Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2018/353 E. 2022/443 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2018/353
- Karar No
- 2022/443
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2023/23 KARAR NO:2025/694 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:16/06/2022 NUMARASI:2018/353 E. - 2022/443 K. DAVA:6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktoring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Alacak) İSTİNAF KARAR TARİHİ:30/04/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Tarafların İddia ve Savunmaları:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: 01.08.2016 tarihinde ... A.Ş. ile dava dışı ... A.Ş. arasında ..., ... ve... numaralı poliçelerin düzenlendiğini, sigorta aracılığının ... A.Ş. tarafından yapıldığını ve müvekkil ...A.Ş.’nin de bu poliçelere dahil edilerek sigorta kapsamına alındığını, müvekkilinin, ... isimli şahsın şirketleri vasıtasıyla yaptığı yat satışlarının finansal kiralama yoluyla gerçekleştiğini, ancak dolandırıcılık şüphesi oluşması üzerine 21.10.2016 tarihinden itibaren konunun hem basına yansıdığını hem de ... Teftiş Kurulu’nca inceleme başlatıldığını, 08.11.2016 tarihinde broker firmaya e-posta ile bildirim yapıldığı, hasar dosyasının açıldığı, 28.12.2016’da ek zarar bildirimi yapıldığı, 23.01.2017 tarihli e-posta ile delillerin gönderildiği, 15.02.2017 tarihli Teftiş Raporu ile tespitlerin tamamlandığı ve 24.04.2017 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulduğunu, dolandırıcılık ve sahtecilik nedeniyle doğan zarar için 14.07.2017 tarihli yazı ile davalı sigorta şirketine başvurulmuş, 4.271.595,90 EURO’luk zarar bildirildiği halde herhangi bir ödeme yapılmadığını , dava konusu zararların, sigorta poliçesinin Bölüm A, Madde 4 – Forgery or Alteration (Sahtecilik veya Tahrifat) hükmü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, çünkü teknelere ilişkin sahte satış senedi, üretici sertifikası ve satış faturası düzenlendiği, tescil işlemlerinin bu sahte belgelerle yapıldığı ve müvekkil şirketin finansal kredi açarak zarara uğratıldığını , bu zarar nedeniyle, TTK m.1427/2 ve 3095 sayılı Kanun m.4/A uyarınca, 24.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte şimdilik 2.314.896,72 EURO tutarındaki alacağın davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiğini, davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacının zarar talebini dayandırdığı sigorta poliçesi, 1 Ağustos 2016 – 1 Ağustos 2017 tarihleri arasında geçerli olan “Para Güvence Paket Poliçesi” olduğunu ve poliçede belirtilen teminatların , klozlar ve özel şartlarla sınırlı olarak geçerli olduğunu, davacı tarafın, zararını Bölüm A, Madde 4 (Forgery or Alteration) hükmü kapsamında talep ettiğini, ancak bu hükmün somut olaya uygulanamayacağını, poliçede belirtilen belgelerin (money orders, checks vb.), kambiyo senedi gibi kıymetli evrak veya banka ve finans kuruluşları nezdinde düzenlenen ödeme belgeleri olduğunu; buna karşın, somut olayda sunulan satış senedi, üretici sertifikası ve fatura belgelerinin, yalnızca tescil amacıyla ... Siciline sunulan belgeler olduğunu ve poliçede öngörülen belgelerle aynı nitelikte belgeler olmadığını, ayrıca bu belgelerin “tahrifat” (alteration) değil, sahte belge düzenlenmesi olduğunu, poliçede aranan “aslı üzerinde değişiklik yapılması” gibi bir durumun söz konusu olmadığını, dolayısıyla poliçe hükmü kapsamında teminatın devreye girmeyeceğini, davacı tarafın, süreci tümüyle ...’ye teslim ettiğini, satıcının talimatlarını sorgulamadan kabul ettiğini, tescil işlemlerini dahi kendi anlaşmalı firması yerine satıcının firması aracılığıyla yaptırdığını, dolayısıyla zararın doğumuna doğrudan katkıda bulunduğunu davacı şirketin “Tekne İşlemleri Uygulama Talimatı”na aykırı şekilde hareket ettiğini, kiralanan teknelere ilişkin fiziksel kontrol dahi yapılmadığı, tüm sürecin satıcının denetimine bırakıldığını davacı tarafından istenen 2.314.896,72 EURO zararın gerçekleştiğinin ispatlanamadığını , hangi kiracılara karşı takip başlatıldığı, kira ödemeleri alınıp alınmadığı gibi bilgilerin sunulmadığı, bu nedenle zararın belirli ve somut olmadığını, davacı tarafından talep edilen temerrüt faizinin yüksek ve neye dayandığının belirsiz olduğunu, zararın doğumunda davacının açık kusuru bulunduğunu, bu sebeple poliçe kapsamında olsa bile zararın tamamından sorumluluk yüklenemeyeceğini beyanla davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. İlk Derece Mahkemesi'nin 16/06/2022 tarihli 2018/353 E. 2022/443 K. sayılı kararı ile; Mahkemece; "1-Davanın REDDİNE, " karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının dayanağı olan bilirkişi raporlarının, finansal kiralama konusunda uzman olmayan, kredi süreçlerine ve kullanılan belgelere vakıf olmayan kişilerce hazırlandığını, bu nedenle raporların maddi gerçeğe aykırı ve hatalı değerlendirmeler içerdiğini, bilirkişilerin, sigorta poliçesinin 4(a) maddesinde yer alan belgelerin "yalnızca ödeme aracı" olması gerektiği yönündeki dar yorumu nedeniyle, finansal kiralama işlemlerinde kullanılan sahte belgelerin poliçe kapsamı dışında tutulmasının hatalı olduğunu, Proforma fatura, fatura, satış senedi (bill of sale), üretici sertifikası (builder’s certificate) gibi belgelerin finansal kiralama işleminin doğası gereği, ödeme ve mal teslimi yükümlülüğü doğurduğunu, bu belgelerin, her ne kadar klasik anlamda "kambiyo senedi" olmasalar da, fiili kredi tahsisine doğrudan sebep olan belgeler olduğunu, dolayısıyla sigorta poliçesinin 4(a) maddesinde belirtilen “belgeler” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini , bahse konu teknelerin, gerçekte hiç üretilmemiş olmasına rağmen, ... antetli, sahte kaşeli ve imzalı sertifikalarla tescil edildiğini, belgelerin içeriğinin de teknik veriler, gövde numaraları gibi unsurlar açısından uydurma olduğunu, ... Ltd. Şti. tarafından satılmış gibi gösterilen teknelere ilişkin belgelerde yalnızca satıcının sahte imzasının yer aldığını, üretici sertifikası, proforma faturalar, satış senedi ve tescil belgelerinin tamamının sahte olduğunu, dolayısıyla sigorta teminatı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini , raporda yalnızca üretici sertifikasının sahte olduğunun kabul edildiğini, diğer belgeler yönünden ise herhangi bir sahtecilik incelemesi yapılmadığını, tüm belgeler bakımından teknik ve içerik yönünden ayrıntılı sahtecilik incelemesi yapılması gerektiğini, bu konudaki itirazlarının kararda dikkate alınmadığını, karar gerekçesinde itirazların hangi nedenle reddedildiğinin açıklanmadığını, sigorta Poliçesinin 4(b) Klozuna İlişkin mahkemenin 4(b) maddesi kapsamındaki teminat için "yazılı talimat" aranması yönündeki gerekçesinin yerinde olmadığını, finansal kiralama başvurusunun doğası gereği sahte belgelerin sunulması ile işlem tesis edildiğini, bu yönüyle talimat kavramının dar yorumlanmaması gerektiğini, ikinci raporda poliçe dilinin yabancı olmasının değerlendirmede sigorta şirketi lehine yorumlanamayacağı görüşünün davacının iddialarını desteklediğini beyanla hatalı bilirkişi raporları esas alınarak verilen kararının kaldırılmasını, gerçekte mevcut olmayan teknelere ilişkin olarak sahte belgelerle tesis edilen finansal kiralamadan kaynaklanan zararların, poliçenin 4(a) ve 4(b) maddeleri kapsamında teminat altında olduğu kabul edilerek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın Yerel Mahkeme kararına karşı ileri sürdüğü istinaf gerekçeleri ve itirazlarının mesnetsizliği ve mahkeme nezdindeki yargılamada dosya kapsamında mübrez delillerle, bilgi ve belgelerle ve ayrıca sunduğu uzman görüşüyle de kanıtlandığını, davayı, davacının talebinin Poliçe teminatı kapsamında olmadığı gerekçesiyle esastan gerekçeleriyle reddeden yerel mahkeme kararı, yerinde ve hukuka uygun olup davacının istinaf başvurusu hukuka ve usule aykırı olduğunu beyan ederek, davacının istinaf başvurusunun reddine, karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava, davacının finansal kiralama sözleşmesi kapsamında kiralanan mallarla ilgili sahte belge düzenlenmesi nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararın, sigorta sözleşmesi ile verilen teminat kapsamında tazmini istemine ilişkindir. Davacı, ...A.Ş., sigorta poliçesinin sahtecilik rizikosunu kapsadığını , gerçekte var olmayan tekneler için sahte belgeler düzenlendiğini, bu belgelerin sigorta klozu 4(a) ve 4(b) kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, zararının teminat kapsamında olduğunu ve sigortadan karşılanması gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı ise Sigorta poliçesinin, sadece belirli türde sahtecilik olaylarını kapsadığını, ancak davacının iddiasına konu olan belgelerin (satış senedi, üretici sertifikası, fatura) poliçede belirtilen sahtecilik kapsamına girmediğini, sigorta teminatının,çek, bono, havale emirleri gibi kıymetli evrak niteliği taşıyan ödeme belgeleri ile sınırlı olduğunu , davacının iddiasına konu sahtecilik fiilinin bu kapsamda gerçekleşmediğini savunmuştur. Dava konusu uyuşmazlık, davacı ...A.Ş.’nin, ... isimli yat üreticisinin Türkiye distribütörü olduğunu iddia eden ...’nin %100 ortak ve imza yetkilisi olduğu şirketler aracılığıyla yapılan finansal kiralama sözleşmeleri ile sair müşterilerin kiracı olduğu finansal kiralama sözleşmeleri kapsamında, ...’nin gerçekte var olmayan ... markalı teknelere ilişkin sahte belgeler kullanarak ABD’nin Delaware eyaletinde tekne tescil işlemlerini yaparak, ilgili tekneler için finansal kredi sağlamak suretiyle davacı ...’ı zarara uğrattığı iddiasıyla, davalı ... A.Ş. ile dava dışı ... A.Ş. arasında akdedilmiş olan “Kapsamlı Suç & Mesleki Tazminat” sigorta poliçesi tahtında tazmininin gerekip gerekmediği, sigorta poliçesinin sahtecilik teminatı kapsamında olup olmadığı ve davacı tarafın zararının poliçeye dayanarak tazmin edilip edilemeyeceğine ilişkindir. 11/07/2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda ; davalı şirket acentesi ... A.Ş. tarafından sigortalı ... A.Ş. adına ... numaralı 01.08.2016-01.08.2017 tarihleri arasında geçerli ... Paket Sigorta Poliçesi'nin düzenlendiğini, poliçeye kapsamlı suç ve mesleki tazminat sigortası özel şartlarının eklendiğini, dava konusu teknelerin Amerika'da kurulan şirketler adına tescil edildiğini, tekneler için Amerika'da bulunan ... Ltd. tarafından proforma fatura düzenlendiğini, daha sonra kiracı şirketler ile davacı arasında finansal kiralama sözleşmelerinin imzalandığını ve davacının kredi tahsis ettiğini, teknelerin .../Amerika sicilinde kiracı şirketler adına tescil edildiğini, teslim tesellüm belgelerinin kiracı şirketler tarafından imzalandığını, bir kısım ödemelerin yapıldığını, davacı tarafından ödenmeyen kira bedelleri icra takipleri başlatıldığını, toplam 4 adet tekne için davacının 2.314.896,72 EURO alacaklı olduğunu, poliçede Menfaat: Bölüm A: Geniş ... Banka Sigortası/Bankacılık Mesleki Sorumluluk Sigortası ve Bilgisayar ile Telefon Suistimali; Bölüm B: Mesleki Tazminat, Konservasyon: 100.000 EURO, Meriyet yeri: Tüm dünya olarak gösterildiğini, Bölüm A ve B için sırasıyla geriye dönük işlerlik tarihinin ise 01/02/2011 ve 22/12/2012 olarak kararlaştırıldığını, davaya konu istemin poliçenin Bölüm B: Mesleki Tazminat kısmı ile ilgili olmadığını, davacının dayandığı poliçe hükümlerinin Bölüm A ile bağlantılı olduğunu, poliçenin Bölüm A Genel Tanımlar başlıklı kısmında sigortalı olarak; poliçe sahibi, herhangi bir bağlı kuruluş ve herhangi bir planın gösterildiğini, davacının davacı dışı ... A.Ş.'nin bağlı kuruluşu olması sebebiyle sigorta koruması altında olduğunu, davacının dava dışı ... ve şirketleri tarafından gerçekte var olmayan teknelere ilişkin sahte olarak düzenlenen satış senetleri, üretici sertifikaları, satış faturaları ile gerçekleşen tescil işlemleri sonrası yaptığı ödemeler nedeniyle doğan zararını poliçenin sahtecilik ve tahrifat başlıklı 4. maddesinin a ve b bentlerine dayandırdığını, uyuşmazlık bu çerçevede değerlendirildiğinde davacının iddiasının sahtecilik olgusuna dayandığı göz önüne alınarak hileli tahrifat yönünden bir irdeleme yapılmasına ihtiyaç olmadığını, zira tahrifata uğramış bir belgenin söz konusu olmadığını, tekne tescil işlemlerine dayanak olan belgelerin poliçedeki tanımı ile sahtecilik fiiline konu olup olmayacağının incelenmesi gerektiğini, sigorta klozu 4 (a) bölümünde sayılan belgelerin niteliğinin ödeme aracı olduğunu ve sınırlı sayıda olmayan bir örnekleme yapıldığını, ancak finansal kiralama işlemlerine konu edilen teknelerin tesciline dayanak belgelerin bu nitelikte olmadıklarını, ödeme aracı olmayan belgeler olduklarını, sahtecilikten bahsedebilmek için bu belgelerde başkasına ait bir imzanın bulunması gerektiğini ancak tescile dayanak belgelerde sahte bir imza olup olmadığının anlaşılamadığını, teknelerin tamamının sicilde davacı adına kayıtlı olduklarını ancak davacının tekne üreticisi ile yaptığı görüşmelerde ilgili gövde numarasıyla üretilen tekneler olmadığını öğrendiğini, bu nedenle istemin poliçenin sigorta klozu 4 (a) kapsamında olmadığını, diğer yandan diğer poliçe hükmü sigorta klozu 4 (b) uyarınca sigorta tazminatı talebinde bulunulabilmesi için öncelikle sigortalıya bir talimatta bulunulması, bu talimatın " söz konusu müşteri, hizmet veya mal tedarikçisi veya Finansal Kuruluş veya Hizmet Bürosu yerine başka bir şahıs tarafından gönderilmesi veya imza bakımından sahtecilik yapılmış veya hileli bir şekilde tahrifata uğramış olduğunun ortaya konması gerektiğini, bu minvalde dava dışı ...'nin bizzat davacının müşterisi olduğunu, üçüncü kişi sayılmayacağından ilk koşulun gerçekleşmediğini, yine başkasına ait bir imzanın atılması suretiyle sahtecilik fiilinin oluşmadığı dikkate alınarak ikinci koşulun da gerçekleşmediğinin tespit edildiğini, ayrıca davacıya yöneltilen bir talimat da olmadığını, bu nedenle talebin sigorta klozu 4 (b) kapsamında da olmadığını belirtilmiştir. Alınan ek raporda kök rapordaki tespitler tekrarlanmıştır. 27.10.2021 tarihli, ikinci bilirkişi heyeti raporunda özetle; dava konusu sigorta sözleşmesinin, bir kısmının İngilizce olarak hazırlanmasının işin niteliğinden kaynaklandığını, tarafların kurumsal kimlikleri, uzmanlıkları ve dava konusu sözleşme hakkındaki donanımları dikkate alınarak sözleşmenin Türkçe'den başka bir dilde hazırlanmasının 805 sayılı Kanuna aykırı olduğunu bilmemelerinin mümkün olmadığını ve ancak her iki tarâfın da hiç kimsenin sözleşmenin bu yönden geçersizliğini ileri sürmeyeceği inanç ve güveni içinde sözleşmeyi kurmuş olabileceğini, bu bakımdan 805 sayılı Kanuna aykırılık iddiasının TMK madde 2 bağlamında değerlendirilmesinin mahkemenin takdirinde olduğunu, genel işlem koşulları denetimi ve culpa in contrahendo sorumluluğunun özel hükümlerle düzenlenmiş hususlarda uygulanmasının mümkün olmadığını, dava dışı sigorta ettiren ...'ın davaya konu sahtelik olayının basında yer alması üzerine somut davaya konu zararın ortaya çıkmasını sağlayan soruşturmayı 21/10/2016 tarihinde başlattığını, bundan yaklaşık 2 ay 20 gün önce 01/08/2016 tarihinde, davaya konu sigorta poliçesinin düzenlendiğini, gerçekte var olmayan teknelerin finansal kiralama yoluyla davacıya satışlarının, 31/12/2016 tarihinde olan bir tanesi dışında, 2014 yılında gerçekleştiğini, davacının talebinin poliçenin 4 (a) klozu kapsamında değerlendirilmesinde; sayılan belgelerin hepsinin bir banka veya finans kuruluşuna ibraz edilmesi halinde, söz konusu kuruluşu şekli bir inceleme ile derhal ödeme yapma yükümlülüğü altına sokan belgeler olduklarını, oysa davacının talebine konu olan olay finansal kredi sağlanması olup şekli bir incelemeyi değil detaylı bir incelemeyi zorunlu kıldığını, davacının sunulan belge karşılığında bir ödeme yapmadığını, sunulan belge nedeniyle yapması gereken detaylı incelemeyi yapmadığını, ayrıca teknelere ilişkin davacıya sunulan belgelerin, onu derhal ödeme yükümlülüğü altına sokan belgeler olmadığını, poliçenin 4 (b) klozu kapsamında yapılan değerlendirmede ise, talebin bu kloz kapsamında değerlendirilebilmesi için öncelikle sigortacıya yöneltilmiş yazılı bir talimatın söz konusu olması gerektiğini, finansal kredi talebinin bir talimat olmadığını, sahteliği söz konusu olan talimatın sigortalının bir müşterisi vb tarafından gönderilmediğini, üçüncü bir kişi tarafından sunulduğunu ve ayrıca ...'nin davacının müşterisi olmadığını, davacının müşterisinin ... olduğunu, sonuç olarak talebin bu kloz kapsamında da olmadığı belirtilmiştir. Mahkemece ," ... marka teknelerin; ...'ye ait Amerika'da kurulu ... Ltd. firmasından davacı tarafından satın alınarak, finansal kiralama yolu ile, Türk alıcı gerçek kişiler adına Amerika'da tek ortaklı olarak kurulan şirketlere kiralandığı ve bu şirketler adına Amerika'nın ... sicilinde tescil edildikleri, davacı tarafından sağlanan finansal krediler kapsamında tekne bedellerinin ... Ltd. firmasına ödendiği, dava dışı finansal kiracılardan bir kısım kira bedellerinin tahsil edildiği, bir kısmı için icra takiplerinin başlatıldığı, söz konusu teknelerin faturalarının/üretici sertifikalarının sahte olduğu, gerçekte olmayan teknelerin satışının yapıldığının tespit edildiği ve davacı tarafından iddia edilen zararın; dava dışı ... adına davalı nezdinde düzenlenen, ... numaralı 01.08.2016-01.08.2017 tarihleri arasında geçerli ... Paket Sigorta Poliçesi kapsamında tazminin talep edildiği, davacının, dava dışı ...'ın iştiraki ve sigorta poliçesindeki sigortalı tanımına dahil olması sebebiyle tazmin talebinde bulunabileceği, davaya dayanak olarak sigorta poliçesinin "Sahtecilik ve Tahrifat" başlıklı 4 (a) ve (b) bentlerinin gösterildiği, "sahtecilik" ve "tahrifat"ın poliçede tanımlandığı, dava konusu tekneler için düzenlenen üretici sertifikası/faturanın sahte olduğunun iddia edildiği, öncelikle teknelerin sicile tescilini sağlayan belgelerde sahte imza olup olmadığının belirsiz olduğu, alınan her iki bilirkişi heyeti raporunda da tespit edildiği üzere klozda sayılan belgelerin ortak özelliğinin bir banka veya ödeme kuruluşunu doğrudan, şekli bir inceleme ile ödeme yükümlülüğü altına sokmaları olduğu, oysa dava konusu olayda doğrudan davacıyı ödeme yükümlüğü altına sokan bir belgede sahteliğin söz konusu olmadığı, davacının satın aldığı teknelerin hali hazır durumunu araştırması gerektiği, dolayısıyla davacının söz konusu poliçe klozu kapsamında tazminat talep etmesinin mümkün olmadığı,4 (b) bendi kapsamında da, davacıya müşterisi vb. adına üçüncü kişi tarafından sahte olarak gönderilmiş bir talimat olmadığı, dolayısıyla talebin bu kloz kapsamında da değerlendirilemeyeceği, davacının zararının sigorta poliçesinin teminatı kapsamına dahil olmadığı" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin 11/07/2019 tarihli ilk bilirkişi heyet raporuna yönelik bilirkişilerin listeden seçilmediği, yemin ettirilmediği , raporun usule uygun tanzim edilmediği yok hükmünde olduğuna dair istinaf nedenleri bakımından yargılama sırasında bu itirazların ileri sürüldüğü ve mahkemece ikinci bir heyetten rapor alınarak giderildiği bu nedenle ayrıca istinaf kapsamında değerlendirilmesine gerek bulunmadığı kanaatine varılmıştır. İkinci heyet raporu yönünden ise, uyaba kaydedilen raporda tarih içermediği iddiasının sonuca etkili olmadığı, dosyadaki tüm evraklar olmadan inceleme yapıldığı istinaf sebebi yapılmış ise de, dosyada mevcut her iki tarafça sunulan uzman görüşleri ve önceki heyetin düzenlediği ek raporda tarafların iddia ve savunmaları uyuşmazlık konuları yargılama safahatı doğru şekilde özetlendiğinden raporda bu belgelerden hareketle uyuşmazlık konusunun ortaya konulmasında bir eksiklik bulunmadığı yargılamanın geldiği aşamaya göre istinaf sebebi yapılmasının sonuca etkili olmadığı değerlendirilmiş, 27.10.2021 tarihli raporun tarafların iddia ve savunmaları kapsamında dosyada mevcut deliller çerçevesinde inceleme içerdiği denetlenebilir ve gerekçeli olduğu bu nedenle hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Dosya kapsamına göre, bilirkişi raporuyla ; ... A.Ş. ... A.Ş. adına ... Paket Sigorta Poliçesi düzenlendiği, . Poliçenin ,... Banka Sigortası ve Bankacılık Mesleki Sorumluluk Sigortası ile Bilgisayar ve Telefon Suistimali gibi hükümler içerdiği, dava konusu talebin, poliçenin Mesleki Tazminat (Bölüm B) kapsamında olmadığı ve Bölüm A ile bağlantılı olduğu, davacı, sahte olarak düzenlenen belgeler nedeniyle zarara uğradığını iddia etmiş olup, Poliçe klozu 4(a) uyarınca, ödeme aracı olarak tanımlanan belgeler sınırlı olmamakla birlikte, teknelerin tescilinde kullanılan belgeler ödeme aracı niteliğinde olmadığından poliçe kapsamına girmediği, Poliçe Klozu 4(b) Açısından: sigorta kapsamında değerlendirilebilmesi için sigortalıya yöneltilmiş bir talimatın olması gerektiği, ancak, somut olayda böyle bir yazılı talimat olmadığı, dolayısıyla poliçenin bu kloz kapsamında da tazminat ödeme yükümlülüğünü doğurmadığı ,Finansal kiralama yoluyla yapılan satışlar ve davacıya sunulan belgelerin derhal ödeme yükümlülüğü doğurmadığı bu nedenle talebin sigorta kapsamında olmadığı sonucuna varılmıştır.Davacının iştiraki olduğu dava dışı ... Bank adına düzenlenen, ...-... numaralı 01.08.2016-01.08.2017 tarihleri arasında geçerli "... Sigorta Poliçesi"nin "..." başlıklı 4 (a) ve (b) bendinin ; "(a) Çeklerde, Poliçelerde, ... Belgelerinde, Ödeme Emirlerinde, Mevduat Sertifakalarında, ..., Para Çekme Makbuzlarında, Para Havalelerinde, Hazine Üzerine Düzenlenen Ödeme Emirlerinde veya aynı amaca hizmet eden değerli benzer evraklarda sahtecilik veya hileli tahrifat nedeniyle veya, (b) Talimatların sigortalının bir müşterisi, mal ve/veya hizmet tedarikçisi, finansal bir kurum veya hizmet bürosu tarafından gönderildiği kabul edilen fakat talimatların:(i) söz konusu müşteri, hizmet ve/veya mal tedarikçisi veya finansal kuruluş veya hizmet bürosu yerine başka bir şahıs tarafından gönderildiği (bu talimatların üzerindeki imzanın sahte olduğunun kabul edildiği); veya,(ii) İmza bakımından sahtecilik yapılmış veya hileli bir şekilde tahrifata uğramış olduğu hallerde, fonların ya da mülkün (mülk ve senede bağlanmamış paylar da dahildir) transferi, ödemesi, teslimi veya tahsili için talimat veren, buna izin veren veya bunu ikrar eden sigortalıya yönlendirilmiş yazılı bir talimata, telgrafa, telekse, uzak yazıcıyla veya benzer bir araçla hazırlanmış talimatlara itimaden veya paraların, senede bağlanmamış payların veya mülkün transferi, ödemesi teslimi veya alınmasıyla ilgili olarak sigortalının işin olağan akışı sırasında itimat edeceği önemli bir bilgideki değişikliği bildirmesi nedeniyle sigortalının veya adına hareket eden finansal bir kurumun herhangi bir fon veya mülk ( mülk ve senede bağlanmamış paylar da dahildir) transfer etmesi, ödemesi veya teslim etmesi veya bir ödemede bulunması veya kredi tesis etmesi nedeniyle,..." şeklinde düzenlenmiştir.Dava konusu sigorta sözleşmesi görüşmelerinin broker aracılığı ile yürütüldüğü, sigortalının banka olduğu, aynı zamanda reasürans yapıldığı bu şekilde yürüyen sözleşme süreci sonunda düzenlenen itiraza uğramayıp ifasına başlanan sözleşmenin sonradan Türkçe düzenlenmediğine dayalı itirazın TMK 2 maddesi kapsamında dürüstlük kurallarına uygun olmadığı gibi, istinaf dilekçesinde sözleşmenin ingilizce metin üzerinden incelenmesi gerektiğine dayalı beyanların da sözleşmenin dili yönünden ileri sürülen sebeple çelişkili olduğu anlaşılmıştır. Yine sözleşmenin yapılma süreci, tarafların finans kurumu olmaları dikkate alındığında genel işlem şartları gibi sebeplerin somut olay bakımından geçerliliğinin bulunmadığı, sözleşme öncesi sürecin işleyişine göre sigortalıya gerekli bilgilendirmenin yapıldığı, sigortalının aktif olarak sürece dahil olduğu anlaşılmıştır. Sigorta poliçesinin kapsamı, genel hükümler ve özel klozlar çerçevesinde belirlenir.Poliçede açıkça belirtilmeyen bir riskin sigorta teminatı kapsamında olduğunun kabulüne olanak bulunmamaktadır.Sigorta poliçesinde hangi hallerin/ belgelerin sigorta teminatına dahil olduğu açıkça düzenlenmiş ve teminat kapsamında olmayan riskler belirtilmişse bunlar dikkate alınmalıdır.Somut olayda poliçenin sahtecilik klozu (4a) açısından: Poliçede "..." teminatı altına alınan belgelerin bir banka veya ödeme kuruluşunu doğrudan, şekli bir inceleme ile ödeme yükümlülüğü altına sokan ödeme aracı niteliğinde olması gerektiği belirtilmiş olup,finansal değeri doğrudan temsil eden ödeme araçları (çek, bono, havale emirleri veya aynı sonucu doğuran belgeler olarak gösterilmiş olduğundan , teknelerin satış senedi, üretici sertifikası, proforma faturası, satış faturası gibi sunulan sahte belgelerin doğrudan ödeme yükümlülüğü doğuran birer ödeme aracı olmadığı, 6361 sayılı yasanın 23. Maddesi gereği kiralama konusu malın mülkiyetinin kiralayan şirkete ait olduğu, satın alma sürecinde ödeme yapmadan önce, söz konusu teknelerin durumu, gerçekte var olup olmadıkları, satın alınması ve tescilleri ile ilgili belgelerin sıhhatini araştırma yükümlülüğünün davacıda olduğu, bu yükümlülüğün basiretli tacir olmanın yanında finans kuruluşu olması nedeniyle mevzuat gereği gerekli risk analizi yaparak tedbir alması gerekliliğinin bir sonucu olduğu, bu belgelerle gerçekleşen sahteciliğin poliçe kapsamında olmadığı, poliçede açıkça teminat altına alınmayan teminat dışı bırakılan sahte belgeler ile gerçekleştirilen sahtecilik neticesi oluşan zarar nedeniyle davalının ödeme yükümlülüğünün somut olayda doğmadığı, sigorta klozu 4 (b) uyarınca sigorta tazminatı talebinde bulunulabilmesi için öncelikle sigortalıya bir talimatta bulunulması, bu talimatın " söz konusu müşteri, hizmet veya mal tedarikçisi veya Finansal Kuruluş veya Hizmet Bürosu yerine başka bir şahıs tarafından gönderilmesi veya imza bakımından sahtecilik yapılmış veya hileli bir şekilde tahrifata uğramış olduğunun ortaya konması gerektiği, dava dışı ...'nin bizzat davacının müşterisi olup, üçüncü kişi sayılmayacağı gibi başkasına ait bir imzanın atılması suretiyle sahtecilik fiilinin oluşmadığı ayrıca davacıya yöneltilen bir talimat da olmadığı, bu nedenle talebin sigorta klozu 4 (b) kapsamında da olmadığı, somut olaya uygun teminatı belirleyen sözleşme hükümlerinin açık olduğu , belirsizlik birden çok anlama gelme nedeniyle TBK 23 . Maddesi gereği davacı lehine yorumlanmasını gerektirir bir durum bulunmadığı, bu nedenlerle poliçe kapsamında olmayan sebeplerle gerçekleşen zarar nedeniyle davalının ödeme yükümlülüğünün doğmadığı, mahkemece davanın reddi kararının dosya kapsamı ve hukuka uygun olduğu anlaşılmıştır.Sonuç olarak , dosya kapsamında iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve toplanıp değerlendirilen delillere göre kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye dayalı kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı vekilinin, istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/06/2022 tarih ve 2018/353 E. 2022/443 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 30/04/2025