Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2017/690 E. 2019/437 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2017/690
- Karar No
- 2019/437
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2020/1614 KARAR NO: 2023/1045 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 14/05/2019 NUMARASI: 2017/690 E. - 2019/437 K. DAVANIN KONUSU İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/10/2023 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Tarafların, davalı şirketten, gerek davacı müvekkil şirketin kendisi, gerekse franchisee’si (satış firması) konumunda olan şirketler için fırın ve sair ekipman alımı yapılması, müvekkilinin franchisee’si olan firmaların yaptığı alımlarla ilgili olarak, davacı müvekkilinin davalı şirketten komisyon bedeli tahsil etmesi, bu bedelleri tedarikçi konumunda olan davalı şirkete fatura etmesi hususunda anlaştıklarını, müvekkili şirketin işbu alımlarla ilgili komisyon bedelleri için fatura tanzim ettiğini, 31.05.2016 tarih 8.373,58 TL bedelli ve 28.04.2016 tarih, 8.373,58 TL bedelli, 16.02.2016 tarih, 330,40 TL bedelli faturaları davalı şirkete gönderdiğini, işbu fatura bedellerinin ödenmediğini, ayrıca bu fatura alacakları dışında kalan davalı şirket cari hesap bakiye alacağı da 1.966,13 TL nin de ödenmediğini, faturaların e-fatura niteliğinde olduğunu, davalı şirkete tebliğ edildiğini ve GİB'e de bildiriminin yapıldığını, müvekkilinin alacağının tahsili için İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, davalı tarafça haksız yere hiçbir borcu olmadığına ilişkin itirazda bulunduğunu, ancak itirazda bulunulurken, takibe konu cari hesap bakiye alacağı ve 330,40 TL bedelli fatura alacağı karşılığı 2.296,53 TL’yi, itiraz süresi içinde icra müdürlüğü hesabına yatırdığını, ancak itiraz dilekçesinin sonuç kısmında takibin tamamına itiraz etmiş olduğu izlenimi yaratan ifadeler kullanmış olması nedeniyle dosyadaki tahsilatın icra müdürlüğünce taraflarına ödenmediğini, davalı taraf, taraflar arasındaki anlaşma nedeniyle binaen müvekkil tarafından tanzim edilmiş bulunan, komisyon bedellerine ilişkin takip ve dava dışı faturalara mahsuben daha önce yaptığı ödemeler bulunduğunu, dolayısıyla taraflar arasındaki ticarî ilişki ve anlaşma koşullarının, müvekkili tarafından komisyon bedellerinin talep edilmesinin, davalı şirketin kabulünde olduğunu beyanla, itirazın iptali ile takibin devamına, davalının alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına mahkumiyetlerine, davalının icra dosyasına yatırmış bulunduğu 2.296,53 TL’nin taraflarına ödenmesine ve takip borcu hesabında bu tahsilatın dikkate alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, taraflar arasında iddia olunduğu gibi, davacıya veya franchise olan şirketlere fırın ve sair ekipman alımı yapılması karşılığında davacıya komisyon bedeli ödeneceğine dair müvekkili şirketi sorumluluk altına sokacak mahiyette yazılı ya da sözlü bir komisyon akdi bulunmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2010 yılında başladığını ve davacının verdiği siparişler üzerine, bu siparişler doğrultusunda siparişe özel olarak fırın ve ekipmanların üretildiğini ve bunların bir kısmının gerek davacı, gerekse davacının franchise şirketleri tarafından satın alındığını, taraflar arasında davacının hizmet verdiği ve fayda sağladığı satışlarda faydanın niteliğine göre farklı koşullarda anlaşmalar yapıldığını ve ilgili alım satım işine ilişkin yapılan anlaşmalardaki koşullara ilişkin kararlaştırdıkları hizmet bedelinin, davacı tarafından düzenlenen faturalar karşılığında müvekkili şirket tarafından eksiksiz olarak ödendiğini, ayrıca davacının siparişi üzerine müvekkili şirket tarafından özel olarak üretilen ve stoklarda bekletilen ürünlerin bir kısmının ise davacı tarafından satın alınmadığını, müvekkili şirketin davacının verdiği siparişleri satın almaması ve/veya satın alınmasına aracılık etmemesi sebebiyle maddi zarara uğradığından bu zararın tahsili için davacıya karşı tüm yasal talep ve dava haklarını saklı tuttuklarını, ayrıca müvekkili şirket tarafından gerek doğrudan davacıya veya gerekse franchise durumunda olan şirketlere, hizmet bedeli ödenenler dışında, hiçbir satış yapılmadığını, davacı tarafından itiraza konu faturalara dayalı bir mal veya hizmet satışı bulunmadığını, müvekkili şirketin davacıya komisyon bedelini ödemeyi gerektirecek herhangi bir satış işlemi olmadığını, müvekkili şirketin hiçbir borcu bulunmadığı halde davacı şirket tarafından 2.296,53 TL olan cari hesap alacağını müvekkil şirketi temerrüde düşürmeksizin kötü niyetli olarak takibe konulduğunu, davacı tarafından düzenlenerek müvekkili şirkete gönderilen iki adet faturanın, müvekkil şirket tarafından gerek davacıya gerekse franchise durumunda olan şirketlere herhangi bir satış yapılmadığından, içeriğinin haksız ve mesnetsiz olması sebebiyle müvekkil şirket kayıtlarına işlenmemiş, faturalara e mail yoluyla itiraz edildiğini, davacının müvekkili şirketin talebi ve onayı olmaksızın gönderdiği e-arşiv faturalarını basılı şekilde göndermediği gibi, bu faturaları e mail yoluyla gönderildiğini ve müvekkili şirket tarafından da aynı yolla faturalara itiraz edildiğini, faturaların muhtaviyatı bakımından haksız ve mesnetsiz olduğu gibi, usulüne uygun şekilde düzenlenerek gönderilmediğinden de geçersiz olduğundan müvekkil Şirket aleyhine bir sorumluluk doğurmadığını, davacının cari hesap alacağının yanında düzenlediği iki adet haksız ve mesnetsiz fatura sebebiyle başlattığı icra takibine müvekkili şirket tarafından itiraz edildiğini, müvekkili şirketin aynı tarihte cari hesap borcu olan 2.296,53 TL’yi icra dosyasına ödediğini ve borcun kalan kısmına yani faturadan kaynaklanan borca itiraz ettiğinin açıkça anlaşıldığını, ancak icra müdürlüğü tarafından, dosyaya yatırılan tutarın davacıya ödenmemesi üzerine davacının borcun tamamına itiraz edilmiş gibi işbu davayı açmasını haklı kılmadığını, müvekkili şirketin icra dosyasına yatırılan bedelin faizine ilişkin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını , müvekkili şirketin dava konusu faturaya ilişkin bir borcu bulunmadığı gibi, taraflar arasındaki cari hesaptan kaynaklanan bir borcu da kalmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini ve %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.İlk Derece Mahkemesince; "Dosya kapsamında toplanan tüm delillere ve hükme dayanak teşkil etmeye elverişli 19/03/2019 tarihli ek rapora göre; davacı tarafından davalı aleyhine 1.966,13-TL cari hesap bakiyesi, 330,40-TL fatura, 16,86-TL işlemiş faiz, 8.373,58-TL fatura, 251,56-TL işlemiş faiz, 8.373,58-TL fatura ve 170,96-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 19.483,07-TL alacağın tahsili için icra takibi başlattığı davalı tarafından cari hesap bakiyelerinin 2.296,53-TL olduğu ve icra dairesinin ... bankası hesap numarasına 18/08/2016 tarihinde ödendiğini belirterek bakiye miktar yönünden borcu olmadığından bahisle icra takibine, ödeme emrine; faize faiz oranına itiraz edildiği görülmekle 11.07.2018 tarihli bilirkişi raporunda her ne kadar davacı yanın davalı yandan 12.08.2016 takip tarihi itibariyle (19.043,69 TL - 2.296,53 TL =) 16.747,16 TL cari hesap alacaklı olduğu belirtilmişse de davalı yan tarafından davacı yana 20.08.2016 tarihinde gönderilen mail ile "Bakiyede mutabık değiliz. Bizde gözüken bakiye 2.296,53 TL’dir” denerek takibe konu 2 adet 16.747,16 TL tutarlı faturayı kabul etmediğinin anlaşıldığı, bu bağlamda; adına fatura düzenlenen kişinin fatura düzenleyene borçlu sayılabilmesi için faturayı düzenleyen tarafından faturanın ihtiva ettiği mal veya hizmetin karşı tarafa ifasının/tesliminin yapıldığını ispatlaması gerektiği, 23.10.2018 tarihli duruşma tutanağında davacı yana takibe konu iki adet fatura içeriğinin ibrazı için 2 hafta kesin süre verilmesine rağmen davacı yan tarafından 2 adet fırın komisyon geliri tahakkuku ve tedarikçilere fatura edilecek harcamalar olarak düzenlenmiş faturaların açıklanması, satışın kime ve nasıl kim tarafından yapıldığı hususlarında beyan ve belgeleri ibraz etmediğinden, davacının takip konusu faturaların içeriği hizmeti davalı yana verdiğinin ispatı için yeterli delil niteliğinin bulunmadığı anlaşılmakla" davanın reddine, davacının kötüniyetli olduğu sabit olmadığından davalı vekilinin kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermek yasal ve yerinde görülmüştür.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların davalı şirketten yaptığı alımlarla ilgili olarak davacı müvekkilin davalı şirketten komisyon bedeli tahsil etmesi, bu bedelleri tedarikçi konumunda olan davalı şirkete fatura etmesi hususunda anlaştıklarını, davalı tarafça takip ve dava konusu faturaya itiraz edilmiş olduğu iddia edilmiş ise de bu beyanın gerçek dışı olduğunu belgelediklerini, fatura ve içeriğine ilişkin olarak davalı şirketin kötü niyetli olarak faturalarını ticari defterlerine işlemekten imtina ettiğini, davalı tarafça takibe kısmi itirazda bulundukları iddia edilmiş ise de davalı borçlunun icra müdürlüğüne verdiği itraz dilekçesinde takibe tamamen itiraz ettiğini, bidayet mahkemesinin davalının kısmi itiraz iddiasına rağmen davanın tamamen reddine karar verdiğinin ve bu kararın yerinde olmadığını, dava konusu komisyon bedeline ilişkin faturaların mesnedi olan satışlara ait bilgi ve belgenin talep edildiğini, davacı şirketin davalı şirketin yaptığı satışlara ilişkin fatura ve sair belgeyi temin ve ibraz edebilecek taraf olmadığını, bu belgeleri davalı tarafın sunması gerekirken Bidayet Mahkemesince bu belgelerin celbedilmediğini, davalı taraftan istenmediğini, bilirkişi incelemesine konu edilmediğini, eksik inceleme yapıldığını, dosyada mübrez bilirkişi raporunda bilirkişi tarafından takip tarihi itibariyle müvekkilin davalıdan 19.043,69 TL alacaklı bulunduğunun tespit edilmiş olup, taleplerinin haklılığının ispatlanmadığını, bu alacağın müvekkile icra müdürlüğünce reddedilmemiş olan 2.296,53 TL'lik kısmının, doğal olarak alacaklı kayıtlarında ödeme olarak görünmediğini, ancak müvekkilin dava konusu toplam meblağ bakımından alacaklı bulunduğu bilirkişi raporuyla da açıkça anlaşıldığını, mahkeme kararı nedeniyle borçlu şirketten işçilik alacağı olan müvekkilin hak kaybına uğramasına sebebiyet verdiğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 67. maddeye göre açılan itirazın iptali davasıdır. İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında alacaklı tarafından borçlu aleyhine faturalar ve cari hesap bakiye alacağına istinaden ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği, yasal süresi içinde cari hesap bakiyeleri 2.296,53 TL'nin 18.08.2016 tarihinde ödendiği, bugün itibariyle alacaklı tarafa herhangi bir borçlarının bulunmadığı belirterek borca, faize ve faiz oranına itiraz etmiştir.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, bilirkişiye ait raporda davacının defterlerinin 6102 sayılı TTK hükümlerine göre usulüne uygun olarak tutulduğu, komisyon geliri ile ilgili 2014 yılında davacı tarafından davalı tarafa daha önceden de başka bir faturanın düzenlenmiş olduğu, taraflar arasında komisyon geliri yönünden teamülün oluştuğunu, Ek raporda ise, davalı tarafından davacıya gönderilen e-mail ile bakiyede mutabık olmadıkları takibe konu iki adet faturayı kabul etmediklerinin belirtildiği davacının takip konusu faturaların içeriği hizmeti davalı tarafa verdiğinin ispat için yeterli delil bulunmadığını belirtmiştir.Mahkeme 23.10.2018 tarihli ara kararı ile, Davacı vekiline takibe dayanak ettikleri 8.373,58-TL mikarlı yani aynı miktarlı 2 adet fırın komisyon geliri tahakkuku ve tedarikçilere fatura edilecek harcamalar olarak düzenlenmiş faturaların açıklanması, satışın kime ve nasıl ve kim tarafından yapıldığı hususlarında beyan ve belgelerini ibraz için 2 hafta kesin süre verilmesine, kesin sürede sunulacak beyan ve belgelerin davalı vekiline de tebliğine, karar verildiği davacı vekili tarafından ara kararın yerine getirilemediği ve gerekçe olarak, Davacı müvekkil tarafından taraflar arasındaki faturalara konu malların spesifik olarak ne zaman ve kime satıldığının tespiti mümkün olmadığından ara karar gereği detaylı açıklama yapılamadığı, fakat alacağın ve varlığının bilirkişice tespit edildiğini belirtmiştir.Davalı tarafça faturalara itiraz edildiği gibi, bakiye borç miktarı konusunda da mutabık olmadıkları, 2.296,53 TL üzeri borç miktarını kabul etmediklerini bildirdiği, bu durumda ispat yükü davacıda olup, davacının yapmış olduğu faturaya konu hizmeti ispatla yükümlü olduğu, mahkemece alınan ek raporda; fatura içeriğinin ispatlanamadığı belirtilmiş mahkemece davacı vekiline verilen kesin süre içinde de faturalara ilişkin açıklama ve belgelerin ibraz edilmediği davacı tarafından da beyanında taraflar arasındaki faturalara konu malların spesifik olarak ne zaman ve kime satıldığının tespiti mümkün olmadığını belirttiğinden, davacının fatura içeriğini ispatlayamadığı anlaşılmıştır.Davacı tarafın, davalı tarafça ödenen 2.296,53 TL'nın kendilerine ödenmesi talebi yönünden ise, davalı vekilinin itiraz dilekçesinde ve cevap dilekçesinde bu kısma yönelik itiraz etmediklerini açıkça beyan etmesi karşısında, davacı tarafça İcra Müdürlüğü'nden talepte bulunulması, talebin reddi halinde İcra Mahkemesine şikayette bulunulması gerekirken, bu kısma yönelik itirazın iptali davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından, mahkemece davanın tümüyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun görülmüştür.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/05/2019 tarih ve 2017/690 E., 2019/437 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 44,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 225,45 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 05/10/2023