Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2017/92 E. 2019/24 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2017/92
Karar No
2019/24
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2024/1234 KARAR NO:2024/1934 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ:05/02/2019 NUMARASI:2017/92 E. - 2019/24 K. DAVANIN KONUSU:Fikir Ve Sanat Eseri (Maddi Tazminat İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ:28/11/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirketin ülkemizce mühendislik üzerine bilgisayar yazılımı üreten sayılı firmalardan biri olduğunu ve lisans hakkı kendilerine ait olan ... isimli bilgisayar yazılımının FSEK mevzuatı uyarınca eser sahibi olduğunu, TPE nezdinde "..." isim hakkını marka olarak tescil ettirdiğini, müvekkilinin sahip olduğu programların kullanılması ve sair şekilde çoğaltılması, değiştirilmesi, işlenmesi vb.hiç bir konuda ülkemizde veya yurt dışında hiç bir kişi ya da kuruluşa izin ya da yetki vermediğini, müvekkili şirkete gelen ihbarlar üzerine İstanbul 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2016/73 D.İş numaralı dosyasında yapılan tespit neticesinde alınan bilirkişi raporuna göre, mali hakları müvekkili şirkete ait olan Harita 2 isimli bilgisayarda ... yazılımı ile ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... modüllerinin, yine davalılara ait ... isimli bilgisayarda ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...modüllerinin bilgisayarda kurulu ve aktif olarak çalışır durumda olduğunun tespit edildiğini, bu şekilde müvekkili şirket yazılımlarının izinsiz olarak yüklenerek kullanılmakta olduğunun belirlendiğini, bu olay üzerine şahıslar hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığında 2016/100351 soruşturma numarası ile şikayette bulunulduğunu, davalıların söz konusu eylemleri ile davacının mali haklarına tecavüz ettiklerini belirterek, davalılar tarafından davacıya ait bilgisayar programlarının izinsiz ve lisanssız kullanımı sebebiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartıyla şimdilik 16.000,00 TL'nin, eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren ticari reeskont faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiştir.Davacı vekili 06/01/2019 tarihli dilekçesi ile tazminat talebini, 134.000,00 TL artırarak 150.000,00 TL olarak ıslah etmiş ve harcını yatırdığı anlaşılmıştır. CEVAP:Davalılar vekili cevap dilekçesinde; Davalıların şahsi olarak dosya ile ilgilerinin bulunmadığını, davada taraf olarak FTK ....Şti.'nin gösterilebileceğini, diğer müvekkilleri ..., ... ve ... açısından husumet yöneltilemeyeceğini, İstanbul 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2016/73 D.İş sayılı dosyası ile yapılan bilirkişi incelemesine itiraz ettiklerini ve raporu kesinlikle kabul etmediklerini, bilirkişi tarafından bilgisayarlarda yapılan inceleme sırasında programa ait aktif olmayan linklerin açılmaya çalışıldığını, ancak kullanılmaması ve güncel olmaması sebebiyle açılamadığını ve hata verdiğini, ancak iş bu hata görüntülerinin rapora konulmadığını, raporda programın aktif olarak kullanıldığına ilişkin herhangi bir görüntü de bulunmadığını ve rapordaki görüntüler ve evrakların davalı şirkete ait olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. MAHKEME KARARI;Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 05/02/2019 tarihli 2017/92 E- 2019/24 K sayılı kararıyla;"Davacının hak sahibi olduğu bilgisayar programlarının FSEK anlamında eser olup, koruma kapsamında olduğu, davalıların herhangi bir lisans bedeli ödemeden bu programları bilgisayarlarında ve işlerinde kullandıkları tespit edildiği, programların emsaline göre bilirkişi raporuna göre, FSEK 68/1. maddesi uyarınca istenebilecek maddi tazminat tutarının üç katı üzerinden toplam 104.505,60 TL olduğu, davalı şirketin yöneticisi olan diğer davalıların haksız fiil mahiyetindeki bu eylemden müteselsilen sorumlu oldukları gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulü ile, toplam 104.505,60 TL tazminatın haksız fiil tarihi olan 01.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine," karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURULARI;Davacı vekili süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; Yargılamada Mahkemeye sunulan 16.04.2018 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilmemesi gerektiği ve İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2016/73D.iş dosyası kapsamında sunulan 08.09.2016 tarihli raporun hükme esas alınması gerektiğinin savunulduğu ve dosyanın tekrar bilirkişiye gönderilerek telif tazminatı hesabı yapılmasının talep edildiğini, talep doğrultusunda dosyanın bilirkişiye gönderildiğini ve alınan 01.08.2018 tarihli bilirkişi raporunda özetle; 2 adet bilgisayarda ... 5.1 versiyonun modülleri ile beraber kurulu ve çalışır vaziyette bulunduğu, zarar hesaplamasında satıcı firmanın uygulamakta olduğu %20 indirim oranına ek olarak yazılımın satışı bulunmaması sebebiyle %20 daha indirim uygulanması gerektiği kanaatine varıldığını, toplamda zarar üzerinden %40 indirim uygulanabileceği kanaatine varıldığını, bilirkişiler tarafından hiçbir araştırma yapılmadan, bu versiyonun bugün satın alınması halinde müvekkili şirketin %20 oranında sürüm indirimi uygulayacağı kanısına varılmasının müvekkili şirketin satış politikasına tamamen aykırı olduğunu, Yargıtay kararlarına göre, şirketin maksimum indirim oranının %21,8 olduğunu, Diğer bir deyişle, müvekkili firmanın, eskime adı altında uyguladığı bir indirim oranı bulunmadığı halde, sayın bilirkişiler tarafından müvekkili firma satış stratejisi kapsamında bulunmayan bir uygulamanın varmış gibi hesap edilerek varsayım doğrultusunda %20 oranında indirim uygulanmasının hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını, 2016 yılında ... olduğu, davalının bilgisayarında ...’in bulunduğu gerekçesi ile tamamen keyfi bir şekilde belirlenen indirim oranının hukuki olmadığını, Bilirkişilerin davalıların bilgisayarında izinsiz ve lisanssız olarak yüklü bulunduğu sabit olan ve 2016 yılı fiyat listesine göre bedeli 8.350,00 TL olan ... modülünü hesaplamaya dahil etmediklerini, özensiz ve eksik bir rapor düzenlediklerini,Bilirkişi raporunda yazılım, donanım vb. ürünlerde distribütör firmaların belli kar marjlarıyla ürünleri bayiler kanalı ile satışa sunduğu, bayilerde satış adetlerine göre belli oranlarda indirim yaptığı, haksız rekabet ortamının sağlandığı durumlarda gerektiğinde ürünlerde liste fiyatı üzerinden %20-%40 oranında çok fazla indirimler yapıldığı belirtilmişse de bilirkişilerin bu tespitinin tamamen hatalı olduğunu, müvekkilinin şirket yazılımlarını bayiler kanalı ile satışa sunmadığını, müvekkili şirketin distribütör firmalarla her hangi bir anlaşması olmadığını, bu sebeple bilirkişilerin bu tespitlerinin somut dava bakımından uygulanırlığı olmadığını, emsal bedel, rayiç bedel belirlenirken yapılması gerekenin, müvekkili şirketin genel satış politikası ve uygulaması olduğunu beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde; Davanın yalnızca davalı şirkete yöneltilebileceğini, diğer davalıların şirket ortağı olduğunu ve bu ortaklara husumet yöneltilemeyeceğini, gerçek kişi davalılar yönünden davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini,Bilirkişice bilgisayarda yapılan inceleme sırasında programa ait aktif olmayan linkler açılmaya çalışıldığını ancak programlar güncel olamadığından ve kullanılmadığından açılamadığını ve hata verdiğini, ancak hata veren linklerin ekran görüntülerinin bilirkişice rapora alınmadığını, dolayısıyla dosyaya eklenmediğini, işbu davada ise, delil tespit davasında eksik ve hatalı olarak düzenlenen bilirkişi raporu baz alınarak karar verildiğini, zira yerel mahkemece alınan bilirkişi raporunda 11.04.2018 tarihinde müvekkili şirkete ait bilgisayarlarda yapılan incelemede, ... uygulaması ve modüllerine dair kayıt, dosya veya ize rastlanılmadığının belirtildiğini,Dosyada alınan bilirkişi raporlarında müvekkili şirketin ... yazılımını aktif olarak kullanıp kullanmadığına ilişkin kesin bir tespit yapılmadığını,Müvekkili şirketin bir harita firması değil altyapı işleri yapan bir şirket olduğunu, dolayısıyla müvekkili şirketin ilgili yazılımı kullanım ihtiyacı bulunmadığını, bu sebeple programın her iki bilgisayarda da yüklü olmasının müvekkili şirket için herhangi bir menfaat içermediğini, müvekkili şirketin ihtiyacı olmayan programı kullanmasının mümkün olmadığını,Dava dosyasında programın iki sürümü de ayrı ayrı satın alınmış gibi değerlendirme yapılarak karar verildiğini, müvekkillerinin kötü niyetli olmadığını, tazminata hükmedilecekse dahi kanunda belirtilen asgari şekilde hükmedilmesinin hakkaniyet ilkesinin gereği olduğunu beyan ederek Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Dairemizin 29/09/2022 tarihli, 2020/1347 Esas-2022/1314 Karar sayılı kararı ile; Davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf sebeplerinin incelenmesinde; "İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden celbedilen davalı ...Şti'nin sicil kayıtlarına göre, gerçek kişi diğer davalıların şirketin yetkilisi olduğu, dava konusu eylem sebebiyle ayrıca şahsi sorumluluklarının bulunmadığı, eldeki davanın şirket aleyhine ikame edilebileceği, belirtilen sebeplerle husumet ehliyeti bulunmayan gerçek kişi davalılar aleyhine açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi gerekirken, bu davalıların da davalı şirket ile birlikte müteselsilen sorumluluklarına hükmedilmesinin hatalı olduğu" gerekçesiyle; davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesine göre yeniden esas hakkında hüküm kurularak; " ..., ... ve ... yönünden 6100 Sayılı HMK'nın 114/(1)-d ve 115/(2). maddeleri gereğince pasif husumet ehliyeti yokluğundan DAVA ŞARTI YOKLUĞU SEBEBİYLE USULDEN REDDİNE,-Davalı şirket yönünden davanın kısmen kabulüne, toplam 104.505,60 TL tazminatın haksız fiil tarihi olan 01.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.Dairemizin kararına karşı davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 30/04/2024 tarihli 2022/7112 Esas-2024/3422 Karar sayılı kararıyla; " Davacı tarafça, bilgisayar programlarını izinsiz kullanıldığını iddia ettiği şirketten ve şirketin yönetim kurulu üyelerinden maddi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince davalı şirketin yöneticisi olmaları nedeniyle davalı gerçek kişiler bakımından da davanın kısmen kabulüne karar verildiği, davalılar vekilinin istinaf talebi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalı gerçek kişilerin pasif husumeti olmadığına karar verilmişse de, davalı gerçek kişilerin diğer davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri oldukları, 5846 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca aleyhlerinde dava açılabileceğinin dikkate alınmaksızın Bölge Adliye Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı" gerekçesiyle; Dairemizin kararının bozulmasına, davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine, karar verilmiştir.Yargıtay bozma ilamı ve duruşma günü taraf vekillerine tebliğ edilmiş, davacı vekilinin duruşmaya katılmadığı, davalılar vekilinin önceki kararda direnilmesini talep ettiği anlaşılmış, usul ve yasaya uygun görülen bozma ulamına uyulmasına karar verilmiştir. GEREKÇE;Taraflar arasındaki davacıya ait bilgisayar yazılımının izinsiz olarak kullanımından dolayı FSEK 68. Maddesine göre tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Dairemizce davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, mahkeme hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne, davalı gerçek kişiler bakımından davanın usulden reddine karar verilmiştir.Davacı vekilinin temyiz başvurusu üzerine, Dairemizin kararının Yargıtayca bozulduğu anlaşılmış, usul ve yasaya uygun görülen bozma ilamına uyulmasına karar verilerek bozma kararı doğrultusunda davaya devam edilmiştir.Mahkemenin, davalı şirketin davacının hak sahibi olduğu bilgisayar yazılımının izinsiz kullanılması nedeniyle, davalı şirket hakkında FSEK 68. Madde uyarınca hükmedilen 104.505,60 TL tazminata ilişkin karara karşı davalı tarafça temyiz başvurusunda bulunulmaması, davacı vekilinin temyiz itirazının da reddi nedeniyle, davalı şirket hakkında verilen kararın taraflar yönünden usuli kazanılmış hak teşkil ettiği anlaşılmıştır. Dosyaya celp edilen davalı şirketin ticaret sicil kaydından, şirket yetkililerinin ..., ... ve ... olduğu, davalılardan ...'ın gerek delil tespiti, gerekse mahkemece yaptırılan 11/04/2018 tarihli keşif sırasında ...'ın işyeri yetkilisi sıfatıyla hazır bulunduğu anlaşılmıştır. 5846 Sayılı FSEK 66/2-3 maddesinde; "Tecavüz, hizmetlerini ifa ettikleri sırada bir işletmenin temsilcisi veya müstahdemleri tarafından yapılmışsa işletme sahibi hakkında da dava açılabilecektir.Tecavüz edenin veya ikinci fıkrada yazılı kimselerin kusuru şart değildir." hükümleri düzenlenmiştir.Yasal düzenleme gereğince, hizmetin ifası sırasında şirket yetkilisi ve çalışanlarının bir başkasının eserden kaynaklanan mali haklarına karşı tecavüz fiilini gerçekleştirmesi halinde hem şirket hem de şirket yetkilisi ve/veya çalışanı hakkında dava açılabileceği gibi, TMK 50. Madde gereğince de, tüzel kişinin iradesinin organları aracılığıyla açıklandığı, organların bütün fiilleriyle şirketi borç altına sokacakları ve kusurlarından ayrıca şahsi olarak da sorumlu olacakları düzenlenmekle, mahkemece davalı şirketin temsilcilerinin sorumlu tutulmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiş, taraf vekillerinin ileri sürdükleri istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmakla istinaf başvurularının esastan reddine, karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekili ve davalılar vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.785,40-TL harcın mahsubu ile, fazlaya ilişkin olan 1.357,80‬-TL harcın talebi ve isteği halinde davacı tarafa iadesine,3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 7.138,77-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.785,00-TL harcın mahsubu ile, bakiye 5.353,77‬-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Davacı ve davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine maddesine göre 16.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara verilmesine, 6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dair, verilen karar davalılar vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta süre içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/11/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2017/92, K. 2019/24, T. 01.09.2016, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2017-92-e-2019-24-k-c1c4dcbe7263