Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2019/3926 E. 2020/2954 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2019/3926
- Karar No
- 2020/2954
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/269 KARAR NO: 2024/263 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2018/1206 KARAR NO: 2020/444 KARAR TARİHİ: 08/10/2020 DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) KARAR TARİHİ: 28/02/2024 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki cari hesaba dayalı borç nedeniyle İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/7204 D.İş sayılı ihtiyati haciz kararı ile İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, davalı şirket borca ve ferilerine itiraz ettiğinden takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve takibin devamına karar verilmesini, itiraz haksız ve kütiniyetli olduğundan %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacıdan hiçbir hizmet almadığını, alacağın mutabakata dayandığı iddia edilse de dosyaya böyle bir belge sunulmadığını, taraflar arasında herhangi bir sözleşme imzalanmadığını, şirketin kendi defterlerine dayanarak kendi kestiği fatura ile vermediği hizmet dolayısıyla para talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece ''...Yapılan yargılama sonunda toplanan tüm deliller ile denetlenip benimsenen ve somut olaya uygun görülen bilirkişi raporundaki gerekçeler ve hesaplamalara göre; davacının saha içinde 50 saat ekskavarök çalışması, davacının, 50 saat kırıcı, saha içi kamyon çalışması, uzun bomlu ekskavatör çalışması paletli loderle yol sökümü, loder bedeli, harfiyat bedeli olmak üzere ayrı ayrı fiyatlandırılarak yapılan işler sonucu mutabık kılınan 67.000,00 TL asıl alacak, %18 kdv bedeli olmak üzere toplam 79.060,00 TL fatura düzenlediği, 5.000,00 TL'nin ise avans tenzil edildiği, her iki tarafın ticari defterlerine göre davacının davalıdan davaya konu takip ile 74.060,00 TL asıl alacak, 4.510,55 TL faiz, 100,20 TL ihtiyati haciz masrafı, 485,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 79.155,75 TL alacağının tespit ve kabul edildiği, davalının hiç hizmet almadım iddiasının inandırıcı deliller ile kanıtlayamadığından davanın kabulü ile davalının takip dosayına yapmış olduğu itirazın iptaline, davalı tarafından inkar edilen alacak likit ve bilinebilir nitelikte olduğundan davalının İİK 67/2 maddesi gereğince asıl alacak 74.060,00 TL üzerinden % 20 si oranında tazminat ile mahkumiyetine" karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Karar gerekçe ihtiva etmediğinden hukuka aykırı olduğunu, hizmetin verildiği hususunun davacı tarafça ispatlanması gerektiğini, mutabakat mektubunda davalıya atfen atılan imzanın şirket yetkiline ait olmadığı hususunda itiraz edilmesine rağmen mahkemenin kendi vermiş olduğu ara karara riayet etmeyerek alacağa dayanak gösterilen mutabakat mektubundaki imzanın geçerli olup olmadığı hususunda araştırma yapılmadan eksik inceleme neticesinde hüküm tesis edildiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır. Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında; davacı tarafın 74.060,00 TL asıl alacak, 4.510,55 TL işlemiş faiz, 100,20 TL ihtiyati haciz masrafı, 485,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 79.155,75 TL üzerinden takip başlatılmış, dayanak belge olarak İstanbul Anadolu 1 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/7204 D.İş no.lu ihtiyati haciz kararı, cari hesap kaydı, 21/06/2018 tarihli KDV hariç 67.000,00 TL alacak yönünden tarafların mutabık olduklarına dair mutabakat mektubu, 30/05/2018 tarih ... no.lu 79.060,00 TL (KDV dahil) bedelli fatura ibraz edilmiştir. Ödeme emrinin davalı tarafa 09/10/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafça 11/10/2018 tarihinde yapılan itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın İİK 67. maddesi uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı tespit edilmiştir. Mahkemece taraflara ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen raporda; her iki tarafın defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, takibe konu edilen faturanın her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı şirket tarafından 29/08/2017 tarihinde 5.000,00 TL ödeme yapıldığı, bu ödemenin taraf defterlerinde yer aldığı, takip tarihi itibariyle davacının defterlerine göre 74.060,00 TL alacaklı, davalının ise defterlerine göre 74.060,00 TL borçlu olduğu tespit edilmiş ve davacının takip tarihi itibariyle 74.060,00 TL asıl alacak, 4.510,55 TL faiz, 100,20 TL ihtiyati haciz masrafı, 485,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 79.155,75 TL alacağı olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır.... Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. ...Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Sh 111 vd.). Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir. Dava ve takip konusu alacağa ilişkin düzenlenen 30/05/2018 tarih ... no.lu KDV dahil 79.060,00 TL (KDV hariç 67.000,00 TL) bedelli faturanın her iki tarafa ait ticari defterlerde kayıtlı olduğu, yine davalı tarafından yapılan 5.000,00 TL ödemenin de her iki tarafça kayıt altına alındığı, tarafların birbiriyle uyumlu defterlerine göre davalının 74.060,00 TL borçlu olduğu tespit edilmiş olup, bu durumda hizmetin verilmediği hususunda ispat yükü davalı üzerindedir. Davalı tarafça hizmetin verilmediği yönündeki savunmasının ispatına yönelik bir delil sunulamadığından, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ayrıca mutabakat mektubundaki imzaya itiraz edilmiş ise de, fatura davalı defterlerinde kayıtlı olduğundan, imza incelemesi yapılmaması sonuca etkili değildir. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı anlaşılmış, delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığından ayrıca kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının, davalı tarafından yatırılan 1.351,78 TL'den mahsubu ile bakiye 924,18 TL'nin istemi halinde davalı tarafa iadesine,4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 28/02/2024