Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2017/292 E. 2020/324 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2017/292
- Karar No
- 2020/324
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2021/147 Esas KARAR NO: 2024/361 İNCELENEN KARARIN MAHKEME: İstanbul 1.fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 04/11/2020 NUMARASI: 2017/292 E. - 2020/324 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/02/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 17/05/2012 tarihli ana sözleşme ve 05/12/2013 tarihli ek sözleşme gereğinin müvekkili tarafından yerine getirilmesine rağmen davalı yanın müvekkiline yapması gereken ödemeleri yapmadığını, noter aracılığı ile gönderilen ihtarname ile ödeme yapılmasının talep edildiğini, taraflarına gönderilen ihtarname ile hukuka aykırı gerekçeler ile cevap verildiğini ve kendilerinin davalıya gönderdiği son ihtarname ile taraflar arasında akdedilen sözleşmenin feshedildiğini, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, davalı yanın bu takibe itirazda bulunduğunu, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/1011 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını iddia ile, borçlunun İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında ki borca itirazının iptalini, itirazın iptali davası açılmadan önce davalı yanca kısmi ödeme yapıldığından kısmi ödemeler düşülerek bakiye alacak tutarı üzerinden takip tarihinden itibaren değişken oranlı avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamını, alacağın likit olması nedeniyle itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20'inden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır. Birleşen İstanbul 1. FSHHM 2016/193 Esas Sayılı Dosyasındaki dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı şirket arasında FSEK atıfda bulunularak tanzim edilmiş olan 17/05/2012 tarihli ana sözleşmeden ve 05/12/2016 imza tarihli ek sözleşmeden kaynaklanan alacaklar ile ilgili olarak İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapılan haksız ve kötü niyeti itirazın iptali, alacak tutarı üzerinden takip tarihinden itibaren değişik oranlı avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamı ile alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini, müvekkil tarafından davalıya karşı 461.500 TL alacak için İst.25.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, bu takibe yapılan itiraz sonucu İst.3.FSHH Mahkemesinde 2015/231esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açılmış olup, dosyanın derdest olduğunu, tarafları aynı olan sözleşmeden kaynaklanan alacaklara dair huzurdaki davanın HMK 166. Maddesi gereğince İst.3.FSHH Mahkemesinde 2015/231esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili asıl davada cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davacı arasında uzun yıllardır ticari ilişki bulunduğunu, 2008 yılından beri davacı ile yapılan sözleşme ve ek sözleşmeler kapsamında davacının sanatçı olarak "izdivaç" programının sunuculuğunu yaptığını, davacı yanın FSEK e atıf yaparak İstanbul .... İcra Müdürlüğünde takip başlattığını, takibe itirazları sonucunda takibin durduğunu, mahkemenin görevsiz olduğunu, sözleşmeler incelendiğinde FSEK ten kaynaklanan bir uyuşmazlığın söz konusu olmadığının görüleceğini, İstanbul 2 Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen 2015/1011 Esas sayılı dosya ile bu dosya arasında bağlantı bulunması nedeniyle iki davanın birleştirilmesi gerektiğini, müvekkilinin borçlu olmadığını aksine davacıdan alacakları bulunduğunu, davacı hakkında sözleşmeye aykırı davranması, haksız rekabette bulunması nedeniyle İstanbul 2. FSHHM nin 2015/219 E sayılı dosyası ile dava açıldığını, davacı yanca muaccel hale gelmeyen borcun davacı tarafından kendilerine fatura edildiğini ve müvekkili şirketin erken KDV ödemesinde bulunmasına sebep olduğunu, davacı yanın sözleşmesel edimlerini yerine getirdiği iddiasının gerçeği yansıtmadığı gibi haksız olarak sözleşmeyi fesih beyanında bulunduğunu, davacı yanın müvekkili şirketin hak sahibi olduğu formatı taklit ettiğini beyanla davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır. Davalı vekili Birleşen İstanbul 1.FSHHM 2016/193 Esas sayılı davada cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle davanın görevsiz mahkemede açılması sebebiyle davanın görev yönünden reddini, Mahkeme aksi kanaatte ise, huzurdaki dava ile İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2015/231 E. sayılı dava dosyası arasında bağlantı olması sebebiyle dosyaların birleştirilmesini, müvekkili şirketin davacıya borçlu olmaması, davacıdan alacaklı olması sebebiyle itirazın iptali davasının reddini, davacının huzurdaki davayı ikame etmede kötüniyetli olması sebebiyle müvekkil şirket lehine %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; "ASIL DAVADA:1- İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takip dosyasında davalı borçlu tarafça yapılan itirazın iptaline, taleple bağlılık ilkesi gereği takibin 461.500 TL üzerinden devamına, davalının icra dosyasına icra takibinden sonra dava açılmadan önce yaptığı ödemelerin asıl alacak miktarından düşülmesine, takip tarihinden dava tarihine kadar kalan alacağa değişen oranlardaraki avans faizi işletilmesine, BİRLEŞEN DAVADA; 1-İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takip dosyasında davalı borçlu tarafça yapılan itirazın iptaline, takibin 578.500TL üzerinden devamına, bu tutara takip tarihinden dava tarihine kadar değişen oranlardaki avans faizi faiz işletilmesine, fazla talep edilen 58.500 TL nın reddine," karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketle davacı yan arasındaki 17.05.2012 tarihli Ana Sözleşme’nin konusu sözleşmenin 3. Maddesinde açıkça belirtildiği üzere, sözleşmenin konusunun müvekkili şirketin format haklarına sahip olduğu ve aynı zamanda yapımcısı olduğu televizyon programında, düzenlenen program akışının sunumunun davacı ... tarafından üstlenilmesi ve davacının edim yükümlülüklerini gereği gibi ifa etmesinin karşılığında da müvekkil şirketin bir bedel ödemesi olduğunu, taraflar arasındaki Ana Sözleşme ve Ek Sözleşme’de belirlendiği gibi, davacının asli edim yükümlülüğü sunuculuk görevini ifa etmesi olup bu kapsamda sunucu tarafından FSEK anlamında meydana getirilen herhangi bir eser söz konusu olmadığından şekillenmiş ve hususiyet kazanmış televizyon program formatına uygun sunum yapması söz konusu olduğundan taraflar arasındaki uyuşmazlığın FSEK kapsamında olmadığını, ihtilafın sunuculuk sözleşmesinden doğan tanıtıcı reklam bedellerinin ödenmediği iddiasına ilişkin olduğunu, davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğini, davanın İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1011 E. sayılı davası arasında bağlantı olması nedeniyle, iki davanın birleştirilmesine karar verilmesi gerekli iken, aksi yönde karar verilerek davanın görülmesinin hatalı olduğunu, heyet raporuna itiraz üzerine tek bilirkişiden rapor alındığını, rapora itirazlarının değerlendirilmediğini, raporlar arasında çelişki olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini, takip tarihinde sözleşmenin 5.3 maddesi gereğince alacağın muaccel olmadığını, şirket tarafından tahsilat yapılmadan tanıtıcı reklam bedellerinden kaynaklanan alacağın talep edilmesinin sözleşmeye aykırı olduğunu, buna rağmen müvekkili şirketin, ödemeleri tahsil edememesine rağmen muaccel olmayan bir borç için erkenden KDV ödemesi yaptığını, davacının serbest meslek makbuzlarının defterlere işlemiş olmasının davacıyı alacaklı hale getirmediğini, hükme esas alınan ek bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, davacının sebep olduğu RTÜK cezaları dolayısıyla sözleşmede düzenlenen cezai şart alacağının muaccel hale geldiğini takas/mahsup definin mahkemece dikkate alınmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, dava konusu alacağın muacceliyeti yönünden ihtilaf olması ve iş bu tespitin yargılamayı gerektirmesi nedeniyle müvekkil aleyhine icra ve inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını, asıl ve birleşen davanın reddi ile davacı aleyhinde kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İstinafa Cevap: Davacı vekili tarafından istinaf başvurusuna cevap verilmemiştir. Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Asıl dava ve birleşen dava İİK 67.maddesine dayalı ilamsız icra takiplerine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Asıl davada, sunuculuk sözleşmesi kapsamında tanıtıcı reklam bedeline ilişkin 520.000,00 TL cari hesap alacağının tahsili amacıyla davacı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında davalı aleyhine 22.05.2015 tarihinde ilamsız takip başlatılmıştır. Takip tarihinden sonra dava tarihinden önce 26.05.2015 tarihinde davacı hesabına 58.500,00 TL ödeme yapılmıştır. İtirazın iptali davasında, takip tarihi ile dava tarihi arasındaki ödemelerin dikkate alınması gerektiği, davacı tarafça bu dönemde yapılan ödemeler düşülerek dava dilekçesinde 461.000,00 TL dava değeri gösterilerek dava açıldığı görülmektedir. Birleşen davada ise, taraflar arasında düzenlenen 17/05/2012 ve 05/12/2013 tarihli sözleşmeden kaynaklanan tanıtıcı reklam bedeline ilişkin 637.000,00 TL cari hesap alacağın tahsili amacıyla davacı tarafından İstanbul ....icra müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında davalı aleyhine 16.10.2015 tarihinde ilamsız takip başlatılmıştır.Mahkemece yukarıda yazılı olduğu üzre verilen karara karşı davalı vekili istinaf talebinde bulunmuştur. Mahkemenin görevli olmadığına ilişkin istinaf sebebi yönünden; davalı vekili taraflar arasında sunuculuk sözleşmesi akdedildiğini, davalının televizyon programının format haklarına sahip olduğunu, davacının asli ediminin sunuculuk görevini ifa etmesi olduğunu sunucu tarafından FSEK anlamında meydana getirilen herhangi bir eserin olmadığını taraflar arasında FSEK’ten kaynaklanan bir uyuşmazlık bulunmadığını beyanla davanın görevsiz mahkemede açıldığını ileri sürmüş ise de, televizyon formatının eser niteliğinde olduğu, mali haklarının davalı şirkete ait olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, televizyon formatlarının FSEK 1. Maddesi kapsamında sinema eseri kategorisinde kabul edildiği dikkate alındığında, formatta sunucunun ön planda olduğu, programın davacının şahsına özgü sunum tarzı ile ile icra edildiği, sunucunun tanıtıcı reklam uygulamalarını da icra ettiği bu nedenle FSEK 80.maddesi kapsamındaki eser sahibinin izniyle bir eseri özgün bir biçimde yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden sanatçıların bağlantılı hak sahibi oldukları düzenlenmiş olduğundan, davacının icracı olarak bağlantılı hak sahibi konumunda olduğu bu nedenle FSEK de düzenlenen hukuki ilişkiden doğan eldeki uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin FSEK 76. maddesi gereğince fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi olduğundan göreve ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Aşağıdaki Yargıtay ilamı da aynı yöndedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2010/876 - 2011/10204"Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında sunuculuk sözleşmesi imzalandığını, taahhütlerini yerine getirmelerine rağmen belirlenen ücretin ödenmediğini, yapılan takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, taraflar arasında imzalanan sunuculuk sözleşmesinin fikri eser mahiyetinde bulunduğu, Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi'nin görevli olduğu gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.... hükmün ONANMASINA," Mali Bilirkişi ... 17/12/2019 tarihli 2.ek bilirkişi raporunda; İbraz olunan ticari defterler üzerinde yapılan incelemeye göre, cari hesap hareketlerinin bilgisayar ortamında tutulan davalı ticari defter kayıtlan ile birebir olduğu ve aynı zamanda tarafların cari hesap bakiyelerinin mutabık olduğunun tespit edildiği, kök raporda, davacının icra takibi başlattığı tarihlerde henüz tahsilatı yapılmamış çekler bulunduğunun belirtilmiş olduğu, daha sonra düzenlenen ek raporda ise, davalı şirket tarafından sunulan dava dışı ... Ltd. Şti’ne ait davalı kayıtlarındaki c/h ekstresi ile başlangıç tarihi olan 30.09,2014 tarihinden itibaren dava dışı şirketten alacaklı olunan tutarlar ve 10.12.2014 tarihinden itibaren tahsile alınan çeklerin tutar ve vadelerini gösteren listenin incelenmesi sonucunda, davacının takip tarihlerindeki alacaklarının muaccel olduğunun tespit edildiği, a) Asıl Dava Yönünden : Davacının, İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında 22.05.2015 takip tarihi itibariyle, davalıdan taleple bağlılık ilkesi gereğince, 520.000,00 TL asıl alacak (Talep: 520.000,00 TL, Dava Esas Değeri: 461.500,00 TL) ile birlikte bu tutar üzerinden hesap edilen 4.103,01 TL işlemiş faizini talep edebileceği, b) Birlesen Dava Yönünden ; Davacının, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında 16.10.2015 takip tarihi itibariyle, davalıdan 578.500,00 TL olarak hesap edilen asıl alacak (Talep ve Dava Esas Değeri: 637.000,00 TL) ile birlikte temerrüt hali oluştuğu tespit edilmiş olan 159.250,00 TL üzerinden hesap edilen 7.028,82 TL işlemiş faizini talep edebileceği sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Dosya kapsamına göre taraflar arasındaki 17.05.2012 tarihli Ana Sözleşme ile 05.12.2013 tarihli Ek Sözleşme’nin sunuculuk sözleşmesi olduğu, davalı şirketin yapımcı olduğu, asıl ve birleşen davaya konu alacağın sunucunun tanıtıcı reklam bedellerinden kaynaklanan alacağına ilişkin olduğu, asıl dava konusu takipte Kasım-Aralık 2014 tarihli 2 adet ve Ocak-Şubat 2015 tarihli 2 adet olmak üzere 4 adet serbest meslek makbuzundan kaynaklı alacağın tahsilinin talep edildiği, birleşen dava konusu takipte ise, Nisan 2015 tarihli 2 adet ve Mayıs-Haziran 2015 tarihli 2 adet olmak üzere 4 adet serbest meslek makbuzundan kaynaklı alacağın tahsilinin talep edildiği, söz konusu makbuzların davalının ticari defterlerinde kayıtlı ve tam uyum içinde olduğu, asıl dava konusu tanıtıcı reklam bedellerine karşılık davalı şirketin dava dışı şirketten teslim aldığı çeklerden takip tarihi itibariyle 1.014.120,54 TL tahsil etmiş olduğu, birleşen dava konusu reklam bedelleri için ise teslim aldığı çeklerden 16.10.2015 takip tarihine kadar 1.974.415,97 TL tahsil etmiş olduğu tahsil ettiği çek bedelleri sonrası, takip konusu olmayan alacakların ödendiği ve dava ve takip konusu serbest meslek makbuzlarına karşılık olarak da davalının kısmi ödeme yaptığı görülmektedir. 17.5.2012 tarihli sözleşmenin 5.3 maddesinde, sunucunun tanıtıcı reklam faaliyetlerinden doğan alacağının , reklam bedellerinin yapımcı tarafından dava dışı ... Ltd. Şirketinden tahsil edildiği tarihi takip eden 7 gün içinde, yapımcı tarafından sunucu’ya ödeneceği, tanıtıcı reklam bedellerinin davalı şirket tarafından tahsil edilebilmesi halinde muaccel hale geleceği düzenlenmiştir. Görüldüğü üzere alacağın muacceliyeti için dava dışı şirketten tahsilat şartı getirilmekle birlikte muacceliyet için dava dışı şirketin ifa yerine verdiği çek vadelerinin serbest meslek makbuzu ile örtüşmesi ve makbuz tarihi ile aynı vade tarihi içeren çeklerin tahsilinin şart kılınmadığı bu nedenle ileri tarihli verilen çeklerin tahsili halinde çek vadesinden bağımsız olarak ifa edilen edime ilişkin doğmuş alacak için düzenlenen makbuzlardaki alacağın muaccel hale geleceği açıktır. 17.12.2019 tarihli mali bilirkişi 2. Ek raporunda, davalının ticari defterlerindeki kayıtlara göre, dava dışı ... şirketine ait cari hesap ekstresi , dava dışı şirketten alacaklı olunan tutar,10.12.2014 tarihinden itibaren tahsile alınan çeklerin tutar ve vadelerini gösteren liste dikkate alındığında davacının asıl dava konusu 22.05.2015 takip tarihindeki tanıtıcı reklam bedellerinden kaynaklı 520.000,00 TL tutarındaki alacaklarının muaccel olduğu tespit edilmiştir. Yine , birleşen dava konusu İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takip dosyasında 16.10.2015 takip tarihi itibariyle, davacının davalıdan muaccel hale gelen 578.500,00 TL tutarında alacaklı olduğu hesap edilmiştir. Davalı RTÜK tarafından yapımcı şirket olan davalı firmaya kesilen idari para cezalarının ve cezai şartın davacının alacaklarından takas/mahsup edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Takas ve mahsup birbirinden farklı kavramlardır. Mahsupta, birbirinden ayrı ve bağımsız iki alacak mevcut olmayıp, alacak miktarından belli olgular dolayısıyla indirme talebi bulunmaktadır. Alacaktan indirilecek olan meblağ bir karşı alacak değildir. Mahsup, alacağın gerçek miktarını belirlemek üzere yapılan bir işlemdir. Mahsup itirazının karşı dava olarak ileri sürülmesine gerek olmadığı gibi, ayrı bir davada istenmesi zorunluluğu da bulunmamaktadır. Takasta ise, birbirinden bütünüyle ayrı ve bağımsız, karşılıklı iki alacak (borç) vardır. Ayrıca takas edilecek alacakların muaccel, dava edilebilir olması ve takas hakkının kanunla veya tarafların yapmış olduğu sözleşmeyle ortadan kaldırılmamış olması gerekir. Bu alacak sahiplerinden her biri takas ileri sürebileceği gibi, bu yola gitmeksizin alacaklarını ayrıca da isteyebilirler. Takas savunmasında bulunan taraf hem kendi alacağı, hem de kendi alacaklısının alacağını ortadan kaldırmakla, her iki alacak üzerinde de etkin olur. Bu niteliği ile takas bir inşai haktır. Mahsup ise bir inşai hak ya da def'i olmayıp, bir itirazdır. (YHGK'nın 24.05.1950 gün ve 74 E, 31 K sayılı ilamı bu yöndedir.) Örnek vermek gerekir ise, bir alacak davasında, davalı kendisinin de bir başka ilişkiden dolayı alacaklı olduğunu savunuyorsa bu bir takas savunmasıdır. Buna karşın, haksız mal edinme iddiasına dayalı bir geri alma davasında, davalı indirimi gerekli bir kısım giderleri olduğunu savunursa, yapılması gereken iş mahsuptur.Somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmelerden kaynaklanan alacaklarına karşılık davalı tarafın, RTÜK cezalarına ve cezai şarta ilişkin savunması, kendisinin de başka ilişkiden dolayı birbirinden bütünüyle ayrı ve bağımsız, karşılıklı iki alacak (borç) olduğuna ilişkin takas savunması niteliğinde olmayıp aynı temel ilişki ve sözleşmeden kaynaklanan alacağın gerçek miktarının belirlenmesi bakımından indirme talebi niteliğinde olduğundan mahsup talebidir. Her ne kadar mahkemece RTÜK idari para cezaları ve cezai şarta ilişkin davacının takas mahsup taleplerinin bu davada tartışılamayacağı belirtilmiş ise de , yukarıda belirtildiği üzere mahsup itiraz niteliğinde olup resen gözetilmesi gerektiği yine takas talebinin TBK 139/2 maddesi gereğince, alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takasın ileri sürülebileceği dikkate alındığında gerekçenin hukuka uygun olmadığı anlaşılmıştır. RTÜK cezaları konusunda; 17/05/2012 tarihli sözleşmenin 4.13. maddesinde “bu tip idari cezalardan sunucunun gerekli önlemleri almasına rağmen meydana gelen sonuçlardan sorumlu olmayacağı aksi takdirde yapımcı veya yayın kuruluşunun uğrayacağı her türlü zararın tanzim edileceği şeklinde düzenlendiği görülmektedir. Davacı sözleşme ile kendi kusurundan kaynaklanan idari para cezalarından kaynaklanan zararı tazmin etmeyi kabul etmiş olmakla birlikte, bu sorumluluğun kusur temeline dayandırıldığı, somut uyuşmazlıkta, davalı yapımcı şirketine uygulanan idari para cezaları ve cezai şart alacağı konusunda İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/1011 E. sayılı dosyasında, eldeki dava konusu aynı sunuculuk sözleşmelerinde garantör olarak yer alan ve sunucuya ilişkin edimlerin yerine getirilmesini taahhüt eden ... ile davalı şirket arasında görülen dava ve birleşen dava konusu itirazın iptali talepli davada davalının sunucunun her türlü edimini garantör olarak üstlenen davacıya karşı RTÜK cezaları ve sözleşmedeki cezai şart koşulunu mahsup sebebi olarak ileri sürdüğü ve mahkemece bu talebin kabul gördüğü, dolayısıyla İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/1011 E. sayılı dosyası sonucunun bu bağlamda eldeki dosyanın sonucu ile bağlantılı olduğu mahkemece bu anılan dosya sonucunun karar yerinde tartışılıp değerlendirilmesi gerektiği zira sunucunun kusuruyla idari para cezalarına sebebiyet verdiği bu durumun da sözleşmenin ihlali sayılacağı ve cezai şartın, RTÜK para cezaları haricinde ayrıca talep edilebileceği yönünde bilirkişi raporu alınıp değerlendirme yapıldığı, bu yönde verilen kararın kesinleşmesi halinde eldeki dosya yönünden kesin delil niteliğinde olacağı, bu durumda sözleşmede öngörülen cezai şartın miktarı ile davalı şirket tarafından ödenen para cezaları miktarı, dikkate alındığında dava dışı ... alacağından mahsup edilen tutar dışında mahsuba konu alacak olup olmadığı ve buna bağlı olarak davacının asıl dava ve birleşen davada takip konusu yaptığı alacakları talep etmekte haklı olup olmadığının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu, eksik inceleme ile esasa etkili tüm deliller toplanmadan karar verildiği anlaşıldığından sair hususlar incelenmeksizin istinaf talebinin kısmen kabulüne karar vermek gerektiği anlaşılmıştır. Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2-İstanbul 1.fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 04/11/2020 tarih, 2017/292 E. 2020/324 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran asıl ve birleşen davada davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,7-İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyasına yatırmış olduğu 1.325.216,23 TL teminatın ve İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takip dosyasına yatırmış olduğu, 1.018.702,54 TL teminatın 2004 Sayılı İİK'nun 36/5. maddesi gereğince yatıran davalı tarafa talebi halinde İADESİNE,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 22/02/2024