Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi 2020/1406 E. 2024/826 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2020/1406
- Karar No
- 2024/826
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2020/1406 - 2024/826 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (E S A S I İ N C E L E M E D E N K A R A R I N K A L D I R I L M A S I)
ESAS NO : 2020/1406 KARAR NO : 2024/826
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 27.02.2020 ESAS-KARAR NUMARASI : 2018/802 E., 2020/137 K. DAVACI : VEKİLİ : DAVALI :
Davacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ : İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ : Davacı vekili, dava dışı ... A.Ş.'nin elektrik enerjisi üreten bir şirket olduğunu ve İzmir İli, Bergama İlçesinde bulunan bir rüzgar enerji şantiyesi bulunduğunu, bu şantiyenin davalı ... Güvenlik Hizmetleri A.Ş. tarafından korunduğunu, mezkur şantiyede 29.03.2017 tarihinde hırsızlık olayı meydana geldiğini, olay sonrası sahada yapılan kontrollerde şalt sahasının güneybatısına gelen hırsızların panel çitlerin direklere bağlandığı noktalardaki kelepçeleri kırarak içeriye girdiklerinin ve 1x35, 1x50 ve 1x120 mm örgülü bakırdan imal edilmiş topraklama kablolarını ve 1x240 kesitli NYY kablolardan, toplam 11 makarayı çaldıklarının tespit edildiğini, dava dışı şirketin inşaat all risk sigorta poliçesi kapsamında sigortalı olduğunu, 29.03.2017 tarihinde meydana gelen hırsızlık olayı sonrasında oluşan hasara ilişkin olarak müvekkili sigorta şirketince hasar dosyası açıldığını, dava dışı şirkete, oluşan hırsızlık hasarına ilişkin olarak 4,864,50 Euro ödendiğini, davalı güvenlik şirketi çalışanlarının sorumluluklarını layığı ile yerine getirmediğini ve meydana gelen hırsızlık olayından davalının sorumlu olduğunu, bu sebeple de Ankara 11. İcra Müdürlüğü'nün 2018/5105 sayılı takip dosyası ile davalı borçlu hakkında ilamsız icra takibi yapıldığını, meydana gelen zararın davalı güvenlik şirketinin güvenlik zafiyeti sebebi ile gerçekleşmiş olduğunu beyan ederek davalı tarafça haksız olarak yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, müvekkili şirket ile dava dışı sigortalı ... A.Ş, arasında özel güvenlik hizmet sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirketin özel güvenlik hizmeti sunuyor olmasının, hizmet verdiği mahalde meydana gelen her türlü zarardan sorumlu olacağı anlamına gelmediğini, sorumluluğunun yalnızca özel güvenlik sözleşmesinde ve görev yeri özel talimatında belirlenen esaslarla sınırlı olduğunu, hırsızlık olayının meydana geldiği iddia edilen şalt sahasının müvekkili şirketin görev alanında olmadığını, salt sahasında yüksek voltajlı elektrik olması nedeniyle güvenlik görevlilerinin sahaya girmesinin mümkün olmadığını, dava dışı ... firmasının santralin şalt sahasını yapan firma olduğunu ve olayın meydana geldiği sahada kendi bekçisi bulunduğunu, imzalanan sözleşme gereğince müvekkil şirketin görev alanı dışında meydana gelen olayda herhangi bir kusuru bulunmadığını, taraflarca söz konusu şantiyede istihdam edilecek özel güvenlik görevlisi sayısı ve kullanılacak ekipmanın sigortalı şirketin inisiyatifiyle belirlendiğini ve toplam 6 personel ile güvenlik hizmeti verilmesinin kararlaştırıldığını, dava dışı sigortalı şirketin, basiretli bir tacir gibi hareket edip yeterli güvenlik kamerası sistemini oluşturmadığını, olayın oluşumunda tüm sorumluluğun dava dışı ... A.Ş.'ye ait olduğunu, hırsızlık iddiasına konu 7 ton kablonun insan gücü ile çıkartılmasının hayatın olağan akışına aykırı bulunduğunu, malzemelerin ya şantiyeye hiç gelmemiş ya da gelmiş ve çalışılırken işi bitti denilerek sahadan çıkartılmış olabileceğini, davacı taraf olayı hırsızlık olarak ifade etse de hırsızların olay yerine girdiklerine dair somut bir delil bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ : İlk derece mahkemesince "...Davalı ile dava dışı sigortalı ... A.Ş. arasında özel güvenlik hizmet sözleşmesi akdedildiği, hırsızlık yapıldığı belirtilen alanda davalının güvenlik hizmeti verdiğinin tespit edildiği, davacı şirketi tarafından dava dışı sigortalı ... A.Ş.'ye işyerinde hırsızlık meydana geldiğinden bahisle oluşan hasardan dolayı ödemede bulunulduğu, zarardan sigortalı ile arasında bulunan sözleşme gereği davalının sorumlu olduğu belirtilerek halefiyet ilkesinden kaynaklı olarak davacı tarafından icra takibine girişildiği, icra takibine yapılan itiraz sonrası iş bu davanın açıldığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut hadisenin hırsızlık nedeniyle meydana gelip gelmediği, gelmiş ise oluşan zararın miktarı noktasında olduğu, mahkememizce istenilen savcılık dosyası incelendiğinde somut hadise nedeniyle yürütülen soruşturmada daimi arama kararının bulunduğu, salt müşteki beyanı dışında somut hadisenin hırsızlık nedeniyle gerçekleştiğine yönelik dosya kapsamında başkaca yeterli, elverişli ve somut bilgi-belge bulunmadığı gibi ne miktar malzemenin çalındığı konusunda da yeterli tespit bulunmadığı, dava dilekçesinde çalındığı belirtilen yaklaşık 7 ton kablonun araç kullanılmadan taşınamayacak durumda olması dikkate alındığında buna yönelik dosyada bir bilgi belge de olmadığı, ekspertiz raporunun bu yönüyle tahmine dayalı olarak çalındığı belirtilen ürünlerin işyeri sahası dışındaki bir araca yüklenmiş olabileceğinden hareketle düzenlendiği, bu sebeplerle mahkememizce alınan bilirkişi raporuna itibar olunmadığı, hal böyleyken somut hadisenin salt hırsızlık nedeniyle gerçekleştiği tespit olunamadığından davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın yerinde olduğu, davacının halefiyet ilkesinden kaynaklı sigortalısına ödediği tazminatın davalıdan rücuen tahsil edilemeyeceği, cevap dilekçesinde davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinde bulunmadığından İİK md. 67/2 gereği bu konuda olumlu/olumsuz hüküm kurulamayacağı, bu sebeplerle davanın reddine..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : İstinaf yasa yoluna başvuran davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Yerel mahkemenin gerekçeli kararı, açık ve net olmadığı gibi davanın hangi sebeple, hangi hukuki temelle reddedildiğinin izah edilmediğini; davada iki ayrı bilirkişi raporu ve soruşturma dosyası ile ekspertiz raporu bulunmasına ve iddianın ispat edilmiş olmasına rağmen davanın neden reddedildiğinin anlaşılamadığını, yorum sonucunda mahkemenin ret sebebinin davaya konu hırsızlık olayının oluş bakımından gerçekleşmesine ihtimal vermemesi olduğunu ve böylelikle hakimin hukuk kuralları, deliller ve temel ilkeler çerçevesinde değil, şahsi görüş ve kanaati ile sonuca ulaştığı izlenimine varıldığını, savcılık tarafından hırsızlık suçunun oluşmadığı kanaatinde olunsaydı takipsizlik kararı verileceğini, ancak suçun oluştuğuna kanaat getirildiğinden ve fakat sanıkların henüz tespit edilememesinden dosyanın daimi arama kaydı ile devam ettiğini, mahkemenin varsayımla hareket ettiğini; Sözleşmenin eki olan "İşin Kapsamını Gösterir Görev Yeri Özel Talimatı" başlıklı evrakta, görev yerinin kısıtlanması ve daraltılması söz konusu olmamakla beraber, bu talimat evrakının tanzim ve imzası ile dava dışı sigortalının hizmet alacağı saha içinde yeterli ve gerekli saha risk analizi yapılabilmesi için ... A.Ş.'ye izin verildiğinin anlaşıldığını, bu aşamada, davalının hem sorumluluk sahasının hırsızlık yapılan alanı kapsamadığı hem de sorumluluk sahasının yeterli kamera vb. ekipmanla donatılmadığı iddiasının çürüdüğünü, bilirkişi raporunda dahi davalının iddia ettiğinin aksine "şalt sahasına girilmesinin dahi yasak olduğu"na dair bir bilgi veya evrakın dava dosyasında ve güvenlik sözleşmesinde bulunmadığının tespit edildiğini; Davalı güvenlik şirketinin, hırsızlığa konu malların çalınmadığını, ya şantiyeye hiç getirilmemiş olabileceğini ya da işi bitti denilerek şantiye alanı dışına çıkarıldığına değindiğini, bu aşamada, sorumluluğu kabul etmemek için sorumlu tayin etmek çabasında olan davalının faturası bulunan, tarlalara atılmış boş makaralarda barkodu ve ismi bulunan kabloların alınmadığını ya da bitince boş makaranın saha dışına atılmış olabileceğini dilekçesine yazabildiğini, boş makaralar dahi maddi değere sahip olmakla beraber müvekkillinin sigortalısının bu gibi bir yola başvurduğunu dilekçesine aktaran davacının, kanaatinde samimi ise dava dışı sigortalıyı ilgili suç nedeniyle mercilere şikayet etmiş olmasının bekleneceğini; Son olarak, davalının iddiası olan "hırsızlık yapılmadığı, yapıldıysa da somut bir delil bulunmadığı" beyanlarını mesnetsiz bulduklarını, çünkü konu hakkında güvenlik güçlerinin, savcılığın suça ilişkin başlattığı ve yürüttüğü bir soruşturma dosyasının olduğunu, faillerinin kim olduğunun tespit edilememesinin, suçun işlenmediğini göstermeyeceğini beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE : Dava, TTK m 1472 uyarınca, inşaat all risk sigorta poliçesi kapsamında sigortalıya yapılan ödemenin, olay nedeni ile kusurlu/sorumlu olduğu belirtilen davalıdan rücuen tahsili için yapılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. HMK'nın 266/1. maddesi "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir" hükmünü içermektedir. HMK'nın 281 ve 282. madde hükümlerinde de hakimin bilirkişi raporunu diğer delillerle birlikte serbestçe takdir edeceği, ancak bilirkişi raporunu yeteri derecede kanaat verici bulmazsa veya daha önce alınan bilirkişi raporları ile aralarında çelişki bulunması halinde çelişkinin giderilmesi bakımından aynı bilirkişiden ek rapor ya da sözlü açıklama isteyebileceği gibi, çelişkinin giderilmesi bakımından yeni bir bilirkişiden de rapor alabileceği öngörülmüştür. Yukarıda belirtildiği üzere mahkemenin HMK’nun 266. maddesi kapsamında bir hususun çözümünün özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği gerekçesiyle bilirkişiye başvurulduktan sonra hakimin bilirkişi tarafından yer verilen özel ve teknik bilgileri yok sayarak ve kendisini bilirkişi yerine koyarak bilirkişi tarafından yapılan tespit ve değerlendirmeleri yerinde görmeyerek bir sonuca gitmesi hukuka uygun değildir. Diğer taraftan, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 22/17 m. son cümle hükmü uyarınca ekspertiz raporu delil niteliğindedir. Raporda teknik değerlendirmeler de yer almaktadır. Bu itibarla, mahkemece hasar dosyası, içerisinde mevcut ekspertiz raporu, soruşturma evrakı içeriğindeki bütün delil, belge ve ifadeler, kamera kayıtları da dikkate alınarak ibraz edilen diğer bütün delil ve belgeler değerlendirilmek suretiyle rizikonun doğumunda davalı ya da sigortalının kusurlu olup olmadığı, varsa kusur oranları, buna göre davacı tarafça rücu edilebilir bir tazminat varsa miktarının saptanması bakımından üç kişilik bir bilirkişi heyetinden gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile anılan şekilde karar verilmesi doğru olmamış, HMK m. 353/1,a.6 gereğince kararın kaldırılması gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile: Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/802 E., 2020/137 K. sayılı dava dosyasında verdiği 27.02.2020 tarihli kararın, ESASI İNCELENMEDEN KALDIRILMASINA ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE. 2-Peşin alınan istinaf karar harcının istek halinde iadesine. 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından hükümle birlikte değerlendirilmesine. 4-HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına. 29.05.2024 tarihinde, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 353/1,a ve 362/1,g gereğince KESİN olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi. GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 31.05.2024
Başkan Üye Üye Katip