Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2018/1031 E. 2020/550 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2018/1031
- Karar No
- 2020/550
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/23 KARAR NO: 2024/97 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10.11.2020 NUMARASI: 2018/1031E. - 2020/550 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari satım ilişkisinden kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın yemek firması olduğunu, davalı borçlunun işyeri çalışanlarına yemek hizmeti verdiğini, bu hizmetin karşılığı olarak muhtelif tarihlerde kesilen bir kısım fatura bedellerinin ödenmediğini, fatura bedellerinin tahsili için Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi yaptıklarını, takibe kötüniyetli olarak itiraz edildiğini, itirazın haklı olmadığını, yasal dayanağının da bulunmadığını, takibe konu fatura bedellerinin ödenmediğini ,davalı borçlunun takibe itirazının haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu iddia ederek, itirazlarının iptali ile takibin devamına, davalı borçlunun %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; Davacı-alacaklı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.nin müvekkili davalı-borçlu ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. çalışanlarına yemek hizmeti vermekte olduğunu, davacı-alacaklının vermiş olduğu hizmetin bedelinin müvekkili şirketçe ödendiğini, müvekkil şirketin bu hizmet nedeniyle davacı-alacaklıya herhangi bir borcu olmadığını, gerek müvekkili şirketin gerekse de davalının ticari defterleri incelendiğinde gerçeğin ortaya çıkacağını, işbu sebeple haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Satım sözleşmesinde emtianın alıcıya teslim edildiğini kanıtlama yükümlülüğü satıcıda bulunmaktadır. Taraflar arasında yemek tedariki ve satımı konusunda anlaşma bulunmakla birlikte hizmet karşılığı birçok fatura düzenlendiği konusunda da tereddüt bulunmamaktadır. Ancak somut uyuşmazlıkta davaya konu olan hizmetin verilip verilmediği ve bu hizmet karşılığı faturaların ödenip ödenmediği hususu tartışmalıdır. Söz konusu sevk irsaliyelerinde teslim alan kısmında sadece imzanın yer aldığı, isim olmadığı, bu faturalara karşılık hizmet verildiği hususunun ispata muhtaç olduğu, davacı tarafın yemin deliline başvurduğu ve davalı şirket yetkilisinin borcun bulunmadığına ilişkin davacı tarafından teklif edilen yemini eda ettiği anlaşılmıştır. HMK’nin ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince de, 'Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.' düzenlemeleri mevcuttur. Buna göre; yemin delilinin de kesin delil olduğu ve davacının iddiasını ispatlayamadığı..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kararın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili ile davalı arasında yapılan, müvekkili şirketin yemek firması olması nedeniyle davalı borçlunun iş yeri çalışanlarına yemek hizmeti (catring) verdiğini, bir süre düzenli bir şekilde davalı iş yerine yemek vererek parasını aldığını ancak davalı borçlu firmaya son olarak verilen yemek sonrasında fatura kesilip davalı firmaya gönderildiğini buna rağmen davalı borçlunun borcu ödemediğini, bunun üzerine takip başlatıldığını, icra takibine yapmış olduğu itirazın haksız olduğunu, davalının fatura bedellerini tam olarak ödemediğini, bilirkişi raporunda müvekkili defterleri neticesinde davalı şirketin borçlu olduğunun saptandığını, raporun hukuka uygun olmasına rağmen aynı bilirkişi tarafından düzenlenen ek raporunda rapora aykır düzenlendiğini, ilk raporda davalı şirketin hukuka uygun olarak tutulmamış ticari defterlerinin 2018 yılı kayıtlarını kötü niyetli olarak sunmadığı kanaatinde olduklarını, ödenmesi yapılmayan faturaların ödenmesi amacıyla dava açıldığını, ayrıca dava konusu olmamasına rağmen ek raporda davalı şirket tarafından verilen üç adet çekin müvekkili tarafından kayıtlara alınmadığı, ödendiğinin ispat yükünün davalıyı ait olduğu bildirilmişse de sonuç kısmında ödeme yapılıp yapılmadığı konusunda herhangi bir ispatı bulunmayan çekler sebebiyle borçlu gösterildiğini, davalı şirkete kesilen 6 adet toplam 9.028,80 TL tutarlı faturaların irsaliyelerinin düzenlendiğini ve davalı şirkete gönderildiğini, davalının faturaları teslim almış olmasına rağmen bazılarını işlemediğini, gerekçeli kararda taraflarının iddialarını ispat etmediği belirtilmiş ise de kararın hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararı kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin faturalardan kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacının takip konusu faturalardan dolayı davalı taraftan alacaklı olduğunu ispat edip edemediği, mahkeme kararı ile bilirkişi rapor ve ek raporun dosyaya uygun ve yeterli olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından davalı şirket adına 2018 yılının 7,8, aylarına dair değişik tutarda toplam 8.116,80 TL yemek faturaları düzenlendiği, faturalara ilişkin dosya içerisinde sevk irsaliyelerinin mevcut olduğu, 03.08.2018 tarihli ve bir kısım sevk irsaliyelerinde teslim alan olarak paraf yer almış olmasına rağmen teslim eden bölümün imzasız olduğu gibi teslim alanın kim olduğuna ilişkin herhangi bir ad ve soyada yer verilmediği, davacı tarafça toplam 5 adet faturadan kaynaklanan 8.116,80 TL asıl alacak ile işlemiş faiz olmak üzere 8.205,92 TL alacağın tahsili amacıyla davalı şirket hakkında 27.09.2018 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı davalı şirketin borca ve ferilerine itiraz ettiği, davacının ise İİK 67.maddesi gereğince takibe konu edilen asıl alacak miktarı üzerinden iş bu itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır. 06.03.2019 tarihli bilirkişi raporunda; davacı tarafından 2018 yılı şirket ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yapıldığı, davalı şirkete ait 2018 dönemlerine ait yasal defterlerin TC Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu'na 30/05/2018 tarihli İncelemeye Başlama Tutanağı ile İncelenmek üzere teslim edildiği, davalı şirket tarafından beyan edilmiş olduğu, incelemeye başlama tutanağının ibraz edildiği,2018 yılı ticari defter ve belgelerin bulunmaması nedeni ile inceleme yapılmadığı, davalı şirket tarafından cari hesap ekstresi sunulduğu, sunulan cari hesap ekstresinin gösterildiği, şirket tarafından ibraz edilen 2018 yılına ait muavin defter İncelemesinde; davacı şirketin 01.01.2018 tarihi itibari ile 14.479,59 TL alacak ile döneme başladığı, davalı şirketin 2018 yılı içerisinde davacı şirketten yemek hizmeti aldığı, davalı şirket tarafından davacı şirkete ait toplam 33 adet 51.725,79 TL tutarında yemek faturasını kayıt yaparak davacı şirketin cari hesabına alacak yazıldığı, davacı şirket tarafından kesilen ve davacı şirket defter kayıtlarında yer alan 13.01.2018 tarih ve ... nolu toplam 2.052 TL Tutarlı, 23.06.2018 tarih ve ... nolu 1.769,85 TL, 04.08.2018 tarih ve ... nolu 1.154,25 TL, 11.08.2018 tarih ve ... nolu 1.846,80 TL, 18.08.2018 tarih ve ... nolu 1.795,50 TL, 31.08.2018 tarih ve ... nolu 1.539,00 TL tutarlı olmak üzere toplam 6 adet 10.157,40 TL tutarlı faturaların davalı şirketin cari hesap kayıtlarına almadığının görüldüğü, davalı şirket tarafından değişik tarihlerde 7 adet toplam 100.000 TL tutarında ödeme yapıldığı ve davacı şirketin cari hesabına borç kaydettiği; davalı şirketin 2018 yılı muavin kayıtlarında davacı şirketin 30.11.2018 tarihi itibari ile 34.152,03 TL borç bakiye verdiğinin görüldüğü, delil olma vasfı taşıdığı, davalı şirkete ait 2018 dönemlerine ait yasal defterlerin TC Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu'na 30/05/2018 tarihli incelemeye başlama tutanağı ile incelenmek üzere teslim edildiği davalı şirket tarafından beyan edildiğini, incelemeye başlama tutanağı ibraz edildiği, 2018 yılı Ticari Defter ve belgelerin bulunmaması nedeni ile inceleme yapılmadığı, davacı şirket yasal defter ve belgeler incelemesi neticesinde davacı ile davalı arasında 2017-2018 dönemleri arasında cari hesap ilişkisinin olduğu, 2018 yılı itibari ile davalı şirketin 7.882,28 TL borçlu olduğu, davacı şirket tarafından davalı şirkete kesilen 6 adet toplam 9.028,80 TL tutarlı faturaların irsaliyelerinin düzenlediği, düzenlenen irsaliyelerde (yukarıda irsaliye numaraları belirtilmiştir.) teslim alan kısmının imzalı olduğu ancak teslim alan imza sahibinin kime ait olduğunun yazılmadığı, söz konusu sevk irsaliyelerinde" teslim alan" hanelerinde isimleri ile birlikte imza veya sadece imza bulunan sevk irsaliyelerinin tek tek davalıya gösterilip, öncelikle, irsaliye tarihleri itibariyle, söz konusu hanelerde isimleri yer alan kişilerle kendisi arasında, ( imzalarıyla kendisini bağlayacak nitelikte ) herhangi bir akdi ilişki bulunup bulunmadığının ve imzaların bu kişilere ait olup olmadığının; sadece imza bulunan irsaliyeler yönünden ise, bu imzaların kimlere ait olduklarının; imza sahiplerini biliyorsa, yine bu kişilerle kendisi arasında anılan şekilde bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığının sorulup saptanması, buna ilişkin beyanının tutanağa geçirilip imzalatılması; davacıdan da, aynı konularda beyan ve delillerinin sorulup toplanması, bu yöntemle ulaşılacak sonucun, söz konusu malların davalıya teslim edildiğini göstermesi halinde, anılan irsaliyelere ilişkin bulunduğu faturaların davalıya tebliğ edilip edilmediği hususunun da ayrıca araştırılması; tebliğ edildikleri halde yasal süre içerisinde itiraza uğramadıklarının belirlenmesinin gerektiği belirtilmiştir. Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz ederek raporda müvekkili şirkete ait ticari defterlerin Vergi Denetim Kuruluna verilmesi sebebiyle incelenemediği belirtilmek suretiyle alacak hesabı yapıldığını, müvekkili şirkete ait ticari defterler incelenmeksizin düzenlenen raporun hüküm vermeye yeterli olmadığını, bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilerek rapor hazırlanmasının istenmesini, raporda belirtilen 6 adet faturanın irsaliyesindeki ürünlerin kime hangi sıfatla teslim edildiği hususunun davacı tarafça ispatının gerektiğini belirtmiştir. 18.12.2019 havale tarihli bilirkişi ek raporunda; ibraz edilen taraf ticari defterleri yardımcı kayıt belgelerin incelenmesi neticesinde; davacı tarafından 2018 yılı şirket ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yapıldığı, delil olma vasfı taşıdığı, davalı tarafından 2018 yılı şirket ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yapıldığı, kapanış tasdiklerinin yapılmadığı, delil olma vasfı taşıyıp taşımadığının mahkemenin takdirinde olduğu, davacı şirket yasal defter ve belgelerin incelenmesi neticesinde davacı ile davalı arasında 2017-2018 dönemleri arasında cari hesap ilişkisinin olduğu, 2018 yılı itibari ile davalı şirketin 7.882,28 TL borçlu olduğu, davalı şirket yasal defter ve belgelerin incelenmesi neticesinde, davalı ile davacı arasında 2017-2018 dönemlerinde cari hesap ilişkisinin olduğu, 2018 yılı itibari ile davacı şirketin 33.794.62 TL borçlu olduğu, mahkemece davacının kesmiş olduğu 6 adet 10.157,40 TL fatura ve davalının vermiş olduğu 3 adet 40.000 TL çeklerin kabulü halinde davacının 23.637,22 TL borçlu olduğunun düşünüldüğü belirtilmiştir. Davacı vekili rapora ve dava dosyasına ilişkin beyan dilekçesinde; davalı şirket tarafından faturaların teslim alınmış olmasına rağmen bazılarının işlenmediğini, müvekkilinin edimini yerine getirerek faturaları usulüne uygun kesip davalı şirkete tebliğ etmesinin rapor ile tespit edildiğini, bu nedenle raporun esas alınması ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, ek raporla müvekkilinin borçlu olarak addedilmesinin hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, ek rapora itibar edilmemesi gerektiğini belirterek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, ek rapora beyan dilekçesinde; kök ve ek rapor incelendiğinde müvekkili şirketin davacı şirkete borcu olmadığı gibi 23.637,22 TL alacaklı olduğunun belirlendiğini belirterek, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davacı şirket temsilcisinin isticvabına karar verilmiştir. Davacı şirket yetkilisi 22.09.2020 tarihli zapta geçen beyanında, söz konusu iş yeri çalışanlarına davacının yemek hizmeti verdiğini, günlük irsaliye, haftalık olarak fatura kesildiğini, yemekleri günlük olarak teslim edildiğini, davalı tarafın eksiksiz olarak yemek hizmeti ve yemeklerini teslim aldığını, sevk irsaliyelerine genel olarak teslim alan kişinin imza attığını, iş yoğunluğu nedeniyle eksik kaldığında bir sonraki gün tamamlanabildiğini, firmalarda genellikle bu şekilde olduğunu beyan etmiştir. Mahkemece, aynı celsede, davalı şirket yetkilisinin isticvap ile davet edilmesine ve davacı vekiline, yemin deliline dayanması ve bu delile başvuracağını bildirmiş olması nedeniyle yemin metnini hazırlamak üzere süre verilmiştir. Davalı şirket yetkilisi 10.11.2020 tarihli yemin teklif edilen celsedeki zapta geçen beyanında, davacı şirketin işinin çalışanlarına yemek hizmet vermek olduğunu, vermiş olduğu hizmetin bedeli ve dava konusu faturaların bedelinin ödendiğini, şirketin hizmet nedeniyle davacı alacaklıya herhangi bir borcunun bulunmadığını beyan ederek yemin etmek suretiyle beyanını imzalamıştır. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın reddine karar verilmiştir. HMK'nın 190. maddesinde ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Somut olayda, davacı tarafça takibe konu etmiş olduğu faturalardan dolayı davalı taraftan alacaklı olduğunu ispatla yükümlüdür. HMK'nın 222. maddesine göre ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulması, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulaması gerektiği, bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesinin ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlı olduğu düzenlenmiştir. Bilirkişi raporu ve özellikle ek bilirkişi raporunda, davacı şirketin takip konusu faturalardan dolayı davalı şirketin ödemeleri sonucunda herhangi bir alacağının bulunmadığı, aksine davalı şirketin alacaklı olduğu belirtilmiştir. Bu belirlemeler neticesinde taraf şirket yetkilileri isticvap edilerek dinlenilmiş ve ispat külfeti üzerinde olan davacı taraf yemin deliline dayanmış olması nedeniyle bu husus hatırlatılarak davalı şirket yetkilisine yemin teklifinde bulunulmuş ve şirket yetkilisi tarafından yemin ifa edilmiştir. Bu durumda, davacının takip konusu faturalardan dolayı davalı şirketten alacak iddiasını ispat edilemediği gerekçesiyle mahkemenin ret kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 373,20 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.01.02.2024 KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre karar kesindir.