Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/40 E. 2020/40 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/40
Karar No
2020/40
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2022/570 KARAR NO: 2024/1444 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 09/12/2021 NUMARASI: 2017/903 Esas - 2021/1342 Karar DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 18/09/2024 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 25.05.2016 günü saat 18.00 sıralarında, mağdur çocuk evin önünde oynarken, plakasını bilmediği Doblo tipi bir aracın kendisine çarpması sonucu yaralamalı, maddi hasarlı kaza meydana geldiğini, tutanaklardan da anlaşılacağı üzere ... plakalı siyah ... marka aracın müvekkiline çarptığını, kazayı yapan şahsın mağdur müvekkilini aracına alıp hastaneye götürür gibi izlenim verdikten sonra yol kenarına bırakıp kaçtığını, Büyükçekmece Cumhuriyet Savcılığı'nın dosyası kapsamında tespit edilen ve müvekkiline çarpan araç sürücüsünün ... olduğunun tespit edildiğini, davacı müvekkili ...'un söz konusu kazada yaralandığını ve hastaneye kaldırıldığını, müvekkilinin Şişli Hamidiye Etfal Eğilim ve Araştırma Hastanesi'nden alınan sağlık kurulu raporunda %5 sürekli maluliyet tespit edildiğini, kazaya sebebiyet veren ... plaka nolu aracın ... Sigorta A.Ş. şirketi tarafından trafik sigortalı olduğunu, belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 3.200,00-TL daimi maluliyet tazminatı ve 100,00-TL geçici işgöremezlik tazminatı olan 3.300,00-TL'nin davalı şirkete başvuru tarihi olan 13.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan ... plaka nolu aracın müvekkili şirket nezdinde trafik sigortalı olduğunu, davayı kabul anlamında olmamak üzere kaza ile sakatlık arasındaki illiyet bağının tespit edilmesi gerekliğini, yine davayı kabul anlamına gelmemek üzere kusur oranlarının tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Kurumu'na sevk edilmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatının ve trafik sigortası genel şartları gereğince teminat dışı olduğunu, ayrıca geçici iş göremezlik tazminatı taleplerinin de hem kanun gereği hem de trafik sigortası genel şartları uyarınca tedavi teminatı içerisinde değerlendirildiğinden teminat dışı olduğu, davaya konu kazanın iş kazası olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Açılan davanın kısmen kabulü ile; 63.241,06 TL sürekli iş göremezlik tazminatının dava tarihi olan 15/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili ile davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; red edilen kısım yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davalı vekili için takdir olunan 6.554,94-TL vekalet ücretinin ödenmesine karar verildiğini, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı kapsamında kalan Genel Şartlar ile getirilmiş olan yönetmelikler yerine artık Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Yönetmeliği esas alınarak maluliyet tespiti gerçekleştirileceği ve iş gücü kayıpları ile destekten yoksun kalma tazminatları ve bakıcı gideri tazminatlarında hesaplama yapılacağı kanaatine varıldığını, bu nedenle Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı doğrultusunda maluliyet raporuna karşı davacı müvekkilin maluliyetinin Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Yönetmeliği'ne göre tespit edilmesi için dosyanın yeniden ATK'ya sevk edilmesinin talep edildiğini, talep doğrultusunda ara karar doğrultusunda dosyanın yeniden ATK'ya sevk edilmiş olup Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Yönetmeliği'ne göre düzenlenen raporda, davacı müvekkili ...'un trafik kazası sebebiyle %5,1 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı görüşünün bildirildiğini, sonrasında alınan aktüer bilirkişi raporunda iki seçenekli hesaplama yapıldığını, bilirkişi incelemesi sonucunda talep edilen miktarın ıslah dilekçesi ile 107.509,81-TL'ye arttırıldığını, mahkeme kanalı ile alınmış bir rapor doğrultusunda yaptıkları talebin bir kısmı kabul edilse de reddedilen kısım yönünden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hak arama özgürlüğünü ve hukuk devleti ilkesinin yaşama geçirilmesi ilkelerini kısıtladığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kusura ilişkin çelişkilerin giderilmesi gerektiğini, Anayasa Mahkemesi'nin 2019/40 E.-2020/40 K. sayılı kararı ile iptal edilen maddelerin işbu dava bakımından dikkate alınmaması gerektiğini, bilirkişi raporunda progresif rant tekniğine göre hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, hesaplamada kullanılan %00,00 teknik faizin uygulanmasının hatalı olduğunu, davanın reddi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından 25.05.2016 günü saat davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı sürücü ...'in, sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile Esenyurt ... Mahallesi ... Sakak üzerinde seyrederek ... Sokak ile kesişim kavşağına geldiğinde aracı ile sola döndüğü sırada karşıya geçmekte olan davacı ...'ye aracının sol ön kısmı ile çarpması sonucunda yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği, davacının yaralanması nedeniyle maddi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır. Mahkemece aldırılan 06/06/2018 tarihli bilirkişi raporunda dava dışı sürücü ...'in %75, davacı ...'nin %25 kusurlu olduğu; 02/10/2019 tarihli İTÜ bilirkişi heyetince düzenlenen kusur raporunda dava dışı sürücü ...'in % 100 oranında kusurlu, davacı ...'nin kusursuz olduğu belirtilmiştir. Aynı olaya ilişkin Büyükçekmece 6.Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/890 Esas sayılı dosyasında aldırılan kusur bilirkişi raporunda dava dışı sürücü ...'in tam kusurlu, davacı ...'nin kusursuz olduğu belirtilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda dava dışı sürücü ...'in mahkumiyetine karar verilmiş, kararın istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 2021/3157 Esas ve 2022/545 Karar sayılı ilamı ile esastan reddine karar verilmiştir. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. (HGK'nun 11/10/1989 gün ve E:1989/11-373, K:472; HGK'nun 27/04/2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231 sayılı ilamları) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 74. maddesi (818 sayılı BK'nın 53.m) gereğince hukuk hakimi kusurun mevcudiyetine ilişkin Ceza Mahkemesi kararı ile bağlı değil ise de Ceza Mahkemesinde kusurlu olduğu kabul edilerek hakkında mahkumiyet kararı verilen kimse Hukuk Mahkemesinde tamamen kusursuz kabul edilemez. Ceza Mahkemesinin mahkumiyet kararındaki fiilin "hukuka aykırılığını" ve "illiyet bağının varlığını" saptayan maddi olgu konusundaki kabul hukuk hakimini de bağlar. Ceza mahkemesince hükme esas alınan kusur oranının hukuk hakimini bağlamayacağı ancak kazanın oluşum şekli ile illiyet bağının varlığını saptayan maddi olgular konusundaki kabulün hukuk hakimini bağlayacağı gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince ceza mahkemesince kabul edilen ve kesinleşen maddi olgulara göre (... sanık ...'in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracı ile ... Sok üzerinden seyredip ... Sokak kesışimine gelip sola dönüş yapıp Kirazlı istikametine seyir hızı ile seyredip küçük yaştaki çocuğa çarpma ve 5. derecede yaralanmasına sebebiyet verdiği trafik kazasında sürücü 2918 sayılı K.Y.T Kanunun 47/1-d maddesinde belirlilen ’'trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen diğer kurul, yasak, zorunluluk veya yükümlülüklere uymak zorundadırlar" kuralını ihlal ederek bu bağlamda aynı kanunun dönüş kurallarını belirleyen 53/b maddesinde belirtilen "sola dönüşlerde sürücüler sola dönüş işareti vermeye, hızını azaltmaya, kavşak başına geldiğinde durup karşıdan karşıya geçmekte olan yaya lara yol vermek zorundadır" kuralını ihlal ettiği gibi yine aynı maddenin "dM fıkrasında belirtilen ’sağa veya sola dönüşlerde sürücüler kurallara uygun olarak geçiş yapan yayalara ilk geçiş hakkını vermek zorundadırlar" maddesini ihlal ettiği gibi aynı kanunun hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlamak maddesini bildiren 52/a “sürücüler kavşaklara yaklaşırken hızlarını azaltmak dikkatli olmak kuralını ihlal ederek bu bağlamda aynı kanunun sürücü asli kusurlarını belirleyen 84/f "doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yaparak sola dönüşü geniş bir kavisle yapmayıp dar bir kavisle yaparak kendi yol ve şendinden seyretmeyip karşı şeritten gelen araçların yolu üzerinde yürüyen mağdur çocuğa seyir hızı ile çarpıp ağır 5 derecede yaralanmasına sebebiyet veren çarptıktan sonra çocuğu hastaneye götürmek için aracına alıp bir alt sokakta yaşı küçük çocuğu yaralı halde terk edip olay yerinden firar eden sanık tüm bu davranışları neticesinde dikkat ve özen yükümlülüğünde hareketi dışında büyük bir ihmal ve tedbirsizliği neticesinde dava konusu somut olayın meydana gelmesinde kendi kusuru ile sebebiyet verdiğinden sanık sürücü asli ve tam kusurlu olduğu anlaşıldığından sanığın kusur durumu gözetilerek takdiren alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle taksirle yaralama suçundan cezalandırılması yoluna gidilmiş,..) ceza yargılamasında keşinleşen maddi olgular ile uyumlu olan İTÜ bilirkişi heyetince düzenlenen kusur raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik görülmemiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 Tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekeceğinden aksi yöndeki istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K., sayılı kararları) Mahkemece HMK'nın 326. maddesi gereğince davanın red edilen kısım üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmiştir. Yargıtay içtihat değişikliği sonucunda oluşan yeni duruma göre tazminat miktarının değişmesi nedeniyle haklılık durumuna göre vekalet ücreti hesaplanmasına olanak veren (HMK'nın 326. maddesi hükmünün aksine) yasal düzenleme bulunmadığından davacılar vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinaf başvurusu yerinde değildir. Bu nedenlerle; davacılar vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacılar vekili ile davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-a-)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan (80,70x3)=242,10TL harcın mahsubu ile bakiye 185,50 TL harcın davacılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, b-)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 4.320,00 TL harçtan peşin alınan (80,70 TL+993,30 TL)=1.074,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.246,00 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.18/09/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/40, K. 2020/40, T. 25.05.2016, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-40-e-2020-40-k-e369e13db6eb