Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2020/181 E. 2020/731 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2020/181
Karar No
2020/731
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/373 KARAR NO : 2024/1639 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/12/2021 NUMARASI : 2021/472 Esas - 2021/1124 Karar DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 03/10/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 03/10/2024 İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/12/2021 tarih 2021/472 Esas 2021/1124 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili, davacının dava dışı ... Ltd Şti ile davalı banka arasında imzalanan 04/12/2007 tarihli genel kredi sözleşmesine dava dışı ... ile birlikte müteselsil kefil olarak imza attığını, davalı bankanın bu sözleşmeden kaynaklı olarak dava dışı ... Şti, ... ve davacı aleyhine İzmir 2. İcra Müdürlüğü'nün 2019/13694 numaralı dosyasıyla toplamda 15.239,21-TL üzerinden icra takibi başlattığını, başlatılan bu icra takibinin haksız nitelikte olduğunu, bu nedenle davacının İzmir 2.İcra Müdürlüğü'nün 2019/13694 numaralı dosyasında borçlu olmadığının tespitine, aleyhine kötü niyetli olarak takip başlatan davalının takibe konu alacağın%20'si oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, davalı bankanın Balçova Şubesi ile ... Ltd. Şti. arasında 04.12.2007 tarihinde Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, davalı banka ile ... Ltd. Şti. arasında yapılan sözleşmede ... Ve ...'nın müteselsil borçlu ve müteselsil kefil olarak yer aldığını, Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklan davalı banka alacağının yapılan tüm ihtarlara rağmen süresi içerisinde ödenmemesi sebebiyle borcun muaccel hale geldiğini ve alacağın tahsili amacıyla İzmir 2. İcra Müdürlüğü’nün 2019/13694 Esas sayılı takip dosyası ile borçlu aleyhine 7 Örnek icra takibine başlandığını, borçlulardan ... ve ... Şti.'nin takibe itiraz etmediğini ve takibin her iki borçlu bakımından kesinleştiğini savuynarak, davacının usulüne uygun olmayan ve hukuki dayanaktan yoksun tedbir talebinin reddi ile davanın usul ve esastan reddi ile davacı/borçlu aleyhine %20’dan aşağı olmamak üzere icra-inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, somut uyuşmazlıkta öncelikle çözümlenmesi gereken hususun davacı kefilin 04/12/2007 tarihli kefalet sözleşmesinden dolayı sorumluluğunun devam edip etmediği hususu olduğu, taraflar arasındaki kefalet sözleşmesinin Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun yürürlükte olduğu dönemde gerçekleştiği, ancak 01/07/2012 tarihinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği, TBK 'nun uygulama şekli hakkındaki 6101 sayılı Kanunun 1. maddesinin son cümlesinde "... Ancak TBK'nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiili ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt sona erme ve tasfiye TBK'nun hükümlerine tabidir." denildiği, bu durumda somut olayda borcun sona ermesi ile ilgili olarak 6098 sayılı TBK'nun hükümlerinin uygulanması gerektiğinin açık olduğu, TBK 'nun 598/4 maddesinde " Kefalet 10 yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil ancak 10 yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir." şeklinde düzenleme yapıldığı, davacının müteselsil kefil olduğu sözleşmenin 04/12/2007 olduğu TBK'nun 598/3 maddesi uyarınca sözleşmenin kurulduğu tarihten 10 yıl sonraki tarih olan 04/12/2017 tarihinde kefaletin sona ereceğini kabul edeceğinin gerektiği, davalı banka tarafından hesap kat ihtarının 12/06/2019 tarihinde tanzim edildiği ve icra takibinin 21/10/2019 tarihinde başlatıldığı hususları dikkate alındığında icra takip tarihi itibari ile davacının kefaletten kaynaklanan sorumluluğunun sona erdiği, kanunda belirtilen sürenin hak düşürücü süre olduğu dikkate alınarak her ne kadar davalı ve davacı belirtilen süreyi zamanaşımı süresi olarak nitelendirmiş iseler de hukuki tasnif hakime ait olduğundan kanunda belirtilen 10 yıllık sürenin hak düşürücü süre olması nedeniyle yukarıda da belirtildiği üzere icra takibine dayanak yapılan kredi sözleşmesinden dolayı davalının kefaletten doğan sorumluluğunun sona erdiği, davacı taraf her ne kadar kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuş ise de davalı bankanın takip başlatmakta kötü niyetli bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının İzmir 12. İcra Müdürlüğü'nün 2019/13694 esas sayılı dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, şartları oluşmadığından davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, kefalet süresinin dolduğu ve yönündeki yerel mahkeme kararının hatalı olduğunu, davalı borçlunun kefaletinin hem eski 818 sayılı BK yönünden hem de 6098 sayılı TBK yönünden geçerli olup kefalet süresinin dolmadığını, henüz dolmamış olan kefalet süresinin Türk Borçlar Kanununda öngörülen 10 yıllık süreden az olmaması nedeniyle de 10 yıllık sürenin 5.maddede belirtildiği üzere Türk Borçlar Kanununun yürürlük tarihinden başlayacağını, dolayısı ile kefalet sözleşmesinin süresinin 01.07.2022 tarihinde sona ereceğini, davalının sunduğu mahkeme kararının istinaf incelemesinde olduğunu, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/181 E. - 2020/731 K. sayılı dosyasında davalı banka ile dava-dışı Servet Şener arasında görülen itirazın iptali davasında da mahkemece hatalı değerlendirme yapılarak kanuna açıkça aykırı şekilde 10 yıllık sürenin sözleşme tarihinden başlatıldığını, kararın bu hali ile açıkça hak kaybına yol açtığını, kanunun amacı ile uygun düşmediğini, davacının kefalet süresine ilişkin yorumunun kanunların geçmişe yürümezliği ilkesi ile bağdaşmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava, menfi tesbit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne, şartları oluşmadığından davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Somut olayda, davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... Şti. arasında 04.12.2007 tarihli Genel Kredi Sözleşmesini davalının müteselsil borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalanmış ve alacağın tahsili amacıyla İzmir 2. İcra Müdürlüğünün 2019/13694 E. sayılı dosyası ile davalı borçlu aleyhine takibe başlanmış ise de, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1. maddesine uyarınca somut olayda uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 598. maddesi uyarınca 10 yıllık kefalet süresinin dolduğu, kefaletin uzatıldığına veya yeni bir kefalet verildiğine dair herhangi bir delilin de dosyaya sunulmadığı, bu itibarla kefalet tarihi olan 04.12.2017 tarihi ile icra takip tarihi arasındaki süre dikkate alındığında, yasada belirtilen 10 yıllık sürenin dolması nedeniyle kefaletin kendiliğinden ortadan kalktığı, bu şekilde davalının kefaletten kaynaklı sorumluluğunun kalmadığı değerlendirilmiştir. Bu nedenle davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 1.040,99 TL'den peşin alınan 265,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 775,29 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 03/10/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2020/181, K. 2020/731, T. 04.12.2017, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2020-181-e-2020-731-k-10071fde0f60