Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2018/433 E. 2020/638 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2018/433
- Karar No
- 2020/638
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO : 2021/294 KARAR NO : 2024/369 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 03/11/2020 NUMARASI : 2018/433 E. - 2020/638 K. DAVANIN KONUSU: Alacak (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Sebepsiz İktisab Nedeniyle) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/02/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından ... Tic Ltd Şti aleyhine başlatılan İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile davacı adresine haciz işlemi için geldiklerini, haricen öğrenildiğine göre borçluların zaman aşımı nedeniyle takibin iptali davası açtığını ve davayı kazandıklarının da öğrenildiğini, ancak bu konuya ilişkin mahkeme esas ve karar numarasının edinilemediğini, davacı tarafça yapılan haciz işlemi sırasında davacı şirkete ait vergi levhalarının sunulduğunu, sunulan vergi levhası neticesinde icra memurunca işyerinin davacıya ait olduğu konusuna varıldığını, 2015 yılına şirketin mülkiyetinde bulunan bir aracın satış işlemlerinde vekaleten borçlu şirket yetkilisi olduğu iddia edilen ... işlem yaptığının belirtildiğini, bunun üzerine haciz işlemlerine geçildiğini, ... haciz yapılan dosyanın borçlusu olmadığı gibi, dosya ile ilgisi olmadığını, borçluların tüzel kişilik sahibi şirketler olduğunu, alacaklı vekili tarafından talebi üzerine esas dosyadan yazılmış olan talimatta davacı şirket adresinin bulunmadığını, alacaklı vekilinin hukuka aykırı talebi üzerine davacının işyerine gelindiğini ve borçlu şirketlerle ilgili herhangi bir evrak haciz mahalinde bulunmadığını, ... adı yazdığı için davacı adresinde haciz işlemi yapılmadığını, davacı şirketin büyük bir firma olup, borçlu şirketlerin davacı adresinde faaliyet gösterdiğine ilişkin herhangi bir belge veya belge olmadığını, İstanbul 22.İcra Hukuk Mahkemesinin red kararına istinaden alacaklı vekili talebi ile davacı adresinde tekrar haciz işlemi gerçekleştirildiğini, davalı alacaklı tarafından menkullerin muhafaza altına alınıp, şirketin ticari faaliyetini engellememesi amacıyla davacı tarafından o an kendisine bildirilen ve daha sonar davalı/alacaklı vekilinin hesabı olduğu öğrenilen hesaba dosya borcunu teminaten havale ettiklerini, davalı tarafından davacıdan haksız şekilde teminaten alınan 32.250,00TLnin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Borçlu ... Tic Ltd Şti'nin menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının haczi ve muhafazası için 24/06/2016 tarihinde Ankara adresine gidildiğini, burada gerçekleştirilen haciz sırasında ... Tic Ltd Şti adına istihkak iddiasında bulunulduğunu, taraflarınca istihkak iddiasına itiraz edildiğini, İstanbul 22.İcra Hukuk Mahkemesinin 19/07/2016 tarihli 2016/803 esas 2016/902 karar ile istihkak iddiasının reddine karar verildiğini, takibin devamı kararına istinaden taraflarınca 21/07/2016 tarihinde yeniden haciz, ek haciz ve muhafaza amacıyla aynı adrese gidildiğini, bu işlem sırasında davacı tarafından dosya borcuna istinaden 32.500TL ödeme yapıldığını, davacının dava ehliyeti ve taraf sıfatı olmadığından davanın reddi gerektiğini, dolayısıyla icra takibi borçlusu olmayan davacı şirketin, huzurdaki davada taraf sıfatına haiz olmadığını, istirdat davası açılmasının şartları oluşmadığını, kural olarak ödenen paranın haciz işlemi sırasında gerçekleştirildiği ve dosya borcuna istinaden olduğu için borç ödemesi olarak gerçekleştirildiğinin kabulü gerektiğini, davacının davalıdan herhangi bir alacağı bulunmadığını, davacının iddialarının davacı ile borçlu arasında açık bir şekilde organik bağ olduğunu, haciz mahalinde yapılan evrak araştırmasında borçlu şirkete ait evraklar bulunduğunu, borçlu ... Kağıtçılık'ın davalıya tevdi ettiği ileri vadeli çekin tarihi gelmeden önce alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla ... plaka sayılı aracını istihkak iddia eden 3.kişinin şirkete sattığını, borçlu şirketin yetkili ortağının 3.kişi adına da yetkili kılındığını ve bu hususun davacı tarafından dava dilekçesinde kabul edildiğini, borçlu şirketin yetkili ortağının ... olduğunu, borçlu şirket yetkilisi olan ...'in yine istihkak iddia eden 3.kişi adına da vekaletname ile yetkili kılındığını beyanla, usul ve yasaya aykırı davanın reddini, davacı aleyhine tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; "Davanın Kabulü ile 32.250,00 TL' nin ödeme tarihi olan 21/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, " karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosya borcuna istinaden yapmış olduğu ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesinin talep edilmiş ise de , ödemeyle zenginleşen tarafın davalı şirket olmayıp icra takibinde borçlu olan kişi olduğunu, bu nedenle de sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre müvekkili şirketin pasif husumetinin bulunmadığını , davacının dayanak takipte borçlu bulunmadığı için aktif dava ehliyeti ve taraf sıfatı bulunmadığını davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, iş bu davanın konusu istihkak olmasına rağmen ve istihkak davası ile talep edilebilecekken davacının açmış olduğu istihkak davasında talep etmeyip ayrı bir dava da ileri sürmesinde hukuki yarar bulunmadığını , istihkak iddiasına itiraz edildiğini, İstanbul 22. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 19.07.2016 tarihli 2016/803 E. ve 2016/902 kararı ile istihkak iddasının reddine karar verildiğini, davacı şirketin haciz mahalline henüz 4 gün önce taşındığını, bu duruma göre de borçluya ait evrakların haciz mahallinde bulunmuş olduğunu, mahallin borçluya ait olduğunu, borçlu ile 3. kişinin iletişiminin bulunduğunu ve birlikte hareket ettiklerini gösterir nitelikte kaldığını, nitekim bulunan evrakların 3. kişilerde bulunmasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunmuş ve yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İstinafa Cevap: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın istinaf taleplerinin gerçeği yansıtmadığını, müvekkili şirket tarafından, itirazi kayıtla ödeme yapılmış olduğunu, işbu ödeme ile davalı şirketin mal varlığının aktifinde artma olduğunu, müvekkilden para tahsilini gerektirecek geçerli bir hukuki ilişki olmamasına rağmen yapılan tahsilat sonucu davalının sebepsiz zenginleştiğinden de şüphe görülmediğini, sebepsiz zenginleşenin icra dosyasında borçlu olan şirket değil davalı şirket olduğunun açıkça ortada olması nedeniyle, istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddiaların hiçbir hukuki zemine oturmadığını, müvekkili şirket ile borçlu şirket arasında organik bağın bulunmadığını ileri sürerek istinaf taleplerinin reddine, karar verilmesini talep etmiştir. Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, takip borçlusu olmayan davacının haciz baskısı altında takip borcuna istinaden ödeme yapmış olması sebebiyle sebepsiz zenginleşme iddiasına dayalı istirdat istemine ilişkindir. İİK 72. Maddesine dayalı açılacak istirdat davalarında davacı sıfatı takip borçlusuna aittir. Takip borcunun 3. Kişi tarafından ödenmesi halinde de, borçlu sıfatı bulunmayan 3. Kişiye takip hukukuna özgü düzenleme getiren İİK 72.maddeye dayalı istirdat davası açma hak ve yetkisi vermez. Eldeki davada davacı takip borçlusu olmadığı halde haciz baskısı altında itirazi kayıtla takip borcuna karşılık yapmış olduğu ödemenin tahsilini talep etmiş olmakla, davanın hukuki dayanağı TBK 77. ve devamı maddelerde düzenlenen sebepsiz zenginleşme müessesesidir ve davacının aktif husumet ehliyetine sahip olduğu açıktır. Bu noktada davalının pasif husumet ehliyeti bulunup bulunmadığı üzerinde de durulması gerekmektedir. Bilindiği üzere İİK 9.maddesi uyarınca , haciz sırasında, borçlu veya üçüncü kişiler tarafından yapılan ödeme nedeniyle tahsil edilen paralar, icra dosyasındaki borca mahsuben yapılan ödeme olarak işleme alınır. Yapılan ödeme oranında takip borçlusunun borcu son bulur. Bu nedenle her ne kadar sebepsiz zenginleşenin takip alacaklısı olmadığı, borcundan kurtulan takip borçlusu olduğu istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de, borçlu olmayan davacı şirket adresinde haciz işlemi nedeniyle ödemenin yapıldığı, davacı tarafından borçlu lehine dosya borcunun iradi bir işlemle ödenmesinin söz konusu olmadığı, eldeki dosyada haksız haciz işlemi iddiasına dayalı ödeme ile haksız zenginleşme arasında nedensellik bağı davalı alacaklının haciz işlemi sebebiyle gerçekleştiğinden diğer bir ifade ile davalı alacaklı , borcu ödemek zorunda olmayan bir kişiden haciz baskısı ile tahsilat yapmakla alacağına kavuştuğundan ödemeyi yapan 3. Kişiye karşı sebepsiz zenginleşmiş olacaktır. Davalının takip borçlularına karşı sebepsiz zenginleşmesi söz konusu değilse de alacağını borçlulardan tahsil etmesi gerekliliği ve imkanı bulunduğu , 3. Kişinin malvarlığındaki azalma oranında 3. Kişiye karşı sebepsiz zenginleşmiş olduğundan takip alacaklısının pasif husumet ehliyeti bulunduğu anlaşılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10/02/2022 tarihli 2022/3-80 E. 2022/107 K sayılı ilamı bu konuda emsal nitelikte olup, "...asıl borçluyla ilgisi bulunmayan davacının adresine gelinerek malları haczedilmeye çalışılmış, bunun üzerine davacı vekili haczi engellemek adına dosya borcunu ihtirazî kayıtla ödemek durumunda kalmıştır. O hâlde, eldeki davanın sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı olduğu kabul edilmelidir... yapılan ödemeyle ilk bakışta icra dosyasının borçlusunun borcunun söndüğü, bu nedenle menfaat temin edenin dava dışı asıl borçlu şirket olduğu, sebepsiz zenginleşme davasının muhatabının da anılan şirket olması gerektiği düşünülebilirse de, davacı ihtirazî kayıtla yatırdığı parayı asıl borçlunun borcundan kurtulması amacıyla kendiliğinden değil, haciz tehdidinden korunmak amacıyla ve bu hususu da haciz tutanağında açıkça belirterek yatırmıştır. Yatırılan para davalı alacaklının mal varlığına dâhil olmuştur. Davacının istemi, kendisinden haksız şekilde tahsil edilerek davalının mal varlığına giren paranın iadesi olduğuna göre muhatap da davalı olmalıdır. Aksinin kabulü, davacıyı muhatabı olmayan, borcu ödeme kabiliyetinin olup olmadığı belirsiz dava dışı borçluya yönelmeye zorlayacaktır ki, bu tür bir riskin davacıya yüklenmesi adil olmaz. Öyle ise, dava konusu olayda sebepsiz zenginleşenin davalı olduğunun kabulü gerekir..." Dosya kapsamına göre; İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında, , alacaklı ... AŞ tarafından borçlular ... Ltd Şti, ... Ltd Şti aleyhine 16.000,00TL asıl alacak ve ferileri toplamı 17.653,55TL üzerinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatılmıştır. Davacı şirket takip borçlusu sıfatına haiz değildir. Takip dosyası nedeniyle takip borçlusu olmayan davacı şirket adresinde Ankara .... İcra Müdürlüğünün ... Talimat sayılı dosyası ile 24.06.2016 tarihinde tarihinde haciz yapıldığı, davacının istihkak iddiasında bulunduğu, İstanbul 22. İcra Hukuk Mahkemesi'nde istihkak davası açıldığı, 19.07.2016 tarihli 2016/803 E. ve 2016/902 kararı ile istihkak iddiasının reddine karar verildiği, kararın istinaf edildiği ancak takibin devamı üzerine davacı adresine 21.07.2016 tarihinde ikinci kez hacze gidildiği, davacı tarafça dosya borcuna karşılık itirazi kayıtla 32.250,00-TL ödeme yapıldığı , bu arada İstanbul BAM 21. Hukuk dairesi'nin 2019/2100 Esas ve 2020/1460 K. Sayılı kararı ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulduğu ve davacının istihkak iddiasının kabulüne dair kesin olarak karar verildiği, istinaf ilamında "davacı şirket ile borçlular arasında istinaf sebebi olarak ileri sürülen organik bağ bulunduğu iddiasının inceleme konusu yapıldığı ve "Davacı 3.kişi şirket ile takip borçlusu şirketin faaliyet adresleri ve ortaklarının farklı olduğu, haciz işleminin davacı şirketin ticaret siciline kayıtlı adresinde yapıldığı,ödeme emrinin borçluya farklı bir adreste tebliğ edildiği davacı şirketin kuruluşunun , takip ve borcun doğum tarihinden önce olduğu, 24.06.2016 tarihli haciz tutanağındaki bulunan evrakların borçlu şirket yetkilisi ... ‘in isminin yer aldığı süreli ve sınırlı bir vekaletname ile bilgisayar arama motorunda isminin aratılması yolu ile adının yer aldığı evraklar olduğu, bu evrakların, borçlu şirketin ticari faaliyetiyle doğrudan ilgili önemli evraklar olmadığı, mahcuzların borçluya ait olduğu hususunun davalı alacaklı tarafından ispatlanamadığı, " şeklinde yer verilen gerekçeli kararda organik bağ bulunmadığının tespit edildiği bu hali ile borçlu şirket ile 3. Kişi konumundaki davacı şirket arasında organik bağ iddiasının sübut bulmadığı, dolayısıyla borç ilişkisinin dışında olan davacı şirkete karşı haciz işlemlerine girişilmesi nedeniyle oluşan baskı altında davacının borçlu olmadığı itirazi kayıtla yapılan ödeme neticesinde davalı şirketin sebepsiz zenginleştiği anlaşıldığından davacının tahsil edilen bedelin istirdadını sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı talep hakkı bulunduğu değerlendirilmiştir. Tüm bu açıklamalara göre ilk derece mahkemesince toplanıp değerlendirilen deliller ile kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye göre kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı vekilinin, istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/11/2020 tarih ve 2018/433 E. 2020/638 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.202,99-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 550,75-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.652,24 TLnin harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 22/02/2024