Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2019/127 E. 2021/95 K. – Genel Kurul Kararının
Konu: Genel Kurul Kararının İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2019/127
- Karar No
- 2021/95
- Karar Tarihi
- Konu
- Genel Kurul Kararının İptali
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/1324 KARAR NO: 2024/1556 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10/02/2021 NUMARASI: 2019/127 E. - 2021/95 K. DAVANIN KONUSU: Şirket Genel Kurul Kararının İptali Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; davacıların İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/03/2017 tarih, 2015/620 Esas ve 2017/186 Karar sayılı kesinleşen kararına bağlı olarak nama yazılı muvakkat ilmühaberler gereği 25/07/1994 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere davalı şirkette pay sahibi oldukları halde 25/07/1994 tarihinden 10/07/2019 tarihine kadar her hangi bir genel kurula davet edilmediklerini, bilgi alma ve inceleme haklarının kullandırılmadığını, yönetim Kurulunun çağırısı üzerine 05/08/2019 tarihinde yapılan olağan üstü genel kurul toplantısına katılan davacıların olumsuz oylarına ilişkin olarak muhalefet şerhlerini tutanağa kaydettirmiş olduklarını; bilgi alma ve inceleme talepleri başta olmak üzere sermaye artırım kararının gerekçesinin, şirketin içinde bulunduğu mali durum, sermaye artırımına neden ihtiyaç duyulduğu konularındaki sorularının haksız olarak reddedildiğini; yanlı ve hatalı kararlar alındığını; sermaye artırım kararının hukuka ve dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde azınlıkta bulunan pay sahiplerinin hisselerinin azaltılması amacıyla yapıldığını; 05.08.2019 tarihli toplantıda tüm itirazlarına rağmen açıkça ve kötü niyetli olarak ve hukuka aykırı olarak müvekkillerinin paylarının yok edilmesi amacıyla müvekkillerinin zararına olacak şekilde sermaye artırım kararı alındığını iddia ederek, 05.08.2019 tarihli olağanüstü genel kurulda alınan kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; dava dilekçesinin açıklığa kavuşturulması gerekiğini, davalı şirketin İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/620 Esas sayılı dosyası üzerinden işlem gören davada taraf olmadığını, davacıların dava açmakta hukuki yararlarının bulunmadığını ve dava konusu genel kurul kararlarının kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına uygun olduğunu, sermaye artırım kararının şirket menfaatlerine uygun olduğunu, davacıların bilgi alma ve inceleme haklarının ihlal edilmediğini, davacıların toplam pay adedi dikkate alındığında ileri sürdükleri aykırılık iddiasının sonuca etkisinin de olmadığını, genel kurul kararlarının yürütmesinin geri bırakılması talebinin de haksız ve dayanaksız olduğunu savunarak, davanın açıklanmasını, aksi halde açılmamış sayılmasına, husumet yokluğu veya davanın esastan reddine karar verilmesini, tedbir talebinin de reddi ile aksi halde TTK'nın 448. maddesi kapsamında teminata hükmedilmesi talep edilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava konusu genel kurul kararına, ticaret sicil kayıtlarına, pay durumuna, şirket ana sözleşmesine, TTK Madde 445-446-447 düzenlemelerine, temin edilen dosya kapsamına uygun ve Mahkememizce de yeterli görülen rapor ve ek rapor ile bilirkişi heyetinin isabetli bulunan değerlendirme ve kanaatleri; sermaye artırımından önceki ve sonraki pay durumları; davacıların sermaye artırımından önceki sermaye ve pay oranlarını korumuş olmaları; sermaye artırım tutarının %76,49'una karşılık gelen miktarının kredi borçları için kullanılmış olması, bunun dışında kalan tutarın şirketin ticari faaliyetinin geliştirilmesi kapsamında değerlendirilebilecek mahiyette olup, Mahkemenin istisnai müdahalesini gerektirecek bir aşırılıkta olmadığı gibi, davacıların ve şirketin hukuki yararlarını haleldar eder bir durumun da söz konusu olmadığı anlaşıldığından dava konusu kararın yasa, ana sözleşme ve dürüstlük kuralı yönünden bir aykırılık içermediği kanaatine varıldığından sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiş olup, bunun doğal sonucu olarak tedbir talebinin ve teminat alınması talebinin de reddine karar verilmiştir... " gerekçesiyle davanın reddine, tedbire ve teminata ilişkin taleplerin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Öncelikle davalı şirketin gerçek niyetinin anlaşılabilmesi amacıyla davacıların şirkette yer alan paylarına kavuşmak için verdikleri hukuk mücadelesinin mahkemeye arzı gerektiğini, 15 yıl süren hukuk mücadelesi sonunda yargılamanın akabinde davacıların hisselerine kavuşması sebebiyle teslimi yapılmayan diğer hak ve alacakları yönünden yeniden davalar açıldığını ve devam ettiğini, kök pay sahibi olarak mahkeme kararı ile şirketteki pay sahibi olmasının hemen sonrasında davalı şirket tarafından çağrısız genel kurul yapılarak ana sözleşmenin değiştirildiğini, hiçbir şekilde müvekkillerinin TTK'nın sağladığı bilgi alma ve inceleme hakkının kullandırılmadığını ancak açmış oldukları davalar sonucunda kısmi olarak mümkün olduğunu, şirket hisselerinin büyük çoğunluğunun yabancı bir şirkete satıldığını, şirketin ihtiyacı dışında davacıların pay oranlarının yok edilmesi amacıyla yüksek oranda sermaye artırımına gidilmesi ve buna benzer bir dizi hukuka aykırı iş ve işlemler yapıldığını, tüm bunlara karşı hukuki yollara başvurunun yapıldığını, huzurdaki davanın basit bir sermaye artırımı davası olmadığının altını çizmek gerektiğini, müvekkillerinin İstanbul Anadolu 3. ATM'nin 2015/620 Esas, 2017/186 Karar sayılı kesinleşen kararı ve anılan karar uyarınca nama yazılı muvakkat ilmühaberler gereği 25.07.1994 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere davalı şirketin pay sahibi olduklarını, bu nedenle şirketin finansal durumu hakkında bilgi alınmak istendiğini ancak taleplerin karşılanmadığını, yönetim kurulunun çağrısı üzerine olağanüstü genel kurul toplantısının 5 Ağustos 2019 tarihinde gerçekleştirildiğini, anılan toplantıda şirket sermayesinin 100.000,000,00 TL'den 1.420.000,000,00 TL tutarında artırılarak 1.520.000.000,00 TL çıkarılmasına ve şirket esas sözleşmesinin sermaye başlıklı 6. maddesinin tadil edilmesine karar verildiğini, karara karşı davacılar tarafından muhalefet şerhi işlenerek iptal için dava açıldığını, dava konusunda uzman olmayan bilirkişiler tarafından sunulan rapor üzerine mahkemenin karar verdiğini, hiçbir itirazlarının karşılanmadığını, bilirkişilerin şirketler hukuku ve şirket hesaplarının incelenmesi noktasında uzmanlığının bulunmadığını, karara dayanak yapılan raporun hatalı değerlendirilmelerle oluşturulduğunu ve itirazlarının karşılanmadığını, dosyaya ibraz etmiş oldukları mali müşavir raporu hakkında bilirkişiler tarafından yorum yapılmadığını, anılan sermaye artırımının yapılma sebebinin TTK açısından açıklamasının yapılmadığını, bilirkişilerce temel olarak savunulan görüşe göre bir şirketin uzun vadede kâr elde etmek amacıyla çektiği kredilerin sermaye artırım kararı ile kapatılmasının uygun olduğunun belirtildiğini, hangi gerekçe ile bir yıldan uzun vadeli kredilerin nakdî sermaye artışı yoluyla ödendiğinin anlaşılamamış olmakla yapılan değerlendirmelerin şirketin hiç ticari faaliyetinin olmadığı varsayımı ile yapıldığını, bu denli yüksek bir sermaye artırım miktarının kredi borçlarını kapatmak amacıyla yapılmasının hiçbir mantığının bulunmadığını, ayrıca ne davalı ne de bilirkişilerin buna dair mantıklı açıklama yapamadıklarını, bağımsız denetim raporuna göre şirket ile yapılan görüşmelerden aktarımlar yaptığının ortada olduğunu, davanın başından beri savundukları ve davalının gerekçe bulma çabası olan ekonomik sebeplerin hiçbirinin gerçekte var olmadığını, davacılar tarafından sermaye artışına kendi hisseleri oranında katılım sağlanması ile de davalı şirketin hemen ardından kapatılması ihtiyacı dahi olmayacak kredileri kapatmaya başladığını, bu hususların hiç bir şekilde bilirkişilerce incelenmediğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, davacıların adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini, öte yandan rapora göre sermaye artışının gerekliliği üzerine yoğunlaşılmış ise de itiraza uğrayan hususlardan birinin sermaye artış miktarı olduğu hususunun gözden kaçırıldığını, yapılan sermaye artışının hukuki gerekçelerden uzak kötü niyetle salt müvekkili davacıların haklarının yok edilmesi amacıyla yapıldığının ortada olduğunu, davalı şirket tarafından pay sahipliğine bağlı hakların kullanıldırılmadığını, çoğunluk kararına dayanılarak hukuka aykırı kararlar alındığını, bu sebeple söz konusu toplantıda alınan kararların iptalinin gerektiğini, davalı şirket yönetiminin kötü niyetle hareket ettiğini ve dürüstlük kuralına aykırı şekilde sermaye artırımına gidildiğinin sabit olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, anonim şirket genel kurul kararının TTK'nın 445 vd. maddeleri gereğince iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında, davacıların davalı şirketin hissedarlarından olduğu konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm vermeye yeterli olup olmadığı ve mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir.Davanın konusu, davalı şirketin 5 Ağustos 2019 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulunda alınan kararlardır. Genel kurul toplantısında, gündemin 2. maddesinde; gündeme alınan sermaye artırım kararı, güncel borçluluk ve mali durum, kaynak ihtiyaçları ve gelecek planları ile piyasa koşulları gözetilerek şirketin mali bünyesinin güçlendirilmesi ve devamlılığının sağlanması, düşük maliyetli kaynak temini ve menfaatleri açısından gerekli olduğunun şirket yönetim kurulu başkan yardımcısı tarafından açıklandığı, pay sahiplerinden davacılar vekili söz alarak, sermaye artırım tutarının neden 1.420.000.000,00 TL olduğuna dair soru sorduğu, yönetim kurulu başkan yardımcısının cevaben, şirketin kaynak ihtiyacının bu tutar olduğunu, borçlarının banka kredileri ve satıcılara olan borçlardan oluştuğunu, sermaye artırım neticesinde bu borcun kapatılacağını ve şirkete bu şekilde ek borçlanma imkanı yaratılacağı ve ayrıca gelecek dönem faaliyetleri için de gerekli olduğunu beyan ettiği, davacılar vekilinin söz alarak gündemin maddesine ve karara muhalefet ettiğini, muhalefet şerhinin tutanağa geçirilmesinini talep ettiği ve öncelikle İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01.03.2017 tarih, 2015/620 Esas, 2017/186 Karar sayılı kararı gereğince, şirket pay defterindeki düzeltmenin 25.07.1994 tarihi itibariyle yapılması gerektiğini belirttiği, söz konusu tarihten geçerli olmak üzere kayıt ve tescilini talep ettiği, bugüne kadar kullandırılmayan rüçhan haklarının kullandırılmasını vb taleplerini dile getirdiği, toplantının 45 gün ertelenmesine talep ettiği, yönetim kurulu başkan yardımcısının ise açıklamalarda bulunduğu, gündemin 2.maddesi ile şirketin güncel borçluluk ve mali durumu kaynak ihtiyaçları ve gelecek planları ile piyasa koşulları gözetilerek şirketin mali bünyesinin güçlendirilmesi, düşük maliyetli kaynak temini ve menfaatleri doğrultusunda şirket sermayesinin 100.000.000,00 TL'den 1.420.000.000,00TL tutarında artırılarak 1.520.000.000,00 TL'ye çıkartılması, şirket esas sözleşmesinin sermaye başlıklı 6.maddesinin iş bu genel kurul tutanağına ekli tadil metni doğrultusunda tadil edilmesinin kabul edilip edilmeyeceği hususunun pay sahiplerinin oylamasına sunulduğu, oylama sonucunda pay sahiplerinden davacıların 44.600 olumsuz oyuna karşılık, toplantıya katılan diğer pay sahiplerinin toplam 95.915.400 adet olumlu oyu ve oy çokluğuyla kabul kararı alındığı, ekinde şirketin tadil metninin yer aldığı, davacılar tarafından iş bu iptal davasının açılmış olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, bilirkişi rapor ve ek raporu alınarak karar verilmiştir. Taraflarca dosyaya uzman görüşleri ibraz edilmiştir. 23.06.2020 tarihli bilirkişi heyet raporu alınmıştır. Davacılar vekili, bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde; raporun bilimsellikten uzak dava konusuna dair somut tespitler içermeyen beyanlardan oluştuğunu, hangi gerekçe ile bir yıldan uzun vadeli kredilerin nakdî sermaye artışı yoluyla ödendiğinin anlaşılamadığını, davalı şirketin hiç ticari faaliyetinin olmadığı varsayımı ile yapıldığını, şirketin tek gelirinin nakdî sermaye olmadığını, ticari faaliyetinden elde edeceği kazancı ile de ödeyebilecek iken tamamını aynı anda kapatma gerekçesinin anlaşılamadığını, bu nedenle yüksek bir sermaye artırım miktarının kredi borçlarını kapatmak amacıyla yapılmasının hiçbir mantığının bulunmadığını, davalının ticaretine devam ettiğini, raporda sadece sermaye artışının gerekliliği üzerine yoğunlaşıldığını, itirazlara konu olan hususlardan birinin sermaye artış miktarı olduğunun gözden kaçırıldığını, dava konusu alanda uzmanlığa sahip bilirkişiler tarafından rapor sunulmadığını iddia ederek, şirket hesaplarında uzmanlaşmış bilirkişilerden oluşan yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasını talep etmiştir. Davalı vekili, davacılar vekilinin rapora karşı itiraz dilekçesine karşı beyan dilekçesinde; sermaye artırım kararının kanuna, esas sözleşmeye, dürüstlük kuralına uygun nitelikte olduğunu, sermaye artırım kararının şirketin ihtiyaçları ve sermaye yapısı dikkate alındığında bir gereklilik olduğunu, üstelik davacıların sermaye artışına da payları oranında aynen katılarak bugün dava konusu ettikleri sermaye artışı neticesinde finansal anlamda daha güçlü bir şirketin aynı oranda ortağı olmaya devam ettiklerini, somut olayda, sermaye artışının, müvekkili şirketin finansal durumu Türkiye'de ve dünyadaki olumsuz ekonomik koşullar ve müvekkili şirketin gelecek planları da dikkate alındığında şirketin menfaatlerine uygun olduğu gibi yaşamsal gereklilikte arz ettiğini, şirketin son sermaye artırımının 2007'de gerçekleştirdiğini, tüm sermaye artırım bedelinin müvekkili şirket menfaatleri için ayrıldığını ve kullanıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini aksi halde ek rapor alınmasını talep etmiştir. İtiraz üzerine Mahkemece 22.01.2021 tarihli ek bilirkişi heyet raporu alınmış, davacı itirazlarının sermaye artışının dürüstlük kuralına aykırı olduğuna ve davacıları hak kaybına uğrattığı ve bu artışın gerekli olmadığı iddiaları üzerine kurulduğu, sermaye artış miktarı, şirketin borçlanmalarının belirtildiği kök raporda ve bu ek raporda belirtildiği üzere dosyadaki mevcut verilere göre anonim şirketlerde sermaye artışının ticari faaliyetin geliştirilmesi için yapılabilmekle birlikte bir aşırılık olup olmadığı hususunun değerlendirilmesinin mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporları gereğince davanın reddine karar verilmiştir. Bilirkişi heyeti iki kişiden oluşturulmuştur. Bir tanesi muhasebeci, diğeri ise medeni usul ve icra iflas hukuku öğretim üyesidir. Eldeki uyuşmazlık bakımından şirketin mali yapısını, sermaye yapısını, aktiflerini, pasiflerini, yatırımlarını, yatırım ihtiyaçlarını değerlendirecek ve bu miktardaki bir sermaye artışının şirketin faaliyetlerinin devamı açısından gerekli olup olmadığını değerlendirecek işletme ve ekonomi alanında uzman bir öğretim üyesi bilirkişinin heyette yer almadığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporu ve ek rapor hüküm vermek bakımından yetersiz olduğu gibi, davacılar vekilinin iddiaları ve bilirkişi raporuna karşı ileri sürmüş olunan itirazlar karar gerekçesinde değerlendirilmemiştir. Ayrıca gerekçede iptali talep edilen şirketin olağanüstü genel kurul kararına açıkça yer verilmediği ve karar hakkında bir tartışma yapılmadığı gibi, hükme esas alınan bilirkişi rapor ve ek raporunda mahkemenin takdirine bırakılan hususlarda da değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır. Anayasa'nın 141/3. maddesi ''Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır'' hükmünü içermektedir. HMK'nun 297/c, 27/c maddelerinde ise mahkeme kararlarında her iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması, ret ve üstün tutma nedenleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonucu ve hukuki sebeplerin açıkça gösterilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Gerekçe, kararın denetiminin yapılabilmesi ve tarafların kararın doğruluğu veya yanlışlığı konusunda fikir sahibi olmasını sağlayarak kanun yollarına başvurma konusundaki tutumlarının belirlenebilmesi açısından önemli bir işlev görür. Anayasa Mahkemesinin 01/02/2017 tarihli, 2014/12158 başvuru numaralı kararında gerekçesiz karar verilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiği Anayasa Mahkemesince ortaya konulmuştur. Bu açıklamalara göre, ilk derece mahkemesinin delilleri yeterince topladığından ya da değerlendirdiğinden söz edilemez. Mahkemece, uyuşmazlık hakkında uzmanlığa sahip bilirkişilerden oluşturulacak üç kişilik yeni bir bilirkişi kurulu eliyle, dosyaya sunulan deliller ve davalı şirketin defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak uyuşmazlık noktalarının tümünün denetime elverişli şekilde aydınlatılarak sonuca gidilmesi gerekir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK’nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacılar tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talepleri hâlinde, ilk derece mahkemesince davacılara iadesine,4-İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine, 5-Davacılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 07.11.2024