Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2017/426 E. 2020/16 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2017/426
Karar No
2020/16
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO 2021/249 Esas KARAR NO : 2024/367 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 14/01/2020 NUMARASI : 2017/426 E. - 2020/16 K. DAVANIN KONUSU: Endüstriyel Tasarım (Endüstriyel Tasarımın Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/02/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Asıl Davada Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı adına 2015/08792 tescil no ile tescilli endüstriyel tasarımın yeni ve ayırt edicilik unsurlarının bulunmaması nedeni ile hükümsüzlüğünü, sicilden terkinini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen Davada Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince 2016/104 D.iş sayılı dosyasında müvekkiline ait ürünlerin bir kısmı hakkında ihtiyati tedbir kararı verildiğini, kararın İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icraya konulduğunu ve Gaziosmanpaşa .... İcra Müdürlüğünün ... talimat sayılı dosyası ile de icra edildiğini, malların 29/12/2016 tarihinde yediemin sıfatı ile ... teslim edildiğini, ihtiyati tedbire karşı yaptıkları itiraz üzerine tedbirin İstanbul 2.FSHH Mahkemesinin 2017/2 esas sayılı dosyasından kaldırıldığını, bu dosyanın da İstanbul 3. FSHHM'nin 2016/218 esas sayılı dosyası ile birleştirildiğini, müvekkilinin yaklaşık yirmi beş yıldır sektörde aktif olarak faaliyet gösteren saygıdeğer bir ticaret erbabı olduğunu, davalının müvekkili hakkında haksız bir ihtiyati tedbir uygulattığını, delil tespiti raporunda da tedbire dayanak olan tasarımın "yeni" olmadığının tespit edildiğini, davalının müvekkilini zarara uğrattığını, dava konusu "gülenyüz kavanoz" tasarımının harcıalem olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla, haksız ihtiyati tedbirden kaynaklı olarak şimdilik 2.000 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminatın ihtiyati tedbirin verildiği tarihten itibaren ticari avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.Asıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait tasarımın yeni ve ayırt edici olduğunu iddia ederek davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; "Asıl davada, davalı adına 2015/08792 nolu etb'nin harcı alem olması, başvuru aşamasında yeni olmadığı subut bulduğundan hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicile işlenmek üzere tpmk'na bildirilmesine, Birleşen 2.fshhm'nin 2017/46 Esas-2017/305 Karar Sayılı Dosyasında; 1-12.958.77 Tl Maddi Tazminatın 29.12.2016 Tarihinden (haciz Tutanak Tarihi Haksız Filili Tarihi Olarak Alınmıştır) İtibaren Ticari Avans Faiz İle Birlikte Hesaplanarak Davalıdan Tahsiline, fazlaya İlişkin İstemin Reddine, 2-5.000 Tl Manevi Tazminatın 29.12.2016 Tarihinden İtibaren Ticari Avans Faiz İle Birlikte Hesaplanarak Davalıdan Tahsiline,3-karar Kesinleştiğinde Hüküm Özetinin Türkiye’de Tirajı Yüksek Bir Gazetede Bir Kez İlanına Masrafın Davalıdan Tahsiline," karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tasarımın hükümsüzlüğü ve tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, tescil edilen ürün ile daha önce kamuya sunulan ürünler arasında ilk bakışta bile anlaşılabilecek derecede farklılıkların mevcut olduğunu, bu sebeple tescil işleminin kabul edildiğini, İstanbul 4. Fikri ve Sınai Hakları Hukuk Mahkemesi'nin 2016/104 Değişik İş sayılı dosyasından 10.000 TL teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı alındığını ve tescilli ürünlerinin haczedildiğini, yapılan bu işlemlerin, tescil edilen ürünlerinin izinleri ve rızaları dışında satışâ sunulmasından kaynakladığını, bir ürünün bir benzerinin daha önce satışa veya kamuya sunulmuş olmasının, sonradan tescil edilen ürünün özel bir tasarım olmadığı anlamına da gelemeyeceğini, usule aykırı hukuki değerlendirme ,içeren bilirkişi raporlarının hükme esas alınmasının usule ve kanuna aykırı olduğunu beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İstinafa Cevap:Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın kararının hukuka aykırı olduğundan bahisle kaldırılmasını talep ettiğini, ancak dilekçesinde tek bir istinaf sebebinin yer almadığını, istinaf talebinin süre uzatmak için olduğunu, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017-2 Esas sayılı dosyasında duruşma üzerine alınan kararla ihtiyati tedbir kararının kaldırıldığını, bu dosya halihazırda İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2016-218 Esas sayılı dosyası ile birleştiğini, hükümsüzlük davasının lehlerine sonuçlandığını, haksız ve hukuka aykırı tedbir neticesinden müvekkillerinin kalıpları yediemin tarafından teslim edilmediğini, müvekkilinin harcılaem bir tasarımdan dolayı son derece mağdur durumda kaldığını, davalı tarafın haksız bir tedbir talebinde bulunduğunu, davalının tasarımı harcıalem olduğundan 07.11.2016 tarihinde işbu 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesindeki davayı açtıklarını, bunu hem delil tespit hem de tedbir icrası aşamasında dile getirmelerine rağmen davalının hukuksuz işlemlerine devam ettiğini, tasarımının uzun yıllardır Çin de satıldığının açıkça bilirkişi tarafından tespit edildiğini, tedbirin kaldırılmasının her bakımdan elzem olduğunu, tüm bu nedenlerle mahkemece takdir olunacak bir vekalet ücretine ve disiplin para cezasına da hükmedilmesini ayrıca talep ettiklerini, istinaf talebinin hakkın kötüye kullanılması olduğunu belirterek istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Gerekçe ve Sonuç:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Asıl dava davalı adına tescilli ... numaralı endüstriyel tasarımın yenilik ve ayırt edicilik nitelikleri taşımadığından hükümsüzlüğü istemine , birleşen dava ise, haksız ihtiyati tedbirden kaynaklı olarak maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. SMK 56/1 maddesine göre, tasarım yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olması şartıyla bu Kanunla sağlanan haklar kapsamında korunur Bu şartları taşımayan bir tasarımın hükümsüzlüğü talep edilebilir. Hükümsüzlük halleri yasanın 77.maddesi ile düzenlenmiştir. Bir tasarımın yenilik incelemesi yapılırken; tasarımın birebir aynısının daha önce yurtta ve dünyada kamuya sunulmamış olması şartı gerekirken, ayırt edicilik incelemesi yapılırken; seçenek özgürlüğü kapsamında, ürünün nihai kullanım sırasındaki görünümü itibariyle bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenim dikkate alınarak değerlendirme yapılmalıdır. Ayrıca incelemede farklılıklara bakılmakla birlikte ağırlığın , kıyaslanan tasarımların ortak özelliklerine verilmesi gerekmektedir. Dosya kapsamına göre, asıl davada hükümsüzlüğü talep edilen, 24.12.2015 başvuru tarihli ... numaralı tasarımın baharatlık tasarımı olduğu, davalı adına 24.12.2015 tarihinde tescil edildiği, İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince 2016/104 D.iş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda, tasarım konusu ürünün tescil tarihinden önce Çin'de üretildiği, Türkiye'de satışının yapıldığı, yenilik ve ayırt edicilik vasfı bulunmadığının tespit edilmiş olduğu, yine dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da aynı yönde tespit edildiği üzere, davalıya ait tasarımın tescil tarihinden önce 2013 tarihinde Türkiye'de ... mağazalarında satışa sunulduğu, dayanak gösterilen farklı internet sitelerinde de tasarımın uygulandığı ürünlerin tasarımın başvuru tarihinden önce satışa sunulduğu, aralarında küçük ayrıntılar dışında farklılık bulunmadığı, seçenek özgürlüğü katılarak tasarımda farklılık yaratılmadığı, bilinçli tüketici nezdinde bıraktıkları genel izlenim itibariyle benzer olarak algılandıkları, davalı tasarımının tescilinden çok önce kamuya sunulmuş olduğu bu nedenle yenilik ve ayırtedicilik vasfı taşımadığı, kamuya sunulmuş tasarımlar ile dava konusu tasarımlar arasındaki küçük farklılıkların bu koşulun varlığını kabule yeterli olmadığı, kıyaslanan ürünlerin görünümünün ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu bu nedenle dava konusu davalı adına tescilli olan 2015/087092 nolu tasarımın yenilik ve ayırt edicilik vasfı taşımadığından SMK 77.maddesi gereğince hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Birleşen dava konusu haksız ihtiyati tedbirden kaynaklı olarak maddi ve manevi tazminat talebine gelince;Haksız yere hakkında tedbir uygulanan davacı şirket, bundan doğan gerçek zararının ödetilmesine yönelik olarak maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. HMK 399. maddesinde "Lehine ihtiyati tedbir kararı verilen taraf, ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu anda haksız olduğu anlaşılır yahut tedbir kararı kendiliğinden kalkar ya da itiraz üzerine kaldırılır ise haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğranılan zararı tazminle yükümlüdür. Haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan tazminat davası, esas hakkındaki davanın karara bağlandığı mahkemede açılır. Tazminat davası açma hakkı, hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren, bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar." şeklinde yasal düzenleme mevcuttur.Haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğranılan zararların gideriminde kusursuz sorumluluk esası kabul edilmiştir. İhtiyati tedbir kararı alan kişinin sorumluluğuna hükmedilebilmesi için ihtiyati tedbir kararının uygulanmış olması, ihtiyati tedbir kararının haksızlığının belirlenmesi, zarar ile ihtiyati tedbir kararının uygulanması arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. İstanbul 4.FSHHM’nin 2016/104 diş sayılı dosyası ile tedbir talep edildiği mahkemece 14.12.2016 tarihli kararda 10.000 TL teminat karşılığı tedbir talebinin kabul edildiği,baharatlıkların kullanılmasının, satışının, üretiminin, ithalat ve ihracatının durdurulmasına, toplatılmasına, kalıplara el konulmasına, yediemine teslimi yönünde verilen tedbir kararının 29.12.2016 tarihinde infaz edilerek ,"63 kutu 24 lü kavanoz; 380 kutu 2 li kavanoz, 3000 adet sarı renkte küçük kavanoz, 7000 adet muhtelif renkte sıvı sabunluk, 236 adet muhtelif renk ve boyutta kavanoz, 1.785 adet sıvı sabunluk, 7000 adet sabunluk, 168 tane baharatlık, 6 tane bardak, 1300 adet 2 li kavanoz, 6384 tane tekli kavanoz, 1028 adet 2 li kavanoz, 2600 tane sabunluk, 19008 tane tuzluk, 2856 tane tekli kavanoz, 2 tane kalıba el konulduğu" tedbir kararının 09.02.2017 tarihinde kaldırıldığı, mali bilirkişi tarafından davacının üretim ve satış yapamamasından kaynaklı olarak kar kaybının tedbir öncesindeki ve sonrasındaki mali tabloları kıyaslanarak, ayrıca piyasada ürünü satan başka firmaların da bulunduğu dikkate alınarak hesaplandığı buna göre; tedbirin uygulandığı 29.12.2016 - 09.02.2017 tarihleri arasındaki sürede davacının satış kaybının 347.652,64 TL olabileceği, brüt karın net satışlara oranı üzerinden 12.958,77 TL maddi zararın mevcut olduğu tespit edilmiştir. Davalı tasarımının koruma kapsamında olmadığı, tescilinden çok önce kamuya sunulduğu bu hususun tedbir talep aşamasında alınan bilirkişi raporu ile de tespit edildiği, ayrıca tasarım konusu baharatlık dışında çok sayıda ürüne el konulduğu, esas davada varılan sonuca göre davacı hakkında uygulanan ihtiyati tedbirin haksız olduğunun anlaşıldığı, haksız fiil niteliğinde bulunduğu, davacının bu tedbir nedeniyle maddi zararının yanında manevi değerlerine dahil ticari itibarını ihlal edildiği, somut olayın özelliği, ihlalin devam ettiği süre, dikkate alındığında davacının maddi ve manevi tazminat talep hakkının bulunduğu mahkemece hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminatın dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak, dosya kapsamında iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve toplanıp değerlendirilen delillere göre kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye dayalı kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK.nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine temyiz yasa yolu açık olmak üzere karar verilmesi gerektiği kanaati ile dosyanın müzakere için heyete tevdii gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 14/01/2020 tarih ve 2017/426 E. - 2020/16 K. sayılı kararına karşı asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın asıl ve birleşen davada davalı tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 2/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 126,76 TL harcın mahsubu ile bakiye 300,84‬ TL harcın asıl ve birleşen davada davalı tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Asıl ve birleşen davada davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a Temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 09/02/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2017/426, K. 2020/16, T. 09.02.2017, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2017-426-e-2020-16-k-90cbdd8e17eb