Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2018/274 E. 2013/216 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2018/274
- Karar No
- 2013/216
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2020/1275 KARAR NO : 2024/270 KARAR TARİHİ : 06/02/2024 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/03/2020 NUMARASI : 2019/845 Esas 2020/148 Karar DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 16/01/2015 Birleşen 2ASHM'nin 2018/274 E. Sayılı dosyası DAVANIN KONUSU : Alacak DAVA TARİHİ : 23/05/2018 BAM KARAR TARİHİ : 06/02/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 13/02/2024 Davacı vekili ile birleşen dosya davalılar vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: ESAS DAVA AÇISINDAN DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların idarelerince hizmet alımı yoluyla yapılan sayaç okuma ve açma kesme işinin ihalesini alan yüklenici firmalar olduğu, davalı firmalarda işçi olarak sayaç okuma işinde çalışan ...'ın idareleri aleyhine İzmir 10.İş Mahkemesi'nin 2012/305 E. İle açtığı davada kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, hafta tatili ücreti, fazla çalışma ücreti ve yıllık izin ücretini idarelerinden talep ettiği, mahkemenin 2013/216 K. Sayılı ilamı ile 9.829,61 TL brüt kıdem tazminatının fesih tarihi olan 21/06/2006 tarihinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte 1.573,60TL brüt ihbar tazminatı ücretinin ise dava tarihi olan 12/07/2012 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verdiği, bu aşamada davacının İzmir 10.İş Mahkemesi'nin 2012/305 E, 2013/216 K. sayılı ilamının takibe konu edilmesi nedeni ile İzmir 9.İcra Müdürlüğü'nün 2013/6405 E. sayılı dosyasına 17/07/2013 tarihinde 30.945,77 TL, Vergi Dairesine de 2.255,83TL ödendiği, bu nedenle davacı idarenin İzmir 9.İcra Müdürlüğünün 2013/6405 E. sayılı dosyasına ödenen 30.945,77TL ile Vergi Dairesine ödenen 2.255,83TL'nin ödeme tarihi olan17/07/2013 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte her bir davalının sorumlu oldukları dönemler dikkate alınarak davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalıların esasa cevap verme süresi içerisinde dosyaya cevap dilekçesi sunmadıkları anlaşılmıştır. BİRLEŞEN DOSYA AÇISINDAN DAVA; Davacı vekili davacı ile davalılar arasında sayaç okuma işi için sözleşme imzalandığını, davalı firmalarda işçi olarak sayaç okuma işinde çalışan ...'ın idareleri aleyhine İzmir 10.İş Mahkemesi'nin 2012/305 E. İle açtığı davada kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, hafta tatili ücreti, fazla çalışma ücreti ve yıllık izin ücretini idarelerinden talep ettiği, mahkemenin 2013/216 K. Sayılı ilamı ile 9.829,61 TL brüt kıdem tazminatının fesih tarihi olan 21/06/2006 tarihinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte 1.573,60TL brüt ihbar tazminatı ücretinin ise dava tarihi olan 12/07/2012 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verdiği, bu aşamada davacının İzmir 10.İş Mahkemesi'nin 2012/305 E, 2013/216 K. sayılı ilamının takibe konu edilmesi nedeni ile İzmir 9.İcra Müdürlüğü'nün 2013/6405 E. sayılı dosyasına 17/07/2013 tarihinde 30.945,77 TL Vergi Dairesine de 2.255,83TL TL ödendiğini, davacı tarafından ödenen bu bedellerin rücuen tahsili için İzmir 13. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/17 Esas sayılı dosyasında açılan davada alınan 05.03.2018 tarihli bilirkişi raporunda dava dışı işçinin 20.10.1994-30.04.1996 tarihleri arasında davalı ...de 02.05.1996-30.06.1998 tarihleri arasında da diğer davalı ...de çalıştığı ve sorumlu oldukları miktarın öğrenilmesi üzerine bu davanın açıldığından bahisle 30.945,77 TL'den davalıların hissesine düşen 14.030,56 TL ile Vergi Dairesine ödenen 1.127,00 TL'nin ödeme tarihi olan 17/07/2013 tarihinden itibaren işletilecek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir. CEVAP:1- ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafin müvekkil şirkete rücu etmesinin hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını, davacı İdarenin haksız rücuen tahsil talebinin reddi gerektiğini, dava dışı ... isimli işçinin müvekkili şirket ...ye devredilen ... A.Ş. şirketinde 20.10.1994 tarihinde çalışmaya başladığını, şirket devrinden önce, ... ve ... A.Ş. arasında akdedilen hizmet protokollerinin sona ermesi nedeniyle 30.04.1996 tarihinde iş akdi feshedilerek çalışmasına son verildiğini, ... A.Ş'deki çalışması karşılığı hak etmiş olduğu kıdem tazminatının da kendisine ödendiğini, dilekçe ekinde ... tarafından ... A.Ş.'ye verilen 03.06.1996 tarihli İbraname mevcut olduğunu, yapılan ödeme 1996 tarihli olduğundan müvekkili şirket kayıtlarından ödemeye ilişkin evrakların araştırılmasına devam olunduğunu ancak dava dışı işçi tarafından verilmiş olan ibraname uyarınca kıdem tazminatı ödemesinin yapıldığının sabit olduğunu, davacı ... Genel Müdürlüğü tarafından ...'ın kıdem tazminatının ödenmiş olduğundan bahisle ... A.Ş.'de çalıştığı döneme ilişkin kıdem tazminatını müvekkili şirketten talep etmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, dava dışı işçinin ... A.Ş. nezdinde çalıştığı döneme ait kıdem tazminatı ve diğer tüm işçilik alacaklarının zaten kendisine ödendiğini, ibranamenin geçerliliği hakkında 6098 sayılı Kanun ile getirilen geçerlilik kriterlerinin 1996 tarihli ibraname yönünden aranamayacağı yönünde davanın başından beri ısrarla ifade edilen ve en genel hukuk kuralları ile de sabit olan bu durum Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2017/5377 Esas, 2017/10259 Karar sayılı ve 12.06.2017 tarihli kararında ele alındığını, ibranamenin fesihten 1 ay sonra alınmış olup bugüne kadar dava dışı işçi tarafından irade fesatlığı iddiasından bulunulmadığını, bu şekilde borcu sona erdirecek güçteki ibranamenin yok sayılmasının mümkün olmadığını, bu çalışma dönemi yönünden işverenin ibra edildiği ve dolayısıyla bu dönemin tasfiye edilmiş olduğu dikkate alındığında bu dönem çalışmalarının da davacının kıdem süresine eklenmesinin ve bu döneme ilişkinkıdem tazminatı talep edilmesinin mümkün olmayacağının ortada olduğunu, anılı dönem dışında dava dışı işçinin müvekkil şirkette hiçbir şekilde çalışması bulunmadığını, bu tarihler arasındaki çalışması karşılığı hak etmiş olduğu tüm işçilik alacakları ise zaten kendisine ödenmiş olup, bunun dışında davacı İdare tarafından işçiye ödenen kıdem tazminatı taleplerinin müvekkil şirkete yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davacının yahut dava dışı işçinin bu iş ilişkisi nedeniyle müvekkili şirketten hiçbir alacağı bulunmadığını, dava dışı işçiye müvekkil şirket tarafından işçilik alacaklarının ödendiğini tekrarla birlikte ... Genel Müdürlüğü aleyhine açılan davalar müvekkili şirkete ihbar edilmemiş olup, bu sürelere ilişkin yeniden ödeme yapılmış olması bu davalardan haberdar edilmeyen müvekkili şirketin sorumluluğunda olmadığını ancak bu tutarları kendi kusuru ile tekrar ödemiş olan davacı tarafın bu tutarlar için müvekkili şirkete rücu etmesinin de mümkün olmadığını, somut olaydaki gibi işçinin asıl işverenden alınan iş kapsamında ve değişen alt işverenlere ait işyerinde ara vermeden çalışması halinde işyeri devri kurallarına göre çözüme gidilmesi gerektiğini, davacı tarafın dava dışı işçiye ödeme yaptığından bahisle bu tutarı yüklenici firmalara rücu etmek istemiş ise de bu talebin kabulü mümkün olmadığını, davacı işyerindeki iş akdi sona eren dava dışı işçinin kıdem tazminatı ve diğer hak ve alacaklarının 2013 yılında faizi ve diğer ferileri ile ödenmesinde müvekkili şirketin hiçbir kuşuru bulunmadığını, işçinin kıdem tazminatı ve diğer alacaklarının zamanında ödenmeyerek dava ve icra takibi yoluyla tahsil edilebilmesi nedeniyle doğmuş tüm bu faizler yargılama giderleri, vekalet ücretleri ve diğer ferilerin işçiyi valnızca 1994-1996 yılları arasında çalıştıran ve bu döneme ilişkin alacaklarını ödendiğinden bahisle açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın müvekkili şirkete rücu etmesinin hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını, davacı idarenin rücuen tahsil talebinin haksız olup reddi gerektiğini, davacı 02.05.1996 tarihinde müvekkili şirket işçisi olarak ... Genel Müdürlüğü ile müvekkili şirket arasında yapılan Sayaç Okuma Hizmetleri protokolü kapsamında çalıştırılmak üzere sayaç okuma işçisi olarak işe alındığını, yönetim kurulu kararı uyarınca müvekkili şirketin Yeşilyurt ve Narlıdere bölgelerinde yürürlükte olan sayaç okuma hizmetlerine son verildiğini, davacı idarenin ... isimli işçinin de çalışmakta olduğu Yeşilyurt bölgesinde sayaç okuma işlerinin müvekkili şirketten alması ve bu işlerden çalışanların işten çıkarılarak kıdem tazminatlarının ödenmesi talimatı üzerine yine davacı idarenin verdiği personel listesi uyarınca ...'ın iş akdinin 02/03/1998 tarihi itibariyle sona erdiğini, işçinin bu çalışması nedeniyle hak etmiş olduğu kıdem tazminatı hesaplanmış ve kendisine ödendiğini, bu hesaplamaya ilişkin kıdem tazminatı döküm cetvelinin dilekçe ekinde bulunan özlük dosyası içinde mevcut olduğunu, ...'ın müvekkili şirketteki bu çalışması 1 yıl 9 ay 16 gün sürmüş, kendisine bu çalışmasının karşılığı olan 105.585.042 TL net kıdem tazminatı ödendiğini, işçinin bu ödeme karşılığında vermiş olduğu İbra Belgesi de özlük dosyası içinde mevcut olduğunu, ibraname fesihten sonra alınmış olup bugüne dek dava dışı işçi tarafından irade fesatlığı iddiasında bulunulmadığını, bu şekilde borcu sona erdirecek güçteki ibranamenin yok sayılmasının mümkün olmadığını, bu çalışma dönemi yönünden işverenin ibra edildiği ve dolayısıyla bu dönemin tasfiye edilmiş olduğu dikkate alındığında bu dönem çalışmalarının da davacının kıdem süresine eklenmesinin ve bu döneme ilişkin kıdem tazminatı talep edilmesinin mümkün olmayacağının ortada olduğunu, söz konusu dönem dışında dava dışı işçinin müvekkili şirkette hiçbir şekilde çalışması bulunmadığını, bu tarihler arasındaki çalışması karşılığı hak etmiş olduğu tüm işçilik alacakları ise zaten kendisine ödenmiş olup, bunun dışında davacı İdare tarafından işçiye ödenen kıdem tazıninatı taleplerinin müvekkili şirkete yöneltilmesinün mümkün olmadığını, davacının yahut dava dışı İşçinin bu iş ilişkisi nedeniyle müvekkili şirketten hiçbir alacağı bulunmadığını, davacı taraf dava dışı işçiye ödeme yaptığından bahisle bu tutarı yüklenici firmalara rücu etmek istemiş ise de bu talebin kabulünün mümkün olmadığını, bu nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece "İzmir 10 İş mahkemesi'nin 2013/181-2014/211 E-K sayılı dosyası, İzmir 9 İ.D.'nin 2013/6405 esas sayılı dosyası, 05/03/2018 havale tarihli bilirkişi raporu. 05/03/2018 havale tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde, davacının 10.375,24 TL ... Şti'nden, 2.051,11 TL davalı ...'nden, 5.133,27 TL davalı ...'nden talep edebileceği, ...'nun İş mahkemesi kararında geçen beyanına göre 21.06.2006'da ihaleyi ... şirketinin kazandığı, dava dışı işçinin de bu tarihte işi bıraktığı, dolayısıyla dava dışı işçinin ... şirketi yanında çalışmasının bulunmamış olması nedeni ile ... Ltd Şti'nden alacak talep edilemeyeceği kanaatine varmıştır. Dava, Alacak (Kurum Zararı Nedeniyle) ve Tazminat (Rücuen Tazminat) davasından ibaret olup, toplanan tüm deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı ile davalılar arasında sayaç okuma-açma-kapama v.s için sözleşme imzalandığı, sözleşme ve eklerinde kıdem-ihbar ve diğer işçilik alacak haklarının ödemesinin yükleniciye yüklenmiş olduğu, taraflar arasındaki sözleşmede, işçinin alacak haklarının kimin tarafından ödeneceği konusunda açık hüküm yoksa bu durumda, ihbar tazminatının tamamından son işverenden, ihbar tazminatı dışındı kalan alacak haklarının 1/2'lik kısmından ise, her işveren işçiyi çalıştırdığı dönemle sınırlı olarak sorumlu olması gerekir. (Yargıtay 13 H.D.'nin 2015/31696-6260 E-K sayılı ilamı) taraflar arasındaki sözleşme, şartname, teknik şartname incelenmiş, incelenen belgelerde, mahkemece hüküm altına alınacak veya işverenin işçiye sulhen ödeyeceği kıdem-ihbar ve diğer işçilik alacak haklarının yüklenici tarafından ödeneceğine ilişkin hükmün görülemediği, bu durumda Yargıtay 13 H.D.'nin 2015/31696-6260 E-K sayılı ilamında yer aldığı gibi, ihbar tazminatınn tamamından son işveren, ihbar tazminatı dışında kalan alacak haklarının 1/2'lik kısmından ise her işveren işçiyi çalıştırdığı dönemle sınırlı olarak sorumlu olacağı, buna göre mahkememizce yapılan inceleme ve aldırılan bilirkişi raporunda da ayrıntılı olarak belirtildiği üzere davacının 10.375,24 TL davalı ... Şti'nden, 2.051,11 TL davalı ...'nden, 5.133,27 TL davalı ....'nden talep edebileceği, ...'nun İş mahkemesi kararında geçen beyanına göre 21.06.2006 da ihaleyi ... şirketinin kazandığı, dava dışı işçinin de bu tarihte işi bıraktığı, dolayısıyla dava dışı işçinin ... şirketi yanında çalışmasının bulunmamış olması nedeni ile ... Ltd Şti'nden alacak talep edilemeyeceği tespit edilmiş, tüm bu nedenlerle aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile; "1-Davacı vekilinin asıl dosya ile açmış olduğu davasının kısmen kabulü ile; A-Davacının ... A.Ş.'ne açmış olduğu davanın reddine, B-Davacının ... Ltd Şti'ne açmış olduğu davanın kısmen kabulü ile; 10.375,24 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ... Ltd Şti'nden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Davacının birleşen 2 ASHM'nin 2018/274 esas sayılı dosyasında açmış olduğu davasının kısmen kabulü ile; A-2.051,11 TL'nin davalı ....'nden, 5.133,27 TL'nin davalı ....'nden birleşen dosya dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; işbu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme ilamında İdare tarafından ödenen toplam 33.201,16TL işçilik alacaklarının Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2015/31696E.-6260K. sayılı ilamı gereğince 1/2'sinin yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesinin hukuka uygun olmadığını, tarafları ve konusu aynı olan İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/196 Esas, 2015/1184 Karar sayılı ilamının temyiz edildiğini ve temyiz incelemesi sonucu bozulduğunu, yine 11. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/394 Esas, 2018/683K. sayılı ilamı ile İdarenin ödediği işçilik alacaklarının tamamının davalılardan alınmasına karar verildiğini, tarafları ve konusu aynı olan İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/891 E., İzmir 11. Asliye Hukuk Hakimliği'nin 2015/394E sayılı dosyalarından alınan bilirkişi raporlarının da bu yönde olduğunu, bu nedenlerle İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/845 E., 2020/148 K. sayılı ilamının istinaf yolu ile yeniden incelenerek davacı tarafça ödenen toplam 33.201,16TL'nin ödeme tarihi olan 17.07.2013 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan (sorumlu oldukları dönemleri dikkate alınmak şartı ile) tahsiline karar verilmesini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin görevsiz mahkemenin vermiş olduğu kararı aynen tekrar ettiğini, ancak bu kararın açıkça hatalı olduğunu, zira dosya üzerinden yapılan yargılama sırasında; “her bir işverenin işçiyi çalıştırdığı dönemle sınırlılık” amir hükmü, salt süre yönünden dikkate alınıp, işçinin bu dönemlerde almakta olduğu ücretler göz önünde bulundurulmadan ve ihbar tazminatı ve ferileri hesaplamadan ancak diğer faiz ve yargılama giderleri hesaplamaya dahil edilmiş olması nedeni ile hatalı ve hukuka aykırı bulunan ve taraflarınca da aynı gerekçelerle itiraz edilmiş bulunan bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurularak davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, ancak davacı İdarenin haksız rücuen tahsil talebinin reddi gerektiğini, dava dışı ... isimli işçinin müvekkili şirket ...ye devredilen ... A.Ş. şirketinde 20.10.1994 tarihinde çalışmaya başladığını, şirket devrinden önce, ... ve ... A.Ş. arasında akdedilen hizmet protokollerinin sona ermesi nedeniyle 30.04.1996 tarihinde iş akdi feshedilerek çalışmasına son verildiğini, ... A.Ş'deki çalışması karşılığı hak etmiş olduğu kıdem tazminatının da kendisine ödendiğini, dosyada ... tarafından ... A.Ş.'ye verilen 03.06.1996 tarihli ibraname mevcut olduğunu, yapılan ödeme 1996 tarihli olduğundan müvekkili şirket kayıtlarından ödemeye ilişkin evrakların araştırılmasına devam olunduğunu, ancak dava dışı işçi tarafından verilmiş olan ibraname uyarınca kıdem tazminatı ödemesinin yapıldığının sabit olduğunu, davacının ... Genel Müdürlüğü tarafından ...'ın kıdem tazminatının ödenmiş olduğundan bahisle ... A.Ş.'de çalıştığı döneme ilişkin kıdem tazminatını müvekkili şirketten talep etmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, dava dışı işçinin ... A.Ş. nezdinde çalıştığı döneme ait kıdem tazminatı ve diğer tüm işçilik alacaklarının kendisine ödendiğini, ibranamenin geçerliliği hakkında 6098 Sayılı Kanun ile getirilen geçerlilik kriterlerinin 1996 tarihli ibraname yönünden aranamayacağı yönünde davanın başından beri ısrarla ifade edilen ve en genel hukuk kuralları ile de sabit olan bu durumun Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2017/5377 Esas, 2017/10259 Karar sayılı ve 12.06.2017 tarihli kararında ele alındığını, ibranamenin fesihten 1 ay sonra alınmış olup bugüne dek dava dışı işçi tarafından irade fesatlığı iddiasında bulunulmadığını, bu şekilde borcu sona erdirecek güçteki ibranamenin yok sayılmasının mümkün olmadığını, bu çalışma dönemi yönünden işverenin ibra edildiği ve dolayısıyla bu dönemin tasfiye edilmiş olduğu dikkate alındığında bu dönem çalışmalarının da davacının kıdem süresine eklenmesinin ve bu döneme ilişkin kıdem tazminatı talep edilmesinin mümkün olmayacağının ortada olduğunu, dava konusu dönem dışında dava dışı işçinin müvekkili şirkette hiçbir şekilde çalışması bulunmadığını, bu tarihler arasındaki çalışma karşılığı hak etmiş olduğu tüm işçilik alacaklarının ise kendine ödendiğini, bunun dışında idare tarafından işçiye ödenen kıdem tazminat taleplerinin müvekkili şirkete yöneltilmesinin mümkün olmadığından bahisle İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/845 Esas, 2020/148 Karar sayılı ve 10.03.2020 tarihli kararı hakkında istinaf talebimizin kabulüyle davanın reddine karar verilmesini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Davalı .... A.Ş. Vekili istinaf dilekçesinde; Yerel mahkemenin görevsiz mahkemenin vermiş olduğu kararı aynen tekrar ettiğini, ancak bu kararın açıkça hatalı olduğunu, zira dosya üzerinden yapılan yargılama sırasında; “her bir işverenin işçiyi çalıştırdığı dönemle sınırlılık” amir hükmü, salt süre yönünden dikkate alınıp, işçinin bu dönemlerde almakta olduğu ücretler göz önünde bulundurulmadan ve ihbar tazminatı ve ferileri hesaplamadan ancak diğer faiz ve yargılama giderleri hesaplamaya dahil edilmiş olması nedeni ile hatalı ve hukuka aykırı bulunan ve tarafımızca da aynı gerekçelerle itiraz edilmiş bulunan bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurularak davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, ancak davacı İdarenin haksız rücuen tahsil talebinin reddi gerektiğini, dava dışı işçinin 02.05.1996 tarihinde müvekkili şirket işçisi olarak ... Genel Müdürlüğü ile müvekkili şirket arasında yapılan Sayaç Okuma Hizmetleri protokolü kapsamında çalıştırılmak üzere sayaç okuma işçisi olarak işe alındığını, idarenin 06.03.1998 tarih ve 127...35/71.351.6932 sayılı yazısında belirtildiği üzere, yönetim kurulu kararı uyarınca müvekkili şirketin Yeşilyurt ve Narlıdere bölgelerinde yürütülmekte olan sayaç okuma hizmetlerine son verildiğini, davacı idarenin ... isimli işçinin de çalışmakta olduğu Yeşilyurt bölgesinde sayaç okuma işlerinin müvekkili şirketten alması ve bu işlerde çalışanların işten çıkarılarak kıdem tazminatlarının ödenmesi talimatı üzerine yine davacı İdarenin verdiği personel listesi uyarınca ...'ın iş akdi 02.03.1998 tarihi itibariyle sona erdirildiğini, işçinin bu çalışması nedeniyle hak etmiş olduğu kıdem tazminatının hesaplanarak kendisine ödendiğini, ...'ın müvekkili şirketteki çalışması 1 yıl 9 ay 16 gün sürmüş, kendisine bu çalışmasının karşılığı olan 105.585.042.-TL net kıdem tazminatı ödendiğini, ancak dava dışı işçi tarafından verilmiş olan ibraname uyarınca kıdem tazminatı ödemesinin yapıldığının sabit olduğunu, davacının ... Genel Müdürlüğü tarafından ...'ın kıdem tazminatının ödenmiş olduğundan bahisle ... A.Ş.'de çalıştığı döneme ilişkin kıdem tazminatını müvekkili şirketten talep etmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, dava dışı işçinin ... A.Ş. nezdinde çalıştığı döneme ait kıdem tazminatı ve diğer tüm işçilik alacaklarının kendisine ödendiğini, ibranamenin geçerliliği hakkında 6098 Sayılı Kanun ile getirilen geçerlilik kriterlerinin 1996 tarihli ibraname yönünden aranamayacağı yönünde davanın başından beri ısrarla ifade edilen ve en genel hukuk kuralları ile de sabit olan bu durumun Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2017/5377 Esas, 2017/10259 Karar sayılı ve 12.06.2017 tarihli kararında ele alındığını, ibranamenin fesihten 1 ay sonra alınmış olup bugüne dek dava dışı işçi tarafından irade fesatlığı iddiasında bulunulmadığını, bu şekilde borcu sona erdirecek güçteki ibranamenin yok sayılmasının mümkün olmadığını, bu çalışma dönemi yönünden işverenin ibra edildiği ve dolayısıyla bu dönemin tasfiye edilmiş olduğu dikkate alındığında bu dönem çalışmalarının da davacının kıdem süresine eklenmesinin ve bu döneme ilişkin kıdem tazminatı talep edilmesinin mümkün olmayacağının ortada olduğunu, dava konusu dönem dışında dava dışı işçinin müvekkili şirkette hiçbir şekilde çalışması bulunmadığını, bu tarihler arasındaki çalışma karşılığı hak etmiş olduğu tüm işçilik alacaklarının ise kendine ödendiğini, bunun dışında idare tarafından işçiye ödenen kıdem tazminat taleplerinin müvekkili şirkete yöneltilmesinin mümkün olmadığından bahisle İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/845 Esas, 2020/148 Karar sayılı ve 10.03.2020 tarihli kararı hakkında istinaf talebimizin kabulüyle davanın reddine karar verilmesini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Esas ve Birleşen Davada Dava; dava dışı işçinin, işçilik alacaklarına istinaden davacı aleyhine açmış olduğu dava neticesinde ilgili iş mahkemesince verilen ilama dayalı olarak davacı hakkında başlatılan icra takibi nedeniyle ödenen tutarın davalılardan rücuen tahsili istemine yönelik alacak davasıdır. HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, Esas dava dosyası açısından; davalı .... Hakkında açılan davanın reddine, davalı ... Şti aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile; 10.375,24 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Ltd Şti'nden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemine reddine karar verilmiştir. Birleşen dava dosyası açısından ise; davanın kısmen kabulü ile; 2.051,11 TL'nin davalı ....'nden, 5.133,27 TL'nin davalı ....'nden birleşen dosya dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. İşbu karar esas ve birleşen davada reddedilen kısımlar açısından davacı vekili ve birleşen davada da her bir davalı için kabul edilen kısımlar açısından davalılar ...ile ...vekilleri tarafından istinaf edilmiştir. Davaya konu İzmir 10. İş Mahkemesi'nin 2012/305 Esas, 2013/216 Karar sayılı dosyasının suretinin incelenmesinden, dava dışı işçi ... tarafından davalı ... Genel Müdürlüğü aleyhine 12/07/2012 tarihinde işçilik alacaklarına istinaden açılan dava sonucunda 2012/305 Esas, 2013/216 karar ve 06/05/2013 tarihli karar ile, davanın kısmen kabulü ile 9.829,61 TL brüt kıdem tazminatı alacağının akdin fesih tarihi olan 21/06/2006 tarihinden en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte, 1.573,60 TL brüt ihbar tazminatı alacağının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verildiği, işbu kararın Yargıtay denetiminden geçerek 11/11/2014 tarihinde kesinleşmiş olduğu anlaşılmıştır. Dosya içerisinde bulunan İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün 2013/6405 Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden dava dışı işçi ... tarafında İzmir 10. İş Mahkemesi'nin 2012/305 Esas 2013/216 karar sayılı ilamına dayalı olarak ... Genel Müdürlüğü aleyhinde 29/05/2013 tarihinde faiz ve fer'ileriyle birlikte toplam 28.019,57 TL üzerinden ilamlı icra takibinin başlatıldığı ve ... Genel Müdürlüğü tarafından icra takip dosyasına 30.945,77 TL 'nin yatırılmış olduğu 24/07/2013 tarihli reddiyat makbuzundan anlaşılmıştır. Birleşen İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/274 Esas sayılı dosyası açısından yapılan değerlendirme; Birleşen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/274 Esas sayılı davacı tarafça dava dilekçesinin talep ve sonuç kısmında İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün 2013/6405 Esas sayılı dosyasına ödenen 30.945,77 TL'den davalılar hissesine düşen 14.030,56 TL ile Vergi Dairesine ödenen 1.127,00 TL'nin ödeme tarihi olan 17/07/2013 tarihinden itibaren işletilecek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sırasında, esas dava dosyası üzerinden alınan 05/03/2018 tarihli bilirkişi raporunda, icra dosyasına ödenen 30.945,77 TL ve esas dava dosyasına konu vergi dairesine ödenen 2.255,83 TL'nin toplamı olan 33.201,60 TL'den ihbar tazminatı için ödenen 1.917,64 TL mahsup edilerek ihbar tazminatı dışında ödenen toplam tutar olan 31.283,96 TL esas alınmak suretiyle dava dışı işçinin toplam çalıştığı gün sayısı olan 4263 TL dikkate alınarak 1 günlük tutar 7,34 TL bulunmak suretiyle dava dışı işçinin davalı ...Ş 'deki 559 günlük çalışması dikkate alınarak toplam sorumlu olduğu tutar 4.102,21 TL 1/2 sorumluluk tutarı 2.051,11 TL, davalı ... Ltd Şti'deki 1399 günlük çalışması dikkate alınarak toplam sorumlu olduğu tutarı 10.266,54 TL 1/2 sorumluluk tutarı 5.133,27 TL olarak, davalı ... Şti'deki 2305 günlük çalışması dikkate alınarak toplam sorumlu olduğu tutar 16.915,21 TL 1/2 sorumluluk tutarı 8.457,60 TL olarak hesaplanmıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 24/11/2016 tarihli ve 6763 Sayılı Kanun'un 41. maddesi ile değiştirilen 341/2 fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı 3.000,00 Türk Lirasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın ek 1. maddesi uyarınca 01/01/2020 tarihinden itibaren ise bu sınır 5.390,00 Türk Lirasıdır. Birleşen dava dosyası açısından, davacı vekili tarafından her iki davalı yönünden reddedilen kısım yönünden ve davalı vekilleri tarafından da ayrı ayrı her iki davalı için kabul edilen kısımlar yönünden ayrı ayrı ilk derece mahkemesi tarafından verilen karar istinaf edilmiştir. Bu şekilde birleşen dava dosyası açısından ilk derece mahkemesince verilen istinaf incelemesine konu kararda 2.051,11 TL'nin davalı ...Ş.'nden, 5.133,27 TL'nin davalı ...Ş.'den tahsiline karar verilmiş olup kabul edilen bu tutarlar 5.390,00 TL'lik kesinlik sınırının altındadır. Yine yukarıdaki hesaplamaya göre ...nin toplam sorumlu olduğu tutar 4.102,21 TL olarak hesaplanmış olup kabul edilen 2.051,11 TL mahsup edildiğinde reddedilen kısım ve yine davalı ... Ltd Şti' nin toplam sorumlu olduğu tutar 10.266,54 TL olup kabul edilen 5.133,27 TL mahsup edildiğinde reddedilen kısımlar 5.390,00 TL'lik kesinlik sınırının altındadır. Bu şekilde kabul edilen ve yine reddedilen kısımlar kesinlik sınırı olan 5.390,00 TL'nin altında kaldığından birleşen dava dosyası yönünden verilen 10/03/2020 tarihli karar bu yönü ile kesin niteliktedir. (Yargıtay 19. HD. 2019/2829 E ve 2019/4446 Karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır.) Yukarıdaki açıklamalar karşısında Birleşen 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/274 E. Sayılı dosyası açısından; ilk derece mahkemesince davanın kabul ve reddine karar verilen kısım kesin nitelikte olup, kesin olan kararlara karşı HMK'nın 346. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nın 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai karardır. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden ret kararına karşı temyiz yolu da kapalıdır.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05/01/2018 tarih, 2017/5397 esas ve 2018/5 karar sayılı ilamı bu yöndedir.) Öte yandan; mahkemece verilen kararlara karşı tarafların hangi kanun yoluna ve hangi sürede başvuracağının tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirtilmesi, bu belirlemenin tarafların iradesini yanıltmayacak bir şekilde doğru olarak yapılması gerekeceği, başka bir deyişle, verilen karar, ara ve ek kararlarda, yargı mercii tarafından hem kanun yolunun hem de kanun yoluna ilişkin başvuru süresinin tarafları hataya düşürmeyecek şekilde doğru olarak gösterilmesi gerekecektir. Aksi takdirde, bu durumun tarafların haklarını arayabilmelerini zorlaştıracağı, dolayısıyla mahkemece verilen kararda kanun yolunun hatalı belirlenmesi durumunda, hatalı belirlemenin sonuçlarının taraflara yükletilmeyeceğinden gerek istinaf başvuru harcı ve gerekse istinaf karar harcının taraflardan tahsiline yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan gerekçelerden birleşen dava dosyası açısından HMK'nın 352. maddesindeki düzenleme gereğince mahkeme hükmünün kabul ve reddedilen kısımlar açısından kesin olması nedeniyle davacı vekili ile davalı vekilleri tarafından ayrı ayrı sunulan istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir. Esas Dava Dosyası Açısından yapılan değerlendirme; Esas dava dosyası açısından ise; davacı ile davalı ... Şti. arasında imzalanan dosya içerisinde bir sureti bulunan Hizmet Alımları TİP Sözleşmesinin "Yüklenicinin Sözleşme Konusu İş ile İlgili Çalıştıracağı Personele İlişkin Sorumlulukları" başlıklı 23.maddesine göre "yüklenicinin sözleşme konusu işle ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri genel şartlarının 6. bölümünde belirlenmiş olup, yüklenici bunlara aynen uymakla yükümlüdür." Yine Genel Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin "Yüklenicinin Çalıştığı Personel, Çalışanlarının Hakları ve Çalışma Şartları" başlıklı 6. bölümün "Çalışanların Özlük Hakları" başlıklı 38.maddesinin 7.bendine göre "yüklenicinin iş verdiği alt yüklenicilerin gündelikçi, haftalıkçı veya aylıkçı olarak iş yerinde çalıştırdığı işçi, personel ve teknik elemanların tamamı da yüklenicinin elemanları hükmünde olup, bunların ücretlerinin ödenmesinde de doğrudan doğruya yüklenici sorumludur. Yüklenici bunların ücretleri hakkında da aynen kendi elemanları gibi ve yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapmak zorundadır" şeklinde düzenleme mevcut olduğu görülmüştür. İlk derece mahkemesince, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, "taraflar arasındaki sözleşme ve teknik şartnamenin incelenmesinden, mahkemece hüküm altına alınacak veya işverenin işçiye sulhen ödeyeceği kıdem, ihbar ve diğer işçilik haklarının yüklenici tarafından ödeneceğine ilişkin hüküm bulunmadığından bu durumda ihbar tazminatının tamamından son işveren, ihbar tazminatı dışında kalan alacak haklarının 1/2'lik kısmından ise her işverenin işçiyi çalıştırdığı dönemlerle sınırlı olmak üzere sorumlu olduğu" belirlenmiş ve işbu rapor hükme esas alınmak suretiyle ihbar tazminatı dışında bilirkişi tarafından hesaplanan işçilik alacaklarının 1/2'si esas alınmak suretiyle karar verilmiştir. Oysa taraflar arasındaki sözleşmenin 23.maddesi ile atıf yapılan Genel Şartların 6.bölümünün 38.maddesinin 7.bendinde alt işveren olan davalının kendi bünyesinde çalıştırdığı işçilerin işçilik alacaklarından sorumlu olduğuna dair açık düzenleme bulunduğundan, esas dava dosyası açısından davalı ... Şti.'nin hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönem itibarıyla hesaplanan tutar olan toplam 16.915,21 TL ile son işveren olması nedeni ile ihbar tazminatı olan 1.917,64 TL'nin toplamı olan 18.832,85 TL'den sorumlu tutulması gerekmektedir. Bu kapsamda esas dava dosyasında davalı ... Şti. açısından HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına gerek duyulmadığı takdirde düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verileceği öngörülmüştür. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; asıl dava yönünden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile kararın kaldırılarak, davalı ...Ş. hakkında açılan davanın reddine, davalı ....Şti.hakkında açılan davanın kabulüne, birleşen dava yönünden ise; HMK'nın 352. maddesindeki düzenleme gereğince mahkeme hükmünün kabul ve reddedilen kısımlar açısından kesin olması nedeniyle davacı vekili ile davalılar vekilinin istinaf başvurularının usulden reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; I-ASIL DAVA YÖNÜNDEN; A-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 1-Davacı vekilinin yatırmış olduğu 54,40 TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine ödenmesine, 2-Davacı vekilinin yatırdığı 148,60 TL istinaf kanun yolu başvuru harcının davalı ... Şti.'den tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Davacı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına, II-İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/03/2020 tarih, 2019/845 Esas 2020/148 Karar sayılı kararının esas dava dosyası yönünden KALDIRILMASINA, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla; B- KALDIRILAN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE; 1-Esas Dava Dosyası Açısından; a) Davalı .... hakkında açılan davanın REDDİNE, b)-Davalı....Şti.hakkında açılan davanın KABULÜ ile, 18.832,85 TL'nin ödeme tarihi olan 17/07/2013 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Şti 'den alınarak davacıya verilmesine, 1-Alınması gereken 1.286,45 TL istinaf nispi karar harcının davalı ... Şti.den alınarak alınarak hazineye gelir kaydına, 2-Davacı tarafından yatırılan 528,48 TL peşin harç ve 35,90 TL başvuru harcının davalı ...Şti.nden alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalı ... Şti.nden alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 855,00 TL yargılama giderinin davalı ...Ltd.Şti.den alınarak davacıya verilmesine, 5-Yatırılan gider avansının varsa kullanılmayan kısmının, 6100 Sayılı Kanunun 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 6-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, IV-Birleşen Dava Yönünden; 1- Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesindeki düzenlemeler gereğince İlk Derece Mahkemesince verilen kararda kabul ve reddedilen kısımlar açısından kesin olması sebebiyle davacı vekili ile davalı vekillerinin istinaf başvurusunun USULDEN REDDİNE, 2-Davacının yatırmış olduğu 148,60 TL istinaf kanun yolu başvuru harcı ve 54,40 TL istinaf karar harcının istemi halinde davacıya iadesine, 3-Davalı ...Ş. vekilinin yatırmış olduğu 148,60 TL istinaf kanun yolu başvuru harcı ve 123,00 TL istinaf nisbi karar harcının istemi halinde davalıya iadesine, 4-Davalı ...Ş. vekilinin yatırmış olduğu 148,60 TL istinaf kanun yolu başvuru harcı ve 123,00 TL istinaf nisbi karar harcının istemi halinde davalıya iadesine, 5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına, 6-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, asıl dava yönünden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca, birleşen dava yönünden ise uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nun 352. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 06/02/2024