Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/17 E. 2020/702 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/17
Karar No
2020/702
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/599 KARAR NO: 2024/441 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 22.12.2020 NUMARASI: 2019/17 E. 2020/702 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirkete ... poliçe numarasıyla Nakliyat Emtia Blok Abonman Alt Sigorta Poliçesi ile sigortalı dava dışı ... Tic, Ltd. Şti. tarafından üretilen nem alma kabininin, dava dışı interelectronic .... şirketine, düzenlenecek olan elektronik fuarında sergilenmek üzere müvekkili şirkete sigortalı emtianın Ankara'dan Macaristan'a taşınması işi için davalı ... A.Ş, ile anlaşıldığını, taşıma işlemi için davalı ... A.Ş. tarafından 14.02.2019 tarih ve ... no'lu navlun faturası düzenlendiğini, taşıma işine konu sigortalı emtianın 13.02.2019 tarihinde sigortalı şirketin müdürü tarafından ... plakalı araç sürücüsü dava dışı ... düzenlenen tutanak karşılığı teslim edildiğini, davalı ... A.Ş. tarafından taşınacak olan sigortalı emtia için 12.02.2019 tarih ve ... no'lu konşimento düzenlenerek 14.02.2019 tarih ve ... no'lu Gümrük Çıkış Beyannamesi ile ihracat İşlemleri gerçekleştirildiğini, 28.02.2019 tarihinde dava dışı alıcı interelectronic şirketine ulaşan sigortalı emtia üzerinde yapılan kontrol ve tespitlerde, dış ambalajında herhangi bir darbe görülmeyen sigortalı emtianın kabin tavanında oluşan ezilme veya darbe nedeniyle kabinin iç tavan kısmında yer alan sensör ve kartlarının kırılmak suretiyle hasar gördüğü, tek parçadan imal edilmiş olan sigortalı emtianın metal kapaklarının ezilme neticesi ile tam olarak kapanmadığı ve kapı sensör selenoid kilit bağlantı noktalarının yerinden ayrılmış olduğu, gövdenin metal gövde ve kontrol ünitelerini tutan kısımların zarar gördüğü düzenlenen tutanakla kayıt altına alındığını, sigortalı emtianın yekpare gövdeye sahip olması nedeniyle meydana gelen hasar sonucunda kullanılamaz durumda olduğu ve gerçekleşen testler sonucu emtiadaki fonksiyonel sensör ve kartlarının çalışamaz durumda bulunmaları nedeni ile emtianın tamamının onarım ve tekrar kullanımının mümkün olmadığı, onarım olanağı bulunmayan parçaların değişme imkanı olmadığı ve fuarda sergilenmek amacıyla gönderilmiş olan emtianın herhangi bir onarım imkanının da bulunmadığının anlaşıldığını, sigortalı emtianın davalı taşıyıcının sorumluluğunda nakliye edilmesi esnasında hasar meydana geldiğini, ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili için İstanbul .... İcra Müd. ... E, sayılı dosyasından başlatılan icra takibine davalının haksız itiraz ettiğini iddia ederek, itirazın iptali ile takibin devamına , %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; geçerli bir sigorta sözleşmesine dayanamayan davacı sigorta şirketinin müvekkiline karşı TTK'nın1472 vd. maddeleri uyarınca ileri sürebileceği halefıyet hakkı bulunmadığını, davacı nezdinde geçerli bir sigorta sözleşmesi bulunmamasına rağmen dava dışı sigortalısına ödeme yapması lütuf ödemesinin kanıtı olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde belirttiği hiçbir delilin müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, davacı tarafın delillerinin müvekkili şirkete tebliğ edilmemesi ve davacı tarafın dava dilekçesinde hiçbir açıklama yapmaması, iddia edilen hasarın hangi tarihte olduğun belirtmemesi sebebi ile müvekkilinin kapsamlı bir savunma yapamadığını, dava konusu iddiadan müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmamakla birlikte; dava konusu iddia edilen zararın müvekkili şirkete usulüne uygun şekilde ihbar edilmediğini CMR Konvansiyonun 30. maddesine göre, açıkça görülebilen hasarlarda teslim anında, açıkça görülemeyen hasarlarda teslimden 7 gün içinde taşımacıya yapılması lazım gelen yazılı ihbar yapılmadığından iddia edilen zarardan müvekkilinin sorumlu tutulmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Konvansiyonunun 30. Maddesinde düzenlenen yedi günlük süre içinde yapılması lazım gelen yazılı ihbar şartının yerine getirilmediğinden müvekkilin iddia edilen hasardan sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olacağını, davacı tarafın, dava dilekçesinde fazlaya dair haklarını saklı tuttuğunu belirtmişse de söz konusu beyanın hukuken kabul edilebilirliği bulunmadığını, sigorta şirketi olan davacının sigortalısına gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğunu işbu rücuen tazminat davasında da gerçek zarar miktarından fazlasını haksız şekilde müvekkiline rücu etmesi mümkün olmadığını, davacı şirketin konu ettiği zarar bedeli ve talep ettiği faizin türü ve oranının kabulünün mümkün olmadığını, somut olaya uygulanacak olan CMR Konvansiyonunun 27. maddesinde taşımacıdan talep edilebilecek faizin yıllık %5 oranında olduğu ve başlangıç tarihinin de taşımacıya yazılı istem tarihi olduğunu, davacı şirketin ise dava dilekçesinde ticari avans faizi talebinde bulunmuşsa da talebin, haksız ve Konvansiyona aykırı olduğundan reddedilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddi ile %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı sigorta şirketi tarafından tarafından nakliyat emtia blok abonman alt sigorta poliçesi ile sigortalanan nem alma kabini emtianın Ankara'dan Macaristan'a taşınması için davalı şirket ile anlaşıldığı, emtianın 28/02/2019 tarihinde dava dışı şirkete teslim edildiği ve yapılan kontrollerde dosyada bulunan tutanaklar ve ekspertiz raporu kapsamında emtianın tavanından darbeye maruz kaldığı ve sensör ve ilgili elektronik kartların kırılarak hasara uğradığı, kasa kapısının kapanmadığı, söz konusu hasarın cihazın ambalajlanması tekniği ile bir ilgisinin bulunmadığı, hasarlı kabinin tavandan darbe aldığı, davalı tarafın bu kapsamdaki itirazlarının yerinde olmadığı, taşıma hukukundaki temel prensibe göre davalı olan taşıyıcının yükü teslim aldığı andan teslim ettiği zamana kadar yükte meydana gelecek hasar ve zararlardan sorumlu olduğu, dava konusu hasarın yükün ezilmesi veya düşme gibi taşıma esnasında oluşabilecek nedenlerden kaynaklandığı ambalaj kusurundan ziyade taşıma kusuru söz konusu olduğundan davalı şirketin taşıyıcı olarak sorumluluğunun bulunduğu, tazminat hesabının TTK daki taşıyıcının sınırlı sorumluluğuna ilişkin maddeler kapsamında hesaplanması gerektiği, bu kapsamda bilirkişi heyeti tarafından kök raporda yapılan hesaplamanın doğru olduğu ve hükme esas alındığı, davacı taraf her ne kadar TTK 886/1 maddesi gereğince davalının zarara kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği, bu nedenle sorumluluk sınırlandırmalarından yararlanma durumunun olmadığını ileri sürmüşse de dosya kapsamında davalı taşıyıcının taşıma işlemini kasten veya pervasız bir davranışla gerçekleştirdiğine yönelik delil bulunmadığı ve ispatlanamadığından davalı tarafın sınırlı sorumluluk ilkesi gereği tazminat hesabından sorumlu olması gerektiği kabul edilmiş, davalı taraf hasarlanan emtianın sovtaj bedelinin hesaplanması ve zarar miktarından düşülmesi gerektiğini ileri sürmüşse de Mahkememizce alınan 06/11/2020 tarihli bilirkişi raporuna göre hasar uğrayan emtianın sıfır kullanılmış ve nakledildiği yerde pert olmuş olmasından dolayı emtia için sovtaj işleminin yapılmasının uygun olmadığının belirtildiği ve düzenlenen raporun da dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla sovtaj bedeli bulunmadığından zarar miktarından düşülmesi gerekmemiş, davacı tarafın ödeme tarihi olan 19/03/2019 tarihinden takip tarihine 02/05/2019 kadar itibariyle ticari avans faizi talep edebileceği Mahkememizce kabul edilerek bilirkişi raporunda her ne kadar faiz hesaplaması yapılmamışsa da bu yönden usul ekonomisi ilkesi gereği tekrar ek rapor alınması gerek görülmemiş ve Mahkememizce faiz hesaplaması yapılarak ( 14.864,25 TLx44 günx19,50/36500=349,41 TL) 349,41 TL faiz talep edebileceği Mahkememizce kabul edilerek davacı tarafça açılan davanın kısmen kabulü ile davacı tarafın başlattığı İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından 14.864,25 TL asıl alacak ve 349,41 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 15.213,66 TL alacağa yönelik yapılan itirazın iptaline, takibin takip tarihinden itibaren asıl alacak olan 14.864,25 TL üzerinden 3095 sayılı Yasa'nın 2/2 maddesi gereğince değişen oranlarda avans faizi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine dair karar verilerek ..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacı tarafın başlattığı İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından 14.864,25 TL asıl alacak ve 349,41 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 15.213,66 TL alacağa yönelik yapılan itirazın iptaline, takibin takip tarihinden itibaren asıl alacak olan 14.864,25 TL'ye 3095 sayılı Yasa'nın 2/2 maddesi gereğince değişen oranlarda avans faizi yürütülmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili sigorta şirketi tarafından emtia blok abonman sigorta poliçesi ile sigortalanan nem alma kabininin Ankara'dan Macaristan'a taşınması için davalı şirket ile anlaşma yapıldığını, sigortalı emtianın 28.02.2019 tarihinde dava dışı şirkete teslim edildiğini, yapılan kontrollerde tutanaklar ve ekspertiz raporu kapsamında sigortalı emtianın tavanından darbeye maruz kaldığı ve sensör ile ilgili elektronik kartların kırılarak hasara uğradığı, kasa kapısının kapanmadığı, söz konusu hasarın cihazın ambalajlanması tekniği ile bir ilgisinin bulunmadığı, hasarlı kabinin tavandan darbe aldığı, davalı itirazlarının yerinde olmadığını, dava konusu hasarın yükün ezilmesi veya düşme gibi taşıma esnasında oluşabilecek nedenlerden kaynaklandığı, ambalaj kusurundan ziyade taşıma kusurunun söz konusu olduğunu, TTK'daki taşıyıcının sınırlı sorumluluğuna ilişkin maddeler kapsamında hesaplanması gerektiği, TTK 886 maddesi gereğince davalı taşıyıcının taşıma işlemini kasten veya pervasız bir davranışla gerçekleştiğine yönelik delil bulunmadığı ve ispatlanamadığında sınırlı sorumluluk ilkesi gereği tazminat hesabından sorumlu olması gerektiğinin kabul edildiğini, mahkemece alınan 06.11.2020 tarihli rapordaki tespitlere göre kabul kararı verildiğini, ek rapor alınmasına gerek görülmediğini, tüm emtianın ziyanın söz konusu olmakla sigortalı emtianın onarımının dahi yapılamayacak durumda olduğu ve bu haliyle teslim noktasına getirildiğinin aşikar olduğunu, taşıyıcının sorumluluğuna yönelik inceleme ve tespitlerin yerinde olmakla birlikte 06.11.2020 tarihli ek raporda da davalının sorumluluğuna ilişkin görüşlerin geçerliliğini korumaya devam ettiğini, tüm bilirkişi raporlarında davalı taşıyıcının sorumluluğuna yönelik tespitler yerinde ise de zarara uğrayan emtia yönünden yapılan tazminat hesaplamasının eksik olduğunu, dosyaya daha önce sunmuş oldukları dilekçelerde de belirtilen nedenlerle eksik ve hatalı tespitlere dayalı raporların esas alınarak karar verildiğini, sorumluluk sınırının uygulanmayacağını, başka bir ifadeyle pervasızca hareket ve ağır kusur halinin varlığına ilişkin inceleme yapmaya ehil bilirkişilerden yeniden rapor alınması gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, CMR'nin 30.maddesindeki yedi günlük ihbar süresine uyulmadığına ilişkin itirazlarının inceleme konusu yapılmadan karar verildiğini, raporlarda belirtildiği üzere iddia edilen hasarın yükleme ve boşaltma hatasından meydana geldiğini, CMR'nin 17/4 -b-c hükümleri gereğince müvekkili şirkete sorumluluk atfedilmesinin yerinde olmadığını; kabul anlamına gelmemek kaydı ile hasarın taşıma esnasında oluştuğu kabul edilse dahi müvekkili şirketin kusurundan veya şirkete ait işlemlerden kaynaklanan bir sebepten dolayı değil yükleme, ambalajlama ve istifleme hatasından kaynaklandığını, bilirkişi tarafından sovtaj değerlendirilmesi yapılmadığını, davacının aktif husumet ehliyetinin araştırılmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu hükmünün hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, Nakliyat Emtia Abonman Alt Sigorta Poliçesi kapsamında ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili amacıyla davalı taşıyan aleyhine başlatılan ilamsız icra takibine karşı itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, her iki taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, sigorta poliçesinin varlığı dava dışı sigortalı şirketin emtialarını taşınması konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, emtiadaki hasarın neden meydana geldiği, taşıyıcının ağır kusurlu olup olmadığı, davacının CMR kapsamında ihbar yükümlülüğüne uyup uymadığı, hasar bedeline ilişkin hükme esas alınan bilirkişi raporunun ve mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı sigorta şirketi ile dava dışı ... Tic. Ltd Şirketi arasında başlangıç tarihi 08.02.2019, bitiş tarihi 09.04.2019 olan Nakliye Emtia Abonman Alt Sigorta Poliçesi düzenlendiği, sigorta konusunun nem alma kabini olduğu, sevk başlangıç yerinin Ankara, sevk bitiş yerinin Almanya-İsviçre-Fransa olarak belirtildiği, ambalaj şeklinin karton koli içinde şirink folye ile sarılı, taşıyıcının davalı şirket, satıcının dava dışı sigortalı şirket, alıcının yine dava dışı ... olduğu, malın fatura bedelinin 11.940,00 EURO, konşimento tarihinin 12.02.2019 olduğu, 13.03.2019 tarihli ekspertiz raporunda, hasar tespit tarihinin 28.02.2019, hasar yerinin kamyonda taşıma sırasında ihbar tarihinin 04.03.2019 olarak belirtildiği, açıklamalar kısmında ,sigortalı şirketin Ankara ilinde kurulu olduğu ve ölçme, test ve seyrüsefer amaçlı alet ve cihazların imalatı konularında faaliyette bulunduğu, sigortalı şirketin Macaristan'ın Budapeşte kentinde faaliyet gösteren şirkete yine Budapeşte şehrinde 3-5 Nisan tarihlerinde düzenlenecek elektronik fuarında sergilenmek üzere bir adet nem alma kabini emtiasının gönderimi konusunda anlaştığı, sigortalı şirket tarafından gönderilecek emtia için dolaşım belgesiyle çeki listesinin düzenlendiği, sigortalı şirketin emtianın Ankara'dan Macaristan'a taşınması için ... AŞ ile anlaştığı, 14.02.2019 tarihli navlun faturasının düzenlendiği, ... tarafından taşınacak emtia için 12.02.2019 tarihli konşimentonun düzenlendiği, 14.02.2019 tarihli gümrük çıkış beyannamesinin düzenlendiği, 28.02.2019 tarihinde alıcı şirkete ulaşan cihaz üzerinde yapılan kontrol ve tespitlerde dış ambalajında herhangi bir darbe görülmeyen nem alma kabini emtiasının kabin tavanında oluşan ezilme ve darbe nedeniyle kabinin iç tavan kısmında yer alan sensör ve kartların kırılmak suretiyle hasar gördüğü, tek parçadan imal edilmiş bulunan kabinin metal kapaklarını ezilme neticesi tam olarak kapanmadığı ve kapı sensör ile selenoit kilit bağlantı noktalarının yerinden ayrılmış, gövdenin metal gövde ve ünitelerini tutan kısımların zarar gördüğü, düzenlenen tutanakta kayıt altına alındığı, sigortalı şirket beyanında yer alan bilgilerde kabinin yekpare gövdeye sahip olması nedeniyle meydana gelen hasar sonucu kullanılmaz durumda olduğu, testler sonucunda kabin içindeki fonksiyonel sensör ve kartların çalışamaz durumda bulunmaları nedeniyle kabinin tamamının onarım ve kullanımının mümkün olmadığının belirtildiği, sovtaj değerlendirilmesi neticesinde toplam hasar bedelinin 13.014,60 EURO olarak tespit edildiği, taşıyıcı şirkete 01.03.2019 tarihinde ihtarname gönderildiği hususlarına yer verildiği, davacı şirket tarafından hasar bedelinin sigortalı şirkete ödenmesi üzerine davalı şirket hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 02.05.2019 tarihinde 13.014,00 EURO asıl alacak, 78,44 EURO işlemiş faiz olmak üzere 13.092,44 EURO'nun tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalı şirketin takibe itirazı üzerine davacının İİK 67 maddesi gereğince iş bu itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır. 03.01.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda; olayda meydana gelen hasarın ambalaj hatası olarak değil, taşıyıcının kusurundan kaynaklı bir hasar olarak değerlendirilebileceği, dosyadaki deliller kapsamında davalının, taşıyıcının meydana gelen hasardan sorumluluk sınırı dahilinde davacıya karşı sorumlu olduğu, TTK daki taşıyıcının sınırli sorumluluğuna ilişkin maddeler doğrultusunda, olaydaki hasara ilişkin olarak davalının sorumlu olduğu, üst sınır ve sorumluluk limitinin, hasar tespit tarihi itibarıyla 14,864,25-TL olduğu, sigortalıya yapılan 19.03.2019 tarihli ödemeden itibaren faiz talep edilebileceği belirtilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde; uyuşmazlığın sigortalı emtianın hasara uğramasında davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasında toplandığını, sigortalı tarafından üretilen nem alma kabininin dava dışı şirkete düzenlenecek olan elektronik fuarında sergilenmek üzere geçici olarak gönderimi konusunda anlaşılmakla taşıma işi için davalı şirketle anlaşmaya varıldığını, ekspertiz raporunda belirtildiği üzere hasarın emtianın davalı taşıyıcının sorumluluğunda nakliye edilmesi esnasında meydana geldiğini, taşıyıcının sorumluluğuna yönelik inceleme ve tespitlerinde yerinde olduğunu, tazminat hesabının yerinde olmadığını belirterek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili rapordaki aleyhe hususları kabul etmediklerini, CMR Konvansiyonunun 23.maddesinde öngörülen usul ile emtianın hasarlı kısmının eksik brüt ağırlığının 8.33 SDR karşılığını aşamayacağını, raporda sovtaj değerlendirilmesinin yapılmadığını belirterek, yeni bir heyetten rapor alınmasını veya ek rapor alınarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 24.06.2020 tarihli ek bilirkişi heyet raporunda; kök raporda “ezilme ve darbe sonucu” hasarın meydana geldiği kanaatine varıldığı, zira; olaydaki gibi yükün ezilmesi yahut düşme gibi taşıma esnasında oluşabilecek nedenlerden kaynaklı hasarlarda ambalaj kusurundan ziyade taşıma kusuru ve taşıyıcının sorumluluğundan bahsedileceği yönünde görüş verildiği, kök rapora itirazlarda bu görüşü değiştirici bir ek belge ibraz edilmediği, olayda meydana gelen hasarın ambalaj hatası olarak değil, taşıyıcının kusurundan kaynaklı bir hasar olarak değerlendirilebileceği kanaatinin korunduğu, sovtaj ederinin hesaplanması hususunda heyetimizin uzmanlığı bulunmadığı, SDR üst sınır sorumluluğunun uygulanıp uygulanmayacağı bakımından takdirin mahkemeye ait olduğu, faiz ve icra-inkar tazminatı hususunda takdirin mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir. 06.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda; ... şirketi Budapeşte'de bir fuara katılmak üzere ürettiği cihazı gönderdiğine göre cihazın daha önceden herhangi bir yerde kullanılmamış olduğu, yeni imal edilmiş, teste tabi tutulmuş sıfır bir cihaz olduğunun açık olduğu, ... şirketinin ürettiği cihaz ite fuara katıldığına göre bu cihaz vasıtasıyla ileriki tarihlerde ticari kazanç planlamayı düşündüğünün değerlendirildiğini, yani cihazın sıfır cihaz olduğu, söz konusu cihazın 13/02/2019 tarihinde nakliye şirketi olan ... firmasına teslim edildiği, bu teslimat sırasında ambalajlanmış olan cihazın yüklemeden önce ve sonrasında herhangi bir olumsuz yükleme koşulu ile karşılaşmadığı, yüklemenin başarılı olduğunun anlaşıldığı, zira yükleme sırasında herhangi bir olumsuzluk ile karşılaşılmış olsaydı, bu durumu belirten uyarının zaten nakliyeyi yapan kişi tarafından not alınacağı ve kayda geçmiş olacağı, sonuç olarak ... firmasında üretilmiş olan sıfır kullanılmış olan bu cihazın herhangi bir olumsuzlukla karşı karşıya kalmadan kamyona yüklendiği ve fabrikadan ayrıldığının anlaşıldığı, bundan sonraki, malın teslimine kadar geçen süre içinde malın emniyetle götürülüp, indirilmesi ve teslim edilmesi aşamalarındaki sorumlulukların tamamının nakliye işini yapan kişiye ve onun çalıştığı şirkete ait olduğu, malın teslim edildiği 28/02/2019 tarihinde Budapeşte'de bulunan ... firmasına ulaşan cihazın yapılan kontrollerde kasanın tavanından darbeye maruz kaldığı ve dolayısıyla yukarıda izah edildiği üzere sensör ve ilgili elektronik kartların kırılarak hasara uğradığı, kasa kapısının kapanmadığı tespitlerinin yapıldığı, bu tespitlerin cihazın nakledilmesi sırasında meydana geldiğinin açık delili olduğu, nakliye için 260 Euro ödendiği, halbuki cihazda oluşan hasar değerinin 13.014,60 Euro olduğu, nakliye bedeli ile hasar bedeli arasında büyük bir uçurum farkı bulunduğu, ağır hasarlanarak tamamen kullanılamaz duruma gelen Nem Alma Kabininin yaklaşık sac ağırlığının 150-200 kg arasında olduğu, bu sacın maruz kaldığı darbeden sonra artık kullanılamaz hale geldiği, hurda olarak değerlendirilmesi gerektiği, günümüzde hurda demirin fiyatının yaklaşık 2,30 TU/kg olduğu, bu durumda söz konusu cihaz sacının hurda değerinin : 2,30 TU/kg x 200 kg 460 TL ettiği, bu hurdanını Budapeşte kentinde bulunmasından dolayı Türkiye' ye nakledilmesinin kendi değerinden daha fazla nakliye ücretine mal olacağı, bu bakımdan hurdanın Türkiye'ye getirilerek paraya çevrilmesinin uygun olmadığı, Nem Alma Kabininin Budapeşte'ye kamyonla gidişi sırasında maruz kaldığı darbenin bu cihazın etrafında veya çevresinde bulunan diğer emtiaların kamyon içerisinde bulundukları yerlere rijid olarak yeterince bağlanmadıklarını, bağlanmış ve tespit edilmiş olsalar bile yol güzergahında meydana gelen sarsıntılardan gevşediklerini ve söz konusu cihazın üzerine düşerek cihazın gerek ambalajında ve gerekse kendisinde hasar meydana getirdiğini ortaya koyduğu, bu nedenle malın teslim edileceği adrese kadar herhangi bir hasar almadan götürülüp tutanak karşılığı teslim edilene kadar nakliyecinin sorumlu olduğu açık olduğundan söz konusu olayda nakliye şirketi ve nakliyeyi yapan kişinin kusurlu olduğunun değerlendirildiği, hasara uğrayan cihazın sıfır kullanılmış ve nakledildiği yerde pert olmuş olmasından dolayı, bu cihaz için sovtaj işleminin yapılmasının uygun olmadığı, yapılan tespitler, incelemeler, değerlendirmeler kapsamında meydana gelen olayda Nem Alma Kabini” nin nakliye sırasında etrafına ve çevresine yerleştirildiği ancak yeterince rijit olarak bağlanmış emtilar olduğundan, yolda meydana gelen sarsıntılar sonucunda bunlardan birinin veya birkaç adedinin cihazın üzerine düşmeleri sonucu cihazda hasar meydana getirdikleri, söz konusu hasarın cihazın ambalajlanması tekniği ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığı, zira hasarlı kabinin tavandan darbe aldığı, yani üzerine ağır bir cismin düşmüş olduğu anlaşıldığından olayın meydana gelmesinde davalı ... AŞ şirketinin ve nakliyeyi yapan şahsın kusurlu olduğu belirtilmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Gerekçede, TTK 886/1 maddesi gereğince davalının zarara kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinci ile işlenmiş bir fiilin ihmalinin sebebiyet verdiği bu nedenle sorumluluk sınırlandırılmalarında yararlanma durumunun olmadığı, davacı tarafça ileri sürülmüş ise de dosyada davalı taşıyıcının taşıma işlemini kasten veya pervasız bir davranışla gerçekleştirdiğine dair delil bulunmadığı, davalı tarafın sınırlı sorumluluk ilkesi gereği tazminattan sorumlu olmasının gerektiği belirtilmiştir. Dava konusu emtianın Türkiye'yeden Macaristan'a taşındığı, bu nedenle somut olayda Karayoluyla Eşya Taşınmasına İlişkin Uluslararası (CMR) Sözleşmenin hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. CMR Konvansiyonunun 17/1. maddesine göre taşımacı, yükü teslim aldığı andan, teslim edinceye kadar bunların kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasardan sorumludur. 17/2.madde ise "Eğer kayıp, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşımacının hatasından değil de istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşımacının önlenmesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş ise, taşımacı sorumlu tutulamaz." şeklindedir. Bu durumda kural olarak, taşıyıcı kendi kusurundan kaynaklanmayan bir sebepten ileri geldiğini ispat edemedikçe eşyaya gelen hasarı veya gecikmeden doğan zararı tazmin borcu altındadır. Bir başka deyişle, taşıyıcının kusurlu olduğu karine olarak kabul edilir. Sorumluluktan kurtulabilmesi için taşıyıcının kusurlu olmadığını ispat etmesi zorunludur. Somut olayda, dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporlarında belirtildiği üzere taşınan emtiada meydana gelen hasarın ezilme ve darbe sonucu meydana geldiği, ambalaj kusurundan oluşan bir hasar olmadığı, taşıyıcının kusurundan dolayı meydana geldiği belirtilmiştir. Olayın meydana geliş şekli itibariyle aynı zamanda davalı taşıyıcının TTK 886 maddede düzenlenen sorumluluğu sınırlama hakkının kaybına dair hükmünün uygulanmasının yerinde olmayacağı, keza davalı taşıyıcının zarara kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlediğini gösterir herhangi bir delil mevcut olmadığı gibi akside ispat edilememiştir. Bu sebeplerle tarafların taşıyıcı sorumluluğuna dair istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. CMR Konvansiyonuna göre, yükün ambalajının kifayetsiz ya da ambalajsız olmasından ve/veya araca hatalı istiflenip, sabitlenmesine bağlı tertipleme hatalarından dolayı vuku bulan hasarlardan taşıyıcının sorumlu tutulamayacağı öngörülmüş olmakla birlikte; Yargıtayın yerleşik içtihatlarında, ambalajlama, yükleme, boşaltma ve istifleme göndericiye veya alıcıya ait olsa da taşıyıcının basiretli bir tacir gibi davranarak nezaret görevi (özen borcu) bulunduğu, "ilke olarak kabul" edilmektedir. Bu durumda dava konusu emtiasının istiflemesinin gönderen tarafından yapılması halinde taşıyıcının CMR'nin 8 ve 9. maddelerine göre ambalaj ve dış görünüşü kontrol ederek yükleyene gerekli bildirimlerde bulunması ve yükün niteliği ile taşıma güzergahının durumuna göre göndereni uyarması, netice alamaması durumunda da çekincesini yazılı olarak belirtmesi gerekmektedir. Somut olayda, böyle bir durumun mevcut olmadığı açıktır. Yine bilirkişi rapor içeriğindeki tespitlere göre taşıma irsaliyesindeki gönderinin brüt ağırlığnın 240 kg olduğu, bu durumda 240 kg x 8,33 = 1.999,2 SDR ( taşıyıcının sorumluluk üst sınırı), hasar tespit tarihi olan 28.02.2019 tarihi itibariyle bu sınırın parasal değerinin 1.999,2 SDR x 7,4351=14.864,25 TL olarak tespit edilmiştir. Yerleşik Yargıtay içtihadı uyarınca, CMR'nin 23.maddesindeki sorumluluk üst sınırının belirlenmesinde taşınan tüm emtianın ağırlığının değil, açıkça ayrılabiliyorsa sadece hasarlı emtianın ağırlığının dikkate alınması gerekir. Bu ilke doğrultusunda bilirkişi raporunda hasarlı emtianın ağırlığının hesaplanarak tazminat üst limitinin belirlenmesi isabetli olmuştur. Belirlenen miktarın hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Emtianın kara yoluyla taşınmasına uygulanacak olan CMR'nin 30. maddesi gereğince alıcı, taşımacı ile beraber durumlarını kontrol etmeden veya ziyan ve hasarın açıkça görüldüğü hallerde teslim anında veya açıkça görülmediği hallerde yedi gün içinde durumu kendisine bildirmeden malı tesellüm ederse bu husus onun yükü sevk mektubunda belirtildiği şekilde aldığına kanıt oluşturur. Somut olayda, dava konusu hasarın 28.02.2019 tarihinde tespit edildiği, davalı taşıyıcıya ise 04.03.2019 tarihinde ihbar edilmiş olduğu dikkate alındığında davalı vekilinin buna dair aksine iddialarının yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Uluslararası kara yolu taşımacılığı neticesinde CMR'nin 17. maddesi kapsamında meydana gelen hasara davalı taşıyıcının neden olduğu, aynı yasanın 23.maddesi gereğince sınırlı sorumluluk miktarı ile sorumlu olacağı, yine aynı yasanın 30.maddesi gereğince yasal süre içerisinde davalı taşıyıcıya ihbarın yapıldığı ve taşıyıcının pervasız ve ağır kusurlu olduğuna dair ispata yarar herhangi bir delil mevcut olmadığından ve somut olayın özelliği gereğince aksinin kabulü uygun düşmeyeceğinden taraf vekillerinin istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 720,13 TL nispi istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,6-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.14.03.2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/17, K. 2020/702, T. 14.03.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-17-e-2020-702-k-999627b37d4d