Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2018/1072 E. 2024/176 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2018/1072
- Karar No
- 2024/176
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2024/1156 Esas KARAR NO: 2024/1631 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05/03/2024 NUMARASI: 2018/1072 E. - 2024/176 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/10/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 01/06/2018 tarihinde müvekkilinin işyerinden çelik kasa ile birlikte içinde şirkete ait kaşe, imza sirküleri, şirkete ait boş çek yaprakları ile müşteri çek ve senetlerinin çalındığını, Başakşehir İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen 01.06.2018 tarihli ... ve ... no'lu olay yeri inceleme raporları ile müvekkilinin firmasından boş olarak çalınan çek yaprakları hakkında Küçükçekmece CBS 2018/30423 soruşturma no'lu dosyasından 06/06/2018 tarihli yazı ile ... Bankasına bildirildiğini, çalınan çekler arasında yer alan ve davaya konu ... seri numaralı olan çekin üzerine 36.500 TL. bedel yazılmak ve 17.10.2018 ödeme tarihi atılmak sureti ile tedavüle konulduğunu, davalı ... Şirketi tarafından bankaya ibraz edilip İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibine konu edildiğini, söz konusu çek üzerinde yer alan keşideci imzası ve diğer tüm hususların müvekkilinin eli ürünü olmadığını, çekin hamili gözüken ... Ltd. Şti. ile hiç bir ticari ilişkinin bulunmadığını beyanla , müvekkilinin davalı ... firmasına borçlu olmadığının tespitine ve İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün .. E. Sayılı dosyası ile takibe konu edilen 17/10/2018 tarihli 36,500.00 TL. Bedelli, ... seri numaralı çekin davalı'dan istirdadına karar verilmesini, davalı yan çeki bankaya ibraz ettiğinde imzanın tutmadığı için işlem yapılmadığı banka tarafından çek arkasına şerh de düşülmesine rağmen, kötü niyetli olarak ihtiyati haciz kararı alıp 6 adet aracı haciz ettirdiğini , İİK.72/3 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesini, tüm bu koşullar altında davalı ... firmasının çeki iktisap ederken ağır kusurlu ve kötüniyetli hareket ettiğini , çekin ibrazında keşideci imzasının tutmadığını öğrendiği halde icra takibini açarken davacı hakkında da takip başlattığını dolayısı ile bedelsiz olduğunu bile bile icra takibine konu etmekle haksız ve kötüniyetli olan davalının İİK.72/5 maddesi uyarınca takip konusu alacağın %20'si oranında tazminat ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirket takip konusu çeki usul ve yasaya uygun bir şekilde ...'den devraldığını, takip konusu çek üzerinde ...' dan önce lehtar ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin imzasının bulunduğunu, davacı borçlu işbu çekin keşidecisi olduğunu, müvekkili şirket çekin son hamili olduğu, takip konusu çekin vadesinde ve tutarında ödenmediğini, müvekkilinin iyi niyetli son hamil olduğu, müvekkili şirket alacağı usul ve yasaya uygun olarak üstlenmiş olup alacaklı sıfatını kazandığını, bu sebeple yukarı da sayılan ciranta ve keşideci aleyhine İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/1323 D. İş dosyasından alınan ihtiyati haciz kararı ile İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, borçlu şirket vekili adına atılan imzanın şirketin temsilcisine ait olmadığını iddia ederek borca ve imzaya itiraz etmiş, borçlu olmadığının tespitini talep ettiğini, borçlu şirket tarafından yapılan itirazdaki amaç meşru ve haklı alacaklı müvekkilinin alacağına kavuşmasını engellemek ve alacağını konusuz bırakmak olduğunu, tüm bu açıklanan nedenler ile, borçlular vekili tarafından yapılan itiraz açıkça usul ve yasaya aykırılık teşkil etmekte olup haksız itirazların, tedbir ve tazminat taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; "Davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından karar verilmesine yer olmadığına, " şeklinde karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davaya konu çekteki cirantalar ile herhangi bir ticari ilişkisine rastlanılmadığını, müvekkilinin böyle bir çek düzenlemediğini alınan ATK raporunda davaya konu çek üzerindeki keşideci şirket yetkilisinin imzasının şirket yetkilisi ...'na ait olmadığının anlaşıldığını, faktoring ifrmasının fatura borçlusunun ve kambiyo senedinin keşidecisine başvurarak borcun teyit edilmesini sağlaması gerektiğini, davalı firma fatura borçlusu ... San. ve Tic. Ltd. Şti. firmasını arayarak faturayı teyit etmiş olsaydı faturanın muhteviyatı itibariyle yanıltıcı olduğu bilgisine ulaşacağını, çek keşidecisi olan vekil eden davacı firmayı aramış olsaydı çekin çalıntı olduğu bilgisine ulaşabileceğini, mahkemenin vermiş olduğu karar verilmesine yer olmadığına dair kararın, hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğünü ihlal ettiğini, menfi tespit davasının özü itibariyle bir hukuki durumun tespitine ilişkin olduğunu, menfi tespit davasında takibe konu borç ödenmiş olsa dahi müvekkili şirketin menfi tespit davası açmasında hukuki yararı bulunduğunu, zira icra tehdidi sonrasında borcu ödeyen cirantanın daha sonra keşideci müvekkiline başvurma ihtimali bulunduğunu davaya konu borç dava dışı ... tarafından davalıya ödenmiş olsa da davanın ikame edilmesindeki saik ve yüksek yargı kararları ışığında menfi tespit hükmü kurması gerektiğini beyanla kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılama devam ederken davaya konu icra dosyası borcunun ; bir diğer borçlu olan ...ı tarafından ödendiğini, takibin haricen tahsil nedeniyle 18/02/2022 tarihinde kapatıldığını, davanın konusuz kaldığını, davanın açılmasında davalının kusurunun bulunmadığını , davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama gideri hakkında karar verilmesi gerektiğini, davanın açılmasına sebebiyet verilmediğinden vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına ilişkin hükmün hatalı olduğunu yalnızca vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden kararın kaldırılmasına davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine ve yargılama giderlerinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava menfi tespit ve çek istirdadı istemine ilişkindir. Davacı vekili, dava konusu çekin davacı işyerinden boş olarak çalındığını, davaya konu ... seri numaralı olan çekin üzerine 36.500 TL. bedel yazılmak ve 17.10.2018 ödeme tarihi atılmak sureti ile tedavüle konulduğunu, davalı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibine konu edildiğini, çek üzerinde yer alan keşideci imzasının vekil edenin eli ürünü olmadığını, beyanla davalı ... firmasına borçlu olmadığının tespitine ve takibe konu edilen çekin istirdadına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece takip borcunun taraflar dışındaki takip borçlusu tarafından ödendiği gerekçesiyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Eldeki davada, davacı; takibe konu çekte imza inkarına dayalı olarak borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Menfi tespit davası açıldıktan sonra takip borcunun davacı tarafından değil de başka bir ciranta tarafından ödenmesi üzerine davanın davacı yönünden konusuz kaldığı söylenemez. 6102 sayılı TTK'nın 818 maddesi atfıyla çeklerde de uygulanması gereken aynı kanunun 726. maddesinde ; Poliçe bedelini ödemiş olan kişinin kendisinden önce gelen borçlulara müracaat hakkına sahip olacağı düzenlenmiş olup, takip konusu çek bedeli 3. kişi tarafından ödendiğinden, çekin yeniden ibraz edilmesi mümkün olup, davacının çek nedeniyle sorumlu tutulamayacağına dayalı menfi tespit talep etmekte hukuki yararı bulunduğu , davacı yönünden davanın konusuz kalmadığı, esasa girilerek karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 'nin 2015/391 Esas, 2015/12999 Karar sayılı 19/10/2015 tarihli kararı; "Davacı vekili, icra takibine konu edilen çekin müvekkilinin rızası dışında elinden çıktığını, çek üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını belirterek, takip dayanağı çek nedeni ile borçlu olunmadığının tespiti ile davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, dava konusu çekin dava dışı 3.kişiden tahsil edildiğini, bu sebeple davacının hukuki yararının bulunmadığını, belirterek, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davacının çekteki imzanın kendisine ait olmadığı iddiasını ispatlamak zorunda olduğu,.. dava konusu çekin de tahsil edilmiş olduğu, dolayısıyla davacıya yönelik bu çekten ötürü takip yapılması riskinin ortadan kalktığı ve böylece davanın konusuz kaldığı gerekçesi ile, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş,..Davacı vekili, davalı tarafından icra takibine konu edilen çek nedeni ile menfi tespit davası açmıştır. Davacının menfi tespit davasını açmakta hukuki yararı bulunmaktadır. Mahkemece,davacının hukuki yararının bulunduğu kabul edilerek, işin esasına girilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir." Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi' nin 06/10/2023 tarihli raporunda; " İnceleme konusu çekteki keşideci imzası ile ...'nun mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'nun eli ürünü olmadığı .." belirtilmiştir. Takibe konu çekin çalındığı ve keşideci tarafından düzenlenmediği , sahte çek olduğu , sahtelik iddiasının mutlak defi olduğu, iyiniyetli olsa bile tüm ilgililere karşı ileri sürülebileceği, sahte olarak düzenlendiği ispatlanan çek nedeniyle davacının sorumlu tutulamayacağı, buna karşın çek bedelinin 3.kişi tarafından ödendiği, davada taraf olmayan cirantaların kendisinden önceki cirantalara karşı başvuru hakkını ortadan kaldıracak şekilde çek istirdadı talebinin yerinde olmadığı, öte yandan, imza davacıya ait olmasa dahi bunu bilebilecek durumda olmadığı, aralarında yüz yüzelik bulunmadığı, çekin arkasındaki şerhin tek başına davalının kötüniyetli olduğunu göstermeyeceği kanaatiyle kötüniyet tazminatı talebinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Tüm bu açıklamalara göre, Davalı vekilinin istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına , Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. Davanın kabulü ile, davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile takibe konu edilen ... Bankası İstanbul Osmaniye Şubesine ait, "..." çek nolu 17/10/2018 keşide tarihli 36.500 TL bedelli çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ,İİK'nın 72/5 maddesi uyarınca yasal koşulları oluşmadığından, kötüniyet tazminatı talebi ile çek istirdadı talebinin reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Dairemizce, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkeme kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmakla davalı vekilinin yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davalı vekilinin istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,3- İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/03/2024 tarih, 2018/1072 E., 2024/176 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,4- DAVANIN KABULÜ İLE, davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile takibe konu edilen ... Bankası İstanbul Osmaniye Şubesine ait, "..." çek nolu 17/10/2018 keşide tarihli 36.500,00 TL bedelli ÇEK NEDENİYLE BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE , 5-İİK'nın 72/5 maddesi uyarınca yasal koşulları oluşmadığından, kötüniyet tazminatı talebinin reddine, -Çek istirdadı talebinin reddine, 6- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;6/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.493,31 TL karar harcından peşin alınan 689,53 TL'nin mahsubu ile 1.803,78 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 6/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 35,90 TL başvurma harcı, 689,53 TL peşin harç, 5.20 TL vekalet harcı, 3.345,00 TL ATK Fatura ücreti, 343,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 4.419,13 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 6/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 7- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;7/a- Bu aşamada istinaf talebi değerlendirilmediğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,7/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,7/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 50,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.219,40 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,7/ç-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,7/d-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 10/10/2024