Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2019/137 E. 2020/731 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2019/137
- Karar No
- 2020/731
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/811 KARAR NO: 2024/923 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 11/11/2020 NUMARASI: 2019/137 E. - 2020/731 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Alacağın temlikinden kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 07/12/2010 tarihli alacağın temliki, sulh, ibra ve feragat sözleşmesi imzalandığını, buna göre davalının davacıya her ay 204 USD olmak üzere 2011 yılı Haziran Ayından başlamak üzere 2014 yılı Kasım ayına kadar toplam 8.587 USD ödeme yapmayı taahhüt ettiğini, toplam 2.338,80 TL ödeme yaptığını, ödeme tarihindeki kur üzerinden yaptığı ödemenin toplam 1.324 USD olduğunu, sözleşmeye göre ardışık 6 taksidin ödenmemesi durumunda takip eden ay ödemelerinin muaccel olacağını, davalı hakkında Bakırköy ... İcra Müd. ... esas sayılı takibinin yapıldığını, itiraz ile takibin durduğu belirtilerek, itirazın iptali ile %20 inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davanın görevsiz mahkemede açıldığını, davanın yetkisizlik nedeniyle reddinin gerektiğini, davacı ile müvekkili şirket arasında tanzim olunan "alacağın temliki, sulh, ibra ve feragat sözleşmesi" ile, takip alacaklısının Tas. Hal. ... A.Ş. Nezdindeki Kar ve Zarar Katılım Hesap bakiyesinin temliki hususunda mutabakata varıldığını, söz konusu takip dayanağı alacağın temliki sözleşmesine istinaden takip alacaklısının Tas Hal. ... A.Ş. Nezdinde henüz vadesi gelmediğini, mutlak ödenmesi de hukuken garanti edilmeyen kar ve zarar katılım bakiyesi temlik alındığını, müvekkili şirketin iş bu temlik sözleşmesinden dolayı davacıya takip ve dava miktarı kadar günü geçmiş bir borcu bulunmadığını, takibin yetkisiz icra müdürlüğünde açılmış olması nedeniyle davanın yetki yönünden reddini, haksız, mesnetsiz ve yasal dayanaktan yoksun ikame olunan davanın reddine, inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Taraflar arasında varlığı ihtilafsız 07/12/2010 tarihli sözleşme düzenlenmiş olup, bu sözleşmeyle davacı dava dışı ... A.Ş. nezdinde mevcut alacaklarını davalıya 8.587 USD mukabilinde satmıştır. Sözleşmede davalının satın aldığı alacağın bedelini ödemesine ilişkin takvim mevcut olup, ödemelerin dava dışı finans kurumunun tasfiyesi sonrası yapılacağına ilişkin hüküm bulunmamaktadır. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/4537 Esas, 2016/7507 Karar sayılı, 26/04/2016 tarihli; 2015/17820 Esas, 2016/6921 Karar sayılı, 20/04/2016 tarihli emsal içtihatları) Bu nedenle, davalının alacağı henüz muaccel olmadığına dair, dava dışı ...A.Ş.'nin tasfiye sonucunun beklenmesi gerektiğine ilişkin savunmasına itibar edilmemiştir. Kaldı ki, ... A.Ş. bu davada ve davaya konu sözleşmede taraf değildir. Buna göre yapılan incelemede davalının da kabulünde olan ödemeler toplamının 1.315,56-USD olduğu, temlik sözleşmesi uyarınca art arda 6 taksitin ödenmemesi halinde takip eden 6 aylık ödemenin de muaccel olacağı, ek olarak ifaya virman talimatı vermeyi kabul edeceğinin düzenlendiği, davalının 02/01/2012 tarihinden sonra ardışık 6 taksiti ödemediği, sonuç olarak bakiye alacağın 7.263,00-USD (TCMB Efektif Kur: 2,2157 x 7.263 USD = 16.092,63-TL) olduğu sonuç ve kanaatine varılarak..." gerekçesiyle davanın kabulü ile Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takip dosyasına davalı borçlu tarafından vaki olmuş itirazın İİK'nın 67/1 maddesi uyarınca iptaline, takibin aynen devamına, alacak niteliği itibariyle likit ve belirlenebilir olduğundan %20 oranında hesaplanan 3.188,31 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Takipte talep edilen faiz oranının yasal dayanağının olmadığını, USD alacağa yıllık %9 faiz uygulanmasının talep edildiğini, mahkeme tarafından bir değerlendirme yapılmadığını, 3095 sayılı Yasanın 4/A maddesi gereğince faizin uygulanması gerektiğini, yıllık %9 yasal faiz oranının TL alacaklara uygulanacak yasal faiz oranı olduğunu, davanın yetkisizlik nedeniyle reddi gerektiğini, hem borca ve hem de icra dairesinin yetkisine itiraz edildiğini, Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin kararıyla icra dairesinin yetkisine yapmış oldukları yetki itirazının kesinleştiğini, buna rağmen davacının yetkili İstanbul İcra Müdürlüğünde takip başlatmak yerine yetkisiz Bakırköy İcra Müdürlüğünde takip başlattığını, dava konusu alacağın henüz talep edebilir bir alacak olmadığını, davanın zamansız açıldığını, davanın kabulüne karar verilmesinin tasfiye sonucu bekleyen diğer hesap sahiplerinin menfaatlerini zedeleyeceğini, dava dışı ... AŞ'nin 11.02.2001 tarihinde tasfiyesine karar verildiğini, 07.12.2010 tarihli sözleşmeye istinaden müvekkilinden talep edilen alacağın tasfiye sonucunda ortaya çıkacak duruma göre kar veya zarar yönünden bir belirleme yapılmaksızın ödenmeyeceğinin açık ve sabit olduğunu, davacının iş bu davaya konu ettiği alacağın fon kullanımından doğan kar ve zarara katılma hesabı olduğunu, ayrıca dava dışı şirketin halen tasfiye halinde olduğunu, tasfiye işlemlerinin BDDK'nın aldığı karar uyarınca gerçekleştiğini, bu tespitlere göre davacının müvekkili şirket ile aralarında sözleşmeye dayalı olarak varlığını ileri sürdüğü alacağını ancak bu şartlarda dava dışı şirketin tasfiye işlemleri sonucunda isteyebileceğini, gerek sözleşme, gerekse dava tarihi itibariyle alacağın muaccel olmadığını iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, alacağın temliki, sulh, ibra ve feragat sözleşmesi kapsamında alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, sözleşmenin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, takibin yetkili icra dairesinde yapılıp yapılmadığı, mahkemenin yetkili olup olmadığı, takip konusu alacakla ilgili talep edilen %9 oranındaki faizin yerinde olup olmadığı, davacının alacağının dava ve takip tarihi itibariyle muaccel olup olmadığı ile kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, taraflar arasında 07.12.2010 tarihinde alacağın temliki, sulh, ibra ve feragat sözleşmesinin gerçekleştirildiği, sözleşmenin konusuna, hesabı temlik eden muhatap tarafından temlik alan arasındaki temlik şartlarının belirlenmesi olduğuna 3.maddede yer verildiği, temlik alanın davalı şirket, muhatabın ise davalı gerçek kişi olduğu, 4.maddede, muhatabın Tasfiye Halindeki ... AŞ'nin kar ve zarar katılım akdi, cari hesaplarda bulunan 5.587,00 USD'yi temlik alana temlik ettiği hususuna yer verildiği, 4.3.maddede, muhatabın temlik alana temlik ettiği tutarı ödeyeceği vade ve tasdiklerin belirtildiği, 5.1. maddesinde, sözleşmeden doğacak uyuşmazlıkların çözümünde İstanbul Mahkemeleri ve icra müdürlüklerinin yetkili olduğunun belirtildiği, davacı vekili tarafından 7.263,00 USD asıl alacağın tahsili amacıyla davalı hakkında Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip tarihinin 20.01.2014 olduğu, davalı şirket tarafından icra takibine karşı itirazda bulunulduğu, itiraz dilekçesinde, İstanbul Mahkemeleri ve İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğunun belirtildiği, ayrıca alacaklının muaccel bir borcunun olmadığının ifade edilerek borca ve ferilere itiraz ettiği, davacının ise İİK 67.maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 5.maddesinin üst başlığı uyuşmazlıkların çözümüdür. 5.1. maddede, iş bu sözleşmeden doğabilecek uyuşmazlıkların çözümünde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğu düzenlenmiştir. Sözleşmenin düzenlendiği 07.12.2010 tarihinde yürürlükte bulunan Hukuk Muhakemeleri Kanunun 22.maddesinde, yetki sözleşmesi düzenlenmiştir. Maddede, mahkemenin yetkisinin amme esasına binaen tayin edilmemiş olan hallerde iki tarafça bir veya mütaddit muayyen hususa mutaallik ihtilaflarının salahiyettar olmayan mahal mahkemesinde görülmesini tahriren mukavele edebilecekleri düzenlenmesine yer verilmiştir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu 6100 sayılı HMK'nın 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmesi ile birlikte yürürlükten kalkmıştır. HMK 448 maddede, bu kanunun hükümlerinin tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanacağı belirtilmiştir. Takip tarihinde yürürlükte bulunan yasa 6100 sayılı HMK'dır. Davalı borçlu şirketin yerleşim yeri adresinin Bayrampaşa/İstanbul davacı alacaklının adresinin ise Bahçelievler/İstanbul olduğu anlaşılmaktadır. Takip tarihinde yürürlükte bulunan yasal düzenlemeler kapsamında tacir olmayan kişiler ile tacirler arasında gerçekleştirilen yetki sözleşmesinin uygulama imkanı mevcut değildir. Diğer taraftan, yetki sözleşmesinin yürürlükten kaldırılan yasal düzenleme kapsamında gerçekleştirilmiş olduğunun kabulünde ise sözleşmeyle yetkili kılınan mahkemenin yanında kanunen yetkili genel ve özel diğer mahkemelerin ve icra dairelerinin yetkisi de devam edeceğinden ve davalının yerleşim yerinin bulunduğu yargı çevresi Bakırköy yargı çevresi içerisinde olduğundan davalı vekilinin icra dairesinin ve mahkemenin yetkisine yapmış olduğu itirazının yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. 25.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda; dava konusunun taraflar arasında imzalanmış 07.12.2010 tarihli alacağın temliki sözleşmesinden kaynaklı alacaktan ibaret olduğu, taraflar arasındaki iş bu temliknamenin 8.587,00 USD olarak taraflar arasında kaşe/imza yapılmış olduğu ve iki tarafında bu temliknameye itirazının bulunmadığının anlaşıldığı, davacının dosyaya sunmuş olduğu ve davalının da kabulünde olan ödemeler toplamının 1.315,56 USD olduğu, davalının cevap dilekçesinde davanın usulden ve günü geçmiş bir borcunun bulunmadığını beyan ettiği, ancak taraflar arasında düzenlenmiş iş bu temliknamede “ardışık altı taksitin gününde ödenmemesi halinde, takip eden altı aylık ödeme muacceliyet kesp edecektir. Ek olarak da, İFA ya virman talimatı vermeyi de kabul eder” hükmü çerçevesinde yukarıdaki ödeme tablosundan da görüleceği üzere davalının 02.01.2012 tarihinden sonra ardışık 6 taksiti ödemediğinin anlaşıldığı, özetle takip tarihinden önce tüm taksitler yönünden muacceliyet şartının gerçekleşmiş olduğunun kabulü ile takip ve dava tarihi itibari ile davacının davalıdan (8.587 USD - 1.315,56 USD) 7.271,44 USD alacaklı olduğunun kanaatine varıldığı, dava konusunun, davacının; davalı ile yapılan alacağın temliki, sulh, ibra ve feragat sözleşmesine göre davacıya ödenmesi gereken toplam 8.587 USD den ödenmeyen 7.263,00 USD alacağının tahsili talebinden ibaret olduğu, davacının dosyaya sunmuş olduğu ve davalının da kabulünde olan ödemeler toplamının 1.315,56 USD olduğu, davalının cevap dilekçesinde davanın usulden ve günü geçmiş bir borcunun bulunmadığını beyan ettiği, ancak taraflar arasında düzenlenmiş iş bu temliknamede “ardışık altı taksitin gününde ödenmemesi halinde, takip eden altı aylık ödeme muacceliyet kesp edeceği, . ek olarak da, İFA ya virman talimatı vermeyi de kabul eder” hükmü çerçevesinde ödeme tablosundan da görüleceği üzere davalının 02.01.2012 tarihinden sonra ardışık 6 taksiti ödemediğinin anlaşıldığı, takip tarihi itibari ile davacının davalıdan (taleple bağlılık ilkesi gereği) 7.263,00 USD (TCMB Efektif Kur:2,2157 x 7.263,00USD - 16.092,63TL) alacaklı olduğu belirtilmiştir. Davalı vekili esasa dair beyan dilekçesinde; önceki savunmalarını tekrar ederek davacının takip talebindeki faiz oranının yasal dayanağının bulunmadığını, icra takibinin USD üzerinden başlatıldığını, 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca faiz oranının uygulanması gerektiğini, davanın zamansız açıldığını belirterek reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili rapora göre davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, 11.11.2020 tarihli celsede; taraflar arasındaki sözleşmede düzenlenen yetki şartının davacının tacir olmaması nedeniyle HMK'nın 17. maddesi uyarınca bağlamayacağı, Bahçelievler'de ikamet eden davacının kendi bağlı bulunduğu icra dairesinde takip başlatmasında herhangi bir usulsüzlük görülmediği gerekçesiyle yetki itirazının reddine karar verilmiştir. Mahkeme tarafından bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Hükümde ve gerekçede davalı vekilinin faize yönelik itirazına dair açıklamaya yer verilmemiştir. Alacağın temliki, 818 sayılı BK'nın 162 vd. (6098 sayılı TBK. 183) maddelerinde düzenlenmiştir. Söz konusu yasa maddelerine göre kanun, sözleşme ve işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını almaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir. Alacağın devrinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Bu haliyle alacağın temliki, alacaklı ile onu devralan üçüncü şahıs arasında borçlunun rızasına ihtiyaç olmaksızın yapılabilen ve sadece kazandırıcı bir tasarruf işlemi niteliğini taşıyan şekle bağlı bir sözleşmedir. BDDK'nın 10.02.2001 tarih ve 171 sayılı kararı ile faaliyet izni kaldırılan ... , Fon kurulunca tasfiye haline girmesine ve tasfiye işlemlerinin 6762 sayılı TTK gereği yapılmasına karar verildiği, tasfiye işlemlerinin ise TTK'nın anonim şirketlerin tasfiyesi hükümlerine göre devam ettiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafça alacağın muaccel olmadığı ileri sürülmüştür. Oysa davacı tarafından ... Kurumundaki katılma alacağı değil, ...'taki katılma alacağının davalıya devrine ilişkin temlik sözleşmesindeki devir bedeli talep edilmektedir. Davada ... Kurumuna yönelik bir talep ve dava da mevcut olmayıp, taraflar arasında alacağın temliki sözleşmesinde öngörülen, davalının temlik aldığı alacağın bedeli dava konusu edilmiştir. Sözleşmede temlik bedelinin davalı tarafından ödenmesine ilişkin ödeme planı düzenlenmiş, davalı belirlenen vadelerde taksitler halinde ödeme yapmayı taahhüt etmiştir. Sözleşmede, temlik bedeli taksit vadelerinin kesin olarak belirlenmesi nedeniyle vade tarihlerinde borçlu temerrütünün oluştuğu anlaşılmaktadır. Sözleşmede ödemelerin dava dışı ...'ın tasfiyesi sonrası yapılacağına ilişkin bir hüküm de bulunmadığından, davacının davalıdan bakiye temlik bedelini talep edebileceğinin kabulü ile verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı tarafça takip talebinde USD bazındaki alacağının takip tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek %9 yasal faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki TC. Merkez Bankası Döviz Satış Kuru üzerinden TL olarak tahsil tekerrür olmamak kaydıyla tahsilini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince davanın kabulü ile takibin aynen devamına dair karar verilmiş ancak icra takibinde talep edilen %9 yasal faize ilişkin bir değerlendirmeye yer verilmemesi isabetli olmamıştır. Bu nedenle, davalı vekilinin temerrüt faizinin oranına yönelik istinaf nedeni yerinde görülmüştür. Bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün kabul edilen alacağın takip tarihinden itibaren asıl alacağa 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince Devlet bankalarının ABD doları için açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faizinin işletilmesi şeklinde hükmün düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının temerrüt faizinin oranı yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve davanın esası hakkında Dairemizce yaniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının temerrüt faizinin oranı yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve davanın esası hakkında Dairemizce yaniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Davanın kabulü ile Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı ilamsız icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın İİK'nın 67/1. maddesi uyarınca iptali ile takip talebindeki asıl alacağın icra takip tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak temerrüt faiziyle birlikte ve tahsil tarihindeki TCMB efektif satış kuru karşılığının tahsili için takibin devamına, 2-Alacak niteliği itibariyle likit ve belirlenebilir olduğundan %20 icra inkar tazminatı olan 3.188,31 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Alınması gereken 1.088,96 TL harçtan peşin alınan ve ikmalen yatırılan toplam 191,85 TL harcın mahsubu ile, bakiye 897,11 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,4-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 3.400,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,5-Bu dava kapsamında davacı tarafından sarfedilen; 191,85 TL peşin harç gideri, 25.20 TL başvuru harç gideri, 255,90 TL posta masrafı ve 700,00 TL bilirkişi gideri olmak üzere toplam 1.172,95 TL'den ibaret yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,6-HMK'nın 333. maddesi gereğince, mahkeme veznesine depo edilen gider avansından kullanılmayan kısmının kararın kesinleşmesi ile birlikte yatıran tarafa iadesine,7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,b-Davalı tarafından harcanan 162,10 TL başvuru harcı gideri ile 45,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 207,10 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,8-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,9-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.