Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2018/621 E. 2020/330 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2018/621
Karar No
2020/330

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2020/2179 KARAR NO: 2024/400 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/06/2020 NUMARASI: 2018/621 E. 2020/330 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/02/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının 30/09/2016 düzenleme tarihli, 01/12/2016 ödeme tarihli 650.000 TL bedelli senede dayanarak İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile davacı hakkında kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlattığını, müvekkili davacının davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, senet üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin böyle bir senedi tanzim ve imza etmediğini, senedin sahte olarak vücuda getirildiğini, bu nedenle senedin metin itibariyle ve imza itibariyle birde şekil itibariyle bilirkişi incelemesine tabi tutulması gerektiğini beyanla, İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine konu 01/12/2016 vade, 30/05/2016 tanzim tarihli 650.000,00 TL miktarlı senetten dolayı davacının davalıya borcunun bulunmadığının tespitine, icra takibinin iptaline, senet aslının davacıya iadesine, maddi ve manevi tazminat davalarına ilişkin hakları saklı kalmak üzere davalının takip miktarının % 20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalının uzun yıllardır Mekke'de turizm firmalarına toplu yemek hizmeti verdiğini ve verilmesine aracılık ettiğini, bu bağlamda borçlu davacının ... isimli otelde konaklayan 950 kişilik kafilesine 30/05/2016-12/07/2016 tarihleri arasında 42 gün boyunca sabah ve akşam olmak üzere günde iki öğün yemek tedarik edilmesine aracılık ettiğini, anlaşma gereği bedelin bir kısmının davalıya peşin ödendiğini, geri kaylan alacak miktarı için ise davaya konu senedin verildiğini, davacının senetten kaynaklanan borcunu vadesinde ödememesi üzerine icra takibine başvurulduğunu, davacı tarafın senetteki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığı hususunun doğru olmadığını, bu hususun imza incelemesiyle tespit edileceğini, yine senedin tüm unsurlarıyla kanunda öngörülen koşulları taşıdığını ve borç doğrucu nitelikte bulunduğunu, aksine davacı iddialarının yerinde olmadığını, davacının tüm iddia ve itirazlarının borcun ödenmesini geciktirmeye matuf olduğunu beyanla, davanın reddine, davacının % 20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini, talep ve beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; "Özetle ve öz olarak; 30/09/2016 düzenleme tarihli, 01/12/2016 ödeme tarihli 650.000 TL bedelli, İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibine ve elde ki davaya konu senetteki imzanın, davacı keşideci şirketi temsile yetkili kişiye ait olmadığı bu suretle davacı şirketin senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığı, ispat edilememesi nedeniyle somut olayda Borçlar Yasasının yetkisiz temsil ve ticari mümessile ilişkin hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, icra takibinde davalının kötü niyetli ve haksız olduğu hususunun (-İcra İflas Yasasının 72/5.maddesi kapsamında-) davacı tarafça ispat edilememesi nedeniyle davalının kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulamayacağı sonucuna ve vicdani kanaatine varılarak, aşağıda ki karar verilmiştir." davanın kabulüne, davacının; İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında ki 30/05/2016 düzenleme tarihli, 01/12/2016 ödeme tarihli 650.000 TL bedelli takibin dayanağı senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının takipte, İcra İflas Yasasının 72/5.maddesinde tarif edildiği gibi haksız ve kötü niyetli olduğu hususu ispat edilemediğinden davacının tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu senet üzerindeki imzanın bilirkişi incelemesi neticesinde ... eli ürünü olduğunun anlaşıldığını, söz konusu şahsın şirkete yetkili olduğunu, bilirkişi raporunda özetle senet üzerindeki imzanın ... eli ürünü olduğu kanaatine varıldığını, ...'ın yetkisinin Sincan şube ile sınırlı olması ihtimalinde dahi teamülen ...'ın senedin tanzim tarihinde şirket yetkilisi olan eşinin işlerini yürüttüğünü, kabul anlamına gelmemekle beraber davalı şirket adına yapılan evrakları ...'ın hazırladığı sonucu ortaya çıktığını, açığa imza iddiasını kabul etmemekle beraber davacının "işlerin hızlı yürümesi için açığa imza atılarak evrak verildiğini ve müvekkilin bunu doldurarak senet tanzim ettiğini iddia ettiğini" ifadesinin ikrar içerdiğini, ...'ın davacı şirketin ortağı olduğunu, ...'ın aynı zamanda şirket yetkilisi ...'ın eşi olduğunu, ...'ın düzenlenen belgelerden haberi olmadığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olacağını, ...'ın şirket nam ve hesabına çalışmasının son derece normal olup aksi durumun izaha mecbur olduğunu, davaya konu senetten de anlaşılacağı üzere davacı şirket kaşesinin ... eli altında bulunduğunu, Yerleşik Yargıtay içtihatlarında da teamülün şirket adına kambiyo senedi tanzim eden ticari temsilcilerin bulunmasının ticari hayat açısından kabul edilebilir olduğu ve iyi niyetli kişilerin bu anlamda korunması gerektiği hususunun dile getirildiğini, aksi takdirde senet alan alacaklıların snet üzerindeki imzanın kime ait olduğunu bilememesinin istismar edilerek davacı yan gibi kötü niyetli bir şekilde borçtan kaçınmasının hukuki koruma altına alınmış olacağını, ...'ın ticari temsilci olarak kabulü ve TBK'nin yetkisiz temsil ve ticari temsile ilişkin hükümlerinin uygulanmasının zaruri olduğunu, söz konusu senedin davacı şirket ticari defterlerine kaydedilmemiş olmasının senedi hükümden düşürmeyeceğini, müvekkilin Mekke'de turizm firmalarına hizmet verdiğini, söz konusu alacağın davacı şirkete verilen bu hizmete ilişkin olduğunu, alacağını tahsil edemeyen müvekkil mağduriyetinin gün geçtikçe arttığını, borcunu zamanında ödemediği gibi müvekkilin hukuki yollara başvurmasında geciktiğini sorgulamakla senedin geçersizliğini ispata yöneldiğini ancak müvekkilin söz konusu faaliyetleri Mekke'de gerçekleştirmesi sebebiyle ticaretin sürekliliğini esas alarak davacı yanı ticari ilişkileri kapsamında ödemeye davet ettiğini, davacının müvekkilin hukuki yollara başvurması üzerine söz konusu haksız davayı ikame ettiğini, borçtan kaçınmak maksadıyla hareket ettiğini, dava konusu imzanın ... eli ürünü olduğunu, müvekkilin bunu bilecek durumda olmadığını, müvekkilin iyi niyetinin TTK ve TBK açık hükümlerince korunması gerektiğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 72. maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır. Dairemizin 2020/2179 E. 26/12/2023 tarihli ara kararı ile davalı vekilinin adli yardım talebinin 6100 sayılı HMK 337/1.mad.uyarınca reddine itiraz yolu açık olmak üzere karar verildiği, adli yardım talebinin reddine ilişkin karara karşı davalı tarafından İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesine itiraz edildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesinin 18/01/2024 tarih 2024/1 D.iş sayılı kararı ile itirazın reddine kesin olmak üzere karar verildiği, Dairemizce istinaf nispi karar harcının tamamlanması için HMK 344 mad.göre muhtıra çıkartıldığı, muhtıranın davalı vekiline 13/02/2024 tarihinde tebliğ edildiği,istinaf nispi karar harcının 21/02/2024 tarihinde 1 haftalık yasal süresi geçtikten sonra yatırıldığı anlaşıldığından, 6100 sayılı HMK 344.mad.göre davalının istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK''nın 344. maddesi gereğince İSTİNAF BAŞVURUSUNUN YAPILMAMIŞ SAYILMASINA2-İstinaf talebinin esası incelenmediğinden davalı vekili tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde yatırana iadesine,3-6100 Sayılı HMK' nun 326/1 maddesi gereğince davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-6100 Sayılı HMK'nun 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine YER OLMADIĞINA, 5-6100 Sayılı HMK' nun 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 29/02/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2018/621, K. 2020/330, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2018-621-e-2020-330-k-cab1e2aa81e5