Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2020/1029 E. 2018/1104 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2020/1029
- Karar No
- 2018/1104
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2022/453 KARAR NO: 2024/2285 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 21/12/2021 NUMARASI: 2017/360 Esas - 2021/984 Karar DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 26/12/2024 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; 14.06.2016 tarihinde, sürücü ...'ın, sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobili ile Uşak ili istikametinden Afyonkarahisar ili istikametine seyri sırasında kendi beyanına göre aracın koridor düğmesini kapatmak istediği esnada aracının direksiyon hakimiyetini kaybederek önce kendi gidişine göre yolun sol tarafında bulunan orta refuje aracının sol lastikleriyle girip tekrar direksiyonu sağa çevirip kendi gidişine göre yakın sağ tarafında bulunan toprak alana çarpıp takla atması neticesinde yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkili ...'ın, ... plaka sayılı otomobil içerisinde yolcu konumunda olduğunu, söz konusu kaza dolayısıyla yaralandığını, oluşan maddi zararın davalı ... Sigorta A.Ş.'ye 25.01.2017 tarihinde yazılı başvuruda bulunulduğunu, söz konusu kaza 14.06.2016 tarihinde gerçekleşmiş olduğundan müvekkilinin maluliyetine ilişkin Engelli Sağlık Kurulu Raporu'nun temin edilebilmesi için gerekli olan bir yıllık süre 14.06.2017 tarihinde dolacağını, davacıya ödenmesi gereken iş gücü kaybından doğan 3.200,00 TL daimi maluliyet (sakatlık) ve 100,00 TL geçici iş göremezlik olmak üzere toplam 3.300,00 TL tazminatının davalı sigorta şirketine başvuru tarihi olan 25.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazaya karışan ... plakalı aracın, müvekkili ... Sigorta A.Ş. nezdinde vadeli Zorunlu Trafik Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, davacı tarafın tüm delilerinin tebliğ edilmesini ve bu delillere karşı beyan ve savunma yapma hakkının saklı tutulduğunu, davacı tarafın 14.06.2016 tarihinde, yolcu konumda olduğu ve müvekkili şirkete sigortalı ... Plaka sayılı araç ile karıştığı trafik kazası neticesinde kusursuz malul olduğu iddiasıyla geçici ve sürekli işgörmezlik tazminatı talep ettiğini, geçici işgöremezlik tazminatı taleplerinin poliçe teminatına dahil olmadığını, davacının tedavi masrafları ve sürekli sakatlık taleplerinin poliçe teminatı dahilinde değerlendirilebilecek olup, söz konusu taleplerinin makbul ve muteber belgelere dayanması gerekli olduğu gibi bu hususun miktar ve kusur yönünden yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonunda tespit edilmesi gerekli olduğunu, öncelikle kazanın meydana geldiği tarih itibariyle davacı taleplerinin zamanaşımına uğramış olduğunun kabulü ile huzurdaki davanın zaman aşımından reddine, aksi halde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulüne, 7.805,94 TL geçici iş göremezlik, 112.430,77 TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam 120.236,71 TL tazminatın temerrüt tarihi olan 07/02/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı dava açılmadan önce usuli işlemler gereği müvekkili şirkete başvurunun eksik evrak ile yapıldığıdan kendisinden eksik evrakların temini talep edilmiş ise de bu taleplerine dönüş yapılmayarak, dava açma yoluna gittiğini, davacı müvekkili şikete başvuru yaparken sağlık kurulu raporu sunmadığını, gereken belgeler sunulmadığından müvekkili sigorta şirketine başvurusunu usuli olarak tamamlamayan davacının başvurusunun başvuru şartı eksikliği nedeniyle usulden reddi gerekirken hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davanın usulden reddini talep ettiklerini, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezin’den yapılan kontrollerde aracın satış zeyilinin 10.06.2016 tarihinde tanzim edildiğini, söz konusu başvuruyu ilişkilendiren poliçe açısından müvekkili şirketçe poliçeli aracın satışının daha önce de yapılmış ve gizlenmiş olabileceğini, İlk derece mahkemesince bu konuda herhangi bir araştırma yapılmadığını, davacı tarafından müvekkili şirkete yapılan başvuruların da söz konusu araç iki kez satış gördüğünden dolayı reddedildiğinin belirtildiğini, müvekkil şirketçe sigortalı aracın zeyilnamesinin başlama tarihi 14.06.2016 ancak tanzim tarihinin 10.06.2016 olduğunu, 2918 sayılı KTK'nın 94. maddesine göre fesih halinde sorumluluğun sınırlı olduğunu, taraflar arasında bir zeyil işleminin de başlatıldığını, dava konusu aracın müvekkili sigorta şirketi nezdinde kaza tarihini kapsayan poliçesinin bulunmaması nedeniyle müvekkili şirket açısından husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davacının talebine ve hükme konu olan tedavi giderleri, geçici iş görmezlik tazminatı trafik sigortası Genel Şartları A.5.b maddesi gereği, sağlık gideri teminatı kapsamında olduğunu ve sağlık gideri teminatının ise SGK’nın sorumluluğunda bulunduğunu, bilirkişi raporunda hatalı hesaplama yöntemi kullanıldığını, aktüer hesaplamasında %1,8 teknik faiz yöntemi uygulanmaması sebebiyle mahkemeden kararın bozulmasını ve Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararından önceki şartlara göre tazminat hesaplaması yaptırılmasını talep ettiklerini, ıslaha konu edilen rakam için ancak ıslah tarihinden itibaren yasal faiz isteyebileceğini belirterek istinaf talep etmiştir. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından,14.06.2016 tarihinde saat 06:00 sularında ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile Uşak istikametinden Afyonkarahisar istikametine seyri sırasında kendi beyanına göre klima düğmesini kapatmak için müdahalede bulunduğu sırada direksiyon hakimiyetini kaybederek önce orta refüje sol ön lastikleriyle ardından taşıt yolu üzerinde aracını tutma becerisi gösteremeyerek istikametine göre sağ taraftan yoldan çıkarak devrilmesi ile sonuçlanan tek taraflı, yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, araçta yolcu olan davacının yaralandığı anlaşılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesinde yapılan yasal değişiklikle birlikte, artık mahkemeye dava açılmadan önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı olarak başvuru yapılması zorunlu hale getirilmiştir. KTK'nın 97. maddesi ile getirilen bu başvuru koşulu HMK’nın “dava şartlarını” düzenleyen 114/2. maddesinde yer alan "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." hükmü kapsamında özel bir dava şartıdır. Somut uyuşmazlıkta davacı tarafça 25/01/2017 tarihli evrak kabul kaşesine göre yazılı olarak davalı sigorta şirketine müracaat edildiği anlaşıldığından, eksik olduğu belirtilen yönetmelikteki kriterleri sağlayan maluliyet oranını gösterir sağlık kurulu raporunun alınması için geçecek süre nazara alındığında KTK'nın 97. maddesinde öngörülen 15 günlük cevap süresinin makul olmayacak şekilde aşılması sonucu doğacağından başvurunun sonuçsuz kaldığının kabulü gerekir. Bu kapsamda başvuru koşulu yerine getirilmiş olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde değildir. Dosya kapsamından dava dışı ...'ın maliki olduğu ... plaka sayılı aracın davalı Sigorta Şirket nezdinde önceki maliki ... adına 04/01/2016-2017 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ZMMS Poliçesi bulunduğu, dava dışı ...'ın Turgutlu ... Noterliği'nden dava konusu aracı 13/06/2016 tarihinde 12.000,00 TL bedelle dava dışı ...'den satın aldığı trafik kaydına tescil edildiği, dava konusu olayın aracın satışının yapıldığı günden bir gün sonra aracı satın alanının kullanımında iken gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası işleteni değil, aracı takip eder. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 94. maddesinde, sigortalı aracı işletenlerin değişmesi halinde, devreden kişinin 15 gün içinde sigortacıya durumu bildirmek zorunda olduğu, sigortacının sigorta sözleşmesini durumun kendisine tebliği tarihi itibariyle 15 gün içinde feshedebileceği, sigortanın fesih tarihinden 15 gün sonrasına kadar geçerli olacağı düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı Kanun'un 95. maddesinde ise, sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hallerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği, ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurulabileceği hükümlerine yer verilmiştir. Bu bakımdan olay tarihini kapsayan ZMSS poliçesinin varlığı halinde KTK'nun 95/2. maddesi gereğince sigortacının tazminat yükümlülüğünün azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin poliçenin iptal edildiği, geçersiz olduğu bu nedenle sorumluluğunun bulunmadığı gibi haller sigortacı tarafından 3. kişilere karşı ileri sürülemeyeceğinden, sigortacı zarar görene ödeme yapmak zorunda olacaktır. Karayolları Motorlu Araçlar ZMSS Genel Şartları C.4 maddesinde ise; "sigorta sözleşmesi, sözleşmeye taraf olan araç işletenini takip eder. İşleten, sahip olduğu yeni araca ilişkin bilgileri sigortacıya bildirir. Araç grubunda herhangi bir değişiklik meydana gelmesi halinde, C.3 maddesi hükümleri kıyasen uygulanır. Ancak, sözleşme süresi içinde işletenin değişmesi halinde sigorta sözleşmesi, işletenin değiştiği tarihten itibaren 10 gün süresince herhangi bir işleme gerek kalmaksızın ve prim ödenmeksizin yeni işleten içinde geçerli olur. Araç değişikliği nedeniyle yeni bir sigorta yaptırılması durumunda, sigortacının işletenin değiştiği tarihe kadar hak kazandığı prim gün esasına göre tespit edilir ve fazlası sigorta ettirene geri verilir" hükmü düzenlenmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 94. maddesinin 3. fıkrasındaki "Sigortacı, sigorta sözleşmesini durumun kendisine tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde feshedebilir” düzenlemesi ile 4. fıkrasındaki “Sigorta, fesih tarihinden onbeş gün sonrasına kadar geçerlidir” düzenlemesi, Anayasa Mahkemesinin 23.01.2024 tarih, 2023/130 Esas ve 2024/17 Karar sayılı kararıyla Anayasaya aykırı olduğundan iptallerine ve iptal hükümlerinin kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından (05.03.2024) başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine (05.12.2024) karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmi Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usuli müktesep hakkın istisnası olduğu ve uyuşmazlığa dair iptal kararının diğer mahkemelerde derdest olan davalar bakımından da uygulanması gerektiği anlaşıldığından Anayasa Mahkemesinin 23.01.2024 tarih, 2023/130 Esas ve 2024/17 Karar sayılı iptal kararının Dairemiz içinde bağlayıcı olduğunun, somut norm denetimi içerdiğinden istinaf aşamasında bulunan ve henüz kesinleşmeyen eldeki uyuşmazlık bakımından da uygulanması gerektiğinin kabulü gerekir. (Yargıtay HGK'nun 16.05.2018 tarih, 2017/20-1121 E. ve 2018/1104 K. sayılı kararı, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 24.06.2020 tarih, 2020/1029 E. ve 2020/6255 K. sayılı kararı). Anayasa Mahkemesinin 23.01.2024 tarih, 2023/130 Esas ve 2024/17 Karar sayılı iptal kararı gerekçesinde "iptal edilen fıkraların, sigortalının, aracı devrettiğini sigorta şirketine bildirmesi durumunda sigortacıya takdir yetkisi tanınmasının belirsizlik oluşturması ve belirli bir süre aralarındaki sözleşmenin hüküm ve sonuç doğuracağının kabul edilmesinin Anayasa’nın 48. maddesinde güvence altına alınan sözleşme özgürlüğünü sınırlandırdığı" belirtilmiştir. Öte yandan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 94. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "Sigortalı aracı işletenlerin değişmesi halinde, devreden kişi 15 gün içinde sigortacıya durumu bildirmek zorundadır" hükmü iptal kararı dışında tutulduğundan halen yürürlükte olup taraflar için bağlayıcıdır. Bu nedenle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 94/2. maddesi gereğince aracını devreden sigortalının, aracı devrettiğini sigortacıya bildirme yükümlülüğü devam etmektedir. TTK'nın 1484/2.maddesinde sigortacının zarar görenle ilişkide ifa yükümlülüğünün belirlenmesi bakımından "Sigorta ilişkisinin sona ermesi, zarar görene karşı ancak, sigortacının sözleşmenin sona erdiğini veya ereceğini yetkili mercilere bildirmesinden bir ay sonra hüküm doğurur." düzenlemesine yer verilmiştir. Anayasa Mahkemesi kararı ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 94. maddesinin 3. ve 4. fıkraları iptal edilmiş ise de sigorta şirketinin TTK'nın 1484/2.maddesinden doğan ifa sorumluluğu devam etmektedir. Somut olayda, dava dışı ...'ın maliki olduğu ... plaka sayılı aracın davalı Sigorta Şirket nezdinde önceki maliki ... adına 04/01/2016-2017 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ZMMS Poliçesi bulunduğu, dava dışı ...'ın Turgutlu ... Noterliğinden dava konusu aracı 13/06/2016 tarihinde 12.000,00 TL bedelle dava dışı ...'den satın aldığı, trafik kaydına tescil edildiği, dava konusu olayın aracın satışının yapıldığı günden bir gün sonra aracı satın alanın kullanımında iken meydana gelmiş olması nedeniyle TTK'nın 1484/2 maddesinde öngörülen fesihten sonraki sorumluluk süresi henüz dolmadan tazminata konu trafik kazası gerçekleştiği anlaşıldığından davalı sigorta şirketinin sorumluluğu devam edeceğinden bu yöne ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi genel şartlar değişikliğinden önce ve halen yürürlükte bulunan KTK'nın 98.maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 27/03/2014 tarih, 2013/ 4616 E. ve 2014/4465 K. sayılı kararında; "2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesi kapsamında kalan tedavi giderlerinden Sosyal Güvenlik Kurumu, yasa kapsamı dışında kalan bakıcı veya tedaviye bağlı sair giderlerden varsa trafik şirketi yoksa Güvence Hesabı ve her iki halde de diğer haksız fiil sorumlularının (işleten ve sürücü gibi) sorumlulukları devam edecektir" yönünde; 14.10.2014 tarih, 2014/ 16455 E. ve 2014/13330 K. sayılı kararında ise "Geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez" yönünde karar vermiştir. Bu nedenle davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/5305 E. ve 2021/7685 K. sayılı kararı).Dosya kapsamından hükme esas alınan 05/10/2021 tarihli 2. ek aktüerya raporunun istinaf talep eden davalı vekiline 10/10/2021 tarihinde HMK 281. maddesi gereğince ihtarat içeren tebligat ile tebliğ edildiği halde davalı vekilinin süresi içerisinde rapora itiraz etmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde aktüerya raporunda ki hesaplama bakımından davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden aktüerya raporunda ki hesaplamaya ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. KTK'nın 99.maddesine göre, ZMSS Genel Şartları ile belirlenen belgeler ile birlikte sigorta kuruluşuna başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Islah edilen kısım içinde temerrüt tarihi aynı tarih olacağından ıslah edilen kısma ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanması gerektiği yönündeki istinafın reddi gerekmiştir. Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 8.213,37 TL harçtan peşin alınan 2.053,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.159,82 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.26/12/2024