Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2018/318 E. 2019/632 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2018/318
- Karar No
- 2019/632
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1039 KARAR NO : 2024/1495 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN V. : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 20/12/2019 NUMARASI : 2018/318 E. - 2019/632 K. DAVACI : VEKİLLERİ DAVALI : DAVANIN KONUSU : Marka ile ilgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Dairemizce verilen 10/06/2022 tarih ve 2020/1255 E. - 2022/810 K. sayılı kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 18/03/2024 tarih ve 2022/6026 E. - 2024/2197 K. sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla, dava Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin “...” ibaresini ilk olarak 2000 yılında tescil ettirdiğini, davalının 2017/84368 sayılı ve “...” ibareli marka tescil başvurusunun, müvekkilinin “...” ibareli markaları ile iltibasa neden olacağını ve aynı sınıflarda tescilinin istendiğini, davalının marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu, buna rağmen müvekkilinin başvuruya itirazlarının 2018-M-5624 sayılı YİDK kararı ile reddedildiğini, dava konusu YİDK kararının daha önce verilmiş olan yargı kararları ile çeliştiğini ileri sürerek, davalı ... YİDK kararının iptalini ve diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, müvekkilinin kilo verme amaçlı enerjisi kısıtlanmış gıda ürünü üretimi, satışı ve pazarlaması ile iştigal ettiğini, piyasaya sunduğu ürünün isminin "..." olduğunu, bu markanın 2017/00650 numara ile tescilli bulunduğunu, Tarım Bakanlığı’ndan aldıkları izin doğrultusunda üretim yaptıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu marka ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davacının tanınmışlık iddialarını marka işlem dosyası ve dava dosyası kapsamında ispat edemediği ve taraf markaları arasında benzerlik bulunmaması nedeniyle somut uyuşmazlıkta tanınmışlık düzeyinden kaynaklı bir tescil engelinden söz edilemeyeceği, dava konusu marka başvurusunun kötüniyetli yapıldığı yönündeki iddianın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli markalarının ayırt ediciliğinin zayıf olmadığını, taraf markalarının asli unsurunun aynı ibareden oluştuğunu, bu nedenle benzer bulunduklarını, dava konusu markanın müvekkilinin seri markalarının içine sızarak, müvekkilinin markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını, taraf markalarının tescil kapsamlarının aynı olduğunun tespitine rağmen markaların benzer bulunmadığı yönündeki ilk derece mahkemesi kabulünün hatalı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemizce; "..." ibaresinin "..." ibaresini öne çıkardığı, tüketicilerin markanın esas unsurunu "... ..." olarak algılayacakları, başvuruda bu kelimelerin baş harflerinin büyük yazılması nedeniyle dikkatin "..." ibaresine çekildiği, Türkçe'de geri anlamına gelen "..." ibaresinin de "..." ibaresine vurgu yapması nedeniyle başvurunun asıl unsurunu "..." ibaresinin oluşturduğu, davacının itiraza mesnet markalarının asıl unsurunun da aynı kelimeden oluştuğu, taraf markaları arasında benzerlik ve karıştırılma tehlikesi bulunduğu gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir. YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNİN 18/03/2024 TARİH VE 2022/6026 E. - 2024/2197 K. SAYILI KARARININ ÖZETİ: Yargıtay 11. Hukuk Dairesince; davacının itirazına gerekçe “...” unsurlu markalarındaki bu ibarenin sağlıklı, zinde, formda, uygun, vs. anlamlarına geldiği ve gıda maddeleri yönünden ayırt ediciliğinin düşük düzeyde olduğu, dolayısıyla koruma düzeyinin de düşük tutulması gerektiği, buna göre markalar arasında karıştırılma ihtimalinin olmadığının kabulü gerekirken davanın reddinin doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dairemizce verilen 10/06/2022 tarih ve 2020/1255 E. - 2022/810 K. sayılı kararın, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 18/03/2024 tarih ve 2022/6026 E. - 2024/2197 K. sayılı ilamıyla bozulması üzerine taraflara tensip zaptı ve Yargıtay bozma ilamı ekli, duruşma gününü bildirir davetiye gönderilmiş ve bu şekilde açılan duruşmada usul ve yasaya uygun olan bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelere göre, davalı şirketin 2017/84368 sayılı ve “...” ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğu, davacının adına tescilli "..." asıl unsurlu markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazlarının nihai olarak reddine karar verildiği, bu kararın davacıya 23/07/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davanın iki aylık hak düşürücü süre içinde 17/09/2018 tarihinde açıldığı anlaşılmış olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık taraf markaları arasında iltibas bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru “...”, davacının itiraza mesnet markaları ise "..." ibarelidir. Her ne kadar davacı vekili "..." ibaresinin taraf markalarında ortak olarak yer almasından kaynaklı olarak taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunduğu gerekçesiyle eldeki davayı açmış ise de, markalarda ortak olan yer alan "..." kelimesi Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.09.2022 tarih ve 2021/1685 E.- 2022/6319 K. sayılı kararında da belirtildiği "sağlıklı, zinde, formda, uygun, vs." anlamlarına gelmekte olup, gıda maddeleri yönünden ayırt ediciliği düşük düzeydedir. Dolayısıyla koruma düzeyinin de düşük tutulması gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta, dava konusu markada "..." ibaresine eklenen ilave kelime unsurlarıyla, markanın davacının itiraza mesnet markalarından yeterince uzaklaştığı, başvuru markasını gören tüketicilerin bunun davacının itiraza mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabilecekleri, bu hale göre taraf markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunmaması nedeniyle, Dairemizce, davanın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 35,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 391,70-TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre tayin ve tespit olunan 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 5-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 85,00-TL posta masrafı, 397,80-TL temyiz yoluna başvurma harcından oluşan toplam 482,80-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, 6-Davalı şirket tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 8-Davacıdan alınması gereken 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcından davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 54,40-TL istinaf karar ve ilam harcın mahsubu ile bakiye 373,20-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 9-Dairemizce bozma ilamı üzerine duruşma açıldığından Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/2-96 Esas 2021/205 Karar sayılı ilamı gereğince yapılan istinaf duruşması nedeniyle taraflar lehine vekalet ücreti takdir ve tayinine yer olmadığına, Dair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı ... vekilinin yüzlerine karşı, davalı şirket vekilinin yokluğunda, yapılan açık yargılama sonucunda 25/09/2024 tarihinde HMK'nın 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 25/10/2024 Başkan V. ... Üye ... Üye ... Katip ...