Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/146 E. 2022/31 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/146
Karar No
2022/31
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1175 - 2024/1473 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/1175 KARAR NO : 2024/1473 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 07/02/2022 NUMARASI : 2021/146 E. - 2022/31 K. DAVACI VEKİLİ : DAVALILAR DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/02/2022 tarih ve 2021/146 E. - 2022/31 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalıların 2019/127203 sayılı "...+şekil" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilince adına tescilli "..." ibareli markalara dayalı olarak bu başvuruya yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, alınan kararın hatalı olduğunu, dava konusu başvuru ile müvekkili markası arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, müvekkili markalarını oluşturan "..." ibaresinin sonuna, "n" ve "t" harflerinin eklenmesinin, başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığını, dava konusu başvurunun, müvekkilinin seri markası olarak algılanabileceğini, davalıların bilinçli olarak müvekkili markasını taklit ettiklerini, davalıların, başvuru ile aynı sınıflardaki müvekkili markalarını bilmemelerinin söz konusu olamayacağını, dava konusu başvurunun tescilinin haksız rekabete yol açacağını ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-1782 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, müvekkilinin teknoloji, ar-ge ve inovasyon alanında çalışmalar yaptığını, Restorant kelimesinin kısaltılmışı olarak "..." ve İngilizce kiralamak anlamına gelen "..." kelimelerini birleştirerek özgün bir marka oluşturduğunu, müvekkili başvurusu ile davacı markalarının karıştırılmayacağını, "..." ibareli başka markaların ... sicilinde kayıtlı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının "Şekil+ ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı, başvurunun kötü niyetli olduğu veya haksız rekabete yol açacağı iddialarının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, davalının onlarca ibare içerisinden kendine özgü, orijinal bir ibare bulabilecekken, müvekkili markası ile ayniyet derecesinde bir ibare seçmesinin tesadüfî bir durum olamayacağını, bu nedenle davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, müvekkili markası ile davalı markasının esaslı unsurunun "..." ibaresi olduğunu, davalı markasının sonuna getirilen "n" ve "t" harflerinin ayırt ediciliği sağlamadığını, her iki markanın görsel ve işitsel olarak aynı olduğunu, davalı tarafın bilinçli olarak müvekkili markasını taklit ettiğini, tüketicinin dava konusu markayı müvekkilinin seri markası olarak algılayabileceğini, yine her iki markanın sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağ bulunduğu yönünde yanılsamaya düşebileceğini, müvekkili markası ile davalı markası arasındaki tek farkın, davalı markasının sonuna getirilen "n" ve "t" harfleri olduğunu, iki harflik farkın iltibası önlemeyeceğinin doktrinde kabul edildiğini, kaldı ki davalı markası telaffuz edilirken, sonundaki "t" harfinin okunmadığını, SMK'nın 6/1 maddesinde düzenlenen tüm şartların gerçekleştiği, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun, hüküm kurmaya elverişli olmadığını, tek raporla yetinilmesinin de hukuka aykırı bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olmadığı, zira dava konusu başvurunun, görsel, işitsel ve kavramsal yönden davacı markalarından tamamen farklı bir algı yarattığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11 E., 2016/778 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi iltibas değerlendirmesi, esasen hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümleneceğinden, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının da yerinde olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı ... Gayrimenkul Yatırım Anonim Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/09/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/09/2024 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/146, K. 2022/31, T. 08.06.2016, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-146-e-2022-31-k-b25de4102f4c