Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/297 E. 2021/9 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/297
Karar No
2021/9
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2021/499 KARAR NO: 2024/452 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 13/01/2021 NUMARASI: 2019/297 E. - 2021/9 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/03/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin uzun yıllardır reklam, medya satın alma ve planlama, kampanya ve ajans hizmetlerinde faaliyet gösterdiğini, "..." markasını ticari faaliyetlerinde devamlı olarak kullandığını, markasını 2012 yılında TPE nezdinde ... marka nolu tescil ettirdiğini, ... başvuru no ile de markanını kullanım alanının genişletmiş ve şeklini de revize ettiğini, davalının müvekkiline ait markanın "...." olan kısmı "..." şeklinde değiştirmek suretiyle internet sitesi tesis ettiğini ve "..." adesi üzerinden ticari faaliyet göstermeye ve menfaat elde etmeye başladığını, bu eylemleri ile müvekkilini maddi ve manevi zarara uğrattığını, müvekkilinin yasal izni olmaksızın müvekkiline ait markayı kar amacı güdülerek ticari faaliyetlerinde kullanmasının ve ticari faaliyetlerini salt bu kapsamda sürdürmesinin müvekkili şirketin fikri mülkiyet haklarına halel getirdiğini, ticari faaliyetlerinde de madden ve manen zarar görmesine ve güvenirliğinin zedelenmesine sebebiyet verdiğini, davalının bu eylemlerinin kasıtlı ve kötü niyetli olduğunu, internet üzerinden arama motoruna müvekkiline ait " ...” web sitesinin adresi girilse dahi, davalıya ait olan "..." adresinin ilk sırada yer aldığını, davalının haksız kullanımı sebebiyle müvekkiline ait web sitesinin aşağı sıralarda kaldığını, davalının bu eylemleri ile müvekkilini zarara uğratmaya devam ettiğini, bu kullanımın davalıya ait ... adreslerinden de yapıldığını beyanla; davalı web sitesi(...com.tr) ve ... adı altında açılan "..." adreslerinin üzerinde inceleme yaptırılarak tarih kayıt ve içerik sağlayıcı bilgilerinin alınması, adresinde arama yapılarak tecavüz oluşturan diğer belge ve aletlerin alıkonularak marka hakkına ihlalin ve haksız rekabetin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; davanın kabulü ile, davalı kullanımlarının davacı adına TPMK nezdinde tescilli "..." ibareli marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin öncelikle davacının Türkiye'de tescilli markasının tescilli olduğu sınıfta, aynı faaliyet alanında, davalının markasıyla aynı veya iltibas yaratacak düzeyde benzer markasal kullanımı olması gerektiğini, ancak somut olayda bu şartların sağlanmadığını, Davacının 2009 yılında 38. sınıf için "...+ Şekil" markası için bir başvuru yapmışsa da, başvurusunun Türk Patent tarafndan reddedildiğini, dolayısıyla davacının 2009'dan beri devam eden bir marka hakkı olduğu iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, daha sonra davacının 2012 yılında bu defa 41. Sınıf için ... numaralı "... + Şekil" markası için başvuruda bulunduğunu ve bu başvurunun 30.07.2013'te Türk Patent tarafmdan tescil edildiğini, son olarak 2019 yılında ... başvuru numaralı 35 ve 41. Sınıflar için başvurusu yapılan "..." markası için başvuru yapmış olup, bu başvurunun halen Türk Patent tarafından tescil edilmediğini, dolayısıyla davacı adına tescilli olmayan markaya dayanarak müvekkili aleyhinde karar verilemeyeceğinden, işbu davada dikkate alınacak tek konunun şikayetçinin 41.Sınıf için ... numaralı "... + Şekil" markası ile müvekkili faaliyetinin iltibas yaratıp yaratmadığı olduğunu,Öncelikle tarafların tamamen farklı faaliyet alanında yer aldığını, bununla beraber sınıfların farklı olması bir yana markaların da farklı olduğunu, kaldı ki; müvekkilinin kurum nezdinde başvurusu yapılmış ve ...'de tescil edilmiş ... numaralı "...'' ibareli markası bulunduğunu,Davacının markası ile davalı markasının görsel açıdan karıştırılmasının mümkün olmadığını, davacı markasının “..." gibi bir ifade için alınmış iken, müvekkili markasının ise “... ...” ibareli olup, her iki markanın tescil kapsamındaki kelime unsurları, logosu ve dizaynının tamamen farklı olduğunu, Müvekkilinin 41.sınıfla ilgisi olmayan 35. ve 42. sınıflarda faaliyet gösterdiğini, Davacının ... ibareli markasının ana unsuru olan media ibaresinin anlam itibari ile özellikle markanın faaliyet alanı olan 41.sınıf için ayırt edici niteliği olmayan ve dolayısıyla da karıştırılma ihtimali açısından zayıf marka sayılabilecek bir marka olduğunu, bu nedenle davacının hak iddia edemeyeceğini, Eğer internet alan adı sahibi, internet alan adında yer alan ve tescil edilmiş markanın aynısı veya benzeri olan ad veya işareti haklı olarak veya meşru bir bağlantı dahilinde kullanmakta ise, marka hakkı sahibinin sözkonusu kullanımı engelleyemeyeceğini, Davacının zayıf markanın sonuçlarına katlanması gerektiğini, Davacının ... markasının herkesçe kullanılabilen ve tek kişinin tekeline verilemeyecek ibarelerden olan ... ve... ibarelerini barındırmak ile birlikte yurtiçinde veya yurtdışında tanınmışlığı bulunmadığını, dolayısıyla kötü niyet için bahsi geçen unsurların somut olayda gerçekleşmediğini beyan ederek Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti talebine ilişkindir.Türk Patent ve Marka Kurumu’nun kayıtları incelendiğinde; davacı markasının ... numara ile 41.sınıfta tescilli "..." olduğu ayrıca ... numara ile 35 ve 41. sınıflarda "..." ibareli marka başvurusu bulunduğu, davalının ise .... numara ile 38 ve 42. sınıflarda "... ..." marka başvurusu bulunduğu görülmektedir.Mahkemece aldırılan 26/11/2019 tarihli bilirkişi raporunda, davalının "... ..." markasını ... vb. sosyal medya hesaplarında kullandığı, web sayfası yapım aşamasında olsa da ekran görüntüsünden mezkur markanın kullanıldığı tespit edilmiş olup, uyuşmazlık; bu kullanımların davacının tescilli "..." ibareli markasına tecavüz teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır.Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar, her ne kadar yukarıda sayılan nedenlerle davalı yanca istinaf edilmiş ise de; davalının davaya cevap vermediği, istinaf aşamasında ileri sürdüğü ''... marka'' olgusuna yönelik iddiaların aşamalarda ileri sürülmediği, HMK'nun 357.maddesine göre, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların dinlenemeyeceği, yeni delillere dayanılamayacağı anlaşıldığından, davalı istinaf başvurusunun bu nedenle reddine karar vermek gerekmiştir.Kaldı ki, davacı adına Türk Palent ve Marka Kurumu nezdinde ... numara ile 41. sınıfta tescilli ''...'' markası ile ... numara ile 35. Ve 41. sınıflarda ''...'' ibareli marka başvurusu bulunduğu, davalı adına ise ... numara ile 38. ve 42. sınıflarda ''... www"' ibareli marka başvurusu bulunduğu, davacı firmanın ''mediastore'' markası ile reklam, medya satın alma ve planlama kampanya ve ajans hizmetlerinde faaliyet gösterdiği, bilirkişi tarafından davalı sosyal medya hesapları üzerinde yalpan incelemede, ''...'' markasının ''Sosyal Medya Hesap Yönetimi, Google Reklam, Açık hava reklamları, TV,Radyo ve Dergi Reklam Tanıtım, Kurumsal Organizasyon, Web Sitesi, E Ticaret Sitesi, Web Sitesi Yönetimi, Dijital Medya Planlama ve İçerik Pazarlaması" alanlarında faaliyet gösterdiği, nihayetinde her iki tarafın da markayı aynı alan ve sektörde kullandığı, her iki tarafın hizmet verdiği kitlenin özel bir tüketici grubu ya da uzmanlık/ihtisas sahibi bir tüketici grubu olmadığı, bu sebeple iltibas değerlendirmesinde ortalama tüketici kitlesinin dikkate alınması gerektiği, bu kapsamda; davacı markasında "..." ibaresinin siyah ve büyük puntolarla diğer ibarelerden belirgin bir şekilde ve ön planda ve vurgulu kullanıldığı, davalıya ait marka kullanımında ise ... ibaresinin renkli ve büyük harfler ve puntolarla diğer ibarelerden belirgin bir şekilde ön planda ve vurgulu kullanıldığı, iki markanın bütünü itibari ile bıraktığı izlenim dikkate alındığında; davalının kullanmış olduğu "... www..." ibaresinin davacı adına tescilli "..." markası ile iltibas yarattığı, bu anlamda karıştırılma ihtimali bulunduğu kanaatine varılmakla tecavüz ve haksız rekabet şartlarının oluştuğu sonucuna varılmıştır. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 13/01/2021 tarih ve 2019/297 E., 2021/9 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 07/03/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/297, K. 2021/9, T. 30.07.2013, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-297-e-2021-9-k-46bf74c61551