Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/961 E. 2020/877 K. – Menfi Tespit

Konu: Menfi Tespit

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/961
Karar No
2020/877
Karar Tarihi
Konu
Menfi Tespit

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/530 KARAR NO: 2024/255 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 15/12/2020 NUMARASI: 2019/961 E. - 2020/877 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, faaliyet konusu kapsamında davalı şirketle ticari ilişkide bulunduğunu ve borçlarını bugüne kadar düzenli olarak ödediğini, müvekkilinin davalı şirketten 3.164,15 TL alacağı olduğu halde karşı tarafça müvekkili şirketin 236.588,52 TL borçlu olduğunun bildirildiğini, bahse konu 236.588,52 TL tutarındaki malların müvekkili şirkete teslim edilmediğini, müvekkili şirketin malların teslim edileceği düşüncesiyle, davalı şirket tarafından gönderilen faturalara itiraz etmeyerek defterlerine işlediğini, ancak malların teslim edilmemesi üzerine emtiaların bedellerini ödemiş gibi gösterip cari hesaptan düşmek zorunda kaldığını ileri sürerek, davalı tarafça başlatılacak olan icra takibinin teminatsız bir şekilde, bu mümkün olmazsa bir teminat karşılığında dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren durdurulmasına, neticeye göre iptaline, davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takip başlatılması halinde davalı aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili şirketin, gıda ve temizlik ürünleri sektöründe satış, dağıtım ve pazarlama faaliyetleriyle iştigal etmekte olduğunu, davacı ile müvekkili arasında ticari ilişki başladığını, davacı tarafça hangi fatura konusu malın kendilerine teslim edilmediğinin net olarak ifade edilmediğini, yine davacı tarafça uyuşmazlık konusu malların teslim edilmediğine ilişkin sevk irsaliyeleri denilmiş olmasına rağmen hangi irsaliyelerin kastedildiğinin belirtilmediğini, davacının, malların kendilerine teslim edileceği düşüncesiyle faturalara itiraz etmeyerek kendi ticari defterlerine işlediğini beyan ve kabul ettiğini, TTK'nın 18/2. maddesi kapsamında tacir vasfında olan davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığının açık olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi halinde faturaların kayıtlara alınmak suretiyle KDV’lerinin indirim konusu yapılması sebebiyle bu tutar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekiğini, davacı şirket yetkilisinin de şüpheli sıfatıyla ve diğer şüphelilerle birlikte suça iştiraki isnadıyla ... isimli satış yetkilisinin müvekkili şirketin emniyetini suiistimal etmesinden dolayı savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu savunarak, davanın reddi ile davacı tarafın kötüniyetli olması sebebiyle tazminat ödemeye mahkum edilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; " ... Davacı iddia ve delilleri, davalı savunma ve delilleri ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, açılan davanın taraf ticari defterlerinde kayıtlı faturalar nedeni ile davacı tarafın davalı tarafa borçlu olup olmadığının tespitine ilişkin olduğu, bozma öncesi alınan bilirkişi raporu ile faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde de kayıtlı olduğunun tespit edildiği, bu halde davacı tarafın borcun bulunmadığını aynı kuvvette yazılı delil ile ispat etmesi gerektiği, ispat yükünün davacı tarafta olduğu, ne var ki buna ilişkin bir delilin sunulmadığı, bozma ilamında belirtilen Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/20293 Soruşturma sayılı dosyasının incelenmesinde ise, davalı ve dava dışı ... Ticaret A.Ş'nin müşteki olduğu, şüphelilerin dava dışı ... Ticaret A.Ş.'nin, davanın ve davalının çalışanları olduğu, görevi kötüye kullanma ve nitelikli dolandırıcılık suçları nedeni ile şikayette bulunulduğu ve soruşturmanın yakalama kararı ile devam ettiği, ilgili soruşturma dosyasının davalı tarafın delilleri arasında yer aldığı, davacı tarafın delilleri arasında gösterilmediği, soruşturma dosyasında verilecek kararın iş bu dosyada verilecek olan karara etki etmeyeceği, tüm bu nedenlerle açılan davanın reddine karar vermek gerektiği kanaati ile aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. ... " gerekçesiyle, açılan davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının malların teslim edilmediğini usulüne uygun yazılı delillerle (sevk irsaliyeleriyle) ispat ettiğini, her türlü gıda ve ihtiyaç maddesinin toptan ve perakende alım-satımıyla iştigal etmekte olan müvekkilinin faaliyet konusu kapsamında, davalı şirketle yıllarca ticari alım-satımda bulunduğunu, bugüne kadar borçlarını düzenli olarak ödediğini, uyuşmazlığın 28.01.2017 tarih... sayı ve 96.439,04-TL bedelli, 28.02.2017 tarih... sayı ve 20.135,24-TL bedelli, 28.02.2017 tarih ... sayı ve 5.633,98-TL bedelli, 28.02.2017 tarih ... sayı ve 43.286,29-TL bedelli, 28.02.2017 tarih ... sayı ve 88,08-TL bedelli, 23.03.2017 tarih ... sayı ve 97.906,61-TL bedelli, 30.03.2017 tarih ... sayı ve 1.215,58-TL bedelli fatura konusu mallardan kaynaklandığını, davacının işbu faturalara, taraflar arasında yıllardır süregelen ve güvene dayalı ticari ilişkinin niteliği gereği, malların teslim edileceği inancıyla itiraz etmeyerek ticari defterlerine işlediğini, ancak davalı şirketle yapılan tüm görüşmelere rağmen malların teslim edilmemesi üzerine, bedellerini ödemiş gibi gösterip cari hesaptan düşmek zorunda kaldığını, fatura konusu mallar gerçekten teslim alınmış ya da teslim edilmiş olsaydı, sevk irsaliyelerinin her iki şirket tarafından kaşe ve/veya imza edilmiş olacağını, davalı tarafça ibraz edilmiş olan sevk irsaliyelerinde ise sadece, müvekkili şirkete aidiyeti hususunda dosyada hiçbir delil bulunmayan, bir kaşenin varlığının ileri sürüldüğünü, ayrıca davalının cevap dilekçesinde malların teslim edildiği ya da alınmadığı hususunda herhangi bir beyanının da bulunmadığını, davalının 05.05.2017-04.07.2017 tarihleri arasında herhangi bir alım-satım olmadığı halde, dosyada mevcut kendi kaşe ve imzalı 05.05.2017 tarihli hesap mutabakatında müvekkilinin 30.04.2017 tarihi itibariyle 15.578,95-TL, 22.05.2017 tarihli mutabakat metninde 236.590,79-TL, davaya dayanak 04.07.2017 tarihli mutabakat metninde ise 236.588,52-TL borcu olduğunu belirttiğini, ilgi tarihli hesap mutabakat metinleri arasındaki bu çelişkinin dahi davalı taraf delillerine itibar edilemeyeceğini açıkça gösterdiğini, uyuşmazlık konusu malların müvekkiline teslim edilmemiş olduğu hususunun Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/20293 soruşturma sayılı dosyasıyla sabit hale geldiğini, davalının cevap dilekçesinde, müvekkili ile birlikte ... isimli çalışanı hakkında suç duyurusunda bulunduklarını belirterek bu dosyaya yer verdiğini, davalı çalışanı ... hakkındaki soruşturmanın Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/20293 sayısıyla yürütüldüğünü, adı geçen kişi dahil toplam 17 gerçek ve tüzel kişi hakkında suç duyurusunda bulunulduğunun öğrenildiğini, söz konusu soruşturma dosyasına ait şikayet dilekçesinin ekte sunulduğunu, şikayet dilekçesinden uyuşmazlık konusu malların müvekkil şirkete fatura edildiği halde davalı şirket çalışanı ... tarafından 3.kişi ya da kuruluşlara satıldığı ancak bedellerinin adı geçen şirket çalışanı tarafından şirket kasasına konulmadığının iddia edildiğini, bu çalışanın belirtilen sebeplerle iş akdine son verildiğini, kendisinden savunma istendiğini, 05.05.2017 tarihli "savunma istem yazısı"nda müvekkili şirket dahil toplam 6 şirkete malların teslim edilmediği, müvekkili şirkete teslim edilmemiş olan malların bedelinin 236.000,00-TL olduğunun belirtildiğini, bu nedenle gerekçede dava dışı ... AŞ'ye yer verilmiş olması ve ilgi soruşturma dosyasının sadece davalı taraf delilleri arasında gösterilmiş, başka bir ifadeyle müvekkili şirket delilleri arasında yer verilmemiş olmasının neticeye nasıl bir etkisi olduğuna bir anlam verilemediğini, tarafların iddialarının gerek kendi gerekse karşı tarafın dayandığı delillerle ispatlamasına yasal bir engel bulunmadığı gibi yargılama sırasında ortaya yeni delillerin çıkması ve esası etkilemesinin de kaçınılmaz olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, İİK'nın 72. maddesi uyarınca icra takibinden önce açılmış bir menfi tespit davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, davalı ile aralarında mal alım satımına ilişkin ticari ilişki bulunduğunu, davalının 236.588,52 TL mal teslimini yapmadığını, ancak faturaları aradaki güven ilişkisine binaen defterlerine kaydettiğini, aslında mal teslimi yapılmadığından davalıya borcu bulunmadığını ileri sürmüş; davalı ise, faturaları defterine kaydeden ve itiraz etmeyen davacının basiretli bir tacir gibi hareket etmediğini, davanın haksız olduğunu savunmuştur. Mahkemece verilen 07.05.2018 tarih ve 2017/646 Esas, 2018/471 Karar sayılı davanın reddi kararının davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 30.10.2019 tarihli, 2018/1315 Esas, 2019/1355 Karar sayılı ilamı ile ilk derece mahkemesince, ceza dosyası açıkça usulüne uygun şekilde bir delil olarak gösterilmiş olduğu halde, bu delilin hiç değerlendirilmemesi, bekletici sorun sayılıp sayılmayacağının tartışılmaması usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek kararın HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, davanın esasına dair istinaf sebepleri incelenmeksizin kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararı sonrasında ilk derece mahkemesine yeniden yapılan yargılama sonucunda; Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/20293 Soruşturma sayılı dosyasında davalı ve dava dışı ... Ticaret AŞ'nin müşteki olduğu, şüphelilerin dava dışı ... Ticaret AŞ'nin çalışanları olduğu, görevi kötüye kullanma ve nitelikli dolandırıcılık suçları nedeni ile şikayette bulunulduğu soruşturmanın yakalama kararı ile devam ettiği, ilgili soruşturma dosyasının davalı tarafın delilleri arasında yer aldığı, davacı tarafın delilleri arasında gösterilmediği, soruşturma dosyasında verilecek kararın iş bu dosyada verilecek olan karara etki etmeyeceği ve davacının iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Ceza mahkemesi kararlarının hukuk davasına etkisi, hukukumuzda TBK'nın 74.maddesinde düzenlenmiş olup hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. TBK'nın 74/1maddesi "Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hakimini bağlamaz'' hükmünü içermektedir. Bu nedenle, ceza mahkemesince verilen beraat kararının, kusurun varlığı ve derecesi, zarar tutarı gibi konularda hukuk hakimini bağlamayacağı açıktır. Yargısal uygulamada; ceza davası açılan hallerde, ceza davasında alınan kusur raporu ile karar verilip, karar kesinleşse dahi, bu raporun hukuk hakimini kusur yönünden bağlamayacağı istikrarla kabul edilmektedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25.02.2004 gün ve 2004/11-115 E.2004/108 K; 12.5.2004 gün ve 2004/4-290 E, 289 K; 14.12.2005 gün ve 2005/10-680 E, 733 K sayılı ilamları). Ancak hemen belirtilmelidir ki hukuk hakiminin yukarıda açıklanan bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle ''fiilin hukuka aykırılığı'' konusu ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (Y.HGK.10.1.975 gün ve 1971/T-406 E. 1975/1 K. sayılı ilamı; Y.HGK.23.1.1985 gün ve 1983/10-372 E.ve 1985/21 K.sayılı ilamları ve yukarıda yer alan ilamları). Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. Yargıtayın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hâkimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. Somut olayda, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/20293 Soruşturma sayılı dosyasında eldeki davanın davalısı olan şirket müşteki konumundadır. Soruşturma dosyasındaki şikayet dilekçesinde, müşteki ... AŞ yani davalı vekili, müvekkilinin kendi çalışanı ve satış yetkilisi olan ...'nun yetkilerini kötüye kullanarak davalının bir kısım müşterilerinin sanki ürün siparişleri varmış gibi sisteme giriş yapılmasını temin ettiğini, organize edilen başka araçlarla sipariş edilmiş gibi gösterilen ürünlerin depo dışına çıkarılmasını sağladığını, müşteriye mal gidiyormuş gibi irsaliye ve fatura düzenlediğini, bunları müşterilere imza ettirdiğini veya kaşe ettirdiğini, ancak malları kendi ortağı olduğu ve sair bilinmeyen firmalara kendi hesabına ve menfaatine teslim ettirdiğini, bu şekilde müvekkili şirketi zarara uğrattığını iddia etmiş, dilekçede tahsilat yapılamayan davalı müşterilerine ve faturalarına yer vermiştir. Bu müşteriler arasında davacı ... Ltd. Ştinin de bulunduğu, davacıya verilen üç adet 23.03.2017 tarih, ..., 30.03.2017 tarih, ..., 30.03.2017 tarih ve ... seri numaralı sevk irsaliyeleri bilgilerine yer verildiği bu irsaliyelerin cevap dilekçesinde, davacı tarafından cevaba cevap dilekçesinde de belirtildiği ve davacı adına davalı yanca düzenlendiği anlaşılmaktadır. Kara tarihinde soruşturmanın henüz sonuçlanmadığı görülmektedir. Somut olayda; soruşturma dosyasında davalı yanca çalışanının hileli işlemleri ile bir kısım müşterilere mal teslimi yapılmadığı ve çalışanın kendi menfaatine kendi şirketine mal teslimi yaptırdığı iddia edilerek şikayetçi olunduğu ve davacı ... Ltd. Şti.adına düzenlenen üç adet 23.03.2017 tarih, ..., 30.03.2017 tarih, ..., 30.03.2017 tarih ve ... seri numaralı sevk irsaliyesi bilgilerine yer verilerek davacıdan tahsilat yapılamadığı belirtildiğine göre, dava konusu sevk irsaliyelerine konu olan ve davacıya teslimi gereken malların, davalı şirket çalışanınca müşterilere teslim edilmeyip çalışanın kendi şirketine teslim ettirdiği mallar olup olmadığının tespiti uyuşmazlığın çözümünde önem arz etmektedir. Bu durumda mahkemece, yukarıda yer verilen bu bilgiler kapsamında ceza soruşturma dosyası ve bu arada dava açılmış ise ceza dava dosyası hakkında TBK'nın 74.maddesi bağlamında ceza yargılamasının bekletici sorun sayılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, davacı vekilinin esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.22.02.2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/961, K. 2020/877, T. 22.02.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-961-e-2020-877-k-6b409f3ac62b