Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2018/1025 E. 2020/476 K. – Menfi Tespit

Konu: Menfi Tespit

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2018/1025
Karar No
2020/476
Karar Tarihi
Konu
Menfi Tespit

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/103 KARAR NO: 2025/590 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/10/2020 NUMARASI: 2018/1025 E. - 2020/476 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklı) Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından ticari ipotek karşılığı kredi kullandırıldığını, akabinde davalı tarafça icra takibi başlatılarak ipotek edilen dairenin satıldığını, 480.000,00 TL karşılığı ipotek olmasına ve kalan borcun 280.000,00 TL olmasına rağmen borcun tamamı yönünden ipoteğin paraya çevrildiğini iddia ederek, ödenilen tutarların incelenerek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; taraflar arasında Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmeleri imzalandığını, ... ile ...'in müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladıklarını, geri ödemelerin yapılmaması üzerine kredi hesaplarının kat edildiğini ve tüm borçlulara ihtarname gönderildiğini, buna rağmen ödeme yapılmaması üzerine yasal işlemlerin başlatıldığını ve sözleşme uyarınca ipotek edilen taşınmazın paraya çevrildiğini, ayrıca kefiller yönünden de icra takibi başlatıldığını, borçlular tarafından zor durumda olduklarından bahisle alacaklarının yapılandırılmasının talep edildiğini ve müvekkili tarafından üç defa yapılandırma işlemi yapıldığını, buna rağmen ödemelerin yapılmadığını, müvekkili bankanın davacıdan 17.09.2012 tarihi itibarıyla alacağının kalmadığını, borç-alacak ilişkisinin sona erdiğini savunarak, davanın reddi ile birlikte tazminat ödenmesine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi, davalı bankanın tahsilatlar sonrası bakiye alacak durumu, davalı tarafından davacı aleyhine yapılan icra takipleri sonucunda tahsil edilen tutarlar sonrası bakiye alacak miktarı yönünden davacının davalı banka tarafından ibra edildiği gözetildiğinde 28/05/2020 tarihli bilirkişi raporunun dosya kapsamında toplanan delillerle uyumlu ve denetime elverişli olduğu, davalı bankanın davacıyı ibra etmiş olması sebebiyle davacının davalı bankaya borçlu bulunmadığı, davalı bankanın ibrası sebebiyle davacının borçlu olmadığı tespit edildiğinden yani esasen davacının ibra olmasa idi davalı bankaya halihazırda borçlu olduğu anlaşıldığından icra yoluyla yapılan satışların iptali talebinin reddine, davacının istirdat talebi yönünden ise davaya konu iki ayrı icra takip talep miktarları gözetildiğinde harcı yatırılmak suretiyle usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından bu talep yönünden karar verilmesine yer olmadığı gözetilerek..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının menfi tespit talebinin kabulüne, davacının İstanbul ... İcra Dairesinin ... ve İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyalarında borçlu olmadığının tespitine, davacının istirdat talebine ilişkin usulüne uygun açılmış bir dava olmadığından istirdat talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, icra yolu ile yapılan satışların iptaline ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemenin, davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı ve ... Esas sayılı dosyalarında borçlu olmadığına dair hatalı ve hukuka aykırı bir karar verdiğini, bilirkişi raporu ile de çeliştiğini, bilirkişi raporunda denetimi elverişli bir şekilde davacının ibra tarihi itibariyle ve dava tarihi itibariyle müvekkiline halen borçlu olduğu, bankanın söz konusu alacaklarına rağmen alacak kalemlerinden vazgeçip davacıyı ibra ettiği, müvekkili bankanın davacıya borçlu olmadığı hatta alacaklı olduğunun tespit edildiğini, müvekkili bankanın İstoç İstanbul Şubesi müşterilerinden olan davacı şirket ile genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmeleri düzenlendiğini, müteselsil kefillerin imzaladığını, kredilerin ödemelerinin yerine getirilmemesi üzerine kredi hesaplarının kat edilerek ihtarname gönderildiğini, borcun ödenmemesi üzerine tahsil için yasal işlemlere başlanıldığını, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, ... Esas sayılı dosyada ise 3 nolu parselde kayıtlı arsa için ipoteğin paraya çevrilmesi amacıyla takip başlatıldığını, davacı firmaya ağırlıklı olarak 2007 ve 2008 yılında kullandırılmış olan kredilerin müvekkili bankanın KOBİ kredileri bölümünün onayı ile üç sefer yapılandırıldığını, kredilerin her birinin 17'şer taksitinin ödendiğini ancak 10.06.2011 ve 20.06.2011 tarihli taksitlerinin ödenmediğinin belirlendiğini, tasfiye olunacak alacaklar hesabına aktarıldığını, yapılan görüşmelerde şirket yetkilisi ...'in protokol talebinin değerlendirilmeye alınarak 11.11.2011 itibariyle 330.000,00 TL olarak belirlendiğini, faiz ve ferileri ile birlikte 36 ayda aylık olarak yapılacak ödemelerle tasfiyesini içeren borç protokolünün imzalandığını, şirket yetkilisinin beyanları ve ilgili protokolde taraf olmaması da dikkate alınarak yasal takibe devam edildiğini, protokol kapsamında 29.290,00 TL tutarında tahsilat sağlandığını ancak taksit ödemelerinin gerçekleştirilmemesi üzerine takiplerin sürdürülmesine karar verildiğini, 14.08.2012 tarihli icra satışında ... Esas sayılı dosyada başlatılan takip sonucunda taşınmazın 88.000,00 TL bedelle 3.şahsa ihale edildiğini, şirket yetkilisinin maliki olduğu İstanbul Bağcılar ilçesinde bulunan taşınmaz için ... Esas sayılı dosyasında 07-17.09.2012 tarihlerine satış günü alınması üzerine şirket yetkilisinin talebi çerçevesinde kendisi tarafından ödenmek üzere toplam 366.500,00 TL'lik kapama ücreti verildiğini, başvurunun alındığını, hesaba 366.500,00 TL'nin yatırıldığını, tutarın 06.09.2012 tarihinde tahsil edildiğini, ipoteğin fek edilerek satışın durdurulduğunu, ... Esas sayılı dosyada satış kapsamında gerçekleştirilen 72.878,00 TL tahsilatın 10.09.2012 tarihinde banka alacağına mahsup edildiğini, toplam 439.865,00 TL tutarında tahsilat sağlandığı dikkate alınarak bakiye alacaklarından sarfinaz edildiğini ve diğer takip dosyalarının işlemden kaldırılarak 18.09.2012 tarihinde kredilere ilişkin olarak 17.09.2012 tarihi itibariyle banka alacağının kalmadığına dair yazıların teslim edildiğini, mahkemenin gerekçeli kararında belirtildiği üzere dava menfi tespit davası olup uyuşmazlığın borç alacak ilişkisinin olup olmadığı hususunda toplandığını, bankanın davacıdan 17.09.2012 tarihi itibariyle alacağının kalmadığına dair yazılar verildiğini, borç alacak ilişkisinin sona erdiğini, bu durumun biliniyor olmasına rağmen davacı tarafça dava açıldığını, mahkemece 2.500,00 TL ve 7.500,00 TL tutarlarında borçlu olmadığının tespitine karar verildiğini, banka tarafından 17.09.2012 tarihinden sonra takip edilmediğini bu aşamada ipotek takiplerinin düşmekle yok hükmünde olduğunu, 26.05.2020 tarihli bilirkişi raporunda da cevap dilekçesinde belirtmiş oldukları istinaf nedenleri doğrultusunda haklı olduklarının ortaya konulduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, genel kredi sözleşme ilişkisi kapsamında davacının davalıya borçlu olmadığı iddiasıyla, İİK'nın 72. maddesi gereğince icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davacı şirket ile davalı bankanın İstanbul İstoç Şubesi arasında genel kredi sözleşmesinin düzenlenmiş olduğu, davalı banka tarafından davacı şirket hakkında iki ayrı dosyada ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takipleri başlatıldığı ve davacının iki ayrı icra takip dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitine dair iş bu davayı açmış olduğu konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, yargılama aşamasında taraflarca protokol kapsamında borcun ödenmiş olması ve ipoteklerin düşürülmesi sonucunda mahkemece verilen hükmün yerinde olup olmadığı, davacının 17.09.2012 tarihi itibariyle alacağa dair yazı almasına ve borcu sona ermesine rağmen davanın açılmış olmasının iyi niyetli olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davalı bankanın İstoç Şubesi ile davacı şirket arasında birden fazla kredi sözleşmesinin gerçekleştirilmiş olduğu, davalı banka tarafından davacı şirket ve dava dışı müşterek borçlu ile müteselsil kefiller ... ile ...'e Bakırköy ... Noterliğinde düzenlenen 14.06.2011 tarihli ihtarnameyi keşide ettiği, ihtarnamede 08.12.2009 tarihli genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesi hükümlerine aykırı davranıldığı, taahhütlerin yerine getirilmemesi nedeni ile 91333 ve 91349 sayılı aylık taksit ödemeli kredi hesaplarından kaynaklanan borcun muaccel hale geldiği belirtilerek 14.06.2011 tarihi itibariyle toplam 327.553,84 TL'nin yedi gün içerisinde ödenmesi talebinde bulunulduğu, talebin yerine getirilmemesi üzerine davalı banka şubesi tarafından davacı şirket hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile 04.10.2011 tarihinde icra takibi başlattığı, takip konusu asıl alacağın 327.512,95 TL ferileri ile birlikte toplam 347.528,30 TL olduğu, söz konusu alacağın 450.000,00 TL ipotek limiti ile sınırlı olmak kaydı ile tahsil talebinde bulunulduğu ayrıca 3.270,00 TL bedelli gayri nakdi çek kredisinden kaynaklanan teminatın talep edildiği, ipotek konusu taşınmazın İstanbul ili Bağcılar ilçesindeki ... parselde kayıtlı arsa niteliğindeki taşınmaz olduğu, davalı banka şubesi tarafından aynı tarihte İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi amacı ile icra takibi başlatıldığı, takip miktarının önceki takip ile aynı, toplam 347.528,30 TL olduğu, alacağın 70.000,00 TL ipotek limiti ile sınırlı olmak kaydı ile tahsili ve aynı zamanda 3.270,00 TL bedelli gayri nakdi çek kredisinden kaynaklanan riskin teminatını oluşturduğunun belirtildiği, ipotek verenin dava dışı ... olduğu, taşınmazın ... parselde kayıtlı 5.katta bağımsız mesken olduğu, davacı tarafça davalı bankaya 04.11.2011 tarihli yapılan başvuru ile şirketin bankada bulunan 330.000,00 TL kredi borcunun 42 ay taksitle ödenmesi için protokol hazırlanmasını talep ettiği, 06.09.2012 tarihli talebi ile ise şirketin borçlarına istinaden 366.500,00 TL'nin ödendiği belirtilerek dosyanın işlemden kaldırılmasını ve ipotek yazısının verilmesini talep ettiği, davalı banka şubesi tarafından 18.09.2012 tarihli cevabı yazı ile taksitli ticari kredi ve ticari kredili mevduat hesabına ilişkin olarak borçlu ve borçtan sorumlu olanlar hakkında varsa icra takipleri nedeni ile doğmuş/doğacak her türlü vergi, resim, harç, faiz, ceza, masraf vs borçlunun yükümlülüğünde olmak kaydı ile borçlu şirketten ve ...'ten 17.09.2012 tarihi itibariyle banka alacağının kalmadığının beyan edildiği, davacı şirket tarafından 10.11.2015 tarihli dilekçe ile İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1084 Esas sayılı dosyasında menfi tespit davası açıldığı, mahkemenin 01.03.2017 tarihli kararı ile davanın ek gider avansının yasal sürede yatırılmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verildiği, davacı şirket yetkilisi tarafından icra müdürlüğünde çalışan görevliler hakkında görevi kötüye kullanmak iddiası ile şikayette bulunulduğu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının Memur Suçları Soruşturma Bürosunun 2018/126745 Soruşturma nolu dosyasında ,30.07.2018 tarihinde soruşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verildiği, kararda; davacı şirket yetkilisinin dilekçesinde yüksek faiz adı altında bankalar tarafından kişilerin evlerinin, iş yerlerinin satışının yapıldığı vb iddialarda bulunduğu, savcılık tarafından, daha önceki şikayetlerle ilgili olarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği halde aynı şikayetle ilgili Adalet Bakanlığına e-mail gönderildiği, Adalet Bakanlığının yazısı ile disiplin soruşturması haricinde adli soruşturma için e-maillerin gönderildiği görülmüş olmakla birlikte görevliler hakkında mükerrer soruşturma yapılmaması için ilgili yasal düzenleme kapsamında soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, söz konusu karar içeriğinde davacı banka tarafından İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi ilamındaki alacağın tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında ilamlı takip başlattığı, davacı şirket temsilcisi tarafından 07.11.2018 tarihli dilekçe ile iş bu menfi tespit davasının açılmış olduğu anlaşılmıştır. Taraflarının delillerini dosyaya ibrazı ve ilgili delilerin celbi sonrasında bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir.Davacı vekili 02.07.2019 tarihinde; mahkemenin ara kararında belirttiği şekilde davadaki taleplerini somutlaştıran dilekçeyi dosyaya ibraz etmiştir. Söz konusu dilekçede, İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında; fazla faiz ve komisyon hesaplandığını, talep edilen fahiş faiz ve komisyon bedellerinin hesaplanarak şimdilik 7.500,00 TL'sinin davalıdan tahsiline ayrıca kredi borcundan kaynaklanan İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında fazla faiz ve komisyon hesaplandığını belirterek, 2.500,00 TL'nin tahsiline karar verilmesine dair açıklamada bulunmuştur. Davacı vekili 30.10.2019 tarihli dilekçesinde ise; ... Esas sayılı dosyada 72.878,00 TL ödenerek 10.09.2012 tarihinde, ... Esas sayılı dosyasında ise 366.500,00 TL ödenerek 06.09.2012 tarihinde borcun kapatılmış olduğunu belirtmiştir. 26.05.2020 tarihli bilirkişi raporunda; davalı bankanın ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla açtığı icra takiplerinde sadece iki adet taksitli krediden doğan alacak miktarını 327.512,95 TL (Esasen kayıtlara göre 327.553,84 TL'yi) takibe konu ettiği, kredili mevduat hesabından doğan alacak miktarının 12.583,27 TL takibe konu edilmediği, ancak davalı bankanın sorunlu krediler hesabında kredili mevduat hesabı alacağının da kayıtlı olduğu, yani davalı bankanın sorunlu krediler hesabında iki adet taksitli kredi bedeli ile birlikte kredili mevduat hesabi alacağını da takip ettiği için, tespit edilen tahsilat tutarı 468.668,00 TL nin hem taksitli kredi ve hem de kredili mevduat hesabı alacağına/borcuna mahsup edildiği, dolayısıyla iki adet ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla açılan icra takibinin davalı bankanın toplam alacağını yansıtmadığı/karşılamadığı, bu nedenle iki adet icra takibinden dolayı fazladan talep edilen 2.117,94 TL davacı açısından fiktif bir fazlalık olduğu, hesabın kesilip kat edildiği 14.06.2011 tarihi itibariyle davacının ibra edildiği 17.09.2012 dönemi kapsadığı, diğer yandan ibra tarihi (17.09.2012) ile dava tarihi (07.11.2018) dönemini de kesintisiz olarak kapsadığı, davacının ibra edildiği 17.09.2012 tarihi itibariyle bakiye alacak 218.753,84 TL “iken, davalı bankanın bu bakiye alacaktan vazgeçip davacıyı ibra ettiği, diğer yandan dava tarihi itibariyle davacının bakiye 1.344 284,84 TL davalı bankaya halen borçlu olduğu, davalı bankanın, hem ibra ve hem de dava tarihi itibariyle yüksek montanlı davacı borçlu iken, davacının ibra edilmiş olması nedeniyle, esasen gerçek anlamda davacının halen davalı bankaya borçlu olduğu, ancak, hiçbir tereddüde mahal bırakmayacak açıklıkta davacının 17.09.2012 tarihi itibariyle ibra edilmiş olduğu için, hali hazırda davacının bakiye bir alacağının bulunmadığı görüş ve kanaatine varıldığı, davalı banka ile davacı kredi lehtarı/borçlusu ... San. Ve Tic.ltd. Şti. arasında Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, dava dışı kefillerinde işbu sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış oldukları, kullandırılan kredilere ait delil mahiyetindeki bilgi ve belgelerin dosyada mevcut olduğu, davacının ibra tarihi (17.09.2012) itibariyle 218.753,84 TL; dava tarihi (07.11.2018) itibariyle ise 1.344.284,84 TL olmak üzere davalı bankaya halen borçlu olduğu, davalı banka bu alacaklarına rağmen, bahse konu alacak kalemlerinden vazgeçip davacıyı İbra ettiği, davalı bankanın davacıya borçlu bulunmadığı gibi bilakis alacaklı bulunduğu belirtilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde; bilirkişi raporunun taraflı hazırlandığını, müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtları incelenmeden tek taraflı inceleme yapıldığını, bankanın müvekkili şirketin borcunu sildiğine dair beyanlarınında gerçeği yansıtmadığını, bankanın alacağı fazlasıyla tahsil ettikten sonra 9.300,00 TL erken kapama komisyonu dahi aldığını, fakat hesaplarda gözükmediğini belirterek, yeni bir rapor alınmasını talep etmiştir. Davalı banka vekili rapora karşı beyan dilekçesinde; bilirkişi raporu uyarınca davacının müvekkili bankaya halen borçlu olduğunu belirterek, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın kısmen kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Ayrıca, ilk derece mahkemesince, talep üzerine, HMK'nın 305.maddesi uyarınca 08.02.2021 tarihli tavzih kararı verilmiştir. Tavzih kararıyla, "Mahkememizce verilen 06/10/2020 tarihli, 2018/1025 Esas, 2020/476 Karar sayılı gerekçeli kararın "Davacının menfi tespit talebinin kabulü ile davacının İstanbul ... İcra Dairesinin ... ve İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyalarında borçlu olmadığının tespitine," şeklindeki 1/A maddesinin 'Davacının menfi tespit talebinin dava değeri olan 10.000,00-TL yönünden kabulü ile davacının İstanbul ... İcra Dairesinin ... (2.500,00-TL yönünden) ve İstanbul ... İcra Dairesinin ... (7.500,00-TL yönünden) Esas sayılı icra dosyalarında borçlu olmadığının tespitine,' şeklinde tavzihine..." tavzih kararı verilmiştir. Taraflar arasında kredi sözleşmelerinin varlığı ve kredi sözleşmeleri neticesinde ipoteklerin tesis edildiği, krediye dair ödemelerin gerçekleştirilmemesi üzerine davalı bankanın kat ihtarı ile birlikte iki ayrı icra takip dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi amacı ile takip başlattığı, davacı şirket yetkilisi tarafından taksitli ödeme ile birlikte protokol hazırlanması talebinde bulunduğu ve ödemeler neticesinde davacı şirkete hitaben yukarıda yer verildiği üzere 18.09.2012 tarihli yazı ile banka alacağının kalmadığının beyan edildiği konusunda taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Mahkeme ara kararı üzerine davacı vekili 02.07.2019 tarihli dilekçe ile dava konusu edilen icra takipleri yönünden faizin fahiş olduğunu ve komisyon bedeli yönünden alacak isteminde bulunduklarını açıklamıştır. Mahkemece söz konusu talep doğrultusunda bilirkişiden herhangi bir rapor alınmaksızın asıl kararda bilirkişi raporuna atıf yapılmakla birlikte raporda yer verilmeyen şekilde davacının borçlu olmadığının tespitine ve istirdat talebine ilişkin olarak karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm tesis edilmiştir. Tavzih kararıyla ise davacı vekilinin açıklama dilekçesindeki alacak miktarları yazılarak her bir icra dosyası yönünden davacının borçlu olmadığına dair karar oluşturulmuştur. Davacı şirket temsilcisi tarafından dava dilekçesinde her iki icra takip dosyası yönünden borçlu olmadığı iddiasında bulunularak menfi tespit davası ile birlikte satışların iptali talep edilmiştir. Davacı vekili 30.10.2019 tarihli dilekçesinde dava konusu İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında dosya borcunun 10.09.2012'de ... Esas sayılı dosya borcunun ise 06.09.2012 tarihinde kapatıldığını belirtmiştir. Bu durumda, dava tarihi itibariyle icra takip dosyalarındaki ödemelerin gerçekleştirilmiş olduğu dikkate alınarak davacının menfi tespit davası açmasında hukuki yararının bulunmadığı dikkate alınarak HMK'nın 114/1-h bendi gereğince dava şartı yokluğu nedeni ile davanın aynı Yasa'nın 115/2. hükmü uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerekirken, menfi tespit talebinin kabulüne karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuş, hükmün bu bakımdan düzeltilmesi gerekmiştir. Zira dava şartları, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilir. Dava dilekçesinde istirdat talebi bulunmadığı gibi, dava sırasındaki bir ödeme nedeniyle yasa gereği istirdada dönüşen bir dava da söz konusu olmadığı, herhangi bir ıslaha başvurulmadığı dikkate alınmaksızın, talep dışına çıkılarak sanki usulüne göre açılmış bir istirdat davası varmış gibi değerlendirme yapılması usul ve yasaya uygun görülmemiştir. HMK'nın 26. maddesinde taleple bağlılık ilkesi düzenlenmiştir. Yasal düzenlemeler kapsamında verilen karar ve karar sonrasında 08.02.2021 tarihinde oluşturulan tavzih kararı yerinde olmamıştır. Ne var ki söz konusu hata yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile hükmün düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesi uygun görülmüştür. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 33,355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının ve 08.02.2021 tarihli tavzih kararının kaldırılarak davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M/Yukarıda açıklanan nedenlerle; HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının ve 08.02.2021 tarihli tavzih kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın hukuki yarara ilişkin dava şartı bulunmadığından usulden reddine,2-Usule uygun açılmış bir istirdat davası bulunmadığından, sonradan ileri sürülen istirdat talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına,3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL harçtan, peşin olarak alınan 170,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 444,62 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davalının yapmış olduğu toplam 100,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-HMK'nın 333. maddesi gereğince, artan delil ve gider avanslarının yatıran taraflara iadesine, 8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, b-Davalı tarafından sarf edilen 162,10 TL istinaf başvuru harç gideri ile 47,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 209,10 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,10-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 10.04.2025 KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2018/1025, K. 2020/476, T. 10.04.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2018-1025-e-2020-476-k-b14add33ba3f