Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2018/567 E. 2020/194 K. – Menfi Tespit

Konu: Menfi Tespit

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2018/567
Karar No
2020/194
Karar Tarihi
Konu
Menfi Tespit

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2020/1863 KARAR NO: 2023/1841 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:18/06/2020 NUMARASI: 2018/567 E. - 2020/194 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senedinden Kaynaklanan) Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı şirketçe, müvekkili şirket aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas ve İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyalarında takip başlatılmasına rağmen müvekkilinin borçlu olmadığını, müvekkilince taraflar arasındaki satım sözleşmesi ve tekstil piyasasındaki ticari teamül gereği, davalı şirketten alınacak emtia karşılığı on üç adet ileri tarihli çek verilmesine rağmen, davalı şirketçe emtia teslim edilmediğini ve çeklerin karşılıksız kaldığını, çeklerin keşide tarihinde ibraz edilerek karşılıksızlık işlemi yapıldığını ve takibe konu edildiğini, avans niteliğindeki ileri tarihli çekler karşılığı emtia teslim edilmediğinden müvekkilinin borçlu olmadığını ileri sürerek, müvekkilinin beş adet takip dosyası nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra takiplerinin iptaline, takiplere konu 13 adet çekin iptaline, %20'den aşağı olmamak kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin yerleşim yeri itibariyle Bakırköy mahkemelerinin yetkili olduğunu, takibin ve çeklerin iptali taleplerinin yasaya aykırı olduğunu, takiplerinin 2016 ve 2017 yıllarında başlatıldığını ve davalının takiplere itirazda bulunmadığını, davacı şirket yetkilisi hakkında karşılıksız çek keşide etmek suçundan İstanbul 2. İcra Ceza Mahkemesinin 2017/159 Esas sayılı dosyasında şikayette bulunulduğunu ve 25.01.2018 tarihli kararı ile şirket yetkilisinin cezalandırılmasına karar verildiğini, davacı şirket yetkilisinin İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takibe konu senetteki imzayı inkar ettiğini, İstanbul 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/1361 Esas sayılı dosya ile talebin reddine karar verildiğini, müvekkili şirketçe alınan çeklere ilişkin emtianın tamamının teslim edildiğini, verilen çeklerin satış işleminin peşin yapıldığına ilişkin kanuni karineyi doğruladığını, hiçbir kanıt göstermeksizin öne sürülen taleplerin reddi gerektiğini savunarak, davanın usul ve esas yönünden reddine, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Davacı taraf; davalı taraf ile aralarında mal alışverişine ilişkin ticari ilişki bulunduğunu, davacı tarafın davalı şirketten alacağı tekstil mallarına karşılık ileri tarihli çekler verildiğini, ancak davalı tarafça herhangibir bir mal gönderilmediğini, icra takiplerine konu çeklerin bedelsiz olduğunu belirterek davacı tarafın 5 adet icra takibinden dolayı davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine, icra takiplerinin iptaline, takiplere konu 13 adet çekin iptal ve iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı taraf ise, davaya bakma yetkisinin Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesinde olduğunu, çekin iptalini isteme hakkının hamile ait olduğunu davacı tarafın iptal isteme hakkı bulunmadığını, eksik harcın ikmal edilmesi gerektiğini, davacı tarafın icra takiplerine daha önce hiç bir itirazı olmadığını, ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, davalı tarafça dava konusu çeklere ilişkin malların tümü ile teslim edildiğini belirterek davanın reddine %20 den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.Davalı tarafın yetki itirazında bulunmuş ise de; , davanın menfi tespit davası olduğu, menfi tespit davasına konu icra takiplerinin İstanbul İcra Dairelerinde açılan icra takipleri olduğu anlaşılmakla İ.İ.K.' nun 72.md/son uyarınca Menfi tespit davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceğinden yetki itirazın reddine karar verilerek tahkikat aşamasına geçilmiştir. Taraflar arasında mal alım satımına ilişkin ticari ilişki bulunduğu her iki tarafın kabulündedir. Taraflar arasında ki uyuşmazlık dava konusu çeklerin avans çeki olup olmadığı, malların davalı tarafından davacı tarafa teslim edilip edilmediği hususuna ilişkindir. Mali müşavir bilirkişi vasıtası ile yapılan inceleme neticesinde taraflar arasında ki ticari ilişkinin cari hesap şeklinde kayıtlara geçirildiği, ibraz edilen irsaliyeler, faturalar ve çeklerin 2016 yılına ait olduğu, ..., ..., ... nolu çeklerin davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı ancak bunlar dışında ki ibraz edilen irsaliyeler, faturalar ve çeklerin her iki şirketin yasal defterlerinde kayıtlı olduğu, dava tarihi itibari ile davalının kendi ticari defter kayıtlarına göre davacı şirketten 305.216,13.TL. cari hesap alacağı bulunduğu, davacının yasal defterlerinde davalı şirketin dava tarihi itibari ile davalı şirketten 2.027.789,92.TL. cari hesap alacağı bulunduğu, davalı yasal defter ve belgelerinde 1.050.000.TL. bedelli çeklerin dayanağını oluşturan faturaların ve sevk irsaliyelerinin ibraz edilmiş olduğu, davalı yasal defter ve belgelerinde kayıtlı olan bu faturalar davacı şirket yasal defter ve belgelerinde kayıtlı olmadığı, davalı tarafından düzenlenen her fatura için sevk irsaliyesi düzenlenmiş ancak irsaliyeler üzerinde teslim alan kişiye ait isim ve imza bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu hali ile tarafların ticari kayıtlarının birbirlerini doğrulamadığı görülmekle bu inceleme neticesinde mahkememizce kesin sonuca ulaşılamamıştır. Davacı taraf; davaya konu çeklerin davalıdan alınacak mallara karşılık avans olarak verildiğini, ancak davalı tarafından malların teslim edilmediğini, bu sebeple çeklerin bedelsiz kaldığını ileri sürmüştür. Davalı ise, davaya konu çeklerin avans olarak verilmediğini, davacıya teslimi yapılan mallar karşılığı alındığını, çekin ödeme aracı olduğunu, ispat yükünün davacıda bulunduğunu savunmuştur.6100 Sayılı kanunun 190.md.si uyarınca ispat yükünün hangi tarafta olduğunun tespiti gerekmektedir. Çek, bir ödeme aracıdır. 6098 Sayılı Kanunun 207.md/2 asıl olanın peşin satış olduğu düzenlenmiştir. Ödeme aracı olan çeki veren davacının malları teslim aldığının kabulü gerekir. Dava konusu çekleri avans olarak verdiğini, çekler bedeli kadar malları teslim almadığını iddia eden davacının, bu iddialarını ancak yazılı delillerle ispat etmesi gerekmektedir. Davalının, dava konusu çekler karşılığı mal teslim edildiğini savunması, ispat yükünü değiştirmemektedir. Sunulu nedenlerle davacı tarafın davasının reddi yönünde aşağıda ki şekilde karar verilmiştir. Davalı taraf tazminat talebinde bulunmuş ise de; dava konusu çeklerin tahsilinin önlenmesi yönünde mahkememizce bir tedbir kararı verilmediği, davanın davacının alacağını geç almasına sebep olacak niteliğinin bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun benzer davada verdiği emsal karara göre, mahkemenin değerlendirmesinin dosya içeriği ile uyuşmadığını ve ispat külfeti konusunda yanılgıya düşüldüğünü, dava konusu çeklerin, tekstil piyasasındaki ticari teamül gereği davalıdan alınacak tekstil emtiası karşılığı ileri tarihli olarak verildiğini, ancak davalı şirketçe herhangi bir emtia gönderilmediğini, karşılıksız kalan çeklerin buna rağmen ibraz edilerek karşılıksız işlemi yapıldığını ve takibe konu edildiğini, davaya konu çeklerin ileri tarihli olup, karşılığında davalı şirketçe herhangi bir emtia teslim edilmediğini, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde, menfi tespite konu 13 adet çekin davalı şirket kayıtlarında yer aldığının belirlendiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 19.02.2019, 2017/19-1639 E. 2019/170 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere “davalı taraf, çek tutarı kadar davacıya mal teslim ettiğini ispat yükü altında olup, mal teslim ettiğini yazılı delillerle ispat etmek zorundadır.” tespiti karşısında davanın kabulü gerektiğini;Menfi tespit ve istirdat davalarında ispat yükünün davalıda olduğunu, iptale konu çeklerin davalı şirkete verildiğinin sabit olduğunu, davalının buna itirazı olmaması nedeniyle emtianın teslimin davalı tarafından kanıtlanması gerektiğini, mahkemece ispat külfetinin hatalı değerlendirilerek karar verildiğini, mahkeme gerekçesinin aksine davalının sunduğu fatura ve irsaliyelerin müvekkili şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığını, baştan sunulmayan irsaliyelerin 03.05.2019 tarihli incelemeden sonra tomar halinde sunulduğunu, irsaliyelerin hiç birinde müvekkili şirketin yetkilisinin adının bulunmadığını, kök rapora yönelik itiraz sonucu alınan ek raporda da davalı şirketin defterlerinde kayıtlı olan faturaların, müvekkilinin defterlerinde kayıtlı olmadığının belirlendiğini, davalının tek taraflı düzenlediği sevk irsaliyesindeki emtiayı teslim alan kişiye ait isim ve imza bulunmadığını, kısaca çeklerin karşılığı mal veya hizmet teslim edildiğinin davalı tarafından kanıtlanmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, satım sözleşmesi kapsamında avans olarak verildiği ileri sürülen çekler ve bu çeklere ilişkin yapılan takipler nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti istemiyle, İİK'nın 72. maddesi uyarınca açılmış bir menfi tespit davasıdır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava dilekçesindeki açıklamalara göre, taraflar arasında satım sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ve çeklerin satım sözleşmesi kapsamında verildiği anlaşılmaktadır. Davacı vekili, taraflar arasındaki satım sözleşmesi ilişkisinde tekstil piyasasındaki teamüller gereği, 30.08.2016 ile 30.11.2016 keşide tarihli 13 adet avans çeki verildiğini, ancak bu çekler karşılığında davacı şirketçe herhangi bir emtia teslim edilmemesine rağmen çeklerin ibraz edilerek, karşılıksız işlemine tabi tutulduğu ve takibe konu edildiği ileri sürülmüştür. Davalı vekili ise taraflar arasındaki satım sözleşmesi ilişkisinde, müvekkilince teslim edilen emtia karşılığı alınan çeklerin takibe konu edildiğini, takibin 2016 ve 2017 yıllarında yapıldığını ve dava tarihine kadar itiraz edilmediğini, satım sözleşmesinde tarafların edimini aynı anda ifa etmesinin asıl olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 14.06.2019 tarihli raporda; tarafların ticari defterlerinin kapanış tasdiklerinin usulüne uygun yapılmadığı, davacı defterine göre davacının alacaklı olduğu, davalı defterlerine göre de davalı şirketin alacaklı olduğu belirlenmiştir. Mahkeme gerekçesinde de vurgulandığı üzere, çek kıymetli evrak olup, sebepten mücerret bir ödeme aracıdır. Çek kural olarak muaccel bir borcun tasfiyesi amacıyla verilir ve çek bir ödeme aracıdır. Çekin, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle avans olarak verildiğinin davacı yanca kesin delillerle kanıtlanması gerektir. Tarafların beyanı ile çeklerin satım bedeli olarak verildiği sabittir. Davacının beyanlarına göre taraflar arasında açık hesap ilişkisi bulunduğu ve tekstil piyasasındaki teamüllere göre henüz teslim edilmeyen bazı ürünlerin bedelinin önceden ileri tarihli (avans) çeklerle ödenmektedir. TBK'nın 207. maddesine göre satım akdi kural olarak peşin olup, alıcı ve satıcının edimlerini aynı anda ifa etmesi asıldır. Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 2014/6700-9688 E.K. Sayılı 22.05.2014 tarihli ilamında da belirtildiği üzere, TBK'nın 207/2. maddesi gereğince sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı gün ifa etmekle yükümlüdürler. Mahkemece bu maddenin dikkate alınarak ispat yükünün davalıya yükletilmesi yerindedir. Zira, ödeme aracı olan ve yazılı belge niteliğindeki çeki elinde bulunduran davalının ayrıca emtiayı teslim ettiğini kanıtlamasına gerek bulunmamaktadır. İspat yükü TMK'nın 6 ve HMK'nın 190. maddesine göre davacıda olup, davacının miktar itibariyle borçlu olmadığının yazılı delille kanıtlaması gerekir. Bu hususta davalının kapanış tasdiki bulunmayan davalı defterindeki kayıtlar ile davanın ispatladığı kabul edilemez. Bir ödeme aracı olan çekin ilerde teslim edilecek emtiaya karşılık avans olarak verildiği ve çek bedeli kadar mal teslim edilmediğini ileri süren davacı bu hususu ispat etmelidir. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi 21.06.2017 tarih 2016/7961 E. -2017/5343 K.) İspat yükü kendisinde olan davacı bu yükümlülüğünü yazılı delillerle yerine getirmeyip, yemin teklifi talebini de yerine getirmediğinden, mahkemenin karar ve gerekçesi yerindedir. Davalının, ispat yükü kendisinde olmamasına rağmen HMK'nın 191. maddesi kapsamında emtiayı teslim ettiğini belirterek bir kısım belgeler sunması ispat yükünü üstlendiği şeklinde değerlendirilemez. İlk derece mahkemesinin karar ve gerekçesi isabetli olup, davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden, HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 215,45 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, 3-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerlerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.16.11.2023

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2018/567, K. 2020/194, T. 16.11.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2018-567-e-2020-194-k-b34c5fc014ce