Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2018/1107 E. 2019/929 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2018/1107
- Karar No
- 2019/929
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2022/362 KARAR NO: 2024/1700 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/09/2019 NUMARASI: 2018/1107 E. - 2019/929 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/10/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; senedin Tirebolu İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile takibe konulmuş olduğunu, müvekkili aleyhine yapılan takipten, banka kayıtlarına haciz yazısının gelmesi ile haberdar olunduğunu ve Küçükçekmece Cumhuriyet Savcılığına davalı şirket yetkilileri hakkında bedelsiz senedi kullanmak suçundan şikayette bulunulacağını,davacının takibe konulan senetten veya başkaca sebepten dolayı davalıya borcu bulunmadığını, senet üzerinde “nakden”yazılı olup davalının davacıya nakden para ödemesi yapmamış olduğunu, ayrıca davalı şirket kayıtlarında da takibe konulan senetten dolayı alacak gözükmediğini, bu hususun davalı şirket kayıtları incelendiğinde anlaşılacağını, bu hususun tespiti için davalı şirketin muhasebe defter ve belgelerini delil olarak kabul ettiklerini, davalı tarafın alacağı olmadığı halde, hen nasılsa elinde kalan senedi icra takibine konu etmiş olduğunu, haksız ve kötü niyetle başlatılan icra takibi ile davacı şirketin işyerinde ve bankalardaki ticari itibarlannı zedelemiş ve çalışma hayatını bitirme noktasına getirmiş olduklannı, Tirebolu İcra Müdürlüğü’nün ... Esas numaralı dosyasında başlatılan icra takibine konulan senetten davalının alacağı olmadığının tespiti ile takibin iptaline, davalı tarafın %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, karar verilmesi talep ve dava etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının davalıya borcu olduğunu, davacı yanın kendi imzasını taşıyan borç ikrarı niteliğindeki hesap mutabakatında; borcun 213.149,74-TL'lik kısmını kabul etmiş olduklarını, davalının cari hesap kayıtlarında ise, davacının borç miktarının 256.088,31-TL olarak görülmekte olduğunu, her iki taraf bakımından da davacının borç miktarının 213.149,74-TL'lik kısmı için çekişme olmadığı açıkken, davacının dava dilekçesinde ifade ettiği üzere taraflar arasında bir borç ilişkisinin bulunmadığı iddiasının, davacının açmış olduğu işbu davadaki kötü niyetini ve haksızlığını açıkça gözler önüne sermekte olduğunu, kambiyo senetlerinin, temel borç ilişkisinden bağımsız soyut bir borç ilişkisini gösterir nitelikte olup, bu soyut borç ilişkisinin kıymetli evrakla sıkı sıkıya bağlı olduğunu, bu durumun TTK m. 645' de şu şekilde ifade edilmekte olduğunu, davacının senedin temelindeki borç ilişkisine ilişkin gerçekten uzak iddialarının hukuken de temelinin bulunmamakta olduğunu, davacının senedin üzerindeki bedel kaydının doğru olmadığından bahsetmiş olduğunu, ancak bu iddiasını da senet niteliği taşıyan hiçbir delille ispat edememiş olduğunu, davacının, bu hususta tanık dinletmesine hiçbir şekilde muvafakat etmeyeceklerini, bu hususta senetle ispat yükünün davacıda olduğunun açık olduğunu, davacı yan, keşidecisi olduğu kambiyo senetlerinin teminat senedi olduğunu iddia etmiş olduğunu, ancak bu iddianın hukuki temelden uzak olup senedin ne ön yüzünde ne de arkasında senedin teminat ilişkisi için verilmiş olduğuna dair hiçbir ibarenin yer almamakta olduğunu, hukuki dayanağı bulunmayan haksız ve mesnetsiz olarak açılmış olan davanın reddine, davacının ihtiyati tedbir karannı uygulaması sebebiyle müvekkilin malvarlığında meydana gelecek zararın miktan hesaplanarak dava konusu senede ilişkin Tirebolu İcra Müdürlüğü'nde başlatılan ... Esas sayılı icra takibinin değerinin %20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; "Davacının dayandığı, davalıya takibe senet ve başkaca sebepten dolayı davalıya borcunun olmadığı ileri sürmüşse de davalı tarafın ticari defterleri incelendiğinde 22/10/2018 tarihi itibariyle 256.088,31-TL, dava tarihi itibariyle 232.079,51-TL, 19/11/2018 tarihi itibariyle 239.747,15-TL alacaklı göründüğü, davalı tarafından sunulan mutabakat mektubunda 31/10/2018 tarihi itibariyle davalı yana 213.149,74-TL borçlu olduğunun kaşeli ve imzalı olarak belirtilmiştir. Davacı taraf bu bononun dava dışı şirket cari hesabına teminat olarak verildiğini iddia etmekte ise de davacı tarafça sunulan yazılı bir delil bulunmamaktadır. Davacının dayandığı, davalıya takibe senet ve başkaca sebepten dolayı davalıya borcunun olmadığı ileri sürmüşse de davaya konu senet üzerinde teminat senedi olduğuna ilişkin bir ibare de bulunmamaktadır. Yapılan bilirkişi incelemesinde de taraf defterlerinde dava konusu senedin teminat senedi olduğuna ilişkin bir kayıt bulunmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca davacının dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanmamıştır. Tüm bu delillere göre davacı tarafça davaya konu senedin teminat karşılığı verildiğinin ispat edilemediği anlaşılmakta olup, davanın reddi" şeklindeki gerekçeleri ile; "Davanın reddine," şeklinde hüküm kurulmuştur. İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bir defa senedi takibe koyan davalı tarafın ticari defterlerinde takibe ve davaya konu senedin kaydının olmadığını, yani davalı tarafın bu senetten dolayı alacak iddia edemeyeceğini, emsal olayda Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin 2007/36276 E 2009/1590 k. Ve 5.2.2009 tarihli içtihadında ‘’ …Davalı şirket bir anonim şirket olup şirket kayıtlarında alacak ve borçlarının gösterilmemiş olması düşünülemez. Tüm bu sebeplerle dava konusu senetten dolayı davacının davalı işverene borçlu olmadığı, senedin karşılıksız olarak teminat senedi olarak düzenlenmiş olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece davanın kabul edilmesi gerekirken yazılı dilekçe ile reddedilmesi hatalıdır.. ‘’ denildiğini, dava konusu olayda da aynı şekilde, dava konusu senet, takip alacaklısı/davalı şirket ticari defter ve kayıtlarında kayıtlı olmadığı için davalı tarafın bu senetten dolayı alacaklı olmasının düşünülemeyeceğini, bu sebeple davanın konu ile ilgisiz gerekçelerle ile reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacı dilekçesi ile davalı defterleri münhasır delil olarak kabul ettiklerini bilirkişi raporunda da dava konusu senedin davalının defterlerinde yer almadığının tespit edilmesine rağmen davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını belirterek istinaf başvurusunu kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır. GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır. Davacı tarafından icra takibine konu senetten dolayı davalıya borcunun bulunmadığı her nasılsa davalının elinde kalan senedi icra takibine konu ettiğini davalının ticari defter ve belgelerine dayandığını belirterek menfi tespit davasının kabulünü talep ve dava etmiştir. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, 17/04/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalı ile davacı arasında bir ticari ilişkinin mevcut olduğunu, incelemeye sunulan, davalı şirket ile davacı şirket arasında düzenlenen Fason İşçilik sözleşmelerinde dava konusu senet ile ilgili bir ifadenin olmadığını, davalı yanın incelenen ticari defterlerinde, davacı yandan 22.10.2018 tarihi itibari ile 256.088,31-TL, dava tarihi olan 12.11.2018 tarihi itibari ile 232.079,51-TL, 19.11.2018 tarihi itibari ile 239.747,15 TL alacaklı olduğunu, dosyaya davalı tarafından sunulan mutabakat mektubunda; davalı tarafından davacı yana 30.09.2018 tarihi itibariyle, 256.088,31-TL borçlu olduğu bildirilmiş olduğunu, davacı yan tarafından davalı yana cevap olarak gönderilen mutabakat yazısında, 31.10.2018 tarihi itibariyle davalı yana 213.149,74-TL borçlu olduğunun kaşeli ve imzalı olarak belirtildiğini, davaya esas, düzenleme tarihi 13.01.2015, ödeme vadesi 13.01.2016 tarihli 100.000,-TL tutarlı senet ile ilgili bir muhasebe kaydına davalı ticari defterlerinde rastlanmadığı belirtilmiştir. Menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü davalı (alacaklı) tarafa aittir. Somut olayda, davacı (borçlu) takibe konu kambiyo senetten dolayı davalıya borçlu olmadığını, davalı tarafla aralarında herhangi bir hukuki ilişki olmadığını davalıya takibe senet ve başkaca sebepten dolayı davalıya borcunun olmadığı ileri sürmüş ise de davalı tarafın ticari defterlerinin bilirkişi vasıtası ile incelendiği bilirkişi raporu ili davalının davacıdan 22/10/2018 tarihi itibariyle 256.088,31-TL, dava tarihi itibariyle 232.079,51-TL, 19/11/2018 tarihi itibariyle 239.747,15-TL alacaklı göründüğü, davalı tarafından sunulan mutabakat mektubunda 31/10/2018 tarihi itibariyle davalı yana 213.149,74-TL borçlu olduğunun kaşeli ve imzalı olarak belirtildiği tespit edilmiş olmakla, davacı tarafından iddiası yazılı belge ile ispat edemediği anlaşılmakla mahkemece davanın reddine dair verilen karar hukuken yerindedir.. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/09/2019 tarih ve 2018/1107 E. 2019/929 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/10/2024