Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2019/3168 E. 2020/1218 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2019/3168
- Karar No
- 2020/1218
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/37 KARAR NO: 2024/584 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 11.10.2023 NUMARASI: 2021/366 Esas - 2023/389 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı borçlunun donatanı olduğu ... IMO numaralı "..." isimli gemiye farklı tarihlerde yakıt tedarik ettiğini, müvekkili tarafından gemiye yakıt tedariki sağlayan fiziki yakıt tedarikçilerine yakıt bedelleri ödediğini ancak davalı borçlu icra dosyasındaki faizleriyle birlikte toplam 335.986,68 Amerikan Doları tutarındaki yakıt bedelini müvekkiline ödemediğini, davalı tarafından söz konusu yakıt bedelinin ödenmemesi üzerine taraflarınca İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlu tarafından haksız şekilde borca itiraz edilmesi üzerine icra takibinin durdurulduğunu, bu nedenle haksız ve kötü niyetli olarak durdurulan icra takibinin devamı için huzurdaki davayı ikame etme zorunluluğunun doğduğunu, yakıt tedarikine ilişkin düzenlenen yakıt teslim tutanakları kaptan tarafından ve baş mühendisi tarafından imzalandığını, yakıt tedarikçileri tarafından müvekkili adına düzenlenen faturaların toplam icra dosyasındaki faiziyle birlikte 335.986,68 ABD tutarında olduğunu ana tutar müvekkili tarafından yakıt tedarikçilerine ödendiğini, müvekkili şirket tarafından yakıt tedarikçilerine ödeme yapıldığını, gösterir swift mesajları, faturalar ve yakıt teslim tutanaklarının mevcut olduğunu, davalı borçlu tarafından kötü niyetli ve haksız şekilde takibin durdurulmasına karar verildiğini, takip konusu alacak bir likit alacak olduğunu müvekkili şirketin icra inkar tazminatı talep etme hakkı doğduğunu beyan etmekle, arz ve izah edilen nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, haksız ve kötü niyetli yapılan itirazın iptali ve takibin devamını takip miktarının %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı hükmedilmesini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine yüklenmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; ticari davalarda dava şartı olan zorunlu arabuluculuk başvurusunun yapılmadığını, davacı vekili tarafından dosyaya sunulan geminin yakıt tedariki bedellerini içerdiğini iddia ettiği belgelerin gerçek dışı olduğunu, müvekkili davacı yanın iddia ettiği miktar ve meblağda herhangi bir yakıt alımını gerçekleştirmediğini, halihazırda davacı yan tarafından müvekkilinin imzasını veya geminin kaptanının kaşe ve imzasını taşıyan yakıt talep formu yakıt teslimat formu veya fatura dosyaya sunulabilmiş olmadığını, müvekkilinin böyle bir yakıt tedariki talebi olmadığı gibi faturalarda iddia ediklen miktar ve tarihlerde yakıt tedarik edilmediğini, hiçbir şekilde davacı tarafından iddia edilen borcu kabul anlamına gelmemek kaydıyla sahte faturalar ile yoktan var edilen bir borcun müvekkile atfedilmesi mümkün olmayacağını, bu durumun hukuka aykırı olduğunun izahtan vares olduğunu, müvekkili bahse konu yakıtları almadığını işbu davada pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, davacı yanın dava dilekçesinde ek olarak sunduğu faturalar tek başına alacağın varlığını ispatlamaya yeterli olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacı dava dilekçesinde her ne kadar faturalara dayalı bir alacaktan bahsetmişse de faturalar tek başına alacağın varlığını kanıtlamayacağını, davacı vekilinin sunduğu yakıt teslim tutanaklarında müvekkilinin imzası kaşesi bulunmadığını, müvekkiline verilen bir hizmet bulunmamakta iken kötü niyetli bir şekilde hem icra takibinde hem de itirazın iptali davasında taraf olarak gösterildiğini, iddia edilen hizmetin gerçekten verilip verilmediğinin belli olmadığını savunarak davanın reddi ile davacı taraf hakkında %20'den az olmamak kadıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini, talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...7155 sayılı Kanun ile 6102 sayılı TTK’na eklenen ve 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 5/A maddesi ile getirilen; “Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır” hükmü uyarınca konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki ticari davalarda dava açmadan önce arabuluculuğa başvurması zorunlu hale getirilmiştir. Söz konusu hükümde dava şartı arabuluculuk sürecinin HMK'nun 115/2 maddesi çerçevesinde, gider avansı yatırılmasında veya gerekli hallerde teminat gösterilmesinde olduğu gibi tamamlanabilen bir dava şartı eksikliği olarak düzenlenmediği görülmektedir. Dolayısıyla arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir (HUAK m.18/A/2, c. 4; HUAK Yönetmeliği m.22/3). Eldeki dava arabuluculuğa tabii davalardan olup, dava öncesi arabulucuya başvuru şartının yerine getirilmediği anlaşıldığı..." gerekçesiyle, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece dava zorunlu arabuluculuk yolunun işletilmemesi sebebiyle reddedilmişse de davanın açıldığı tarih itibarıyla itirazın iptali davaları zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan biri olmadığını, itirazın iptali davası, bağımsız bir alacak davası ya da ticari dava olmayıp icra takip prosedürünün devamlılığının sağlanması için açılan bir dava olduğunu, itirazın iptali davasına ilişkin hüküm ve koşullar Türk Ticaret Kanunu’nda değil İcra ve İflas Kanunu’nda düzenlendiğini, nitekim ticari uyuşmazlıkların dava şartı arabuluculuğa tabi olduğunun açıklandığı dönemde dahi itirazın iptali ve menfi tespit davasının icra hukuku karakterli davalar olması sebebiyle her iki tarafı da tacir bile olsa zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığının belirtildiğini, TTK'nın 5/A hükmü gereğince, 28.03.2023 tarihli 7445 sayılı Kanun’un 31. maddesi ile değiştirilmiş olup bu tarihten sonra itirazın iptali davası dava şartı arabuluculuğa tabi tutulduğunu, bir uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuğa tabi olup olmayacağı ancak kanunla belirlenebilecek olup bu kanun değişikliğinden önceki tarihli itirazın iptali davalarının zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığı ve zorunlu arabuluculuğun dava şartı olmadığının söylenebileceğini, emsal nitelikteki Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3168E. 2020/1218K. sayılı 11.02.2020 tarihli ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7877E. 2023/2131K. sayılı 06.04.2023 tarihli kararlarını dilekçe ekinde sunduklarını, Müvekkilinin yerli ve yabancı gemilere yakıt tedarikine aracılık eden bir firma olduğunu, müvekkilinin davalı/borçlunun talebi üzerine davalının donatanı olduğu ... IMO numaralı “...” isimli gemiye farklı tarihlerde yakıt tedarikinin sağlandığını, müvekkili tarafından gemiye yakıt tedariki sağlayan fiziki yakıt tedarikçilerine yakıt bedelleri ödenmişse de davalı/borçlu tarafından müvekkilinin 335.986,68 USD tutarındaki alacağının müvekkiline ödenmediğini, Müvekkilinin de davalıdan bu bedeli tahsil edebilmek amacıyla taraflarınca İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlu/davalının tarafından müvekkilinin faturaya dayanan alacağına haksız şekilde itiraz edildiğini, müvekkilinin yakıt tedariki sağladığına ilişkin düzenlenen Yakıt Teslim Tutanakları davalı/borçlunun unvanının bulunduğu gemi kaşesi ile kaşelendiğini, geminin kaptan ve baş mühendisi tarafından imzalandığını, Müvekkilinin alacağının gemiye sağlanan yakıt ücretlerine ilişkin olup likit bir alacağını, bu nedenle İİK hükümleri gereğince takibin devamına ek olarak haksız şekilde likit alacağa itiraz eden davalı/borçlunun asıl alacağın %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre satış ilişkisi içerisinde, satıma konu ürün veya hizmetin alıcıya sağlanmış olduğunun ispat yükü satıcı üzerindeyken, satış bedelinin ödendiğinin ispat yükünün ise alıcıda olduğunu, bu bakımdan, tarafımızca dava dosyasına sunulan belgelerle uyuşmazlık konusu gemi yakıtının davalı tarafın gemisine temin edilmiş olduğu ve bu nedenle alacağın likit bir alacak olduğunun ispatlandığını, davalının borcun ödendiğine ilişkin bir savunması ve/veya dosyaya sunulmuş herhangi bir yazılı delil ve/veya delil başlangıcı da bulunmadığını, bu nedenle tamamen haksız ve kötü niyetli olarak yapılan icra takibine itirazın iptali gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, akaryakıt satışına ilişkin faturaya dayalı alacağın tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali isetimine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davanın taraflarının ticari şirket olduğu ihtilafsız olup, TTK'nın 4. maddesi gereğince her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları, ticari davalardandır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan TTK'nın 5/A maddesine göre; "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." 6325 sayılı HUAK'ın "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlığı ile eklenen 18/A maddesinin 2. fıkrasında ise "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir." düzenlemesi getirilmiştir. Bu yasal düzenlemeler gereğince ve Yargıtay 23 HD 2020/194 E 2020/4052 K 04.12.2020 tarihli karar içeriği gözetildiğinde; 01/01/2019 tarihinden sonra, konusu bir miktar paranın ödenmesi talebi ile açılan ticari davalarda, dava açılmadan önce uyuşmazlıkla ilgili arabulucuya başvurup anlaşma sağlanamaması hâlinde son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunlu olup, bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya son tutanağın sunulması için bir haftalık kesin süre verilmesi zorunludur. Ticari nitelikteki itirazın iptali davalarında da dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması zorunlu olup ve arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Somut olayda, davacı tarafça dava tarihinden önce arabuluculuğa başvuruda bulunulduğuna dair herhangi bir bilgi ve belge dosyaya ibraz edilmediği gibi 11.10.2023 tarihli duruşmada davacı vekilince dava açılmadan arabuluculuk yoluna başvurulmadığı açıkça beyan edilmiştir. Bu durumda ilk derece mahkemesinin kararı ve gerekçesi hukuka uygun olup davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun essatan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 157,75 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 04.04.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.