Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2017/561 E. 2021/635 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2017/561
Karar No
2021/635
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2021/2298 KARAR NO:2025/552 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:16/09/2021 NUMARASI:2017/561 E. - 2021/635 K. DAVANIN KONUSU:Tazminat Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının davalı bankanın ... IBAN numaralı ... şubesine kayıtlı hesabı bulunduğunu, davacı şirketin 20.03.2015 tarihine kadar ... ve ...'ın münferit imzası ile temsil edilirken 20.03.2015 tarihli genel kurul toplantısında şirketin bu tarihten itibaren ... ve ...'ın müşterek imzası ile temsil edileceğinin karar altına alındığını, bu kararın 01.04.2015 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlandığını, 01.04.2015 tarihinden sonrasını da kapsar biçimde... tarafından verilen talimatlar neticesine nakit çekim işlemlerinin ...'a ve ... Ltd. Şti.'ne virman işlemleri gerçekleştirildiğini, işlemelere dayanak talimatlarda bulunan imzaların davacının o dönemdeki imza yetkilisi ...'e ait olmadığını, imzası taklit edilerek ıslak imzalı talimatlar olmadan işlemler yapıldığını,bir kısım talimatlarda ...'in imzası dahi bulunmadığını, gerçekleştirilen nakit çekim ve virman işlemlerinin ... tarafından yetkisiz temsil ile gerçekleştirildiğini, bu usulsüz ve yetkisiz işlemlere icazet verilmediğini, 11.11.2015 tarihinde ise ... ve ... şirket hisselerini ... ve ... 'e devrettiklerini, ...'in bu tarihten itibaren şirketin tek imza yetkilisi olduğunu,davacının ortaklık yapısının da 11.11.2015 tarihinden sonra ..., ..., ... ve ... şeklinde olduğunu, şirket hisselerinin bu şekilde devrinden sonra usul ve yasayı aykırı işlemlerin davacı yanca fark edildiğini, para çekme talimat asıllarının 17.02.2017 tarihli noter ihtarı ile davalıdan istenmesine rağmen davalının bunları vermediğini, cevap da vermediğini, davacının çift imza ile temsil edildiği 01 04.2015 tarihinden sonraki dönemde yasaya aykırı şekilde ve sahte talimatlarla davacıya ait hesaptan para çıkışı yapılan işlemlerin; 07.04.2015 tarihli 29.000,00 TL bedelli talimatla ...'e yapılan ödeme işlemi, 20.04.2015 tarihli, 15.500.00 TL bedelli talimatla ...'e vapılan ödeme işlemi,08.06.2015 tarihli 26.500.00 TL bedelli talimatla ...'a yapılan ödeme işlemi, 18.06.2015 tarihli 29.000.00 TL bedelli talimatla ...'a yapılan ödeme işlemi, 07.07.2015 tarihli, 29.530.00 TL bedelli talimatla ...'e yapılan ödeme işlemi, 20.07.2015 tarihli 8.500.00 TL bedelli talimatla ...'ya yapılan ödeme işlemi, 10.08.2015 tarihli 124.600.00 TI. bedelli .... Şti.'ne virman işlemi, 17.09.2015 tarihli 40.000.00 TL bedelli talimatla ...'ya yapılan ödeme işlemi,19.10.2015 tarihli 35.000.00 TL bedelli ...hesabına yapılan virman, 21.10.2015 tarihli 39.000.00 TL bedelli ... Dtd., Şti.'ne virman işlemi, 23.10.2015 tarihli 70.000.00 TI bedelli ... Şti.'ne virman işlemi, 26.10.2015 tarihli 100.000.00 TL. bedelli ... Şti.'ne virman işlemi, 03.11.2015 tarihli 96.000.00 TL bedelli talimatla ...'e yapılan ödeme işlemi, 10.11.2015 tarihli 26.000.00 TL bedelli ... Şti.'ne virman işlemi olmak üzere toplam 668.630.00 TL'lik talimatla nakit çekim ve virman işlemleri olduğunu, bunların davacının yetkililerinin birlikte imzası olmadan ya da ...'in imzası taklit edilerek yapıldığını, davacının bu sebeple zarara uğratıldığını, davalı tarafından sahte talimatlarla, talimat asılları olmadan ve davacı şirketin temsili hususunun sicil kayıtlarından açıkça görüleceği üzere birlikte atılacak çift imza ile yapılacağı hususuna rağmen tek imza ile işlem yapılarak davacının zarara uğratılmasından davalının sorumlu olduğunu, talimat asılları olmadan işlem yapan bankanın ve dava dışı ...'ın kötü niyetinin açıkça ortada olduğunu ileri sürerek, söz konusu hesaptan sahte talimatlarla usule ve yasaya aykırı olarak çıkışı yapılan mevduatlardan fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000.00 TL'sinin bankalarca uygulanacak en yüksek mevduat faizi ile davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının 14 farklı bankacılık işlemine dayanıp uğradığı toplam zararı 668.630,00.-TL olarak zarara uğradığını belirten davacının neticesi talebinin 100.000,00TL olduğunu,100.000,00 TL'nin dava konusu 14 (ondört) işlemden hangilerine ilişkin olduğunun açıklanması gerektiğini, dava dışı...Ltd. Şti.'nin ortakları olan ... ve ...'ın, dava konusu son işlem tarihi olan 10.11.2015 tarihinden sadece 1 (bir) gün sonrasına dek aynı zamanda davacı şirketin de ortakları olduğunu, grup şirketi olarak hareket eden davacı şirket ile dava dışı şirketin davalı ile çalışmaya başladıkları tarihin aynı olduğunu, iki firmanın da hesap açılış tarihlerinin 03.05.2012 olduğunu, bu şirketlerin farklı kişilikler olmayıp, dava konusu işlemlerin tamamını kapsayan dönem de dahil olmak üzere 11.11.2015 tarihine dek yıllar boyunca aynı irade tarafından sevk ve idare edildiğini, faks numaralarının da aynı numara (...) olduğunu,..., ..., ... ve ...'ın da gerçekte davacı şirkete yabancı kişiler d olmayıp bizzat davacı yanca da ifade edilmiş olduğu üzere ... davacı şirketin 11.11.2015 tarihine dek ortalarından ve müşterek imza yetkililerinden ve dava dışı şirketin çalışanlarından olduğunu, davanın bu kişilere ihbarı gerektiğini, davacı ile davalı arasında ''Ticari Müşteri Sözleşmesi'' bulunduğunu, sözleşmenin ''Genel Hükümler'' başlıklı kısmında yer alan ''Tasarruf Yetkisi'' başlıklı 23/A maddesi hükmü bulunduğunu, özünde müşterinin yetkililerinde/ temsilcilerinde meydana gelecek değişiklikler ile imza yetkilerinde yapılacak kısıtlayıcı işlemlerin bankaya bildirilmesi konusundaki mükellefiyetin, bu değişikliği yetkili organları eli ile bizzat gerçekleştiren tüzel kişi müşteriye (somut olayda) davacıya ait olduğunu, davacı şirketin, yetki değişikliğini müvekkiline sözleşmeye uygun surette ve yazılı olarak bildirdiği tarihin ise 08.10.2015 tarihi olduğunu, buna ilişkin dilekçenin sunulduğunu, anılan sözleşme hükmü uyarınca davacının 08.10.2015 tarihine dek ileriye sürebileceği haklı bir zarar iddiasının bulunamayacağını, yani davacının dava dilekçesinde “zarar” nedeni olarak dayandığı 07.04.2015, 20.04.2015, 08.06.2015, 18.06.2015, 07.07.2015, 20.07.2015, 10.08.2015 ve 17.09.2015 tarihli işlemler nedeniyle müvekkiline yöneltebileceği bir kusur ve dolayısı ile sorumluluğun söz konusu olmadığını, davacı ile olan aynı sözleşmenin ''Faks Talimatları'' başlıklı 23/F madde hükmünde davalı açısından bir fark, avantaj yahut menfaat barındırmayan faks vasıtası ile icra edilecek bankacılık işlemlerine ilişkin hususların düzenlendiğini, bu hüküm ile fax talimatı yolu ile bankacılık işlemleri, bizzat davacı tarafça da mutad olarak tercih edilen / uygulanmakta olan bir işlem biçimi olduğunu, dava konusu talimatların tamamının davacı şirket ile grup şirket olarak bilinen ... Ltd. Şti.'ne ait müşterek faks numarası olan ... no.lu fakstan gönderildiğini, bu talimatlar üzerindeki imzaların faks öncesinde atılmış olduğundan, imzalardaki olası sahteciliğin bu faksın kurulu bulunduğu şirket merkezinde, eş deyişe davacının hakimiyet alanında gerçekleştirilmiş olduğunun muhakkak bulunduğunu, ayrıca dava konusu talimatlardan; 20.04.2015, 08.06.2015, 18.06.2015, 07.07.2015, 20.07.2015, 10.08.2015, 17.09.2015 tarihli toplam 7 (yedi) adet talimata ilişkin belge asıllarının sözleşme hükmü hükmü çerçevesinde müvekkiline teslim edildiğini, kaldı ki davalının talimatın aslını edinmek akdi zorunluluğu bulunmadığını, 07.04.2015, 20.04.2015, 18.06.2015, 07.07.2015, 20.07.2015, 17.09.2015, 19.10.2015, 23.10.2015, 26.10.2015, 03.11.2015 ve 10.11.2015 tarihli toplam 11 (onbir) adet talimat için davacı şirket yetkililerinden telefon ile teyid alındığını, personeli bu teyidi bizzat talimat üzerine derç ettiğini, hesap bakiyesinin ve detaylarının farkında olması gereken, dava konusu işlemleri bir şekilde muhasebeleştirmiş, bu tutarları ticari defter ve kayıtlarına işlemiş olması gereken, dava konusu işlemlerin üzerinden geçen 2 (iki) hesap dönemine (2015-2016) ait bilançoları onaylayarak bu dönemlere ait kurumlar vergisi beyannamesi tanzim ve vergi makamlarına tevdi eden davacı şirketin, dava konusu işlemlerin üzerinden neredeyse iki yıl geçmesinden sonra bu durumun yeni fark edildiği iddiası ile irade yokluğu ve fesadından bahsetmesinin gerek (ticari / vergisel) hukuki ilke ve esaslara gerekse hayatın olağan akışına uygun olmadığını savunarak, davacının reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;"...Davacı tarafından kendilerini temsile yetkili kişilerin imzası bulunmayan talimatlara istinaden bir takım havaleler gerçekleştirildiği ve bu işlemler neticesinde zarara uğradığı iddiasıyla zararının tazmini için eldeki davayı açtığı, davalının ise davacı ile aralarında akdettikleri sözleşmeye uygun olarak verilen talimatlar nedeniyle havalenin gerçekleştirildiği iddiasıyla davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.Davaya konu havalelerin davacı ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığının tespiti için defter incelemesine karar verilmiş ve davacı ticari defterlerinde 20/04/2015 tarihli 15.500,00 TL bedelli ...'e yapılan havale ve 03/11/2015 tarihli 96.000,00 TL bedelli ...'e yapılan havalenin kayıtlı olmadığı diğer havalelerin davacı defterlerinde kayıtlı olduğu anlaşılmış 20/04/2015 tarihli 15.500,00 TL bedelli ...'e yapılan havale ve 03/11/2015 tarihli 96.000,00 TL bedelli ...'e yapılan havale dışındaki işlemleri kendi defterine kaydeden davacının bu işlemleri benimsediği ve bu işlemlerin usulsüz olduğu iddiasında bulunamayacağı kanaatine ulaşılmıştır.20/04/2015 tarihli 15.500,00 TL bedelli ...'e yapılan havale ve 03/11/2015 tarihli 96.000,00 TL bedelli ...'e yapılan havalenin yetkisiz kişilerin talimatı ile yapıldığı iddiası yönünden yapılan incelemede; dosya içerisinde mevcut ticaret sicil kayıtlarına göre; davacı şirketi 05/12/2012 - 01/04/2015 tarihleri arasında ..., ... ve ...'in her birinin münferiden temsile yetkili olduğu, 01/04/2015 - 18/11/2015 tarihleri arasında ... ve ...'in müştereken temsile yetkili olduğu, 18/11/2015 tarihinden sonra ise... ve ...'in her birinin münferiden temsile yetkili olduğu, havale tarihleri itibariyle havale talimatının ... ve ...'in birlikte vermesi yani talimatta çift imza bulunması gerektiği anlaşılmış ise de taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 23. Maddesine göre temsilcinin değişmesi halinde bankaya yazılı bildirimde bulunulmadığı takdirde bu hususa ilişkin bankanın sorumluluğunun doğmayacağı şeklindeki düzenleme uyarınca davacının 01/04/2015 tarihinde şirketin temsilinin müşterek imzayla gerçekleştirilmesi gerektiği yönündeki değişikliği davalı bankaya bildirme yükümlülüğü bulunmakta ve bu yükümlülüğe uyulmadığı takdirde temsil yetkisindeki değişiklikten önceki temsile yetkili kişilerin verdikleri talimat doğrultusunda yapılan işlemden bankanın sorumluluğunun doğmayacağı, davacı tarafından şirketin temsilindeki değişikliğin davalı bankaya yazılı şekilde bildirildiğinin ispat edilemediği bu nedenle davacının iddiasını ispat edemediği kanaatine ulaşılmıştır. 20/04/2015 tarihli 15.500,00 TL bedelli ...'e yapılan havale ve 03/11/2015 tarihli 96.000,00 TL bedelli ...'e yapılan havaleye ilişkin talimatın şirkete ait faks numarasından gönderilmediği iddiası yönünden yapılan incelemede; taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 23. Maddesinin Faks Talimatları başlıklı F bendine göre; faks ile talimat yollanması halinde faks metninin davacının faks cihazından gönderilmiş olup olmadığının bir önem taşımadığı şeklindeki düzenleme gereği havale talimatının hangi faks numarasından gönderildiği hususunun önem taşımadığı kanaatine varılmıştır.Tüm dosya kapsamından; 20/04/2015 tarihli 15.500,00 TL bedelli ...'e yapılan havale ve 03/11/2015 tarihli 96.000,00 TL bedelli ...'e yapılan havale dışındaki işlemlerin davacı ticari defterlerine kaydedilmiş olması nedeniyle davacının bu havaleleri benimsemiş sayılması gerektiği, 20/04/2015 tarihli 15.500,00 TL bedelli ...'e yapılan havale ve 03/11/2015 tarihli 96.000,00 TL bedelli ...'e yapılan havalenin ise çift imza kuralına uygun olarak yapılmamış ise de şirketin çift imza ile temsiline ilişkin değişikliğin davalı bankaya bildirilmemiş olması nedeniyle bu havalelerden dolayı davalı bankanın sorumluluğunun bulunmadığı sonuç ve vicdani kanaatine(Ay. m.138) varılarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir."gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;10.06.2021 tarihli bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda hüküm kurulmasının son derece vahim olduğunu, davanın en temel dayanak noktasının imzaların davacı yetkilisi ...'e ait olmaması olduğunu, bu hususta uzmanlığı olmayan bilirkişinin nasıl imzaların ...'e ait olduğu kanısına vardığını anlayamadıklarını, imzaların ...’in eli ürünü olmadığı ya da imzasının kopyalandığının tespiti bakımından bilirkişi incelemesi yapılmasınının talep edildiğini, mahkemenin bu taleplerini hiçbir şekilde değerlendirmediğini, davalı tarafın kendisinin dayandığı sözleşmeye uygun davranmadığını, bu kadar yüklü talimatlara ilişkin bir kez bile talimat aslı istenmediğini, faksın gönderildiği numaranın müvekkiline ait olmadığının defalarca beyan edilmesine karşın bilirkişilerin ise bu hususta hiçbir değerlendirme yapmadığını, mahkemenin de bu konuda sözleşmenin F bendindeki hüküm gereği talimatın hangi faks numarasından gönderildiği hususunun önem taşımadığını belirttiğini, talimatın gönderildiği faks dahi müvekkiline ait değilken müvekkili faksından gönderilmeyen talimatlar ile teamül oluşamayacağı ve başka bir faks ile gönderilen sahte talimat ile davalı bankanın sorumluluktan kurtulamayacağını, davaya konu işlemlere istinaden verildiği iddia edilen talimatların bir kısmında ...'in hiç imzası bulunmadığını, bilirkişilerce davalı bankanın bu hususta kusurlu olduğu net bir şekilde ortaya konulduğunu, bu hususta davalı banka tarafından sözleşme gereği yetki değişikliği hususunun bildirilmediğinin beyan edildiğini, mahkemenin de bu savunmayı geçerli kabul ettiğini, oysa ki TTK'nın 36.maddesi uyarınca önceden münferiden temsil yetkisini haiz olan müvekkilinin ticari mümessilin temsil yetkisi daha sonra birlikte imza kuralı ile sınırlandırılmış ve bu husus sicilde tescil ve ilan edilmişse, artık bu kişinin üçüncü kişilerle tek başına yaptığı işlemlerin müvekkilini bağlamayacağını, sicilin olumlu etkisinin “nerede bulunurlarsa bulunsunlar“ tüm üçüncü kişiler hakkında geçerli olduğunu, tescil ve ilan edilen hususların üçüncü kişilerce bilindiği karinesinin kesin karine olduğunu, bu hüküm karşısında davalı tarafın savunmasının geçerli hiçbir tarafı kalmadığını, talimatlara ilişkin ... teyit alınmadığını, mahkeme tarafından üzerinde durulması gereken bir hususun da aslı olmayan talimatlar ile ilgili herhangi bir teyit alınıp alınmadığı olduğunu, işlemlerden ...’in bilgisinin olduğunu düşünmenin hiçbir kabul edilebilir tarafı bulunmadığını,ödemelerinin bir kısmının defterlerde kayıtlı olmasının bu ödemelerin yasa dışı olarak bankadan çıkışından bankanın sorumluluğunun kalmadığını ve müvekkilin haberdar olduğunun belirtildiğini, ancak tek düzen muhasebe sisteminde şirket ile alakası olmayan kişilerin şirketin hesaplarından usulsüz de olsa para çektiklerinde bu işlemin muhasebe kayıtlarındaki karşılığının kasa hesabı olmayacağını,söz konusu hesaptan çekilen paraların şirketin kasasına veya başka bir hesabına girip girmediğinin tespiti yapılmadan açık ifade ile söz konusu şahısların ilgili hesaptan ...’ın yada patronlarının talimatı ile çekilen paranın ...’ın şahsi işletmesinin ve ortağı olduğu ....Şti.'nin bu paraların karşılıkları ilgili olarak defter kayıtları ve banka hesaplarının incelemesi yapılmadan sadece davacı kasa hesabına kayıt edilmesinin tespitinin yetersiz ve anlamsız olduğunu, bu kayıt işleminin şirketin vergisel ve muhasebesel bir problem yaşamasını engellemek amacıyla yapılmadığını, dolayısıyla bunun davacı şirketin herhangi bir zararının olmadığını göstermediğini, ayrıca raporda dava konusu 14 adet toplam 686.630,00 TL ödeme ile ilgili dava dışı ...Ltd. Şti.'nin 2015 yılı ticari defterlerinde herhangi bir kayda rastlanılmadığının tespit edildiğini, rapordaki bu tespit ile dava konusu bedellerin müvekkili şirketten "çalındığını" para aktarımının yasal bir dayanağı olmadığını, müvekkili şirketin hesaplarının boşaltılmasına davalı bankanın kusuruyla göz yumduğunu açıkça ortaya koyduğunu, bu hususun hiçbir şekilde müvekkil şirketin işlemlerden haberdar olduğunu ve işlemlere onay verdiğini göstermediğini, sonuç olarak davalı tarafından sahte talimatlarla, talimat asılları olmaksızın, talimatların gerçekliği konusunda hiçbir teyit almaksızın, yetki hususu ticaret sicil gazetesinden hiçbir zaman incelenmeksizin, müvekkiline ait faks numarasından gelmeyen talimatlarla, müvekkili şirketin çalışanı olmayan şahıslara ödemeler yapılarak müvekkilinin zarara uğratıldığını, defalarca talep edilmesine rağmen paraların hesaptan nasıl çıktığı hususunda müvekkiline doğru bilgi verilmediğini, mahkemede algı yaratmaya çalışıldığını, dava konusu ile ilgili tüm ilgililer ve banka çalışanları hakkında devam eden savcılık soruşturması bulunduğunu, bilirkişilerin ve mahkemenin bu soruşturmadan bahsetmemesinin anlaşılamadığını, öncelikle davanın esasının çözülebilmesi için soruşturma dosyasında nihai karar verilmesi gerektiğini, ceza mahkemesince verilen kararın hukuk hakimini de bağlayacağının aşikar olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, davacının davalı banka nezdinde bulunan hesabından davacı şirketin çift imza ile temsil olunmasına rağmen tek imzalı ve sahte imzalı talimatlar ile para çekilmesi sebebiyle uğradığı iddia olunan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; 07.04.2015 ile 10.11.2015 tarihleri arasındaki muhtelif tarihlerde davacının davalı nezdindeki banka hesabından 14 ayrı ödeme işlemi gerçekleştiğini, bu işlemlere ilişkin talimatların faks yolu ile verildiğini, ancak talimatlarda şirketin yetkilisi ... adına atılan imzaların bu kişiye ait olmayıp sahte olduğunu, ayrıca davacı şirketin ... ve ... tarafından müşterek imza ile temsil edilmesine rağmen talimatlar arasında tek imzalı talimatlar bulunduğunu, talimat asıllarının davalı tarafından ortaya konulamadığını, davalının talimat asılları olmadan ve çift imza ile temsil durumu bulunduğu nazara alınmadan işlem yapmasının gerekli dikkat ve özeni göstermeden işlem yaptığını ortaya koyduğunu ve davalının bu sebeple doğan zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.Davalı vekili ise; sözleşmede talimatların faks ile gönderilebileceğinin kararlaştırıldığını, yine sözleşmeye göre faks numarasının davacıya ait olma zorunluluğu bulunmadığını, davacının sözleşme uyarınca şirketin temsiline ilişkin yetki değişikliğini davalıya derhal bildirmekle yükümlü olduğunu, davacının müşterek imza ile temsile ilişkin 01.04.2015 tarihli değişikliği 08.10.2015 tarihli dilekçesi ile davalıya bildirdiğini, bu tarihe kadar olan işlemlerden davalının sorumluluğu olamayacağını, davacının bu işlemleri ticari defterlerine kaydettiğini, aradan iki yıl geçtikten sonra dava açılıp talepte bulunulmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunmuştur.Davacının, davalı nezdindeki hesabından; 07.04.2015 tarihli, 29.000,00 TL bedelli talimatla ...'e, 20.04.2015 tarihli, 15.500.00 TL bedelli talimatla ...'e, 08.06.2015 tarihli, 26.500.00 TL bedelli talimatla ...'a, 18.06.2015 tarihli, 29.000.00 TL bedelli talimatla ...'a yapılan, 07.07.2015 tarihli, 29.530.00 TL bedelli talimatla ...'e, 20.07.2015 tarihli, 8.500.00 TL bedelli talimatla...'ya, 10.08.2015 tarihli, 124.600.00 TL bedelli ... Ltd. Şti.'ne, 17.09.2015 tarihli, 40.000.00 TL bedelli talimatla ...'ya, 19.10.2015 tarihli, 35.000.00 TL bedelli ... hesabına, 21.10.2015 tarihli 39.000.00 TL bedelli ..., Şti.'ne, 23.10.2015 tarihli, 70.000.00 TL bedelli .... Şti.'ne, 26.10.2015 tarihli, 100.000.00 TL bedelli .... Şti.'ne, 03.11.2015 tarihli, 96.000.00 TL bedelli talimatla ...'e, 10.11.2015 tarihli, 26.000.00 TL bedelli, ...Ltd. Şti.'ne yapılan ve toplam 668.630.00 TL'lik virman ve nakit ödeme işleminin dava konusu edildiği anlaşılmaktadır.Ticaret sicil kayıtlarına göre davacı şirketin 26.11.2012 tarihinden itibaren 01.04.2015 tarihine kadar şirket müdürleri ..., ... ve ...'in münferit imzaları ile temsil edildiği, 27.03.2015 tarihinden itibaren ise... ve ...'in müşterek imzaları ile temsil edildiği, bu kararın 01.04.2015 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, bu kişilerin davacı şirketin aynı zamanda hissedarları da olduğu, yukarıdaki bir kısım virman işleminin yapıldığı dava dışı ... Ltd. Şti.'nin 11.06.2014 tarihinde kurulduğu, ortaklarının ve şirket müdürlerinin ... ve ... olduğu görülmektedir. Davacı ile davalı arasında ''Ticari Müşteri Sözleşmesi'' imzalanmış olup sözleşme örneği dosya kapsamında yer almaktadır. Sözleşmenin ''Faks Talimatları'' başlıklı 23/F maddesinde '' ... Müşterinin faks ile talimat yollaması halinde; faks metninin müşteriye ait faks numarasını içerip içermemesi veya müşterinin faks numarasından gönderilmiş olup olmaması önem taşımaz, müşteri faks talimatları da dâhil olmak üzere tüm sözlü ve yazılı talimatlarının uygulanması sonucu oluşan tüm hukuki ve mali neticeleri kesin delil ve kendisi için bağlayıcı olduğunu peşinen kabul eder. Müşteri faks numarasını değiştirdiği takdirde değişikliği banka / ... Yatırım'a bildirecektir. Müşterinin faksla talimat yollaması halinde talimatın her sayfasında müşteri'nin ya da Noter tasdikli imza sirkülerine / vekâletnameye göre açıkça yetkili kılınan kişilerin imzasını bulunması zorunludur. Müşteri, banka / ... yatırım'a verdiği noter tasdiki imza sirkülerine / vekâletnameye göre açıkça yetkili kılınan yetkili veya yetkililer tarafından emirlerin banka / teb yatırım'a iletilmesi için gerekli önlemleri alacaktır. Faksla iletilen emrin bütün sayfaları müşterini bu fıkrada zikredilen Noter tasdikli imza sirkülerinde / vekâletnamede adı geçen yetkili / yetkilileri veya vekili tarafından imzalanacaktır. Bu kimseler tarafından gönderilen faks metinlerinin tüm sayfalarında banka / .. Yatırım'a bildirilen işlem yapma yetkileri çerçevesinde imzaları aranacaktır. Gerekli koşulları sağlamayan faksla gönderilen talimatlar işleme alınmayacaktır. Banka / ...yatırım, müşterinin ve onun temsilcilerinin kimliklerini kendilerine verilmiş imza örneklerini sözü geçenlerin faks talimatlarına atacakları imzalarla karşılaştırmak suretiyle denetler ve inceler. Banka / ... yatırım imza karşılaştırmasını makul bir dikkatle yapacak ve ilk bakışta anlaşılmayacak imza benzerliklerinin sonuçlarından sorumlu olamayacaktır... Banka / ... yatırım faks talimatının altındaki imzanın montaj yolu ile veya sair şekillerle müşterinin rızası dışında metne ilave edilmiş olmasından doğabilecek neticelerden sorumlu değildir. Banka / .... yatırım, her kim tarafından yapılmış olursa olsun hile ve sahteciliklerin sonuçlarından sorumu değildir... Faks ile gönderilen talimatın yazılı aslı faks teyidi olduğu da belirtilerek en kısa sürede banka / ... yatırım'a ulaştırılacaktır..." hükmünün yer aldığı görülmektedir.Yine sözleşmenin '' Genel Hükümler'' başlıklı kısmında yer alan ''Tasarruf Yetkisi'' başlıklı 23/A maddesi hükmünde '' ... Müşteri, sözleşmenin imzalanması sırasında banka / ... yatırımı ibraz ettiği belgelerde vaki olabilecek değişiklikleri de derhal banka / ... yatırıma bildirmeyi kabul ve taahhüt eder. Banka'ya / ... Yatırım' karşı yalnız imza yetkileri imza örnekleri ile birlikte bankaya / ...Yatırım'a tevdi edilen kimseler tüzel ticari müşteri adına hesapta tasarruf yetkisine sahiptir. Tüzel ticari müşteri, banka / ... yatırım nezdindeki imza sirkülerinin değişmesi halinde yeni imza sirkülerini bankaya /... yatırım'a en kısa zamanda iletecektir. Temsilcilerin ve / veya temsil derecelerinin geri alınması veya değişmesi halinde tüzel kişilik tarafından bu durum yazılı olarak hemen bankaya / ... yatırım'a bildirilecektir. Mevzuatın öngördüğü belgelerle birlikte bu kimselerin yetkilerinin geri alındığı ya da değiştirildiği bankaya / ... yatırım'a yazılı olarak bildirilmedikçe hesaptaki tasarruf yetkileri yürürlükte kalacaktır. Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ya da başkaca herhangi bir yayın organında yetkinin geri alınması ya da değiştirilmesi hakkında yapılacak olan yayınlar tüzel ticari müşteri tarafından bankaya / ... yatırım'a yazılı olarak bildirilmedikçe bankayı / ... yatırım'ı bağlamayacaktır. Bildirim yapılmaması veya bildirimdeki gecikmelerden doğabilecek her türlü zarardan münhasıran tüzel ticari müşteri sorumlu olacaktır. Müşteri bu hususta bankayı /...yatırım'ı sorumlu tutmayacağını kabul eder...'' hükmünün bulunduğunu görülmektedir. Bankacılık hizmetleri sözleşmeleri, hukuki nitelikleri itibariyle vekalet benzeri isimsiz sözleşme ya da vekalet sözleşmesi niteliğinde olup, TBK'nın 506/2 maddesi gereği, vekil (banka) üstlendiği hizmetleri, vekalet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Bankalar gibi, devletten aldıkları imtiyazla hizmet veren kurumların, ortalama bir vekilin göstermesi gereken özenden daha yüksek derecede özen göstermesi gerekmekte olup, bankalar hafif kusurlarından dahi sorumludur. Banka ancak, özen borcunu ihlali sayılan kusurlu fiili bulunmadığını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilecektir. Buna karşın, müşteriler de kendilerinden beklenen her türlü tedbiri almak ve her türlü dikkat ve özeni göstermek zorundadırlar. Bu yükümlülüklerin ihlal edilmesi halinde müşterinin kendi kusurundan kaynaklanan bu durumun sorumluluğuna kusuru oranında katlanması gerekmektedir. Bu itibarla, müşterinin kusuru var ise TBK’nın 52.maddesi gereğince bu kusur, müterafik kusur olarak değerlendirilebilecektir. Bu durumda banka, sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getirememesinde kusurlu olmadığını TBK’nın 112. maddesi gereğince ispat etmek durumunda olup ayrıca müşterisinin müterafik kusurunu da ispat etmekle yükümlüdür. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.Bu tespit ve bilgilere göre somut olay değerlendirildiğinde;Sözleşmenin 23/F maddesine göre davalı bankanın davacının faks yoluyla verdiği talimatlar uyarınca işlem yapabileceği karar altına alınmış, talimat aslının daha sonra davalıya ulaştırılacağı belirtilmiştir. Ancak bu yükümlülük davacı tarafa ait olup davalının bu talimat asıllarını isteme ve asıllar uyarınca işlem yapma zorunluluğu bulunmamaktadır.Sözleşmenin yukarıda yer verilen 23/A hükmü uyarınca da davacı şirketin temsil durumunda meydana gelecek değişikliklerin davacı tarafından yazılı olarak davalıya bildirilmedikçe davalı açısından bağlayıcı olmayacağı anlaşılmaktadır. Somut olayda davacı, 01.04.2015 tarihinde ilan edilen şirket temsil durumundaki değişikliği yani çift imza ile müştereken temsil durumunu davalıya bildirdiğine dair belge sunamamış, davalı vekilince cevap dilekçesinde sunulan davacıya ait bir dilekçe ile 08.10.2015 tarihinde bu değişikliğin bildirildiği belirtilmiştir. Kaldı ki bu tarihten sonra davalı bankanın çift imza ile gelen talimatlar uyarınca işlem yaptığı görülmektedir.Bu sebeple aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Öte yandan, gerek sözleşme hükümleri gerekse alınan bilirkişi raporları uyarınca davacı adına faks yoluyla verilen talimatlara göre davacı hesabından davalı banka tarafından virman işlemi ve nakit ödeme işlemi yapılması mümkün olduğu gibi dava konusu işlemlerden 12 adedinin davacı ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu nazara alındığında basiretli bir tacir gibi hareket etmekle yükümlü olan davacının bu işlemlere onay verdiği anlaşılmaktadır.Davacı defterlerinde kayıtlı olmayan 20.04.2015 ve 03.11.2015 tarihli iki adet işleme ilişkin olarak ise; yukarıda belirtildiği üzere sözleşme uyarınca şirketin münferiden temsil edilmekte iken müşterek çift imza ile temsil edilmeye başlandığı hususunu davalıya yazılı olarak bildirmekle yükümlü olmasına rağmen davacının bu bildirimi yaptığına dair bir delil sunamadığı, davalı yanca ise davacının bu değişikliği 08.10.2015 tarihinde bildirdiği belirtilmiştir. 20.04.2015 tarihli işlem müşterek temsilin başladığının bildirildiği tarihten öncesine ait olduğundan davalının tek imzalı talimata göre işlem yapması sözleşmeye aykırılık oluşturmayıp davalının sorumluluğuna sebep olmayacaktır.Yine 03.11.2015 tarihli işlem de davacının bildirimin tarihinden sonra ve müşterek imza ile temsil durumuna uygun olarak çift imzalı talimat uyarınca işlem yapılmış olması sebebiyle bu işleme ilişkin olarak da davalının sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmaktadır.Davacı vekili, talimatlardaki imzanın şirket yetkilisi ...'e ait olmadığını ve bu konuda bir inceleme yapılmadığını ileri sürmüş ise de, dava konusu işlemlerin davacı şirket defterlerine kaydedildiği ve bu şekilde onaylandığı, ayrıca, son işlem tarihi olan 10.11.2015 tarihinden 29.12.2015 tarihine kadar aynı hesaba ilişkin işlemlerin devam ettiği, davacının bu tarihten sonra uzunca zaman sessiz kaldığı,17.02.2017 tarihli ihtarname ile davalıya başvurduğu nazara alındığında imzaların bu yetkiliye ait olup olmamasının sonuca etkisinin olmayacağı kanaatine varılmıştır. Bu sebeple aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Yine davacı tarafça dava konusu işlemlerle para aktarılan kişiler aleyhinde şikayetçi olunduğu ve Ceyhan CBS'nin 2019/3242 sayılı soruşturma dosyasının açıldığı görülmekte olup bu dosyada ..., ..., ..., ... ile ... hakkında davacı yanca şikayetçi olunduğu, bu kişilerin şüpheli sıfatıyla ifadelerinin alındığı, herhangi bir banka görevlisi hakkında şikayetin bulunmadığı, soruşturmanın yapılan işlemlere taraf olanlar arasındaki bir soruşturma olduğu anlaşıldığından söz konusu soruşturma sonucunun beklenmesinin sonuca bir etkisinin olmayacağı anlaşılmıştır. Bu sebeple aksi yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 27.03.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2017/561, K. 2021/635, T. 27.03.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2017-561-e-2021-635-k-5cbf60140d14