Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2018/1352 E. 2021/1126 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2018/1352
Karar No
2021/1126
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1053 Esas KARAR NO: 2025/159 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI: 2018/1352 Esas- 2021/1126 Karar TARİH: 13/10/2021 DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli) KARAR TARİHİ: 06/02/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Ticaret Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı'nca 17/05/2018 tarihli ... sayılı inceleme raporunun düzenlendiğini, mezkur şirketlerin, 6102 sayılı Kanun'un 210'uncu maddesine aykırı iş ve faaliyetlerinin bulunduğu hususunun tespit edildiğini, söz konusu inceleme raporu ile bakanlıkça fesih davası açılmasının uygun olacağının bildirildiğini, ... bünyesinde www...com.tr, www...com.tr, www...com web adresli internet siteleri aracılığıyla e-ticaret sektöründe tüketicilerle mesafeli sözleşme akdederek faaliyet gösteren “... Tic. A.Ş.”, “... Tic. Ltd. Şti.”, “... San. ve Tic. AŞ.” ve “... Dış Tic. AŞ.” unvanlı şirketlere ilişkin olarak BİMER, CİMER ve yazılı başvuru gibi muhtelif iletişim kanallarından son dönemlerde çok sayıda tüketici şikayet başvurusunun yapıldığı, söz konusu başvuruların, tüketicilere cayma hakkının kullandırılmaması, cayma hakkı kullandırılan durumlarda bedel iadesinin hiç ya da mevzuatta düzenlendiği şekil ve sürede yapılmaması, sözleşme ve ön bilgilendirmeye ilişkin olarak mevzuatta yer alan bilgilendirme yükümlülüklerinin eksik olarak yerine getirilmesi, internet sitelerinde satış ve pazarlama yapılan ürünlere ilişkin olarak söz konusu ürünlerin stokta mevcut olduğu bilgisi verilmesine karşın sözleşme akdedip ürün bedelini ödeyen tüketicilere sözleşme konusu ürün gönderiminin hiç ya da mevzuatta düzenlenen sürede gönderilmemesi gibi hususlarda yoğunlaştığı, bu durumların tüketici mağduriyetlerine yol açtığını, ilgili şirketlerle yapılan görüşmelerde ve yapılan yazışmalarda ...com.tr alan adı üzerinden 24/03/2017 tarihine kadar ... San. Tic, A.Ş. unvanlı şirketin faaliyette bulunduğu, bu tarihten sonra ise ... A.Ş. unvanlı şirketin faaliyette bulunduğu, hizlial.com isimli alan adı üzerinden ise 06/04/2017 tarihine kadar ... San. ve Dış Tic. A.Ş. unvanlı şirketin faaliyette bulunduğu, bu tarihten sonra ise ... Hizmetleri A.Ş. unvanlı şirketin faaliyette bulunduğu hususlarının bildirildiği, yapılan inceleme neticesinde, ...l.com adlı internet sitelerinin sınai haklarının sahibi olan ... ve ...com.tr adlı internet sitesinin sahibi olan ... Marketleri'nin, bu sitelerini kullanım hakkını, ... A.Ş., ... AŞ. ve ...'a devretmesi ile ilgili olarak bu şirketlerin içinde bulunduğu iflas erteleme sürecinden dolayı faaliyetlerini başka şirketler üzerinden sürdürmek istediklerinin değerlendirildiğini beyanla davalı şirketlerin TTK'nın 210/3. maddesine istinaden feshine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar ... San. ve Tic. A.Ş. ve ... San. ve Dış Tic, A.Ş. vekili 23/01/2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; ... bünyesinde bulunan ... Dış Tic. A.Ş. ve ... Tic. Ltd. Şti.'nin internet sitelerinin bulunmadığını ve e-ticaret yapmadıklarını, www...com.tr isimli web sitesinin ... bünyesinde yer almayan ve davalılarla ilgisiz bir web sitesi olduğunı, işbu hususların, inceleme raporunun yeterli araştırma yapılmaksızın hazırlandığını gösterdiğini, ... ve ... şirketlerinin, 2015 yılının sonuna doğru teknoloji mağazaları alanına yöneldiğini, bunun üzerine de ... San. ve Tic. A.Ş.'nin www...com.tr sitesini, ... San. ve Dış Tic. A.Ş.nin ise www...com sitesini 01.11.2015 tarihinde ... San. ve Dış Tic. A.Ş.'ye kiraladıklarını, davalı şirketler hakkında İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1 Esas sayılı dosyasıyla açılan iflas erteleme davasında, 04.01.2016/ 05.01.2016 ve 08.01.2016 tarihli ara kararlar ile tedbirler verildiğini, davalı şirketlerin bu siteleri kendilerinin de işletebilecekleri ve ticari faaliyette bulunabileceklerini, verilen tedbir kararlarının e-ticaret yapmaya engel teşkil etmediğini, davalı şirketlerin, 01.11.2015'de ilgili siteleri kiraladıklarını, bu tarihten sonra tüketici şikâyetlerinin muhataplarının, farklı firmalar olduğunu, davalı şirketlerin zaten grup firması olduklarını, işbu sebeple de ... San. ve Tic, A.Ş. ile ... Dış Tic. A.Ş.'nin merkez adreslerinin aynı olduğunu ancak diğer davalı firmaların adreslerinin hiçbir zaman davalıların firma adresiyle aynı olmadığını beyanla davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... A.Ş., ... A.Ş. Ve ... Sistemleri AŞ. vekili 24/01/2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; ... A.Ş.'nin, www...com.tr alan adlı web sitesini ... San. ve Dış Tic. A.Ş. unvanlı firmadan 15.08.2016 tarihinde kiraladığını, ardından alt kiralamaya her hangi bir engel teşkil etmeyen sözleşmeye istinaden 24.03.2017 tarihinde işbu web sitesini ... AŞ.'ye kiraladığını, ... Hizmetleri A.Ş.'nin, www....com alan adlı web sitesini ... San. ve Dış Tic. A.Ş. unvanlı firmadan 30.04.2017 tarihinde kiraladığını, davalı firmaların Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'ndan ve diğer kurumlardan gelen tüketici şikâyetlerine süresinde cevap verdiğini ve talepler doğrultusunda işlemleri gerçekleştirdiğini, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne yazılan yazıya cevaben gönderilen kayıtlarda da görüleceği üzere; davalı şirketler yetkilileri ile diğer davalı şirket yetkililerinin tamamen farklı olduğunu, ... A.Ş., ... AŞ. ve ... Hizmetleri AŞ.'nin faaliyet alanlarının da farklı olduğunu beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 13/10/2021 tarih 2018/1352 Esas- 2021/1126 Karar sayılı kararında; "Dava, TTK.nun 210 maddesine göre ticaret bakanlığı tarafından talep edilen fesih davasıdır. 6102 sayılı TTKnun “Gümrük ve Ticaret Bakanlığının düzenleme ve denetleme yetkisi “ başlıklı 210. Maddesinde (1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bu Kanunun ticaret şirketlerine ilişkin hükümlerinin uygulamasıyla ilgili tebliğler yayımlamaya yetkilidir. Ticaret sicili müdürlükleri ve şirketler bu tebliğlere uyarlar. Ticaret şirketlerinin, bu Kanun kapsamındaki işlemleri, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı denetim elemanları tarafından denetlenir. Bu denetimin ilkeleri ve usulü ile denetime tabi işlemler Bakanlıkça hazırlanan yönetmelikle düzenlenir. (2) Diğer bakanlık, kurum, kurul ve kuruluşlar, ancak kendilerine kanunla tanınan yetkinin sınırları içinde kalmak şartıyla ve öngörülen amaç, konu ve şekle tabi olarak şirketlere ilişkin düzenlemeler yapabilir. (3) Kamu düzenine veya işletme konusuna aykırı işlemlerde veya bu yönde hazırlıklarda ya da muvazaalı iş ve faaliyetlerde bulunduğu belirlenen ticaret şirketleri hakkında, özel kanunlardaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca, bu tür işlem, hazırlık veya faaliyetlerin öğrenilmesinden itibaren bir yıl içinde fesih davası açılabilir”. Hükmü mevcuttur. Davanın süresi içinde açıldığı, görev, husumet, yetki sorunu olmadığı anlaşılarak esasa geçilmiş, bildirilen deliller toplanmıştır. Davacı bakanlık, davalı beş şirketin organik bağ içinde oludğu, ... bünyesinde www...com.tr, www...com.tr, www...com adresli internet siteleri aracılğıyla tüketicilerle mesafeli sözleşme akderek faaliyet gösterdikleri, Bimer, Cimer ve yazılı başvuru gibi muhtelif yollarla çok sayıda tüketiciden şikayet geldiği, başvuruların yanıtsız kaldığı, cayma hakkının kullandırılmadığı, bedel iadesinin hiç ya da mevzuatta belirtilen şekilde yapılmadığı, ... AŞ ile ...AŞ şirketlerinin iflas erteleme sürecinde olmalarından dolayı faaliyetlerini başka şirketler üzerinden sürdürdüğü iddiası ile TTK.nun 210/3 maddesine göre fesih ve tasfiyelerine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirketlerden ... Teknoloji ile ...AŞ nin İst. Anadolu 4 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1 E sayılı dosyada iflas erteleme davalarının görüldüğü, yapılan yargılama sonunda, 2019/473 K , 29/03/2019 tarihli kararla bu iki şirketin iflas erteleme taleplerinin reddine ve iflaslarına karar verildiği görülmüştür. Bu iflas kararının istinaf incelemesinden geçtiği temyiz edilerek dosyanın Yargıtay’a gönderildiği, temyiz aşamasında olduğundan henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır. Davalı beş şirkete yönelik davacı bakanlık iddialarının araştırılması için bir bilirkişi heyeti oluşturularak inceleme yaptırılmasına karar verilmiştir. 10/01/2020 tarihli kök ve 25/06/2020 tarihli ek raporda davalı şirketler arasında organik bağ olduğu, merkezlerinin, yetkililerinin aynı olduğu, şirketler arasında bağlantı olduğu, internet siteleri için alt kiralama sözleşmelerinin yapıldığı ancak muvazaalı işlemler yapıldığına dair davalıların ticari defterlerini ibraz etmemesi sebebiyle inceleme yapılamadığı belirtilmiştir. Yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulmasına karar verilmiş, bilişim uzmanı internet sitelerinin geçmiş kayıtlarına, sunucu, yer sağlayıcı, admin kayıtlarına bakmış, bilirkişi heyeti 27/05/2021 tarihli raporunda, özetle “...com.tr adresinin domain hakkının 2016 yılında ... AŞ ‘de iken 2017 yılında ... AŞ’de olduğunu, domain bilgisinde adres ve telefonların aynı olduğunu, sadece unvan değişikliği yapıldığını; ...com.tr adresi için ... AŞ adına kayıtlı aktif bir web sayfasının olmadığın, domainde ilk kayıt bilgilerinin 12/06/2007 tarihinde ...AŞ adına kaydedildiğini, mesafeli satış sözleşmesinde 2015,2016 yıllarında ...AŞ adı varken, 2017 yılında ...AŞ adının mevcut olduğunu, adres ve telefon bilgilerinin aynı kaldığını; ...AŞ adına bağımsız bir web sayfasının olmadığını, ... tarafından 20/09/2016 tarihinde ...org alan adının alındığını, 13/02/2017 tarihinde ...com.tr adresi ile kayıt alındığı, serverlerin aynı olduğunu, bildirilen adreslerin aynı olduğunu ...AŞ için de aynı durumun söz konusu olduğunu, dava dışı ... AŞ nin www...com.tr online pazar yerini alt kiralama sözleşmesi ile 15/08/2016 tarihinde ...AŞ ve 24/03/2017 tarihinde ...AŞ’ ye kiraladığı; ayrıca ... AŞ’nin ...com online pazar yerini 30/04/2017 tarihinde alt kiralama sözleşmesi ile ...AŞ’ye kiraladığını, dava dışı ... AŞ’nin kendisine ait ...com,tr’ nin yönetim, ödeme ve teknik bilgilerinin ... AŞ adına kayıtla yaptırdığını; ..com’ nin ve ...com.tr’nin ... AŞ (bu şirketin de yönetim , ödeme, teknik bilgilerinin ...) adına kaydının yapıldığını, dva dışı ... AŞ’nn de kendisini ... bünyesinde tanıtan bir şirket olduğunu, davalı şirketler arasında teknik bağlantının” olduğu belirtmiştir. Davalı beş şirketten ikisi hakkında iflas kararı verilmiş olması sebebiyle bu şirketler yönünden davanın tefrikine, tefrik edilen dosyada iflas kararının kesinleşip kesinleşmeyeceğine göre değerlendirmek yapılmak üzere beklenmesine karar verilmiştir. Kalan diğer üç şirket yönünden yargılamaya devam edilmesine karar verilmiştir. 27/05/2021 tarihli bilirkişi raporundan anlaşıldığı üzere davalı beş şirket arasında yönetimi, merkezi, internet yer sağlayıcıları, domainleri yönünden sıkı organik bağ olduğu, internet siteleri üzerinden yapılan satış ve işlemlerin tek elden yürütüldüğü anlaşılmıştır. Davalılar vekili, rapora itirazlarında şirketlerin içinin boşaltılması gibi muvazaalı bir işlem olmadığını, grup firmalarının yöneticisinin aynı olmasının olağan olduğunu, mali kayıtları ... tarafından hazırlanarak sunulduğunu belirtmişse de, bu itirazların davayı uzatmaya yönelik olduğu, inandırıcı olmadığı kanaatine varılmıştır. İlk bilirkişi heyeti organik bağı tespit etmiş, ancak mahkememizce internet sitesi üzerinden yapılan satışlarda bir bağ olup olmadığı önem arz ettiğinden yeni bir heyet oluşturulmuş ve rapor aldırılmıştır. Davalının tekrar yeni bir heyetten rapor alınması talebi davayı uzatmaya yönelik görülmüştür. Davanın açılışından bu yana davalılarca her iki bilirkişi heyetine de ticari defterlerin ibraz edilmemiş olması ile davacı bakanlığın alışverişi yapan şirketin başka, faturayı kesen şirketin başka olması iddiasının çürütülmesini sağlayacak inceleme de yapılmamıştır. Bu nedenle davalı itirazları soyut kalmıştır. Bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, davalı şirketlerin birbirlerine ait siteleri kullanarak tüketicileri yanıltacak şekilde ticaret yaptıkları, iflas erteleme sürecindeki şirketlerin gelirlerini gizlemeleri, yapılan ticari faaliyetin denetim ve kontrolden geçmesini önledikleri, bu şekilde mesafeli satışlarda muvazaalı iş ve işlemler yaptıkları, şirketler arası organik bağı tüketicilerin muhatap bulamamasına yarar şekilde kullanıldığı anlaşılarak, TTK nun 210. maddesine göre fesih ve tasfiye koşullarının oluştuğu anlaşılmış, davanın kabulüne karar verilmiştir. Fesih ile birlikte şirketler tasfiye sürecine gireceğinden bir mali müşavir bilirkişi resen tasfiye memuru olarak atanmıştır..."gerekçesi ile, ''1-Davalılar İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı ... Hizmetleri A.Ş, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasına kayıtlı ... Bilgi Sistemleri A.Ş, ve İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı ... A.Ş'nin TTK.nun 210 maddesi uyarınca FESİH ve TASFİYESİNE; 2-Mali müşavir ...'nun tasfiye memur olarak atanmasına,'' karar verilmiş ve karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalılar ... Dış Tic. A.Ş., ... A.Ş., Tasfiye Halinde ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; mali değerlendirme yapılmadan ve sunmuş oldukları belgeler nazara alınmadan hüküm tesis edildiğini, Yerel mahkemenin 13.10.2021 tarihli gerekçeli kararında; "...Mali kayıtları ... tarafından hazırlanarak sunulduğu belirtilmişse de, bu itirazların davayı uzatmaya yönelik olduğu, inandırıcı olmadığı kanaatine varılmıştır. " denilmekte ve kararın devamında da "...Davanın açılışından bu yana davalılarca her iki bilirkişi heyetine de ticari defterlerin ibraz edilmemiş olması ile davacı bakanlığın alışverişi yapan şirketin başka, faturayı kesen şirketin başka olması iddiasının çürütülmesini sağlayacak inceleme de yapılmamıştır. " denilmek suretiyle eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğinin açıkça belirtildiğini; Oysaki hükme esas alınan bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde de belirtildiği üere bilirkişi tarafından maile cevap verilmesi beklenilmeksizin doğru olup olmadığı tespit edilemeyen iletişim beyanlarına raporda yer verilerek Yerel mahkemenin yanlış yönlendirildiğinin görülebileceğini, bilirkişi tarafından 27.04.2021 tarihli mail içeriğinde istenilen belgelerin hazır edilmesi için kendilerine süre verilmemiş olmakla birlikte şirket muhasebecisi ... tarafından hastalığının bildirildiğini ve buna rağmen istenilen belgelerin 30 günlük makul süre içerisinde hazır edilerek bilirkişiye gönderildiğini ancak 27.04.2021 tarihli mail ile istenilen belgeler 27.05.2021 tarihli mail ile bilirkişiye gönderilmişse de işbu belgeler nazara alınmadan 27.05.2021 tarihinde bilirkişi tarafından eksik inceleme ile rapor düzenlendiğini ve Yerel mahkeme tarafından işbu rapor nazara alınarak hüküm tesis edildiğini; Savunma hakkının, Anayasanın hak arama hürriyeti başlıklı 36. maddesinde "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." düzenlemesi ile açıkça hüküm altına alındığını, iddia ve savunma hakkının, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesiyle usul hukukuna yansıtıldığını, anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın "açıklama ve ispat hakkı"nı da içerdiğinin vurgulandığını, davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanmasının, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracağını, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerdiğini; İspat hakkının kısıtlanmasına ve dolayısıyla savunma hakkının engellenmesine sebebiyet vererek tesis edilen İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/10/2021 tarihli kararının bozulması gerektiğini; Hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı inceleme ile düzenlendiğini, 27.05.2021 tarihli bilirkişi raporunda; ...com.tr alan adı sahibi olan ... A.Ş.'nin sunucu hizmeti olarak ... A.Ş. bünyesinde bulunan ... A.Ş.'den almasından yola çıkılarak ... A.Ş. ile ... A.Ş. arasında, ... alan adı server hizmetini ... A.Ş.'nin bünyesinde bulunan ...'ten aldığından ve alt sözleşmenin yapıldığı firma olan ... A.Ş.'nin ... A.Ş. bünyesinde bulunmasından yola çıkılarak ... A.Ş. ile ... A.Ş. arasında, ...com web sayfası server hizmetini ... A.Ş.'nin bünyesinde bulunan ... A.Ş.'den aldığından, alt sözleşmenin yapıldığı firma olan ... A.Ş.'nin ... A.Ş. bünyesinde bulunmasından, ... ve ... A.Ş. ortaklarının aynı olmasından yola çıkılarak ... A.Ş. ile ... A.Ş. arasında teknik organik bağın olduğunun iddia edildiğini ancak bilirkişilerin internet sitesi alan adı kiralama işlemini tam olarak anlamadığını, kiralama işlemini satın alma işlemi olarak yanlış değerlendirme ile davalı şirketler arasında teknik organik bağ olduğunu tespit ettiklerini; Alan adı anlamına gelen domainin, web sitesinin internetteki adresini tanımlayan isim olduğunu, kişisel, kurumsal ya da e-ticaret sitesi kurmak için öncelikle bir domain satın alınması gerektiğini, alt domain anlamına gelen subdomainin ise; satın alınan ana domaine bağlı olarak sunulan farklı hizmetleri konumlandıran alan adı türü olduğunu, serverın; web sitelerine ait içeriklerin depolandığı, bir bilgisayardan daha fazla veri işleyebilen, gelişmiş bir makine olarak tanımlanabileceğini, yedekleme yapabilme ve kesintisiz çalışabilme koşullarına sahip olduğunu, bir kullanıcının, ziyaret etmek istediği web sitesinin adresini tarayıcıya girdiğinde, o siteye ait içerik server sayesinde kullanıcıya ulaştırıldığını, sunucu da denen serverın, internetin kalbi olduğunu web sitesi sahiplerinin, sitelerinin internette yayınlanması için sunucular üzerinde bir alan kiralamaları gerektiğini; Dava konusu olayda; sınai hak sahibi ... ve ... A.Ş. tarafından satın alınan www...com.tr ve www..com.tr alan adlarının yasal ad sahibi ... A.Ş. tarafından alan adı alt kiralama sözleşmesiyle ... A.Ş. ve ... A.Ş.'ye kiralandığını, Yerel mahkeme dosyasına sunulan kiralama sözleşmelerinden de görüleceği üzere işbu kiralama sözleşmeleri ile web sitelerinin barındırdığı görsel veya işitsel her türlü içeriğin ... A.Ş. ve ... A.Ş'ye devredildiğini, ancak ilgili sitelerin sınai hak sahibinin ... ve ... Mağazaları olmaya devam ettiğini, server (sunucu) hizmetini yine ... A.Ş.'nin sağladığını, dolayısıyla da alt kiralama sözleşmesi ile ana domaine bağlı olarak farklı hizmet sunulduğunu ve bunun sunucu (server) hizmetini de ... A.Ş.'nin sunduğunu; Hükme esas 27.05.2021 tarihli bilirkişi raporunda "... A.Ş. Davaya konu olan şirketlerin bütün server hizmetlerini kendi alan adı altında barındırdığı görülmektedir." denilmek suretiyle ... A.Ş. ve ... A.Ş. 'nin server hizmetini ... A.Ş.'den aldığını ve dolayısıyla müflis firmalarla müvekkili firmalar arasında teknik organik bağ olduğu tespitinin hukuki dayanağının bulunmadığını, işbu rapor nazara alınarak tesis edilen kararın bozulması gerektiğini, Yerel mahkemenin mali kayıtları incelemeden şirketler arasında organik bağ olduğuna kanaat getirdiğini; Yargıtay'ın organik bağın tespiti noktasında bir takım kıstasları incelediğini, bu kıstasların ve somut olayla olan ilişkilerinin; organik bağ iddiasında bulunulan şirketler arasında devir ilişkisi olması; somut olay bakımından organik bağ iddiası yöneltilen şirketler arasında herhangi bir devir ilişkisinin bulunmadığını, Yerel mahkeme kararında herhangi bir devir ilişkisinden söz edilmediğini, organik bağ iddiasında bulununan şirketlerin aynı merkezden idare edilmesi; somut olay bakımından, davalıların adresleri birbirlerinden farklı olup, şirketlerin aynı merkezden idare edilmediğini, organik bağ iddiasında bulununan şirketlerin içinin boşaltılması; somut olay bakımından bu durumun da söz konusu olmadığını, Yerel mahkeme dosyasında bu tespitin yapılmadığını, organik bağ iddiasında bulununan şirketlerin çalışanlarının önemli ölçüde aynı olması; somut olay bakımından böyle bir tespitte yapılamamış olup söz konusu şirketlerin çalışanlarının birbirlerinden farklı olduğunu, organik bağ iddiasında bulununan şirketlerin yöneticilerinin aynı olması; ... Sanayi ve Tic. A.Ş. ile ... Dış Tic. A.Ş. grup firması olup diğer davalı müvekkili şirket ... A.Ş., ... A.Ş., ... A.Ş.'nin yetkililerinin de ... ve ... şirketlerinin yetkililerinden farklı olduklarını, organik bağ iddiasında bulununan şirketler arasında iktisadi bütünlük olması gerektiği; söz konusu şirketlerin iktisadi bütünlüğünün söz konusu olmadığını, sonuç olarak Yargıtay'ın organik bağın tespiti noktasında belirlemiş olduğu kıstaslar ve bu kıstasların somut olaydaki tezahürüne bakıldığında müvekkili şirketlerin mali kayıtları incelenmeksizin bu tespitlerin yapılabilmesinin güç olduğunu ve gerekçeli karardaki tespitlerin içinin doldurulmamış olması sebebiyle kararın haksız ve kabul edilemez olduğunu; Müvekkillerinden ... Sistemleri'nin A.Ş.'nin 26.10.2020 tarihinde tasfiyeye girdiğini, tasfiyeye girişin TTSG de 26.10.2020 tarihinde ilan edildiğini, tasfiye memuru olarak şirket yetkilisi ...'in atandığını, müvekkili ... açısından da dosyanın tefrik edilmesi ve tasfiye sürecinin beklenmesi gerektiğini beyanla İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13.10.2021 tarihli 2018/1352E.- 2021/1126K. sayılı kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, TTK'nın 210. maddesi uyarınca muvazaalı iş ve faaliyetlerde bulunduğu iddiası ile davalı şirketlerin feshi talebine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. TTK'nın 210. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bu Kanunun ticaret şirketlerine ilişkin hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili tebliğler yayınlamaya yetkilidir. Ticaret sicili müdürlükleri ve şirketler bu tebliğlere uyarlar. Ticaret şirketlerinin, bu Kanun kapsamındaki işlemleri, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı denetim elemanları tarafından denetlenir. Bu denetimin ilkeleri ve usulü ile denetime tabi işlemler Bakanlıkça hazırlanan yönetmelikte düzenlenir. Aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca; kamu düzenine veya işletme konusuna aykırı işlemlerde veya bu yönde hazırlıklarda ya da muvazaalı iş ve faaliyetlerde bulunduğu belirlenen ticaret şirketleri hakkında, özel kanunlardaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca bu tür işlem, hazırlık veya faaliyetlerin öğrenilmesinden itibaren bir yıl içinde fesih davası açılabilir. Mahkemece taraf delillerinin ibrazı sağlanarak, bilirkişi incelemesi yaptırılmış iki farklı heyetten üç ayrı rapor alınarak istinafa konu karar verilmiştir. HMK'nın 282. maddesinde; "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davalı tarafça ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan cevap, itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporlarında bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre; Mahkemece atanan ikinci bilirkişi heyetine davalı şirketlerin ticari defter ve kayıtlarının yerinde incelenmesi için yetki verildiği, bilirkişi heyetinin davalı şirket çalışanından şirket defter ve kayıtlarını talep ettiği, çalışan tarafından şirketlerin tam kapanma aşamasında olduğu ve bu aşama tamamlanınca kayıtların ibraz edileceğinin bildirildiği, bu sebeple ikinci heyet bilirkişi raporunda davalı şirketlerin ticari defterlerinin incelenemediği, davalı tarafın savunma hakkının kısıtlandığına ilişkin istinaf sebebinin yerinde olmadığı, kaldı ki Mahkemece alınan ilk bilirkişi raporunda davalı şirketlerin ticari defterlerinin incelendiği, dava konusu iddiaların web siteleri üzerinde toplanması sebebiyle ikinci heyet raporunda incelemenin bilişim uzmanı bilirkişi tarafından detaylandırıldığı, davalı şirketler tarafından kullanılan web sayfaları üzerinde yapılan incelemelerle domain adreslerinin kim adına kayıtlı olduğu, hangi tarihlerde kim tarafından kullanıldığı, kiralama sözleşmelerinin yapıldığı şirketler arasındaki ilişkinin tümüyle ortaya konduğu, buna göre web sitelerindeki mesafeli satış sözleşmelerinde yalnızca şirket unvanlarının değişmiş olduğu, adres ve iletişim numaralarının aynı olduğu, teknik organik bağın sadece server şirketinden yola çıkılarak tespit edilmediği, ana şirketler olan ve iflas etmeleri nedeniyle haklarındaki dava bu dosyadan tefrik edilen ... A.Ş. ile ... A.Ş.'nin yöneticilerinin aynı kişiler oldukları, aynı adreste faaliyet gösterdikleri, faaliyet gösterdikleri iki ayrı web sitelerinin bir süre sonra davalı şirketlere devredildiği, davalı şirketlerin üçünün de yöneticilerinin aynı kişi olduğu, davalılar ... A.Ş. ile ... A.Ş.'nin adresinin aynı adres olduğu, her üç şirkete domain kiralama işlemini yapan ... Teknoloji A.Ş.'nin de tefrik edilen ana şirket grubundaki şirketlerden olduğu, bu şekilde şirketler arasında organik bağın sabit olduğu, iflasına karar verilen şirketlerin ticari faaliyetlerinin muvazaalı şekilde davalı şirketler üzerinden devam ettirildiği, TTK'nın 210. maddesinde yer alan koşulların oluştuğu, davalı ... Sistemleri A.Ş.'nin tasfiyeye girmiş olmasının hakkında fesih kararı verilmesine engel teşkil etmediği, zira tasfiyeden dönülmesinin mümkün olduğu, bu minvalde Mahkemece verilen kararın isabetli ve davalılar vekilinin istinaf başvurusunun haksız olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 06/02/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2018/1352, K. 2021/1126, T. 13.10.2021, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2018-1352-e-2021-1126-k-84d842f93372