Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2019/629 E. 2021/234 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2019/629
- Karar No
- 2021/234
- Karar Tarihi
T.C. BURSA BAM .... HUKUK DAİRESİ T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ .... HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2019/629 KARAR NO : 2021/234
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : .... NUMARASI : .../...-.../...
DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... - VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit
KARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ : ......
Bursa ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/11/2018 tarih .../... Esas, .../.... Karar sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde; TALEP: Davacı vekili dilekçesinde özetle: müvekkilinin davalıya müşteri bulup yapılan satış üzerinden komisyon aldığını, bu kapsamda satış bedeli için müşterilerden toplam tutarı 215.600,00 TL olan 5 adet çeki davalıya verdiğini, bunun üzerine davalının da onayı ile malların teslimini sağladığını, davalı şirketin cirosu olan çeklerin ibraz tarihinde karşılıksız çıkması üzerine davalı şirketçe arkalarının yazdırıldığını, bedellerin müvekkilinden istendiğini, çek bedellerinin müvekkilince ödenmesi nedeniyle çek asıllarının müvekkiline iade edildiğini, bu hususun Yargıtay kararlarına göre söz konusu çeklerin tahsil edildiğine ilişkin karine olduğunu, buna rağmen davalının müvekkili aleyhine Bursa ... İcra Müdürlüğünün.../.... Esas sayılı dosyasından icra takibi yaptığını, müvekkilinin davalıya borcu olmadığını, ancak icra tehdidi altında icra takibine konu borcun tamamını tek seferde ödemek üzere taahhüt vermek zorunda kaldığını ileri sürerek, Bursa .... İcra Müdürlüğünün .../.... Esas sayılı dosyasından davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin davacıdan olan alacağına ilişkin Bursa ... İcra Müdürlüğünün .../.... esas sayılı dosyası ile cari hesap alacağına ilişkin icra takibi yapıldığını, takibin kesinleşmesini müteakip davacı borçlu icra müdürlüğüne gelerek takibe ve borca itiraz etmediğini ve borcu kabul ettiğini, icra müdürü önünde beyan ettiğini, yine davacı borçlunun borcun tamamını 15/02/2017 tarihinde ödemeyi icra müdürü önünde bizzat taahhüt ederek beyanını imzası ile tasdik ettiğini, davacının müvekkili şirketten aldığı bir kısım halının ödemesini dava dilekçesinde beyan ettiğini, ödeme yapmış olduğu çeklerin karşılıksız çıkması üzerine 26.000 Tl lik çek için 30/06/2015, 30.000 TLlik çek için 03/08/2015 ve 43.000 TL ile 48.500 TL lik ÇEKLER İÇİN 02/10/2015 tarihli iade işlem bordrosu düzenenerek, karşılıksız çeklerin davacıya imza karşılığı iadesinin yapıldığını, yine davacı ile 31/12/2015 tarihi itibariyle müvekkili şirkete 203.763,59 TL borcu bulunduğuna ilişkin hesap mutabakatı yapıldığını, davacı müvekkili şirkete 2015 yılı sonu itibariyle 203.763,59 TL borçlu olduğunu hesap mutabakatı imzalayarak açıkça kabul ettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ; mahkemece, davalı alacaklı tarafından alacağı genel haciz yoluyla ilamsız takip başlattığı ve ödeme emrinin bizzat davacı ...' a 10/08/2016 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu davacının alacağın varlığından haberdar olduğu, yasal 7 günlük süre içinde borca itiraz etmediği gibi takibin kesinleştikten sonra 01/09/2016 tarihinde davacı ve davalı vekilinin birlikte icra müdürlüğüne talepte bulunarak 01/09/2016 tarihli taahütname düzenlendiği ve taahütnamenin içeriğinde davacının açıkça borca ve takibe itirazının olmadığı ve borcu aynen kabul ettiğini tutanak altına alındığı ,dolayısıyla davacının borcu kabul beyanının ödeme emrinin bizzat davacıya tebliğ edilmesi, borca itiraz etmemesi ve icra müdürlüğüne giderek beyanda bulunmasının ayrıca davacının tacir olup bütün iş ve işlemlerde basiretli olarak hareket etmesi gerektiğinden, haciz tehdidi ve manevi cebir altında olduğunun kabul edilemeyeceği , diğer yandan davacının dava konusu çekler ile ödendiği savunması yönünden ikrar ile alacaklı olduğunun davacı tarafından beyan edildiği, 01/09/2016 tarihinden önce dava konusu çeklerin ciro edildiği, ibraz edildiği ve karşılıksız kaldığı gibi işlem bodrolarındaki imzalarının davacıya ait olduğundan dava konusu çekler ile ödeme yapıldığı savunmasına itibar edilemeyeceği gerekçesiyle davacı tarafından borçlu olmadığının ispat edilmediğinden davanın reddi ile mahkememizce verilen ihtiyati tedbirin teminat yatırılarak, fiilen uygulanarak davalının alacağına kavuşmasının engellenmediğinden davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf talebinde; yerel mahkeme kararının hatalı olduğunu, müvekkilince davalıdan teslim alınan 5 adet çekin davalı tarafından tahsil edilmiş olduğuna ilişkin yasal karinenin aksini davalının ispat etmesi gerektiğini, Yargıtay kararlarınında bu yönde olduğunu, sonradan bu çeklere ilişkin işlem bordrosu başlıklı belgeye sonradan elle iade ibaresi eklendiğini, müvekkilinin parafı olmadığından HMK'207.maddesi uyarıca düzeltmede onayı olmadığından müvekkilini bağlamayacağını, bilirkişi raporunda dava konusu 5 çekten 4'ünün incelendiğini, 43.000,00 TL tutarlı çeke ilişkin inceleme yapılmadığını, bilirkişinin davalı şirket kayıtları bölümünde belirtilen çeklerle ilgili bir değerlendirmede bulunmadığı gibi, çeklerle ilgili davalı ticari defterinin usulüne uygun tutulmadığını açıklamadığını, oysaki; davalı şirketin ticari defterlerinin usul veya yasaya uygun düzenlenmediğini, bir kısmının değiştirildiğini, çeklerdeki cirolar itibariyle sabit olduğunu, HMK'222/3 uyarınca içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtlarının sahibi aleyhine delil olacağını, dava konusu çek asılları mahkeme kasasında olduğu halde bilirkişi tarafından incelenmediğini, davalının dayandığı hesap mutabakatındaki imzanın müvekkiline ait olmadığının bilirkişi raporuyla anlaşıldığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dava, itiraz edilmeksizin kesinleşen ilamsız icra takibine yönelik menfi tespit davasıdır. İbrazdan sonra iade edilen çekin iade edilen kişiye bedeli tahsil edilerek iade edilmiş olduğunun kabul edileceği, yerleşik Yargıtay kararlarında da yansıdığı şekliyle yasal karine olup, iade ibaresi bulunan çeklerin ödendiği anlamına gelmektedir. Dolayısıyla dava konusu 5 çeke ilişkin davacıya teslime ilişkin bordrolardaki iade ibaresinin sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Yani iade ibaresi olsun yada olmasın çeklerin davacıya iade edilmiş olması bedeli ödenerek iade edildiğine ilişkin yasal karineyi değiştirmeyecektir. Bu bakımdan yerel mahkemenin çek işlem bordrolarındaki imzanın davacıya ait olduğundan bahisle davanın reddine gerekçe yapması doğru değildir. Ancak, iade edilen çeklerin ödendiğine ilişkin yasal karine yukarıda izah edildiği gibi olmakla birlikte, dava konusu somut olayda davacının Bursa ... İcra Müdürlüğünün .../.... esas sayılı icra takip dosyasının kesinleşmesinden sonra icra dairesine giderek 01/09/2016 tarihinde herhangi bir itirazi kayıt ileri sürmeksizin ödeme taahhüdünde bulunduğu, bu ödeme taahhüdünde de açıkça "hakkımda yapılan takibe ve borca bir itirazım yoktur" ve "borcu aynen kabul ediyorum" şeklinde beyanda bulunduğu, söz konusu taahhüdün altında imza kısmının üstüne el yazısı ile "okudum, kabul ediyorum" yazdığı anlaşılmaktadır. Bu durumda dava konusu icra takibi nedeniyle davacının değinilen ödeme taahhüdü ile yapmış olduğu borç ikrarı kendisini bağlayacaktır. Bu nedenle mahkemenin davanın reddine dair kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1-Davacının istinaf isteminin 6100 sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli 59,30 TL istinaf karar harcından peşin alınan 44,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 14,90 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin davacının üzerinde bırakılmasına, artan gider avansının talebi halinde iadesine, 4-Kararın tebliğ işlemlerinin dairemizce yerine getirilmesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, karar tebliğinden itibaren 2 hafta içinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 08/03/2021
... Başkan ... (e-imza) ... Üye ... (e-imza) ... Üye ... (e-imza) ... Katip ... (e-imza)