Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2018/165 E. 2020/22 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2018/165
- Karar No
- 2020/22
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2020/1907 Esas KARAR NO: 2023/1339 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 18/02/2020 NUMARASI: 2018/165 E. - 2020/22 K. DAVANIN KONUSU: Alacak (Fikir Ve Sanat Eseri İle İlgili Sözleşmeden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/11/2023 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... yetkilisi ..., ... İli, ... İlçesi, ... mahallesinde kain, tapunun ... pafta, ... ada, ... parselde bulunan gayrimenkulün malikleri ile yapılmış kentsel dönüşüm kapsamındaki sözleşmeye dayanılarak, bu maliklerin vekilleri sıfatı ile Beyoğlu ... Noterliğinde 10.08.2015 tarihinde ... yevmiye numarası ile davacı mimar ... ve ...’na düzenleme şeklinde vekaletname tanzim ettirerek verdiğini, ancak bu vekalet kapsamında sadece müvekkil ...'ün proje müellifi olarak iş gördüğünü, ... parselde bulunan arsaya 22 normal katta 4' er daire olmak üzere 88 dairelik bir mimari proje tanzim edildiğini, şirket adına Kadıköy Belediyesi’nden ruhsat alınması için gerekli çalışmaların yapıldığını, uzun süren etüt çalışmalarının arsa sahiplerince kabul edilmesi ile Belediye’den ruhsat alınması için de gerekli evrakların kısa sürede çıkarıldığını, Kadıköy Belediyesi’nce yapılan incelemede 20 katı aşan bir proje olduğu için dosyanın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne gönderildiğini, burada dosya incelenirken şirket sahibinin de gelmesinin istendiğini, ancak şirketin bu çağrıyı askıya aldığını, maksatlarının sonradan ortaya çıktığını, bir süre sonra da ...yetkilisi ... bu kez Beyoğlu ... Noterliği'nce düzenlenen 22.12.2015 tarihli ve ... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde azilnameyi "gördüğü lüzum üzerine" açıklaması ile müvekkiline göndererek proje müellifliğinden azlettiğini, daha sonra müvekkilinin Kadıköy Belediyesi’nde başka bir iş ile ilgili bulunurken ruhsat bürosunda kendi projesinin incelendiğini bizzat gördüğünü, o bölümdeki yetkililer tarafından da bunun müvekkilinin emeği olan proje olduğunun belirtildiğini, 12.02.2016 tarihinde müvekkilinin Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’ne başvurarak 17.12.2015 tarihinde müelliflik kaydı yaptırdığı arsaya ait mimari projenin başka bir mimar ( ... ) tarafından kendi imzası ile kullanılarak Kadıköy Belediyesi’ne verildiğini, odadan vize ve ruhsat alınmaya çalışıldığını, bu durumun incelenmesini istediğini, inceleme sonucu müvekkilinin şikayetinde haklı görüldüğünü ve Mimarlar Odası'nın Kadıköy Belediyesi’ne yazı göndererek ruhsat işlemini durdurttuklarını, ... adlı mimarın Mimarlar Odasına vize için başvururken arsanın eski ada numarasını kullanmak sureti ile farklı görünüm yaratmaya çalışmış olduğunun da tespit edildiğini, açıkça proje hırsızlığını yapan mimar ... hakkında TMMOB Yüksek Onur Kurulu’nun 06.04.2017 tarih ... sayılı kesinleşmiş kararı ile 15 gün süre ile Meslek Uygulamasının Yasaklanmasına Karar Verildiğini, bu hususun 21.07.2017 tarihinde T.C Resmi Gazetede yayınlandığını, davalı ....'nin bu gelişmelerden çekinmiş olacak ki, bu kez ... adındaki mimarla anlaştığını, işlerini ona gördürdüğünü, ancak bu mimar tarafından yapılmış gibi görünen projenin, müvekkilinin projesi ile bir çok hususlarda hemen hemen aynısı olduğunu, eski projede 22 kat iken ( zaten 20 ye indirilecek idi ) zemine daireler sıkıştırılarak 21 kata indiğini, tüm kat projelerinin aynı kaldığını ve Anakentin bu projeyi onayladığını, resmen verilmiş göreve istinaden müvekkilin emek bilgi ve tecrübesinin ürünü olan mimari projenin haksız ve hukuka aykırı olarak başkaları tarafından kullanılması ve kullandırılması, proje müellifliğinden sebep gösterilmeden azli, söz konusu arsanın inşaata hazır hale getirilmesi ile ilgili tüm öncelikli işlerin yapılması ve bu nedenler ile de harcanan mesailerin hiçe sayılmasının bir hakkın suiistimali olarak belirlenmekte olduğunu belirterek, maddi ve manevi tazminat ve fazlaya ilişkin talep haklarını saklı tutarak; öncelikle davalının inşa etmekte olduğu Kadıköy İlçesi Kozyatağı Mahallesinde kain, tapunun ... pafta ... ada ... parselde bulunan gayrimenkulde tesis edilen kat irtifakına göre adına kayıtlı bağımsız bölümler üzerine başkalarına devir ve temlik edilmemesi yönünde ihtiyati tedbir konulmasına, müvekkilin hak ettiği 386.248.-TL proje bedelinden şimdilik 80.000,00-TL sinin ihtarname tebliğ tarihinden itibaren hesaplanacak ticari faiz ile tahsiline mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin de davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İstanbul Anadolu 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/468 esas, 2018/62 karar sayılı kararı ile davanın, davacıya ait mimari projenin bir çok hususta benzerinin davalı şirket tarafından kullanıldığı iddiasıyla açıldığı ve uyuşmazlığın FSEK'ten kaynaklandığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği, kararın ''tarafların istinaf etmemesi'' üzerine kesinleştiği görülmüştür. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın görevsiz mahkemede açılmış olduğunu, görev yönünden itiraz ettiklerini, işbu davanın Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin görev alanına girmekte olup, bu mahkemede görülmesi gerektiğini, davanın görevsizlik nedeniyle reddi gerektiğini, huzurdaki davada, dava her ne kadar müvekkil şirkete karşı açılmış olsa da, dava şartlarından olan husumet yoksunluğundan davanın reddi gerekmektiğini, zira dava konusu mimari projenin, başka bir mimar tarafından kopyalanması ve kullanılması nedeniyle, talepte bulunulduğunu, davanın müvekkili şirket aleyhine değil, söz konusu projeyi kopyaladığı iddia edilen mimara karşı ileri sürülmesi gerektiğini, müvekkili şirketin, davacıyı ruhsatı almayı sürüncemede bıraktığı, üstüne düşen edimleri yerinde ve zamanında ifa etmediği için azletmiş olduğunu, akabinde başka bir mimarla anlaştığını, davacı projeyi yürütüp inşaat ruhsatını alamadığı için asıl zarara uğrayanın müvekkili şirket olduğunu, mimari projenin teknik bir konu olup, müvekkili şirketin, projenin başka bir projeyle benzerliğini denetlemekle yükümlü olmadığını, kaldı ki; TMMOB tarafından onaylanıp, tescillenmiş projenin şirket tarafından ayrıca denetlenip değerlendirilmesini beklemenin de hakkaniyete uygun olmadığını, davacı tarafın davasını kısmi dava olarak açmış ise de bunun mümkün olmadığını, kısmi dava açılabilmesi için; talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olması ve talep konusunun miktarının taraflar arasında tartışmalı bulunması veya açıkça belirli olmaması gerektiğini, kesinlikle davanın kabulü ve talep edilen bedeli kabul anlamına gelmemekle birlikte;21.08.2017 tarihli ihtarnamede uyuşmazlık konusunun davacı tarafça açıkça belirlendiğini, bu nedenle, kısmi dava açmakta hukuksal yararı bulunmadığını, işbu davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olup, davanın esastan da reddi gerektiğini, davacı tarafın proje kapsamında kendisine düşen edimleri yerine getirmediğini, yaptığı projede ilgili belediyeden onay dahi alamadığını, projenin sürüncemede bırakılması ve işlerin düzenli yapılmaması üzerine, davacı mimarın, müvekkili tarafından azledildiğini, davacının, azil edilmesi nedeniyle kötü niyetli olarak, müvekkil şirketten haksız kazanç sağlamaya çalıştığını, açıklanan nedenlerle, davacı edimini yerine getirmediğinden dolayı kendisine ödenen 35.000,00 TL avans bedellerinin tamamının iadesi haklarını saklı tuttuklarını belirterek, haksız davanın dava şartları eksikliği nedeniyle, görevsizlik ve husumet yokluğu bakımından incelenerek, usul yönünden reddine, mahkeme aksi kanaatteyse; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esas'tan reddine yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; ''... davacının davalı şirket için hazırladığı, ancak aralarındaki sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle kullanılmayan mimari proje ile davalı şirketin daha sonra Mimar ...'na çizdirdiği proje ve tadilat projesinin benzer olmadıkları, davacının FSEK'nun 2. maddesi uyarınca mimari proje kapsamında korunması gereken projesiyle ilgili maddi ve manevi haklarına tecavüz edilmediği, davacı vekilinin de bilirkişi raporu alındıktan sonra, her iki proje arasında benzerlik olduğuna dair iddialarının bulunmadığını beyan ettiği, her ne kadar davacı vekili, davalının davacı müvekkili ile yaptığı sözleşmeyi haksız olarak feshetmesi nedeniyle çizdiği projenin ve yaptığı diğer işlerin karşılığını alamadığı için bu davayı açtıklarını, davanın konusunun proje bedeli ve yapılan işlerin karşılığı olan alacakları olduğunu beyan etmişse de, dava dilekçesinin içeriğinde davalının Mimar ...'nun projesinin davacının projesinin benzeri olduğuna dair iddialarının mevcut olduğu, 12/02/2019 tarihli ön inceleme duruşmasında uyuşmazlık konusunun bu şekilde tespit edildiği, davacı vekilinin bu tespite itirazda bulunmadığı, İstanbul Anadolu 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce aynı gerekçeyle verilen görevsizlik kararına karşı kanun yoluna başvurmadıkları, bilirkişilere her iki tarafın projesinin karşılaştırılması ve benzerlik bulunup bulunmadığına dair rapor hazırlamaları konusunda görev verilmesine ilişkin ara kararına da itiraz etmedikleri, bu nedenle yargılamanın son aşamasında dile getirilen bu beyanlarının dava dilekçesi ve dosya kapsamına uygun olmadığı...'' şeklinde gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davanın haksız vekaletten azil dolayısıyla azile kadar yapılan işlerden doğan alacağın tahsiline ilişkin bir alacak davası olduğunu, bu nedenle Mahkemenin görevsiz olmasına rağmen davaya bakmasının usûle aykırı olduğunu,Müvekkilinin haksız yere proje müellifliğinden azledildiğini, oysa 4 ayı geçen bir sürede yeniden yapılacak inşaat yapılacak taşınmazla ilgili kullanılan işleri yaptığını, Kadıköy Mali İşler Müdürlüğünde 73 arsa malikinin emlak ilişkilerinin kesilmesi işini yaptığını, imar durumu ve aplikasyon belgesini aldığını, yıkım ruhsatını aldığını, İSKİ kanal projelerini onaylattığını, trafo belgelerini aldığını, ancak masrafların dışında kendisine hiç bir bedel ödenmediğini, Müvekkilinin azli söz konusu olmasaydı 20 katlı binanın proje çizimi ve detay projelerinin yapılması ile uygulamaya konulmasında müvekkilinin 386.248 TL ücret haketmiş olacağını, müvekkilinin azlinin sömürü ve hak ihlali anlamına geldiğini beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Taraflar arasında, mimari projenin hazırlanması konusunda anlaşma yapıldığı ve proje hazırlandıktan sonra ruhsat başvuru aşamasında, davacının azledildiği hususlarında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.Davanın ilk olarak Asliye Hukuk Mahkemesinde açıldığı, İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 08/02/2018 tarihli 2017/468 Esas-2018/62 Karar sayılı kararıyla; davacının kendi projesinin birçok hususta benzerinin davalı şirket tarafından kullanıldığı gerekçesiyle, proje bedelinin istenildiğinden bahisle FSEK 76. Maddesine dayanarak mahkemenin görevsizliğine karar verdiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, yargılamanın İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülerek davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Davacı vekilinin dava dilekçesinde neticei talebinde; "müvekkilinin hak ettiği 386.248TL proje bedelinden şimdilik 80.000 TL'nın ihtarname tebliğinden itibaren hesaplanacak ticari faizi ile tahsilinin" edildiği, sözlü yargılama duruşmasında da, yıkım ve hafriyat işlemleri için bu aşamaya kadar tüm işlemleri yaptığını, müvekkilinin hazırladığı proje bedeli ve çalışmalarına karşılık hak ettiği bedelin ödenmediğini ileri sürdüğü, davalının da cevabında 30.000 TL avans bedeli ödendiğini iade etmesi gerektiğini savunduğu, davada davacı tarafça 5846 Sayılı FSEK'ten kaynaklanan hakların ileri sürülmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle somut olayda mimari projenin eser niteliğinin ve eserden kaynaklanan haklara tecavüzün söz konusu olup olmadığı hususunun tartışılmasının hatalı olduğu, mimari proje bedelinin ödenmesine ilişkin talebi içeren eldeki davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu, ancak buna rağmen, mimari projenin FSEK'nun 2.maddesi kapsamında eser olup olmadığı, eserden kaynaklanan haklara bir tecavüz söz konusu olup olmadığı hususları tartışılarak görevsiz Mahkemece bir karar verildiği anlaşılmıştır.İlk derece Mahkemesinin görevsizliği sebebi ile 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/1-2. maddeleri gereğince davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği tespit edilmiş, re'sen gözetilen sebeplerle 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-3. maddesi gereğince kararın kaldırılarak, görevsizlik kararı verilmesi için dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2- İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 18/02/2020 tarih, 2018/165 E. 2020/22 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,7- İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... esas icra takip dosyasına yatırmış olduğu 13.791,21 TL teminatın 2004 Sayılı İİK'nun 36/5. maddesi gereğince yatıran davacı tarafa talebi halinde İADESİNE,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-3. ve 362/1/g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 08/11/2023