Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2017/911 E. 2018/1465 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2017/911
Karar No
2018/1465
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/602 Esas KARAR NO: 2025/549 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 07/12/2023 NUMARASI: 2023/102 Esas, 2023/923 Karar DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 18/04/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; Müvekkili şirketin 2013 yılı şubat ayında ... tarafından 50.000-TL sermaye ile tek kişilik Anonim Şirket olarak kurulduğunu, 21.03.2016 yılında ise, ... tarafından şirketin %50 hissesinin ...’e 25.000-TL bedel karşılığında ve geriye kalan %50 hissesinin davalı alacaklının eşi ...’na 25.000-TL bedel karşılığında devredildiğini, daha sonra 18.08.2016 tarihinde ... ün 25.000-TL değerindeki hissesini 30.000-TL bedelle ...’a, ... nun 25.000-TL değerindeki hissesini 30.000-TL bedelle ...’a devrettiğini, 21.03.2016 tarihinden, 18.08.2016 tarihine kadar ... ün Yönetim Kurulu Başkanı, ...' nun Yönetim Kurulu Başkan Vekili olarak davacı şirkette müştereken yetkili olarak görev yaptıklarını, İcra takibine konu sahte senedin, şirketin eski ortaklarının yetkili olduğu tarihe denk getirilmek suretiyle,müvekkili şirketi zarara uğratmak amacıyla kötü niyetle tanzim edildiğini, Davacı şirketin devir edildiği tarihte, "pasifinde" kayıtlı bonoya bağlı borç bulunmadığını, müvekkili şirket kayıtlarının incelenmesi sonucunda; söz konusu şirketin sermaye yapısı itibariyle hiçbir zaman başta davalı olmak üzere, böyle bir meblağda ne alacak, ne de borç akdi münasebetinin olmadığını, ... ve ...’nun şirketi devir aldıkları 21.03.2016 tarihinden şirketi devrettikleri 18.08.2016 tarihine kadar ki dönem de 6.500.000,00-USD borçlanmayı gerektirecek hiçbir ticari faaliyetlerinin olmadığını, pay devirlerini müteakiben düzenlenen ve Gaziosmanpaşa Vergi Dairesi Müdürlüğüne sunulan 31/12/2016 tarihli mizanda ve kurumlar vergisi beyannamesinde dava konusu sahte senet ve yabancı para pozisyonuna ilişkin herhangi bir bilgi ve borcun yer almadığını, "Hayatın Olağan Akışı ve Genel Teamüllere" göre eşler arasında borç alış verişinde genelde senet düzenlenemeyeceğini, Borca konu olan sahte senedin ... ve ... tarafından da düzenlenmediğinin tespit edildiğini, senetteki keşideci imzalarının da taklit ya da transfer yapmak suretiyle gerçekleştirildiğini, bu nedenle "imzaya da itiraz ederiz" denildiğini, bonodaki keşideci imzaları ile Noterlikçe tanzim edilmiş bulunulan Vekaletname metnindeki imzaların çıplak gözle incelenip, kıyaslanması sonucunda imzaların birbirini tutmadığını, gerçeği yansıtmadığı gibi, sahte olduğunun kesin ve sabit olduğunu, kabul anlamına gelmemek kayıt ve koşuluyla, bir an için eski ortaklar tarafından imza atıldığı varsayılsa dahi, söz konusu senedin eski ortakların ortaklıkları bittikten sonra geriye dönük tarih atmaları suretiyle gerçekleştiğini, böylece "sahte senet" tanziminin kesinlik arz ettiğini,2016 yılında basılan ve kullanılan Bono örneği ile hali hazırda günümüzde kullanılmakta olan basılı Bono örneklerinin farklı formatlarda olduklarını, davalının icra takibine konu yaptığı bononun halen kullanılan ve tedavülde olan bono olduğunu, bu da sahteciliğin gerçek ve düzmecenin açık ve kesin kanıtı olduğunu beyanla Davanın kabulü ile müvekkilinin 09.06.2016 tanzim, 04.01.2023 vade tarihli, 6.500.000,00 usd bedelli bono / senet yönünden borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline HMK 209.md.si hükmü gereğince senedin sahteliğinin tespitine, Davalının haksız ve kötüniyetli olduğu açık olduğundan, fazlaya dair talep, dava ve sair hukuksal hakları saklı kalmak kaydıyla, senet miktarının %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde ve özetle; davanın sahtecilik iddiasına dayandırıldığını, gerçeklikten ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu esas yönünden de reddine karar verilmesi gerektiğini, kambiyo senedine dayanan takibin borçlusu davacının, 2016 yılında 60.000-TL bedelle devir alındığı iddia edilen şirketin sermayesinin 50.000-TL olduğunu, ancak İTO kayıtları ile sabit olduğu üzere bu gün dahi sermayesi 50.000,00 TL olan şirketin, devir alındığı 2016 tarihinde aktifinde kayıtlı İzmir ilinin en değerli sanayi ilçesi olan Aliağa’da 2016 yılı m2 birim fiyatı minumum 200 TL olan 200 dönüm ve ön ödemesi yapılmış İstanbul ili Eyüp ilçesi ... mahallesinde araziler bulunduğunu, Nakden alınan borç karşılığı verilen kambiyo senedinin, vadesinde ödenmediğini ve müvekkili tarafından yasal icrai takibe konu edildiğini, aktif mal varlığında azaltmaya giden borçlu hakkında ihtiyati haciz kararı alındığını ve yasal süresi içerisinde infaz ile esas takibe geçildiğini,alacağı sürüncemede bırakma amacıyla hareket eden borçlunun, somut gerçekleri gizleyerek soyut sahtecilik iddiasıyla 13.02.2023 tarihinde İstanbul 32. İcra Hukuk Mahkesinde 2023/68 Esas ile Tedbir Talepli dava açtığını, açılan bu dava derdest olduğunu ve tedbir talebinin 3 kez reddedildiğini, aynı iddilarla borçlu tarafından 2023/102 esasındaki tedbir talepli dava açıldığını, yatırılmayan harcın tamamlatıldığını, akabinde 10.03.2023 tarihinde tedbir ara kararı verildiğini, ancak iddialarında ve talebinde samimi olmayan borçlu davacının mahkemece verilen tedbir ara kararının gereklerini yerine getirmediğini, dolayısıyla davacının amacının, kambiyo senedine dayalı alacağı sürüncemede bırakmak olup ileri sürülen sahtecilik iddiasının soyut ve kurgu olduğunu beyanla Davacının, kesinleşen kambiyo takibi borçlusu olduğunu, borçlu olan davacının aleyhinde haciz ile icrai işlem yapılmasının yasal olduğunu, bu sebeple zarara uğradığının iddia edilerek tazminat davası açılması her türlü hukuki mesneten yoksun olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: "...1-Davanın kabulü ile davacı ... Mühendislik ... AŞ nin İstanbul .. icra müdürlüğünün ...esas sayılı takip dosyasında icraya konulan 09/06/2016 düzenleme tarihli, 04/01/2023 vade tarihli ve 6.500.000 USD bedelli bono nedeniyle istenen 6.526.638,00 USD (123.030.002.00 TL) borçlu olmadığının tespitine, Senet nedeniyle İstanbul 20 ATM nin 2023/36 D. İş sayılı dosyasında verilen ihtiyati haciz kararı ile İstanbul .. icra müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında haciz uygulandığından 6.526.638,00 USD karşılığı 123.030.002.00 TL nin %20 si oranında kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine," şeklinde karar vermiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf isteminde özetle;Davacının aynı zamanda soruşturma konusu da yaptığı kambiyo senedinin sahte düzenlendiği iddiasını ispatlayamadığını,İlk Derece Mahkemesi yargılaması devam ederken, ara kararlara dayanak gösterilen İstanbul CBS’nın 2023/35673 nolu şikayet dosyasında; davacının ileri sürdüğü bire bir aynı iddiaların değerlendirilmesi amacıyla dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilerek (mütalaa da dikkate alınarak tüm imzaların, mürekkep/yazı yaşının ve sahtelik iddialarının) değerlendirilerek rapor düzenlenmesi talep ettiğini, Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen 12.07.2023 tarih ve 3838 sayılı rapor ile imza ve senetteki sahtelik iddiasının gerçek olmadığı, yine mürekkeplerde yazı yaşı tayinine yarayan ve halen kullanılagelen bilimsel herhangi bir yöntem bulunmadığından böyle bir tespitin yapılamayacağı, Dr. ... mütalaasının aksine eski şirket yetkilisi...’ün geçmişte de bu gün aynı imzayı kullandığının kesin olarak tespit edildiğini, Davacı tarafından iddia edildiği gibi şikayete konu senedin şirket devrinden sonra tanzim edildiğine dair herhangi bir delile ulaşılmadığını,Her ne kadar dosyaya sunulan ... raporunda senet üzerinde yer alan mürekkebin 6-12 aydan daha eski olamayacağı mütalaa olunmuşsa da Adli Tıp Raporu ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun emsal mahiyetteki kararları birlikte değerlendirildiğinde söz konusu raporun iddiaları ispata yeterli delil olarak kabulünün mümkün olmadığını, soruşturmada alacaklı müvekkili ile davacı şirketin eski ortak ve yetkilileri hakkında Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar verildiğini, karara karşı itirazın reddi ile kararın kesinleştiğini, Mahkemece YHGK rağmen, hukuki hiçbir niteliği olmayan rapor ile fotokopi evraklar üzerinden tarafsızlıktan yoksun ve maddi manfaat karşılığı düzenlenen sözde teknik mütalaa gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığını, 16.03.2023 tarihli Prof. Dr. ... raporunun henüz tüm dünya genelinde hukuki ve bilimsel geçerliliği olmayan yazı/mürekkep yaşı raporu olduğunu, Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan 12.07.2023 tarihli raporda (böyle bir tespitin yapılmasına yönelik bilimsel herhangi bir yöntem bulunmadığı) açıkça belirtildiği gibi, Hukuk Genel Kurulu'nun 18.10.2018 tarihli ve 2017/13-665 E., 2018/1465 K. ve yine 07.10.2020 tarih 2017/911 E. 2020/736 K sayılı kararlarında; ülkemizde mürekkep yaşı tespitinin mümkün olmadığının açıkça vurgulandığını, Dr. ... tarafından ücret mukabili düzenlenen teknik mütalaada ise fotokopi evraklar üzerinden inceleme yapıldığını, teknik mütalanın ATK Raporu ile çürütüldüğünü, Görevin kötüye kullanılması sonucu hazırlanan bu mütala ile ilgili İstanbul CBS’ye 2023/137063 nolu suç duyurusunda bulunulduğunu, İlk Derece Mahkemesinde açılan davada konu senet üzerinde imza incelemesi ve sahtelik incelemesi yaptırılmadığını, aksine İstanbul CBS’nin 2023/35673 nolu soruşturma dosyasının sonucu beklenildiğini, Davacının da, ATK Raporuna ve Savcılığın KYOK kararına karşı iddialarını ispat eden dosyaya hiçbir delil sunamadığını, dava ve tarafları ile ilgisi olmayan İzmir CBS’nin bir başka olayla ilgili İddianamesini İlk Derece Mahkemesine delil olarak sunmaya çalıştığını, Müvekkilinin kambiyo senedine dayalı alacaklı olup aktifinde yüz milyonlarca değerde taşınmazlar bulunan ancak bu gün dahi kaydi sermayesi 50.000,00 TL gösterilen davacı şirketin defterlerinde yapılan incelemenin varolan müvekkilinin alacağı yönünden bir anlamı olmadığını, mahkemenin yorum yolu ile borç alacak ilişkisi bulunmadığına dair gerekçe yazdığını, kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını, davanın reddini talep etmiştir. GEREKÇE Dava, İİK 72.maddesine dayalı olarak açılan borçsuzluğun tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava konusu bono 09/06/2016 tanzim, 04/01/2023 vade tarihli 6.500.000USD bedelli olup keşideciye atfen davacı şirket, lehtar olarak ise davalının yer aldığı, senette nakden kaydı yer aldığı görülmektedir. Dosyaya yansıyan bilgi ve belgelere göre dava konusu senedin tanzim tarihi olan 09/06/2016 itibarı ile davacı şirketin müşterek imza ile yetkililerinin ... ve ... olduğu, ilgililerin soruşturma aşamasındaki beyanlarına göre de senetteki imzalarını kabul ettikleri anlaşılmaktadır. Kambiyo senetleri kural olarak illetten mücerrettir. Senedin, üzerinde yer alan düzenleme tarihi itibarı ile davacı şirket yetkilileri tarafından imzalandığı tespit edilmiş ise de, davacı senedin sahte olduğunu, eski şirket yetkilileri tarafından geriye yönelik olarak tanzim edildiğini iddia ettiğinden bu yöndeki delillerin istinaf sebepleri ile birlikte değerlendirilmesi gerekir. Somut uyuşmazlıkta; davaya konu 6.5000.000USD bedelli bonoda keşideci şirket adına imza atan şirket yetkililerinden ...'nun aynı zamanda senet lehtarı olan ...'nun eşi olduğu, şirketin her iki yetkilisinin de soruşturma ifadesinde 09/06/2016 Tarihinde davalı ...'ndan elden 6.500.000USD borç aldıklarını, senedi düzenleyerek şirket kayıtlarına işlettiklerini beyan ettikleri, ancak şirketin kayıtlarında 6.500.000USD'lik borca ilişkin hiçbir kaydın olmadığı, bilirkişi raporunda 17/08/2016 olan devir tarihinde devreden ortakların sorumluluğu bulunan döneme ait mizanın devreden ... vekili ile ... tarafından imzalandığı ve davaya konu senet yahut dayanağı alacağa dair bir kayıt yer almadığına yer verildiği, her ne kadar senedin borç karşılığı verildiğini savunan davalının borcun dayanağını ispat yükü olmasa da cevap dilekçesinde sunulan dekontların senedin tanzim tarihinden ve şirket ortaklık yapısı değiştikten sonraki işlemlere yönelik olması, 2016 yılında verilen 6.500.000USD'lik nakdi borca ilişkin hiçbir delil bulunmaması, şirketin o tarihteki yetkililerinden ...'nun davalı lehtarın eşi olduğu, senedin 09/06/206 tanzim, 04/01/2023 vade tarihli olduğu dikkate alındığında, soruşturma aşamasındaki mürekkep yaş tespiti ile ilgili rapor ve davacı yanca sunulan uzman mütaalaası tek başına davacının iddiasını ispata elverişli değil ise de, tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde mahkemece menfi tespit isteminin kabulüne, takipte kötüniyetli davalı aleyhine tazminata karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiş, davalı vekilinin istinaf isteminin HMK 353.1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 8.404.179,44TL harçtan, peşin alınan 2.101.044,86TL harcın mahsubu ile bakiye 6.303,134,58TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, -Davacının gider avansından kullanıldığı anlaşılan 70TL istinaf masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 18/04/2025 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ Davacı vekili davacı şirketin 2013 yılında tek ortaklı olarak kurulduğunu şirket ortağı ...’ın yarı hissesini 21.03.2016 tarihinde ...’e yarı hissesini ise davalının eşi ...’na devrettiğini, Şirket ortakları ... ve ...’nun 18.08.2016 tarihine kadar şirket yetkili temsilcisi olarak görev yaptıklarını, dava konusu 6.500.000 USD lik senedin sonradan geriye dönük olarak doldurulduğunu, şirket kayıtlarında bu bono ile ilgili bir kayıt bulunmadığını şirketin borçlanmayı gerektirecek bir durumunun olmadığını belirterek davacı şirketin davalıya borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarında dava konusu bono ile ilgili bir kayıt bulunmaması ve Prof Dr.... ve Dr. ...’nın raporlarına göre bono üzerinde bulunan keşideci imzasının senedin düzenleme tarihi olan 09,06.2016 tarihinde atılmadığı temsilcilik görevi sona erdikten sonraki bir dönemde atıldığından bahisle davacının menfi tespit isteminin kabulüne karar vermiş verilen karar İstinaf edilmekle daire çoğunluk görüşü ile Davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Somut olayda her ne kadar dava konusu bononun o dönemin yetkili temsilcileri tarafından geriye dönük olarak düzenlendiği kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiş isede; İstanbul C.Başsavcılığının soruşturma dosyası nedeniyle Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin vermiş olduğu 12.07.2023 tarihli rapora göre dava konusu bono ile ilgili yazı yaşı tayinine yarayan halen kullanılagelen bilimsel her hangi bir yöntem bulunmaması nedeniyle yazı yaşı tayini ile ilgili bir tespite gidilemediğine ilişkin kararı ile ilk derece mahkemesinin hükmüne esas aldığı ... imzasını taşıyan raporun davacı yanın isteği ile hazırlatılan mütala niteliğinde bir rapor olduğu keza İstanbul C.Savcılığının soruşturma dosyasına sunulan Prof. Dr. ... imzalı raporunda Mahkeme dışında alınmış olması ilk derece mahkemesince bu konuda çelişkileri giderici rapor alınması gerekirken mahkeme dışında alınmış mütala ve İstanbul C.Başsavcılığı dosyasında alınan rapora göre karar verilmesinin doğru olmadığı kanaatinde olduğumdan çoğunluğun istinaf başvurusunun esastan reddi görüşüne katılmamaktayım.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2017/911, K. 2018/1465, T. 12.07.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2017-911-e-2018-1465-k-965e8fa6592b