Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/687 E. 2021/1010 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/687
Karar No
2021/1010
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2022/947 KARAR NO:2024/2121 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:04/11/2021 NUMARASI:2019/687 E. - 2021/1010 K. DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:19/12/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından 08/07/2015 tarihinde Bakırköy ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında dosyasından müvekkiline kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını, söz konusu dosyanın mesnedini oluşturan senedin borç taahhüdü içermediği ve davalı yana borçlu olmadıklarının tespit edilmesi gerektiğini, müvekkili ...'da çevresi olan ve onların Türkiye'deki bağlantılarını kuran...'ya Kırgızistan'da bulunan şirketin kumaş talepleri doğrultusunda mal alımı yapabilmesi için aracılık etmek istediğini, müvekkilinin kayın biraderi olan ...'den aracılık işine yardımcı olması için talepte bulunduğunu, bunun üzerine...'in sahipleri akrabaları olan... firması ile irtibata geçtiğini ve istenilen ürünlerin temini için yardım edebileceklerini bildirdiklerini, ilerleyen zamanlarda...'nın Kırgızistan şirketinin 20 ton kumaş siparişi verdiğini bildirdiğini, ...'ün müvekkilini arayarak söz konusu 20 ton kumaşın gönderileceğini ancak davalı yan tarafından kefilli teminat senedi verilmesi gerektiğini ve bu çerçevede işlemlerin başlatılabileceğini bildirdiğini, müvekkilinin bir kaç kez daha mal gönderme talebi ihtimaline karşın boş teminat senedini imzalayarak davalıya gönderdiğini, süreç ile ilgili tüm işlemlerin ... tarafından yapıldığını, daha sonra davalı yanın ...'nın talep ettiği ürünleri yurt dışına gönderdiğini, senedin tesliminden sonra ...'nın müvekkilini arayarak gönderilen kumaşların bozuk olduğunu söylediğini, davalı yanın malların bozuk çıkanlarını iade alacağını belirttiğini ve ...'dan firmaya bilgi vermesini istediklerini, malları Kırgızistan'da davalı yan adına ...'a teslim edilmesini istediğini, bu nedenle 16 ton bozuk kumaşın Kırgızistan'da davalı adına ...'a teslim edilğini, davalı yan yetkilisinin Bakırköy 7 Asliye Ceza Mahkemesi 2018/574 E. Sayılı dosyasında hakim huzurunda vermiş olduğu beyanlarının da tüm bu iddialarını kanıtlar nitelikte olduğunu,"zarara uğradıklarından bahisle; ... tarafından teminat olarak alınan 500.000.-TL bedelli senet ile icra takibi başlatılmıştır". Müvekkili ile davalı yan arasında hiçbir ticari ilişkinin olmaması mal alış verişinin bulunmamasına rağmen davalı yanın elinde bulundurduğu boş teminat senedini kendince doldurarak karşılığında mal satıldı gibi göstermek sureti ile işleme koymasının hukuken kabul edilemez olduğunu, yapılan ticarette Kırgızistan'daki şirket ile davalı yan arasında müvekkilinin aracı konumunda olduğunu ticari defterler, ihracat belgeleri ve diğer resmi kayıtların incelendiğinde açıkça ortaya çıkacağını, müvekkilinin teminat olarak verdiği boş senedin davalı yan tarafından ticaret yapılan borçlu taraf kabul edilmek sureti ile işleme konulmasının davalı yanın kötü niyetli olduğunun açık göstergesi olup icra-i işlemlerin durdurulması gerektiğini, söz konusu işlemlerler ile alakalı müvekkilinin davalı yana hiçbir borcu bulunmadığını, müvekkilinin bu ticarette taraf vasfına dahi sahip olmadığını, söz konusu ticari ilişki sebebi ile davalı yana bir takım ödemeler yapıldığını Kırgızistan'da mukim şirkete gönderilen kumaşlara binaen ... tarafından 120.000,00 TL çek(çek bilgisi bilahare ibraz edilecektir.) ile ödeme yapıldığını ve icra tehdidi karşısında ayrıca bir adet dairenin davalı yana verildiğini, Kırgızistan'da ... vasıtasıyla iade edilen mallarda hesaba katıldığında ... firmasının hiçbir alacağının da olmadığının ortaya çıkacağını, müvekkilinin söz konusu teminat senedinden dolayı davalı yana karşı hiçbir borcu bulunmadığının aşikar olduğunu, bu teminat senedinin yasal takibe konu edilmesi müvekkilinin mağduriyetine sebebiyet verdiğini, davalı yana 500.000,00 TL borçlu olmadığımızın tespiti amacıyla açılan menfi tespit taleplerinden önce dava şartı arabuluculuğa baş vurulduğunu ancak taraflar arasında uzlaşı sağlanamadığını, fazlaya ilişkin tüm haklarının saklı kalması kaydıyla öncelikli olarak tedbiren satışın durdurulmasını, davalı firmaya verilen senedin borç taahhüdü içermediğini dava yana borçlu olmadıklarının tespitini, takibe konu teminat senedinin müvekkili yönünden kambiyo vasfı taşımadığına karar verilmesi ve ...lmasını ve takibin iptalini, haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle %20'den aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekilinin davaya cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddia ve isnatlarını kabul etmedikleri gibi haksız davanın reddinin gerektiğini, davaya konu senedin teminat amacıyla verildiği iddiasında olunduysa da senede karşı senetle ispat kuralları mucibince iddiasını yazılı deli ile ispatlaması gerektiğini, böyle bir durum olmadığından dolayı ispatlamasının da mümkün olmadığını, usul ekonomisi ve ispat kuralları gereğince davacının tanık dinletme talebine muvafakat etmediklerini, ceza davası müştekisi ... firması yetkilisi ...'ın beyanında kastettiğinin davacı ... tarafından kendisine verilecek senedin teminatı mahiyetinde bir kefil istemesi ve senedin ödeneceğine kefil olarak da huzurda davacının ceza mahkemesinde sanık ...'ün eşinin imzası ile söz konusu senedin müvekkil firmaya teslim edilmesi olduğunu, firma yetkilisinin beyanında ... ile ...'ün Kırgızistan için istedikleri 20 ton kumaşın verildiğini ifade ettiğinden buradan anlaşılması gerekenin satım için verildiği şeklinde olması gerektiğini, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların gerçeğe uygun olmadığını, davacının kardeşi ...'ün beyanında aleyhe hususları kabul etmedikleri gibi ...'ten kumaş satın aldıklarını ve işleyerek ihraç ettiklerini, davacının iddialarının aksine ortada ... tarafından davacıya yapılan bir satım olduğunu ve bu nedenle de davacı alım bedeli için kambiyo evrakı düzenlenerek müvekkili firmaya teslim edildiğini, verilme amacının teminat olmadığını, bu sebeplerle haksız dayanaksız dava bağlamında takibin durdurulması talebinin ve davanın reddi ile kötü niyetli davacının asgari %20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Taraflar arasındaki anlaşmaya göre davacı, ... isimli kişinin Kırgızistan'da kurulu şirkete, kumaş alımına ilişkin olarak aracılık ettiği ve kumaşların Kırgızistan'a gönderildiği anlaşılmıştır.Bu durumda,davacıdan bono Kırgızistan firması tarafından kumaş bedeli ödenmediği taktirde bedelin teminatı olarak davacı tarafından söz konusu bono alınmıştır.Davacının dava konusu bononun teminat fonksiyonunun devam etmediğini,teminat fonksiyonunu yitirmesi nedeniyle bedelsiz kaldığını ve teminatı bonosunun iade koşullarının oluştuğunu da ispat etmesi gerekmektedir.Mali müşavir tarafından davalı şirketin ticari defterlerinde yapılan incelemede,üç tane Kırgızistan firmasına kumaş satışının gerçekleştiği,bu firmaların defter kaydına göre davalıya borçlu gözükmemekle birlikte bu alacağın yine davalı tarafından kapatıldığı,Kırgızistan firmaları tarafından yapılan bir ödemenin gözükmediği anlaşıldığı gibi davacı tarafından kumaş bedelinin ithalat yapan yabancı firma tarafından ödendiğine ilişkin bir iddia da ileri sürülmemiştir Davacı,teminat fonksiyonunun ortadan kalkması olarak,davalı tarafından satılan kumaşların ayıplı çıkması nedeniyle davalı tarafından iade alınmasını göstermiştir.Ancak davalı tarafından satılan-ihraç edilen kumaşların ayıplı olduğu ve satın alan yabancı firma tarafından davalı şirket adına ... isimli kişiye teslim edildiğine dair yazılı bir delil sunulmadığı gibi davacı yemin deliline de dayanmamıştır.Buna göre davacı,ayıplı malların iadesi nedeniyle teminat olarak verdiği bononun teminat fonksiyonunun kalmadığını,bononun teminat fonksiyonunun yitirmesi nedeniyle bedelsiz kaldığını ispat edemediğinden, Davanın reddine, davalı vekilinin kötüniyet tazminat talebinin koşulları oluşmadığından reddine", karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Yerel Mahkemece usulsüz tebliğat kararına karşı itirazlarının dikkate alınmadığını, yeterli inceleme yapılmaksızın tebliğatın usulsüz olduğuna karar vererek davalı yanın cevap dilekçesini kabul ettiğini,Dava dilekçelerinin davalı .... Şti.'nin ...lı çalışanına tebliğ edildiğini, şirketin büyüklüğü dikkate alındığında şirket yetkilisine tebliğat yapılmasının beklenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, tebliğatı alan söz konusu personel sekreter bu iş için görevli olup, bu tarihe kadar ki tebliğatların kendisine yapıldığının belli olduğunu, Mahkemece bu hususun araştırılması için talepte bulunulmuşsa da, beyanlarının dikkate alınmadığını ve bu konuda herhangi bir araştırma yapmadığını, delillerin değerlendirilmediğini, usule uygun tebliğ edilen dava dilekçesine süresi içinde cevap vermeyen davalı yanın usulsüz tebligat talebinin kabul edilmiş olmasının hukuka açıkça aykırı olduğunu, Bakırköy 3. İcra Hukuk Mahkemesi 2018/1059 Esas, Bakırköy 3. İcra Hukuk Mahkemesi 2019/125 Esas ve Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/945 Esas sayılı dosyalarında da tebligatların aynı isimli çalışana yapıldığının tespit edildiğini (celbi gerektiğini) -davalı yanın yargılama süresince defaatle savunma ve iddialarını değiştirmiş ve genişletmiş olduğunu, usule defaatle aykırı davranıldığını ve HMK ilgili hükümlerinin açıkça ihlal edildiğini, davanın 16/01/2020 tarihli ön inceleme duruşmasında mahkemece davalı yana sorulduğunu ve davalı yanca iddia ve savunmalarını genişletme talebi olmadığını belirttiğini ve ayrıca cevap dilekçesinde belirtilenler dışında başkaca delil de sunmadığını, davalı yanın, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığı gibi delil de sunma ve karşı delil sunma hakkını saklı tutmadığını, muvafakatleri olmamasına rağmen, davalı yan tarafından süresi geçtikten çok sonra delil niteliği de taşımayan alelade bir takım belgeler sunulduğunu,-her ne kadar Sayın Yerel Mahkemece davanın konusu olan senedin "teminat senedi" olduğu kabul edilmiş ise de; işbu senedin kambiyo vasfına da haiz olmadığının tespiti yapılmadığını, takibe konu teminat senedinin müvekkili yönünden kambiyo vasfı taşımadığına karar verilmesi ve .... dosyasındaki takibin tedbiren durdurulmasına akabinde takibin iptaline karar verilmesi talep edilmiş ise de; Sayın Yerel Mahkemece bu konuda gerekli araştırma ve değerlendirme dahi yapılmadığını, ispat yükü hususunda hatalı inceleme yapıldığını, Davalı yanın iddialarının aksine; davalıya boş olarak verilen senedin, borç senedi olmadığı, teminat amaçlı olduğu davalı yanın açık ikrarı ve ticari defterlerindeki kayıtlardan da anlaşıldığını ve Sayın Mahkemece kabul edilmiş olmasına rağmen, huzurdaki menfi tespit davasında HMK 190 gereği ispat yükünün davalı yana geçmiş olduğunu, Davalı yan tarafından senedin hangi alacağın teminatı olduğunun kanıtlanmadığı ve tespitinin yapılmadığının dosya incelenmesinden açıkça tespit olunacağını, tacir olan davalı yanca, boş olan teminat senedinin keyfi şekilde 05.05.2015 tarihi yazılmak suretiyle 500.000 TL olarak doldurulması ve icra işlemlerine başlanmasının yasa ve usule açıkça aykırı olduğunu,-Davalı yanın cevap dilekçesinde açıkça senedin mal karşılığında satım amaçlı verildiğini iddia ettiğini ve bu doğrultuda savunma yaptığını, ancak Sayın Yerel Mahkemeye defaatle müvekkillinin yapılan ticarette taraf olmadığı, sadece aracı olduğu, söz konusu emtianın taraflarına satılmadığı izah edilmiş ise de, İlk Derece Mahkemesince beyanları dikkate alınmadan, söz konusu ticarette taraf olarak kabul edilerek araştırma yapılma cihetine gidildiğini, müvekkilinin davalı şirketin ihracat yapması için sadece bağlantıyı kuran aracının aracısı konumunda olduğundan, yurdışındaki hangi şirkete ne zaman ve ne kadar emtia(kumaş) verildiğini dahi bilmediğini, öncelikle, bu şirketin hangi şirket olduğunun tespit edilmesi gerektiğini, bu işte asıl aracılık eden, yurt dışındaki şirketle bağlantısı olup, Türkiye'deki bağlantıları sağlayan ... isimli şahsın tanık olarak dinlenmesi ve bu çerçevede ticari ilişkinin mahiyeti tespit edilmesi ve bu şekilde hüküm kurması gerekmekteyken, Türkiye'deki bağlantılarını kuran...'nın dinlenmeden, karar verilmesinin hatalı olduğunu, -davaya konu senedin teminat amacıyla sadece imzalı olarak boş verildiği, 500.000.-TL bedelin hangi ticari ilişkiye, hangi alım-satıma binaen doldurulduğu hususlarının araştırılması talep edilmiş ise de, Sayın Yerel Mahkemece bu konularda yine hiçbir araştırma yapılmadığını,Davalı yanın davaya cevap dilekçesinde söz konusu 500.000 TL senedin mal satımı karşılığında verildiğini yani malen verildiğini iddia etmiş olmasına rağmen malın faturalarını dosyaya ibraz edemediğini, malın kime ne kadara satıldığı dahi belli değilken boş olarak alınan teminat senedine 500.000.-TL bedel yazmak ve icraya koymak hukuka ahlaka ve ticari teamüllere aykırı olduğunu, Davalı yanca gerçeğe aykırı olarak dava konusu senedin mal satımı karşılığı alındığı ve bu bedelin ödenmediği iddia edildiğini ancak bilirkişi marifetiyle yapılan incelmelerde söz konusu senedin davalı yanın ticari deflerinde kaydı olmadığını yani müvekkiline karşı hiçbir satışın yapılmadığının tespit edildiğini,Yerel Mahkemece gerekçeli karar içeriğinde, davalı şirket yetkilisinin ceza mahkemesinde verdiği beyanında "bononun teminat olarak alındığı" açıkça ikrar edildiğini ve Sayın Yerel Mahkemece de kabul edildiğini, her ne kadar Sayın Yerel Mahkemece bu husus kabul edilmiş ise de, boş olarak verilen teminat senedinin, nasıl ve neye istinaden doldurulduğu hususu davalı yanca ispat etmediği konusunda bir inleme yapılmadığını, ispat yükünün davalı yanda olduğunu, ürün satışına binaen alındığı iddia edilen işbu huzurdaki teminat senedinin, hangi satışın teminatı olduğu Sayın Yerel Mahkmece araştırılmadığını,-"Taraflar arasındaki anlaşmaya göre davacı, ... isimli kişinin Kırgızistan'da kurulu şirkete, kumaş alımına ilişkin olarak aracılık ettiği ve kumaşların Kırgızistan'a gönderildiği anlaşılmıştır.Bu durumda,davacıdan bono Kırgızistan firması tarafından kumaş bedeli ödenmediği taktirde bedelin teminatı olarak davacı tarafından söz konusu bono alınmıştır." demek suretiyle hüküm oluşturulmuş ise de, Sayın mahkemece hukuki nitelendirme ve uygulanacak hükümlerde; tarafların arasındaki anlaşma, ticari ilişki, teminat verme anındaki iradeleri ve beyanları dikkate alınmadan yanlış değerlendirme yapıldığını, olayın hukuki nitelendirmesi için davaya konu ticari ilişki irdelendiğinde; alacaklı ile borçlu arasındaki ticari ilişkide, taraf olamayan, sadece aracılık (ki asıl aracının yardımcılığını yapan) eden müvekkilinin, teminat olarak boş senedi imzalayarak vermiş olduğunu ancak bunun için davalı yanca, ihracatın hangi firmaya yapıldığı, ne zaman ve ne kadar ürün gönderildiği, bedelinin ne kadar olduğu ve şayet ödeme yapılmamış ise yurtdışı firmasının bu bedelin ne kadarını ödemediğinin müvekkiline ihtar edilmesi gerektiğini, bu konuda herhangi bir ihtar da yapılmadığını, müvekkilinin ne olduğu dahi belli olmayan bir borca sınırsız şekilde kefalet ettirilmek istendiğini Müvekkilinin, ihracat yapılan firmayı tanımadığını ve davalı yan tarafından gerçekte ne kadarlık bir ihracat yapıldığını bilmediğini, ticaretin tarafı da olmadığını, Davalı yanın akrabalık ilişkisine güvenerek boş senedi verdiğini, ticari ilişkide ne kadar bir miktara garanti verildiğinin de belli olmadığını, bu borcun ödenmediği varsayılsa ve müvekkili davalıya bu borcu ödese alacaklı (davalı) yerine halef olup hangi şirketten neye bianen bu alacağı talep edeceğini, Davalı yanca, huzurdaki davaya konu ihracata ilişkin faturalar ve diğer ilişkiyi kanıtlayan bilgi ve belgeler de sunulmadığını, yine davalı yan faturalarının ve ihracat belgelerinin incelenmesi gerektiğini, ihracat karşılığı; tacir olan davalı yanca iddia edildiği gibi hiçbir ödeme alınmamış ise; en azından ticari alacak için bir ihtarat çekilmemesi yani borçlunun fatura alacağı nedeni ile temerrüde dahi düşürülmemesi hayatın olağan akışına açıkça aykırı olduğunu, davalı yanca kesilen faturanın açık veya kapalı olması, faturada vade belirtilip belirtilmemesi dahi söz konusu verilen teminat geçerliğini doğrudan etkilediğini, davalı yanın resmi bir alacağının olması, özellikle ihracatta bu alacağın resmi kayıtlarda faturalar ile birlikte gösterilmesi gerektiğini ancak davalı yanın ticari defterlerinin, davalı yanın aleyhine delil niteliği taşıdığı ve müvekkilden de alacaklı olmadığını açıkça ortaya koyduğunu, bilirkişi raporunda; ticari defterlerin incelenmesi neticesinde bahsi geçen davalı yanın Kırgızistan'a ihraç ettiği 3 şirket olduğunu tespit edildiğini, Davalı yanın senetteki alacağa istinaden ne davaya cevap dilekçesinde, ne de ön inceleme duruşmasında bu hususta hiçbir açıklama yapmadığını, muvafakkatleri olmamasına rağmen davalı yanın HMK'ya aykırı olarak yeni bir iddia ve savunma ortaya attığını ve Davalı yanın bilirkişinin defter incelemelerinden sonra ortaya çıkan bu şirketlerden parayı tahsil edemediğini iddia ettiğini, Davalı yanın ticari defterlerinde yapılan incelemelerde açıkça bu 3 firmaya da yapılan ihracat bedellerinin ödendiğinin tespit edildiğini, teminat olarak alınan senedin hangi şirkete yapılan satışa binaen alındığı müvekkilinin hangi satışa aracılık ettiğinin dahi belli olmadığını, Müvekkilinin, davalı yan şirket yetkililerinin akrabalık bağına güvenerek işbu senet verilmiş ise de, müvekkili davalı yan şirket yetkili tarafından kandırıldığını, muvafakatleri olmamasına rağmen, Bilirkişi tarafından ticari defterlerdeki satımlara ilişkin bedellerin gerçekte ödenip ödenmediği hususunun araştırılmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, araştırmanın yapılması için; ne davalı ne de davacının talebi olmadığını, Davalı yan, delil olarak banka hesaplarını göstermemesine rağmen, Bilirkişi tarafından yetki sınırları aşılarak inceleme yapıldığını, davalı yanın teminatın nedeni olan söz konusu ihracata ilişkin; hem faturaların, hem ihracat belgelerinin, hemde ticari defterlerinin sunulması istenmiş ise de, davalı yanın süresi Sayın Yerel Mahkemeye ibraz etmediğini, Hmk 222 ve devamı maddelerinde de belirtildiği üzere, davalı yanın kendi tutmuş olduğu ticari defterler aleyhine kesin delil teşkil ettiğini, bilirkişi incelemesinde; yapılan ihracat bedellerinin tamamının tahsil edildiğinin sabit olduğunu, teminat senedini icraya koymayı gerektiren bir alacak da kalmadığını,-ticari defterlere ilişkin yeterli incelemenin yapılmadığı satış tarihlerinin ve bedellerin irdelenmediğini, davalı yanın ticari defterlerinde ihracat yapıldığı görünen 3 farklı firmaya farklı tarihlerde yapılan satışlar; 17-04-2015 tarihli ihracat faturası (fatura bedeli 324.817TL), 18-04-2015 tarihli ihracat faturası (fatura bedeli 313.088TL), 16-05-2015 tarihli ihracat faturası (fatura bedeli 193,213TL) olduğunu, bu ihracatların hiçbirinin ne meblağ yönünden, ne de tarih yönünden dava konusu düzenleme tarihi 05.05.2015 vade tarihi 15.05.2015 olan 500.000TL senet ile bir ilişkisi bulunmadığını, Davalı yan beyanlarında senedi ihracat yapmadan önce dolu olarak aldığını, karşı taraf ödeme yapmadığı için icra takibi başlatığını beyan ettiğini ancak senetteki tarih incelendiğinde, hem senetteki yazıların farklı kalemlerle yazılmış olduğu, hem de yazıların birbirine uymadığının açıkça tespit edileceğini, davalı yan ödeme almadığını iddia ettiğini, ihracat yaptığı bu 3 firmaya karşı alacaklarına istinaden icra takibi başlatıp başlatmadığı, hususunda açıklama dahi yapmamış olduğunu, 3 firmadan da alacağının kalmadığının davalı yanın ticari defterleri ile de sabit olduğunu, Davalı şirket yetkilisinin Ceza dosyasındaki beyanında da teminat senedinin ihracat yapılmadan alındığı ikrar edilmiş olması da dikkate alındığında, Sayın mahkemece, dava konusu senedin; kabul etmemekte birlikte, kabul edildiği varsayılmış olsa dahi sadece 16-05-2015 tarihli ihracatın teminatı olabileceği, en kötü ihtimalle müvekkilinin aracılık ettiği satışın 74.695,10 USD X 2.5867 = 193.213 TL (vergiler+stopaj dahil) olabileceği ve şayet bu bedelin davalı yanın beyanlarındaki gibi borçlu olan şirket tarafından ödenmemiş ise, davalı yan ile ihracat yapılan, yani ticari ilişkinin tarafı olan esas borçlu şirketin temerrüde düşürülüp düşürülmediğinin tespit edilmesi teminat hükümleri çerçevesince değerlendirilmesi gerektiğini, Yurtdışı satışının vergi ve harçları düşülerek, ihracattan elde ettiği kazanımlar çıkarılarak, ihracat bedeli talep edilebilecekken, fatura borcunun tamamının ve fazlasının müvekkilinden talep etmesinin hukuka ve usule aykırı olduğunu, davalı yanın müvekkilinin aracılık ettiği satışa ilişkin hangi fatura alacağının ödenmediğini de açıklamaktan imtina ettiğini, Davalı yan 3 farklı ihracat yaptığı firmaların borçlarını kapatmak amacıyla bankaya yapılan ödemelerin kendi personelince (311.380,34 Dollar) para yatırmak suretiyle tahsil etmiş gibi gösterdiğini, ihracat bedellerini yurtdışındaki firmadan almadığını iddia ettiğini, söz konusu para transferlerinin reyyan ulus nakliyat 100.000 dolar -... grup uluslar arası nakliye tarafından 50.000 dolar sağlandığını, söz konusu şirketin, para transferini sağladığını, diğer 150.000 doların ise yine farklı ödeme araçları ile tahsil edilmiş olduğunu, bu miktar karşılığı ise ... tarafından aynı gün 05.08.2015 tarihinde 4 kez para yatırmaya işlemi gerçekleştirdiğini ve ... hesabından da 2 kez yatırıldığını, yapılan bu işlemlerin bile 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanunun 15. Maddesine göre suç teşkil ettiğini, Davalı yanın, müvekkilinden önce ve bağımsız yapmış olduğu 3 farklı firmaya yapılan ihracatlar içinde aynı şekilde (tahsilat şeklinin hep aynı olması) çalışıyor olması, sözde kendi elemanlarınca (- ki öyle olmadığı görülmektedir) para ödendiğini beyan etmesi, ödenmeyen faturalar, ticari defterlerindeki kayıtlı alacaklar için de herhangi bir yasal işlem başlatmamasının hayatın olağan akışına ve ticari usule aykırı olduğunu, ek Raporda tespit edildiği üzere; toplamda 55.522.10 kg kumaş (311.380,34 Dolar) 3 farklı firmaya satılmış, ancak tek kuruş dahi tahsil edilmeden sözde davalı şirketin kendi çalışanlarınca açıktan yatırmış oldukları ödemeler ile hesapların kapatıldığı tespiti yapıldığını, tespitin, hayatın olağan akışı, ticari örf ve adetler ile uyuşmadığını, ticari faaliyet içerisinde bulunulan 3 firma ile de aynı şekilde ödeme alması ve tahsil edildi şeklinde ticari defterlere işlenmesi, Davalı tarafın bu ödemelerin karşılığını elden veya başka aracılar marifetiyle almış olduğunu yine açıkça ortaya koyduğunu, Mahkemenin dava dilekçelerinin 8. Maddesini gözden kaçırmış olmalıdır ki, davacı tarafından kumaş bedelinin ithalat yapan yabancı firma tarafından ödendiğine ilişkin bir iddia da ileri sürülmemiştir .denilmek suretiyle karar içerisinde bu şekilde talihsiz bir tespit yaptığını, söz konusu ticaretin direk olarak tarafı, müvekkilin olmadığını hatta Kırgızistandaki şirketi dahi tanımadığını beyan etmelerine rağmen Sayın Mahkemece ticareti yapan taraf müvekkiliymiş gibi değerlendirmiş olmasının hatalı olduğunu, ayrıca davalı şirket yetkilisinin de birtakım ödemeler yapıldığı hususunu ikrar ettiği de ortada olduğunu, bilirkişi tarafından 29.01.2021 tarihli 1. Ek rapor da tespit edildiği üzere davalı yanın bir kısım ödemeler alındığı ancak bunun daha önceki işlemlere ait ödemeler olduğu yönündeki beyanları incelenmiş ticari defterlerde buna ilişkin bir kayıt bulunamamış olduğunu, mahkemece bu husus irdelenmemiş göz ardı edilmiş olduğunu, Davalı yanca açıkça ikrar edilen bir kısım olarak ifade edilen ödemelerin ticari defterlerde neden kayıtlara geçmediğinin sayın mahkemenin takdirine bıraktıklarını, mahkemenin müvekkilinin söz konusu ticari ilişkide direk taraf gibi gördüğünü, ticari ilişkide bizim hem ödemeler hemde ayıplı mallar konusunda ... tarafından edilen bilgilerin mahkemeye sunulduğunu, Mahkemece kendisine sorulmadığından dolayı, kendisinden ödemeye ilişkin çek bilgileri taraflarınca istenmişsede kendilerine bu bilgilerin şu ana kadar verilmediğini, ödemeye ilişkin dava dilekçesinde bahsettikleri 120.000.-TL çekin; 3 adet 40.000.-TL olarak, ... ya ait ...bank ...nolu hesaptan, ... Bankası ... nolu hesaptan, ... Bankası ... nolu hesaptan, çeklerin verildiği bilgisine ulaşıldığını,. Bankalardan bu çek bilgilerinin istenmesi talep olunduğunu, ...'nın ticari ilişki hakkında (hangi malların satıldığı- hangi şirkete satıldığı-ödemelerin nasıl yapıldığı-ihracatın durumu hususlarında ) mahkemece dinlenmemesi gerektiğini aksi halde hukukî dinlenme hakkımızın ihlal edilmiş olacağını, kararın bu nedenlerle kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacının, davaya konu senedin teminat amacıyla verildiği iddiasında olmakla yazılı (kesin) delil ile ispatlaması gerektiğini, tanık dinlenilmesinin mümkün olmadığını, Davacının, müvekkili firma yetkilisi ...’ın Bakırköy 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2018/574 E. sayılı dosyasında Mahkeme’de verdiği beyanında “senedin teminat olarak alındığını” beyan ettiğini ileri sürdüğünü, Firma yetkilisi ... tarafından Bakırköy 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dile getirilen hususun, senedin teminat senedi olarak alındığı olmadığını -ceza davası açılma sebebi ...’ün eşi ... adına sahte imza atılması nedeniyle huzurda davacı ceza mahkemesinde sanık ...hakkında resmi evrakta sahtecilik nedeniyle dava açılmasıdır- burada müşteki olarak yer alan müvekkili ...firması yetkilisi ..’ın beyanında kasdettiği, ... tarafından kendisine verilecek senedin teminatı mahiyetinde bir kefil (aval) istemesi ve senedin ödeneceğine kefil (avalist) olarak da huzurda davacı ceza mahkemesinde sanık ...’ün eşinin imzası ile söz konusu senedin müvekkili firmaya teslim edilmesi olduğunu, firma yetkili ...beyanında; ... ile ...’ün Kırgizistan için istedikleri 20 ton kumaşın verildiğini ifade etmiş olup buradan anlaşılması gereken satım için verildiği olduğunu, ...’ın, 24/04/2018’de kollukta verdiği beyanında da, firmadan istenilen kumaşı vereceğini ancak ...’ün eşi ... kefil olursa vereceğini ifade etmiştir ki, bu da satım karşılığı alınan senette istenilen teminatın ‘...’ün avalist olması olduğunu’ ortaya koyduğunu, ceza dosyasında davacının kardeşi ..., Ceza Mahkemesi’nde 11/12/2018 tarihli celsede; “5-6 senedir ...’le ticaret yapıyorduk, sarteks’ten kumaş almıştık, yurtdışına gönderecektik, biz de işlemeyi yapıp yurt dışına gönderdik…daha sonra ihraç ettiğimiz mallar bozuk çıkınca…” dediğini, Davacının kardeşi ...'ün, 09/07/2018’de kollukta verdiği ifadesinde “biz ... firmasından kumaş satın aldık, karşılığında abim muhallim imzalı senedi verdik..ağbim bizim bu kumaşı almamız lazım, nasıl olsa biz de yurt dışına satacağız sattığımız yerden parası gelecek..yurtdışına gönderdiğimiz mal bozuk çıkınca yurtdışındaki şirket parayı ödeyemedi, biz de sartekse parayı ödeyemedik..ben 600.000 tl. nin yarısı olan 300.000 tl.’yi ödeyemedim” dediğini, Davacının kardeşi ...’ün beyanında yer alan aleyhe hususları kabul etmemekle birlikte, ...'ten kumaş satın aldıklarını, işleyerek ihraç ettiklerini ikrar ettiğini, Davacı..., 20/03/2018’de Bakırköy C. Başsavcılığında; “Ben 2015 yılında... şirketinden mal almak istedim..bana mal gönderdiler ancak ben bozuk çıktığından iade ettim” dediğini, davacının iddialarının aksine ortada ... tarafından davacıya yapılan bir satım olduğunu ve bu nedenle de davacının alım bedeli için kambiyo evrakı düzenleyerek müvekkili firmaya teslim ettiğini, verilme amacının teminat olmadığını, Kırgızistan'dan davalı-müvekkili firmaya banka yolu ile gelen her hangi bir para (ödeme) olmayıp, müvekkili firmanın cari hesapları satım (ihraç) bedelini kambiyo açısından kendisi para yatırarak bizzat kendisi kapatmış olup, bu hususun Bilirkişi tarafından tespit edildiğini, 2015 yılı 4.ve 5. ayda Kırgızistan’a, davacı ... aracılığı ile ..., ... Ve ... Firmalarına ihracat yapıldığını ve bedellerin tahsil edilemediğini, bu hususun da bilirkişi tarafından tespit edildiğini, ... ve .... Bankası’na, başka firmalardan gelen havaleler ve tarafımızca yatırılan tutarlar, ..., ... Ve... firmalarının carisinden düşüldüğünün de Bilirkişi tarafından tespit edildiğini,16/07/2021 tarihli Bilirkişi 2. ek raporunda sonuç olarak ticari defterlerimizde davaya konu senede ilişkin bir kayda rastlanmadığı, defterlerimizde Kırgızistan'da mukim 3 firmaya 2015 yılında ihracat yapıldığı ve ihracat bedellerinin tamamının tahsil edilmiş gözüktüğü, "Kırgızistan firmalarından müvekkili firmaya gönderilen bir bedel olmadığı, dava dışı ... Nakliyat Ve Müvekkil Firma Çalışanları ...Ve... tarafından müvekkili firma banka hesaplarına yatırılan paraların kırgızistan firmalarından gelen bedeller olarak gösterilerek bu firmaların cari hesap borçlarının kapatıldığını, Davacının çek ve 1 daire verilerek ödeme yapıldığı iddialarına dayanak dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı, müvekkili firmanın davacının kumaş satılmasına aracılık ettiği kırgızistan firmalarından mal bedelini tahsil edemediği.." belirtildiğini,Davanın reddi kararı hukuka uygun olmakla istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) ’nun 72.maddesine dayalı icra takibinden sonra açılmış borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Bilirkişi ... 17/08/2020 havale tarihli bilirkişi raporunda; Davalı tarafından ibraz edilen ticari defterlerin usulüne uygun bir şekilde açılış kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, ticari defterlerinin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, ticari defterlerinin davalı lehine delil niteliğinin sayın mahkemenizin takdirlerinde olduğu, davacı tarafından 05/05/2015 düzenlenme tarihli 15/05/2015 vadeli 500.000,00 TL bedelli senedin davalıya teminat senedi olarak verildiği ve senetten dolayı herhangi bir borcu olmadığı iddiası ile huzurdaki menfi tespit davasının açıldığı, davalı ticari defterlerinde dava konusu edilen senede ilişkin herhangi bir kayda rastlanmadığı, yine davalı ticari defterlerinde davacıya ait başkaca herhangi bir işleme rastlanmadığı, her iki yan tarafından da ikrar edilen Kırgizistan'da mukim firmaya yapılan kumaş satışları yönünden (firma adı verilmediğinden, davalı ticari defterlerinden 2015 yılından Kırgizistan'a yapılan tüm satışlar incelenmiştir), davalının ticari defterlerinde 2015 yılında Kırgizistan'da mukim 3 firmaya kumaş ihracatı yaptığı ve bedellerinin tahsil edilmiş olduğunun gözüktüğü yönünde görüş bildirmiştir.Bilirkişi ... 29/01/2021 havale tarihli bilirkişi ek raporunda; Dava dışı Kırgizistan şirketlerinin hesaplarının yurtdışından para gelmesi şeklinde değil de, Türkiye'de kambiyo mevzuatı açısından davalı şirketin kendisinin yatırmış olduğu bedellerle kapatılıp kapatılmadığı yönünde incelemeler yapılması için davalı şirket ile irtibata geçilmiş, ancak, işlemler ... üzerinden gerçekleştiğinden (davalı muhasebecisi beyanı) ve söz konusu banka kapatılmış olduğundan dekontlar ibraz edilememiştir, dolayısıyla kök raporda varılan sonuç ve kanaati değiştirecek yeni bir bilgi ve belge sunulmadığından, davacı tarafından, 05/05/2015 düzenlenme tarihli 15/05/2015 vadeli 500.000,00 TL bedelli senedin davalıya teminat senedi olarak verildiği ve senetten dolayı herhangi bir borcu olmadığı iddiası ile huzurdaki menfi tespit davasının açıldığı, davalı ticari defterlerinde dava konusu edilen senede ilişkin herhangi bir kayda rastlanmadığı, yine davalı ticari defterlerinde davacıya ait başkaca herhangi bir işleme rastlanmadığı, her iki yan tarafından da ikrar edilen Kırgizistan'da mukim firmaya yapılan kumaş satışları yönünden (firma adı verilmediğinden, davalı ticari defterlerinden 2015 yılından Kırgizıstan'a yapılan tüm satışlar incelenmiştir), davalının ticari defterlerinde 2015 yılında Kırgızistan'da mukim 3 firmaya kumaş ihracatı yaptığı ve bedellerinin tahsil edilmiş olduğunun gözüktüğü, davacı vekili tarafından, dava konusu senede istinaden davalıya çek + daire verilerek ödeme yapıldığı ve bozuk çıkan malların iadesi edilmesi ile de senetten herhangi bir borç kalmadığı iddialarına dayanak olarak dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı, davalı şirket yetkilisinin “Ben abim ... ile birlikte kumaş işi yapıyorum, bizden ... ile ... 20 ton kumaş istediler, Kırgizistan'a gideceğini söylediler, bizde kabul ettik, eşininde kefilliğini isteriz, teminat olarak senet alırız dedik, senedi getirdiler, Mullahim imzasını atmış, ancak eşi ...'ın imzası kendisine ait değilmiş, icraya verince ortaya çıktı, bizde mağdur olduk, paramızı alamadık...Senedi ... ve ... kendi getirdi, ... eniştemiz olur, senet 500.000,00 TL dolu geldi, hatırladığım kadarıyla dolu gelmiştir, hiç ödeme yapılmadı, işlemlere başladık, takiptede imzaların ...'a ait olmadığı tespit edildi, malın karşılığı 500.000,00 TL idi, biz devamlı alışveriş yapıyorduk, cari açıklarına ödeme yapmış olabilirler, bu işe özgü bir ödeme yapılmadı, önceki işlerine ilişkin ödemelerdi, bu ürünlerin Kırgizistan'a çıkışını biz yaptık, kendilerinin yurtdışı belgeleri olmadığı için biz kendi faturamız ile gönderdik, ... adına...”beyanlarında, “bir kısım ödemeler alındığı ancak önceki işlere ait ödemelerdi” ifadeleri ile ilgili davalı ticari defterlerinden herhangi bir kayıt olmadığı, beyanların takdirinin mahkemede olduğu yönünde görüş bildirmiştir.Bilirkişi ... 16/07/2020 havale tarihli bilirkişi raporunda; Davacı tarafından, 05/05.2015 düzenlenme tarihli 15.05.2015 vadeli 500.000,000 TL bedelli senedin davalıya teminat senedi olarak verildiği ve senetten dolayı herhangi bir borcu olmadığı iddiası ile huzurdaki menfi tespit davasının açıldığı, davalı ticari defterlerinde dava konusu edilen senede ilişkin herhangi bir kayda rastlanmadığı, yine davalı ticari defterlerinde davacıya ait başkaca herhangi bir işleme rastlanmadığı, her iki yan tarafından da ikrar edilen Kırgizistan'da mukim firmaya yapılan kumaş satışları yönünden (Irma adı verilmediğinden, davalı ticari defterlerinden 2015 yılından Kırgızistan'a yapılan tüm satışlar incelenmiştir), davalının ticari defterlerinde 2015 yılında Kırgızistan'da mukim 3 firmaya kumaş ihracatı yapıldığı ve yine 2015 yılında bu firmalardan ihracat bedellerimin tamamırın tahsil edilmiş gözüktüğü, ancak; ikinci ek rapor kapsamında sunuları deliller ve müflis ... nezdinde yapılan incefemelerde, esasen Kırgizistan firmalarından davalıya gönderilen bir bedel olmadığı, dava dışı .. Nakliyat ve davalı çalışanları olduğu sabit olan ... ve ... tarafından davalının banka hesaplarına yatırılan paraların Kırgızistan firmalarından gelen bedeller olarak gösterilerek bu firmaların cari hesap borçlarının kapatıldığı, davacı vekili tarafından, dava konusu senede istinaden davalıya çek 1 daire verilerek ödeme yapıldığı ve bozuk çıkan malların iadesi edilmesi ile de senetten herhangi bir borç kalmadığı iddialarına dayanak olarak dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı, davalı şirket yetkilisinin Bakırköy 7.Asliye Ceza Mahkemesi 2018/574 E. Sayılı dosyada, dava konusu menfi tespiti talep edilen senedin, davacının aracılık ettiği Kırgızistan firmasına yapılar kumaş satışlarına istinaden Teminat senedi olarak alındığını ikrar ettiği, ancak -e- maddesinde belirtildiği üzere, Kırgizistan firmalarından davalıya gönderilen herhangi bir ihracat bedeli olmadığının sabit olduğu, bir diğer ifade ile davacının kumaş satılmasına aracılık ettiği Kırgizistan firmalarından davalının mal bedellerini tahsil etmediğinin gözüktüğü yönünde görüş bildirmiştir.Davacı, davalı tarafından Kırgızistan Ülkesine yapılan kumaş ihracaatı sırasında aracılık ettiğini, bu nedenle davalıya teminat olarak icra takibine konu bonoyu, boş olarak verdiğini, davalı tarafından satılan kumaşların bozuk çıkması üzerine, davalının malları Kırgızistan'da davalı adına ...'a teslim edildiğini, davalı tarafından girişilen icra takibine konu bonodan dolayı borçlu olmadığının tespiti istemi ile huzurdaki davayı açmıştır.Davalı vekili ise cevap dilekçesinde takibe konu bononun teminat amacıyla verilmediğini, satılan mal karşılığı davacıdan ifa uğruna alındığını savunmuştur.Davaya konu bono incelendiğinde, ihdas nedenine ilişkin bir kayıt içermediği, üzerinde teminat olarak verildiğinin de yazmadığı, davalının mal karşılığı verildiği iddiasına karşılık, davacının teminat karşılığı iddiasının bulunduğu, her iki tarafın da senedi talil ettiği buna göre iki tarafın da talil etmesi nedeniyle bononun teminat olarak verildiğini davacı borçlunun ispat etmesinin gerektiği, benzer mahiyette Yargıtay 11. HD. 2021/1906 E., 2022/6293 K. Sayılı kararında da ".... Menfi tespit davalarının bazı türlerinde, kural olarak ispat yükü davalı alacaklıya düşmekte ise de, bu kural mutlak nitelikte olmayıp, bir kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiğinin ve bedelsiz kaldığının iddia edilmesi suretiyle açılan menfi tespit davasında ispat külfeti, değişen ispat yükümü çerçevesinde davacı borçluya düşer. Somut olayda, davacıların, iddiasını ileri sürüş biçimi de dikkate alındığında üç aşamalı bir ispat yükü altında olduğunun kabulü gerekir. Davacılar senet metnini talil etmiş olmakla evvel emirde, senetlerin teminat amacıyla verildiğini, bu teminatın da davacı şirketin davalı şirketten sipariş ettiği kumaşlara yönelik olduğunu, daha sonra da senetlerin teminat amacının işlevsiz kaldığını yani bedelsiz kaldığını ispat yükü altındadır...", buna göre somut olayda, davacının senedin bedelsiz olduğunu ispat etmesi gerekecek olup, davacının, ... isimli kişinin Kırgızistan'da kurulu şirkete, kumaş alımına ilişkin olarak aracılık ettiği ve kumaşların Kırgızistan'a gönderildiği, senedin de bu nedenle verildiği tarafların kabulünde olup, mali müşavir tarafından davalı şirketin ticari defterlerinde yapılan incelemede, üç tane Kırgızistan firmasına kumaş satışının gerçekleştiği, bu firmaların defter kaydına göre davalıya borçlu gözükmediği ancak bilirkişi raporuna göre ikinci ek rapor kapsamında sunuları deliller ve müflis ... nezdinde yapılan incefemelerde, esasen Kırgizistan firmalarından davalıya gönderilen bir bedel olmadığı, dava dışı ... Group Nakliyat ve davalı çalışanları olduğu sabit olan ... ve ... tarafından davalının banka hesaplarına yatırılan paraların Kırgızistan firmalarından gelen bedeller olarak gösterilerek bu firmaların cari hesap borçlarının kapatıldığı, davacı vekili tarafından, dava konusu senede istinaden davalıya çek 1 daire verilerek ödeme yapıldığı ve bozuk çıkan malların iadesi edilmesi ile de senetten herhangi bir borç kalmadığı iddialarına dayanak olarak dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı, bu durumda senet alacağının devam ettiğinin kabulü nedeniyle verilen kararda aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/11/2021 tarih ve 2019/687 E., 2021/1010 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬0 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 19/12/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/687, K. 2021/1010, T. 15.05.2015, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-687-e-2021-1010-k-97d5b51aba49