Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2017/6046 E. 2019/2609 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2017/6046
Karar No
2019/2609
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/791 Esas KARAR NO: 2024/1361 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 06/01/2021 NUMARASI: 2017/970 Esas, 2021/3 Karar DAVANIN KONUSU: Sigorta (Mal Sigortası Kaynaklı) KARAR TARİHİ: 15/11/2024 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... şirketine ... sayılı poliçe ile sigortalı bulunan dava dışı ... Yat. San. ve Tic. A.Ş. unvanlı şirkete ait inşaat alanında 04.03.2017 tarihinde meydana gelen ... nedeniyle davacı ... şirketinin dava dışı sigortalısına 162.632,73 TL tutarında tazminat ödediğini, davacı ... şirketinin dava dışı sigortalısı ile davalı şirket arasında güvenlik sözleşmesi yapıldığını, dava dışı sigortalıya ait işyerinde güvenliğin davalı tarafından sağlandığını, hırsızlık olayına ilişkin alınan ekspertiz raporunda rücu bilgisi açıklamasında dava dışı sigortalı ile yapılan güvenlik sözleşmesi nedeniyle rücu imkanının olduğunun belirtildiğini, davalı şirketin olaydaki kusurunun %100 oranında olduğunun belirlendiğini belirterek davanın kabulü ile ödenen 162.632,73 TL bedelin ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı ... firması ile 29/03/2016 tarihli Özel Güvenlik Sözleşmesinin imzalandığını, olayın meydana geldiği şantiye alanının yaklaşık 10.000 m2 olmasına rağmen 10 güvenlik elemanı ile güvenlik hizmeti verilmesinin kararlaştırıldığını, bu durum dikkate alındığında vardiyalar ile birlikte 10 kişilik güvenlik ekibiyle güvenliğin tam olarak sağlanamayacağını, aynı şekilde şantiyede bulunan güvenlik kameralarının yeterli çözünürlükte olmadığını, güvenlik elemanlarına yardımcı olacak özellikte kameralar bulunmadığını, kameraların da değiştirilmesinin talep edildiğini, ancak cevap alınmadığını, hırsızlık olayının yapıldığı araca iddia edilen malzemelerin sığmasının mümkün olmadığını, şirketinin %100 oranında kusurlu olduğu yönündeki beyanları kabul etmediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; Sigortalıya ait iş yerinin davalı tarafından alarm ve görüntüleme sistemi ile korunduğu, sözleşme ilişkisinin taraflar arasında çekişmesiz olduğu, davacı ... şirketi nezdinde ... no'lu İnşaat All Risks Sigorta Poliçesiyle sigortalı bulunan ... San ve Tic. A.Ş. ait iş yerinde 04.03.2017 tarihinde hırsızlık olayının meydana geldiği, sigortalının hasar ihbarına müteakip düzenlenen ekspertiz raporuna göre 162.632,73- TL hasar bedelinin dava dışı sigortalıya ödendiği, kollukça tutulan tutanak, soruşturma dosyası, soruşturma dosyasında alınan tanık beyanları ile hırsızılık anının görüntülerine ilişkin CD nin bilirkişiye tevdii edildiği, 27.10.2019 tarihli bilirkişi raporunda ayrıntılı bir biçimde kusur tespitine ilişkin hususlar incelenerek hırsızlık olayı nedeni ile davalının % 100 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, dava dışı sigortalının gerçek zararının tespiti amacı ile düzenlenen 22.12.2020 tarihli bilirkişi raporunda zararın teminat kapsamında ve 162.632,73-TL olduğunun tespit edildiğini, raporda taşerona ödeme yapılması durumunda rücu hakkının doğacağından bahsedilmiş ise de sözleşmenin 29.04.2016 tarihli ek belgesinde sigortalı kavramı içerisine "alt yüklenicilerin" de kapsama alındığı, alt yüklenicilere ödeme yapılıp yapılmamasının davalının sorumluluğu açısından bir öneminin olmadığı, bu hususun iç ilişkide gündeme alınabileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, toplam 162.632,73-TL'nin ödeme tarihi olan 14.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; son alınan bilirkişi raporunun kendilerine 29/12/2020 tarihinde tebliğ edildiğini, son celse öncesinde mazeret dilekçesiyle birlikte rapora karşı beyanda bulunmak üzere süre talebinde bulunduklarını, ancak mahkemece mazeret konusunda değerlendirme yapılmadan sözlü yargılamaya geçilerek karar verildiğini, hukuki dinlenilme ve savunma hakkının kısıtlandığını, hırsızlığa konu malların taşeronlara ait mallar olduğunu, davacı ile sigortalı arasında hasar mutabakatı yapılmadığını, ödemenin sigortacının takdirine bırakıldığını, taşeron firmaların zararlarının sigortalı şirket tarafından karşılandığının ispat edilememesi nedeniyle davacı ... şirketinin sigortalısına halef olamayacağını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, inşaat all isk sigorta poliçesi gereği sigortalıya ödenen sigorta tazminatının, hasar sorumlusu olduğu ileri sürülen davalıdan rücuen tahsili için açılan rücuen tazminat davasıdır. Davalı vekilinin son duruşma tarihi olan 06/01/2021 tarihinden önce 05/01/2021 tarihinde süreli işi olması nedeniyle mazeret dilekçesi sunduğu, mazeret dilekçesi ile birlikte aynı zamanda rapora karşı beyan sürelerinin dolmadığından bahisle rapora karşı beyanda bulunacaklarını belirten beyan dilekçesini sunduğu anlaşılmıştır. Bilirkişi raporunun 29/12/2020 tarihinde davalı vekiline tebliğ edildiği, son celse tarihi olan 06/01/2021 tarihi itibariyle davalı vekilinin rapora karşı 14 günlük beyanda bulunma süresinin dolmadığı anlaşılmıştır.Uyap kayıtları incelendiğinde, bu mazeret dilekçesinin mahkeme katibi tarafından duruşmadan bir gün sonra 07/01/2021 tarihinde açılarak okunduğu tespit edilmekle dava dosyasına konulmayan mazeret dilekçesi nedeniyle son celse duruşmasında mahkeme tarafından mazeret dilekçesi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden yargılamaya devam edilerek davanın kabulüne karar verildiği görülmüştür. Mahkemece, davalı vekilinin mazereti hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verildikten sonra tahkikatın tamamlandığının kabulü halinde yasanın emredici düzenlemeleri gereğince işlem yapılması gerekirken HMK 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkının ihlali sonucunu doğurur şekilde davalı tarafın yokluğunda ve tahkikatla ilgili beyanları (somut dosya özelinde özellikle bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinin sunulması beklenilmeksizin) alınmaksızın hüküm tesis edilmiş olması isabetli görülmemiştir. 6100 sayılı HMK'nun 281. maddesinin 1. fıkrasında yer alan, “Taraflar bilirkişi raporunun kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise, bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilir.” şeklindeki düzenleme ile taraflara bilirkişi raporuna karşı itiraz hakkı tanınmıştır. Tarafların itiraz hakkını kullanabilmeleri ise, ancak bilirkişi raporunun kendilerine tebliği ile mümkün olmaktadır. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2017/6046 E. 2019/2609 K. Sayılı ilamı) Somut olayda, davalı tarafa bilirkişi raporuna itiraz hakkı tanınmadan karar verildiği ve böylece HMK'nın 27. Maddesinde yer alan bilgilenme ve açıklama hakkını ihtiva eden hukuki dinlenilme hakkına ve HMK'nın 281. maddesine aykırı yargılama yapıldığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle ve özellikle 6100 sayılı HMK'nın emredici düzenlemeleri kapsamında davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa dair hususlar incelenmeksizin kabulüne ilk derece mahkemesi kararının HMK'nun 353/1a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,2-Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/970 Esas, 2021/3 Karar sayılı ve 06/01/2021 tarihli kararının HMK'nun 353/1a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 2.777,36 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.349,76 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE, 5-Davalı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.15/11/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2017/6046, K. 2019/2609, T. 14.07.2017, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2017-6046-e-2019-2609-k-87b863823389