Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2017/75 E. 2019/1425 K. – Ticari Şirket (Genel

Konu: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2017/75
Karar No
2019/1425
Karar Tarihi
Konu
Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/23 KARAR NO: 2024/466 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 25/12/2019 NUMARASI: 2017/75 Esas - 2019/1425 Karar DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/03/2024 Taraflar arasındaki Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının murisi ...'ın tavukçuluk konusunda faaliyet gösteren davalı şirkette 2015 senesi ortasına kadar yönetim kurulu üyeliği yaptığını, davalı şirkette %25 oranında B grubu hissesi bulunan ...'ın 28/03/2015 tarihinde rahatsızlık geçirerek bitkisel hayata girdiğini, kendisine müvekkilinin vasi tayin edildiğini, bundan sonra davalı şirkette usulsüz işlemler yapılmaya başlanıldığını, davalı şirkete ait Kocaeli Dilovası'nda 25 parselde kayıtlı arsa vasıflı taşınmazın 500.000 TLsına, Kocaeli Dilovası'nda 36 parselde kayıtlı 4 katlı betonarme kesimhane ve arsa vasıflı taşınmazın ise 8.500.000 TLsına rayiç değerin çok altında 09-10-2015 tarihinde ...Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ne devredildiğinin aylar sonra öğrenildiğini, davalı şirketin 20-07-2016 tarihinde yapılan 2015 senesine ilişkin olağan genel kurul toplantısında satış bedelinin gerçeği yansıtmadığı hususunda muhalefet şerhi konulduğunu ve yönetimin ibrasında olumsuz oy kullanıldığını, taşınmazların gerçek değerinin tespiti için Aralık-2016 ayında gayrimenkul değerleme raporu alındığını, arsanın rayiç değerinin 4.580.860TLsı, kesimhanenin rayiç değerinin ise 16.152.213,60TLsı olarak tespit edildiğini, bu şekilde rayicin çok altında satış yapıldığının ortaya çıktığını, üstelik bu işlemin genel kurul kararı alınmaksızın gerçekleştirildiğini, bu konuda açılan sorumluluk davası hakkında bilahare bilgi verileceğini, pay sahiplerinin % 75 oranında olumlu oyu ile alınmış bir karar olmadığından işlemlerin yok hükmünde olduğunun tespiti için huzurdaki davanın açıldığını, davalı şirketin herhangi bir yönetim kurulu kararı alıp almadığının bilinmediğini, bu konuda gönderilen ihtarnameye cevap verilmediğini, yönetim kurulu kararının olması halinde T.T.K.'nun 391 inci maddesi uyarınca batıl olduğunun tespitinin talep edildiğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 408 inci maddesinde önemli miktarda şirket varlığının satışının genel kurulun devredilemez görev ve yetkileri arasında sayıldığını, yine T.T.K.'nun 538. maddesine göre önemli miktarda aktiflerin toptan satılabilmesi için genel kurul kararının gerekli olduğunu, bunun için de şirket sermayesinin % 75'ini oluşturan pay sahiplerinin olumlu oylarının gerektiğini, davalı şirketin fiilen tasfiyesinin oluşturacak işlemler yapıldığını iddia ederek; genel kurul kararı alınmadan yapılan satış işlemlerinin yok hükmünde olduğunun tespitine, yönetim kurulu kararı alınmış olması halinde ise kararın batıl olduğunun tespitine, yönetim kurulu karar defterinin tedbiren mahkeme kasasında muhafaza edilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın sunduğu yetki belgesiyle bu davanın açılmasının mümkün olmadığını, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının buluşmadığını, satış işleminin tamamlandığını ve taşınmazların tapuda 3. kişi adına tescil edildiğini, dolayısıyla şirket yetkililerinin almış olduğu kararın yok hükmünde sayılmasının davacıya herhangi bir hukuki yarar sağlamayacağını, davacının uğramış olduğu zararın tazmini için İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/75 Esas sayılı dosyası üzerinden yönetim kurulu üyeleri hakkında tazminat davası açtığını, davacı tazminat talep ettiğinden hükümsüzlük iddiasında bulunamayacağını, genel kurul kararına hukuken ihtiyaç olmadığından söz konusu iki adet taşınmazın 08-10-2015 tarihli ve 2015-6 sayılı oy birliğiyle alınan yönetim kurulu kararına istinaden 09-10-2015 tarihinde dava dışı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ne satıldığını, müvekkili şirketin sermayesinin 74.500.000TLsı olduğunu, satış öncesi 30-09-2015 tarihi itibarıyla şirket adına kayıtlı 50 adet taşınmazın ve bir çok taşınır malın bulunduğunu, bunların toplam yüzölçümünün 1.345.130m2 tuttuğunu, 09-10-2015 tarihinde 13.994m2 yüzölçümünde iki adet taşınmazın satıldığını, geriye 1.331.136m2 yilzölçümünde 48 adet taşınmaz kaldığını, 30-09-2015 tarihli bilânçonun aktif toplamının 102 918.482,77 TLsı, bunun içindeki iki taşınmazın bilânço değerinin 2.636.720,43TLsı olduğunu, şirketin mal varlığının satış tarihindeki kıymetinin 180.000.000TLsının üzerinde bulunduğunu, iki taşınmazın satışının önemli miktarda şirket aktifinin toptan satışı niteliğini taşımadığını, bu nedenle genel kurul kararına ihtiyaç duyulmadığını, bir arı için genel kurul kararına ihtiyaç olduğu düşünülse dahi satış sonrası yapılan 20-07-2016 tarihli genel kurulda satış hakkında pay sahiplerine bilgi verildiğini, aynı genel kurulda faaliyet raporunun % 75 oranında oy ile onaylandığını, doktrinde satışı için genel kurul kararı gerektiren taşınmazların karar olmadan satışı halinde sonradan genel kurulun buna icazet verebileceğinin kabul edildiğini, davacının 2015 senesine ait genel kurul kararlarının iptali için dava açmadığını ve süreyi de geçirdiğini, şirketin yönetim kurulu üyelerinin tamamının pay sahibi olduklarını, kendi zararlarına hareket etmelerinin düşünülemeyeceğini, tavukçuluk sektörünün zor günler yaşadığını, yönetim kurulunun tedbirli davranarak satış karart aldığını, alıcının müvekkili şirketin kredi borcunu ödeyerek taşınmazın üzerindeki ipoteği kaldırdığını, bakiyesinin ise şirket hesabına havale ettiğini, mahkemenize sunulan değerleme raporunun gerçeği yansıtmadığını, taşınmazlar ... Bankası'na ipotekli olduğundan banka tarafından yaptırılan ekspertiz raporunda değerinin 10.900.000-TLsı olarak belirlendiğini, davacının taşınmazların şirket tarafından kullanıldığı iddiasının da gerçeği yansıtmadığını, taşınmazlardaki şirket faaliyetinin 05-11-2010 tarihli yönetim kurulu kararı ile 31-12-2010 tarihinde sona erdiğini savunarak; davanın usul yönünden reddine, haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesinc karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Şirket defter ve kayıtları ile davacının iddiaları üzerinde inceleme yaptırılmasına karar verilmiş, bilirkişi raporu alınmıştır. Mali küşavir bağımsız denetçi olan bilirkişi, 03/04/2019 tarihli raporunda, şirketin yönetim kurulunun 08/10/2015 tarihinde yönetim kurulunun ... Köyü ... ve ... parseldeki taşınmazları 9.000.000 TL bedelle satışına karar verdiğini, satış kararının altında davacı asilin de olduğunu, TTK.nun 408. maddesi kapsamına girmediği, somut olayda aynı yasanın 538. ve 421. maddelerine göre nitelikli nisabın gerekmediğini, taşınmazın kaydi mukayyit değerinin tüm varlıklar içinde %2, taşınmazlar arasında %9 oranında bir değerde olduğunu, bu haliyle atış için genel kurul kararına ihtiyaç olmadığı, rayicin altında satıldığı iddiasıyla tazminat davasının da ayrı bir dava ile görüldüğü mütalaa edilmiştir.Bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olduğu, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, olayın oluşuna uygun olduğu anlaşılarak itibar edilmiştir. Gerçekten de, taşınmazın satışına ilişkin iş ve işlemlerin genel kurul kararı alınması gerektiği halde alınmayarak satışına karar verilmesi nedeniyle taşınmazın satışına ilişkin iş ve işlemlerin yok hükmünde olduğunun tespiti talep edilmektedir. TTK.nun 448. maddesinde genel kurulun devredilmeyen yetkileri düzenlenmiş olup, bunlardan biri de önemli miktarda şirket varlığının toptan satışıdır. Somut olayda toptan satış söz konusu değildir. Yine, davacının taşınmazı satışının değerinin çok altında satıldığına ilişkin ikame ettiği Anadolu 8 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/75 E sayılı dosyası ve bu dosyada alınan bilirkişi heyeti raporu da incelenmiş, taşınmazın önemli miktarda malvarlığını oluşturmadığı, taşınmazın şirket faaliyetlerinde etkisi yok iken satışına karar verildiği bu dosyada da tespit edilmiştir. Bu nedenlerle davacının yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması talebi yerinde görülmemiştir. Yine, davacının, Anadolu 8 Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasının bekletici mesele yapılması talebi de, belirtilen dosyanın mahkememizde görülen davayı etkileyen bir yönü bulunmadığından davanın reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin taleplerinin önemli bir bölümü hakkında hüküm tesis edilmemiş olup, müvekkilinin davadaki taleplerinin yalnızca genel kurul kararı alınması gerekip gerekmediği yönünde değil yönetim kurulu kararı alınması gerekip gerekmediği ve alındıysa da anonim şirketin temel yapısına aykırı olacağı hususu sebebiyle kararın batıl olduğuna yönelik talepleri de bulunmakta olup, Yerel Mahkeme'nin gerekçeli kararlarda bu hususlara yönelik hiçbir değerlendirme yapmadığını, bu hususun HMK madde 353/1-a-6. paragrafta düzenlendiği üzere açık bir istinaf sebebi olduğunu, gerekçeli kararda yer alan bir kısım maddi vakıaların hatalı olduğunu, müvekkilinin dosyaya sunduğu ekspertiz raporu değerlendirilmeden karar verildiğini, dosyada alınan bilirkişi raporunun yetersiz olup, eksik inceleme ile dosyada hüküm kurulduğunu beyanla istinaf başvurularının kabulüne, İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce tesis edilen 25.12.2019 tarih ve 2017/75 E. 2019/1425 K. sayılı hukuka aykırı kararın kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılara yükletilerek karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, davalı şirket adına kayıtlı ve şirketin önemli nitelikte malvarlığı olduğu iddia edilen Kocaeli İli Dilovası İlçesi ... Mahallesinde mukim arsa ile kesimhanenin devrine ilişkin genel kurul kararı alınmaksızın yapılan işlem/işlemlerin yok hükmünde olduğunun tespiti, dava konusu işlem/işlemlerin genel kurul kararı gerektirir nitelikte olmadığı kanaatine varılması ve ilgili taşınmazların davalı şirket nezdinde herhangi bir yönetim kurulu kararı alınmaksızın 3. Kişiye devredilmiş olması ihtimalinde söz konusu işlem/işlemlerin yok hükmünde olduğunun tespiti, taşınmazların devrine ilişkin olarak davalı şirket nezdinde herhangi bir yönetim kurulu kararı alınmış olması ihtimalinde anonim şirketin temel yapısına aykırı olması nedeniyle yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalı şirket adına kayıtlı ve şirketin önemli nitelikte malvarlığı olduğu iddia edilen taşınmazların satışı konusunda karar verme yetkisinin genel kurulda veya yönetim kurulunda olup olmadığı, genel kurul kararı veya yönetim kurulu kararı alınmaksızın satış yapılması halinde taşınmazların 3. Kişiye satış ve devrine ilişkin işlem/işlemlerin yok hükmünde sayılıp sayılmayacağı, taşınmazların satışına ilişkin yönetim kurulu kararı bulunması halinde yönetim kurulu kararının Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 391.maddesi uyarınca batıl olup olmadığı noktalarındadır. Dosya kapsamında Kocaeli ili Dilovası ilçesi ... Mahallesi ... ve ... parseldeki taşınmazların satışına ilişkin herhangi bir genel kurul kararı bulunmadığı, 08/10/2015 tarihli yönetim kurulu kararı ile bu taşınmazların 9.000.000 TL bedelle satışına karar verildiği, söz konusu kararda davacının imzası bulunmadığı anlaşılmaktadır. TTK'nın 408/2-f .maddesinde önemli miktarda şirket varlığının toptan satışının genel kurulunun görev ve yetkisinde bulunduğu, bu yetkinin devredilemeyeceği düzenlenmiştir. TTK’nın 408/2. maddesi emredici bir hüküm olup, bu hükme aykırı işlemler TTK’nın 391/1-d maddesi uyarınca batıldır. TTK'nın 408/2.f maddesiyle genel kurula verilen yetki, yönetim kurulunun ve şirket yöneticilerinin yetkisinin kanuni bir sınırını oluşturmaktadır. Yani şirketin önemli miktardaki mal varlığının satışı için yönetim kurulu, genel kuruldan bu yönde bir karar almalıdır. Aksi takdirde yetki sınırlarını aşmış olur. TTK'nın 408/2.f maddesiyle yapılan düzenlemenin amacı, şirket bakımından hayati önem taşıyan mal varlığının satışı konusunu genel kurulun münhasır yetkisine almak ve şirketi korumaktır (poroy/ Tekinalp/ Çamoğlu,Ortaklıklar Hukuku I, 15. Basım, İstanbul, 2021, s.531). TTK’nın 408/2-f maddesinde yazılı “önemli miktarda malvarlığı”nın neyi ifade ettiği ve belirlenmesi hususunda TTK'da bir ölçüt getirilmemiştir. Her şirket için ne kadar malvarlığının önemli sayılacağı hususunun tespit edilmesi önem arz etmektedir.Dosya kapsamına alınan mali müşavir bilirkişi raporunda, Dilovası'ndaki kesimhanenin uzun süredir kullanılmadığı, içi boş tesisin şirketin faaliyeti için önemli bir yönünün bulunmadığı , rayiç değerlere göre karşılaştırma yapılması için hem kesimhanenin, hem de davalı şirketin tüm varlığının rayiç değerinin bilinmesi gerektiği, davacının aldığı Aralık 2016 tarihli raporda, satılan taşınmazların rayiç değerinin 20.733.073,60 TL, ... Bankası tarafından 21.02.2014 tarihinde yaptırılan ekspertiz raporunda ise 11.200.000 TL olarak tespit edildiği, bu rayiç değerlerin davalı şirketin tüm aktifinin kaydi(mukayyet) değerleriyle karşılaştırıldığında önem seviyesinin ancak tartışılır hale geldiği, satışa konu taşınmazların kaydi mukayyit değerlerinin tüm varlıklar içinde %2, taşınmazlar arasında %9 oranında bir değerde olduğu, bu haliyle satış için genel kurul kararına ihtiyaç olmadığı belirtilmiştir.Davacının taşınmazların atışının değerinin çok altında satıldığına ilişkin davalı şirket yöneticileri hakkında ikame ettiği ve istinaf incelemesinden geçen İstanbul Anadolu 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/75 Esas sayılı sorumluluk davasında alınan bilirkişi raporunda da davalı şirkete ait iki taşınmazın satışının şirket faaliyetleri üzerinde etkisi bulunmadığı, taşınmaz satışının TTK'da öngörülen önemli miktarda taşınmazın satışı olarak değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir. Bu haliyle satışa konu taşınmazların davalı şirket bakımından hayati önem taşıyan malvarlığı olmadığının hem dosya kapsamına alınan hem de İstanbul Anadolu 8.Asliye Ticaret Mahkemesinde alınan bilirkişi raporları ile belirlenmiş olması karşısında davacı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Yine dosya kapsamındaki delillere göre taşınmaz satış kararının genel kurulun görev ve yetkisinde olmaması nedeniyle TTK'nın 408/2-f maddesi kapsamında genel kurul kararı alınması gerekmediği, satış kararının davalı şirket yönetim kurulunca alındığı, taşınmazlarının devrinin yapıldığı dava dışı malikin bu davada taraf olmadığı gözetildiğinde davacının genel kurul ve yönetim kurulu kararı alınmaksızın yapılan satışa ilişkin işlemlerin yok hükmünde olduğunun tespiti isteminin mahkemece reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur . Anonim şirketlerde genel kurulun yetkisi kanun ve esas sözleşmede öngörülen işlemler ile sınırlı olup, bunun dışındaki tüm şirket işlemleri yönetim kurulu tarafından yapılır. (Aynı yönde, Çamoğlu, (Poroy/Tekinalp), N. 525, s. 307, Poroy (Tekinalp/Çamoğlu), N. 517, s. 300) Bu kuraldan hareketle, anonim şirketin sahip olduğu malvarlığını yönetme yetkisi de yönetim kuruluna ait olduğundan, şirkete ait taşınmazları münferiden devretme yetkisinin yönetim kuruluna ait olduğu söylenebilir (Özdamar, M.: “Anonim Ortaklığın Sahip Olduğu Malvarlığının Yönetim Kurulu Tarafından Topluca Devredilmesi”, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 14, Sa. 2, Y.) Somut olayda taşınmazların satışına ilişkin 08/12/2015 tarihli yönetim kurulu kararının anonim şirketin temel yapısına aykırı olduğundan bahisle TTK'nın 391.maddesi uyarınca batıl olduğunun tespiti de istenmiş olup, TTK'nın 391. maddesinde yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespitinin mahkemeden istenebileceği belirtilerek kararların butlanına yol açacak hukuka aykırılıklar; eşit işlem ilkesine aykırı olan, şirketin temel yapısına uymayan, sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, pay sahiplerinin haklarını ihlal eden ya da bunların kullanılmasını güçleştiren veya kısıtlayan, diğer organların devredilmez yetkilerine giren konularda ya da bunların devrine ilişkin kararlar olarak örnekleme yoluyla belirlenmiştir. Anonim şirketin tanımına, pay sahiplerinin hakları ve borçları düzenine ve organsal yapısına aykırı kararlar temel yapıya aykırı olmakla (Üçışık/Çelik, s. 346; Pulaşlı, s. 374) birlikte eldeki davada TTK’nın 408/2-f maddesine aykırı bir durum bulunmadığından taşınmaz satışı konusunda yetkisi bulunan davalı şirket yönetim kurulunun almış olduğu satış kararı, şirketin temel yapısına aykırılık teşkil etmemektedir. Bu nedenle de mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/03/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2017/75, K. 2019/1425, T. 21.02.2014, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2017-75-e-2019-1425-k-966ba4360a58