Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/523 E. 2020/510 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/523
Karar No
2020/510
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ) ESAS NO : 2020/1880 KARAR NO : 2024/851 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 06.10.2020 ESAS-KARAR NUMARASI : 2019/523E., 2020/510K. DAVACI : VEKİLİ DAVALI Davalı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ : İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ : Davacı vekili; müvekkili şirketin, alacağının tahsili için Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 2019/6517 Esas sayılı dosyası ile borçlu şirket hakkında faturalara ilişkin olarak 66.310,60-TL asıl alacak ve ferilerine ilişkin icra takibine geçildiğini, borçlu şirketin vekili tarafından süresinde 3.540,00-TL' lik fatura alacağının kabul edilmiş, bakiye 62.770,60-TL'lik tutarındaki borca itirazda bulunulduğunu, İcra Müdürlüğünce itiraz edilen kısım yönünden takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı borçlu şirketin 14.05.2019 tarihinde resmi elektronik mail hesabından göndermiş olduğu mutabakat formunda "şirketimizde bulunan cari hesaplarınızda 31.03.2019 tarihinde 66.310,60 (A) Borcunuz/Alacağınız bulunmaktadır" bildirimi bulunduğunu, mutabık olduklarına dair geri dönüş yapılmasına rağmen ödeme yapılmadığını, müvekkili davacının yapmış olduğu hizmete karşılık alacaklarının tahsili için davalı şirkete karşı başlatmış olduğu ilamsız icra takibi ile aşağıda bilgileri yer alan, itiraz edilmeksizin ticari defterlere işlenen ve ödenmeyen alacaklarını talep ettiğini, bunların MI02019000000024 nolu fatura, 3.540,00TL miktarın 02.02.2019 tarihinden itibaren, M102019000000022 nolu fatura, 54.280,00 TL miktarın 02.02.2019 tarihinden itibaren, MI02019000000025 nolu fatura, 3.540,00 TL miktarın 02.02.2019 tarihinden itibaren, M102019000000037 nolu fatura, 1.180,00 TLmiktarm 19.02.2019 tarihinden itibaren, MI02019000000039 nolu fatura, 230,60 TL miktarın 01.03.2019 tarihinden itibaren, MI02019000000074 nolu fatura, 3.540,00 TL miktarın 07.05.2019 tarihinden itibaren, MI02019000000023 nolu fatura, 3.540,00 TL miktarın 02.02.2019 tarihinden itibaren, reeskont avans faiziyle birlikte hesaplanarak davalı şirketten tahsilini talep ettiklerini, takibe haksız olarak itiraz edildiğini, talep edilen alacağın likit olup ayrıca davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 30.06.2020 tarihli dilekçesinde: dava dilekçesinde dava değeri olarak 62.770,60 TL belirtilmiş ise de; eksik harcı da ikmal ettiklerini belirterek, asıl alacağa takipte işlemiş faiz alacağını da dahil etmek suretiyle, asıl alacak 62.770,60 TL + işlemiş faiz alacağı 3.175,56 TL olmak üzere toplam 65.946,16 TL üzerinden itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili; davacının 02.09.2019 tarihli dava dilekçesi ile davalı ile akdedilen hizmet sözleşmesi uyarınca davalıya hizmet verildiğini, dava konusu faturaların bu hizmete binaen düzenlendiğini, müvekkil şirketin hizmet verdiği müşterilerinin yabancı uyruklu işçi talebini karşılamak ve söz konusu yabancı işçilerin her türlü izinlerinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından alınması için davacı şirket ile "Hizmet Sözleşmesi" imzalandığını, davacı şirketin Ekim 2018 tarihine kadar sözleşmeden kaynaklanan borcunu gereği gibi ifa ettiğini ve çalışma izinleri alınacak yabancı uyruklu çalışanların izin süreçlerinde belirgin bir olumsuzluk yaşanmadığını ancak Ekim 2018 sonrasında Uluslararası İş Gücü Genel Müdürlüğü'ne yapılan başvuruların olumsuzlukla sonuçlandığını, yapılan başvuruların olumsuz sonuçlanması nedeniyle hizmet aldıkları şirketin değiştirildiğini, yabancı çalışanların çalışma adreslerine müvekkil şirket adına SGK işyeri sicili alındığını ve ilgili yerlere tescil yapıldıktan sonra başvuruların yapıldığını, bu doğrultuda usulen eksiksiz olan başvurulardan %90'nın üstünde olumlu sonuç alındığını, davacı şirketin borcunu gereği gibi ifa etmediği gibi müvekkili şirketin zaman kaybına sebebiyet verdiği ve müvekkili şirketin hizmet verdiği müşterileri nezdinde ticari itibarı ve güvenilirliğini olumsuz yönde etkilediğinin izahtan vareste olduğunu, her ne kadar iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde taraflar yükümlülüklerini yerine getirmek zorunda olsalar da müvekkili şirketin gereği gibi almadığı bir hizmetten dolayı yükümlülüğünü yerine getirmediğinin kabulünün hakkaniyet ilkelerine de aykırılık teşkil edeceğinin açık olduğunu, davacı şirketin, yasa gereği 8 gün içerisinde gönderilen faturalara itiraz edilmesi gerektiğini, süresinde itiraz edilemeyen faturanın aksi içeriğinin kabul edilmiş olduğunu ve dolayısı ile dava konusu borçtan sorumlu oldukları yönündeki iddialarının hukuka aykırı olduğunu, faturanın, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olduğunu, faturaya itiraz edilmemesinin içeriğinin kabul edildiğine dair karine olup, hizmetin gereği gibi ifa edilmesine karine teşkil etmediğini, Yargıtay kararları dikkate alındığında da faturanın tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ : İlk derece mahkemesince "Dava, tacirler arası hizmet sözleşmesi kapsamında tanzim olunan ve ödenmeyen bakiye fatura alacağından kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir. Dava ve cevap dilekçesi, icra takip dosyası, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamına göre; Taraflar arasında ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan ilişki bulunduğu, davacı tarafından fatura alacağından kaynaklanan borcun ödenmemesi üzerine davacı tarafından başlatılan ilamsız takibe davalı tarafından itiraz edilmesi üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasında akti ilişkinin varlığı hususunda bir uyuşmazlık mevcut olmayıp, uyuşmazlık, davaya ve dolayısıyla faturaya konu hizmetlerin verilip verilmediği, eksik ya da ayıplı ifa edilip edilmediği ve bedelinin ödenip ödenmediği noktasındadır. Faturaya konu hizmetin davalıya teslim edildiği hususunda ispat yükünün kural olarak davacı üzerinde olduğu anlaşılmakla birlikte, davalının, davacı tarafından düzenlenen faturaları ticari defterlerine kaydettiği, bu faturaya süresinde itiraz ve iade ettiğine ilişkin savunma ve delil ileri sürülmediği belirlenmiş olmasına göre, faturaya konu hizmetin eksik ya da ayıplı ifa edildiği ile fatura bedellerinin ödendiği hususunda ispat yükünün davalıya ait olduğu anlaşılmıştır. Davalı vekilince cevap dilekçesi ile; davacı şirketin edimini eksik ve ayıpsız olarak yerine getirdiğini ispat etmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de, dosya kapsamına uygun olmakla hükme esas alınan bilirkişi mali müşavir tarafından tanzim edilen rapor içeriğine göre de davacı tarafından tanzim edilen faturaların tamamının davalı ticari defterlerine kaydedildiği, teslim alınan faturalara ilişkin olarak süresi içinde ayıp ve/veya eksik ifa, faturaların gerçeğe aykırı olarak düzenlendiği yönünde bir ihtar ya da bildiriminde bulunulduğuna dair bir iddia ileri sürülmediği gibi bu yönde bir delilin de dosya içerisine sunulmadığı anlaşılmış olmakla, davalı şirket vekilinin eksik ve ayıplı ifaya ilişkin iddiasını yasal ve geçerli delillerle kanıtlayamadığı kanaatine varılmıştır. Davalının icra takip tarihinden davalının usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmediği anlaşılmakla, takip tarihine kadar işlemiş faiz alacağı isteminin reddine karar verilmiş, davaya konu faturaya dayalı alacağın likit olması nedeniyle davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilerek..." gerekçesi ile "Davanın kısmen kabulüne, davalının Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 2019/6517 E sayılı takip dosyasına vaki itirazın kısmen iptaline, takibin 62.770,60 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Alacağın likit olduğu anlaşılmakla asıl alacak tutarı olan 62.770,60 TL'nin %20'si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,..." şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : İstinaf yasa yoluna başvuran-davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: bildirdikleri tanıklanın dinlenmediğini, bilirkişi raporunun dikkate alınarak karar verildiğini, savunma haklarının kısıtlandığını, davacı şirketin hizmet sözleşmesine uygun olarak gereği gibi edimini ifa etmediğini, mail yazışmalarının dikkate alınmadığını, dosya kapsamına sunulan savunmalarının ve delillerinin değerlendirilmediğini, faturaya itiraz edilmemesinin hizmetin gereği gibi ifa edildiğine karine teşkil etmediğini, hizmetin gereği gibi ifa edilip edilmediği araştırılmadan salt fatura bedellerine itiraz edilmemesi nedeniyle davanın kısmen kabulüne ve icra inkar tazminatına karar verilmesinin doğru olmadığını bildirerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE : Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b,1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-HMK m. 353/1,b,1 gereğince; Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/523E., 2020/510K. sayılı dava dosyasında verdiği 06.10.2020 tarihli kararına yönelik davalı vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE. 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.287,80 TL'den peşin olarak yatırılan 1.072,35 TL'nin düşümü ile kalan 3.215,45 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine. 4-HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına. 05.06.2024 tarihinde, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 362/1,a gereğince miktar veya değeri üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan (378.290,-) Türk Lirası'nı geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi. GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 06.06.2024 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/523, K. 2020/510, T. 06.06.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-523-e-2020-510-k-6eab34ec98a2