Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2017/389 E. 2021/63 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2017/389
- Karar No
- 2021/63
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/1372 KARAR NO : 2024/1601 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 09/03/2021 NUMARASI : 2017/389 E. - 2021/63 K. DAVACI VEKİLLERİ : DAVALI DAVANIN KONUSU : FSEK'e Dayalı Tazminat Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/03/2021 tarih ve 2017/389 Esas - 2021/63 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekillerince istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilince yılın 42 haftası düzenlenen tüm sınavlara ait soruların eser niteliğindi olduğunu, müvekkilinin bu sorular üzerinde mali haklarının bulunduğunu, bu hak ve yetkilerini davalı şirkete, kitapların basım tarihi itibariyle devretmediği halde, davalıya ait 5 adet kitapla bu soruların kullanıldığını, davalı taraf ile bu kapsamda, 14.11.2014 tarihi itibariyle telif sözleşmesi imzalanmış ise de, dava konusu taleplerin bu tarih ve öncesi için yapıldığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesi gereğince, tazminat isteminin, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zaman aşımına uğradığı, ancak, tazminatın, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımının uygulanacağı; davaya konu kitapların basım tarihi 2013 yılı olduğundan tazminat alacağının zamanaşımına uğramadığı; davalının eylemi nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi gereğince belirsiz alacak davası açtıklarını ileri sürerek, davalı şirketin sebebiyet verdiği maddi zarar için FSEK'in 70/2. maddesi gereğince, 100,00 TL'nin, bununla beraber, HMK’nın 110. maddesine göre terditli olarak; öncelikle davacının anılan kitaplardan elde ettiği kârın, kitapların basım tarihi esas alınarak, Kültür ve Turizm Bakanlığından elde edilecek bandrol bilgisi ve yayıncının kitapları bastırdığı matbaalardan edinilecek bilgilerden bilirkişi marifetiyle hesaplanarak tespit edilen bedelin FSEK'in 68. maddesi gereğince tespit edilen bedelden indirilerek müvekkiline ödenmesini, bu hususa ilişkin bedel eğer 68. madde gereği belirlenecek farazi telif sözleşmesi bedelinden az ise, 68. madde gereği, bu ücretin 3 katı tutarındaki bedelin iadesini, kitapların basım tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsili ve bağlantılı diğer hususlara karar verilmesini talep ve dava etmiş, 02.03.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile ise, 48.183,99 TL telif tazminatının basım tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili, davacı kurumun, kendi internet sitesinde bu sınav sorularını yayımladığı, müvekkilinin, dava dilekçesinde iddia edilen 2006-2011 yılları arası çıkan soruları kendi öğrencilerine dağıtmak amacıyla kitap haline getirdiği, her sorunun altında uzman hekimlerce açıklamalarının bulunduğunu, öğrencilerin bu kitaplar sayesinde sınava daha rahat hazırlanabilmesinin amaçlandığını, her vatandaşın, davacı ...’nin internet sitesine girdiği zaman yapılan sınavlara ilişkin tüm soruları görebildiği ve bunları isterse çoğaltabildiğini, davacı kurumun 2014 yılında müvekkili firmaya yazılı ihtarname gönderdiğini, basılan kitaplarla ilgili telif bedeli ödenmez ise müvekkilini mahkemeye verebileceğini ve sonucunda bu bedelin 3 katını ödemesinin gerekeceğini bildirdiği, müvekkilini bu soruları kendi belirledikleri telif fiyatından alması konusunda zorladığını, müvekkilinin, her ne kadar bu soruların eser niteliğini kaybetmiş olduğunu düşünse de, yine de bir kamu kuruluşu ile mahkemelik olmamak için davacı kurum ile telif sözleşmeleri imzalayarak istenen bedelleri davacının hesabına yatırdığını, 20.10.2014 tarihli sözleşmeye göre; davacı kurumun, 2006-2013 yılları arası TUS İlkbahar dönemi ve TUS sonbahar dönemi sınavlarında yer alan sorularının çoğaltma, yayma, işleme, temsil ve umuma iletim haklarının kullanımını 31.12.2018 tarihine kadar, Mali Hak Kullanım Yetki Belgesi ile müvekkiline verdiği; müvekkilinin bu hakların devri karşılığında davacıya 145.250,00-TL bedel ödediği; 14.11.2014 tarihli sözleşmeye göre ise, davacı kurumun, 2000-2005 yılları arası TUS İlkbahar dönemi ve TUS sonbahar dönemi sınavlarında yer alan sorularının çoğaltma, yayma, işleme, temsil ve umuma iletim haklarının kullanımını 31.12.2018 tarihine kadar mali hak kullanım yetki belgesi ile müvekkiline verdiğini, satın alınan bu eski soruların kullanım hakkının doğal olarak sözleşme öncesindeki dönemi de kapsadığını, davacının müvekkilin 2013 yılı içerisinde kitap bastığını sözleşmenin yapıldığı 2014 tarihinde biliyor olmasına rağmen bugüne kadar bu konuda müvekkilinden bir talepte bulunmayarak zaman aşımı süresini geçirdiğini, davaya konu kitapların, müvekkili firmanın işi gereği öğrencilerinin alıştırma yapmaları amacıyla bandrolleri alınarak Haziran 2013 yılında 3.000’er adet bastırıldığı; bu kitapların bastırılmış olmasının kullanılmış olduğu anlamına da gelmediği, az sayıda basılmasına ve aradan geçen 4.5 yıla rağmen bu kitapların yarıdan fazlasının müvekkili firmanın deposunda beklediği ve gerektiğinde kontrolünün yapılabileceği; Tıpta Uzmanlık Sınavına giren her adaydan sınava giriş ücreti aldığı, bu nedenle kamuya mal olmuş soruların gerçek sahiplerinin bu sınava giren adaylar olduğu, müvekkili firmanın, 2006-2013 yılları arasındaki soruların yayın hakkını, 2014 yılında, davacının baskı ve talebi ile sözleşme yaparak satın aldığı; davacının bedelini almasına rağmen ne istediğini ve neden aynı hususta dava açtığının anlaşılamadığı; davaya konu kitapların, müvekkilinin 2013 yılı içerisinde de bastığı, sözleşme yaptığı 2014 tarihinde biliyor olmasına rağmen bugüne kadar bu konuda müvekkilden bir talepte bulunmayarak ve dava açmayarak, Borçlar Kanunu 72. maddesi uyarınca 2 yıllık zaman aşımı süresini geçirdiğini savunarak reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının defter ve belgeleri üzerinde yapılan incelemeler sonucunda, davaya konu beş ayrı kitap için dava tarihi itibariyle tespit edilen, net satış miktar ve tutarlar gözetilerek hesaplama yapıldığında toplam tazminatın 5.287,98 TL tutarında olabileceği, davacının davalıdan FSEK 68/2 maddesi uyarınca bu miktarın 3 kat fazlası olan 15.863,94 TL isteyebileceği, davaya konu beş ayrı kitap için Kültür Bakanlığından talep edilen bandrol miktarları üzerinden hesaplama yapıldığında ise toplam tazminatın 16.061,33 TL tutarında olabileceği, davacının davalıdan isteyebileceği tazminatın FSEK 68/2 maddesi uyarınca bu miktarın 3 kat fazlası olan 48.183,99-TL olacağı, telif tazminatı hesaplamasının basım yapılan kitap ölçüsüne göre hakkaniyete uygun olacağı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, FSEK'in 68/2. maddesine göre 48.183,99 TL telif tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde FSEK'in 68 ve 70. maddesi gereği tazminata ilişkin hüküm kurulmaması ve basım tarihinden itibaren faize hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, davanın terditli olarak açıldığını, ilk olarak FSEK'in 70/3. maddesi gereği temin edilen kârın iadesi, bu miktar FSEK'in 68/1. maddesinde öngörülen telif tazminatı miktarından az ise bu tazminata hükmedilmesinin talep edildiğini, dosyaya üç bilirkişi raporu sunulduğunu, 17.05.2019 tarihli ikinci raporun sonuç kısmı (c) bendinde davalının stoğunda bulunan kitapların satıldığı varsayıldığında elde edebileceği kazancın 65.110,61 TL olacağı belirtilmiş olup, bu tutara göre hüküm kurulabilmesinin gündeme gelmesi gerektiğini, telif tazminatı yanında FSEK'in 70/2. maddesi gereği maddi tazminata hükmedilmesi gerekirken buna ilişkin hüküm bulunmayışının da hukuka aykırı olduğunu, zamanaşımı süresinin de 10 yıl olduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin 2013 yılından sonra gizlilik ve eser statüsü elde eden soruları basmadığını ve çoğaltmadığını, davacını yazılı ihtarname göndermesi üzerine davacı kuruma telif bedeli ödendiğini, müvekkiline 31.12.2018 tarihine kadar mali hak kullanma yetki belgesi verildiğini, satın alınan eski soruların kullanım hakkının doğal olarak sözleşme öncesi dönemi de kapsadığını, davacının davaya konu kitapları müvekkilinin 2013 yılı içerisinde bastığını sözleşmenin yapıldığı 2014 yılında bilmesine rağmen bugüne kadar müvekkilinden talepte bulunmadığını, talebin zamanaşımına uğradığını, mahkemece bu hususun değerlendirilmediğini, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrası soruların eser vasfını yitirdiğini, soruların gerçek sahibinin sınava giren adaylar olduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : 1-Dava, FSEK'e dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının mali haklarına sahip olduğu ilim ve edebiyat eseri niteliğindeki sınav sorularının, davalı tarafından 2013 yılında yayımlanan 5 adet kitapta izinsiz biçimde kullanıldığı, bu durumun, davacının eser sahipliğinden kaynaklanan çoğaltma ve yayma haklarının ihlali niteliğinde bulunduğu, taraflar arasında daha sonra imzalanan sözleşmelerin dava konusu yayınları da kapsadığı ve davacının, bu sözleşme ile dava konusu yayınlara icazet verdiği savunulmuş ise de, söz konusu sözleşmelerde, sözleşme tarihinden önce yapılan yayınlara da icazet verildiğine ilişkin bir hükme yer verilmediği, aksine sözleşmelerde açıkça, mali hakların sözleşmelerde belirtilen süre ve şartlarda devredildiğinin, sözleşmelerin de imza tarihinden 31.12.2018 tarihine kadar geçerli olduğunun, sözleşmeler öncesinde yayıncı tarafından kullanılan mali haklara ilişkin olarak, tarafların birbirlerine karşı tüm yükümlülüklerini yerine getireceklerinin belirtildiği, buna göre davalının anılan savunmasının yerinde olmadığı; davacının maddi tazminat istemini dayandırdığı FSEK'in 68. maddesi uyarınca, taraflar arasında sözleşme ilişkisi doğduğundan, zaman aşımı süresinin 10 yıl olduğu (Yargıtay 11. HD'nin 2009/11960 E.-2011/6049 K. sayılı kararı), yine davacının maddi tazminat istemini dayandırdığı FSEK'in 70. maddesi uyarınca da, TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca uzamış ceza zaman aşımı süresinin geçerli bulunması karşısında, zaman aşımı süresinin 8 yıl olduğu, özünde haksız fiile dayalı bu istemler için zaman aşımı süresinin, en erken davalının ilk basımı gerçekleştirdiği 2013 yılında başlayacağı nazara alındığında, hem 27.10.2017 dava, hem de 02.03.2020 ıslah tarihi itibariyle zamanaşımı sürelerinin dolmadığı, öte yandan, bilirkişi heyetinin ikinci ek raporundan sonra sunulan ıslah dilekçesi ile FSEK'in 68. maddesi uyarınca hesaplanan bedelin talep edildiği anlaşılmakla, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Ancak, yukarıda bahsedildiği gibi davalının eylemi özünde bir haksız fiildir. Dava dilekçesinde, talep edilen tazminat tutarına haksız fiil tarihi olan basım tarihinden itibaren faiz yürütülmesi talep edilmiştir. Dava dışı ... Basım Yayıncılık Ltd. Şti. tarafından gönderilen 06.12.2017 tarihli yazıya göre de davaya konu ilk üç kitap 12.06.2013, dördüncü kitap 06.08.2013 ve beşinci kitap ise 29.07.2013 tarihlerinde basılmıştır. O halde, davaya konu kitaplar için hüküm altına alınan tazminat tutarına basım tarihlerinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru olmamıştır. HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin faiz başlangıcına ilişkin istinaf itirazının kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 09/03/2021 gün ve 2017/389 Esas - 2021/63 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın KABULÜ ile; FSEK'in 68/2. maddesine göre 48.183,99 TL telif tazminatının, 29.562,21 TL'sinin 12.06.2013, 10.869,09 TL'sine 06.08.2013, 7.752,69 TL'sine ise 29.07.2013 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 3.291,44 TL karar harcından (peşin harç+ıslah harcı) toplam 835,48 TL’nin mahsubu ile bakiye 2.455,96 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, ilk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 7.063,92 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 3.900,00 TL bilirkişi ücreti, 315,50 TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 44,20 TL tebligat masrafı, 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 4.480,40 TL yargılama giderine, 31,40 TL başvurma harcı, 31,40 TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 4.543,20 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin uhdesinde bırakılmasına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 9-Davacıdan peşin olarak alınan 80,70 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 10-Davalıdan alınması gereken 3.291,44.TL nispi karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 822,86.TL harcın mahsubu ile bakiye 2.468,58.TL'nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 11/10/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 11/11/2024 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...