Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2019/745 E. 2022/376 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2019/745
- Karar No
- 2022/376
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/1063 KARAR NO: 2024/1422 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2016/511 KARAR NO: 2021/287 DAVA TARİHİ: 06/05/2016 KARAR TARİHİ: 15/04/2021 DAVA: Tazminat (Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 06/11/2024 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete ait Ardahan İli, Posof İlçesindeki ... Regülatörü ve ... Hidroelektrik Santralleri Projesi kapsamında inşa edilen tesisin davalı sigorta şirketine geniş kapsamlı sigorta poliçesi ile sigortalandığını, söz konusu ... kapsamlı makine kırılması sigortası ile maddi zararların ve kar kaybı zararlarının istisnasız teminat altına alındığını, poliçe metninde istisna edilmeyen tüm hallerden doğabilecek diğer zararların ve bunlara bağlı kar kaybının sigorta edildiğini, sigortalı tesiste 07/05/2014 tarihinde hasar meydana geldiğini, hasarın oluşumunda müvekkili şirketin herhangi bir ihmalinin bulunmadığını, tesisin eski hale getirilmesi için ... Tic. Ltd. Şti. İle ... İnşaat İşleri Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereği tamirat bedeli olarak 1.072.833,65 TL (KDV dahil) ödendiğini, ekspertiz raporundaki tespitlerin hatalı olduğunu, olayın "iletim kanalı ve anroşman çökme" teminatı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, yine enkaz kaldırma masraflarının da teminat kapsamında olduğunu, olay nedeniyle 07/05/2014-25/09/2014 tarihleri arasında 141 gün üretim yapılmadığı için yaklaşık 2.781.895,00 TL kar kaybı meydana geldiğini, poliçede "... Garanti dönemindeki makine kırılması hasarlarından kaynaklanacak kar kaybı özel şartı" ile kar kaybının teminat altına alındığını, hadisenin meydana geliş şekli yönünden de ekspertiz raporunda söylenti niteliğinde duyumlar üzerinden değerlendirme yapıldığını, oysa tesisin 3 günlük periyotlarla kontrol edildiğini, şayet sızıntı olması halinde bunun fark edileceğini, sızıntının varlığından haberdar olunduğu halde tamir edilmemesi gibi bir durum söz konusu olamayacağını gibi bu iddianın hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, ancak davalı sigorta şirketinin ağır kusur gerekçesiyle zararı karşılama yükümlülüğünü yerine getirmekten imtina ettiğini ileri sürerek; HMK'nın 107.maddesi uyarınca maddi zarar ve kar kaybı zararlarına karşılık şimdilik 50.000 TL'nin 22/05/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 13/10/2020 tarihli bedel artırım dilekçesi ile hasar giderim bedeli ve üretim kaybı yönünden talebini toplam 626.836,77 Euro karşılığı (kur 3,3458) 2.097.270,46 TL'ye yükseltmiş ve temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. CEVAP Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirkete ait ... Hes Hidroelektrik Santralinde yer alan "bina, makine, tesisat, demirbaş ve techizat ile inşaatı tamamlanmış su toplama regülatörlerinden (tüm sistemleri ile birlikte su tünelleri, yaklaşım tünelleri, su taşıma boruları, cebri boru, yükleme havuzu, tüm makine ve sistemleri ile birlikte santral binası, şalt sahası) hidroelektrik santrali kuyruksuyu çıkışına kadar olan kısım" müvekkili sigorta şirketine 18/07/2013-2014 tarihleri arasında Munıch Re Kapsamlı Makine Kırılması Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, dava konusu sigortalı tesisin rehinli alacaklı olduğunu, bu nedenle davanın aktif husumet yokluğu nedeni ile reddi gerektiğini ayrıca dava konusu hasar ve tazminat talebi ile ilgili davacı tarafça davadan önce takibe girişildiğini, bu nedenle nedenle derdestlik itirazında bulunduklarını, esas yönünden ise, davacı talebinin poliçe teminat kapsamı dışında kaldığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla dava konusu HES'in bulunduğu saha ve tesiste meydana gelen zararın muafiyet altında kaldığını, bu nedenle dava konusu istemin yerinde olmadığını, herhalükarda davacının kusuru oranında sigorta tazminatından indirim yapılması gerektiğini ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; ''Dava; davalı sigorta şirketine sigortalı olan davacı ait ... inşaat tesisinde meydana gelen hasar nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen iyileştirme gideri (hasar giderim bedeli) ve üretim kaybının davalı sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkindir. Yanlar arasındaki uyuşmazlığın niteliği itibari ile çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden, tarafların iddia ve savunmaları, sunulan deliller ve dosya kapsamı birlikte incelenmek suretiyle davacı isteminin yerinde olup olmadığı, davacının davalıdan alacaklı olup olmadığının ve varsa miktarının tespiti için bilirkişi kurulu raporu alınmasına karar verilmiş, getirtilen-sunulan belgelerle birlikte dosya konusunda uzman bilirkişiler ... , Elektrik Mühendisi ... , İnşaat Mühendisi ... , Sigorta uzmanı ... Makine Mühendisi Prof. Dr. ...'ya tevdi edilmiş, adı geçen bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen 03/10/2018 tarihli bilirkişi ön raporunun, aynı heyetten alınan 01/03/2019 tarihli raporun ve bu kez taraf vekillerinin beyan ve itirazı üzerine aynı heyet ve heyete eklenen Jeoloji Mühendisi ...'dan alınan 29/07/2019 tarihli raporun dosya arasında olduğu görülmüştür. Alınan bilirkişi kurulu kök ve ek raporlarında özetle; davacıya ait ... Regülatörü ve ... HES inşaatında meydana gelen dava konusu hasarın oluşumunda, iletim hattının bulunduğu zeminde yaşanan ... Hareketinin etken olduğu, iletim hattında birbirine eklenen anoların/parçaların zeminde oluşan akma hareketine dayanacak güçte olmadığı, sadece hattın kullanımı esnasında içinden geçecek suyun baskısını kaldırabilecek mukavemette/güçte oldukları, hattın oturduğu zeminde yaşanan bu denli bir akma hareketine dayanmasının beklenemeyeceği gibi iletim hattında işçilik ve uygulama hatasının bulunmadığı; en son alınan 27/09/2019 tarihli ek raporda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, davaya konu hasarın giderimi ve iletim hattının yeniden işler hale gelmesi için davacı tarafından yapılan harcamanın KDV dahil 1.073.333,65 TL olduğu, davacı tarafça iyileştirme kapsamındaki işler düşülmesi sonucu yapılan hesaplamada iyileştirme masrafı / imalatlar toplamının 817.023,86 TL (244.193,87 Euro) olarak hesaplandığı; meydana gelen hasar nedeniyle santralde 141 gün elektrik enerjisi üretilemediği, bundan sigorta poliçesinde belirtilen 45 günlük muafiyet süresinin düşümü sonrası 96 gün için üretim kaybının 543.246,56 Euro olarak hesaplandığı, bu tutardan poliçede muafiyetler kısmında belirtildiği üzere davalı sigorta şirketinin muafiyeti olarak hesaplanan 160.603,56 Euronun düşülmesi gerektiği, bu doğrultuda davacının üretim kaybı yönünden talep edebileceği miktarın 1.280.246,60 TL (382.643 Euro) olduğu bildirilmiştir. En son alınan 27/09/2019 tarihli bilirkişi kurulu ek raporu; daha önce alınan aynı bilirkişi kurulundan alınan raporlarına nazaran daha gerekçeli, denetlenebilir, dosya içeriğine uygun, itirazları cevaplar nitelikte ve uyuşmazlığı çözmeye yeterli görüldüğünden, daha önce alınan raporlara göre daha üstün tutulmak suretiyle mahkememizce de benimsenmiş ve hükme esas alınmıştır. Davalı tarafça, dava konusu sigortalı tesis üzerinde dava dışı 3.kişinin rehin hakkı bulunması nedeniyle davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığı ileri sürülmüş ise de; bilirkişi raporunda da vurgulandığı üzere, rehin hakkı sahibi 3.kişinin davacı tarafça davanın açılmasına ve alacağını talep etmesine kayıtsız şartsız muvafakati bulunduğundan ve bu nedenle davacının dava açmaya hakkı olduğundan, davalının bu konudaki itirazı yerinde görülmemiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, alınan ve benimsenen bilirkişi kurulu kök ve ek raporları, toplanıp değerlendirilen tüm delillere göre; davacı tarafa ait ... Regülatörü ve ... Hidroelektrik Santralinde 07/05/2014 tarihinde iletim hattının bulunduğu zeminde yaşanan akma hareketi nedeniyle tesiste hasar meydana geldiği ve bu tarih itibariyle söz konusu tesisin "Kapsamlı Makine Kırılması Sigorta Poliçesi" ile davalı sigorta şirketine sigortalı olduğu anlaşılmakta olup; taraflar arasındaki uyuşmazlık, yer kayması nedeniyle oluşan ve davacı tarafça talep edilen iyileştirme gideri (hasar giderim bedeli) ile üretim kaybından kaynaklı zararların, taraflar arasında düzenlenmiş sigorta poliçesi kapsamında teminat altına alınıp alınmadığı, diğer bir anlatımla oluşan zararın davalı sigorta şirketinden talep edilip edilmeyeceği noktalarında toplanmaktadır. Alınan ve benimsenen bilirkişi rapor ve ek raporuna göre; somut olaydaki hasarın zeminde oluşan akma harekinden kaynaklandığı ve hasarın oluşmasında herhangi bir işçilik ve uygulama hatasının bulunmadığı sabit olup; hasar nedeniyle 817.023,86 TL iyileştirme gideri ve 45 günlük muafiyet süresi düşüldükten sonra 1.280.246,60 TL üretim kaybı olmak üzere davacının toplam 2.097.270,46 TL zararının bulunduğu anlaşılmaktadır. (Bu miktara, bilirkişi raporunda sonuç olarak tespit edilen 244.193,87 Euro hasar giderim (iyileştirme) bedeli ile muafiyetler düşüldükten sonra üretim kaybı olan 382.643 Euro'nun toplamı olan 626.836,87 Euro'nun dava tarihindeki 3.3458 TL'lik kur karşılığından ulaşılmış olup, taleple bağlı kalınmıştır). Yine benimsenen bilirkişi kurulu raporlarına göre, yukarıda açıklanan yer kaymasından dolayı oluşan ve davacı tarafça talep edilen zararların (rizikonun), taraflar arasında düzenlenmiş sigorta poliçesi ile teminat altına alındığı ve TTK.'nın 1409.maddesi gereğince davalıdan tazmininin gerektiği, tazmini gereken toplam 2.097.270,46 TL'nin 500.000- Euro'luk poliçe limiti dahilinde kaldığı sonuç ve kanaatine varıldığından, davalı sigorta şirketine 16/05/2014 tarihinde yapılan başvuru dikkate alınarak TTK'nın 1427/2.maddesi gereğince bu tarihe 45 günlük sürenin ilavesi ile temerrüt tarihi olan 01/07/2014 tarihinden itibaren tazminine ilişkin aşağıdaki karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; İşbu davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında davacının hukuki menfaati bulunmadığını, bilirkişi raporuna dayanak teşkil eden fatura ve ticari kayıtlara göre davanın açıldığı tarih itibariyle dava konusu tazminat miktarının davacı tarafça bilindiğini, bu nedenle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiğini, Cevap dilekçesinde davacı tarafın iddia ettiği fatura bedellerinin yüklenici hesabına yatırıldığına dair bilgi ve belgeleri dosyaya sunmadığını, yine haksız ve hukuka aykırı kar kaybı talebine ilişkin hiçbir bilgi ve belgeyi dosyaya ibraz etmediğini, bundan sonraki aşamada sunacağı hiçbir belgeye de muvafakat etmediklerini açıklamalarına rağmen davacı tarafça ön inceleme duruşmasının ardından 2.delil listesi sunulduğunu ancak söz konusu delil listesinde ne hasar taleplerine ne de kar kaybına dair bilgi ve belgeler ibraz edilmediği gibi delil listesinde dahi bunlara dayanılmadığını, davacının 25/05/2018 tarihinde yapılacak olan bilirkişi incelemesi sırasında kar kaybının hesaplanabilmesi için santralin üretim yapamadığı 07/05/2014-25/09/2014 tarihlerine denk gelen günlerin 2015, 2016 ve 2017 yıllarında gerçekleşen üretim verilerini dosyaya ibraz ettiğini, bunun üzerine 25/05/2018 tarihli inceleme tutanağında “HMK 145. Maddesi gereği sadece mahkemece karar verilmesi halinde ek delil sunulabilir, mahkemece böyle bir karar verilmemiştir, süresi içerisinde sunulmayan delillerin bilirkişilerce dikkate alınmamasını talep ederiz.” şeklinde davacı tarafın sonradan gösterdiği delillere itiraz edildiğini, bu delillerin değerlendirmeye alınmasının mümkün olmadığı gibi söz konusu belgelerin hiçbir hukuki geçerliliği ve resmiyeti bulunmaması sebebiyle incelemeye esas teşkil edemeyeceğini, tüm bunlara rağmen yerel mahkemece bilirkişi tarafından düzenlenen ön rapordan sonra davacı tarafa bilirkişinin tespit etmiş olduğu eksik belgeleri sunması için süre verilmesinin HMK 145. Maddesine açıkça aykırı olduğunu, Hükme esas alınan bilirkişi raporunun “Jeolojik İnceleme” başlıklı bölümünde dosyada bulunan olay yeri inceleme raporuna ve eksper raporuna atıfta bulunularak dava konusu hasarın “... Hareketi” olarak tanımlanması gerektiği bildirilerek başkaca teknik bir bilgiye raporda yer verilmediğini, ancak eksper raporu ve basında yer alan haberlerin incelenmesi ile görüleceği üzere anoların ayrılması ve kanal içi suyunun etkisi ile toprak boşalması (yer kayması) durumunun neden değil sonuç olduğunu, bu sonucun hasarın teminat kapsamında değerlendirilebilmesi için aranan “ani ve beklenmedik olma” koşuluna uymadığını, doğal yer zemininde hiçbir hareketlilik olmadığını, sadece dolgu alanının kaydığını, eksper raporunda yer alan fotoğraflardan da anlaşılacağı üzere şev kısmında herhangi bir kayma söz konusu olmayıp, kaymanın kanalın oturtulduğu platform ve servis yolu dolgusunda etkili olduğunu, 4483,75 mt uzunluğundaki iletim kanalının KM 2+855.600 ile KM 2+940.300 arasında kalan kısmında meydana gelen kayma ile 12 mt. uzunluğundaki 7 adet anonun ayrılarak heyelan hasarına yol açma nedeninin kanal içinden geçen suyun birleşim yerlerinden sızması ve dolgu zemine akması ile dolgu platformda oturmanın ilerlemesi sonuç olarak sızıntı olan alanda heyelan hadisesinin meydana gelmesi olduğunu, Eksper raporunun 7. Sayfasında “Hadisenin oluşumunda kayma dinamiğinin kanalın konuşlandırıldığı platformdan başladığı, kanalın üst kısım şevlerinde kanal ve dolgunun kayması esnasındaki çekme nedeni ile lokal kayma ve tansiyon çatlaklarının meydana geldiği” tespitine yer verildiğini, mahkeme ve bilirkişiler tarafından değer verilmese de yerel halk ile yapılan görüşmelerde ve basına yansıyan haberlerde “kaymanın meydana geldiği alanda hayvan otlatıldığını bu nedenle kanal yapısında su sızıntısının fark edildiğini ve santral yetkililerine durumun bildirildiği” öğrenildiğini, bu nedenlerle dava konusu hasarın iletim kanallarından uzun zamandır sızan suyun zemini yumuşatması nedeniyle meydana geldiğini, iletim hattının projenin yapıldığı coğrafyaya uygun teknikle yapılmaması, inşaatın yapımı esnasındaki ayıp ve su sızıntısının da uzun süre anlaşılamamasının dava konusu heyelan hasarının meydana gelmesine sebep olduğunu, Bilirkişi raporunun jeolojik değerlendirme başlıklı bölümünde “akma hareketinin” neden meydana geldiği hususuna hiç değinilmediğini, dava konusu olay doğal bir afet sonucu meydana gelmiş gibi eksik ve hatalı tespitte bulunulduğunu, Bilirkişi raporunun jeolojik değerlendirmeler başlıklı bölümünde “…dava konusu hasarın meydana geldiği santralin yapımına başlanılmadan önce sondaja dayalı temel ve zemin etüt raporu hazırlanarak risk değerlendirme çalışmaları yapılması, şev yenilmesi potansiyeli yüksek olan alanların belirlenmesi, zemin ve ana kaya litolojisinin tespiti, ayrışmaya duyarlılığı, kohozif olma özelliği ve akışkanları iletme yeteneği gibi özelliklerini değerlendirmek amacıyla hem arazide hem de laboratuvarda zemin analizleri yapılmalıdır. Suyu mühendislik yapılardan uzağa yönlendirmek amacıyla tasarlanan hendekler, oluklar, menfezler ya da enine drenlerle yüzey suları rene edilerek başka yöne çevirmek kütle hareketlerinin önlenebilmesinde önemli yöntemlerdir” denilmiş ancak davacının projesinde uyguladığı bu yöntemlerin yeterliliği inceleme konusu yapılmadan teknik inceleme bölümünde “anoların/parçaların birbirine bağlantılarının oturdukları zeminde yaşanacak böyle bir akma hareketine dayanacak güçte olmayıp, sadece hattın kullanımı esnasında içinden geçecek suyun baskısını kaldıracak güçte oldukları ve de sıralanan tüm bu sebepler ile hattın, oturduğu zeminde yaşanacak bu denli bir akma hareketine dayanmasının beklenemeyeceğinden; hatta bir işçilik ve uygulama hatası bulunduğunun ve bu sebeple meydana gelen hasarın mezkur sigorta poliçesinin teminatı dışında olduğunun söylenemeyeceği görüş ve kanaatine varılmıştır” tespitine yer verildiğini, dava konusu yapının heyelana uygun olmadığı, böyle bir akma hareketini karşılayacak mukavemette olmadığı belirtilmişken bu durumun işçilik ve uygulama hatasından kaynaklanmadığının ifade edilmeyeceğini, Hasardan sonra sigortalı firma yetkilileri ile yapılan görüşmelerde “hasar nedeni ile söz konusu alanda proje değişikliğine gidileceği,... yapılan onarım çalışmalarında heyelan bölgesine kaya dolgu ve anroşman yapılarak önlem alınacağı” belirtildiğini, dava konusu projede imalat hatası ve ayıbı yoksa hasar sonrası proje değişikliğine gidilerek daha maliyetli bir yöntem ile onarım yapılmasının gerekçesinin açıklanması gerektiğini, hasarın işletmenin üretime geçmesinden kısa bir süre sonra meydana gelmesinin de hasarın imalat hatasından kaynaklandığı gerçeğini açıkça teyit ettiğini, Cevap dilekçesinde ve yargılama aşamasında “Hasarın meydana geldiği alanda proje değişikliğine gidileceği davalı firma tarafından tarafımıza bildirildiğinden hasardan önceki proje ve Teknik detaylar ile hasardan sonraki yeni planlanan proje ve teknik detayların da incelenmesini…” talep edilmiş ise de mahkemece bu hususta hiçbir araştırma yapılmadığını, Davaya konu tazminat talebinin poliçe teminatı kapsamında olduğunu ve tazminat talebini asla kabul etmemekle birlikte mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın gerek dosyada mübrez eksper raporuyla gerekse dosya kapsamıyla açıkça çeliştiğini, davacının talepte bulunabileceği varsayımında dahi eksper raporu ile tespit edilen hasar tazminatının davacı taleplerinin kabulü halinde dahi 124.568,87 TL olduğunu, bilirkişi raporunda hasarın giderimi için yapılan her harcama sigorta poliçesinin teminatı kapsamında sayılarak hasar tazminatının hatalı şeklide 468.785,76 TL muafiyet oranının üstünde hesaplandığını, Hasar tazminatı bedelinden iyileştirme giderlerinin mahsup edilmesi gerektiği yönündeki itirazlarlarının davacı tarafından da talep ve teyit edilmesi üzerine ana raporda 1.073.333,65 TL olarak belirlenen tazminat tutarı ek raporda 817.023,86 TL olarak belirlendiğini ancak 817.023,86 TL tazminat tutarının kadri maruf olup olmadığı, mahsup edilen 256.309,79 TL’nin ıyileştirme gideri olarak uygun olup olmadığı yönünde hiçbir inceleme yapılmadan davacı beyanı esas alınarak rapor hazırlandığını, yapılacak yeni imalatın maliyetinin hasara konu projenin maliyetinden çok daha yüksek olacağı ve bu iyileştirme maliyetinden müvekkili sigorta şirketinin sorumlu tutulamayacağını, bu nedenle ana proje ile tamir projesi arasındaki farkların inşaat ve makine mühendisi bilirkişiler tarafından değerlendirilmesi ve maliyet farkının da mali müşavir bilirkişi tarafından inceleme konusu yapılması gerektiğini, Enkaz kaldırma bedelinin teminat kapsamında olmadığını, davaya konu sigorta poliçesi Munich Re Kapsamlı Makine Kırılması Sigortası (Comprehensive Machinery Insurance) adını alan ve poliçe metninde istisna edilmeyen riskleri temin eden özel bir poliçe olup sigortalı adına düzenlenen Makine Kırılması Poliçesi teminatına ek olarak verildiğini, bu hususun mezkur sigorta poliçesi metnine açıkça yazıldığını, bu durumda sigortalı tesisteki makinelerin dışında meydana gelen hasarlarda Makine Kırılması Sigorta Poliçesi Genel Şartlarının uygulama alanı bulmayacağını, ...’in atıfta bulunulan maddeleri ve Yangın Sigortası Genel Şartlarının uygulanacağını, bilirkişi raporunun Sigortacılık Yönünden Değerlendirme başlıklı bölümünde hasarın teminat kapsamında olup olmadığı değerlendirilirken hatalı olarak Makine Kırılması Sigortası Genel Şartları uyarınca inceleme yapıldığını, Makine Kırılması Sigorta Poliçesine ek olarak verilen Yangın Sigortası Genel Şartlarının teminata girmeyen haller başlıklı 3.6. Maddesi uyarınca enkaz kaldırma masraflarının sigorta bedelinin poliçede ayrıca belirtilmesi kaydıyla ek sözleşme ile teminat altına alınabileceğini, enkaz kaldırma masraflarına ilişkin teminatın sigorta poliçesinde bulunmadığını, bu nedenle davacının 132.160,00 TL tutarındaki enkaz kaldırma masrafına ilişkin talebinin reddi gerektiğini,Kar kaybı talebinin sigorta poliçesinin teminatı kapsamında olduğunun kabulü anlamına gelmemek kaydıyla; davacı tarafça hasar ihbarının hasardan 10 gün sonra yapıldığını, eksper gelene kadarki süreç içerisinde ise hasarın giderilmesi için gerekli olan hiçbir fizibilite çalışması yapılmadığını, müteahhit seçimi ve yeni proje çalışmalarını yapmak için eksperin gelmesinin neden beklenildiğinin anlaşılamadığını, basiretli tacir durumunda bulunan davacının iddia ve beyanlarının kabulünün ve 7 adet iletim kanalının yeniden inşasının 4 ay gibi uzun bir sürede yapılmasının kabulünün mümkün olmadığını, eksper raporunda “hasarın boyutu dikkate alındığında 1 hafta-10 gün enkaz kaldırma ve dolgu çalışmalarının süreceği, 7 box iletim kanalı inşa süresinin 30 gün olacağı hesaplanmıştır. Toplam sürenin max 40 gün olacağı” tespitine yer verildiğini, davacı şirket tarafından 15/01/2015 tarihinde müvekkiline gönderilen yazının Hasar Onarım Süresi başlıklı bölümünde “Hasar onarım süresine ilişkin, müteahhit firmanın iş planı ekte yer aldığı gibidir. Bu iş planından da görüldüğü üzere onarım için öngörülen süre 77 gündür. Eksper ziyareti, raporda yer verildiği üzere 01.06.2014 tarihinde gerçekleşmiştir. Bu tarihten önce işe başlaması mümkün değildir. Eksper ziyareti sonrasında, yapılacak işlerin belirlenmesi ve müteahhit seçimi akabinde işler başlamış ve tamamlanmıştır” denildiğini, davacının davadan önce müvekkili sigorta şirketine göndermiş olduğu dilekçesinde dahi yeniden inşa süresi 77 gün olarak belirtilmiş olup dava dilekçesinde ifade dilen 141 günlük sürenin bilirkişiler tarafından inceleme konusu dahi edilmeden makul kabul edilmesinin kabul edilemeyeceğini, davacı tarafça hasar geç ihbar edildiği gibi hasarın artmasının önlenmesine yönelik hiçbir tedbir alınmadığından, bedelde indirime gidilmesi gerektiğini, Mahkemece uzman olmayan heyetten rapor alındığını, dosyada inşaat ve elektrik mühendisi bilirkişi tarafından yapılan hiçbir inceleme ve değerlendirilme bulunmadığını, sigortacı bilirkişi olarak atanan ...’nın Aktüerya uzmanı olduğunu, davaya konu sigorta poliçesi ise ... Kapsamlı Makine Kırılması Sigortası (Comprehensive Machinery Insurance) adını alan ve poliçe metninde istisna edilmeyen riskleri temin eden özel bir poliçe olup sigorta konusunda uzman akademisyen bir bilirkişi tarafından incelenmesi gerektiğini, raporun yukarıda açıklanan diğer nedenler de dikkate alındığında hükme elverişli olmadığını, Bilirkişi raporunun dosyada mübrez ekspertiz raporuyla açıkça çeliştiği göz önünde bulundurulduğunda Yargıtay içtihatları gereğince söz konusu çelişkinin giderilmesi amacıyla yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekirken, bu taleplerinin mahkemece kabul edilmediğini, Davacı taraf davasını TL olarak ikame etmiş ve bu şekilde talepte bulunmuşken bilirkişi raporunda hasar tazminatının TL olarak değil davacı itirazları çerçevesinde Euro olarak hesaplanması hatalı olduğu gibi mahkemece dava tarihindeki kur baz alınarak hüküm tesis edilmesinin kararın bozulmasını gerektirdiğini, Faiz yönünden de kararın hatalı olduğunu, davacının üretim kaybına ilişkin zararının hasardan itibaren 141 gün boyunca devam ettiği kabul edildiğinde (asla kabul etmemekle birlikte) ise bu tarihten çok öncesinden yani 01/07/2014 tarihinden itibaren üretim kaybı tazminatı açısından faiz işletilmesinin hakkaniyete uygun olmadığını beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır. Dava, davacı şirkete ait ... Regülatörü ve ... Hidroelektrik Santralleri inşaat alanında meydana gelen hasar nedeniyle tesiste yapılması gereken onarım masrafları ve iyileştirme giderleri ile oluşan üretim kaybının, sigorta poliçesi kapsamında tazmin edilmesi istemine ilişkindir.Poliçe; Kapsamlı Makine Kırılması (Comprehensive Machinery Insurance) Sigorta Poliçesi, davalı şirket nezdinde 18/07/2013-2014 tarihlerini kapsar şekilde düzenlenmiştir. *Sigorta konusu; ... Hes Hidroelektrik Santralinde bulunan hes ile ilgili olarak bilimum bina-makine-tesisat-demirbaş ve teçhizat ile inşaatı tamamlanmış su toplama regülatörlerinden (tüm sistemleri ile birlikte su tünelleri, yaklaşım tünelleri, su taşıma boruları, cebri boru, yükleme havuzu, tüm makine ve sistemleri ile birlikte santral binası, şalt sahası) hidroelektrik santralı kuyruksuyu çıkışına kadar olan kısmın kapsamlı makine kırılması tüm riskler teminatıdır. *Sigorta Kapsamı; ... Sigorta A.Ş., sigortalının yukarıda belirtilen riziko adresinde karşılarında belirtilen bedellerle ve her bir hasarda aşağıda belirtilen muafiyet miktarı uygulanmak kaydı ile; ilişik Türk Yangın Genel Şartları ve Makine Kırılması Sigortası Genel Şartları'na ilaveten Munich Re Kapsamlı Makine Kırılması Sigortası (Comprehensive Machinery Insurance) metninin 1.kısım (maddi zararlar) ve 2. kısmı (kar kaybı) kapsamında yangın, ek teminatları ve makine kırılması ve poliçede ve poliçe metninde istisna edilmeyen hallerden doğabilecek diğer zararlar ve bunlara bağlı kar kaybını sigorta eder. Türk Yangın Sigortası Genel Şartları kapsamında terör teminatı da poliçe kapsamına dahil edilmiştir. ... Garanti Dönemindeki Makine Kırılması Hasarlarından Kaynaklanacak Kar Kaybı Özel Şartı .... *Teminat Türü ve Sigorta Bedelleri Kısmında; Sabit Kıymet 10.076.723,00 Euro, Deprem 10.076.723,00 Euro, GLKHH-T 10.076.723,00 Euro, Kar Kaybı (LOP) (Teminat Süresi 12 Ay) 2.500.000,00 Euro, İletim Kanalları ve Anroşman Çökme Hasarları (Maddi Hasarlar + Kar Kaybı) Olay Başına 500.000,00 Euro ve Toplamda 1.000.000,00 Euro olarak belirtilmiştir. *Muafiyetler Kısmında; **Deprem / GLKHH-Terör / Yer kayması / Heyelan teminatı %100 sigorta bedelinin %20'si sigortalının üzerinde kalmak, %80'i sigortacı tarafından karşılanmak üzere müşterek sigorta esasına göre verilmiştir. Ayrıca sigortacıya düşen bedel üzerinden %2 tenzili muafiyet uygulanır.**Sabit Kıymetler Muafiyetleri (Euro) / Her Bir Olayda-Sel - Sevlap- Su Nederli Hasarlar / Çökme ( İletim - Kanalları Ve Anroşman Çökmeleri) ; Hasarın % 10'u; Min 50.000,00 Euro, -Mekanik Aksam Hasarları / Mekanik Bozulma / Türbin ve Jeneratör Hasarları; Hasarın % 10'u; Min 10.000,00 Euro, -Diğer Hasarlar ; 5.000,00 Euro, **Kar Kaybı (LOP) Muafiyetleri-İletim kanalları ve anroşman çökme hasarı için ; 60 gün,-Deprem, sel-seylap, yer kayması, heyelan ; 45 gün, -Mekanik aksam hasarları, mekanik bozulma, türbin ve jeneratör hasarları ; 14 gün,--Diğer hasarlar ; 7 gün *Notlar Kısmında; **Yukarıda döviz cinsinden belirtilen muafiyetler hasar tarihindeki TCMB döviz satış kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilerek dikkate alınır,**Cme Wording Section 1 9.1.6. nolu maddesinde istisna olarak yer alan; barajlar, kanallar, kuyular, boru hatları, yollar, tüneller ve sigortalı sabit kıymetlerle ilgili yer altı sabit kıymetler sigorta bedeli içerisinde yer aldığı sürece sigorta teminatına dahildir,** İnşaat-montaj işlerinden kaynaklı hasarlar teminat haricidir. ** İletim kanalı, cebri boru ve yükleme havuzu yapıları için, hasarın ana nedeni ne olursa olsun (deprem (richter magnitüdü m = 6,50 ve altında olan depremler), yer kayması vb) her türlü iletim kanalları ve anroşman çökme hasarlarında koasürans ve muafiyet uygulamaları yapıldıktan sonra ödenecek hasar limiti, maddi hasarlar ve kar kaybı hasarları toplamı için olay başına 500.000,00 Euro ve toplamda 1.000.000,00 Euro limit ile sınırlıdır. 08/05/2014 tarihli Olay Yeri Raporu; İşletme şefi ... tarafından düzenlenen rapor; "07/05/2014 günü saat 00:30 sularında KM 2+895 de iletim hattının üzerinde bulunduğu doğal zeminin, toprak kayması sonucunda taşıyıcı özelliğini kaybetmesi ile iletim kanalını oluşturan 6 mt. uzunluğundaki 6 ano, ana birleşim noktalarından ayrılarak heyelan yönünde aşağıya kaymıştır. Olayın, iletim kanalının çalıştığı anda meydana gelmesinden dolayı, içerisinde bulunan su boşalmış ve Posof Çayına ulaşmıştır. 00 40 sularında ... HES işletme ekiplerince su alma yapısı giriş kapaklarına, müdahale edilerek kapaklar kapatılmış, iletim kanalına su girişi engellenmiştir. Havanın aydınlanması ila yapılan incelemelerde KM 2+895 ile KM 2+931 arasında, kanal boy kesit yaklaşık 15 mt. üstünde heyelan kayma ekseninin üst çatlakları tespit edilmiştir. Kanal boy kesitinin yaklaşık 25 mt. altında heyelan kayma ekseninin alt topuk noktasında oluşan çatlak ve toprak birikmeler tespit edilmiştir." 21/07/2014 Tarihli Kesin Ekspertiz Raporu; Hasar 07/05/2014 tarihinde meydana gelmiş, davacı tarafça sigorta şirketine 16/05/2014 tarihinde ihbarda bulunulmuş, ekspertiz talebi 30/05/2014 tarihinde ve ekspertiz incelemesi 01/06/2014 tarihinde yapılmıştır. "-Sigortalı firma yetkilileri refakatinde hadise mahallinde yaptığımız inceleme ve görüşmelerde; *Doğu Anadolu Bölgesinde Ardahan ili Posof İlçesinin güney doğusunda, enerji üretimi amacıyla kurulmuş tesis bünyesinde regülatör, dolusavak, çakıl geçidi, su alma yapısı, enerji iletim tesisleri (iletim kanalı, yükleme havuzu, cebri boru ), santral binası, kuyruk suyu kanalı, ve hidroelektrik santrali bulunmaktadır. *Santral 11.157 MW türbin kurulu gücü ile yılda 42.835 GWh enerji üretimi kapasitesine sahip ve ... HES'te üretilen enerjinin Ardahan Posof dağıtım merkezine 33 kV gerilimli 5 km uzunluğunda enerji nakil hatları ile iletimi yapılmaktadır. *... Regülatörü ve ... HES projesinde Posof Çayı üzerinde yer alan ... Regülatörü havzasına ait sular regülatör yerindeki su alma yapıları ile alınarak 113,68 mt brüt düşülü ... HES'te türbinlenerek enerji üretimi sağlanmaktadır. *Projede yer alan regülatörün karşıdan alışlı dolu beton gövdeli ve 1.351 mt talveg kotunda yer aldığı, havzadan çevrilen sular, sol sahilde yer alan çökeltim havuzunda dinlendirildikten sonra, 4483,75 mt. uzunluğunda 4,30 mt. taban genişliğine sahip dikdörtgen kesitli iletim kanalı ve 40,00 x 12,00 x 9,00 mt. ebatlarındaki yükleme havuzundan 1,70 mt. çapında 265,00 mt. uzunluğundaki cebir boru hattı ile 111,06 mt. net düşülü, 1240,0 mt. kuyruksuyu kotunda yer alan ... HES'e iletilmektedir.*Tünel açılarak yapılacak iletim hattının projenin yer aldığı coğrafya ile uygunluk göstermemesi nedeni ile iletim sisteminin box (kutu) tipi yapılmış olduğu gözlemlenmiştir. *Box (kutu) tipi kalın içten içte 3,10 x 3,00 mt. ebatlarında olduğu, 30 cm duvar kalınlığı olduğu, söz konusu kurp'ta box kanal üzerinde 2. perde betonun (20 cm kalınlığında) yapılarak güçlendirilmiş olduğu gözlemlenmiştir. *4483,75 mt. uzunluğundaki iletim kanalının KM 2+855.600 ile KM 2+940.300 arasında kalan kısmında 07.05.2014 tarihinde meydana gelen kayma ile 12 mt uzunluğundaki 7 adet anonun ayrılarak kayan toprak ile birlikte aşağıya hareket ettiği gözlemlenmiştir. -Hadisenin oluşumuna ilişkin yaptığımız inceleme ve araştırmalarda; *İlgili alanda derin kurp (dönüş) bulunduğu, 2 tepe arasındaki vadi kısmından geçiş yapıldığı ve söz konusu bölgeden dolgu yapılmak sureti ile kanalın geçirilmiş olduğu, *Dolgunun alt kısmında vadiden gelen suyun tahliyesi üzerine menfez yapıldığı ayrıca dolgunun desteklenmesi üzere yamaç / şev üzerine rip-rap dolgu yapıldığı gözlemlenmiştir.*Hadisenin oluşumunda kayma dinamiğinin kanalın konuşlandırıldığı platformdan başladığı, kanalın üst kısım şevlerinde kanal ve dolgunun kayması esnasındaki çekme nedeni ile lokal kayma ve tansiyon çatlaklarının meydana geldiği tespit edilmiştir.*Aşağıdaki fotoğraftan da anlaşılacağı üzere şev kısmında herhangi bir kayma söz konusu olmayıp, kayma kanalın oturtulduğu platform ve servis yolu dolgusunda etkilidir.*Kayma esnasında ileti kanal anoları birbirinden ayrıldığından, kanal içindeki suyun serbest aktığı ve yatağına dönmek üzere yamaçtan Posof Çayına doğru aktığı, *İletim kanalı kapasitesinin 11,10 m3/sn olduğu, ortalama % 70 kapasite durumunda 7,77 m3/sn su akışının söz konusu olması nedeni ile (Dakikada 486,20 m3/Dakika) hadise esnasında heyelanın yanı sıra, lokal bir sel hadisenin meydana gelmesine sebebiyet vermiştir. *Yamaç üzerinde yarılmalar oluştuğu, zeminde akmaya bağlı kütle hareketleri olduğu bazı ağaçların köklerinden söküldüğü tespit edilmiştir. *Hadise mahallinde, kayma alanındaki menfez yapısında ve şev kısmında direk hareket bulunmaması nedeni ile santralden sorumlu yetkililer ile yapılan görüşmede HES yapısının haftalık olarak genel kontrolünün yapıldığı ifade edilmiştir. Hadisede, santrale gelen suyun kesilmesi nedeni ile olayın fark edildiği ve regülatörün kapatılarak kanaldaki suyun boşaltıldığı öğrenilmiştir.*Hadisenin oluşumuna ilişkin ... Köyü sakinleri ile yapılan görüşmede, kaymanın meydana geldiği alanda hayvan otlatıldığını bu nedenle kanal yapısında su sızıntının fark edildiğini ve santral yetkililerine durumu bildirdikleri öğrenilmiştir.*Ayrıca, gazete haberleri ve kayıtları dikkate alındığında, görüşmelerimizi teyit edici, destekler nitelikte bilgiler olduğu tespit edilmiştir. (http: //www.cumhuriyet.com.tr..., http://....com..., http://www...com...)*Ekspertiz esnasındaki tespitlerimizde de vadi kısmından gelen suyun söz konusu hadiseyi tetikleme olasılığının düşük, ayrıca suyun tahliyesini sağlayacak menfez yapısının çalışır vaziyette olduğu görülmüştür. *Hadisenin, iletim kanalı inşasında söz konusu vadi kısmında dolgu yapılmak sureti ile geçildiği, zamanla dolguda oturma meydana geldiği bu nedenle iletim kanalını oluşturan 12 m'lik anolarda ayrılmalar medyana geldiği, ayrılan birleşim yerlerinden sızan suyun platform ve servis yolu dolgusu kayıplarına sebep olduğu, süreç artarak devam ettiğinden sonuç olarak kanalın patladığı ve heyelanın meydana geldiği görüşüne varılmıştır.*Köylülerden alınan bilgiler ve haber kayıtlarına istinaden işletme yetkililerinin durumdan haberdar oldukları ancak kanaldaki suyun regülatörden kesilmediği ve sızıntı onarımı yapılmadığından söz konusu hadisenin meydana geldiği ve hadisede işletme yetkililerinin ağır ihmal ve kusurunun söz konusu olduğu anlaşılmıştır.*Kayma esnasında ileti kanalının (ano) birleşim yerlerinden içinden geçen suyun akması nedeni ile 3 adet box anonun yamaçtan aşağı kaydığı, diğer birleşim sağ-sol kısımlardaki box'ların bağlantılarından ayrılarak (toplam 7 ano) hasar gördüğü tespit edilmiştir. *Box'ların 12 mt. uzunluğunda 3860 x 370 cm kesitinde inşa edildiği, sonrasında 2. perde olarak güçlendirilmiş olduğu ve kesit ölçüsünün 410 x 380 cm olduğu, kanalın alt kısmında 690 x 50 kesitli temel üzerine oturtulduğu tespit edilmiştir. *6 m genişliğinde 85 m servis yolu ile 4 m genişliğindeki platform dolgusunun 40 m'lik kısmının riprap ile birlikte komple kaydığı, geriye kalan kısmında 50 cm kadar kottan aşağı düştüğü tespit edilmiştir." Hasar Tespit Çalışmaları:a. İnşaat Hasar Tespit Çalışmaları: Ekspertiz çalışmalarımız esnasında sigortalı firma yetkilileri refakatinde, toprak kayması hadisesine bağlı olarak yamaçtan aşağıya kaymak sureti ile hasarlı durumda bulunan beton gövdeli iletim hattı üzerinde gerekli ölçümlemeler yapılarak hasara konu, yenilenmesi gereken ano imalatlarının metraj ve kübajları çıkarılmış, yapılan ölçümlerimiz hususunda firma yetkilileri ile yapılan görüşmede, hasar nedeni ile söz konusu alanda proje değişikliğine gidileceğini, hasara konu alanın ~ 90 m olduğu ancak yeni planlamada yamaç üzerinde daha derin kazı / yarma yapılmak sureti ile ilgili bölgenin ~ 200 mt. iletim kanalı ile geçilmesinin planlandığı tarafımıza ifade edilmiştir. Yeni planlanan iletim kanalı ilgili proje ve teknik detay talep edilmiş, ancak tarafımıza söz konusu planlamaya dair herhangi bir evrak ibrazı yapılmamıştır. Yukarıda açıklaması verilen çalışmalara ilişkin sigortalı firma tarafından ibraz edilen zarar ziyan talebi tetkikinde 992.068,12 TL tutarında talepte bulunulduğu, söz konusu bedel içerisinde 184.625,00 TL genel gider ve 138.561,00 TL kar marjının yer aldığı gözlemlenmiştir. Talep edilen birim fiyatlar (Ardahan Posofa göre) dikkate alındığında piyasa fiyatlarına eş olduğu, bu nedenle ekstra kar marjlı talebin piyasa üzerinde kalması nedeni ile kar marjı talebi değerlendirmeye alınmamıştır. ....Enkazın kaldırılması sonrası kazı yapılan alanın dolgusunun yapılması gerekmektedir. Dolguda ocak taşı ile tahkimat ve kaya ile yamaca rip-rap yapılması, söz konusu çalışma esnasında drenaj ve menfezlerin yerleştirilmesi, servis yolu ile platformun oluşturulması ile grobeton ve temel betonu yapılması, temel üzerinde demir donatının yerine konulması, kalıp yapılması, beton atılması, anolar arası su bantlarının yerleştirilmesi üzere iş sırası belirlenmiş, temin edilen proje ve teknik çizimlere istinaden yapılan hesaplama ile iş kalemlerine ilişkin miktar detayları aşağıda verilmiştir. .... Yukarıda detayı verilen miktar tespitleri sonrası, talep edilen birim fiyatlara istinaden hesaplamada inşaat hasarının (enkaz hariç) 520.927,27 TL olacağı, inşaat işine konu 60.000,00 TL genel gider (mobilizasyon transferler + konaklama + işçi SGK primleri ve maaşları v.b.) eklenmesi ile birlikte hasar bedelinin 580.927,27 TL olduğu tespit edilmiştir. Raporda hasar tazminat hesabı yönünden yapılan değerlendirme;1-İnşaat hasarları;Hesaplanan 580.927,27 TL hasar bedelinden %20 sigortalı payı düşüldüğünde; 580.927,27 TL - 116.185,45 TL = 464.741,82 TL hesap edildiği, Heyelan muafiyet tenzili uygulandığında ise 10.076.723,00 Euro X %80 X %2 = 160.603,57 Euro olup, bunun TL karşılığının 468.785,76 TL hesap edilmesi nedeniyle inşaat hasarının muafiyet altı kaldığı hesaplanmıştır. 2-Enkaz kaldırma masrafı; her çeşit zemin kazısı yapılması (patlatmasız ve kırıcısız), taşınması ve depolanması ile mevcut kanalların kırılması ve çıkan malzemenin atılması için 132.160,00 TL enkaz kaldırma masrafı hesaplanmış ancak poliçede enkaz kaldırma teminatı bulunmadığı için söz konusu hesaplamanın bilgi amaçlı yapıldığı ifade edilmiştir. 11/08/2014 Tarihli Ekspertiz Ek Raporu; Kar kaybı yönünden değerlendirme kriterlerine göre bilgi istenildiği, bu çerçevede yapılan incelemede; Poliçede muafiyetin ; -İletim kanalları ve anroşman çökme hasarı için ; 60 gün,-Deprem, sel-seylap, yer kayması, heyelan ; 45 gün olarak belirtildiği,Poliçedeki muafiyet ayrımına istinaden yapılan incelemede; hasarın "iletim kanalında" meydana geldiği ancak hadisenin "yer kayması" olduğu, Söz konusu hadisenin ve hasarın her iki muafiyet değerlendirmesini de ilgilendirdiği, yakın sebep hususu dikkate alındığında ise 1yer kayması" üzerinden değerlendirilmesi gerektiği görüşüne varıldığı, Hadise tarihi 07/05/2014, ihbar tarihi 16/05/2014, ekspere bildirim 30/05/2014 olup hadisenin oluşumundan sonra, sigortalı işletme yetkilileri tarafından hasarın giderilmesine yönelik enkaz kaldırma ve inşaat çalışmaları yapılmadığının gözlemlendiği, Hasarın boyutu dikkate alındığında, 1 hafta - 10 gün enkaz kaldırma ve dolgu çalışmalarının süreceği, 7 box iletim kanalı inşa süresinin 30 gün olacağının hesaplandığı ve toplam sürenin max 40 gün olacağı tespit edildiğinden, poliçedeki muafiyetin altında kaldığı belirtilmiştir. Ayrıca raporda, kesin ekspertiz raporundaki olayın oluş şekline yönelik tespitlere yer verilerek, hasar sebebinin imalat kusuru olduğu, kullanıma bağlı zamanla imalat üzerindeki handikapların ortaya çıkmasının risk olarak görülemeyeceği, bu yönü ile hasarın tümüyle kapsam dışı olduğu belirtilmiştir. Bilirkişi Raporu; Mahkemece SMMM ... , Elektrik Mühendisi ..., İnşaat Mühendisi ..., Sigorta Uzmanı ... ve Makine Mühendisi Prof. Dr. M. ... dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan kök raporda bir kısım belgelerin eksik olduğu belirtilmiş, eksiklikler ikmal edilerek alınan 01/03/2019 tarihli raporda, "Teknik Açıklamalar" Kısmında; ...Davacı tarafından ekspertiz raporunda yapılan hesaplamaya itiraz edildiği, davacı tarafından yapılan hesaplamada kullanılan miktarlar ile ekspertiz raporundaki miktarların aynı ancak birim fiyatların (dolgu yapılması birim fiyatı hariç) farklı olduğu, Davacı tarafından yapılan hesaplamada kullanılan birim fiyatların yüklenici ... İnşaat Ltd. Şti. firması ile davacı şirket arasında imzalandığı görülen 01/01/2014 tarihli ... Regülatörü ve ... HES Projesi İletim Hattı Tamiratı İnşaat İşleri Sözleşmesi eki olduğu anlaşılan 01/07/2014 tarihli Birim Fiyatlı Keşif Özeti tablosunda bulunan birim fiyatlar olduğu, bu sözleşmeye istinaden düzenlendiği anlaşılan 1 ve 2 nolu hakediş belgelerinde Keşif Özeti tablosunda bulunan birim fiyatların kullanıldığı ve 1 nolu Hakedişte 607.215,19 TL imalat bedeli, 2 nolu Hakedişte ise 302.389,60 TL imalat bedelinin hesaplandığı, söz konusu iki hakedişteki icmal hesaplamalarının dönemin piyasa şartlarına uygun olduğu, hakedişlere istinaden Akfem firması tarafından davacı şirkete KDV ekli faturaların kesildiği, davacı şirket tarafından Akfem firmasına toplam 1.070.000,00 TL ödemede bulunulduğu, faturaların KDV dahil toplam tutarı (716.513,92 TL + 356.819,73 TL) 1.073.333.65 TL'nin davaya konu hasarın giderim bedeli olarak kabul edilmesi gerekeceği kanaatine varıldığı, "Üretim Kaybının Hesabı" Kısmında; Davacı şirkete ait HES'in yıllık ortalama 22.000.000 kWh elektrik üretimi yaptığı, santralin geçici kabulünün 18/07/2013'te yapıldığı, hasar nedeniyle 07/05/2014-25/09/2014 tarihleri arasında 141 günlük sürede elektrik üretimi yapılamadığı, santralde 2014 için yıllık üretim 15.413.092 kWh, 2015 için yıllık üretim 25.358.498 kWh olarak gerçekleştiği, santralin çalışmadığı dönemlere karşılık gelen 2015, 2016, 2017 yıllarındaki ... dökümanlarından alınan bilgiler doğrultusunda 05/05/2015-25/09/2015 döneminde 13.907.391,09 kWh, 05/05/2016-25/09/2016 döneminde 19.070.651 kWh, 05/05/2017-25/09/2017 döneminde 13.630.527 kWh elektrik üretimi gerçekleştiği, Santralin bulunduğu bölgede Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün verilerine göre 2014 yılı alansal yağış ortalaması 489 mm, 2015 yılı alansal yağış ortalaması 533 mm, 2016 yılı alansal yağış ortalaması 583.6 mm, 2017 yılı alansal yağış ortalaması 428.8 mm olarak ölçüldüğü, 2014 yılına göre yağış ortalaması en yakın olan 2015 yılının esas alındığı, davacının 07/05/2014-25/09/2014 tarihleri arasındaki 141 günlük elektrik üretim kaybının 13.907.391,09 kWh olduğu kanaatine varıldığı, 1kW'h elektriğin fiyatı 0,0730 USD, ortalama dolar kuru 2,1335 TL 13.907.391,09 kWh X 0,0730 USD X 2,1335 TL = 2.166.013,58 TL üretim kaybı hesap edildiği, "Rizikonun Meydana Gelişi" Kısmında;Dava dosyasına sunulan bu fotoğraflara göre; davaya konu ... Regülatörü ve ... HES İletim Kanalının şevli/eğimli bir arazide yer aldığı, yer kayması/heyelan sebebiyle iletim hattının anolarının da eğim aşağı yönde hareket etmesi suretiyle davaya konu hasarın meydana geldiği, davaya konu hasarın yer kayması/heyelandan kaynaklanmış olduğu görüş ve kanaatine varıldığı, "Sigortacılık Yönünden Değerlendirme" Kısmında; Meydana gelen rizikonun yer kayması/heyelandan kaynaklandığının kabulü halinde sigorta bedelinin 10.037.723.00 Euro olması karşısında sigortalı davacı üzerinde kalan rizikonun en fazla 2.007.544,60 Euro olacağı, yine sigorta şirketinin sorumluluğuna bırakılan azami 8.030.178,40 Euro'nun da 160.603.56 Euro'suna kadar sigorta şirketinin sorumlu tutulamayacağı, Bunun yanında; iletim kanalları ve anroşman çökme hasarları (maddi hasar + kar kaybı zararları) için azami 500.000.00 Euro teminat sağlandığı, rizikonun iletim kanalları/anraşman çökme hasarı kapsamında meydana geldiğinin kabulü halinde gerçek zararı ancak poliçe limitleri dahilinde ödemek zorunda olan sigorta şirketinin maddi hasar + kar kaybına bağlı olarak azami 500.000,00 Euro üzerinde bir bedelden sorumlu tutulamayacağı, "Mali İncelemeler" Kısmında; Hasarın giderim bedeli olarak 1.073.333.65 TL zarar miktarının dava tarihindeki efektif satış kuru üzerinden karşılığının 320.800,30 Euro, kar kaybı bedeli olarak 2.166.013,58 TL zarar miktarının dava tarihindeki efektif satış kuru üzerinden karşılığının 647.382,86 Euro olduğu,"Raporun Sonuç" Kısmında;Davaya konu hasarın yer kayması/heyelandan kaynaklanmış olduğu, Dava tarihindeki efektif satış kuru üzerinden 1.073.333.65 TL zarar miktarının karşılığının 320.800,30 Euro, 2.166.013,58 TL kar kaybı karşılığının 647.382,86 Euro olduğu, zararın yer kayması/heyelan şeklinde gerçekleştiğinin kabulü halinde 160.603,56 Euro bedelin muafiyet gereği bu tutardan tenzili gerektiği belirtilmiştir. Ek Rapor; Bilirkişi heyetine Jeoloji Mühendisi Sinan Soylu eklenerek alınan 29/07/2019 tarihli ek raporda;"Jeolojik İnceleme" Kısmında; Kütle hareketlerinin doğrudan yerçekimi etkisi altında malzemenin eğim aşağı hareketi olarak tanımlandığı, heyelanların kütle hareketi olarak kullanılan genel bir terim olup şev üzerine etki eden yerçekimi kuvveti şevin dayanma kuvvetini aştığında kütle hareketleri (heyelan) meydana geldiği, hiç fark edilmeyen hızlarda olduğu gibi kaya düşmesi ya da kaymasında olduğu gibi yüksek hızlarda hareket edebildiği, Farklı kütle hareketleri ve türleri konu başlıkları olarak; düşme, kayma, akmalar, karmaşık hareketler olarak tanımlandığı, Malzemenin viskoz bir akışkan olarak aktığı ya da plastik hareket olarak gösterildiği kütle hareketlerinin, akma şeklinde tanımlanmakta olduğu ve çamur akmaları, moloz akmaları, toprak akmaları vs. türleri bulunduğu, Dava dosyasındaki, ... Regülatörü ve Alagölü Hes Projesi Revize Fizibilite Eylül 2009 Raporu incelendiğinde; Regülatör yerinde 1 adeti burgu sondajı olmak üzere 2 adet sondaj, iletim kanalı boyunca 3 adet sondaj, yükleme havuzu ve cebri boru güzergahında birer adet ve santral yerinde 2 adet sondaj kuyusu açıldığı, sondaj kuyusu sonuçlarına göre ve gözlemsel etütlerle kaya birimlerinin tanımlanmış olduğu ayrıca "Sonuç ve Öneriler" kısmında; "Yapı yerlerindeki ayrık taneli birimler ile altere zonlar sıyrılmalı, yapıların sağlam kaya üzerine inşa edilmelidir. Kazının fazla olduğu yerlerde jet grouting yapılarak sızma ve taşıma gücü önlemleri alınmalıdır. Alüvyon içinde kalacak imalatlar için alüvyonun taşıma gücü ve oturma analizleri göz önünde bulundurulmalıdır." denildiği, 08/05/2014 tarihli Olay Yeri Raporunda; "İletim hattının üzerinde bulunduğu doğal zeminin. toprak kayması sonucu taşıyıcı özelliğini kaybetmesi ile iletim kanalını oluşturan 6mt uzunluğundaki 6 ano birleşim noktalarından ayrılarak heyelan yönünde aşağıya kaymıştır... İletim kanalının çalıştığı anda meydanda gelmesinden dolayı içerisinde bulunan su boşalmış ve Posaf Çayına ulaşmıştır. Su alma yapısındaki giriş kapaklarına müdahale edilerek kapaklar kapatılmış, iletim kanalına su girişi engellenmiştir" denildiği, Yine 21/07/2014 tarihli Yer Kayması Ekspertiz Raporunda; "İlgili alanda derin dönüş bulunduğu, iki tepe arasında vadi kısmında geçiş yapıldığı ve söz konusu bölgede dolgu yapılarak kanalın geçirilmiş olduğu, dolgunun alt kısmında vadiden gelen suyun tahliyesi üzere menfez yapıldığı ayrıca dolgunun desteklenmesi üzere yamaç/şev üzere rip-rap doldu yapıldığı, kayma esnasında ileti kanolarının birbirinden ayrıldığı, kanal içindeki suyun serbest aktığı ve yatağına dönmek üzere yamaçtan Pasof çayına doğru aktığı, yamaç üzerinde yarılmalar oluştuğu zeminde akmaya bağlı kütle hareketlerini olduğu ve bazı ağaçların köklerinden söküldüğü tespit edilmiştir" denildiği, Bu raporlardan yola çıkılarak kütle hareketinin "Akma Hareketi" olarak tanımlanması gerektiği, "Teknik Yönden İtirazlara Cevaplar" Kısmında;Önceki raporda açıklandığı üzere davaya konu hasarın giderimi ve hattın yeniden işler hale gelmesi için davacı tarafından yapılan harcamanın KDV dahil 1.073.333.65 TL olduğu, davacı tarafından (iyileştirme kapsamındaki işler düşülerek) yapılan hesaplamada ise imalatlar toplamı olarak (692.393.10 TL + KDV) 817.023,86 TL bedel hesaplanmış olduğu, Bilirkişi heyetine eklenen Jeoloji Mühendisi bilirkişi tarafından yapılan değerlendirmelerle davaya konu hasarın meydana gelmesinde iletim hattının bulunduğu zeminde yaşanan Akma Hareketinin etken olduğunun anlaşıldığı, hattın yekpare bir iletim hattı olmayıp, birbirine eklenen anolardan/parçalardan oluştuğu, bu birbirine eklenen her bir anonun/parçanın oluşturulan bir platform üzerine değil bölgedeki zemine oturmakta oldukları, anoların/parçaların birbirine bağlantılarının oturdukları zeminde yaşanacak böyle bir akma hareketine dayanacak güçte olmayıp sadece hattın kullanımı esnasında içinden geçecek suyun baskısını kaldırabilecek mukavemette/güçte oldukları ve de sıralanan tüm bu sebepler ile hattın oturduğu zeminde yaşanacak bu denli bir akma hareketine dayanması beklenemeyeceğinden hatta bir işçilik ve uygulama hatası bulunduğunun ve bu sebeple meydana gelen hasarın mezkur sigorta poliçesinin teminatı dışında olduğunun söylenemeyeceği, "Üretim Kaybının Hesabı" Kısmında; Önceki raporda 2.166.013,58 TL üretim kaybı hesaplandığı, Sigorta poliçesinde muafiyet süresi deprem, sel, seylap, yer kayması, heyelan hasarları için 45 gün olarak belirlendiğinden; davacıya ödenecek üretim kayıp bedelinin tenzili gerektiği, Buna göre muafiyet bedelinin (2.166.013.58 TL / 141 gün) X 45 gün = 691.280,92 TL olduğu, Davacıya üretim kaybına ilişkin olarak yapılacak ödemenin 2.166.013,58 TL - 691.280.92 TL = 1.474.732,66 TL hesap edildiği, "Sigortacılık Yönünden Değerlendirme" Kısmında; Sigorta Poliçesi'nde Muafiyetler kısmında “Deprem/GLKHH-Terör/Yer Kayması/Heyelan Teminatı %100 sigorta bedelinin %20'si sigortalının üzerinde kalmak, %80'i sigortacı tarafından karşılanmak üzere müşterek sigorta esasına göre verilmiştir. Ayrıca sigorlacıya düşen bedel üzerinden %2 tenzili muafiyet uygulanacağı, Sigorta tekniğinde, muafiyet genel olarak sigorta bedeli üzerinden alınırken, müşterek sigortada ise hasar bedeli üzerinden muafiyet uygulandığı, fakat. söz konusu poliçe şartında sigorta bedeli üzerinden %20'si sigortalının üzerinde kalacak şekilde yazıldığı Eksper tarafından, müşterek sigorta uygulaması hasar bedeli üzerinden gerçekleştirilmiş olup, poliçenin yazımında ise müşterek sigortanın sigorta bedeli üzerinden olduğu belirtildiğinden muafiyet tekniği ile yazıldığı algısı da oluşturduğu, Sonuç olarak, söz konusu metnin muafiyet olduğunun kabulü halinde, sigorta şirketinin 2.007.544,60 Euro'ya kadar zarardan sorumlu olmayacağı ve bu bedelin üzerinde ise sigorta bedelinin sigortacıya düşecek kısmının %2'si oranında muafiyet belirtildiğinden 160.60,56 Euro bedele kadar da bir muafiyet olacağı, bu durumda 2.007.544.60 Euro üzerindeki zararın 160.603.56 Euro bedele kadar ki yer kayması/heyelandan kaynaklanan zararlardan sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmayacağı, Fakat metnin içeriğinden söz konusu muafiyet ile müşterek sigorta uygulamasının yapıldığı, bu nedenle aslında hasar bedelinin %20'sinden sigortalının, sigortacı uhdesinde düşecek hasar bedelinin ise sigorta bedelinin sigortacıya düşecek kısmının %2'si yani 160.603,56 Euro kısmının da muafiyet olduğu değerlendirilmesinin kabulü sigorta tekniğinin müşterek sigorta ve muafiyet uygulamasına daha uygun düştüğü, Bu durumda da, sigorta şirketinin üzerine düşen sorumluluğun 160.603,56 Euro'su muafiyet olarak kabul edileceği, Teknik bilirkişinin belirlediği “akma hareketi”nin, diğer yönüyle iletim kanalları hasarı olarak kabulü halinde ise, rizikoyu poliçe limitleri dahilinde ödemek zorunda olan sigorta şirketi maddi hasar + kar kaybına bağlı olarak azami 500.000,00 Euro üzerinde bir bedelden sorumlu tutulamayacağı, diğer yönüyle bu durumda ise sigorta şirketinin sorumluluğuna düşen kısmın 160.603,56 Euro'luk kısmının muafiyet, üzerindeki hasarın ise azami 500.000,00 Euro - 160.603,56 Euro karşılığı tutar olacağı, "Mali İncelemeler" Kısmında;Kar mahrumiyetine ilişkin toplam 141 günden, 45 gün muafiyet düşülerek kalan 96 gün için kar kaybının 543.246,56 Euro, hasarın giderim bedelinin 817.023,86 TL'nin dava tarihindeki kur karşılığı 244.193,87 Euro, muafiyet tutarı 160.603,56 Euro olarak tabloda belirtilmiş,"Raporun Sonuç" Kısmında; Hasar giderim bedelinin yenileme kısmı hariç tutularak tespit edilen tutar üzerinden 244.193,87 Euro olduğu, kar kaybının poliçe kapsamında 543.246,56 Euro hesaplandığı ve bu tutardan koasürans tutarı 160.603,56 Euro'nun düşülmesi gerektiği belirtilmiştir. İstinaf sebeplerinin incelenmesi; -Belirsiz alacak davası yönünden; Davacı tarafça eldeki dava, HMK'nın 107.maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Belirsiz alacak davası 6100 sayılı HMK'nın 107. maddesinde; "(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) (Değişik fıkra: 22.07.2020 - 7251 S.K./7. md) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır." şeklinde düzenlenmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24/03/2022 tarihli 2019/11-220 E. 2022/376 K. sayılı ilamında; "...dava dilekçesinde asgari bir tutar gösterilmiş olup bunun, alacağın belirli bir kesimi olduğu anlaşılmakla birlikte, açılan davanın belirsiz alacak davası mı; yoksa kısmi dava mı olduğu hususunda açıklık bulunmuyorsa hâkim, taleple bağlı olduğu için (HMK m. 26) öncelikle, HMK'nın 119. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, davacı tarafa bir haftalık kesin bir süre vermeli ve onun beyanı doğrultusunda açılmış olan davanın belirsiz alacak davası mı, yoksa kısmi dava mı olduğunu belirlemelidir. Bu da esasen hâkimin davayı aydınlatma ödevi kapsamındadır. Davacı verilen bir haftalık kesin süre içinde davanın belirsiz alacak davası olduğunu beyan etmiş ve belirsiz alacak davası açılabilmesi için gerekli koşullar mevcut ise, dava belirsiz alacak davası olarak görülüp sonuçlandırılmalıdır. Belirsiz alacak davası açılabilmesi için gerekli şartlar bulunmakla birlikte davacı açmış olduğu davanın kısmi dava olduğunu belirtmiş ise, bu hâlde mahkeme davayı, kısmi dava olarak kabul edip yargılamayı sürdürmelidir. Üçüncü bir ihtimal olarak davacı davasının belirsiz alacak davası olduğunu mahkemeye bildirmiş olmakla birlikte belirsiz alacak davasının koşulları bulunmuyor ve fakat kısmi dava açılabilmesi mümkün ise, bu durumda mahkemece, açılmış olan dava, kısmi dava olarak nitelendirilmek suretiyle görülüp karara bağlanmalıdır..." gerekçesiyle belirsiz alacak davası olarak açılan ancak belirsiz alacak davasının koşulları bulunmayan davanın, koşulları mevcut ise kısmi dava olarak değerlendirilmesi gerektiğine karar verilmiştir. Bu nedenlerle davalı vekilinin davanın usulden reddi gerektiği yönündeki itirazları yerinde görülmemiştir. Yine oluşan zarar sebebiyle hasar bedelinin hesaplanması teknik bilgi gerektirdiği, zararın miktarı yargılama öncesi tam ve kesin olarak belirlenemediğinden alacağın, belirsiz alacak davasına konu edilebileceği kanaatine varılmıştır. -Delillerin ibrazı yönünden; Davalı tarafça, delilleri süresi içerisinde ibraz edilmediği bu nedenle sonradan sunulan belgelere muvafakat edilmediği ifade edilmiş ise de, zararın ve kar kaybının hesap edilmesi, davacı tarafça sunulan ticari defter ve kayıtların incelenmesi neticesinde ortaya çıkacak olup, davacı tarafça ticari defter kayıtlara delil olarak dayanıldığı, faturalar ve üretime dair kayıtların ise ticari defterleri oluşturan alt belgeler niteliğinde olduğundan, bu kayıtların bilirkişiler tarafından yerinde inceleme yapılarak değerlendirilmesi mümkün olup itirazları yerinde görülmemiştir. -Esasa yönelik; Somut olayda; hasarın oluşum şekli yönünden ekspertiz raporunda yer alan tespitler ile bilirkişi raporunda ye alan tespitlerin çelişkili olduğu anlaşılmaktadır. Raporda kütle hareketinin "Akma Hareketi" olarak tanımlanması gerektiği ifade edilmiş ise de bu tespit dışında olaya ilişkin herhangi bir açıklamanın yer almadığı, olayın ne şekilde meydana geldiği, aniden ve öngörülemez nitelikte bir heyelan olayı olup olmadığı tespit edilmediği gibi doğal yer zemininde hiçbir hareketlilik olmadığı, sadece dolgu alanının kaydığı yani kaymanın kanalın oturtulduğu platform ve servis yolu dolgusunda etkili olduğu, diğer alanlarda kayma olmadığı yönündeki ekspertiz raporundaki tespitler ve bu tespitlere dayanan davalı itirazları incelenmeden, projede imalat hatası ve ayıbı olup olmadığı değerlendirilmeden, eksik inceleme neticesinde karar verilmiştir. Raporda, hasar onarımına ilişkin davacı ile ... İnşaat Ltd. Şti. arasında imzalanan 01/01/2014 tarihli ... Regülatörü ve ... HES Projesi İletim Hattı Tamiratı İnşaat İşleri Sözleşmesinde sözleşme konusu bedellerin piyasa rayicine uygun olduğu belirtilmiş ise de denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli şekilde bir değerlendirme yapılmamıştır. Bedelin hangi kalemlerden oluştuğu açıklanmamış, birim fiyat ve metrajlara yer verilmemiş, herhangi bir hesaplama yapılmamıştır. Yine bilirkişi raporunda üretim yapılmayan dönem için davacı tarafça 141 gün olarak ifade ve talep edilen sürenin esas alındığı, ancak bu sürenin yapılması gereken işlere nazaran makul olup olmadığı, onarım ve tamirat işlemlerinin kaç gün süreceği hususlarının değerlendirilmediği, hasarın 07/05/2014 tarihinde meydana geldiği ve davacı tarafça sigorta şirketine 16/05/2014 tarihinde hasar ihbarında bulunulduğu dikkate alındığında, bu süre içerisinde zararın azaltılmasına yönelik önlemlerin neler olduğu ve gerekli önlemlerin alınıp alınmadığı hususlarında herhangi değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Hasarın oluşumunda veya artmasında sigortalının herhangi bir kusurunun olup olmadığının değerlendirilmemesi ve incelenmemesi ise rapordaki diğer bir eksikliktir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/745 E. 2020/7620 K., 2020/3528 E. 2020/6614 K. sayılı ilamlarında da ekspertiz raporu ile bilirkişi raporu arasında çelişki oluştuğu takdirde bu çelişkinin giderilerek hüküm tesis edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06/12/2022 tarihli 2021/11-478 E. 2022/1665 K. sayılı ilamında açıklandığı üzere; "...Zarar sigortalarının (mal ve sorumluluk sigortaları) amacı, rizikonun gerçekleşmesi hâlinde sigortalının maruz kaldığı veya kalacağı zararın tam olarak tazminini sağlamaktan ibarettir. Özellikle mal sigortalarında rizikonun gerçekleşmesi üzerine sigortalının alacağı tazminatın gerçek zararla sınırlı olması ve sigortalının hiçbir surette maruz kaldığı olay dolayısıyla haksız zenginleşme imkânına kavuşmaması gerekmektedir. Başka bir deyişle sigorta sözleşmesi bir kazanç sağlama aracı olmadığından sigortalının mal varlığında haksız bir artış meydana getirmemelidir. Zenginleşme yasağı olarak ifade edilen bu durum sayesinde sigorta sözleşmesi kazanç aracı olmaktan uzaklaşacaktır..." Ayrıca dava dilekçesinde 50.000,00 TL talebinin maddi zarar ve kar kaybı olduğu belirtilmekle, ne kadarının maddi zarar, ne kadarının kar kaybı olduğu, maddi zarar talebinin hangi kalemlerden ve miktarlardan oluştuğu hususlarında davacı vekiline açıklama yapması için kesin mehil verilmesi ve taleplerin yapılacak açıklamalar nazara alınarak değerlendirilmesi gerektiğinden, her bir alacak kalemi yönünden miktar belirlenmeden eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Yapılan açıklanalar çerçevesinde, mahkemece davacı vekiline zarar kalem ve miktarları yönünden açıklama yaptırılması, HES projesi yapımı, bakımı, işletilmesi hususlarında uzmanlıkları bulunan akademik kariyere sahip inşaat mühendisi, geoteknik mühendisi, jeoloji mühendisi, makine mühendisi bilirkişiler ile dava konusu poliçe konusunda uzman sigortacı ve hesap bilirkişilerinden oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetinden olayın hangi nedenle gerçekleştiği ve zarar taleplerini net olarak tespit eder şekilde nedenlerini açıklayıcı, ekspertiz raporu ile yargılama aşamasında alınan bilirkişi heyet raporu arasındaki çelişkiyi giderir, davalı itirazlarını karşılar şekilde ayrıca dosya taraflarının ve mahkemenin denetimine elverişli rapor alınarak hasıl olacak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, Dairemizin kararına uygun şekilde yargılama yapıldıktan sonra yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/511 E. 2021/287 K. Sayılı 15/04/2021 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iade edilmesine,5-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 06/11/2024