Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2019/1798 E. 2020/405 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2019/1798
- Karar No
- 2020/405
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/1069 Esas KARAR NO: 2024/1493 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 13/01/2021 NUMARASI: 2020/203 Esas, 2021/15 Karar DAVA: Alacak (Aracılık Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 05/12/2024 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin ... Holdingin bir iştiraki olduğunu, www...com adlı alışveriş platformu işlettiğini, söz konusu online alışveriş platformunun mağaza pozisyonunda mikromer bilgisayar olarak çalışmakta iken, 18/11/2016 tarihinde mağazalarının satış işlemlerinin davalı tarafından tek taraflı olarak kapatıldığını, mağaza üyeliğinin hukuka uygun bir sebep gösterilmeksizin kaldırıldığını, bu işlemlerin ardından satışını yaptıkları ürünlerin karşılığının davalı şirketçe hesaplarına yatırılması gerekirken haksız şekilde el konulduğunu, ticaretleri sonucu olan paralarının ödenmediği gibi ayrıca maddi ve manevi zararlarının ortaya çıktığını, iş yerlerinin mikromer bilgisayar olarak daha çok USB Bellek ürünlerininde Türkiye'de en uygun fiyatla satış yaptığını, halen diğer sitelerde en uygun fiyatlarla satış gerçekleştirildiğini, 09/01/2017 tarihli noter ihtarnamesinde belirttikleri üzere, davalı tarafın önceden öngöremediği ticari zararını, piramidin altına yaymak suretiyle taraflarını zarara uğrattığını, ...com web sitesindeki üyeliklerinin haksız olarak kapatılması nedeniyle elde edilecek kazançtan mahrum kaldıklarını, kapatılan mağazalarında geriye dönük işlemleri görememeleri nedeniyle hangi siparişten itibaren alacaklarına el konulduğunu, net rakama ulaşamasalar bile, fatura ve yazar kasa fişleri ile yaptıkları çalışmalarda, 43.500,00 TL civarında alacaklarına hapis hakkı uygulandığını tespit ettiklerini, tüm ihtar ve uyarılara rağmen davalı tarafın yaklaşık kupon indirimlerinden dolayı, 8.000,00 TL civarında olduğunu iddia ettiği zararı nedeniyle alacakları olan, 43.500,00 TL civarındaki miktarı ödemeyerek hukuken imkansız bir yola başvurduğunu iddia ederek fazlaya dair hakları ve ileride açacakları maddi ve manevi tazminat hakları saklı kalmak kaydı ile haksız şekilde hapis hakkı uygulanan alacaklarının tespiti ile 10.000,00 TL alacağın ihtarnamenin gönderildiği 09/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili, 06/06/2018 tarihli dilekçe ile bilirkişi raporunda alacağın 38.167,84 TL olarak hesaplandığını, bu kapsamda alacaklarını, 10.000,00 TL'den 28.167,84 TL arttırdıklarını ve 38.167,84 TL olarak ıslah ettiklerini belirterek, ıslah dilekçeleri doğrultusunda taleplerinin kabulünü istemiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Türkiye'nin önde gelen sitelerinden ...com internet sitesinin sahibi olduğunu, 5651 sayılı kanuna dayalı olarak Bilgi Teknolojileri Ve İletişim Kurumu nezdinde Yer Sağlayıcı belgesi ile sektörde yer sağlayıcı hizmetini sağlayarak faaliyetlerini devam ettirdiğini, yer sağlayıcı faaliyet belgesi ile yer sağlayıcılık hizmeti vererek müşteriler ile üye iş yerleri arasında aracı gibi alışverişin gerçekleştirilmesini sağladığını, müşteri tarafından ...com üzerinden yapılan alışveriş sonucunda alışverişe konu ürünün satıcı ile müşteri arasında mesafeli satış sözleşmesi akdedildiğini, alışverişe konu ürünün satıcı tarafından müşteriye gönderildiğini, ürün bedelinin ise müvekkili şirkete ait sanal pos üzerinden tahsil edilerek komisyon tutarı düşüldükten sonra satıcıya gönderildiğini, müvekkili şirketin hiçbir şekilde yapılan alışverişin tarafı olmadığını, ... isimli kampanyanın koşullarının internet sitesinden duyurulduğu gibi kupon alan alıcılara da bildirildiğini, müvekkili şirketin her yıl 11 Kasım tarihinde kupon kampanyası düzenlediğini, şartlarının site üzerinden duyurulduğunu, iki çeşit kupon bulunduğunu, ilkinin tıklama ile kazanılan kupon olduğunu, bu kupon türünün alışveriş esnasında internet sitesini kullanan kullanıcı ekranında belirlendiğini, davacının kampanya kullanım koşullarına ilişkin dava dilekçesinde yer alan beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafın kampanya koşullarını ihlal ettiğini, davacıya ait mağazadan sipariş veren kişilerin siparişlerin tamamında aynı kişiler olduğunun tespit edildiğini, mağazadan sipariş veren farklı mail adresli kullanıcıların bilgileri incelendiğinde ise alıcı bilgilerinin aynı olduğunun görüldüğünü, bununla birlikte tespit edilen alıcıların vermiş oldukları tüm siparişlerin kargo takip numaralarının da aynı olduğunu, kampanya koşullarından anlaşılacağı üzere aynı üyenin birden fazla hesap açması ve açılan hesaplarla kupon yüklemesi ve kullanımda bulunmasının yasaklanmış olduğunu, davacının kampanya koşullarını ihlal ettiğini, davacının ve davacı ile birlikte iş birliği yapan kişilerin davranışlarının TCK'nın 158-f. bendi gereğince bilişim sistemlerinin, banka ve kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçu kapsamına girdiğini, davacının yüklediği kuponları usulsüz kullanarak, aile fertleri veya arkadaşları tarafından mikromer bilgisayar mağazasından alışveriş yapmış gibi gösterildiğini ve kuponların kullanıldığını, müvekkili şirketten haksız kazanç sağladığını, müvekkili şirketin davacı ile akdetmiş olduğu sözleşmeye dayalı olarak davacının mağazasını askıya aldığını savunarak davanın reddine karar verilmesi istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davalıya ürün göndererek alacaklı olduğunu iddia eden davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesi halinde satış için gönderilen ürünlerin ve bedellerinin nelerden ibaret olduğunun tespitinin dava tarihi itibari ile mümkün olduğundan davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı bulunmadığı gerekçesi ile davanın HMK 114/1-h ve HMK 115/2.maddeleri gereği usulden reddine karar verilmiştir. Karar yasal süre içerisinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. DAİREMİZİN 13/02/2020 T. 2019/1798 E. 2020/405 K. SAYILI İLAMI: "Somut olayda; davacı dava dilekçesinde, alacağının belirleyebilmiş olduğu bir kısmını dava etmiş, bilirkişi raporu sonucunda ise davasını ıslah etmiştir. Davacı, dava dilekçesinde açıkça davasının belirsiz alacak davası olduğunu iddia etmediği gibi, davasını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile açmıştır. Bu anlamda; davanın belirsiz alacak davası değil, kısmi dava olduğunun kabulü gerekirken, mahkemece somut olaya uygun düşmeyen Yargıtay kararı emsal alınarak davanın belirsiz alacak davası şeklinde açıldğı ve hukuki yarara dair dava şartının bulunmadığı gerekçesi ile davanın usulden ret kararı isabetli görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; davacının davasını 6100 sayılı HMK'nın 109.maddesinde düzenlenen şekilde kısmi dava olarak açtığı kabul edilerek işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, davanın belirsiz alacak davası şeklinde açıldığı ve böyle bir dava açmakta davacının hukuki yararı olmadığı gerekçesi ile davanın usulden ret kararı doğru bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne karar verilmiştir." şeklindedir. DAİREMİZ KALDIRMA İLAMI SONRASI İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; davacının kuponlar sayesinde sanal ortamda şeklen geçerli bir satış işlemi gerçekleştirmiş gibi görünerek faturaları kestiği, sipariş formları oluşturduğu, ancak satın alınan ürünleri alıcılara teslim etmediği, yani gerçekten bir satış işlemi yapmayarak haksız kazanç elde etmeye çalıştığı, satmadığı ürünlerin bedelini sistemin açıklarını kullanarak ve sözleşmenin dolanılması suretiyle davalı şirketten isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; davalı tarafın, müvekkilinin indirim kuponu kullanmak sureti ile kendilerini zarara uğrattıklarını beyan ettiğini, yani komisyon ücretlerinden ve kullandırılan ücretsiz kupon bedelleri tutarında zararından bahsettiğini, ancak yargılamanın hiçbir aşamasında zararlarını ispat edecek bir bilgi ya da belge sunmadıklarını, davalının bir zararı varsa kaç tane satış yapıldığını, kaç tane kupon kullanıldığını mahkemeye ibraz etmek sureti ile bu zararlarını ispat etmesi gerektiğini, ancak böyle bir delilin dosyaya sunulmadığını, kendilerinin taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinden doğan alacaklarının varlığını davalının ticari kayıtları ile ispat ettiklerini, davalının bu alacak bedelini ödememekte haklı bir nedeni olup olmadığının ve hapis hakkını kullanırken daha üstün bir hakkı olup olmadığının mahkeme tarafından irdelenmediğini, tüm kargo kayıtları, alım satım yapılan kişiler, adresler, ödeme bilgileri, ödemenin ne şekilde yapıldığı, hangi kredi kartından ne kadar tahsilat yapıldığı gibi bilgilerin tamamının davalının sisteminde kayıtlı olduğunu, davalının müvekkilinin sanal mağazasını kapatmak sureti ile tüm bu bilgilere erişimini engellediğini, bu bilgilerin tamamının davalının sisteminde mevcut olduğunu, davalı tarafın bu bilgi ve belgeleri yargılama içinde mahkemeye sunmaktan kaçındığını, davalının iddia ettiği zararını ispat edebilmesi için gerekli olan (alıcıların gerçek mi sahte mi olduğu, ne kadar kupon kullanıldığı vs. gösteren) tüm bilgi ve belgeleri dosyaya sunmadığını, davalının gerçek bir zararı olup olmadığını ispat edemediğini, kabul anlamına gelmemek üzere davalı tarafın iddiaları ve savunmaları doğrultusunda zararının hayali alıcının haksız şekilde kullandığı kupon tutarı kadar olacağını, bunun kabul edilmemesi halinde davalının zararın en fazla komisyon bedeli kadar olacağını, ispat külfetinin davalıya ait olduğunu, yani müvekkilinin sözleşmesel ilişkiye aykırı hareketi ile davalının zarar ettiğini davalı tarafın ispat etmesi gerektiğini, ancak davalının zararını ispat edemediğini, kendilerine ait sanal mağazanın, davalı tarafından tek taraflı olarak ve hiçbir uyarı yapılmadan erişime kapatıldığını, bu nedenle hangi siparişlerin ödemesinin davacının hesabına yatırıldığının, hangilerinin yatırılmadığının, hangi satışların alıcı tarafından iptal edildiğinin, hangi müşterilerin alım ve teslim işlemine onay verdiğinin (... mağazasında alıcının malı aldığını onaylamaması halinde paranın satıcının hesabına geçmediği), hangi ürünlerin müşterilere ulaşmadığının davalıya ait sistemden tespit edilebileceğini, davalı tarafın tüm bilgilere (kargo bilgileri dahil) sahip olmasına rağmen bu bilgileri dosyaya sunmadığını, kargo fişlerinin sunulmasının sadece satış işleminin gerçek olup olmadığını kanıtlamaya yarayacağını, satışın gerçek olmadığını iddia eden davalının bu durumu kendi uhdesinde bulunan delillerle ispat etmesi gerektiğini, ancak mahkemece hatalı değerlendirme yapılarak kargo fişlerinin davacı tarafından sunulmadığından bahisle ispat yükünün kendilerine yüklendiğini, davalının sanal satış platformunun müvekkilinin erişimine kapalı olduğundan her siparişin kargo takip numarası da davalının sisteminde kayıtlı olduğundan kargo bilgilerine ilişkin belgelerin kendileri tarafından mahkemeye sunulmasının mümkün olamayacağını, mahkemenin delilleri arasında yer alan bu bilgi ve belgeleri celp etmeden karar vermesinin hatalı olduğunu, yüzlerce siparişin komisyon bedeli düşüldükten sonra kalan tutarın müvekkiline gönderilmeyerek davalının haksız gelir elde ettiğini, müvekkilinin sayısı tam olmamakla beraber 185 e yakın farklı satış yaparak Türkiye'nin dört bir yanına ürünleri gönderdiğini, davalının yapılan ödemelerden komisyonunu düştükten sonra müvekkiline ödenmesi gereken bedeli ödemeden müvekkiline ait olan cironun tamamına haksız olarak el koyduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava; taraflar arasındaki satıcı iş ortaklığı ve ilanı sözleşmesi gereğince davacının davalı platformu üzerinden yapmış olduğu satışlar nedeniyle hak ettiği alacak miktarının davalı tarafından haksız yere ödenmediği iddiasıyla açılan alacak davasıdır. Davacı taraf 10.000 TL bedel üzerinden açtığı kısmi davayı alınan bilirkişi raporu sonrasında dava değerini 28.167,84 TL artırarak dava değerini 38.167,84 TL ye yükseltmiştir. Davalı tarafça, davacı tarafından kuponların usulsuz olarak kullanıldığı savunularak taraflar arasındaki sözleşmenin 4.15 hükmü gereğince davacı hesabının askıya alındığını, sözleşmenin 4.22 hükmü gereğince davacının davalıya karşı zarar verici davranışta bulunduğunu, ... kampanyasında davacı/satıcının kendi mağazasından alıcı gibi alışveriş yapmasının haksız kazanç sağlama saikiyle gerçekleştirildiğini, davacının yüklediği kuponları usulsüz kullanarak kendisi, aile fertleri veya arkadaşları tarafından kendine ait mikromerbilgisayar mağazasından alışveriş yapılmış gibi göstererek kuponların kullanıldığını, ancak ürünlerin hiçbir şekilde teslim edilmeyerek kupon bedeli kadar davalı şirketten haksız kazanç sağlandığını iddia etmektedir. Somut olayda ... platformu üzerinden satışı yapılan ürünlerin alıcılara kargo ile gönderimi davacı satıcıya aittir. Davalı ... platformunda davacı satıcıya ait hesap üzerinden kargoların teslim edilip edilmediği tespit edilebilmektedir. Ancak davacı satıcının hesabı askıya alındığından davacı taraf kargo teslim belgelerini sunamadığını iddia etmektedir. Dosya kapsamına davalı tarafından sunulan satıcı iş ortaklığı ve ilanı sözleşmesi örneği okunaklı değildir.Davacı tarafından 09/01/2017 tarihinde davalı tarafından ise 27/01/2017 tarihinde olmak üzere karşılıklı ihtarlar gönderilmiştir.Davalı tarafından davacının usulsüz kupon kullanımı nedeniyle gerçekte olmayan satışlar üzerinden zarara uğradığı iddia edilmektedir. Bu iddiayı yani usulsüz kupon kullanımı olduğunu ve bunun miktarını davalı taraf ispatla yükümlüdür.Davacı vekili tarafından ara karar gereğince dosyaya 06.12.2017 tarihli delil listesinde dayandığı delillerinin sunulmasını içeren dilekçe ile sipariş kodu, müşteri adı-soyadı, ödeme tarihi, ürün kodu, ürün adı, birim fiyatı, adeti, toplam sipariş tutarı, mağaza fatura tutarı, kupon tutarı, müşteriden tahsil edilen tutar, komisyon kesintisi ve davacıya ait mağazaya komisyonu düşüldükten sonra ödenmesi gereken tutara ilişkin bilgilerin dosyaya sunulduğu, davacının 1 Kasım 2016 tarihinden mağazanın kapanış tarihi olan 18 Kasım 2016 tarihine kadar 156 adet sipariş aldığını, toplamda 1994 adet ürün satışının yapıldığını, davalı tarafından bu satışlar için müşterilerden toplam 42.130,40 TL tahsilatın yapıldığını, davacı tarafından satılan mallar nedeni ile davalının banka hesabına bu paranın yattığını, davalı firmanın komisyon kesintisinin bu satıştan geliri olduğunu, bu rakamın da 2.525,55 TL olduğunu, bakiye kalan 39.604,85 TL'nin davacının hesabına yatırılması gerektiğini, ancak söz konusu bakiye bedelin davacının davalıyı zarara uğrattığı yönündeki iddiası nedeni ile alıkonulduğunu beyan etmiştir. Davalı tarafından dava açıldıktan sonra davacıya gönderilen 15/03/2017 tarihli e-mailde, davacı alacağının 38.512,65 TL olduğu, usulsuz işlemler nedeniyle davalı şirketin zararının 20.598,44 TL olduğu, bu nedenlerle bakiye 17.914,21 TL bedelin davacıya ödenebileceğinin bildirildiği görülmüştür.Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, davalı defterlerine göre davacı alacağının 38.167,84 TL olduğu, davacı işlemlerinin teknik olarak haksız işlem olduğu, ancak log kayıtları olmadığından hesaplama yapılamadığı tespit edilmiştir.Mahkemece, davacı tarafın delil listesinde, davalı tarafın ticari kayıtlarına dayanıldığından taraflarca sunulan tüm deliller ile birlikte davalı tarafından davacıya gönderilen 15/03/2017 tarihli e-mail içeriğindeki bakiye 17.914,21 TL yönünden davalının kabul beyanı da dikkate alınarak davalıya ait sistem üzerinde HMK 218. maddesi gereğince mali müşavir, bilgisayar mühendisi ve elektronik ticaret konusunda uzman bilirkişinden oluşan bilirkişi heyetine yerinde inceleme yetkisi verilerek davalının usulsüz olduğunu ve gerçek bir satış işlemi olmadığını iddia ettiği tüm işlemlerin ve kargo teslim tutanaklarının sistem üzerinden tespit ettirilmesi suretiyle davacı işlemlerinin taraflar arasındaki sözleşme gereğince gerçek bir satış işlemi olup olmadığı araştırılarak gerçek bir satış işlemi olmadığının tespiti halinde davalının usulsüz işlemler nedeniyle uğradığı zarar miktarı tespit edilerek davacının toplam alacağından davalının uğradığı bu zarar miktarının düşülmesi suretiyle davacı alacağının tespit ettirilmesi, gerçek bir satış işlemi olduğunun tespiti halindeyse davalı defterlerine göre bilirkişi raporunda tespit edilen miktara göre değerlendirme yapılması gerekirken ilk derece mahkemesi tarafından gerçek bir satış işlemi ve usulsüz kupon kullanımı olup olmadığı hususlarında yeterince araştırma yapılmaması yerinde olmamıştır.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkeme kararının HMK 353/1a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılamak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine iadesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,2-İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/203 Esas, 2021/15 Karar sayılı ve 13/01/2021 tarihli kararının HMK 353/1a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılamak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE, 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 651,81 TL harcın mahsubu ile bakiye 224,21 TL harcın davacıya İADESİNE, 5-Davacı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 05/12/2024