/2014 tarihinde Tokat Cumhuriyet Başsavcılığına vermiş olduğu ifadesinde, bedeli dava konusu olan kumaşların, 2 yıldır tanıdığı ve 1 ay önce usta olarak işe aldığı ... tarafından, kesim yapılıp geri getirileceği gerekçesiyle 19/09/2014 tarihinde kamyona yüklenerek İstanbul'a gönderildiğini ve bunları kendisinin sonradan öğrendiğini beyan etmiş olup davalı ... 13/10/2014 tarihinde Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına vermiş olduğu ifadesinde ise, ...'in ortağı olduğunu ve bir ara ortaklık yaptıklarını, 62 top kumaşı İstanbul'a götürmesi sebebiyle hakkında Tokat Cumhuriyet Başsavcılığında suç duyurusunda bulunduğunu belirtmiştir. Buna göre davacı, dava dilekçesi ile bahse konu kumaşların çalındığını iddia etmiş olup davalı ...'un her iki ifadesinin içeriği dikkate alındığında, olayın, "Fasondaki Emtea Teminatı" klozu ile belirlenen risklerden -hırsızlık da bu risklerden biri olarak kararlaştırılmıştır- biriyle meydana gelmediği sabittir. Kaldı ki ifadelerde adı geçen ve kendini ... olarak tanıtan kişinin, ... olduğunun tespit edilmesi üzerine hakkında hırsızlıktan değil, dolandırıcılıktan cezalandırılması istemi ile kamu davası açıldığı anlaşılmış olup bu haliyle de söz konusu teminat kapsamında bir riskin gerçekleşmediği görülmektedir. Öte yandan asıl poliçede "Fasondaki Emtea Teminatı" klozu bulunsa da, fason atölye adresleri belirtilmemiştir. Fason atölye adreslerinin tek tek belirtilmek suretiyle teminata dahil edilmesi, davacının ek belge sunması üzerine 27/09/2014 tarihinde düzenlenen belge ile olmuştur. Ancak bu belgede, vade başlangıcı ile tanzim tarihi arasında meydana gelen hasarların teminat kapsamında olmadığı kararlaştırıldığından, bu belgenin düzenlenmesi tarihinden önce meydana gelmesi sebebiyle olayın, bu kapsamda değerlendirilmesi bu açıdan da mümkün değildir. Ayrıca olayın, poliçede düzenlenen hırsızlık ve emniyeti suistimal teminatı kapsamında değerlendirilmesi de mümkün olmadığından Mahkemece tesis edilen karar isabetli olup davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/310 Esas, 2019/17 Karar sayılı ve 15/01/2019 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi ile aynı Kanunun 362/1a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.15/02/202

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2020/2102, K. 2024/216, T. 15.02.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-17-hukuk-dairesi-2020-2102-e-2024-216-k-961d92171038