Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/225 E. 2021/359 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/225
Karar No
2021/359
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1264 - 2024/1476 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1264 KARAR NO : 2024/1476 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/11/2021 NUMARASI : 2021/225 E. - 2021/359 K. DAVACI : VEKİLİ : DAVALI DAVANIN KONUSU : YİDK Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/11/2021 Tarih ve 2021/225 Esas - 2021/359 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin 1977 tarihinde A.B.D.’nin California eyaletinde kurulmuş bir şirket olduğunu, 30 yılı aşkın bir zamandır bilgisayar ve sair elektronik eşya sektöründe faaliyet gösterdiğini ve 1980’li yıllardan itibaren de bu alanın en büyük ve prestijli şirketlerinden biri bulunduğunu, müvekkilinin "..." sloganını birçok ülkede marka olarak tescil ettirdiğini, markanın ... nezdinde de 25.10.2013 tarih 2014/65625 sayı ile 09. sınıf mallar üzerinde tescilli olduğunu, bunun yanında müvekkilinin 14, 28, 35, 36, 38, 41 ve 42. sınıfları kapsayan 24.06.2016 tarih ve 2016/16434 sayılı "..." marka başvurusunun da sahibi bulunduğunu, davalının 2016/02942 ve 2015/110713 numaralı ve “...” ibareli marka başvurularının, müvekkilinin önceki tarihli ve tanınmış “...” markasına halk arasında karıştırılma ihtimali yaratacak düzeyde benzer olduğunu, davaya konu marka başvurularının müvekkili markasında yer alan bir harfin çıkartılması ve bir harfin değiştirilmesi sureti ile oluşturulduğunu, buna rağmen müvekkilinin başvurulara itirazlarının, diğer davalının 2016-M-10825 ve 2016-M-12340 sayılı YİDK kararları ile reddedildiğini, müvekkili markasının "..." ve "..." ibarelerinin bir araya gelmesi ile son derece ayırt edici ve neredeyse 20 yıllık kullanım sonucu özdeşleşen, tanınmış hale gelen "..." sloganından ortaya çıktığını, davaya konu markalar ile müvekkili markasında ortak olan "..." ibaresinin haricindeki "..." ve "..." kelimelerinin her ikisinin de “T” harfi ile başladığını ve “K” harfi ile bittiğini, bu iki harf arasında yer alan “I” harfinin de ortak olduğunu, bir bütün olarak bu iki markanın görsel ve telaffuz olarak birbirinden ayrılmasının neredeyse imkansız olduğunu, davaya konu 2016/02942 sayılı başvurunun 09. sınıftaki mallar için, 2015/110713 sayılı başvurunun ise 14. sınıftaki mallar için tescil ettirilmek istendiğini, müvekkilinin markasının da 09. sınıfta tescilli olduğunu, müvekkilinin "..." markasının tanınmış marka olduğunu ve karıştırılma ihtimalinin tespitinde tanınmışlık düzeyinin de dikkate alınması gerektiğini, 556 sayılı KHK.'nın 8/4. maddesi koşullarının da müvekkili yararına oluştuğunu, ayrıca müvekkilinin markasının dil bilgisi kurallarına uymadığını, davalı markasının da aynı dilbilgisi yanlışı ile başvuru yapmasının tesadüf olamayacağını, davaya konu marka başvurularının kötü niyetle yapılmış olduğunu, davalı yanın yine müvekkiline ait "..." ibaresinin aynısı olan markaları da tescil ettirmeye çalıştığını ileri sürerek, YİDK'in 2016-M-10825 ve 2016-M-12340 sayılı kararlarının iptaline, dava konusu markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, markalardaki ilk kelimelerin farklı oluşu ile birlikte müvekkili markasının yazı stilinin, markasını davacıya ait markalardan görsel olarak farklılaştırdığını, davacı markasının “Farklı Düşün” anlamına gelirken, müvekkilinin markasının İngilizce yansıma bir kelime olarak "saat" sesini ifade eden "..." kelimesinin yanına “farklı” anlamına gelen “different” kelimesinin eklenmesiyle birlikte, müvekkili tarafından üretilen saatlerin piyasadaki diğer saatlerden farkını ortaya koymak amacı ile yaratıldığını ve bu anlamda kavramsal olarak da farklılaştığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, 2016/02942 sayılı "..." ibareli davalı marka başvurusu ile davacının "..." ibareli markası arasında, davalı başvurusu kapsamında yer alan “09/02 Ses ve görüntünün kaydı, nakli veya yeniden meydana getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar; elektronik ödeme işleme ekipmanı, parasız gerçekleştirilen ödeme işlemlerinin işlenmesinde kullanılan aygıtlar; sıkıştırılmış ses dosyalarının (MP3) oynatılmasını sağlayan aygıtlar; hesap makineleri ve veri işleme ekipmanı; bilgisayarlar, taşınabilir bilgisayarları el bilgisayarları, mobil bilgisayarlar, kişisel bilgisayarlar, bileğe takılan bilgisayarlar, elektronik tabletler ve bilgisayar cihazları, dijital kişisel müzik çalarlar, cep telefonları ve daha fazla fonksiyonu bulunan yeni nesil cep telefonlan (akıllı telefonlar); telekomünikasyon aygıtları ve cihazları; ses ve görüntülerin kaydı, nakli veya yeniden meydana getirilmesi için cihazlar, bilhassa cep telefonlan ve daha fazla fonksiyonu bulunan yeni nesil cep telefonları (akıllı telefonlar); İnternete erişim sağlamak ve kısa mesajları, elektronik mesajları, telefon çağrılarını, faks iletilerini, video konferansları, görüntüleri, sesleri, müzik dosyalarını, metinleri ve diğer dijital verileri göndermeye, almaya, kaydetmeye ve saklamaya yarayan elde taşınabilir elektronik aygıtlar; verileri veya mesajları kablosuz olarak almaya, depolamaya ve iletmeye yarayan elde taşınabilir elektronik aygıtlar; kişisel verileri görüntülemeye ve düzenlemeye yarayan elde taşınabilir elektronik aygıtlar; küresel konumlama yapmaya [GPSI ve haritaları ve ulaşım bilgilerini görüntülemeye yarayan elde taşınabilir elektronik aygıtlar; kullanıcı aktivitesine ilişkin verileri yani konum, güzergahı seyahat edilen mesafe, kalp atış hızı gibi verileri tespit etmeye, görüntülemeye depolamaya, izlemeye ve iletmeye yarayan elde taşınabilir elektronik cihazlar; bilgisayarlar, taşınabilir ve mobil telefonlan için kılıflar; 09/03 Yazılımlar; cep telefonları, bilgisayarlar ve dijital kişisel müzik çalarlar için oyun yazılımları; cep telefonlan, bilgisayarlar ve dijital kişisel müzik çalarlar için elektronik oyun yazılımları; manyetik kayıt ortamı, ses kaydedici diskler; kompakt diskler, DVDler ve diğer dijital kayıt ortamları; 09/10 Elektronik aygıt ve bilgisayar bataryaları, saatler ve kronometrik aygıtlar için bataryalar.” emtiası bakımından benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunduğu, 2015/110713 sayılı "..." ibareli davalı marka başvurusu ile davacının "..." ibareli markası arasında, davalı başvurusu kapsamında yer alan “14/02 saatler ve kronometrik aletler, yani kronometreler, kronograflar, masa saatleri, kol saatleri, duvar saatleri, alarmlı saatler ve sayılan malların parçaları ve aksesuarları, yani akrep ve yelkovan, çengeller, sarkaçlar, saat kutuları, saat kayışları, saat düğmeleri, saat mekanizmaları, saat zincirleri, zaman ölçer mekanizmaları, saat zemberekleri, saat camları, saatler için sergileme kutuları, saatler için kutular.” emtiası bakımından benzerlik ve iltibas tehlikesinin bulunduğu, davacının "..." markasının dava konusu marka başvurularının yapıldığı 02.11.2015 tarihi itibariyle ülkemizde tanınmış marka statüsünde olduğu iddiasının ispatlanamadığı, davalı marka başvurularının kötü niyetle yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile YİDK'in 12/12/2016 tarih 2016-M-12340 sayılı kararı ile yine 02/11/2016 tarih 2016-M-10825 sayılı kararlarının iptaline, davalı adına tescilli 2016/02942 sayılı "..." ibareli markanın ve 2015/110713 sayılı "..." ibareli markanın, tescilli olduğu tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili, mahkemece taraf markalarındaki bariz anlam farkının dikkate alınmadığını, tarafların markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını, kötü niyet iddiasının dikkate alınabilmesi için kötü niyet tanımının iyi yapılması ve ispatı hususunda da gerekli ispat vesikalarının ortaya konularak kötü niyetin varlığının şüpheye mahal vermeyecek şekilde kanıtlanması gerektiğini, somut olayda markalar arasında benzerlik bulunmadığı gibi başvuru sahibinin kötü niyetli olduğu hususunda ne gibi somut verilerden hareket edildiği ve hangi faktörlerin değerlendirildiği ortaya konulmadığından bu hususta yapılan tespitler de hukuka uyarlık bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı Şirket vekili, taraf markalarının anlamsal açıdan birbirinden farklı olduğunu, müvekkilinin başvurusunun, ürettiği saatlerden çıkan seslere gönderme yaparak, "farklı tıklayan" anlamına geldiğini, davacının markasının ise "farklı düşün" anlamında kullanıldığını, görsel yönden de markaların farklılaştığını, davacının markasının zayıf bir slogan markası olduğunu, müvekkili ile davacı markalarının ilk harflerinin farklı oluşu, farklı yazı stilleri ile birlikte değerlendirildiğinde, tarafların markaları arasında ibareler yönünden 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını, taraf markalarının emtia sınıflarının da farklı olduğunu, davacı markalarının bütünsel olarak hiçbir ürün ve hizmette kullanılmadığını, davacının kendi markasını kullanmadığı gibi müvekkilinin markasını kullanmasına da engel olmaya çalıştığını, asıl davacının kötü niyetli davrandığını, davacının hiç kullanmadığı bir markaya dayanarak, müvekkilinin kötü niyetli olduğunun iddia edildiğini, hiçbir ürün ve hizmet ile bağlantılı olarak kullanılmayan sadece slogan olarak kullanılan ve ayırt edici gücü yok denecek kadar az olan bir işaret ile hiçbir benzerliği ve bağlantısı olmayan ve çok orijinal olan “...” ibaresinin farklı bir ürün için tescil etmek ve kullanmanın kötü niyet olarak addedilmesinin yanlış ve marka hukukuna tamamen aykırı bulunduğunu, Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisinin davacının “...” markasını kullanmadığı ve bu sebeple markanın iptal edilmesi gerektiği sonucuna vardığını, müvekkilinin kötü niyetli olduğuna dair hiçbir delilin sunulmadığını, oysa kötü niyetin varlığının somut delillerle ispat edilmesinin gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararlarının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, ilk derece mahkemesi kararında kabul edilen 9. sınıf mallar yönünden dava konusu 2016/02942 sayılı başvuru ile davacı markası arasında, 14. sınıf mallar yönünden ise 2015/110713 sayılı başvuru ile davacı markası arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında iltibas tehlikesinin bulunduğu, "..." markasının davacı tarafından yapılmış bir reklam kampanyasının sloganı olduğu, saat endüstrisindeki tanınmış firmalardan birisi olduğu anlaşılan davalı şirketin, yine teknoloji alanındaki bilinen firmalardan biri olduğu anlaşılan davacının tanıtım programlarını takip etmemesinin veya “..." ibaresinin, davacı tarafça kullanıldığını bilemeyecek durumda olmasının ve bu alandaki sınırsız seçenek özgürlüğüne rağmen, davalının tamamen tesadüfi biçimde “..." ibaresini tercih etmesinin hayatın normal akışına uygun olmadığı, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde başvurunun kötü niyetle yapıldığı, kötü niyetli marka başvurusunun tescil edilmesinin mümkün olmadığı, bu durumda davacının markalarının Türkiye'de satılıp satılmadığının veya tanınmış olup olmadığının bir öneminin de bulunmadığı, nitekim bu davanın tarafları arasında görülen başka bir davanın onanmasına ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 02.03.2020 tarih, 2019/4044 E., 2020/2213 K. sayılı ilamında da benzer sonuçlara ulaşıldığı anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca davalılardan ayrı ayrı alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdelerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 20/09/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/09/2024 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/225, K. 2021/359, T. 02.03.2020, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-225-e-2021-359-k-3cb21d524ba1